Kitap Künyesi
Yazar: Tess Gerritsen
Çevirmen: Özlem Gültekin
Orijinal Adı: Under The Knife
Yayın Evi: Martı Yayınları
İSBN: 9786055420567
Sayfa Sayısı: 360
Bıçak Sırtı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Hangisi daha korkunç?
Sevdiğiniz birini mi kaybetmek, yoksa uğruna her şeyden vazgeçmeye hazır olduğunuz hayallerinizi mi?
Mesleğinin henüz başlarında, genç bir doktor olmasına rağmen başarılarla dolu, kusursuz bir sicile sahip olan Kate, en son girdiği ameliyattan hem sevdiği bir insanı hem de gelecek hayallerini masada bırakarak çıkar. Sorunsuz olması beklenen ameliyat, anlaşılmaz bir şekilde tam bir kâbusa dönüşmüştür ve önce hastanın yakınları, sonra da hastane yönetimi bu kâbustan Kate'i sorumlu tutmaktadır. Öte yandan, bütün bunlardan habersiz ortaya çıkan bir katil, elinde bir liste, hastane personelini teker teker avlamaya başlar ve onu gören, elinden kurtulan tek insan olarak Kate bu listenin en tepesinde yer almaktadır.
Bütün oklar ona çevrilmişken, bütün deliller ve zaman onun aleyhine işlerken Kate, hem ensesinde nefesini hissettiği acımasız bir katilden kaçmak hem de kaybetmeye mahkum göründüğü bir davayı çözüme ulaştırmak zorundadır.
"Gerilim, macera ve tutkunun harika bir karışımı."
-Romantic Times-
"Tess Gerritsen hepimizin başucu yazarlarından biri."
-Stephen King-
"Gerritsen'in romanlarında bağımlılık yaratan bir şeyler var... Gözlerinizi sayfadan ayıramıyorsunuz; akıp gidiyor. Vakit gece yarısını geçip sabaha dönmesine, içinizin ürpermesine, tüylerinizin diken diken olmasına aldırmadan okuyorsunuz."
-Maine Sunday Telegram-
"Gerritsen hayranlarını hayal kırıklığına uğratmayacak bir roman... Yeni okurların bu heyecanı keşfetmesi için iyi bir fırsat."
-Booklist-
"Sizi her zaman soluksuz bırakmayı başaran Tess Gerritsen'den muhteşem bir roman."
-The Philadelphia Inquirer-
"Gizemler ardına saklanmış, korkutucu ve çekişmeli bir mücadele."
-Kirkus-
(Tanıtım Bülteninden)
Bıçak Sırtı Alıntıları - Sözleri
- Bana diyorlar ki Zaman alır... İyileşmek, unutmak zaman alır. Bense şöyle diyorum onlara: İyileşmek seni unutarak olmaz, Hatırlayarak olur.
- Yaşam ve ölüm konularına kafa yormaya hep çok aşinaydı.
- Dünya hiçbir zaman güvenli bir yer olmadı. Ama hayatta kalmayı başardım.
- Beni ölüler değil,yaşayanlar huzursuz ediyor.
- O mükemmel bir kızdı. Güzeldi, zekiydi. Ama iş erkeklere gelince... Bazı hataları oldu.
- Kendini bırak. Gökyüzünü, bulutları düşün.
- Bedeni adeta kederden taş kesmişti.
- Sevgi, kaybedildiğinde ne kadar acı çekildiğiyle ölçülürdü.
- Aralarında kan bağı yok fakat bundan çok daha güçlü bir şeyle birbirlerine bağlanacaklar: Sevgiyle.
- Duyguların bedeninden akıp gitmesini dileyerek nefesini yavaşça bıraktı.
- Hiç kimse melek değildir.
- İnsanın önceliklerini belirlemesi şarttı.
- Birisini öldürmenin anlamlı bir sebebi olamaz.
- Yalnızlığa alışkınım.
- Onu en çok inciten şey buydu; onun umursamayacağını düşünmek.
Bıçak Sırtı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Onun kötü bir eseri yok, bunu her kitabında daha iti görüyorum. -SPOILER İÇERİR- Kate, aynı zamanda arkadaşı olan Ellen’a safra kesesi ameliyatı yapacaktır. Bu normalde basit bir ameliyattır ama öyle olmaz. Ellen ölür hem de Kate’in ihmalsizliği yüzünden. Ama olayın iç rengi başkadır biri Kate’e tuzak kurmuştur. Ellen’ın ailesi dava açar. Bu davanın avukatı da David’dir. David, yıllar önce oğlunu kaybetmiştir. Bunun sebebi de doktorun ihmalsizliğidir, bu yüzden doktorlardan nefret eder. Kate’in de canını okumak ister ama Kate ona bir suçu olmadığını anlatır, David başta ona inanmaz, bir yandan da Kate’den etkilenmiştir. Bir gün o gün ameliyatta olan Ann Kate’i arar ve ona Ellen’ın ölümüyle ilgili her şeyi anlatacağını söyler ve evine çağırır. Kate, eve gittiğinde ise çok geçtir artık çünkü Ann şahdamarı kesilerek öldürülmüştür ve odada birini daha görür: Charlie Dicker. Ann’dan önce aynı şekilde öldürülen bir kişi daha vardır doktor Tanaka. Bu kişiler bir isimle bağlantılıdır: Jenny Brook. Ben katil Charlie veya Guy diye düşünmüştüm ama öyle olmadı. Meğer Jenny Brook yıllar önce doğum sırasında ölmüş ve bir çocuğu olmuş, çocuğun babası Charlie. O, o sırada yokmuş. Guy hastahanede bir doktor, eşi susanla çocukları sürekli doğum sırasında düşüyor. Guy o gece eşinin tekrar üzülmesini istemiyor ve Jenny ölünce babası da orada olmayınca onların çocuğunu alıp kendi çocukları yapıyor. Charlie bir şekilde bunu öğreniyor çocuğunun peşine düşüyor ama nafile onu da öldürüyorlar. O gece bunları bilen herkes öldürülüyor. Tanaka, Ellen, Ann. Bütün bunları yapan da Susan. O meğer her şeyi öğrenmiş, Tanaka ona anlatmış ve bu durumu düzelteceğini söylemiş o da çocuğunu kaybetmemek için bunu bilen herkesi öldürmüş. En son Kate’i de öldürecekti ama Kate kurtuldu en son David ile de evlendiler. (Selin)
Bıçak Sırtı gerilimiyle, macerasıyla,kendini kanıtlama çabasıyla ve aşk kıvılcımları ile güzel bir kitap. Içerisinde yok yok yani. Haksız yere suçlanan kızımız hem katille hem de kendine bir duvar gibi davranıp,hapse tıkmaya çalışan avukatımızla mücadele ediyor. Kitabın konusu, anlatımın akıcılığı, maceranın ve gerilimin dozu ve birazda aşk serpiştirilmesiyle Tess Rizzoli&Isles kitapları dışındaki normal düzenini tekrarlamış. Son derece güzeldi.Iyi okumalar... (Hayriye Dev)
"En sevdiğin yazarlar kim?" sorusuna cevap verirken ismini ilk sıralarda söylediğim birkaç yazardan biri de Tess Gerritsen. Polisiye ve gerilimin ustaca bir araya getirildiği, kitaplarını hemen okuyup bitirme dürtüsü yaratan, akıcılığın tavan yaptığı birbirinden mükemmel kitaplara sahip Gerritsen'in Bıçak Sırtı'na kadar sekiz kitabını okumuştum. Bu sekiz kitabın tamamı yazarın en popüler kitaplarını içinde barındıran Rizzoli&Isles Serisi'ne aitti. Bıçak Sırtı ile hem Rizzoli&Isles Serisi dışındaki Tess Gerritsen kitaplarına bir giriş yaptım hem de yazarın yine aksiyon dolu, heyecanlı bir kitabını daha okumuş oldum. Bıçak Sırtı'na başlarken acaba serideki tadı bulabilir miyim, ya seriden dolayı beklentilerimin yükselmesi nedeniyle bu kitap yavan gelirse gibi düşüncelerim vardı ancak kitabı okumaya başladıktan kısa bir süre sonra bu tür düşünceler zihnimden uzaklaştı. Zaman zaman gözlerimin Jane ve Maura'yı aradığını inkar edemeyeceğim. Jane olsa olayı ne şekilde ele alırdı, Maura olsa otopsiyi daha iyi yapardı diye düşünmedim değil. :) Yazarımız Gerritsen tıp diploması ve antropoloji lisansını bir araya getirip ardından bu alanları yazma yeteneğine katarak ortaya harika polisiye-gerilim romanlarının çıkmasını sağlamıştır. Belki de polisiyenin içine tıbbi öğeleri en çok katan yazardır kendisi. Bence bu durum cinayetlerin ardındaki sır perdesi aralanırken soruşturmanın daha sağlam temellere dayandırılmasını sağlıyor. Neden mi? Çünkü insan yalan söyler, ancak maktül yalan söylemez. Gerritsen kitaplarında otopsi sonuçlarının anlatıldığı sayfalar benim açımdan her zaman çok heyecanlı ve şaşırtıcı olmuştur. Gelelim Bıçak Sırtı'nın konusuna. Ana karakterimiz Kate Chesne tıp kariyerinin henüz başında olmasına rağmen parlak bir geleceğe sahip olacağının sinyallerini temiz ve başarılı özgeçmişiyle göstermektedir. Mid Pac Hastanesi'nde anestezi uzmanı olarak çalışan Kate, hastane personeli ve arkadaşı olan hemşire Ellen'ın geçireceği küçük bir operasyonda yer alacak hastane görevlilerinden biridir. Kolay geçmesi beklenen ameliyatta gerçekleşen komplikasyon sonucu Ellen hayatını kaybeder. Ellen'ın ailesi ve hastane yönetimine göre ölümün sorumlusu Kate Chesne'den başkası değildir. Arkadaşını kaybetmesinin ardından bu kez kariyerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan Kate, bir taraftan da hastane çalışanlarını teker teker öldüren bir katilin listesindeki isimlerden sadece biridir. Tess Gerritsen kitabın başında yaptığı girişle yine merak duygusunu zihnimize bırakıp gidiyor. İlk sayfalarda başlayan tempo neredeyse kitap boyunca hiç düşmüyor. Kitabın sonlarına doğru "Ben zaten bu kişide bir terslik olduğunu anlamıştım" dememin üstünden birkaç sayfa geçmeden yanıldığımı anladım ve yazara bir kez daha saygı duydum. Olaylar tamamen beklemediğim bir şekilde sonuçlandı. Bıçak Sırtı'nda romantizm yazarın diğer kitaplarına göre daha fazla olsa da bu durum beni rahatsız etmedi. Gerritsen'in okuyacağım bir sonraki seri dışı kitabı Kan Gölü olacak gibi görünüyor. Hepinize keyifli okumalar. (Damla)
Kitabın Yazarı Tess Gerritsen Kimdir?
Cerrah, Günahkar, Diriliş, Siliniş, İkiz Bedenler, Hasat ve daha birçok polisiye-gerilim türündeki kitaplarıyla ülkemizde ve dünya çapında hatrı sayılır bir okuyucu ve hayran kitlesi edinmiş Çin asıllı Amerikalı yazar Tess Gerritsen, 12 Haziran 1953 yılında doğdu.
Küçük yaşlarda polisiye türündeki kitaplara ilgi duymaya başladı. Gerritsen’ın bu ilgisi zamanla kendi polisiye öykülerini yazma isteğine dönüştü. Lakin yazarın ailesi Tess’i yazarlıktan uzak tutmaya çalışıyordu, onlara göre yazarlık uzun vadede iyi gelir getirmiyordu ve Tess tıp okumalıydı. Öyle de oldu ve Tess Gerritsen tıp öğrenimi gördü. Stanford Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nden mezun oldu ve daha sonra California Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne gitti ve ardından Honolulu’da hekim olarak iş hayatına atıldı.
Ne var ki Tess Gerritsen, hekim kimliğine rağmen yazmaya olan tutkusunu yitirmedi ve romantik gerilim türünde çeşitli öyküler yazdı. Bu öykülerden biriyle bir ödül bile kazandı.
Bunun ardından Tess, ilk romanlarını yazmaya koyuldu. Başlangıçta romantik gerilim türünde eserler veren yazar, yazarlığını mesleğiyle birleştirmeye karar verdi ve tıbbi gerilim türünde kitaplar yazmaya başladı. Yazarın bu türdeki ilk romanı 1995 yılında yayımlanan Hasat adlı romanıydı ve roman kısa zamanda çok satanlar listelerine yerleşerek büyük bir başarı kazandı. İlk Tess Gerritsen eseri Hasat, gerçek bir olaydan esinlenmişti ve romanda Moskova’da gerçekleşen bir kayıp çocuk vakası ele alınıyordu. Roman, New York Times Çok Satanlar Listesi’nin bir parçası olmuştu.
Tess Gerritsen Hasat’ın ardından eleştirmenlerce de övgüyle bahsedilen Rizzoli & Isles Serisi’ni yazdı. Tıbbi gerilim türündeki bu serinin ilk romanı ülkemizde de çok sevilen Cerrah’tı. 2001 yılında yayımlanan Cerrah, Jane Rizzoli adında bir cinayet dedektifinin ve ortağı Thomas Moore’un kurbanlarına işkence ettikten sonra onları katleden bir seri katili yakalama uğraşlarını anlatmaktaydı. Kitabın zekice kurgusu, yazarın tıp bilgisinin getirdiği gerçekçi tıbbi tasvirler, insan psikolojisinin başarılı aktarımı, yazarın son derece akıcı ve heyecan uyandırıcı kalemiyle birleşmesiyle kitabı alanında üst seviyeye taşıyordu.
Cerrah’ın devamı niteliğindeki Çırak romanında Rizzoli’nin ortağı Thomas Moore’un yerini tıp alanında uzman olan Dr. Maura Isle aldı. Kadın baş karakterler Rizzoli ve Isles, güçlü ve etkileyici kişilikleriyle yazarın çift kariyerini de sembolize etmektedir. Dedektif Rizzoli, yazarın polisiyeye olan tutkusunun bir sembolüyken Dr. Isles ise yazarın tıbbi kimliğinin bir imgesidir. Seri, Tess Gerritsen eserleri arasında televizyon dizisine uyarlanan tek eserdir.
Özellikle ülkemizde giderek artan bir hayran kitlesine sahip olan Tess Gerritsen, Stephen King’in memleketi Maine’de yaşamaktadır ve heyecan yaratan eserlerini yazmaya devam etmektedir.
Tess Gerritsen Kitapları - Eserleri
- Gece Nöbeti
- Çırak (Midi Boy)
- Cerrah
- Günahkâr
- İkiz Bedenler
- Siliniş
- Mefisto Kulübü
- Ruh Koleksiyoncusu
- Hasat
- Asla Arkana Bakma
- Bıçak Sırtı
- Kemik Bahçesi
- Yörünge
- Masumiyetin İçin Savaş
- Kan Gölü
- Ruhundaki Zehirle Yüzleş
- Buz Gibi Soğuk
- Gölgesizlerin Tutkulu Dansı
- Aşk Ölümden Uyanıştır
- Sessiz Kız
- Proje: Ölümcül Virüs
- Sona Kalan
- Gece Yarısından Sonra
- Karanlığın Ayak İzleri
- Diriliş
- Ateşin Şarkısı
- Ucubeler
- Bir Sırrım Var
- Karanlığı Beklerken - Kupa Kızı
- İsimsiz Ceset
- Gece Gelen
Tess Gerritsen Alıntıları - Sözleri
- Bir insanın bilincini kaybetmesi için şahdamarına yirmi saniye baskı yapmak yeterlidir. (Gece Yarısından Sonra)
- Hayatlarına etten- kemikten gerçek bir erkek girene kadar film yıldızlarının hayaliyle yetinecek olan kadınlar. Tabi gelen olursa. (Gece Nöbeti)
- Beni ölüler değil, yaşayanlar huzursuz ediyor. (Buz Gibi Soğuk)
- Kazanılan her şeyin karşılığında birkaç şey kaybediliyor. (Gece Yarısından Sonra)
- İlişkimizin zamana yenik düşmesine izin vermeyecek ve beni mutlu edecek adamın o adam olduğuna inandırdığı diğer geceleri düşündüm. (Gece Gelen)
- "Sanırım bazı insanların payına düşen tek şey yalnızlık." (Aşk Ölümden Uyanıştır)
- + Konuşmayalım o zaman. Yani acıtıyorsa. - Belki konuşmamak acıtıyordur. (İkiz Bedenler)
- Başka seçeneği yoktu. Kredi kartını kullanmak zorundaydı. (Gece Yarısından Sonra)
- Sessizlik bazen, sevgimizi ispat etmemizin tek gerçek yoluydu. (Gece Gelen)
- Mucize beklemiyorsun değil mi? (Hasat)
- "Bir kadının ne yapması gerektiğini bildiğini sanan bütün erkeklere duyduğu kızgınlığı kafasından atamıyordu. " (Diriliş)
- Şimdi tek isteği eve varmaktı. (Hasat)
- İnsan ailesini kaybettiğinde her şeyini kaybediyor. (Sona Kalan)
- “Saçını beğendim,” dedi Jordan. “Teşekkür ederim,” diye cevapladı kadın. “Gerçi biraz gösterişli, öyle değil mi? Gereğinden fazla dikkat çekiyor.” “Amaç o zaten.” “Ah, anlıyorum. Guy Delancey.” Kadın başını kaldırdı. “Bazı erkeklerin davranışları kolayca tahmin edilebiliyor.” “Bu hiç adil değil. Zavallı aptal yaratıkların üzerinde büyük avantajınız var.” “Tanrı vergisi yeteneklerimden neden yararlanmayayım ki?” (Gölgesizlerin Tutkulu Dansı)
- Nereye gittiğimiz, neler bildiğimize bağlıdır; neler bildiğimiz de nereye gittiğimize. (Cerrah)
- Artık asla mutlu olamayacaksın. (Siliniş)
- "Günlerimiz sayılı, dedi içinden. Bu dünyada sevdiklerimizle geçirebileceğimiz zaman ne kadar az." (Aşk Ölümden Uyanıştır)
- "Cesetlerden çok daha korkutucu şeyler vardır dünyada." (Günahkâr)
- Ölüm, beklenmedik bir olay değildi. (Siliniş)
- Her şeyi böylesi iğrençleştiren de buydu zaten. Dindarlık kisvesine bürünmüş kötülük. (Bir Sırrım Var)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin