Kitap Künyesi

Yazar: Philippe Djian

Çevirmen: Ayşen Ekmekçi

Orijinal Adı: 37°2 le matin

Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları

İSBN: 9789755391779

Sayfa Sayısı: 336

--reklam--

Betty Blue Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Hemen belirtelim: elinizdeki roman "yırtıcı" bir aşkı anlatıyor. "Aşk"ı, mutluluk ve evlilik beklentileriyle yaşamak isteyenlere göre bir kitap değil; hiç değil!... Sakin bir hayattan yana olanlar, pembe rüyalarının yıkılmasından korkanlar, okumasınlar.. Eleştirmenlerce bir mit, içtenlikle ve cesurca kaleme alınmış bir roman olarak nitelendirilen Betty Blue, barlarda çalışan bir kadınla bir musluk tamicisinin, yani sıradan insanların, yani anti-kahramanların aşklarını yaşamak ve kaderlerini değiştirmek için verdikleri mücadeleyi anlatır. Kadın çağdaş dünyanın sahteliklerine ve alçaklıklarına karşı öfkesini dizginlemeyen biridir. Hayata karşı çırılçıplaktır, korunmasızdır, hiçbir hesabı yoktur. Erkek, yalnızlık ve nesnelerin anlamsızlığı konusunda deneyimli, isyanını gerçekleştiremediği için kendini için için yiyen bir kuşağa mensuptur. Minyatür bir hayat kurmak için dünyanının ıssız bir köşesine gider. Bir kitap yazar ve unutur. Akşamları bira içerek güneşin batışını seyretmeye razı olur. Bir gün kadın öfkesiyle, dişiliğiyle, sahiciliğiyle gelir. Erkeğin öfkesinin de giderek ateşlendiği cehennemin ayrıntılarına doğru uzanan bir yolculuğa beraberce çıkarlar... Farklılıklarına aldırmayanlarla, başlarını eğdirmek isteyenlerle kavga etmekten çekinmezler. Giderek bir bok çukuruna dönüşen dünyaya teslim olmazlar. Yaralanırlar. Yaralarlar. Romanın bir yerinde Erkek: "Hayatta birtakım hedeflere saplanmak, kendini zincire vurmaktır. Mutluluğun var olmadığını, cennetin var olmadığını, kazanılacak ya da kaybedilecek hiçbir şey olmadığını ve hiçbir şeyin özünün değiştirilemeyeceğini anlamak gerekir. Ve bundan sonra insana sadece ümitsizliğin kaldığına inanmak bir kere daha yanılmaktır. Çünkü ümitsizlik de bir yanılsamadır" der. Kaderine razı olmayanların, öfkesini kontrol etmek istemeyenlerin, yüreğinde ateş yananların romanı...

--reklam--

Betty Blue Alıntıları - Sözleri

  • “Hey, hayatında hiç kadın görmedin mi?.. Kalp krizi mi geçireceksin?.. Hayatta dayanamadığım bir şey varsa o da cinsi sapıklardır!”
  • Ee, sana durumu farklı bir şekilde gösterebilirim, dedim. Dünya komik bir panayır yeri gibi ve biz bu panayırın sakin bir köşesinde birbirimizi bulduk; baş belalarından yeterince uzak, verandası olan ve sevişebileceğimiz bir yer. Bence asıl kafadan kontak olan sensin.
  • Başlangıçta hep böyle olur, insan her şeye katlanmaya hazırdır.
  • Hiçbir şey düşünmemek için ona on saniyeden biraz fazla bakmamın yeterli olduğunu fark etmeye başlamıştım.
  • Kimi zaman hayat size mutlak mükemmellikte bazı anlar sunabilmekte ve sizi kutsal bir bulutla sarmalayabilmekteydi.
  • Savaş Sanatı kitabında da belirtildiği gibi cesur insan haddini bilmelidir.
  • “Eğer her şeye sıfırdan başlamak için kapıyı çekip bir arabaya atlamak yeterliyse o zaman hayat biraz daha hoş olmaz mı?”
  • ...şefkat büyük lokmadır, her zaman için tuhaf bir risk taşır, tıpkı bir kafesin parmaklıklarından elinizi uzatmak gibi bir şeydir.
  • Biliyor musun, diye sürdürdüm, hep hayatıma bir anlam verebilecek şeylerin ardından koştum. Seninle yaşamak, belki de başıma gelen en önemli şey.
  • İnsan kendini aşmaya çalıştığı zaman asla pişmanlık duymuyor, bu her zaman insanın moralini düzeltiyor.
  • Niye seninle birlikte olduğumu sanıyorsun, eğer sana hayran olamayacaksam bu neye yarar, eğer seninle gurur duyamayacaksam...
  • Eğer bir kızın aklından geçenlerin hepsini anlamaya çalışırsanız, işin içinden çıkamazsınız.
  • Sersemin teki gelip kulağıma hayatta bir defa ölündüğünü söylese gerçek bir sağırla karşılaşırdı.
  • Eğer bir kızın aklından geçenlerin hepsini anlamaya çalışırsanız, işin içinden çıkamazsınız.
  • “İnsan, fare gibi kapana kısılmış olduğunu her fark ettiğinde kısa bir hipnotik dehşet anı yaşar.”

--reklam--

Betty Blue İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Bir aşk hikayesi okuyoruz ama öyle pembe bulutlarla dolu bir hikaye değil aksine sürekli gök gürlemeleri ve yıldırımlarla ilerliyoruz ve tam anlamıyla sarsıcı bir aşkı yaşatıyorlar kitabın kahramanları. Sıradan iki insanın birlikte hayata karşı verdiği mücadele ama ikisi de birbirinden o kadar farklı sürdürüyor ki bu işi buna rağmen kitabın sonuna doğru erkeğin kadına “biz bir elin parmakları gibiyiz” cümlesi gerçekten de tam karşılığını buluyor. Hayatla baş etmeye çalışırken aldıkları yaralar ve açtıkları yaralar en önemlisi de birbirlerine sığınmaları bir cümleyle böyle özetleniyor. Son sayfalara kadar hep şimdi çok büyük bir olay olacak diye yüreğim ağzımda okudum, ama olaydan çok genel olarak kitabın havasını hissetmek önemliymiş ben çok çabuk yakalayamadım bunu belki de yazarın okuduğum ilk kitabı olduğu için tarzına zor alıştım. Yine de kesinlikle ruhu olan bir kitaptı ve özellikle son 100 sayfada beni tamamen içine çekti. Filmi de varmış ama izlemeyi düşünmüyorum çünkü kafamda yarattığım dünyayı olduğu gibi bırakmak istiyorum. Yazarın diğer kitaplarını da en kısa sürede edineceğim, herkese keyifli okumalar. (Dilan)

Daha farklı bir şey beklediğim kesindi ama karşılaştığım şeyden de memnun olmadığımı söyleyemem. Yeraltı edebiyatı deyince daha sarsıcı şeyler beklediğimden sanırım. Garip bir şekilde kolay okunuyordu, uzun süredir kitap okumadığım düşünülürse -iki yıldır sınava hazırlanıyorum yani bu süreçte okuduğum kitapları kitap okudumdan bile sayamıyorum- geri dönüşüm için hızlı bir başlangıç oldu. Bu kitabın olayı bence anormal şeylerin bir noktadan sonra o kadar güzel normalmiş gibi yedirilmesi ki şaşıracağınız şeyleri okurken bile nefes alma ritminizin değişmemesi. Ne övebilir ne de gömebilirim. Aslına bakarsanız hakkında bir şey düşünmüyor ya da hissetmiyorum. Bu yazardan başka kitap okumak isteyip istememem de önemsiz gibi. Denk gelirse okurum ama gelmezse aklıma da gelmez. Böyle garip bir durumda bıraktı beni kitap. Fena değildi az kalacak gibi ama başka da söyleyebilecek şey bulamıyorum. Böyle bir kitaptı işte. (Sude)

Zavallı Betty, bir gün işten ayrılması ile birlikte kahramanımızın yanına valizi ile gelir. Ve hoooppp dünya değişir . Kahramanımız diyorum çünkü gizemli ve sırılsıklam aşık adamın ismi yok. Artık hayatı Betty’e göre şekilenen adamcağız hayatını oradan oraya savrularak yaşamaya başlar. Sürekli aksiyon, yoğun aşk, +18 sahneleri ile dolu dolu bir #yeraltıedebiyatı okudum. Genel olarak kitabın konusunu çok sevdim. Betty hakkında hala düşüncelerim karışık çok kızgınım. Bu kadar sorumsuzca manyak olamaz dedim. Ayrıca kahramanımızda bu kadar sorgusuzca aşık olamaz. Neyse kararı size bırakıyorum. Mutlaka okuyun. (Çiğdem Ceylin Kayır)

--reklam--

Betty Blue PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Philippe Djian - Betty Blue kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Betty Blue PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Philippe Djian Kimdir?

Philippe Djian 1949’da Paris’te doğdu. Lisede okuduğu yıllarda, henüz 16 yaşındayken Gallimard yayınlarının satış bölümünde çalışmaya başladı. Raymond Queneau, Paul Morand ve Roger Grenier gibi yazarlarla bu dönemde tanıştı. Üniversitede bir yıl edebiyat, ardından bir yıl gazetecilik okudu. Öğrenimini yarıda bırakıp Amerika’ya gitti Altı ay kadar, Rockefeller Center’daki bir Fransız kitabevinde çalıştı. Daha sonra Kolombiya’ya geçti. Dört ay kaldığı bu ülkede seçimler ve gerillalar üstüne bir yazı dizisi hazırladı. Fransa’ya dönüşünde bu derlemeyi L’Humanité Dimanche dergisine sattı. Gazetelerde makaleler ve yazı dizileri kaleme aldı. 1981-1984 arasında Bleu comme l’enfer (Cehennem Mavisi) ve Zone érogène (Erojen Bölge) adlı iki roman yayımladı. Bleu comme l’enfer, Yves Boisset tarafından 1985 yılında filme alındı. Djian, asıl başarısını 1985 yılında yayımladığı 37°2 le matin adlı romanıyla elde etti. Jean-Jacques Beineix’in bir yıl sonra Betty Blue adıyla sinemaya uyarladığı bu roman, 800 000 satış rakamına ulaştı. 33 hafta gösterimde kalan filmiyse dört milyon kişi izledi. 1989 yılında Amerika’ya yerleşen Djian, iki yıl bu ülkede yaşadı. 1991-1993 yılları arasında, Floransa ve Bordeaux arasında yolculuklar yaparak Sotos adlı kitabını tamamladı. Aynı yıllarda, Flammarion yayınevinden ayrılıp dönemin en yüksek transfer ücretiyle Gallimard yayınlarına geçti. 1995 yılında İsviçre’ye yerleşen yazar, Assassins (Katiller), Criminels (Suçlular) ve Sainte-Bob (Aziz Bob) üçlemesini burada tamamladı. 1999’da Paris Film Festivali jüri üyeliğine seçildikten sonra yeniden ülkesine döndü. 2002 yılında, Céline, Hemingway, Kerouac, Cendrars, Salinger ve Brautigan gibi sevdiği yazarlar üstüne kaleme aldığı yazılarını Ardoise (Arduvaz) başlıklı derlemede bir araya getirdi. Aynı yıl Ça, c’est un baiser (Buna Öpücük Denir) başlıklı romanını, 2003 yılında da son kitabı Sürtüşmeler’i yayımladı. Fransa’nın en Amerikanvari ve avangard yazarlarından biri sayılan Djian’ın romanları yirmi ülkede yayımlandı. Yazar, karısı ve üç çocuğuyla halen Paris’te yaşıyor.

--reklam--

Philippe Djian Kitapları - Eserleri

  • Betty Blue
  • İntikamlar
  • Vay ...
  • Canım Cicim
  • Erojen Bölge
  • Affedilemeyenler
  • Eşiktekiler
  • Yansımalar
  • Sürtüşmeler

--reklam--

Philippe Djian Alıntıları - Sözleri

  • Hiçbir şey düşünmemek için ona on saniyeden biraz fazla bakmamın yeterli olduğunu fark etmeye başlamıştım. (Betty Blue)
  • Bir erkekte biraz kibarlık varsa, bir kadını çürümüş bir tekneye bindirmemeli. (Eşiktekiler)
  • Ha, elbette içmek iyi değildi, iğrenç bir şeydi, ama başka ne yapacaktı ki? Bu dünyayı katlanılabilir kılmanın çok yolu yoktu. (İntikamlar)
  • “Hey, hayatında hiç kadın görmedin mi?.. Kalp krizi mi geçireceksin?.. Hayatta dayanamadığım bir şey varsa o da cinsi sapıklardır!” (Betty Blue)
  • Enkazlarımızda sürüneceğimize, göğe yükselmemiz gerekmez miydi, çevremizi saran her şeyin ölçüsünü almamız gerekmez miydi? (Sürtüşmeler)
  • “dert etme” dedim ona. “meraklanmanın alemi yok. sınavdan geçmek insanı daha güçlü kılar, biliyorsun.” (İntikamlar)
  • Düş kırıklığı çok arzulanan bir kadının umulmadık biçimde ve kolayca teslim olması gibi yaşamdan beklenilen şeyin doğru zamanda ve doğru yerde elde edilememesinden de kaynaklanabilir. (Vay ...)
  • Bulutlardan düşmüş gibi yapıyorum. (Vay ...)
  • Hiçbir şey beklemeyen kişi asla hayal kırıklığına uğramazdı. İyimserlik günahı işlemeyen, asla yüksekten düşmezdi. (Yansımalar)
  • Sersemin teki gelip kulağıma hayatta bir defa ölündüğünü söylese gerçek bir sağırla karşılaşırdı. (Betty Blue)
  • Seks, kendisi için müthiş bir tecelli olmuş, birçok acıya katlanmasını sağlamıştı ve zihni yalpalamaya başlamadıkça ona son vermeyi cidden düşünemezdi. (Yansımalar)
  • başka zaman olsa, kendini tutamayıp bu aşırı duygusallıkla dalga geçerdi; ama şimdi, az kalsın boynumda gözyaşı dökecekti. dünyanın ekseni mi kaymıştı? (İntikamlar)
  • Çarpıştığımız ve parçalarımızın stratosfere saçıldığı hissini taşıyordum. (İntikamlar)
  • Var olmanın güçlüğü ile grip arasındaki farkı ayırt etmek her zaman kolay değildir, ikisi de üstünüze sülük gibi yapışır. (Eşiktekiler)
  • biz halkız, sikilmeye yatkınız. (Vay ...)
  • “Eğer her şeye sıfırdan başlamak için kapıyı çekip bir arabaya atlamak yeterliyse o zaman hayat biraz daha hoş olmaz mı?” (Betty Blue)
  • Görünen o ki âşık olmak yetmiyordu. Daha doğrusu artık yetmiyordu. (Yansımalar)
  • Sadece bir kere yaşıyoruz ve yedek ruhumuz yok. (İntikamlar)
  • Çoşku, geldiği anda yakalanması gereken ender bir üründü -yoğunluğu arttıkça süresi kısalıyordu. (Yansımalar)
  • Uyumsuz olduğumu biliyorum, çok iyi biliyorum. Sevimli olasım yok bu sabah. (Affedilemeyenler)