Kitap Künyesi

Yazar: Yaşar Kemal

Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları

İSBN: 9789750816734

Sayfa Sayısı: 294

Binbir Çiçekli Bahçe Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Ustadır Arı, Ağacın Çürüğü, Baldaki Tuz, Zulmün Artsın ve Binbir Çiçekli Bahçe Yaşar Kemal’in gazetelerde, dergilerde yayımlanmış toplumcu ve gerçekçi bir bakış açısıyla kaleme aldığı yazılarından ve konuşmalarından derlenmiştir. Onun düşünce ve yazarlık serüvenine tanıklık eden bu yazılar halkın yıllardır içine sürüklendiği karanlığın belgeleridir.

“Dünyamız, ne büyük mutluluktur ki, on binlerce çiçekli bir kültür bahçesidir. Her kültürün bir rengi, bir kokusu vardır. Dünyamızın bir çiçeğinin koparılması, dünyamızdan bir rengin, bir kokunun yok olmasıdır. ”

Yaşar Kemal

Binbir Çiçekli Bahçe Alıntıları - Sözleri

  • Her neyse. Bir halk mapushane türküsü var: Düştüm bir ormana yol belli değil Yatarım yatarım gün belli değil
  • Ülkelerin türkülerini yaratanlar kanunlarını yaratanlardan daha güçlüdür.
  • Hitler ve Hitlerciler tarihin en büyük suç­larını işlediler. İnsanlık daha o yüzden vicdanını arıtamadı, be­lini doğrultamadı, hastalandı. İnsanlık eski insanlık değil.
  • Elimizde bir yeşil yaprak, bir yeşil çimen, bir tek ağaç kalmışsa bile, onu ne pahasına olursa olsun korumak...
  • İnsan doğar, büyür ve ölür. Sınıf da doğar, büyür ve ölür. Ama büyük insanlık ölmez. Doğada da böyle bir oluşum var. Doğanın parçaları da doğar, büyür, ölürler.
  • Bu dünya çok tuhafıma gidiyor. Şaşkınlıklar içindeyim.
  • Hani ilkel bir söz vardır: “Her insanın yaşamı bir romandır” diye. Hayır. Her insanın yaşamı roman değildir. Roman, bir yaşamdır. Roman, bir atmosferdir. Roman, yeni, yepyeni bir dünya kurmaktır, yeni bir roman dili yaratmaktır. Düş dünyasıyla birlikte bir gerçeklik dünyası kurmaktır, yaratmaktır roman..
  • “İnsanlık bu kadar uygarlığa eriştikten sonra, savaş gibi bir vahşetin sürüp gitmesi insanlık için yüz karası.”
  • Yok olan değerleri, insanoğlu ne kadar zamanda yerine koyacaktır?.
  • Nereden gelip nereye gidersek gidelim, bu güzel dünyayı, bu ışığı, bu binbir renkli toprağı, bu içleri sevinç dolu insanları gördük ya, yaşadık ya. Ya hiç gelmeseydik, bu güzelim dünyayı hiç görmeseydik?
  • “Dünya elden gidiyor. O kadar hızla yok oluşa gidiyor ki, insanoğlunun sonu yakında gelecek. Bunu kimse istemez elbet. Doğasız bir dünya, insansız kalacak bir dünyadır. Bu bilince varamıyorlar insanlar.”
  • “Türkçede bir söz vardır: Biri yer, biri bakar, kıyamet ondan kopar. Biri yiyor, milyonlar bakıyor, kıyametin kopmasını mı bekleyelim?
  • Tarih boyunca her savaş bir yıkım olmuştur. Yenen­ler de yenilenler de, savaşların dışında kalanlar da aynı yıkım­ dan kurtulamamışlardır.
  • Ne yapalım, gözü dönmüş bir yönetimde, yargı bile büyük haksızlıklar yapabiliyor.

Binbir Çiçekli Bahçe İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Yaşar Kemal’le hasbihal tadında. Hem onun ağzından çeşitli konular hakkında düşüncelerini öğrendiğim, yer yer hayatından bahsettiği, röportajlarının da yer aldığı kitap. Severek okudum. Notlar aldım. Bahsettiği kitaplarını da okuyarak devam edeceğim. (Kardelen)

Bir destan anlatıcısı ve folklor derlemecisi olarak edebiyat hayatına başlayan Yaşar Kemal, yaptığı çeşitli konuşmalarından derlenerek oluşturulan bu eserinde isminden de anlaşılacağı üzere hep “Dünya binlerce kültürden oluşmuş bir çiçek bahçesidir.” diyor ve bu bahçeden tek bir çiçeğin bile kopmasını bir rengin yitirilmesine benzetiyor. Sadece bu benzetmeden bile kültüre ne kadar önem verdiği anlaşılıyor. Hemen hemen bütün konuşmalarında kültürün üzerinde durarak yavaş yavaş yok edildiğini ve bunun yoksulluğa yol açacağını söylüyor ve işe dili yozlaştırmakla başlıyorlar diyor. Ne kadar haklı öyle değil mi ? Bir bir yaşamıyor muyuz bunları ? Keşke bazı insanların söylediklerine kulak verebilseydik,belki üzerinde yaşadığımız dünya çiçek bahçesi olma özelliğini hâlâ koruyabilirdi. Yazarın bu eserinde üzerinde durduğu bir başka konu da hâlâ çözülememiş olan Kürt sorunudur. Ben bazı söylemlerine katılsam da bazılarına katılmadığımı fark ettim ve tabi bu sorunun Türkiye için çözülemez bir düğüm olduğunu... Geçmiş yaka bırakmaz, gelecek ise meçhuldür ve ne zaman biteceği belli olmayan amansız bir savaş sürüp gider... Acaba şimdi yaşasaydı bu sorun hakkında yazdıkları üzerine neler eklerdi diye düşündüm bir ara ve sonra devam ettim... Yazdığı her şeye katılmamakla birlikte doğru olduğunu düşündüğüm birçok yerin altını çizdim... Dostoyevski’den, Gogol ve Puşkin’den tutun da Orhan Kemal ve Nazım Hikmet’e kadar yerli ve yabancı tanınmış birden çok yazar ile ilgili görüşleri, okuyup anlamaya çalışmaya değerdi benim açımdan. Çünkü bir yazarın başka bir yazarı değerlendirmesi elbette ki bizim değerlendirmemizden çok başka olacaktır. Ve tabi bazı kitaplarının kapak tasarımlarını gözü kapalı emanet ettiği Abidin Dino’dan da bahsetmese olmazdı, onun hakkındaki fikirleri de çok değerliydi. “Onun kalabalıkları çizişine görkemli yalınlık diyebiliriz.” Dost bildiği insanları betimlemesi olağanüstü. Velhasıl, böyle ara ara çıkarıp bir Yaşar Kemal okumak iyi geliyor insana, tavsiye ederim. Tüm kitapseverlere keyifli okumalar... (Asiye Yiğit)

Tanımak için yazarla konuşmak gerekmez mi?: Konuşmalarıyla, röportajlarıyla konuştuk biz de... Kemal Sadık Gökçeli... Namı diğer Yaşar Kemal.. Kitabında 2009'a kadar farklı yıllardaki bütün röportajları, konuşmaları, tanıdığı kişiler hakkındaki görüşleri, dünyayla ülkesiyle ilgili bazı konular hakkındaki düşünceleri, kitaplarla ilgili ön sözleri yer almakta. Yaşar Kemal'i tanımak için fikir edinilebilecek bir kitap. 1925 yılında doğan yazar, Türkiye'nin geçirdiği bütün evreleri yaşamış. Kendi dünyasını, Çukurova'yı iliklerine kadar hissetmiş. İnsanları anlamak adına yaptığı işler aslında ona yardım etmiş. İyi niyetle bütün insanların mutluluğunu istemiş. Hani derler ya herkesi kendisi gibi görmek. İşte yazar herkesi kendisi gibi görmüş. İnsanlar iyi niyetli. Bu yüzden özgür olmalı, insanları özgür kılarsak bu ülkede kargaşa olmaz düşüncesinde. (burada dağa çıkan insanlara, ülkesine ihanet eden insanlara da iyi niyetle yaklaşmasına ben katılmıyorum. Dağa çıkan terörist ülkeyi bölmez diyemezsin.) Bu görüşüne çok ters düşsem de Yaşar Kemal'in iyi niyetini okurken çok net anladım. İnsan sevgisi yazdığı her bir cümleye yansıyan yazara farklı bir niyetle bu konuşmaları yapmış demeye insanın dili varmaz. Sadece bazı konular da yanılmış diyebilirim. (Avrupa Birliği ile ilgili iyi niyetli konuşmaları da fazla iyi niyetliydi. Bence yazar gözünde fazla büyütmüştü Avrupa Birliği'ni.) Tabi onu anlayabilmek için birebir onun gözünden görmek lazım bazı şeyleri. Kitaptaki konular farklı senelerde söylendiği için sanki aynı şeyler sürekli tekrar ediliyormuş gibi geldi kitapta. Aynı şeyleri sürekli okuyorsun bir süre sonra. Ama kişileri(Ara Güler özellikle), destanları anlattığı yerler keyifliydi. Konuşma yapan Yaşar Kemal, yazar olan Yaşar Kemal'den daha zayıftı bana göre. Eline aldığı kalemle daha başka bir büyüsü, çekiciliği var bence Yaşar Kemal'in. Sonuç olarak ters düşen görüşleri de olsa daha iyi tanımış oldum yazarı. Okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim.. (Döndü BARUT)

Kitabın Yazarı Yaşar Kemal Kimdir?

Yaşar Kemal (d. Kemal Sadık Gökçeli,] 1923; Gökçedam, Osmaniye), Kürt asıllı Türk romancı, senaryo ve öykü yazarı. Türk edebiyatının en önde gelen kalemlerinden biridir. İlk öykü kitabı Sarı Sıcak'ta da yer alan Bebek öyküsü ile ilk romanı İnce Memed, Cumhuriyet'te tefrika edildi. İnce Memed, yaklaşık kırk dile çevrilerek yayımlandı ve kitaplarının yurtdışındaki baskısı yüz kırktan fazladır.

Yaşar Kemal pek çok yapıtında Anadolu'nun efsane ve masallarından yararlanmıştır. PEN Yazarlar Derneği üyesidir. Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilen ilk Türk yazardır.

Çocukluğu

Yaşar Kemal, Nigâr Hanım ile çiftçi Sadık Efendi'nin oğlu olarak aslen Van-Erciş yolu üzerinde ve Van Gölü'ne yakın Muradiye ilçesine bağlı Ernis (bugün Ünseli) köyünden olan bir aileden dünyaya geldi. Kendi anlatımına göre bir Türkmen köyünde tek Kürt ailenin çocuğu olarak doğup büyüyen Yaşar Kemal, evde sadece Kürtçe köyde ise Türkçe konuşurdu. Ailesi, Birinci Dünya Savaşı'ndan dolayı Adana'nın Osmaniye ilçesine bağlı Hemite (bugün Gökçedam) köyüne yerleşti. Beş yaşındayken, babasının camide öldürülüşüne tanık oldu. Orta okul döneminde çeşitli işlerde çalıştı. Kuzucuoğlu Pamuk Üretme Çiftliği'nde ırgat kâtipliği (1941), Adana Halkevi Ramazanoğlu kitaplığında memurluk (1942), Zirai Mücadele'de ırgatbaşlığı, daha sonra Kadirli'nin Bahçe köyünde öğretmen vekilliği (1941-42), pamuk tarlalarında, batozlarda ırgatlık, traktör sürücülüğü, çeltik tarlalarında kontrolörlük yaptı.

Sanat hayatı

1978 yılındaki yaptığı bir söyleşide sanat çalışmalarına ilkokula başlamadan önce şiirle işe koyulduğunu ve okula başladığında "yaşlı halk şairleriyle çakıştığını" anımsadığını belirtti. İlkokulun son sınıfındayken arkadaşı Aşık Mecit, çok iyi saz çalarken kendisi annesinden ötürü sazı "berbat" çalmaktaydı. Bunun nedenini şu sözlerle dile getirdi:

"Benim saz çalamamamın sebebi var, anam aşık olacağım da diyar diyar dolaşacağım diye saza, aşıklığa düşman olmuştu. Onun tek çocuğuydum ve gözünden ayırmıyordu beni. Okulda, düğünlerde bayramlarda beni hep Aşık Mecitle çakıştırırlardı. Aşık Mecitle Kadirlide bir kahvede bir gece sabaha kadar çakıştığımı şimdi iyice anımsıyorum."

Ortaokuldan ayrıldıktan sonra folklor derlemelerine başladı ve 1940-1941 yılları arasında Çukurovadan ile Toroslardan derlediği ağıtları içeren ilk kitabı olan Ağıtlar, Adana Halkevi tarafından 1943 yılında yayınladı. 1944 yılında ilk hikâyesi Pis Hikâye'yi yayınladı. Bunu, Kayseri'de askerlik yaparken yazmıştı. Bebek, Dükkâncı, Memet ile Memet öyküleri 1950'lerde yayımlandı.

Kemal Sadık Göğceli adı ile çeşitli yayımlarda yazarken Yaşar Kemal adını Cumhuriyet gazetesine girince kullanmaya başladı. 1952 yılında yayımlanan ilk öykü kitabı olan Sarı Sıcak'ta da yer alan Bebek öyküsü burada tefrika edildi.

1947'de İnce Memed'i yazdı fakat yarım bıraktı ve 1953-54’te bitirdi. Romanı yazma nedeni eşkiya olan ve dağda vurulan amcasının oğlunun vurulması olduğunu 1987 yılındaki bir söyleşisinde belirtti. Ayrıca aynı söyleşide, çocukluğunun eşkiyalığın içinde geçtiğini, dayısının "en büyük" eşkiyalardan biri olduğunu, o çevrede 1936'lara kadar beş yüze yakın eşkiya bulunduğunu ve bunlardan birinin de Kurtuluş Savaşı'nda Kadirli'yi ilk örgütleyenlerden olan Karamüftüoğlu ailesinden ünlü Remzi Bey olduğunu söyledi. Remzi Bey'in kendisine, ilk İnce Memed hikayesinde "Çakırdikeni" diye yer alan diken hikâyesini anlattı ve Yaşar Kemal'le "eşkıyalığın felsefesini" yaptı.

Yaşar Kemal'in dünyada ilk kez yayımlanan seri, Bebek öyküsüdür ve önce Fransızcaya, sonra İngilizceye, İtalyancaya, Rusçaya, Romenceye ve diğer dillere çevrildi.

Siyaset

17 yaşından bu yana sosyalist politikanın içindedir. 1961 Anayasası'ndan sonra kurulan Türkiye İşçi Partisi'ne 1962'de katıldı. Emekçi sınıfının tamamen yönetime gelmesini isteyen Kemal, TİP'te sekiz yıl çalıştı ve yöneticilerden biriydi. 1987'deki bir söyleşisinde Türkiye'de bir Marksist partiye ihtiyaç olduğunu belirtmiştir. Aynı söyleşideki "Nasıl bir sol modelden yanasınız?" sorusuna, şu cevabı vermiştir:

"Her ülke sosyalist modelini kendisi kurar. Sovyetlerin 70 yıldır yaşama geçmiş modelini kabul edemeyiz. Yüzde yüz bağımsızlıktır sosyalizm. Kişi bağımsızlığı, ülke bağımsızlığı, politik bağımsızlık, ekonomik bağımsızlık, özellikle de kültürel bağımsızlık... Sosyalizmin başka bir anlamı yok benim için. Bu çağa gelinceye kadar kültürler birbirlerini beslemişlerdir, yok etmemişlerdir. Oysa çağımızda, kültürler kültürleri yok etmek için, bilinçli olarak kullanılmışlardır, emperyalistler tarafından. Benim için dünya bin çiçekli bir kültür bahçesidir; bir çiçeğin bile yok olmasını, dünya için büyük bir kayıp sayarım."

TİP'ten ayrılan yazar, nedenini partinin niteliğini yitirmesine, bürokratların eline geçmesine ve emekçilerden kopmasına bağladı. Sovyetler Birliği çökmesinin, sosyalizmin de çökmesi değil, tam tersine dünya sosyalizminin zaferi olduğunu 1993'teki bir söyleşisinde dile getirmiştir.

Temalar

« Halka kim zulmediyorsa, etmişse, halkı kim eziyor, ezmişse, onu kim sömürmüş, sömürüyorsa, feodalite mi, burjuvazi mi... Halkın mutluluğunun önüne kim geçiyorsa ben sanatımla ve bütün hayatımla onun karşısındayım. [...] Ben etle kemik nasıl biribirinden ayrılmazsa, sanatımın halktan ayrılmamasını isterim. Bu çağda halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum. »

Yaşar Kemal'im edebi çalışmalarında halka dönük bir düşünce hakim oldu ve bunu, bir yerde politik düşünce ile birleştirerek yürüttü. Yapıtlarıda halk şiirinde, epopelerde olduğu gibi insan değerlerinden kopmamaya çalıştı. Yaşar Kemal, siyasi görüşü ile sanatının paralel olduğunu, "halk ve doğa"ya inandığını, sanatının proletaryanın çıkarlarının emrinde olduğunu dile getirmiştir.

Yaşar Kemal Kitapları - Eserleri

  • Teneke
  • Çakırcalı Efe
  • İnce Memed 1
  • İnce Memed 2
  • İnce Memed 3
  • İnce Memed 4

  • Ağacın Çürüğü
  • Ağıtlar
  • Ağrıdağı Efsanesi
  • Al Gözüm Seyreyle Salih
  • Yılanı Öldürseler
  • Çıplak Deniz Çıplak Ada
  • Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana

  • Karıncanın Su İçtiği
  • Tanyeri Horozları
  • Demirciler Çarşısı Cinayeti
  • Yusufçuk Yusuf
  • Allahın Askerleri
  • Hüyükteki Nar Ağacı
  • Zulmün Artsın

  • Üç Anadolu Efsanesi
  • Binboğalar Efsanesi
  • Ortadirek
  • Denizler Kurudu
  • Kuşlar da Gitti
  • Deniz Küstü
  • Tek Kanatlı Bir Kuş

  • Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca
  • Yağmurcuk Kuşu
  • Kale Kapısı
  • Kanın Sesi
  • Ölmez Otu
  • Yer Demir Gök Bakır
  • Gökyüzü Mavi Kaldı

  • Sarı Sıcak
  • Yanan Ormanlarda Elli Gün
  • Nuhun Gemisi
  • Peri Bacaları
  • Bir Bulut Kaynıyor
  • Neredesin Arkadaşım
  • Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne

  • Baldaki Tuz
  • Bugünlerde Bahar İndi
  • Yolda
  • Yağmurla Gelen
  • Binbir Çiçekli Bahçe
  • Pis Hikaye
  • Kalemler

  • Ustadır Arı
  • Bu Bir Çağrıdır
  • Yüzler
  • Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor
  • Dağın Öte Yüzü
  • Beyaz Pantolon
  • Sarı Defterdekiler

  • Don Quijote ve Roman Sanatı
  • Bu Diyar Baştan Başa
  • Röportaj Yazarlığında 60 Yıl
  • Yeşil Kertenkele
  • İnce Memed
  • Taş Çatlasa
  • Çukurova Yana Yana

  • Teneke, Sarı Sıcak, Pis Hikaye ve Ötekiler
  • Bütün Hikayeler
  • Memed, mein Falke
  • Van

Yaşar Kemal Alıntıları - Sözleri

  • " Keşke zelzelede ölseydik de bu hallere düşmeseydik." (Nuhun Gemisi)
  • İçinden her şeyi bırakıp kaçmak geldi. Yapamadı. (Beyaz Pantolon)
  • Kaçamıyordu kimseden, kendini yitirip gitmişti. (Yılanı Öldürseler)
  • Cehennem yerinde hiç ateş yoktur, herkes ateşini buradan götürür... (Kuşlar da Gitti)
  • Ve sonra Sait Faik… Yeşil, çocuksu gözleri vardı. Onulmaz öfkesi vardı. Hikayeleri kadar da, kendi kişiliğinin tadı vardı. Küfürleri vardı. Ve İstanbul Sait Faiksiz edemezdi. (Peri Bacaları)
  • "Oğlum, diyordu.Sen sen ol görünüşe aldanma. İnsanlar iki yüzlüdür..." (Teneke)

  • Şu insanoğluna akıl ermez. (Ağrıdağı Efsanesi)
  • Yeni yüzler, yeni dünyalar görmek onu kendine çekiyordu. Yeni yeni insanlara, yeni yeni şeyler söylemek. (Üç Anadolu Efsanesi)
  • İnsana ne olursa olsun, başına ne gelirse gelsin, insan umudunu kesmemeli. Yalnız kalmış, umudunu yitirmiş insan yarı ölü bir insandır. Bana kalırsa insan yaratım gücünü hiçbir yerde yitirmemelidir. (Çıplak Deniz Çıplak Ada)
  • Korku, insanın yerleşmiş, büyük duygularından bir tanesi… Bana göre, insanlar korkuyu inkar ettikçe korkuyorlar. (Ağacın Çürüğü)
  • İnsan doğar, büyür ve ölür. Sınıf da doğar, büyür ve ölür. Ama büyük insanlık ölmez. Doğada da böyle bir oluşum var. Doğanın parçaları da doğar, büyür, ölürler. (Binbir Çiçekli Bahçe)
  • Çöplükler, şehirlerin tıpa tıp aynasıdır. (Yolda)
  • insanın katlandığına dağlar katlanmaz. (Bu Bir Çağrıdır)

  • "Benim Ustam," dedi, "benim ustamda böyle yapardı.Emek varsa yemek vardır" (Yağmurla Gelen)
  • “Bir insan ne ka­dar yürekliyse, o kadar korkaktır. Ya da bir insan ne kadar kor­kaksa o kadar yüreklidir. Bunun böyle olduğunu bir insan an­cak seksenine gelince anlar.” (İnce Memed 2)
  • "Bugünlerde öğretmenlik, doğru dürüst vicdanlı öğretmenlik bir kahramanlık değil mi, bu kadar kıyımdan, sürgünden, zulümden sonra… Ve aldıkları para ayın on beşine kadar yetmezken… Baskı, baskı, baskı… Bugünlerde öğretmenlik yapılır mı?" (Baldaki Tuz)
  • Tanışmadan görüşmeden bir insan bir ıssız ada gibidir.. (Tek Kanatlı Bir Kuş)
  • "Susmak sövmektir." (İnce Memed 4)
  • Çok özlem çeken insanlardır çocuklar (Neredesin Arkadaşım)
  • Umutsuzluk,kötülüğe karşı savasma gücünü yokeden, kıran en büyük silahtır. (Taş Çatlasa)