Kitap Künyesi
Yazar: Dino Buzzati
Çevirmen: Eren Yücesan Cendey
Orijinal Adı: Un amore
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750732942
Sayfa Sayısı: 280
--reklam--
Bir Aşk Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yıllarını unutmak mı istedin? Hayatına baskın yapan küçük bir kızın kötülüklerine sadece kendi gücünle meydan mı okudun? Sana uygun olmayan yabancı bir oyunda inat mı ettin? Yeniden çocukluğuna dönebileceğini mi sandın? Seninkinden bambaşka bir surat lazımdı bunun için. Maç bitti, hesap döndü. Kapılar kapanıyor, yalnızlık, boşluk, çöl, kimsenin duymayacağı sessiz çığlıklar. İşte limandasın aptal adam, ne sandın kendini?
Kurguladığı gerçeküstü, büyülü, kimi zaman tekinsiz dünyalarda kendine özgü mizah anlayışıyla çağımız insanının huzursuzluğunun çok katmanlı izlerini süren Dino Buzzati, Bir Aşk romanıyla aynı izleğe farklı bir rota üzerinden yöneliyor. Yazar, modern insanın içsel karmaşasını ve çaresizliğini bu kez aşk boyutunda, orta yaşlı bir kentsoylunun genç bir fahişeye saplantı derecesinde duyduğu tutku ekseninde öykülüyor:
Buzzati’nin usta bir anlatımla “kahraman”ının karmaşık iç dünyasına odaklandığı Bir Aşk’ta, Antonio’nun kıskançlık, tutku, sahiplenme dürtüleri ile parçası olduğu burjuva toplumunun çelişkilerle yüklü ahlak anlayışı arasında çaresizce bocalayışına tanıklık ederiz.
--reklam--
Bir Aşk Alıntıları - Sözleri
- Ruhların ve nesnelerin birbirine benzeyen sesleri ve ışıkları arasındaki çöküşte apartmanların kasvetli gölgesinde, beton ve kireç duvarlar arasında, dizginlenemeyen yalnızlık içinde bir tür çiçekti o.
- "Aşk kötü bir hastalıktır."
- Bozguna uğramış ordu bile savaş bitince derin bir nefes alır.
- En iyisi susmak, insan susarak da başarılı olabilir.
- "Doğanın yüce bir gösterisi karşısında bizim ruhsal coşkumuz sadece kendimizi ilgilendirse ve başka bir varlığa doğru yayılamasa ne kadar acıklı olurdu."
- "Dans, cinselliğin lirik bir dışavurumundan başka bir şey değildi."
- Kadınların sezgileri çok güçlüdür...
- "Evet, aşk ona ölümün var olduğunu bütünüyle unutturmuştu."
--reklam--
Bir Aşk İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Öncelikle pedofilik bir hikaye. Elli yaşındaki adamın neredeyse çocuk yaşta ve çocuk silüetinde bir kızla birlikte olduğu gerçeği kitabın ilk sayfalarında çarpılıyor yüzümüze. Başlarda bu konuya kafa yormadan okumaya çalışırken oldukça zorlandım. Bu sıkıntılı hali üzerinizden atmanız zaman alabilir. Rahatsızlığı bu denli hissettirebilen bir kitap olmasını takdir etmek gerekir belki de. Küçük yaşta fahişelik yapmaya başlamış bir kızı takıntı haline getiren kelli felli müşterinin gözünden yazılmış bütün kitap. Yavaş yavaş bu takıntının büyümesine, serpilmesine, yayılıp erkeği bütünüyle ele geçirmesine tanık oluyoruz. Kadının yaşamına dahil olmadan, tamamen erkeğin gözünden tahminler ve kuşkularla hikayeyi örmeye çalışıyoruz ki bu durum heyecanı ve merakı diri tutuyor istemsiz. Erkeğin saplantılı zihninin karanlık dehlizlerinde adım adım gezdirmiş yazar. Öyle ki; aynı saplantılı fikirleri henüz erkek dile getirmeden düşünmüş oluyorsunuz. Kıskançlıklar, varsayımlar, farkına varmalar ve bile bile ladesler. Onunla birlikte batıyor, battıkça batıyor, çıkış için bir ışık dileğiyle kendinizi kadının söylediklerine inanır buluyorsunuz. Edebi yönden kuvvetli bir eser. Okuma keyfi oldukça yüksek. Keyif aldım dilinden, tarzından. Kendine çeken bir roman. Laide'nin gözünden de okumak isterdim. (Zeynep)
Bir Aşk , Bir Kayıp Adam , Bir Orospu ?: Dino Buzzati.. Yazarı okumayı aşkla sevdiğim doğrudur. Yazarın okuduğum 3. kitabı , çok sevdim her zamanki gibi , zaman demişken zamanın fark ettirmeden ve hissettirmeden geçişini bu adam gibi müthiş anlatan kaç kişi vardır ki ? Aşk imiş ne varsa alemde İlim bir dedikoduymuş ancak Fuzuli Bir adam , bir kadın , bir aşk.. Adam 49 yaşında , kadın 18 , böyle aşk olur mu , olur olur bal gibi olur. Bir genç kıza dünyanın bütün yükünü yükleyip sonra da ona "orospu" diyerek vicdanlarımızı rahatlatabiliriz , nasıl ama çok iyi değil mi ! Bu iki ayrı yaşların ve ayrı dünyaların insanı , kerhanede tanışırlar efendim , hikayemiz böyle başlar. Yeşilçamda da benzerlerini görmüşüzdür , edebiyata ve sinemaya müsaittir çünkü bu hikaye , çünkü "insan" tarafımıza karşılık gelir.. Bir şekilde tutunamamış iki karakter. Yaşları küçük ya da büyük ne fark eder ? Zaman kavramında bazen 1 saat bile geçmek bilmezken , yıllar hatta yüzyıllar nasıl yutulur hiç düşündük mü ? Erkek : Ben sana fena tutuldum , sensiz olamıyorum , seni görmeden duramıyorum , senden öncemi hatırlamıyorum , seninle nefes alıyorum , ne olduğunu kim olduğunu önemsemiyorum , niye böyle oldu bilmiyorum , seviyorum , aşığım , ölüyorum , geberiyorum , düşünemiyorum , deliriyorum , küçülüyorum , eriyorum , bitiyorum , hasretindeyim , dertliyim , yaşlanıyorum , kıvranıyorum , haykırıyorum , istiyorum , çıldırıyorum , savruluyorum , ölüyorum , yaşamak istiyorum , sürünüyorum , ille de sen ! Kadın : Peşimde olmanı seviyorum , aslında pek de önemsemiyorum , ben senden çok farklıyım , daha ben kaç yaşındayım , daha ben ne yaşamışım , benden sana yar olur mu , ama çok tatlısın , ilgiye muhtacım , kopamıyorum yanındayım , fakat kafam karışık farkındayım , nasıl etsem bilemiyorum , ben buyum razı mısın , beni yanında tutar mısın , gel desem gelir misin , git desem gider misin , ne haldeyim bilir misin , güzelsem suçlu muyum , ben sana köle miyim , ruhumu anlar mısın , kıymetimi bilir misin , gel istersen ! Erkeğin bile bile çaresiz sürüklenişi , kadının bu mecburiyeti sonuna kadar sömürüşü , ihtiyaçlar silsilesi , dünyada zavallı birer insan teki. Olur mu olmaz mı derken maceralar sürerken. Fakat öyle bir final ki anlatılmaz okunur.. Lütfen okuyun.. (Osman Y.)
Bir Aşk mı yoksa Bir Saplantı mı?: Aslında "Bir Aşk" romanını dört gün önce bitirdim. Peki neden şimdi roman hakkında bir şeyler yazıyorum? Etkisini bittikten sonra daha çok hissettiren, düşünmeye davet eden güçlü metinler beynimi canlandırır. Bu sebeple, kitap bitince, okuduklarımı özümseyim, bir kafamı toparlayayım, beynimin içinde biraz demlensin istedim. Bir Aşk romanı, daha önce okuduğum, yazarın da en sevilen romanı olan Tatar Çölü'yle benzerlikler taşır. Her iki romanda da vazgeçememe, terk edememe, ana karakterlerin hayatlarını mahvedeceğini bilmelerine rağmen, tutkuyla bağlandıkları şeylere karşı uzak duramama temaları işlenir. Tatar Çölü'nde Drago, bulunduğu garnizonu terk edememe ve çölden gelecek düşman ordusuna karşı saplantısı yüzünden hayatını mahvederken, Bir Aşk romanında Antonio Dorigo,kendinden 30 yaş küçük, bir fahişeye karsi tutkusu zamanla saplantiya donuserek, onu perişan hale getirir. Şimdi, öyle bir roman okudum ki; başından sonuna kadar beni sarstı, elimden düşüremedim, su gibi aktı, uyurken bile okuyordum diyemeyecegimi belirtmek isterim. 125. sayfaya kadar yoğun betimlemeler, şiirsel bir anlatım, örneklemeler, kişileştirmeler, bir duyguyu nitelerken ardı ardına gelen sıfatlarla Dino Buzatti edebi sanatının tüm inceliklerini sergiler. Açıkçası bu sayfaya kadar zorlandım. Fakat 125. sayfadan sonra roman bambaşka bir hale girer. Okumaya doyamadiğim kadar etkileyici, iç monolog tekniğiyle psikolojik çözümlemeler başlar. Roman ne anlatır bize? Aslında bilinen, çoğunlukla da sinema filmlerinden aşina olduğumuz bir konuyu etkileyici bir bakış açısıyla ele alır Dino Buzatti. "Derin tutkular, saplanti, kıskançlık, şüphe, kaybetme korkusu, cinsellik, arzunun bedeli" gibi bir Aşk'ta varolan temalarda derinleşebilmek, Buzatti'nin usta bir yazar olduğunun kanıtı kuşkusuz. Romanda; ismi Antonio Dorigo olan 50 yaşlarında, kadınlarla ilişki kurma konusunda başarısız olup, cinsel açlığını genelevlere gidip fahişelerle gideren bir adamın, genç ve güzel bir fahişe olan Laide ile tanışmasıyla ona olan tutkusunun, zamanla saplantı haline gelişini, adamın duygu ve düşünceleri üzerinden anlatılıyor. Laide, Antonio’nun kendisine olan zaafını kendi lehine maddi çıkara çevirir. Hatırı sayılır bir maaş karşılığında, Dorigo’nun metresi olur. Buna rağmen, ona zerre kadar bir içtenlik, sevgi, aşk beslemez. Hayatın kendisine orospuluktan başka bir şey sunmamasının acısını, adeta Antonio’dan çıkarır. Hikâyeye sürekli Antonio'nun penceresinden baktığımız için, duygularına karşılık bulamadığından acı çekişine, onurunu, gururunu ayaklar altına alışına, kıskançlık hallerinin onu zavallı duruma getirişine, tıpkı K9 köpeği gibi gel Antonio, git Antonio muamelesine maruz kalışına, kişiliğinden taviz vermesine rağmen, bir pislik kadar değer göremeyişine şahit oluruz. O ana kadar okuyucu tarafından acınan, merhamet gösterilen bir karakterdir Antonio. Romanla ilgili diğer incelemelerde, bazı okuyucular keşke Leide'nin tarafından da baksaydık diyerek iç geçirmişler ama sanırım metnin en can alıcı noktasını kaçırmışlar. Metnin sonlarına doğru on sayfa kadarlık bir bölümde dolaylı bir anlatımla Laide'nın tarafından bakarız yaşanılanlara. İşte Buzatti bu bölümde okuyucunun tüm duygularını alt-üst eder. Leide gibi bir fahişe olan arkadaşı, Antonio'nu yüzüne bir tokat gibi vurur gerçekleri. Der ki; Sen buna aşk mı diyorsun? Onu evine aldın mı? Ailenle tanıştırdın mı? Onu hayatına soktun mu? Onunla evlenmek istedin mi? Hiç merak ettin mi Leide nerede doğdu? Nasıl bir eğitim aldı? Küçük bir kızken kim onu gerçekten sevdi? O, senin ailen gibi bir ailede doğsaydi telekız olur muydu? Toplumsal konumun ve benzeri palavralarla, Leide'nın senin metresin olmasını istedin. Ona maaş bağlayarak her an onu yatağa atmayı istedin, bu da onun tüm hayatına karışmaya hak verdiğini sandın kendine. Kıskançlığın, kuskuculuğun can sıkıcıydı. Ve tüm bunlara rağmen Leide'nın seni sevmesini istiyorsun. Böylece usta yazar, hikayesine konu aldığı ilişkide taraf tutmadan, haklı haksız gösterip okuyucu yönlendirmeden, tüm yalınlığıyla ve etkileyici bir bicimde anlatmayı başarabilmiştir (Ferhat Tezcan)
--reklam--
Bir Aşk PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Dino Buzzati - Bir Aşk kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bir Aşk PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Dino Buzzati Kimdir?
Dino Buzatti, 16 Ekim 1906 tarihinde İtalya'da San Pellegrino'da doğdu. Ailesi sonradan Milano'ya yerleşti. Buzzati, hukuk fakültesini bitirdikten sonra, Corriera della sera gazetesinde çalışmaya başladı. Onu sonraki yazarlık yaşamına hazırlayan üç tutkusu vardı: Dağ, resim, şiir. İlk romanı olan Barnabo delle Montagne'yi 1935'te yazdı. Başyapıtı sayılan Tatar Çölü'nü 1940'da yayınladı. 1939'da Corriera della sera adıans avaş muhabiri olarak Addis Ababa'ya gitti ve gözlemci olarak da olsa, katıldığı çarpışmaları yazdı. Buzzatı'nin ayrıca Il Segreto del Bosco, Vecchio, I sette messaggeri, Paula alla Scala, Il gtande ritratto, Sessanta racconti Il Colombre gibi yapıtları yanında tiyatroya uyarlanmış çalışmaları ve resimleri de vardır.
