Kitap Künyesi
Yazar: Mihail Bulgakov
Çevirmen: Engin Süren
Yayın Evi: Maya Kitap
İSBN: 9786055675837
Sayfa Sayısı: 368
--reklam--
Beyaz Muhafız Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Her şey bir gün sona erecek: çekilen çileler, yaşanan acılar, kan, açlık ve ölümcül hastalıklar. Kılıç da bir gün bu dünyadan yok olup gidecek fakat varlığımızın ve eylemlerimizin gölgesi yeryüzünden silindikten sonra bile yıldızlar aynen kalacak. Bunu bilmeyen tek bir insan bile yoktur. O halde, neden gözlerimizi o yıldızlara çevirmiyoruz? Neden?"
1918 ile 1923 yılları arasında Ukrayna'da patlak veren iç savaş 15 milyon Rus'un hayatına mal olur. Mihail Bulgakov'un yarı otobiyografik ilk romanı Beyaz Muhafız, Ukrayna'nın başkenti Kiev'de yaşayan ve kendilerini bu kaotik iç savaşın ortasında bulan Turbin ailesinin hikâyesini anlatır.
Bulgakov, Turbinlerin yaşadığı kişisel kayıp ve etraflarını çevreleyen sosyal karmaşa ekseninde devrimin; ve sosyal, ahlâki ve siyasi yaşamda ortaya çıkan belirsizliklerin meydana getirdiği varoluşsal krizlerin harikulade bir portresini ortaya koyar. Yüzyılın başında Rusya'daki hayatı paramparça etmiş acımasızlıkla okuyucuyu yüzleştirirken, öte yandan yok olma tehdidi ile karşı karşıya kalan Turbinlerin insanlıklarını korumak için kullandıkları sıra dışı yöntemleri de gözler önüne serer.
Bulgakov'un bu romanı, bir ailenin hayatı üzerinden o dönemin toplumunu derinlemesine anlatan ve Tolstoy'un Savaş ve Barış'ı ile benzerlikler taşıyan bir Rus klasiği.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Beyaz Muhafız Alıntıları - Sözleri
- Her şey bir gün sona erecek: çekilen çileler, yaşanan acılar, kan, açlık ve ölümcül hastalıklar. Kılıç da bir gün bu dünyadan yok olup gidecek fakat varlığımızın ve eylemlerimizin gölgesi yeryüzünden silindikten sonra bile yıldızlar aynen kalacak. Bunu bilmeyen tek bir insan bile yoktur. O halde, neden gözlerimizi o yıldızlara çevirmiyoruz? Neden?
- Belki de bütün bunlar bir gün sona erer. Merak ediyorum o zaman her şey daha iyi olur mu acaba?
- Yaşamaya devam edin… ve birbirinize karşı nazik olun…
- Boş bir cadde her zaman insana sıkıntı verir.
- Biz üzerimize düşeni yaptık, hepsi bu kadar.
- "Rahiplere yirmi beş ruble versen, şeytana bile dua ettirirsin."
- Bizler kandırılmış, doğrudan ölüme gönderilmiştik…
- Eğer öldürülürse bir askeri bando eşliğinde gömülecekti.
- Belki de para insanların kibar olmasına mani oluyordur. Mesela buradaki hiç kimsenin parası yok ve hepsi de nazik insanlar.
- Ben çürüye çürüye ölmekteyim ve bununla gurur duyuyorum.
- Rahiplere 25 ruble versen , şeytana bile dua ettirirsin.
- Kahramanlık etmeyi bırak, benim işim bitti…
- Delireceğim. Yapılacak en doğru şey kendimi öldürmek …
- Bu büyük ihtimalle sosyal sistemimizin içindeki bazı kusurların bir sonucudur ki insanlar genellikle gerçek mesleklerinin ne olduğunu hayatlarının sonlarına doğru keşfederler.
- Hepimizin katlanması gereken acılar var.
--reklam--
Beyaz Muhafız İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Mihail Bulgakov kitaplariyla yeni tanistigim harika bir yazar. Ne yazikki yanlis bir zamanda Rusya’nin en karisik donemlerinde yasamis ve ne yazikki Stalin’in zalimliginden nasibini fazlasiyla almis, tum kitaplari ve oyunlari kaldirilip, birdaha yazmasi yasaklanan, caresizlige, yalnizliga, mutsuzluga ve yoksulluga itilmis bir yazar. Rus edebiyati ve dunya cok sey kaybetti. Kimbilir ne guzel seyler yazacakti okuyacagimiz, Bize neler katacakti kimbilir.. cok uzgunum. Beyaz Muhafiz gercek bir hikayedir. (Soho)
Podcast: Beyaz Muhafız, Mihail Bulgakov: Podcasti dinlemek için YouTube linki: https://youtu.be/PrMd7Eun3e4 Merhaba kitapçokseverler. Mihail Bulgakov'un hayatı ve tüm eserleri serimizin ilk bölümünde yazarımızın yarı otobiyografik, ilk romanı Beyaz Muhafız'ı konuşuyoruz. Tolstoy'un Savaş ve Barış'ı ile benzerlikler taşıyan bir Rus klasiği olan yapıt üzerinden, 1918 ile 1923 yılları arasında Ukrayna'da patlak veren 15 milyon Rus'un hayatına mal olan iç savaşı ve başkent Kiev'de yaşayan, kendilerini bu kaotik iç savaşın ortasında bulan Turbin ailesinin hikayesi üzerine sohbet ediyoruz. Hem Bulgakov'un yasaklı hayatını hem Turbinlerin insanlıklarını korumak için kullandıkları sıra dışı yöntemleri sizlerle paylaşıyoruz. Keyifli dinlemeleriniz olması dileğiyle. (Okur Sohbetleri)
(Süpriz bozmayan ipucu içerir) BEYAZ MUHAFIZLAR=HARBİYELİLER (Kitaptaki tanımı) "1918 yılı sona ererken tehlike tehditi hızla yaklaşıyordu.Duvarların yıkılacağı, dehşete düşmüş şahinin Çar'ın kolundan havalanacağı, bronz lambadaki ışığın söneceği ve Yüzbaşının Kızı'nın sobada yanacağı günler geliyordu.Her ne kadar vefat etmiş anneleri çocuklarına "Yaşamaya devam edin."demiş olsa da onların kaderinde acı ve ölüm vardı."...diye başlıyor kitap ve en baştan herşeyi özetliyor. Bulgakov'un okuduğum ilk eseri olmasına rağmen, diğer kitaplarında kullandığı söylenen gayri ciddi ve hicivli üslubunu bu kitapta fazla göremedim.Acaba kitaba çok fazla kapıldığımdan ben mi farkedemedim diye düşünürken, Bulgakov'un bu kitapta hicv yapmadığını ifade eden bir sözünü buldum. "Rusya Devrimi'nin üzerine hicivli sözler söylemek imkansız.Zaten devrim, sosyalizmin; bolsevizm de marksizmin hicvedilmesidir." Öncelikle, daha çok devrim öncesi ortamı betimleyen ve devrimin gerekliliğini ifade eden Gorki'nin kitaplarından sonra, devrim sonrası oluşan karışıklığı anlatan bu kitap, olaylara farklı bir yönden bakmamı sağladı.Bu konuyla ilgili yandaş ve muhalif yazarların eserlerini okumadan yorum yapmanın fazlasıyla eksik olacağını anlamış oldum. Beyaz Muhafız "Komunist kahraman içermediği gerekçesiyle" yasaklanmış bir kitapmış. "Marksist kurama göre komunist toplumda sanatçılar, toplumun ulaştığı düzeyi açıklayıp kutlamak zorundadırlar, bunu yapmayanlar hoş görülmez, dolayısıyla bastırılır." Peki neler var bu kitapta? Birbirlerine muhalefet görünüp, kapalı kapılar ardında topraklarını birbirine satan ve kendi çıkarlarını korumak için ilk fırsatta kaçan siyasiler...Savaşın ortasında karargah ihanetine maruz kalıp ne yapacağını şaşıran askerler, en hayati kararları kendi başlarına almak durumunda kalan generaller...Olayları önceden sezip ülkeden kaçanlar, veya umursamayıp her gelene alkış tutan yığınlar...Sehirlerinin içinde ve dışında neler oldugundan bihaber, ama kulaktan dolma bilgilerle, kendi insanlarına karşı nedensiz bir nefret içinde olan, onları aşağılayan insanlar... Daha neler neler...Yasaklanması için bunlardan birinden bile bahsetmek yeterli olsa gerek. Kitabın bir yerinde Tolstoy'un Savaş ve Barış'ından övgüyle bahsedilir ve bu eserin başarısı Tolstoy'un bir topçu subayı olmasına bağlanır. Bu kitap da bir doktorun gözünden yazılmış bir iç savaş kitabi. Okuduğum ilk eseri olduğu için diğer eserleriyle bir karşılaştırma yapamıyorum. Ama yaşananların gerçekliği eseri yeterince çarpıcı yapıyor. Sadece nacizane tavsiyem öncesinde "Devrim Öncesi ve Sonrası Ukrayna" konulu tarihi bir araştırma yapılırsa daha verimli bir okuma gerçekleştirilebilir. Peki bu kitaptan neler ögrendim? Farklı dillerde de olsa, hep benzer tanımlanan "savaş" gerçeği... Siyasiler tarafından kimi zaman bir satranç oyunu, kimi zaman da sonucu zaten belli olan, ama başka hesapların gerçekleştirilmesi için bilerek oluşturulan bir ortam iken, savaşanlar için amaç "Yüreğindeki ve yuvasındaki barışı korumaktı.Bu amaçla savaşa gidiyorlardı.Gerçek bilinseydi ,birinin savaşmak için tek gerekçesi bu olurdu." Yüreğindeki ve yuvasındaki barışı korumak... Kesinlikle okunmaya değer bir kitap.Iyi okumalar dilerim..:) (Icetree)
--reklam--
Beyaz Muhafız PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mihail Bulgakov - Beyaz Muhafız kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Beyaz Muhafız PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mihail Bulgakov Kimdir?
15 Mayıs 1891'de Kiev'de doğdu. 1916'da Kiev Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu, fakat birkaç yıl sonra doktorluğu bırakarak hayatını edebiyata adadı. Kiev Şehir Tiyatrosu'nda sergilenen ilk iki oyunu büyük başarı kazandı. İlk eşiyle Moskova'ya yerleşen Bulgakov, 1922-1926 arasında oyun yazmayı sürdürdü, fakat Sovyetler Birliği'nin ideallerini yansıtmadığı gerekçesiyle oyunlarının sahnelenmesi yasaklandı. 1925'te yazdığı hicivli romanı 'Köpek Kalbi' de benzer bir kaderi paylaşarak, Sovyetler Birliği'nde 1987'ye kadar yayımlanamadı. Aynı yıl ilk eşinden boşanarak Lyubov Belozerskaya'yla evlendi. Sanatını icra edememekten bunalan Bulgakov, 1930'da Stalin'e bir mektup yazarak yurtdışına çıkma izni istedi. Fakat bu talebi reddedilen Bulgakov'a Moskova Sanat Tiyatrosu'nda sahne arkasında bir iş ayarlandı. 1938'de, ölümcül hastalığına yakalanmadan hemen önce başyapıtı sayılan 'Üstat ile Margarita'yı tamamladı. 1940'ta böbrek yetmezliğinden öldü. Kitap ilk olarak 1966-1967 yıllarında, dul eşinin çabaları sayaesinde 'Moskva' dergisinde yayımlandı. Kitap olarak 1973'te basıldı.
--reklam--
Mihail Bulgakov Kitapları - Eserleri
- Genç Bir Doktorun Anıları
- Köpek Kalbi
- Usta ve Margarita
- Ölümcül Yumurtalar
- Morfin
- Şeytani
- Kaybolmuş Bir Göz
- Gelecekten Beklentiler
- Usta ile Margarita (Çizgi Roman)
- Beyaz Muhafız
- Bir Ölünün Anıları
- Çelik Boğaz
- Kızıl Moskova
- Stalin'e Mektuplar
- Hayatımızın Bir Günü
- Kol Manşetinde Notlar
- Moliere Efendi
- Adem ve Havva
- Son Günler (Aleksandr Puşkin)
- Saldırı
- Morfin - Leviathan
- Hayatın ve Ölümün Saati
- Bir Delinin Hikayesi
- Seçilmiş Əsərləri
- Altın Kent
- Diaries
--reklam--
Mihail Bulgakov Alıntıları - Sözleri
- "Ayakta dikiliyor, ağlıyordum, gözyaşlarım sel gibi akıyordu. Öylece duruyor, bir şey anlayamıyordum. Oysa kafamın içinde kuşlar şarkılar söylüyorlardı... Saçma şeyler... Hatırlıyorum o günü, ah, hatırlıyorum, nasıl bir gündü o gün, ah, nasıl..." (Kızıl Moskova)
- "Bu yüce yurttaş öldürülmüştür, çünkü ülkemizde halkı köle gibi gören insanlara hiç lâyık olmadıkları sınırsız bir güç ve yetke verilmiştir." (Son Günler (Aleksandr Puşkin))
- "Düşünmek yasaklanamaz." (Bir Ölünün Anıları)
- Bu kocakarılar hepten silinip gitse yeryüzünden ne iyi olurdu! (Genç Bir Doktorun Anıları)
- Lütfen bir akıl verin bana. (Çelik Boğaz)
- Kurbağalar dayanılmaz bir tiksintiyle içimi ürpertiyor. Onlar yüzünden ömrüm boyunca bedbaht olacağım. (Ölümcül Yumurtalar)
- Yine ağlıyorum; Neden gece vakti geliyor bu iğrenç zayıflık? (Morfin)
- "Ah, para, para! Dünyada ne kadar da çok kötülüğe yol açıyor! Hepimiz paradan başka bir şey düşünmüyoruz, ama kaçımız ruhumuzu düşünmüşüzdür ki? " (Bir Ölünün Anıları)
- Ortamda sanki hiçbir şey değişmemişti. Ama ben çok değişmiştim. (Kaybolmuş Bir Göz)
- Ey, hunhar insanlar, neden kıydınız bana ? (Köpek Kalbi)
- Ah, yalnızlıktan, soğuktan, çevremde kimsenin olmamasından içim sızlıyor, daralıyor! (Kaybolmuş Bir Göz)
- "Oralarda bir yerde" Devrim,,,,oluyor. (Morfin)
- İnsanlardan o kadar korkuyorum ki gece koridorda bir ayak sesi veya konuşma işitince çığlıklar atmaya başlıyorum. (Hayatımızın Bir Günü)
- Oyunu yedi buçuk günde, yani dünyanın yaradılışından bir buçuk gün daha kısa sürede yazdık, tamamladık. Buna rağmen, dünyadan daha kötü bir şey çıktı ortaya... (Altın Kent)
- En çok sevdiğimiz insanlar,kendimize en ćok benzettiklerimizdir. (Moliere Efendi)
- Akşamları okumaya başlamıştım -çoğunlukla difteri ve kızıl hastalığı hakkında ama ayrıca tuhaf bir şekilde Fenimore Cooper’a da bağımlılık geliştirmiştim- ve masamın üzerindeki elektrik lambası, semaverimin tepsisine düşen korlu kül, soğumakta olan çayım ve uykusuz geçen aylardan sonra elde ettiğim uyuma şansı için müteşekkirdim. (Morfin - Leviathan)
- Neden bırakmıyorsun peşimi, kader?! Neden yüz yıl önce doğmadım? Ya da daha iyisi:Yüz yıl sonra. Hem daha iyisi, keşke hiç doğmasaydım. Bugün biri şöyle dedi bana:"Torunlarınıza bir şeyler anlatacak olduğunuz için doğdunuz!" Amma saçma! Sanki tek hayalim, kocayınca torunlarıma duvarda nasıl asılı kaldığım gibi saçmalıkları anlatmakmış gibi! Hem yalnızca torunlarım değil, çocuklarım da olmayacak benim. (Gelecekten Beklentiler)
- Diğer bir deyişle, kendi doğduğu yeri çarpan bir yıldırım gibi... (Morfin - Leviathan)
- Ve o havlu Murtin'de yatak odamda yıllarca asılı durdu, daha sonra gittiğim her yere benimle geldi. Sonunda iyice eskidi, havı döküldü, yer yer delindi ve nihayet hatıralar gibi o da silindi, kayboldu. (Çelik Boğaz)
- Çattık! Aklınızı başınıza alın! (Usta ve Margarita)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin