Kitap Künyesi
Yazar: Alexandre Dumas
Çevirmen: Alev Özgüner
Orijinal Adı: Les mille et un fantômes
Yayın Evi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İSBN: 9789944883245
Sayfa Sayısı: 208
Binbir Hayalet Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Binbir Hayalet'in öykülerini gerçek kişilerle örerek anlatan ve böylece konusuna sahicilik duygusu kazandıran A. Dumas, gerçek olayların korkunçluğunu da hayalet öykülerinin dehşetiyle örtülmüş olarak aktarıyor.
Binbir Hayalet Alıntıları - Sözleri
- "Ölüm yaşamı yok etmez, ölüm insan bedeninin bir dönüşüm biçimidir sadece; ölüm hafızayı yok eder, hepsi bu. Eğer hafıza yok olmasaydı, her birimiz dünyanın başlangıcından bugüne kadarki ruh yolculuklarımızı hatırlardık."
- Kuramayanların kibri yıkmakta yatar.
- Halkın acımasızlığını yaratan mutsuzluktur.
- Zavallı çılgınlar, insanların bazen geleceği değiştirebileceğini ama asla geçmişi değiştiremeyeceğini anlamıyorlardı.
- Halkın acımasızlığını yaratan mutsuzluktur.
- Demek ki, kurulduğu yaklaşık bir yıldan beri mecliste konuşturulan sille ve yumrukların sayısını varın siz düşünün: Sayılamayacak kadar çok! Elbette daima özgürlük, eşitlik ve kardeşlik adına.
- Çoğu insan bakar, ama çok azı görür.
- “Kuramayanların kibri yıkmakta yatar.”
- Elbette daima özgürlük, eşitlik ve kardeşlik adına.
- Çoğu insan bakar ama çok azı görür.
- Bu kadar çabuk ayrılacaktık madem, karşılaşmamıza hiç değmezdi.
- Çoğu insan bakar, ama çok azı görür.
- "Günümüzde Fransa'da artık konuşmanın olmadığından yakınılıyor" diyor. "Sebebini iyi biliyorum. Çünkü çağdaşlarımızda dinleme sabri her geçen gün azalıyor. İnsanlar kötü dinliyor ya da daha doğrusu hiç dinlemiyor."
- Kuramayanların kibri yıkmakta yatar.
Binbir Hayalet İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kralları saraylarından kovduktan sonra, Tanrı'yı da kiliselerinden kovdular: Doğaüstü olayların, dönemin gerçek kişi ve hikayelerine bağlı kalınarak anlatıldığı bu kitapta yazarın dili de oldukça keyifli bir okuma imkanı sundu bana. Klişe hayalet öyküleri gibi görünse de oldukça güzel hikayeler ve olaylar okudum. Bu doğaüstü olayların altında yer alan gerçek kişilerin, çevirmen tarafından basit ve etkili şekilde henüz kitabın başında tanıtılması oldukça güzel bir detay. Romanda anlatıcı bizzat yazarın kendisi. Yazarın 1831 yılında yaşadığı dönemde, romandaki karakterler ile bir gece bir araya gelme fırsatı bulması üzerine başlıyor tüm hikaye. Dumas, bir davet üzerine bir köye ava gider. Burada bir adam belediye başkanının evine giderek karısını öldürdüğünü söyler. Tutuklanır ve jandarmalar olayı incelemek için eve yani cinayet mahalline gitmek isterler. Ancak adam buna direnir ve başına gelenleri anlatsa da inanmayacaklarını söyler. Adamın, karısını öldürdükten ve kafasını kestikten sonra cesedi gömerek cinayeti gizleme planı beklenmedik bir olay ile suya düşer. Karısının kesilen kafası gözlerini açar ve adamla konuşur. Bu sebeple şoka uğrayan adam, cinayetin işlendiği yere dönmek istemez ve direkt olarak hapse girmek ister. Ama jandarmaların ısrarlarından dolayı, belediye başkanının da gelmesi şartı ile adam cinayet evine dönmeyi kabul eder. Yazarımız da onlara eşlik eder. Daha sonra yazarımız belediye başkanının daveti üzerine Belediye Başkanı Mösyö Ledru’nun evini ziyaret eder. Ledru’nun evinde yemeğe davetli birkaç kişi daha vardır. Mösyö Alliette, Rahip Moulle, Şövalye Lenoir, Doktor Robert ve Hedwige. Belediye başkanı Ledru’nun davetlileri, yemekten sonra karısını öldüren adamın iddia ettiği gibi kesilen kafanın konuşmasına kimin inandığı konusuna gelirler. Doktor dışında herkes inandığını söyler. Doktor ise böyle bir şeyin imkânsız olduğunu ısrarla savunur. İşte bunun üzerine masada olan kişiler başlarından geçen fantastik öyküleri anlatmaya başlarlar. Bu öykülerle birlikte Fransız Devrimi sırasında yaşanan olaylara, tutuklanmalara, toplum yapısına ve giyotin ile idamlara şahit oluruz. Ve o döneme dair izlenimler de edinmemize yardımcı olur Dumas bizlere. kitap/binbir-hayalet--16801 yazar/Alexandre-Dumas (Edmond Kirsch)
Kapra Felsefe Seti 10TL!: (Kitapyurdu.com)
Binbir Hayalet'e aslında yazarın tüm kitaplarını okumaya karar verdiğimde rastladım ve ismi ilgimi çektiği için öncelikle bu eserini okumak istedim. Yazarın öncesinde Monte Cristo Kontu isimli kitabını okumuştum ve bitirmemek için resmen elime almaktan çekinmiştim. Hâlâ daha hayranlıkla hatırladığım birkaç eserden birisidir. Alexandre Dumas demişken onu da bir kez daha önerip Binbir Hayalet'e geri dönmek istiyorum. İsmi kitapla çok uyumlu olan eserlerden birisidir Binbir Hayalet. Çünkü kitapta tam manasıyla "binbir hayalet" bulunuyor. Yazarımız bu kitapta ana karakter olarak kendi ismini kullanıyor. Alexandre hayatının bir döneminde arkadaşlarıyla avlanmaya gidiyor ve orada yaşadığı sıra dışı bir olay ona avı tamamen unutturuyor. Bu olay aslında sıradan bir cinayet olarak görülebilir. İşin ilginç yanıysa katilin kendisinin hemen tutuklanmasını istemesi oluyor. Ardından katilin soruşturması sürecine merakından dahil olan Alexandre kasabanın sadece ileri gelen kısmının bulunacağı bir yemeğe davet ediliyor. Ve tabii davete katılıyor. Ardından bu toplanmada tesadüf eseri herkes bir hikâye anlatmaya başlıyor. Bahsedilen hikâyeler tamamen hayalet hikayeleridir. Herkes birbirini ikna edecek heyecanla bir hikâye anlatmaktadır. Kitabımız tam da bu hikâyelerle ilerler. Okunması açısından beni hiç sıkmadığını söyleyebilirim. Hatta sıkmaktan çok ilgimi çekti çünkü pek fazla hayalet hikâyesi okumuyorum. Benim için eğlenceli ve gerilimli bir süreç oldu. Kitapla ilgili öğrendiğim ilginç bir bilgi de şu oldu, kitapta hayalet olarak bahsedilen insanlar gerçek hayatta yaşamış insanlardan oluşmaktaymış. Galiba gerçek isimleri tercih ettiği için yazarımız ana karakteri olarak da kendi ismini kullanmayı tercih etmiş. Bu kitabı genellikle gece okumayı sürdürdüğüm için biraz ürkmüş olabilirim. Hele ki karanlıkta okuduğum süreçte bir süre uyuyamadım da diyebilirim fakat normalde o kadar korkunç bir eser değil. Karanlık ortamlar genellikle duyguların daha aşırı hissedildiği ortamlar olduğu için muhtemelen biraz korktuğum bir kitap oldu. Gün içerisinde okusaydım galiba hayaletler beni bu kadar etkilemezdi. Bu yüzden rahatlıkla tavsiye edebilirim. Kısa olması sebebiyle hayata küçük bir reklam arası verebileceğiniz harika bir eser olduğunu düşünüyorum. Umarım beğenirsiniz. Sevgilerimle... (Betül)
Kitabın Yazarı Alexandre Dumas Kimdir?
Alexandre Dumas Pére... Fransız yazar. Monte Kristo Kontu, Üç Silahşörler, Siyah Lale ve Demir Maske gibi tarihi romanlarıyla tanınır. Üçyüze yakın macera romanı yazmıştır. 19. yüzyılın en verimli ve en sevilen Fransız yazarlarındandır. Önce oyunları daha sonra da tarihsel romanlarıyla büyük ün kazanmıştır. Özellikle, Kardinal Richeliey dönemindeki gözüpek kahramanı anlattığı romantik tarzda yazdığı Üç Silahşörler (1844) ve Monte Kristo Kontu (1845) en tanınmış yapıtlarındandır. Dumas'nın renki, açık yürekli, kimi zaman pek inandırıcı olmayan bir üslupla kendi olağanüstü yaşamındaki olayları aktardığı Anılar (1852-54) adlı yapıtı romantik dönem Fransız edebiyat yaşamına ışık tutar. Dumas, geçimini sağlamak amacıyla genç yaşta Paris'e gitmiştir. Avukat olmayı planlamış ama geleceğin Fransa Kralı Orléans dükü Louis-Phlippe'nin hizmetine girmiştir. Sonra da şansını tiyatroda denemeye karar vermiştir. Yazdığı oyunlar döneminde olduça ilgi görmüştür. III. Henry ve Sarayı (1829) adlı oyununda Dumas, Fransız Rönesansının gösterişli bir tablosunu çizmiştir. Napoléon Bonaparte (1831) yeni ölen imparatorun efsaneleşmesini sağlamıştır. Dumas, oyun yazarken tarihsel romanla da ilgilenmeye başlamış ve renkli bir tarihsel fonla, genellikle 16. ve 17. yüzyılda geçen heyecanlı öyküler yazmayı hedeflemiştir. Kalıcılığını da oyunlarıyla değil, bu tarihsel romanlarıyla sağlamıştır. Romanlarındaki kahramanlarında iyi-kötü ayrımı oldukça belirgindir. Victor Hugo gibi romantik akımın başlıca yazarlarındandır. Dumas başarı kazandıkça kendini pahalı zevklere vermiş ve borçlarını ödeyebilmek için daha fazla yazmaya başlamıştır. Aynı zamanda gazeteciliğe de başlamış, gezi kitapları yazarak para kazanmaya çalışmış ama başarılı olamamıştır. Alexandre Dumas'nın eserlerini, özellikle de "Üç Silahşörler"'i yazarken tarihi oldukça saptırdığı, olaylara fazlasıyla hayâl gücünü kattığı söylenir. Bu söylentiler kulağına kadar gelince Dumas, "Tarihe tecavüz ettiğimi söylediler ama çok güzel çocuklar doğdu" demişti. Alexandre Dumas 1870'te, Dieppe yakınlarında ölmüştür.
Alexandre Dumas Kitapları - Eserleri
- Monte Cristo Kontu
- Üç Silahşor
- Siyah Lale
- Demir Maske
- Binbir Hayalet
- Üç Silahşörler 2 - Yirmi Yıl Sonra
- Üç Silahşörler (Çizgi Roman)
- Kafkaslar
- Sainte - Hermine Şövalyesi
- Üç Silahşörler - Kraliçenin Hizmetinde
- Monte Kristo Kontu - Çalınan Taç
- Pauline
- Mısır ve Sina'da On Beş Gün
- La Reine Margot
- Mutfak Sözlüğüm
- Tepedelenli Ali Paşa
- Üç Silahşörler - Kralın Hizmetinde
- Metres / Milady
- Kraliçenin Elmasları
- Robin Hood
- The Nutcracker
- Üç Silahşörler 3
- Kaçış ve Yaşanmış Hikayeler
- Üç Silahşörler 4
- Üç Silahşörler 5
- Kamelyalı Kadın
Alexandre Dumas Alıntıları - Sözleri
- “Bekleme bir tür çılgınlık, çılgınlık da çok fazla umut değilse nedir?..” (Üç Silahşörler 3)
- "Sana,hatıranda benim için hiçbir yer kalmayacak kadar sakin,mesut ve huzurlu bir hayat dilerim. “ (Monte Kristo Kontu - Çalınan Taç)
- "Geçmişi bilmek, gelecekten haber vermekten kötüdür." (Üç Silahşörler 2 - Yirmi Yıl Sonra)
- "Ben insanlardan çok fikirleri merak ediyorum." (Üç Silahşörler 3)
- Ayrılık da ölüm kadar etkilidir… (Monte Cristo Kontu)
- “Eskisi gibi değilim artık..” (Üç Silahşörler 3)
- Sizi her gördüğümde, yüreğimdeki mücevher kutusuna bir elmas daha koyuyorum. (Üç Silahşörler (Çizgi Roman))
- Güvendiğiniz kim var? Hiç kimse. (Demir Maske)
- "Talihin büyük dönemeçleri umutsuz durumlarda birdenbire ortaya çıkmıştır." (Üç Silahşörler 3)
- ... Ben basit bir kurala inanıyorum: Tanrı iyinin ne olduğunu eğitimle öğrenmemiş bir kadını hep iki yoldan oraya götürür: Bunlar aşk ve acıdır; zorlu yollardır. Bu yollara düşenlerin ayakları yara bere içinde kalır, elleri dilim dilim yarılır ama aynı zamanda yolun iki yanındaki böğürtlen dikenlerinin üzerinde kötülüğün yakut damlalarını bırakırlar. Tanrı huzurunda utanmayacak ve çıplaklıkla gayelerine ulaşırlar... (Kamelyalı Kadın)
- ... Çünkü ölüm yanımda duruyor. Sense benden o kadar çok uzaktasın ki... (Kamelyalı Kadın)
- Bu kadar çabuk ayrılacaktık madem, karşılaşmamıza hiç değmezdi. (Binbir Hayalet)
- İnsanlar bilhassa kötü davrandıklarında sözcüklerin değeri hususunda yanılırlar ve tam da yüceltilmeyi hak edenleri alçaltmak için onlara hakaret ederler. (Sainte - Hermine Şövalyesi)
- Ama içgüdülerden gelen nefret acımasızdır, hiçbir biçimde sönmez; kimi zaman küllenir gibi olur, ama bu küllerin altında daha fazla şiddetlenir. (Üç Silahşörler 4)
- “Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için” (Üç Silahşörler 5)
- Hırslı bir insan erişemeyeceği şeyleri arzular. (Demir Maske)
- "Ölümden çekinenin sevgisi az olur!" (Sainte - Hermine Şövalyesi)
- -Kedilerden ve farelerden daha tehlikeli bir hayvan var! -Hangisi? -İnsan! (Siyah Lale)
- Bildiğiniz gibi en tehlikeli mermiler düşmandan gelmiyor. (Üç Silahşörler (Çizgi Roman))
- "...bir başkası için ömrü boyunca yas tutacak birini tanımıyorum..." (Üç Silahşor)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin