Kitap Künyesi
Yazar: Ian McEwan
Çevirmen: Figen Bingül
Editör: Ümran Özbalcı
Tasarımcı: Nahide Dikel
Tasarımcı: Mehmet Ulusel
Tasarımcı: Merve Çakıroğlu
Orijinal Adı: The Cement Garden ~ First Love, Last Rites
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
İSBN: 9789750846809
Sayfa Sayısı: 232
--reklam--
Beton Bahçe - İlk Aşk, Son Ayin Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Çağdaş İngiliz edebiyatının başarılı isimlerinden, Man Booker Ödüllü Ian McEwan’dan bir roman ile bir hikâye derlemesi: Beton Bahçe ve İlk Aşk, Son Ayin.
McEwan Beton Bahçe’de annelerini kaybeden kardeşlerin daha dışarıdaki dünyaya bile hazır değilken nasıl kendi dünyalarına çekildiklerini anlatıyor. Dört kardeşi kuşatan bir ölümün ve yıkımın izlerini okura aktarırken huzursuzluğun ne boyutlara varabileceğini gösteriyor.
Kısa, etkileyici, kimi zaman korkutucu hikâyelerden oluşan İlk Aşk, Son Ayin derlemesinde ise insanların gözünü kapamak istediği acı gerçeklere dikkat çekiyor. Can sıkıntısının insanı cinayete sürükleyebileceğini, gençlik meraklarının ne sonuçlar doğurabileceğini, dayanılmaz yalnızlıkların insanın en kötü dürtülerini nasıl uyandırabileceğini gözler önüne seriyor.
“McEwan öyle bir yeteneğe sahip ki aynı anda hem tuhaf hem olağanüstü olabiliyor.”
- Boston Sunday Globe
“McEwan, olağanüstü bir korku sihirbazı.”
- Village Voice Edebiyat Eki
“Beton Bahçe özgüvenli, ustalıklı bir teknikle yazılmış, merak uyandıran bir eser.”
– Observer
“Beton Bahçe gizemli ve etkileyici… Gerçek bir kurgu dehası dokunuşu.”
- The Times
--reklam--
Beton Bahçe - İlk Aşk, Son Ayin Alıntıları - Sözleri
- Söyleyecek bir şeyi yoktu, o soyutlamalar yapmaz veya durumları tartışmazdı, onların içinde yaşardı.
- “sadece kitapların var. Geçmişin üzerinde, bokun üzerindeki bir sinek gibi sürünüyorsun.”
- “İnsanlara ne yapacağını söylemekten vazgeçsen” dedim. “Tanrı değilsin, öyle değil mi?”
- “Kızlar kot pantolon giyebilir, saçlarını kısa kestirebilir, gömlek ve bot giyebilirler çünkü erkek olmak iyidir, kızlar için bu terfi gibi bir şeydir. Ama bir erkeğin kız gibi görünmesi sana göre aşağılayıcıdır çünkü sen gizlice kız olmanın aşağılayıcı bir şey olduğunu düşünüyorsun.”
- Onu çarşafın üstüne indirdiğimizde, ayağımızın dibinde kanadı kırık bir kuş gibi yatarken, geceliğinin içinde o kadar narin ve kederli görünüyordu ki ilk kez kendim için değil de onun için ağladım.
- (.....) başkalarının kârı için bu kaldırma, kazma, itme, paketleme, denetleme, terleme ve inlemeli bir ömürlük uyuşuk hıyanete, kendilerini rahatlatmak için bu hayatın aşağılığından nasıl bir erdem yarattıklarına, kendilerini cehennemde bir gün kaçırmadıkları için nasıl ödüllendirdiklerine gülerdim;
- — kendi tapınaklarında tanrıydılar
- (...) farklı olarak ben, bir hiç uğruna koşarak kendilerini yere vuran yenik insanların muzaffer ruhlarına sevinçli bir hayranlık, bir coşku duyardım.
- Ama ben her zaman ben olmayı tercih ederim.
- “Kızlar kot pantolon giyebilir, saçlarını kısa kestirebilir, gömlek ve bot giyebilirler çünkü erkek olmak iyidir, kızlar için bu terfi gibi bir şeydir. Ama bir erkeğin kız gibi görünmesi sana göre aşağılayıcıdır çünkü sen gizlice kız olmanın aşağılayıcı bir şey olduğunu düşünüyorsun. Yoksa neden Tom’un elbise giymesinin utanç verici olacağını düşünesin?”
- “‘Bana biraz abartmış gibi geldi’ dedi.”
- “‘Regl oldum ve bir şey almam lazım.’ Bağırmalarını duymazdan gelip özellikle önemli saydığım parçamı bitirdim. Eğer sonraya bıraksaydım belli detaylar kaybolacaktı. Artık Maisie’den ses yoktu, yatak odasında olduğunu varsaydım. Ama kapıyı açtığımda tam önümde elinde bir ayakkabıyla bekliyordu. Topuğunu şiddetle kafama indirdi, sadece bir tarafa kıpırdayacak kadar zamanım oldu. Topuk kulağımın üstüne gelip fena kesti. ‘İşte’ dedi Maisie, etrafımdan dolanıp banyoya giderken, ‘şimdi ikimiz de kanıyoruz.’”
- Beni seviyor gibiydi ya da en azından beni görmezden gelmeye hazırlıklıydı.
- “Bütün portakallar gerçektir, değil mi anne?”
- Dışlanmış hissediyor ama öyle görünmek istemiyordum.
--reklam--
Beton Bahçe - İlk Aşk, Son Ayin İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ülkemiz tam bir yanlış anlaşılmalar, konuyu saptırmalar ülkesi. Ha, bir de sansür. Üçünü bir araya getirirseniz de karşınızda hop, bu kitap beliriveriyor. İncelemeleri itinayla incelerken bir arkadaşımızın ifadesi gözüme çarptı: “Bu kitap bana göre değil.” Bu kitap zaten bize göre olacak bir kitap da değil, beklenti yanlış bir kere. Komfor alanımızı terk etmediğimiz için etrafımızdaki pek çok olaya seyirci kalıyor, avazımız çıktığı kadar susuyoruz. Halbuki yeri geldiğinde midemiz bulanmalı, kusmuğumuzda boğulana dek hayata lanet etmeli ve bu kitabın oluşmasına ilham kaynaklığı eden insanlığımızı hiddetle sorgulamalıyız. Öyle her gün haberlerde gördüğümüz, utanç verici bir şekilde alıştığımız taciz ve tecavüz haberlerini nasıl sindiriyorsak, mide ya bizdeki, bu kitaba da aynı şekilde burun kıvırmamalı. Okuyamıyorumculuk yaptığımız pek çok olay, burada da olduğu gibi, misliyle yaşanıyor ve yaşatılıyorsa, insanlığa olan borcumuzu ne şekilde ödüyorduk ki biz? Seyirci kalarak mı? Onu bile beceremiyoruz ya. Kararlıydım, tüm cesaretimi topladım ve hasta zihinlerin ta dibine inmeye karar vererek bu kitaba başladım. Kitap bir rahatsız edici insanlık ilişkileri derlemesi: ensest, tecavüz, cinayet... Toplumumuzun aynası ne varsa işte, bol keseden. Yanlış saymadıysam şayet dokuz hikayeden oluşuyor. Hikayelerin ilki olan Beton Bahçe, ilk okuyuşumda, ilk birkaç sayfa, ağır geldiği doğrudur. Sayfalar ilerledikçe pencereye gittim geldimse de bir şekilde bitirdim. Bir yandan lanet olsun dedim, bitsin istedim, bir yandan da yarım kaldığını hissettim. Önce babasız, sonrasında da annesiz kalan dört kardeşin algılarında zaman içerisinde ilerleyen bozulma, hayatlarının bir tür evcilik oyununa evrilmesi sonucu ailede değişen roller, baskıya dayanamayıp bir volkan gibi patlayan arzular ve kontrolsüzce ensestliğe sürükleniş çarpıcı bir biçimde anlatılmış. Bırakın çarpmayı, tokatladı geçti. “Ne güzel bir uykuydu, değil mi?” Devamını merak ettim, devamı yoktu. Devamı hayal gücümüz. Anlatamam ki, inceleme değil bu, serzeniş. Sonra Uzay Geometri vardı, hikayeler arasında en favorim olabilir. Kaptan Nicholls’ın ikonik penisi, bol bol teori ve yok olan Maisie. En az rahatsız edeniydi. Yazın Son Günü, Bir Dolap Adamla Konuşma ve Maskeler de okunmaya değer. Özellikle Maskeler, kitabın kapağını kapatmama kalmadan son tekmeyi vurdu bana, yığıldım kaldım, hain şey. Neyse işte, okudum bitti. Haydi geçmiş olsun. (Taşındım!)
Oncelikle beton bahce oldukca mukemmel bir kurguya sahip cesur bir romandı. Okurken kurgunun içinde kaybolduğumu gercek anlamda hissettim. Özellikle annesinin ölümüne çocukların verdikleri tepki ,birbirlerinden ayrılmamak için yaptıkları plan oldukca etkileyiciydi. Diğer öyküler de beton bahce gibi oldukca akici ve guzeldi fakat en çok kelebekler ve bir dolap adamla konusma öyküleri beni etkiledi. Bir dolap adamla konusma öyküsünün de ana karakterin 18 yaşına kadar yasininin gerektirdiği belli seyleri dahi yapamasi adeta 18 yaşında bir bebek olması ve aniden yetişkinlige zorlanması ve bu mücadelede tek başina bırakılması oldukca etkileyiciydi. Kendi başına nasıl kendini yaratmaya çalıştığını okumak, buna tanık olmak oldukca keyifliydi. (Şule poyraz)
Yazar ile Başak Tanrıverdi'nin telegram grubu sayesinde tanıştım. İyiki de tanışmışım. Gerçekten hayran kaldığım bir yazar oldu. Bu kitap yazarın okuduğum 4. kitabı. Daha önce okumuş olduğum ilk üç kitaba hiç mi hiç benzemiyor. Hatta ilk başladığında acaba çevirisinde mi bir sıkıntı var diye baktım. Meğer hemen hemen her kitabını başka birisi çevirmiş. Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm Beton Bahçe romanı, ikinci bölümde ise yazarın öyküleri bulunuyor. Kitabı ne zaman okusam midemin bulandığını hissettim. Çünkü kitapta ensest, tecavüz, cinayet, her türlü çarpık ilişki bulunuyor. (Her ne kadar günlük hayatımızda bu tip şeyleri görmezden gelmeye çalışsakta hepsi gerçekte ne yazık ki olan şeyler.) (Melike)
--reklam--
Beton Bahçe - İlk Aşk, Son Ayin PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ian McEwan - Beton Bahçe - İlk Aşk, Son Ayin kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Beton Bahçe - İlk Aşk, Son Ayin PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ian McEwan Kimdir?
İngiltere’nin Aldershot kasabasında doğan McEwan çocukluğunun büyük bir kısmını subay olan İskoç babası David McEwan’ın atandığı Doğu Asya, Almanya ve Kuzey Afrika’da geçirdi. Woolverstone Hall School, University of Sussex ve University of East Anglia’da öğrenip gören yazar, Malcolm Bradbury’nin öncülük ettiği “Yaratıcı Yazarlık Kursu”nun ilk mezunlarından biri oldu.
İki kere evlenen McEwan’ın ikinci eşi olan Annalena McAfee The Guardian’ın eleştiri bölümünün eski editörlerindendir. 1999 yılında ilk eşi olan Penny Allen vesayeti tıpkı 15 yaşındaki abisi gibi babaları McEwan’a verilen 13 yaşındaki küçük oğulları ile birlikte kaçtı.[1]
2004’ün Mart ve Nisan aylarında - Britanya Devleti, yazarı Amerika’nın First Lady’si Laura Bush’la yemek yemeye davet ettikten hemen sonra - McEwan’ın Amerika Birleşik Devletleri’ne girişi uygun vizeye sahip olmadığı için reddedildi.[2] Britanya basınında yapılan yayınların arkasından McEwan Birleşik Devletler’e “Sizi hala kabul etmek istemiyoruz ama dışarıda olmanız pek çok uygunsuz yayına sebep oluyor” açıklaması ile kabul edildi.[3] Daha sonra Birleşik Devletler kendisine bir özür mektubu yolladı.[4]
Royal Society of Literature, Royal Society of Arts, American Academy of Arts and Science McEwan’ın üye olduğu bazı gruplardır. 1999 yılında Hamburg’da Alfred Toepher Vakfı tarafından Shakespeare Ödülü’ne layık görüldü. Ayrıca British Humanist Association’ın seçkin destekçilerinden olan McEwan 2000 senesinde İngiliz Şövalyelik Ödülü ile ödüllendirildi.
Ian McEwan, 2002 yılında II. Dünya Savaşı sırasında başka bir aileye evlat olarak verilen bir erkek kardeşe sahip olduğunu öğrendi ve bu hikâye 2007 yılında kamuoyu tarafından duyuldu.[5] McEwan’dan 6 yaş büyük olan ve aynı anne babaya sahip olan duvar ustası David Sharpe, McEwan’ın ebeveynlerinin evlenmeden önce yaşadıkları yasak aşkın meyvesi olarak dünyaya geldi. McEwan’ın annesi aşığıyla ilk kocası savaşta öldükten sonra evlenebildi. Ian ise bu nikahtan birkaç sene sonra dünyaya geldi.
McEwan’ın yayınlanan ilk eseri 1976 yılında Somerset Maugham Ödülü’nü kazandığı kısa hikâyelerinden oluşan İlk Aşk, Son Törenler (First Love, Last Rites, 1975) isimli kitabıdır. Bu kitabı iki ilk roman sayılabilecek The Cement Garden (1978) ve Yabancı Kucak (The Comfort of Strangers, 1981) isimli eserler takip etti. Bu iki roman McEwan’ın edebiyat dünyasında “Ian Macabre” olarak anılmasına sebep oldu.
1997’den yayınlanan ve erotomani hastalığına yakalanmış bir insanı konu alan Sonsuz Aşk (Enduring Love) isimli romanı Man Booker Ödülü aday listesinde yer alamamasına rağmen pekçokları tarafından bir başyapıt olarak nitelendirildi. McEwan Booker Ödülü’nü 1998 yılında Amsterdam’da Düello (Amsterdam) isimli romanı ile aldı. Bir sonraki romanı Kefaret (Atonoment, 2002) de çok büyük beğeni kazandı. Time Dergisi eseri 2002 yılının en iyi romanı ilan etti ve roman Booker Ödülü aday listesine girdi.
2005 yılında yayınlanan romanı Cumartesi’de (Saturday, 2005) başarılı bir beyin cerrahının bir cumartesi günü yaşadıklarını işledi. Romanın ana karakteri olan Cerrah Henry Perowne’un evi Londra’nın merkezinde ünlü bir meydandadır. McEwan da Oxford’dan Londra’ya geri taşındıktan sonra aynı meydanda bulunan evinde yaşamaktadır. “Cumartesi” James Tait Black Memorial Prize ile ödüllendirildi. An itibarı ile son kitabı olan On Chesil Beach, 2007 senesinde çıktı ve aynı sene Booker Ödülü adaylarından biri oldu.
McEwan ayrıca pek çok film senaryosuna, bir adet sahnelenmiş oyuna ve bir oratoryaya imzasını atmıştır. 2007 Ağustos’unda “For You” isimli operanın metinlerini yazmaya başlayan McEwan’ın bu eseri Michael Berkeley tarafından bestelenecek ve 2008 yılı içinde icra edilecektir.2006 yılı sonunda, McEwan’ın büyük beğeni kazanan romanı Kefaret’i Lucilla Andrews’ın otobiyografisi “No Time for Romance”’den yaptığı intihalle yazdığı iddia edildi. Yazar masumiyetini The Guardian’da savundu, Andrews’un çalışmasından Kefaret’i yazdıktan sonra haberi olduğunu söyledi. McEwan, Amerikalı büyük yazar Thomas Pynchon’ın da içinde bulunduğu pek çok önemli yazar tarafından da savunuldu.
İlk romanı The Cement Garden’ın orijinalliği hakkında da yorumlar yapılan McEwan’ı son olarak Claire Henderson-Davis “On Chesil Beach”’de annesinin ismini kullanıp ebeveynlerinin hayat öykülerini anlatmakla suçladı. McEwan bütün bu suçlamaları da reddetmektedir.
--reklam--
Ian McEwan Kitapları - Eserleri
- Çocuk Yasası
- Fındık Kabuğu
- Kefaret
- Sahilde
- Yabancı Kucak
- Sonsuz Aşk
- Amsterdam'da Düello
- Benim Gibi Makineler
- Hamamböceği
- Beton Bahçe
- Cumartesi
- Kayıp
- Masumiyet ya da Özel İlişki
- Beton Bahçe - İlk Aşk, Son Ayin
- Siyah Köpekler
- Bir Parmak Bal
- Düş Yolcusu
- Solar
- İlk Aşk, Son Törenler
- İlişkiler
--reklam--
Ian McEwan Alıntıları - Sözleri
- “Babamı ben öldürmedim, ama işini kolaylaştırdığımı hissettim zaman zaman.” (Beton Bahçe)
- Can sıkıntısıyla, mutluluk arasında fazla bir mesafe yoktur; insan, sevincin sahillerinden bakar can sıkıntısına.. (Fındık Kabuğu)
- Oğlan olsun kız olsun, bir insan için en alçaltıcı şey, iyi bir eğitimden ve düzgün bir işte çalışma onurundan mahkum edilmekti... (Çocuk Yasası)
- "Hayal görmek hakkında hayal kuruyordun." (Düş Yolcusu)
- Bazen bir haksızlık üzerine fazla kafa yoran insanlarda öç hırsı bir tür yükümlülük duygusuyla karışır. (Amsterdam'da Düello)
- Dünyanın böyle ayrıntılarla, böylesine minik insani zaaflarla dolu olması onu boğuyordu.. (Çocuk Yasası)
- Önemsenmeyen şimdiki zaman döne döne uzaklaşıyor bizden .. (Fındık Kabuğu)
- Beden yalan söyleyemez , ama zihin başka bir ülkedir . (Fındık Kabuğu)
- "Herşeyi derinden hissediyorum. Söyleyebileceklerimden daha fazla." (Benim Gibi Makineler)
- Sürekli olması gereken,hiçbir zaman üzerinden atamadığın bir sevgi nasıl her zaman merhametli olabilir ki?Bu bir ısı,bir sıcaklık,Joe ve seni yakabilir.Seni yakıp kül edebilir. (Sonsuz Aşk)
- ... Kendimizi şimdiki zamanı yaşamak için özgür kılamazken, başkalarını özgürleştirmek üzerine düşünmek istiyorduk. Onların mutsuzlukları hakkında düşünmek istiyorduk. Kendi sefilliğimizi örtbas etmek için, onlarınkini kullanıyorduk. Bizim sefilliğimiz de, hayatın bize sunduğu basit güzellikleri kabul edemeyişimiz ve onlardan mutlu olamayışımızdı... (Siyah Köpekler)
- “Kendini eylemle uyuşturuyordu.” (Kayıp)
- Biz ışıktan kaçan varlıklarız. Biz karanlığı anlar ve severiz. Hamamböceği (Hamamböceği)
- Latince ‘hamamböceği’. (Hamamböceği)
- “Kabul edilemeyen şey ırkçı olmaktır.” (Amsterdam'da Düello)
- Hayat, hayat kurtarmaktan öte bir şey olmalı. (Cumartesi)
- Ağlamaları arasında Julie’yle Sue anlaşılmaz şeyler söylüyordu, belki kendi kendilerine, belki birbirlerine. Ben de onlar gibi kendimi bırakabilmeyi istedim, ama biri beni seyrediyor gibi hissettim. Gidip aynada kendime bakmak istedim. (Beton Bahçe)
- Kendimizi içinde bulunduğumuz ana bırakamıyorduk. Onun yerine başka insanları özgür bırakmayı düşünmek istiyorduk. Onların mutsuzluğunu düşünmek istiyorduk. Kendimizinkini gizlemek için onların sefilliğini kullandık. Ve bizim sefilliğimiz,yaşamın bize sunuğu basit, güzel şeyleri kabul edip onlara sahip olmaktan mutluluk duymayı beceremediğimizdendi. (Siyah Köpekler)
- Karşılıklı anlayışlarının derinliğini ve birbirlerini bu kadar iyi tanımalarına karşın hâlâ böylesine olağanüstü bir tutku yaşayabilmelerini kutladılar. (Yabancı Kucak)
- Can sıkıntısıyla mutluluk arasında fazla bir mesafe yoktur; insan, sevincin sahillerinden bakar can sıkıntısına. (Fındık Kabuğu)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin