Kitap Künyesi

Yazar: İsmet Özel

Yayın Evi: Tiyo Yayınları

İSBN: 9786058615120

Sayfa Sayısı: 352

--reklam--

Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 2 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

TİYO Yayıncılığın on ikinci kitabı "Bir Akşam Gezintisi Değil, Bir İstiklâl Yürüyüşü II", Kasım 2012'de ilk cildi yayınlanmış "İstiklâl Yürüyüşleri" konuşmalarının ikinci kısmıdır. Kitabı teşkil eden ve belli bir sıra takip eden on iki konuşmanın isimleri "Amentü, Kader, Kısmet, Hal ve Gidişat, Tecrit-Tefrit-Tevhit I, Tecrit-Tefrit-Tevhit II, Reçete-Çözüm-Senaryo, Butlan, Asalet, Takibat ve Refakat, İtaat-İttiba-İnkıyat, Salahiyet-Otorite-Yetke" şeklindedir. Geniş bir fihristi olan kitabın arka kapağında ise şunlar yazılıdır;

"Türkiye'de Müslüman olmak ne demek? Türkiye'de kâfir köpeği olduğunu ispat etmediğiniz takdirde Müslüman olarak size bir yer açılmayacaktır. Bunu bilin! Türkiye'de Müslüman olmayı, kâfir köpeği olmanın ispatı şartına bağlamışlardır. "Ben Müslümanım, o kadar!" dediğin zaman, "Sen o kadar kal!" derler. Bu yüzden İstiklâl Marşı Derneği tecrit, tefrit, tevhit safhasını geride bırakmış insanların toplandığı yerdir. "Yaa, biz öyle değiliz!" diyen kimse başının çaresine baksın. Ama aynı zamanda "Evet, biz öyleyiz!" diyenlerin başına iş açmayı düşünenler varsa onlar da verecekleri hesabı düşünsün! "Yok, ben orada nasıl olsa idare ederim." diyenler, ne yaparsa yapsın!"

--reklam--

Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 2 Alıntıları - Sözleri

  • Çok eski çağlardan beri bu topraklara Türkiye diyenler vardı. İlk defa Frederick Barbarossa'nın söylediği söylenir, The Turkey diye.
  • Allah'ın senin için seçtiği, senin dar kafanla seçtiğinin üstündedir.
  • Türkiye'de başarı seviyenin düşürülmesiyle elde edilen bir şey. Bütün dünyada öyle mi? Bilmiyorum.
  • Allah'ın senin için seçtiği, senin dar kafanla seçtiğinin üstündedir.
  • Ekmek kavgasıyla helal lokma kavgasının aynı şey olduğunu bir yerlerden öğrenmemiz lazım.
  • İnsanlar cehaletten bir yerleri aydınlanmış sanıyorlar. Yani biz duygularımızla, duyularımızla bir şeyin mevcudiyetine şeksiz şüphesiz karar verdiğimiz zaman aslında o aydınlıktan dolayı göremez durumdayız. Ne zaman ki gözümüz bunun karanlık olduğunu fark eder, o karanlığa alıştığımız zaman neyin ne olduğunu ve söylediğimiz sözün manasının ne olduğunu anlayabiliriz
  • İmanın şartları olan şeyler bizim kendi dünyamızın olduğunun delilidir.
  • Aslında birçok insan korkak bilinmemek için cesaret gösterir
  • "İki parmağı arasında tuttuğu zarları ne yapacağını Tanrı'ya söyleme"
  • Rahmani olanla dünyevi olan arasında bir uyuşmazlık vardır.
  • Ben bir felâkete mani olmak üzere konuşmuyorum. Ancak felâket vuku bulduktan sonra birisi harekete geçmek üzere nida ettiğinde, onu duyacak kulaklar olmasını temin için konuşuyorum.Şu anda felâkete doğru tam gaz gidiliyor. Çünkü herkes parasını, mevkiini, huzurunu muhafaza etmek için gâvurun icbar ettiği şeyi yapıyor. Önce gönülsüzmüş gibi görünüyor; bir süre sonra parası, mevkii, rahatı o kadar kendisine sıcak geliyor ki bu sefer gâvurun istediğinin fazlasını yapmaya başlıyor. Bu her gün olan şey. Gâvurdan daha gâvur oluyor. Ne olacak bilmiyorum! Hâlâ yapılacak şeyler olduğuna inandığımı biliyorum. Ama yapılacak şeyler olduğuna inanmak başka, bunları yapacak insanların olduğuna inanmak yine başka. Allah korkusu belki bizi yola sokar mı, bilmiyorum!
  • Tarih, geçmişte olmuş bitmiş şeylerin hikayesi değil. Tarih, bizim bundan sonra yaşayacağımız şeylerin izahıdır.
  • “Dünyada gelip geçici bir yolcu gibi ol!” denildiği zaman bu düşünülecek bir şey. Yolculuk sırasında insanlar en lüzumlu olanın dışındaki şeyle meşgul olmazlar. Yolculuk bunu gerektirir. Yolculuğun selametle yürümesi için orada lüzumsuz işler yapılmaz. Mesela derler “onu gittiğin yerde yaparsın.” Değil mi? Demek ki, sünnete ittiba etmek demek, aslında rahat beklentisine ömrümde  yer vermemen demek. Acaba Müslümanlık Allah’ın emirlerine itaatle,  Rasulullah’ın sünnetine ittiba ile bir eziyet alanı mı? Böyle bir şey olmadığını gene sünnetten öğreniyoruz. Yani biz dünyada hayatımızı sıkıntı içinde, belâlara uğramış bir durumda geçirmek zorunda değiliz. Ama hem Müslümanım diyor hem de dünyanın muteber kısmı, dünyalıların itibar ettikleri kısmı senin ele geçirmek istediğin şeyler haline gelmişse o zaman tabi ki hayatın eziyet içinde geçecek demektir. Çünkü sen dünyadaki gayr-i müslim çoğunluğun iyi bulduğu şeyler peşindesin. O zaman ömrün boyunca, mahrumiyet, sıkıntı, dert çekeceksin demektir.
  • İhlâsı kayda alınanda aramak beyhudedir.

--reklam--

Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 2 İncelemesi - Şahsi Yorumlar

--reklam--

Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 2 PDF indirme linki var mı?

--reklam--

İsmet Özel - Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 2 kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 2 PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı İsmet Özel Kimdir?

1944 yılında Söke 'li bir polis memurunun altıncı çocuğu olarak Kayseri'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kastamonu, Çankırı ve Ankara'da yaptı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde bir süre okuduktan sonra Hacettepe Üniversitesi'ne geçerek Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi (1977). Ataol Behramoğlu ile birlikte Halkın Dostları dergisini çıkardı. Devlet Konservatuarı'nda Fransızca okutmanı olarak çalıştı. İstiklal Marşı Derneği kurucusudur. Evlidir. Dört çocuğu vardır.

--reklam--

İsmet Özel Kitapları - Eserleri

  • Tavşanın Randevusu
  • Waldo Sen Neden Burada Değilsin?
  • Bir Yusuf Masalı
  • Henry Sen Neden Buradasın 1
  • İrtica Elden Gidiyor
  • Henry Sen Neden Buradasın 2
  • Surat Asmak Hakkımız
  • Tahrir Vazifeleri
  • Toparlanın Gitmiyoruz 1
  • Erbain
  • Taşları Yemek Yasak
  • Bakanlar Ve Görenler
  • Üç Mesele
  • Kırk Hadis
  • Şiir Okuma Kılavuzu
  • Zor Zamanda Konuşmak
  • İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir
  • Neyi Kaybettiğini Hatırla
  • Kalın Türk
  • Of Not Being A Jew
  • Faydasız Randevu
  • Çatlıycak Kadar Aşki
  • Ve'l-Asr
  • Sorulunca Söylenen
  • Desem Öldürürler Demesem Öldüm
  • Küfrün İhsanı Olmaz
  • Cuma Mektupları 1
  • Faydasız Yazılar
  • Tehdit Değil Teklif
  • Cuma Mektupları 2
  • Cuma Mektupları 3
  • Cuma Mektupları 4
  • Cuma Mektupları 5
  • Cuma Mektupları 6
  • Cuma Mektupları 7
  • Cuma Mektupları 8
  • Cuma Mektupları 9
  • Evet İsyan
  • Cinayetler Kitabı
  • Geceleyin Bir Koşu
  • Şiir Resitali
  • Celladıma Gülümserken Çektirdiğim Son Resmin Arkasındaki Satırlar
  • Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 2
  • Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 1
  • Bilinç Bile İlginç
  • Allah'ın Emri Zaid / Plus Peygamberin Kavli
  • Bileşenleriyle Basit
  • Siper Beden
  • Karz-ı Hasen
  • Neredeyizim
  • Başbaş Başbaşa Başabaş
  • Evet Mi, Hayır Mı?
  • Muvazzaf
  • Toparlanın Gitmiyoruz 2
  • Toparlanın Gitmiyoruz 3
  • Ebruli Külah
  • Evlenseydik Boşanacaktık
  • Türk Olamadıysan Oldun Amerikalı
  • Hayatın Manası Versus Manalı Bir Hayat
  • Çenebazlık
  • Dil ile İkrar
  • Tok Kurda Puslu Hava
  • Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar
  • Şiir Kitabı
  • Başını Örten Kızlar Felsefe Bilmelidir
  • Tahrir Vazifeleri 2
  • Tahrir Vazifeleri 4
  • Tahrir Vazifeleri 3
  • Tahrir Vazifeleri 5
  • Tahrir Vazifeleri 6
  • Tahrir Vazifeleri 7
  • Tahrir Vazifeleri 8
  • Tahrir Vazifeleri 9
  • Tahrir Vazifeleri 10
  • Cuma mektupları 10
  • Tahrir Vazifeleri 11
  • Tahrir Vazifeleri 12
  • Türküm Doğruyum İntikamım Ülkemdir
  • Bir Vefa Daha
  • Pergelin Yazmaz Sivri Ucu
  • İslamla Damgalanmış Varoluş
  • Tekne Kazıntısı

--reklam--

İsmet Özel Alıntıları - Sözleri

  • Biz Türkiye'de yaşayan insanlar olarak öyle yalan yanlış seylere inandırılmış, öyle kabul edilemez şeyleri kabul etmişiz ki, insanlara kendileri hakkında ya da birlikte yaşadıkları insanlar hakkında ne söylersen söyle söylediğin şeyler asla mantıklı gelmez. (Çenebazlık)
  • Türkiye, bir imparatorluk ihdas etme üstünlüğü gösterdiğimiz için değil, dar-ül İslam olması, dar-ül İslam vasfı kazanması sebebiyle vatanımızdı. (Cuma Mektupları 6)
  • ölümle ölüme yaraşan bağı nasıl kurabiliriz? (Tahrir Vazifeleri 3)
  • Taarruz bombalarının tahrip gücü kadar gürültüsü de önemlidir. Çünkü düşman yalnızca öldürülerek veya mevzileri yıkılarak püskürtülmez, aynı zamanda düşmanı, başına büyük bir felâket geleceğine inandırmak da gereklidir. Bu yüzden toplumda hâkimiyet tesis etmeye yönelmiş her hareketin, yürürlüğe koyduğu işler kadar kopardığı gürültü de önemlidir. Nitekim son birkaç yılda Müslümanlara karşı haçlı ve Siyonist seferberlik düzenlemiş odakların kopardıkları gürültü bir hesap sonucudur. Diyelim ki, tesettüre uyan öğrencileri üniversiteye almayacaklar. Bunu idarî tedbirlerle sessiz sedasız uygulamaya koyabilecekleri halde, bu konuda bir kamuoyu husule getirmek üzere, basın organlarının büyük bir şamata çıkarması istenmiştir. Bir gürültü koparan siyasî hareket, taarruza geçmeye hazırlanmış ve belki de taarruzu fiilen başlatmış demektir. Taarruza geçen kuvvet, büyük ve geniş taleplerle insanların önüne çıkar. Onun düsturu şudur: Çok çok istemeliyim ki, az az versinler. Bu tutumun beynelmilel arenada en iyi uygulayıcısı İsrail olmuştur. İsrail, henüz üzerinde devlet olmaya çalıştığı toprakların kendi hakkı olup olmadığı tartışma konusu iken, daha geniş topraklara ihtiyacı olduğunu dile getirmiştir. Yani her zaman çok çok istemiş ve alabildiği az miktarı yanına kâr bilmiştir. Böylece ilk yerleştiği toprakları tartışma konusu olmaktan çıkarılmış ve işgal ettiği topraklar görüşmelere esas alınır olmuştur. Türkiye'deki İslâm düşmanları çok çok neyi istiyorlar ve az az neye razı olacaklar? Onların çok çok istedikleri, Müslümanların Türkiye'de hiçbir sosyal varlık gösterememeleridir. Yani tek parti, tek şef döneminde olduğu gibi, Müslümanlar kendi memleketlerinde sürgün muamelesi görmelidirler. Ticarî hayatta geri plana itilmeli, iyi eğitim veren mekteplere sokulmamalı ve bürokraside yükselme sınırları pek düşük tutulmalıdır. Bu en geniş taleplerin tam tamına gerçekleşmeyeceğini bildiklerinden, kopardıkları gürültüyle bir tek siyasî sonuca razıdırlar. O da, Müslümanların bağımsız bir siyasî alternatif olarak ortaya çıkmamaları ve gözleri yılarak kimliği Müslüman olmayan siyasî organizasyonların şemsiyesi altında olmayı nimet bilmeleridir. (İrtica Elden Gidiyor)
  • İnsanın gereğinden çok şeyi fark ediyor olması, esas olan şeyi fark etmekten mahrum kalması anlamına da gelebilir. (Kırk Hadis)
  • İnsanlar artık aya , güneşe Lât ve Menât putuna tapmıyorlar ama devlet adamlarına , piyasaya , makinalara, teşkilatlara, teorilere tapıyorlar. Yeni putları mukaddes kılabilmek için kitaplı dinleri terkediyorlar. Bu tarz putperestliğin Doğu'da ve Batı'da birbirinden farkı yok. (Üç Mesele)
  • Bugün yaşama biçimi olarak dünya çapında yaygın bir batılılaşma var. Mutfaklar yemek hazırlama laboratuvarı, televizyonlu yaşama alanları bir kamu toplantısının dinlenme anı gibi, yatak odalarımıza değil koğuşlara gidiyoruz. Çalışma ve eğitim hayatımız mekanik ölçüleri hiçbir zaman aşamıyor. (Bakanlar Ve Görenler)
  • Daha doğrusu bir ordu ilgili olduğu toplumun bir ürünü olduğu oranda gerçektir. Ordunun gerçekliğinin gösterilebilir iki dayanağı var: Bir toplum kendi savaş gücünü ne oranda yeniden üretebiliyor? Bir toplum kendi değerlerine ne oranda sahip çıkıyor? Savaş gücünü yeniden üretebilmenin toplumun sermaye gücüyle olduğu kadar nitelikli insan potansiyeliyle doğrudan ilgisi var. ABD Pearl Harbour baskınında bombalanan gemilerini bir yıl içinde yeniden inşa etti. Bunun için malî güce elbet sahipti, ama yeniden üretim için gerekli uzmanlığı da ithal etmek zorunda değildi. Bir toplumun kendi değerlerine sahip çıkmasının iki parlak örneği Almanya ve Japonya'dır. Her iki dünya savaşından yenik çıkmış Almanya'nın ve son savaştan sonra ordusuzluğa mahkûm edilmiş Japonya'nın bugün beymelmilel sahada hâlâ belli bir belirleyici güç sahibi olmalarının her iki toplumun da kendi değerlerinden vazgeçmeyişlerinden başka bir açıklaması yoktur. (Cuma Mektupları 3)
  • Neyi öğrenmek istiyorsak zihnimizi onu öğrenmeye müsait duruma getirmek zorundayız. Bazı şeyleri bütün çabalarımıza rağmen bir türlü öğrenemiyorsak, bunun sebebini zihnimizin düştüğü elverişsiz durumdan başka bir şeye bağlamayalım. Âmiyâne bir ifadeye başvurarak şöyle diyebiliriz: Ancak işimize gelen şeyler aklımıza yatar veya aklımız ancak işimize gelen şeylere yatar. Dünyaya isteklerimiz doğrultusunda bakarız. Zihnimizin dış dünyayla ilişkisinde bütün mesele "irade" (istem) meselesinden ibaret değildir. Bir de zihin kilitleri meselesi var. Nelerin işimize geldiğini tanımamız açısından bazı bölgelerde zihnimiz kilitlenmiştir. Bazen menfaatimizi zihnimizin kilitleri sayesinde koruyabiliriz. Bazen de zihnimizdeki kilitleri kırmak menfaatimizi korumanın kaçınılmaz gerek-sartı olur. Zihnimizdeki kilitlerin hangilerinden güç almanın vakti ne zamandır? Hangi zihin kilitlerimizi ve ne vakit kırmalıyız? (Henry Sen Neden Buradasın 1)
  • İslâm’a yerküre üzerinde hangi varoluş tarzı yakışıyorsa Türkler o tarzı tecessüm ettirmekle bir kavim karakteri edinmişlerdir. Türk’ü İslâm’dan, İslâm’ı Türk’ten ayırın geriye ne Türk kalır, ne İslâm. Amerikalıyı paradan, parayı Amerikalıdan ayırın geriye ne Amerikalı kalır, ne para. (Pergelin Yazmaz Sivri Ucu)
  • gitti deriz ölenler için yalnız yaşayanların işidir yola çıkmak, yolu kat etmek. (Bir Yusuf Masalı)
  • İnsanlar içlerinde yaşattıkları bir mükemmelliğin özlemini duyarak hep varolan şartları beğenmediler. (Bileşenleriyle Basit)
  • tam düşecekken tutunduğum tuğlayı kendime rabb bellemeyeceğim razı değilim beni tanımayan tarihe beni sinesine sarmayan tabiattan rıza dilenmeyeceğim. (İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir)
  • Çin, Mı­sır, Aztek, Yunan, Roma ve İslam medeniyetlerinin kendilerine özgü teknolojileri el­bette vardı; ama insan hayatının devamını böylesine yaygın ve karmaşık mekanik sü­reçlerin işleyiş şartına bağlayan bir başka medeniyet bilmiyoruz. (Tahrir Vazifeleri 7)
  • "Bana göre insanın tarifi: "Geç kalmış yaratıktır." Neye geç kalmıştır? Her şeye." (Tahrir Vazifeleri 12)
  • kalbe gizlice batan kıymık geçecek. (Şiir Resitali)
  • İnanıştaki doğruluk inanılan "şey"in doğruluğuna delil olur. Görürüz ki inancı arayan onu yalnızca inananda bulabilir, inandıranda değil. (Tahrir Vazifeleri 7)
  • Canının kıymetini bilmek insanın kendi nefsini en rahat edeceği, azami derecede zevk alma ortamında bulunmak anlamına gelseydi batı medeniyetinin hakimiyet kurmasıyla biçimlenen dünya şartları haklılık kazanmış olurdu. (Tahrir Vazifeleri 9)
  • Oysa salaklar hayati kalin cizgilerle cevrelemekten hoslanir (Henry Sen Neden Buradasın 2)
  • "İslâmi hareket sözkonusu olduğunda Türkiye'ye dünyanın herhangi bir yerine verdiğimden daha çok önem veriyorum." (Cuma Mektupları 1)