Kitap Künyesi
Yazar: Halide Nusret Zorlutuna
Yayın Evi: Timaş Yayınları
İSBN: 9786051141312
Sayfa Sayısı: 304
--reklam--
Bir Devrin Romanı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Kadın Yazarların Annesi" Halide Nusret, edebiyatçı Pınar Kür'ün teyzesi, romancı Emine Işınsu'nun annesi ve Cumhuriyet'in ilk öğretmenlerinden.
"Bir Devrin Romanı"; hâlâ çok konuşulan ve daha da çok konuşulacağa benzeyen bir devrin tarihine tanıklık eden entelektüel bir öğretmenin, edebiyatçının ve en önemlisi de bir kadının kendi çarpıcı yaşam öyküsü…
Öncü kadın yazarlarımızdan Zorlutuna, daha on sekiz yaşında bir genç kız iken işgale ve istiklalimizin kaybına dair isyanlarını hece veznine dökmüş ve Yahya Kemal'in şiirlerini ezberlediği ender şairlerimizden biri. Bu da eserin edebî değerine değer katan taraf…
Romanı gerçekçi kılan en önemli unsur ise, Zorlutuna'nın pek çok kişinin gitmemek için istifayı göze aldığı yerlerde yıllarca kalıp yöre halkının dertlerine ortak olmuş, yurdun dört köşesini karış karış teneffüs etmiş bir öğretmen olması.
Halide Nusret, Trablusgarp Harbi'ni, 31 Mart Vak'ası'nı, Birinci Cihan Harbi'ni, Cumhuriyet yıllarını ve sonrasında Türk modernleşmesinin en sancılı dönemlerini cesaret ve samimiyet çerçevesinde satırlara döküyor bu kitabında.
Yazarın kendi hayatından izler taşıyan bu eserde, bir yaşam öyküsünü okurken, aynı zamanda bir devrin tarihine de tanıklık edeceksiniz.
--reklam--
Bir Devrin Romanı Alıntıları - Sözleri
- Sınıfta biri sarışın, biri sütlü çikolata renginde iki Zeynep vardı. Zeynep Resep'i "Sarı Zaynep" diye çağırırlar, ötekine sadece "Arap" derlerdi arkadaşlar.
- Hâlbuki o tarihlerde "Namazın -tabiri caize- hiç de "modası" yoktu."
- Bağ-ı dehrin hem hazanın hem bahârın görmüşüz Biz neşâtın da gamın da ruzigarın görmüşüz Zaman bağının baharını da gördük hazanını da; Biz neş’e rüzgârları da gördük gam rüzgarlarını da.
- Ben ömrümün “Nisan ayı”nı orada geçirdim. Şimdi bana Kerkük, Ahmet Haşim’in O Belde’si gibi muhayyel bir diyar görünür âdeta..
- Fakat zaman; hangi ateşi küllemez ki?...
- Varınızı, yoğunuzu ortaya koysanız, olanca gücünüzü harcasanız, ömrün ilkbahar senelerinden tek bir saati geri getirebilir misiniz?
- Fakat ne yapalım ki her idealin sonu, her ideale sadık kalmak için yapılan eforun sonu budur: Aşınmak ve mağlûp olmak. Afife'nin hikâyesi yalnız aşk da değil, her işte, her teşebbüste yaptığımız fazla hayalin, gösterdiğimiz büyük gayretkeşliğin sonudur, kafa ve ruhumuzu fazla vermemizin cezasıdır. Aksini yazmak belki daha güzel olurdu; fakat yalan olurdu.
- Dünyada en çok sevdiği ve tek dayanabileceği insanın ölmüş olmasını, onun tarafından ihmal edilmiş olmaya tercih ediyordu!
- Ah bu haklar!... Helâl edilen ve edilemeyen haklar!... Ve vazifeler... Vazifeler... Ömrümüz boyunca, son nefesimize kadar, devam edecek vazifeler ve onlar uğruna katlanılan fedakârlıklar... Sonra bütün bunlardan süzülmüş bir yudum haz içerek duran kalp!
- Hanımefendi, Bendeniz de sizi şahsen tanımıyorum. Fakat imzanızı nerede görsem samimi bir ruh arkadaşıyla karşılaşmış gibi üstündeki satırları merak ve zevkle okurum.. ...
- ../“ilk ders”ten çıkarken birdenbire Tanrı’nın beni “öğretmen olsun” diye yarattığını anlamış, bir anda bu mesleğe şifasız bir tutku ile tutulmuştum..
- Kara toprağı ona mensup olanlara bağışlayıp, beyaz bir bulutun omzundan gitmek... Tevfik Fikret
- İnsanın hiç şüphe yok ki konuşması insanlığının yarısından ziyadesidir.
- En sonunda siyah gözler geldi durdum, Bu karanlık yolda artık imkan yoktu seyahate.
- Ödevlerin altına öğretmenin yazdığı tatlı, teşvik edici bir cümle, sihirli bir anahtardır; çocuğun ruhunda kapalı duran bir kapıyı açar ve gizli kalmış bir kabiliyeti gün ışığına çıkarır.
--reklam--
Bir Devrin Romanı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Hatırat tarzında yazıldığı için çok akıcı bir kitap ama tarihi olaylara şahitlikten ziyade özellikle ikinci bölümde kendi öğretmenlik hatıralarını anlatmış yazar, bu anlamda ismine bakıp yanılmamak gerek. (yeşim erdoğan)
Daha önceki incelemelerimde değinmiş olmalıyım. Ben günlük, anı, hatırat tarzı yazı şekillerini oldukça severim. İnsanların hayatlarının o döneminde hissettiklerini okumak beni onlara görünmez bir arkadaş kılar ve bende o anı yaşarım bilirim ki bu an bir zamanlar gerçekti. İşte öyle bir eser. Çok sevdiğim bir yazar kendisi. H. Nusret Zorlutuna.... Ve daha küçücükken yaşadığı şeyleri kısa kısa güzel güzel anlatan bir kitap. Tarihin akışında olanlara tanık olacaksınız. II. Meşrutiyet dönemi babasının yaşadıkları.. Kendi çocukluğu, annesinin çektikleri. İçinde bulunduğu sosyal ortam...O dönemde yaşananları birde küçük Halide'nin gözünden okuyup anlayacaksınız. Türk Edebiyatında şahane şeyler var dostlar. Gelin bu tarafa doğru seveceksiniz eminim. (Derya Sarıoğlu Tuncay)
Bize duymak istediklerimizi söyleyen kitapları da yazarları ayrı bir severiz ya hani işte bu kitap da yazar da beni öyle içine çekti diyebilirim. Âdeta bir Çalıkuşu hikâyesi gibiydi. Yazarın kalemi o kadar akıcı ve o kadar içten ki eline alınca bırakamıyorsun su gibi akıp gidiyor. Yazar bu eserinde çocukluk yıllarından başlayıp gençlik, yetişkinlik, meslek hayatı, evliliği ve dönemin çarpıcı gerçeklikleri olmak üzere birçok konuya yer vermiştir. Anlayacağınız üzere eseri anı türünde kaleme alınmıştır. Eserde aynı zamanda dönemin tarihsel sahnesine dair izler de bulabilmek mümkün. Ayrıca birçok değerli yazara da ve onların mektuplarına da yer vermesi açısından çok ilgi çekici olmuş. Hele o mektuplardaki üsluplar ve içtenlik beni benden aldı diyebilirim. Ne kadar nahif ne kadar seviyeli anlatamam. Kesinlikle bu şaheseri herkes okumalı. "Kadın Yazarların Annesi" iyi ki yazmış iyi ki muallime olmuş.♡ (Tuğba Arslan)
--reklam--
Bir Devrin Romanı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Halide Nusret Zorlutuna - Bir Devrin Romanı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bir Devrin Romanı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Halide Nusret Zorlutuna Kimdir?
"Kadın yazarların annesi" olarak anılır. Hece ölçüsünde hamasi şiirleri ve konuşulan Türkçe ile yazılmış romanları vardır. Romancı Emine Işınsu'nun annesi, Pınar Kür'ün teyzesidir.
Yazımının dönemi 1901 yılında İstanbul'da doğdu. Babası Erzurumlu Zorluoğullarından gazeteci Mehmet Selim, daha sonraki adı ile Avnullah Kazımi Beydir. Ünlü gazeteci Süleyman Tevfik Özzorluoğlu ise amcasıdır. Halide Nusret'in babası Avnullah Kazimi Bey, 1908 yılında "Fedekeran-i Millet Cemiyeti" adlı bir siyasi parti kurup muhalefete başladığı için İttihat ve Terakki Partisi yönetimi tarafından yıllarca sürgün ve zindan hayatı yaşamak zorunda bırakılmıştı; bu nedenle Halide Nusret çocukluğunda babasını çok az görebildi. Avnullah Bey bir süre siyasetten çekilmeyi kabul edip Kerkük'te mutasarrıf olarak görevlendirildiğinde ailecek Kerkük'e gittiler. Halide Nusret, bu dönemde özel hocalardan ders alarak Arap ve İran dillerindeki bilgisini geliştirdi. Kerkük'teki çocukluk yıllarını Bir Devrin Romanı adlı anı kitabında aktardı.
Aile, I. Dünya Savaşı'nın başladığı sırada İstanbul'a dönünce Halide Hanım Erenköy Kız Lisesi'ne devam etti. Bu okulda orta tahsilini yapmakta iken babasını kaybetti. Babasının ölümü üzerine yazdığı "Ağlayan Kahkahalar" adlı yazısı 1917 yılında Talebe Defteri adlı derginin yarışmasında birinci olup yayımlanınca edebiyat dünyasına adım atmış oldu.
Lise öğrenimini tamamladıktan sonra bir süre İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde eğitim gördü. Ekonomik koşullar nedeniyle çalışmak zorunluluğu doğunca Darülmuallimat sınavlarına girdi ve öğretmen olma hakkını elde etti. Öğretmenlik mesleğini çok sevdi ve kendisinin öğretmen olmak için yaratıldığı inancını her zaman ifade etti. İstanbul'da öğretmenlik yaparken bir yandan İstanbul Darülfünun'da Tarih Bölümü'ne devam etti, özel olarak İngilizce öğrendi.
Öğretmenlik Hayatı
Halide Hanım, 1924'te Edirne Muallim Mektebi'nde başladığı öğretmenlik görevini sırasıyla Kırklareli, Kars, Ardahan, Urfa, Karaman, İstanbul ve Ankara gibi yurdun çeşitli yerlerindeki liselerde yıllarca sürdürdü. 1926 yılında süvari yarbayı Aziz Vecihi Zorlutuna ile evlendi. Evlilik hayatı, eşinin 45 yıl sonraki vefatına kadar sürdü. 1930'da oğlu Ergün, 1938'de kızı Emine dünyaya geldi. Çok severek yaptığı öğretmenlik görevinden 1957'de Ankara Kız Teknik Öğretmen Okulu'nda çalışmaktayken kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Öğretmenlikle ilgili anılarını "Benim Küçük Dostlarım" adlı kitabında topladı.
Edebi Hayatı ve Faaliyeti
Halide Nusret, Küller adlı ilk romanını 19 yaşında iken kaleme almıştı. Milli Mecmua, Türk Kadını, Kadınlar Dünyası, Aydabir, Salon Mecmuası, Çınaraltı, Çağrı, Hilal, Defne, Hisar, Ayşe, Töre, Türk Edebiyatı dergilerinde ve Vakit, Zafer, Kudret, Haber, Yeni İstanbul, Sabah, Hürriyet gazetelerinde yazılar yayımladı. 1923'te yayımladığı Hanım Mektupları adlı eseri ile edebiyat dünyasında ilgi uyandırdı.
Şiir yazmaya mütareke yıllarında başladı. Kurtuluş Savaşı'nın etkisi ve heyacanıyla milli edebiyat akımına katıldı. Milli duygularla kaleme aldığı 'Git Bahar" adlı şiiri tanınmasını sağladı. Milli edebiyat akımı içinde değerlendirilen şiirlerinde hececi anlayışa bağlı kaldı. Ünlü şair Yahya Kemal'in şiirlerini ezberlediği ender şairlerden birisi olarak bilinir.
Halide Nusret'in sahnelenmemiş ancak basılmış piyesleri de vardır. Bazılarının adları şunlardır: Hatırsaymaz Kaymakam, Peçe ve Kafes, Rüzgardaki Yaprak, Suçlu Kim?, Asıl Aşk, Ali Usta'nın Torunları, Gecekondu Gülleri.
Sosyal Hayatı ve Faaliyeti
Halide Nusret, genç yaşlarından itibaren sosyal kuruluşlarda ve hayır cemiyetlerinde çalıştı. Türk Kadınlar Birliği, Türk Ocakları, Halkevleri, Muallimler Birliği, Yardım Sevenler Derneği, , Söroptomistler, Çocuk Haklarını Müdafaa Cemiyeti ve Çocuk Esirgeme Kurumu(Himaye-i Etfal Cemiyeti) yönetim kurullarında uzun yıllar hizmet verdi. 1959'da Türk Anneler Derneği'ni kuruluşuna öncülük etti. Türk Dil Kurumu'nun da kurucu üyelerindendi.
1975 yılı Birleşmiş Milletler tarafından 'kadın yılı' olarak ilan edildiğinde 'Kadının Sosyal Hayatını İnceleme ve Araştırma Derneği' tarafından düzenlenen sergi ve toplantıda Halide Nusret'e 'Ümmü'l-Muharrirat' (kadın yazarların annesi) unvanı verildi. 1983 yılında ise Basın Yayın Genel Müdürlüğü ile Türk Basın Birliği tarafından 'Basın Mesleği'nde 50 Yıl Şerefli Hizmet' belgesiyle plaket verildi.
Halide Nusret Zorlutuna, 10 Haziran 1984 günü İstanbul'da hayatını kaybetti.
--reklam--
Halide Nusret Zorlutuna Kitapları - Eserleri
- Benim Küçük Dostlarım
- Bir Devrin Romanı
- Aşk ve Zafer
- Küller
- Aydınlık Kapı
- Beyaz Selvi
- Sisli Geceler
- Bütün Şiirleri
- Gül'ün Babası Kim?
- Büyükanne
--reklam--
Halide Nusret Zorlutuna Alıntıları - Sözleri
- Yoksa siz sade Türkçe taraflısı değil misiniz? (Büyükanne)
- Fakat zaman; hangi ateşi küllemez ki?... (Bir Devrin Romanı)
- Bir yanda bu sefahat, öbür yanda alabildiğine sefalet: Sessiz sedasız aç biilâç ölen, bu memlekete hizmet etmiş ihtiyarlar… Bu memlekette belki en büyük hizmeti edecek çocuklar… Dayanamıyorum, kafam ve kalbim parçalanıyor. (Aydınlık Kapı)
- ../“ilk ders”ten çıkarken birdenbire Tanrı’nın beni “öğretmen olsun” diye yarattığını anlamış, bir anda bu mesleğe şifasız bir tutku ile tutulmuştum.. (Bir Devrin Romanı)
- "Bana ta'neylenen gafil, Seni görgeç utanmaz mı?" (Aşk ve Zafer)
- Sanki namütenahi büyük bir ayna, sonra üstünde pembe, samani, erguvani pırıltılar... Düşündüm ki hayatta, kalbi bu denize benzeyen insanlar da vardır.. (Sisli Geceler)
- “Bilmez, anlamaz, yapamaz!” hükümlerini kaç defa, kaç yüz defa, bir idam hükmü dinler gibi, içimde bir şeyler yırtılarak, koparak dinlemişimdir! (Aydınlık Kapı)
- "Dün gece pür sitare göklerde İki yıldız ilişti gözlerime. Eğilip derhal eyledim secde, Benziyorlardı çünkü gözlerine!..." (Aşk ve Zafer)
- "İslâm'ın beş temelinden biri olan 'zekat'a gereken önemi verirsek elbette anayurt sınırları içinde aç, çıplak, sefil bir tek insan kalmaz Nur Kardeş." (Büyükanne)
- "Kızları da içimize alalım. Onlar da Türk çocuğu değil mi? Şerefimizi kurtarma işine onlar da katılsınlar." ...Atamız ne demiş: 'Yalnız erkekleri çalışan bir millet, tek kanatla uçmak isteyen bir kuşa benzer, yükselemez.' (Büyükanne)
- Ya Rabbi! Çilem daha dolmayacak mı? (Gül'ün Babası Kim?)
- "Seni Suzan"dedim. "Bu sene geçen seneden, bugün dünden ve şu dakikada da bir dakika evvelinden daha çok seviyorum." (Küller)
- İhtiyaca yabancı geçebilse bir günü Böyle paçavra gibi sürünmezdi ömrünü Hayat değil onunki, zaten, uzun bir sızı, İhtiyaç! Yılan yüzlü, ölüm yüzlü ihtiyaç! Bir tek gün çalışmazsa yavruları kalır aç! (…) Her ne olursa olsun mevkiiniz, yaşınız Karşısında hicapla iğilmez mi başınız? (Bütün Şiirleri)
- "Sever hayatı beşer ta seri mezarında!" (Sisli Geceler)
- Otomobilinden bile biraz in Gözlerini yuman gururunu yen Eğer bir parça et değilse kalbin Parça parça olur merhametinden Burada öyle feci manzaralar var! (Bütün Şiirleri)
- "Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer!" (Küller)
- "Dünyada vatan aşkından daha büyük bir aşk tasavvur edebilir misiniz...?" (Aşk ve Zafer)
- Dünya bedbahtlarla, yaralılarla dolu, yarasız insan yok… Kimsenin derdi kimseninkine benzemiyor. (Aydınlık Kapı)
- Niçin yalan söylüyorlar? Niçin?.. - Nasıl da masum masum yalan söyleyebiliyorlar? (Benim Küçük Dostlarım)
- İçime damla damla "ölüm" çöküyor. Bu soluk mavi gökte, bu gümüş afaklarda²⁰⁷, bu ıslak toprakta hep ölüm... Hep ölümün sonbahara ve sonbaharın ölüme benzeyen o gizli, o acı yeisi var!... 207 Afak: Ufuklar. (Küller)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin