Kitap Künyesi

Yazar: Sigmund Freud

Çevirmen: Dilman Muradoğlu

Yayın Evi: Say Yayınları

İSBN: 9786050200478

Sayfa Sayısı: 152

--reklam--

Bir Çocukluk Nevrozu Hikayesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Burada anlatacağım çocukluk nevrozu, hastalığın üzerinden 15 sene geçtikten sonra ele alınmaktadır. Bunun avantajları olduğu gibi, dezavantajları da var. Nevrotik çocuk üzerinde yapılacak bir analizin daha güvenilir olduğunu düşünürüz ama bu içerik olarak pek de zengin olmaz, çocuğa gerektiğinden fazla sözcük ve düşünceyle yardımcı olmak zorunda kalırız ve buna rağmen bilincin en derin katmanlarına inmek mümkün olmayabilir. Oysa tinsel olgunluğa erişmiş bir yetişkin, çocukken geçirdiği bir hastalığı kendi anıları ışığında analiz ederken, bu tür kısıtlamalar söz konusu değildir ama burada da geçmiş olayları geriye dönük olarak sonradan hatırlamanın çarpıtmalara ve eklemelere, yeniden yazmalara neden olacağı açıktır. Belki de ilk durumda daha ikna edici sonuçlara ulaşırken, ikincisinde analizimiz daha öğretici olacaktır.”

Kurt Adam vaka öyküsü, hiç kuşkusuz Freud’un ele aldığı en önemli ve en ayrıntılı vaka öykülerinden birisidir. Genç ve zengin bir Rus olan hasta, 18 yaşından itibaren duyduğu rahatsızlıklar nedeniyle Freud’a gelir. 1910-1914 yılları arasında süren tedavinin ardından Freud vakayı kaleme alır ancak bir süre yayımlamaz. Daha önce ele aldığı Küçük Hans’ın at fobisiyle, genç adamın kurt fobisi Freud için karşılaştırılabilir niteliktedir.Vaka öyküsünün Freud için asıl önemi ise, çocuk cinselliğinin varlığına yönelik duyulan kuşkuları bertaraf etmesi, böylece kuşku sahipleri Adler ve Jung’u eleştirmek için Freud’a sağlam kanıtlar sunmuş olmasıdır.

--reklam--

Bir Çocukluk Nevrozu Hikayesi Alıntıları - Sözleri

  • Bilinçaltında "hayır" sözcüğü olmadığını, zıtlıkların bir araya geldiğini biliyoruz. Reddetme ancak bastırma sürecinde ortaya çıkıyor.
  • Daha doğru­su, deneyimsizliğimiz yüzünden azla yetinmesek ve her şeyi bütünüyle kavramak mümkün olsa, tek bir olguyla da her şeyi anlamak mümkün olabilirdi.
  • Ruh dinamik bir olgudur; kimi bilinçli kimi bilinçsiz ve birbirleriyle ahenk içerisinde olan birtakım ruhsal kuvvetler birbirlerine karşı harekete geçer.
  • Bilinçaltında "hayır" sözcüğü olmadığını, zıtlıkların bir araya geldiğini biliyoruz. Reddetme ancak bastırma sürecinde ortaya çıkıyor.
  • Bir şeyden kaçmaktansa, onu kötü de olsa çözmek yeğdir ve üstelik kaçmak, kaçan kişi açısından tehlike de arz eder.
  • Bastırmak, reddetmekten başka bir şeydir.
  • Hastanın analize inancı, psikanaliz tedavisinde ne rolü olduğu araştırılan telkinin bir başarısı olabilir. Eski kafalı bir psikoterapist, hastasına artık iyileştiğini, ketlemelerini aştığını vs. telkin edecektir. Ama bir psikanalist hastasına çocukken şu ya da bu olayları yaşadığını ve şimdi iyileşmek için bunları hatırlaması gerektiğini söyler. İşte ikisi arasındaki fark budur.
  • Yanlış anlaşılmak istemiyorum. Her analizci, başarılı bir tedavi sırasında hastanın kendiliğinden bir dizi çocukluk anısını anlattığını bilir. Doktor, bunların ortaya çıkmasında -ya da belki ilk kez ortaya çıkmasında- kendinin de bir payı olduğunu düşünmez, çünkü hastaya benzer bir konuyu çağrıştıracak herhangi bir kurgulama çabası içine girmemiştir.
  • Yoksul akrabasına ziyaretinden sonra, kendisini (akrabasına) parasal yardım yapmamakla suçlamış ve hemen ardından hayatındaki en yoğun dışkılama ihtiyacını hissetmişti.
  • Bir şeyden kaçmaktansa, onu kötü de olsa çözmek yeğdir ve üstelik kaçmak, kaçan kişi açısından tehlike de arz eder. Bu durumda komplekslerinin insanı durdurmadığını cesurca göstermek daha iyi olacaktır.
  • Bebekler, yalnızca tanıdığı ve sevdiği insanların üstüne dışkılar.
  • Bir şeyden kaçmaktansa, onu kötü de olsa çözmek yeğdir ve üstelik kaçmak, kaçan kişi açısından tehlike de arz eder. Bu durumda komplekslerinin insanı durdurmadığını cesurca göstermek daha iyi olacaktır.
  • Birkaç yıl önceki bir sevdalanma hadisesi, Gruşa sahnesinin takıntı bakımından etkisini daha da açık bir şekilde göz önüne seriyor. Evlerinde çalışan genç bir köylü kız hastanın uzun zaman ilgisini çekiyordu, fakat kıza pek yaklaşmamıştı. Sonra kızı bir odada yalnız gördüğü bir gün deli gibi tutulmuştu ona. Kızı tipkı çocukluğundaki öteki kız gibi, yanında bir kova ve süpürgeyle çömelmiş, yerleri temizlerken görmüştü.
  • Şimdi sembolik, eskidense gerçek olan bu perdenin lavman sonrasında bağırsakları boşalınca yırtılıp kalkıyor olmasinin ve rahatsızlığın bu şekilde hafiflemesinin nasıl bir anlamı vardı peki? Bağlamdan hareketle yanıt verebiliriz. Doğum zari yırtıldığında dünyayı görüyor ve yeniden doğmuş oluyordu. Dışkı çocuktu ve ikinci defa, daha mutlu bir yaşama doğuyordu. Yani Jung'un kısa süre önce dikkat çektiği ve nevrotiklerin fantezi yaşamında baskın rol oynadığını belirttiği türden bir yeniden doğum fantezisi bu.
  • Hikaye , 18 yaşında bel soğukluğuna yakalanıp hastalanan, yalnız başına var olamayıp , tamamen başkalarına bağımlı hale gelen ve ancak yıllar sonra psikanaliz tedavisine başlayan genç bir erkeğe aittir.

--reklam--

Bir Çocukluk Nevrozu Hikayesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Karşınızda bir insan var. Psikolojik sorunları olduğu apaçık ortada ancak hem sorunları bulmak hem de bu sorunları ortadan kaldırmanız gerekiyor. Bir de bu konuda size destek olacak insan sayısı az iken bir hata yapmanızı bekleyen ve sizin açığınızı arayan insan sayısı bir hayli fazla. Böyle bir durumda ne yapardınız? Freud, bu vakasını anlatırken türlü zorluklarla karşılaşıyor. Aslında Freud’un işi her zaman çok zordu. Ancak belki de ilk kez kendisi bu denli zor bir vakayla karşılaşıyordu. İşte bu yüzden attığı her adımı, yaptığı her yorumu ve analizi uzun uzun anlatmak durumunda kaldı. Hal böyle olunca da Kurt Adam Vakası, Freud’un yazdığı en uzun vaka analizi oldu. Ayrıca Freud, bu vakayla tam tamına 4.5 sene ilgilendi. Ya da bir deyişle, ömrünün 4.5 senesini bu vakayı anlamaya, yorumlaya harcadı. 23 yaşındaki zengin Rus çocuğunun vakasında Freud; çocukluk nevrozunun üzerine kurulu yetişkinlik nevrozunu ve cinselliğin önemini keşfetti. Aktarım malzemesi olarak en çok düşlerin kullanıldığı vakada, baştan çıkarma sahneleri ve erotik düşünceler de görülüyor. 1887 yılında doğan Kurt Adam, 19 yaşında babasını, 21 yaşında ablasını kaybeder. Bir de üstüne 18 yaşlarında yakalandığı belsoğukluğu hastalığı eklenince, 23 yaşında Freud’a gider. 1910 yılının şubat ayında tedaviye başlayan Freud, 1914 yılın yazında, 1. Dünya Savaşı’nın başlamasına sayılı günler kala tedaviyi tamamlayacaktır. Tedaviden sonra Odesa’ya dönen kurt adam, evlenip yuvasını kurarken bir yandan da hukuk eğitimini tamamlar. Rusya’da başlayan Bolşevik Devrimi’nden ötürü işleri iyice çıkmaza giren Kurt Adam, Kasım 1919-Şubat 1920 tarihleri arasında yeniden Freud’a başvurur. Ardından küçük bir işte çalışmaya başladı ve Freud ile onun arkadaşları tarafından maddi olarak desteklendi. 1926 yılında paranoya belirtileri göstermeye başladıktan sonra, Freud onu öğrencisine havale etti. Bir süre tedavi gören Kurt Adam, yeniden iyileşme göstermişti. Freud’un hastası olarak bilindiği ömrünü 1979 yılında, 92 yaşında tamamladı. Peki Kurt Adam’ın sorunu neydi? Aslında hayat hikayesini okuduktan sonra “daha nolsun” diyebiliriz ama bunlarla sınırlı kalmıyor ne yazık ki... Vakaya ismini veren Kurt hayvanının, hasta için neden anksiyete sebebi olduğuna gelirsek, kendisinden bir kaç yaş büyük ablasının, hastayı korkutmak için, kendisine vahşi kurt resmi göstermesi ve hastanın bu resimden korkmasından zevk alması olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bununla da kalmıyor. Hastanın rüyasında gördüğü kurt figürü, ağaca tırmanmış bir 6-7 kurttan ve bir tanesinin tırnaklarının gri renk oluşundan ibaret durumda. Freud, analiz sırasında neden 6-7 kurt olduğunu sorduğunda, hasta bu sefer farklı bir masalı anlatıyor. Kurt ile Yedi Keçi yavrusu masalı. Bu masalda kurt, keçilerden 6 tanesini yiyor, bir tanesi saatin içine saklandığı için onu yiyemiyor. Bu masalda hem 6 hem de 7 rakamları yer alıyor. Peki kurtlardan bir tanesinin tırnağının neden gri olduğu sorulduğunda ise, hastanın büyükannesinden dinlediği farklı bir masal ortaya çıkıyor. Bunlar gibi bir sürü masalın çocuklar üzerinde nelere etki edebileceğini düşündüğümüzde, kendimizi, günümüzdeki masalları yeniden yorumlamak zorunda hissediyoruz. Peki sorun sadece kurtlarla çevrili bir masal dünyası mı? Elbette hayır. Zira düşler, bilinçdışımızın dışa vurumlarıysa, çok daha fazla malzemeye ihtiyaç duyacağız. Bu malzemeyi de elbette 0-6 yaş arası anılarından elde etmemiz gerekiyor. Kitabın sonunda Freud, hastanın vaka sırasında anlattıklarını kronolojik olarak kıtabın sonuna veriyor. Bu da bizlere, vakayı özümsemek için büyük bir fırsat tanıyor. Bir diğer olumlu tarafı ise, vakayı anlatırken, bir yandan da sizinle beraber çözüm arıyor oluşu. Net ifadeler kullanmaktan kaçıp, irili ufaklı tüm ihtimaller üzerinde düşünüp, hangi ihtimalin neden gerçek olup olmayacağını düşündürtüyor. Bu da elbette vakaya, sürükleyici bir uslup katıyor. Sanırım edebiyat okumalarından da bir şeyler öğrenen Freud, yazdığı eserde, kurgu roman yazarlarını aratmayacak derecede heyacan uyandırıyor. Bu vakayı okuduktan sonra, psikanalizin bazı kavramlarını, cinsellik, erotizm, obsesyonlar, edilgenlik, kastrasyon, çiftedeğerlik, dinsel obsesyonlar vb de, teorik kullanımlarını öğrenmiş oluyoruz. (yy)

Sigmund Freud: teorilerini kimilerinin şiddetle reddettiği, kimilerininse psikoloji dahisi olarak gördüğü, insan beyninin Sherlock'u. Bu kitabı okurken -ilk cümlemde de yazdığım gibi- Sherlock'la bir dava çözüyormuşum gibi hissettim. Psikanalizle ilgili görüşleri herkesçe benimsenebilir fakat travmaları, takıntıları çoğunlukla çocukluktaki cinsel gelişime dayandırmış olması psikanaliz kadar kabul görmüyor. Aslında -az çok da çocuk psikolojisine aşinalığımdan- tespitlerinin o kadar da yanlış olmadığını düşünüyorum. Oedipus kompleksi, kastrasyon korkusu, çocukluk dönemindeki dışkılamanın çocuk üzerindeki anlamı bilinmesine rağmen, yetişkinlikteki bazı takıntıların çocukluk döneminde yaşanan olaylarla bağlantısını göremiyoruz. Zaten benim fikrimce Freud'un analizlerini fazla "cinsel" bulmamız, insan beynini ve çocukluk psikolojisini yeterince kavrayamamış olmamızdan geliyor. Bu kitapta bahsedilen vaka ise oldukça karmaşık. Kimileri hastanın yaşadıklarını, herkesin yaşamamış oluşundan dolayı Freud'un tespitlerini herkese uyarlanamayabilir görebilir. Ki bahsedilen hastada çok büyük bir faktör olarak kalıtım da etkili. Yani erken çocukluk döneminde şahit olduğumuz her şeyin, yetişkinliğimizde çok ciddi takıntılara sebep olacağını söyleyemeyiz. Son olarak da şu alıntıyla sözü bitirmek istiyorum: "Bir şeyden kaçmaktansa, onu kötü de olsa çözmek yeğdir ve üstelik kaçmak, kaçan kişi açısından tehlike de arz eder. Bu durumda komplekslerinin insanı durdurmadığını cesurca göstermek daha iyi olacaktır." (SS)

Kurt Adam Vakası, psikanalizin kurucusu Freud'un, başkalarına bağımlı halde yaşayan bir hastası ile yaptığı analizleri, hastanın nevrozunun gelişimini ve dört yıllık bir tedavi sürecini anlattığı eser. Hastanın takıntı nevrozuyla alakalı olarak, bastırılmış eşcinsel eğilim ve baskın mazoşist cinsel eğiliminin, zamanla daha dini bir forma evrilmesi şeklinde tanı koyan Freud, bunu hastanın bebeklik döneminde yaşadığı travmaya bağlıyor. Kurt Adam ise hastanın (travma sonrası) çocukluğunda bir dönem boyunca gördüğü kabus. Tabi okuduğumuz kişi Freud ise, o kurdun babası olduğunu söylemeye gerek yok. Kitabın sonunda yazdığı "Özet ve Problemler" kısmı, konuyu toparlama ve meramını anlatma bakımından oldukça yararlı olmuş. (Meryem)

--reklam--

Bir Çocukluk Nevrozu Hikayesi PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Sigmund Freud - Bir Çocukluk Nevrozu Hikayesi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bir Çocukluk Nevrozu Hikayesi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Sigmund Freud Kimdir?

Sigmund Freud ( nüfus kaydında Sigismund Scholomo Freud) (d. 6 Mayıs 1856, Příbor, Moravya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu (bugün Çek Cumhuriyeti) - ö. 23 Eylül 1939, Londra, Birleşik Krallık), psikanaliz öğretisini geliştirmiş olan Yahudi kökenli Avusturyalı nörolog. Kişiliğin 5 farklı dönemden geçerek geliştiğini öne süren Psikoanalitik Kuram'ın kurucusudur...

Orta seviye bir Yahudi yün tüccarının, kırk yaşındayken, kendisinden yirmi yaş küçük bir kadınla yaptığı ikinci evliliğinden dünyaya geldi. Ekonomik bunalımdan dolayı ailesi Viyana'ya yerleşmek zorunda kaldıklarında, Freud henüz 4 yaşındaydı. 1938 yılına kadar burada yaşadı.

Lisede Latince, Fransızca ve İngilizce öğrenirken kendi çabalarıyla da İbranice, İspanyolca ve İtalyanca öğrendi. Başarılı bir öğrenciydi. Başlangıçta istemediği halde Goethe'nın yapıtlarından etkilenerek tıp okumaya karar verdi.

Üniversite yıllarında Yahudi düşmanlığıyla karşılaştı, okuldaki arkadaş çevresinden dışlandı. 1876 yılında fizyolojist Brücke'nin laboratuvarına girdi, burada anatomopatoloji ve insan sinir sistemi üzerine araştırmalar yaptı. 1881'de tıp öğrenimini bitirdi. 1883'te dönemin ünlü beyin anatomisi ve nöropatoloji uzmanı Dr. Theodor Meynert'in yönetiminde psikaytri kliniğinde asistan olarak çalışmaya başladı. 1884'de kokain üzerine bir inceleme yapmakla görevlendirildi. 1884'te kokainin analjezik özelliklerini keşfetti, anestezik niteliklerini ise sezinledi. (Yaşamım ve Psikanalız adlı yapıtında kokainin anestezik niteliklerini aslında bildiğini, yalnız tıp çalışmalarını bıraktığından dolayı bunların başkaları tarafından ortaya çıkarıldığını ileri sürer.)

Aldığı bir bursla 1885'te Paris'e gitti, Salpêtriê Hastanesi'nde, Jean Martin Charcot'nun yanında staja başladı. Burada histerinin belirtilerini, hipnotizma ve telkinin etkilerini gözlemledi. Charcot'dan çok etkilendi. (Yaşamım ve Psikanaliz 'de Charcot'ya ne kadar düşkün olduğu görülür) Charcot'nun konferanslarını Almancaya çevirdi ve 1886'da yayımladı.

1886'da Paris'ten ayrılarak Berlin'e gitti. Burada çocuk nöropatolojisiyle ilgilendi. Viyana'ya dönerek özel hekimliğe başladı. 1886 ekim ayında 4 yıldır nişanlı olduğu Martha Bernays ile evlendi. Sinir hastalıkları ve histeri şikayetiyle kendisine başvuranlar üzerinde dönemin ünlü tedavi yöntemlerini, elektroterapi ve hipnotizmayı uyguladı. 1887'de Dr. Bernheim'in Telkin ve Telkinin Tedavideki Uygulamaları Üstüne adlı kitabını çevirdi.

Elizabet von R. adındaki bir kadın hasta kendisini serbest çağrışım yöntemine zorlayınca hipnozdan vazgeçti. 1892 - 1895 yılları arasında Charcot'nun Salı Günü Dersleri adlı kitabının çevirisini, savunma psikonevrozları üzerine bir makaleyi ve saplantılar ve fobiler üzerine başka bir makaleyi Breuer ile ortaklaşa hazırladı. Ancak tıp çevrelerince Histeri Üzerine İncelemeler hoş karşılanmadı. Bu yapıtta psikanalizin temel ilkelerine rastlanır.

1896 yılında babasının ölümü üzerine derin bir bunalıma girdi ve sistematik olarak kendini çözümlemeye başladı. Yine aynı yıl Breuer'le nevrozların cinsel açıdan açıklanması konusunda ters düşerek yollarını ayırdı. Histerinin cinsel etiyolojisi üzerine verdiği bir konferans skandala yol açtı. Bu dönemde W. Fliess'le yazışmaları, özçözümleme süreci, hayatı üzerinde önemli etkiler yarattı. (Bu yazışmaları Freud'un ölümünden sonra eşi ve kızı tarafından kamuoyuna duyurulmuştur. Freud psikanalize özel hayatını karıştırmak istemediğinden, kişisel kayıtlar bırakmamış, birçok yazışma ve mektubunu ölümünden önce yakmıştır.) Hayatının 10 yıl süren bu döneminde, Freud hem yandaş, hem öğrenci bakımından yalnız kaldı. Kendini hastaların tedavisine ve psikanalizin yaratılmasına yoğunlaştırdı. Bu sürecin sonucu olarak 1897'de Oedipus Kompleksi, 1900'de Düşlerin Yorumu (iki cilt) adlı eserler ortaya çıktı.

1908'te Viyana Psikanaliz Derneği kuruldu. Bu olay, Freud için bir dönüm noktasıydı, Yaşamım ve Psikanaliz kitabında buna büyük yer verdi. Ancak bu tarihten önce bile Freud'un çevresinde çözümlemenin giderek kurumlaştığı görülür. 1902'den sonra "Çarşamba Günleri Psikoloji Derneği", adı altında başta P. Federn, O. Rank, W. Stekel ve Alfred Adler olmak üzere, Freud'un ilk yandaşları bir araya toplandılar. 1904'de E. Bleuer'le yazışmaya başladı. 1907'de Bleuer'in asistanı Carl Gustav Jung tarafından ziyaret edilir. Jung aynı yıl Zürih'te Freud Derneği'ni kurdu. Bu Freud için büyük bir başarıydı, zira psikanaliz artık ülke sınırlarının dışına çıkmıştı. Takip eden yıllarda Jung, 1. Psikanaliz Kongresi'ne katıldı ve psikanaliz üzerine konferanslar vermek üzere Freud ile birlikte ABD'ye yolculuk etti. Freud, 1910 - 1920 yıllarında Psikanaliz Üzerine, Bir Paranoya Vakası Özyaşam Öyküsü Üzerine Psikoanalitik Gözlemler: Başkan Screber, Totem ve Tabu, Narsizmin İncelenmesine Giriş, Yas ve Melankoli adlı eserleri yayımladı.

1923'de kendisine üstçene ve damak kanseri tanısı kondu. İzleyen yıllarda 33 kez ameliyat oldu. Sürekli protez takması gerektiğinden dolayı uzun yıllar konuşma ve yemek yeme sıkıntısı çekti. 1938'de Naziler'in Viyana'ya girmesiyle birlikte en küçük çocuğu Anna ile birlikte Avusturya'yı terk etmek zorunda kalarak Londra'ya yerleşti. Ölümüne dek tedavi ve çalışmalarına burada devam etti.

Freud, prensipleri gereği kişisel hiçbir özel belge, anı defteri, mektup bırakmamış, hepsini yakmıştır. Bu nedenle, Freud'a dair ilk ve en kapsamlı bilgiler ilk olarak yakın dostu İngiliz psikaytr Ernest Jones'un 1953'te yayımlanan üç ciltlik Sigmund Freud'un Yaşamı ve Yapıtları adlı kitabıyla ortaya çıkarıldı.

Eserleri [değiştir]

Zur Psychopat­hologie des Alltagslebens (Günlük Yaşa­mın Psikopatolojisi)

Die Traumdeutung (Düşlerin Yorumu)

Über Psychoanaly­se (Psikanaliz Üzerine Beş Ders)

Totem und Tabu (Totem ve Tabu)

Zur Einführung des Narzissmus (Narsisizmin İncelenmesine Giriş)

Unbehagen in der Kultur (Uygarlı­ğın Huzursuzluğu)

Jenseits des Lustprinzips Das Ich und das Es (Haz İlkesinin Ötesinde Ben ve İd)

Der Mann Moses und die monotheistische Religion (Musa ve Tektanrıcılık)

Cinsellik Kuramı Üzerine Üç Deneme, 1905

Der Witz und seine Beziehung zum Unbewussten, Nükte ve Bilinçdışı'yla İlişkisi, 1905

Psikanalizin Tarihçesi, 1914

Psikanalize Giriş Dersleri, 1917

Yaşamım ve Psikanaliz, 1925

Tutukluk, Semtom ve Korku, 1926

Bir Yanılsamanın Geleceği, 1927

Kültür İçindeki Huzursuzluk, 1930

Psikanaliz ve Uygulama,

Psikanaliz Üzerine,

Olgu öyküleri

Histeri ile Mücadele

--reklam--

Sigmund Freud Kitapları - Eserleri

  • Kitle Psikolojisi
  • Psikanaliz Üzerine Beş Konferans ve Psikanalize Toplu Bakış
  • Uygarlık Toplum ve Din
  • Amatör Psikanalizi
  • Sevgi ve Cinsellik Üzerine
  • Olgu Öyküleri 1
  • Olgu Öyküleri 2
  • Totem ve Tabu
  • Psikanaliz Üzerine
  • Nevrozlar - Psikanalize Giriş 2
  • Cinsellik Üzerine
  • Rüyaların Yorumu
  • Kokain
  • Bir Yanılsamanın Geleceği, Neden Savaş
  • Grup Psikolojisi ve Ego Analizi
  • Haz İlkesinin Ötesinde
  • Psikoloji Kanalize Ederek Psikanaliz Kuramı
  • Arzu Dürtü ve Çatışmaları Açığa Çıkarma
  • Bilinçaltı
  • Ruh Çözümlemesine Giriş Konferansları
  • Günlük Yaşamın Psikopatolojisi
  • Uygarlığın Huzursuzluğu
  • Cinsiyet ve Psikanaliz
  • Kültürdeki Huzursuzluk
  • Niçin Savaş?
  • Yaşamım ve Psikanaliz
  • Seçme Yazılar
  • Terapi
  • Endişe
  • Rüya Yorumları 1
  • Rüya Yorumları 2
  • Psikanaliz ve Uygulama
  • Psikanalize Giriş Dersleri
  • Ket Vurma
  • Musa ve Tektanrıcılık
  • Psikopatoloji Üzerine
  • Kendi Kendine Psikanaliz
  • Narsizm Üzerine ve Schreber Vakası
  • Mutluluk Dediğimiz Şey
  • Davranış Bozuklukları ve Tedavisi
  • Çocukta Fobinin Analizi
  • Yanılgılar ve Düşler Üzerine
  • Bir Çocukluk Nevrozu Hikayesi
  • Bir Genç Kızın Günlüğü
  • Freud - Jung Mektuplaşmaları
  • Psikanalize Giriş
  • Espriler ve Bilinçdışı ile İlişkileri
  • Dinin Kökenleri
  • İsteri Üzerine Araştırmalar
  • Psikanalitik Hastalık Öğretisi Hakkında Yazılar
  • Metapsikoloji 1
  • Metapsikoloji 2
  • Metapsikoloji 3
  • Metapsikoloji 4
  • Psikanalize Giriş
  • Psikanalize Giriş
  • Cinsel Yasaklar Ve Normaldışı Davranışlar
  • Sanat ve Sanatçılar Üzerine Notlar
  • Bir Histeri Vakası Analizi
  • Psikanalize Yeni Giriş Dersleri
  • Psikanaliz Açısından Edebiyat
  • Kültürel Cinsel Ahlak ve Modern Sinirlilik
  • Sanat ve Edebiyat
  • Aşkın Psikolojisi
  • Histeri Üzerine Çalışmalar
  • Metapsikoloji Haz İlkesinin Ötesinde Ego ve İd ve Diğer Çalışmaları
  • Ruh Çözümlemesine Yeni Giriş Konferansları
  • Ruh Çözümlemesinin Tarihi
  • Freud'un Mektupları
  • Psikanaliz Üzerine
  • Bakirelik Tabusu
  • Otobiyografi
  • Psikanaliz Üzerine Vakalar
  • Bilinçsizlik ve Psikanaliz
  • Siz Deli Misiniz?
  • Einstein’a Mektup
  • Psikanaliz
  • Eşeysellik Kuramı Üzerine Üç Deneme
  • Savaş ve Ölüm Üzerine
  • Bir Yanılsamanın Geleceği
  • Yas ve Melankoli
  • Rüya Psikolojisi
  • Leonardo da Vinci
  • Bastırma ve Bastırılanın Geri Dönüşü
  • İçgüdüler ve Baskılama
  • Espri Sanatı
  • Din
  • Takıntı Üzerine
  • Bilinçsiz-Olan
  • Anksiyete Üzerine
  • Psikanalizin Ana Hatlari
  • Totem ve Tabu - 2.Cilt
  • Kadın Cinselliği Üzerine
  • Ego ve Id
  • Bilinç Dışı
  • Bilinçaltını Keşfetmek
  • Sevgi Məktubları
  • Her İnsan Gördüğü Rüyanın Tabiridir
  • Aforizmalar
  • Sanrı ve Düş
  • Tutukluk Semptom ve Kaygı
  • Ruhsal Kimlik
  • Doğuştan Gelen Sapkın Eğilimler
  • Dora
  • Kendini Koruma İçgüdüsü
  • Psikanalitik İlerlemenin Önündeki Engeller
  • Psikanaliz ve Telepati
  • Cinsel İstismar - Psikoloji Serisi
  • Ensest
  • Yasaklar ve Normal Dışı İstekler
  • Gizemli
  • Düşüncelerin Sınırsız Gücü
  • Kadın Eşcinselliği
  • Totem ve Tabu Barbarlar ile Nevrotik Kişiliklerin Zihinsel Yaşantılarındaki Benzerlikler (Cep Boy)
  • Arzular ve Çatışmalar
  • Sexualleben
  • Введение в психоанализ
  • Sanat ve Psikanaliz
  • Erkeklerin Cinsel İçgüdüsü
  • Ketlenmeler, Belirtiler ve Anksiyete
  • Ego ve Kimlik
  • Libido ve Narsisizm
  • Cinsiyetler Ayrımı
  • Mədəniyyətin sancıları
  • Totem ve Tabu
  • Aşkın Psikolojisi

--reklam--

Sigmund Freud Alıntıları - Sözleri

  • Devletlerin, bireyleri kötülükten alıkoymasının, kötülük yapmayı ortadan kaldırmak amacından değil, onu tıpkı tuz ve tütün gibi tekeline almak amacından doğduğu düşüncesine kesin bir biçimde inanılabilir. (Cinsiyet ve Psikanaliz)
  • Kadınlar, özellikle de güzelseler, nesne seçimlerinde kendilerine dayatılan toplumsal kısıtlamaların bedeli olan belli bir kendiyle yetinme geliştirirler. Kesin konuşmak gerekirse bu türden kadınların erkeklerin kendilerine yönelik sevgileriyle kıyaslanabilecek yoğunlukta sevdikleri tek şey yalnızca kendileridir. Gereksinimleri de sevme değil ama sevilme doğrultusundadır ve bu koşulu yerine getiren erkek onların onayını kazanan kişi olur. (Metapsikoloji Haz İlkesinin Ötesinde Ego ve İd ve Diğer Çalışmaları)
  • Bastırma bireysel çalışır; bastırılmış olanın her bir türevi kendine özgü bir yazgıya sahip olabilir; biçim değişikliğinin fazlası yada azı başarının sonucunu tamamıyla değiştirebilir (Bastırma ve Bastırılanın Geri Dönüşü)
  • Biz ölümün yaşamın tek amacı olduğunu iddia etmiyoruz; ölüm kadar yaşamın da olduğu gerçeğini gözardı etmiyoruz. (Ruh Çözümlemesine Yeni Giriş Konferansları)
  • Bilinçaltında "hayır" sözcüğü olmadığını, zıtlıkların bir araya geldiğini biliyoruz. Reddetme ancak bastırma sürecinde ortaya çıkıyor. (Bir Çocukluk Nevrozu Hikayesi)
  • Psikanaliz bize baba kompleksi ile Tanrı inancı arasında yakın bir ilişkinin bulunduğunu ;bize kişisel bir Tanrı'nın psikolojik yönden yüceltilmiş bir babadan başka bir şey olmadığını göstermiştir ve her geçen gün genç bireylerin babalarının otoritelerinden kurtulduklarında dinsel inançlarını nasıl kaybettiklerine dair yeni kanıtlar sunmaktadır. (...) (Leonardo da Vinci)
  • Mutlu kişiler düş kurmaz, bunu ancak yeterince doyuma ulaşmamış kişiler yapar. Doyuma kavuşturulmamış, düşlemlemenin itici güçleridir ve her düş belli bir isteğe doyum sağlama çabası ve böyle bir doyumu ondan esirgeyen gerçek'i değiştirme girişimidir. (Sanat ve Sanatçılar Üzerine Notlar)
  • Olgunluk hazzı erteleyebilme kabiliyetidir. (Aforizmalar)
  • fakat bekâret bir tabunun, dinsel olarak tarif edilebilecek bir yasağın konusu haline gelmiştir. (Bakirelik Tabusu)
  • Temelde kırıcı olan bir düşünce belli bir yoğunluk seviyesine ulaşır ulaşmaz çekişme aktifleşir ve bu kesinlikle bastırmaya yol açar. (Bilinç Dışı)
  • Çocukluk çağında hiçbir gereksinimin bir babanın korumasına karşı duyulan gereksinimin kadar güçlü olabileceğini sanmıyorum (Kültürdeki Huzursuzluk)
  • Birbirleriyle uzlaşması zor çelişkilere düşüyorsunuz.. (Bir Yanılsamanın Geleceği, Neden Savaş)
  • "Efsaneye göre insan denilen varlık, kadın ve erkek olarak iki parçaya bölünmüştür; o zamandan beri aşk yoluyla birleşmeye çalışmaktadır" (Cinsellik Üzerine)
  • "Tam da hastalanacak zamanı bulmuştur büyük anne. Hastamız, sevdiğini, böylesine özlemişken..." (Psikanaliz ve Uygulama)
  • Ve her zaman öylesine güçsüz kalırdım ki, içimi yakıp kavuran tutkuları dışa vuramazdım. Dolayısıyla hep baskıladım kendimi, sanırım bu da halimden belli oluyor. (Yaşamım ve Psikanaliz)
  • İd'de içgüdüye düşen rolü ego da algı oynamaktadır. Ego tutkuları ihtiva eden id'in tersine, mantık ve sağduyu olarak adlandırılabilecek olan şeyi temsil etmektedir. (Ego ve Id)
  • herkes kendi hayatı üstünde hak sahibidir...' (Mutluluk Dediğimiz Şey)
  • Ama sorarım size, insanlar ellerine geçirdikleri bir şeyi ne zaman karmakarışık, ne zaman eciş bücüş bir duruma sokmamıştır? (Kendi Kendine Psikanaliz)
  • Sanki bilinçli olanın direnci, kökensel bastırılmış olandan uzaklaştırılmalarını sağlayan bir işlev görür. (Bastırma ve Bastırılanın Geri Dönüşü)
  • "Doğa, göründüğü kadarıyla bizi soğukkanlılıkla, zalimce, amansızca ve olasıdır ki tam da bizim doyum sağlamamıza yol açmış şeyler aracılığıyla yok eder." (Bir Yanılsamanın Geleceği)