Üslubu, birçok bakımdan Kafka'ya benzetilen Buzzati değeri geç anlaşılmış bir yazardır. Hatta önce kendi memleketi olan İtalya'da değil, Fransa'da ilgi görmüştür.
28 Ocak 1972'de Milano'da ölmüştür.
--reklam--
Dino Buzzati Kitapları - Eserleri
- Tatar Çölü
- Tanrı'yı Gören Köpek
- Bir Aşk
- Yaşlı Ormanın Gizemi
- Dağların Adamı Barnabo
- Colombre
- Yedi Ulak
- Tam O Anda
- Ayıların Meşhur Sicilya Baskını
- K. Balığı
- Büyülü Öyküler
- Fırçanın Ucundaki Hikayeler
- Büyücü
- Catastrophe
--reklam--
Dino Buzzati Alıntıları - Sözleri
- N'aparsın? Böyleyiz biz işte, günahkârız Tanrı'nın bağışlamasına gereksinme duyan zavallı günahkâr böcekleriz. (Büyülü Öyküler)
- Her şey eskisi gibi. Gerçekten hiçbir şey olmadı. (Dağların Adamı Barnabo)
- Ama bir başka aydınlık pencereden bildik bir tıkırtı geliyor. Daktilo. Sanki soluklanmak için verdiği küçük esler dışında coşkuyla tıkırdıyor, hiç durmuyor, tereddüt etmiyor... Hangi acıya doğru koşuyor? Bana bazı geceleri anımsatıyor, ah yıllar önceydi, ne çok zaman geçti. (Tam O Anda)
- "O yaşlı görünümüyle çekişen hafif, hızlı adımlarla, sadece yirmi yaşlarındaki mutlu insanlara özgü bir neşeyle yürüyordu." (Yedi Ulak)
- Tanrı aşkına umuyorum bize bu avuntu bırakılır. Sonunda elimizde kalacak somut şey, yapmayı başardıklarımızdır. (Tam O Anda)
- Fazlasıyla bir öncekine benzeyen günler artık birbirine karışıyordu. (Yedi Ulak)
- Büyük bir engeldir büyümek. Genellikle insanın başına uykusunda gelir. (Yaşlı Ormanın Gizemi)
- Yitirdiğin savaşların madalyalarıyla süslüsün; yarınki savaşta talih senden yana olacaktı ama tam o gün ölüverdin. (Colombre)
- "Doğanın yüce bir gösterisi karşısında bizim ruhsal coşkumuz sadece kendimizi ilgilendirse ve başka bir varlığa doğru yayılamasa ne kadar acıklı olurdu." (Bir Aşk)
- Ruhların ve nesnelerin birbirine benzeyen sesleri ve ışıkları arasındaki çöküşte apartmanların kasvetli gölgesinde, beton ve kireç duvarlar arasında, dizginlenemeyen yalnızlık içinde bir tür çiçekti o. (Bir Aşk)
- Sadece yalanın uydurulmaya ihtiyacı vardır. (Yaşlı Ormanın Gizemi)
- intikam alma ihtiyacını gerçekten hissetmiyor. O alçaklık anı artık uzaklarda kalan bir olay. (Dağların Adamı Barnabo)
- Her sabah uyandığımda kendime şunu sorarım: bugün, o gün olacak mı? Her akşam yatağa yeni bir hayal kırıklığı ile girerim. Ve hayat gelip geçer. Güneşten mahrumiyet nedeniyle solan yüzlerimizde derin çizgiler belirir. (Tam O Anda)
- “İkindi vaktiydi daha, oldukça güneşliydi hava. Sokakta biriyle karşılaştım. “Günaydın” dedim. Baktı bana ve “İyi akşamlar” cevabını verdi.” (Tanrı'yı Gören Köpek)
- “Sıkmayın canınızı. Artık çok geç. Umut ışığı kalmadı bizim için.” (Büyülü Öyküler)
- "Senin gibiler cehennemi çocukluklarından beri içlerinde taşır." (Colombre)
- "Sen başkalarının kederlerini ödünç aldın." (Colombre)
- Gene de içimde her şeyin yeniden başlayabileceğine ilişkin hiç dinmeyen bir duygu var. (Tam O Anda)
- Elbette, doğan güneşten ya da görkemli dolunaydan farklı olarak cömert ve dokunaklı yıldızlar, insanı dünyanın mutluluklarını değil, tam aksine nadir görülen şeylerini sevmeye teşvik ediyorlar ve aslında ihtiyaçlarımıza daha çok karşılık veriyor gibi görünüyorlardı. (Yedi Ulak)
- "Henüz dibe vurmadım; küçük bir pay daha kaldı oraya ve umarım onun tadını alabilirim." (Colombre)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin