Kitap Künyesi
Yazar: İhsan Süreyya Sırma
Yayın Evi: Beyan Yayınları
İSBN: 9789754730609
Sayfa Sayısı: 135
Bir Garip Tarih Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Sizlere takdim etmeye çalıştığımız bu kitapçık, yakın tarihimizin değişik olaylarıyla ilgili bazı belgelerin değerlendirilmesinden ibarettir. Çalışmamızın birinci amacı, bize birçok yönleri yanlış anlatılmış olan yakın tarihimizin hiç olmazsa bir iki yönünün gerçek yüzünü ortaya koymak; ikinci amacı ise, bu konular üzerinde ayrıntılı olarak çalışacak araştırmacılara biraz olsun malzeme sunmaktır"
Bir Garip Tarih Alıntıları - Sözleri
- İttihad ve Terakki tarihi iyice incelenecek olursa, kurulduğu günden bu güne kadar bütün davranışları, ... münâfıkçadır.
- Unutmayalım ki bizi sömürenler; bu sömürü kaynağı ellerinden gitmesin diye çok bağnaz ve çok acımasız çalışmaktadırlar. Televizyonlarıyla, profesörleriyle, siyasetçileriyle, gazetecileriyle, kapitalist tüccarlarıyla ve nihayet kendilerine alet ettikleri din hocalarıyla...
- Bugünkü başörtüsü düşmanlarını, irtica propagandacılarını, laiklik havarileri olan yobazları tanımamız için; Tanzimat ruhundan beslenen ve günümüz dinsizliğini, bazı yaftalarla din hâline getirenlerin akıl babaları olan İttihad ve Terakki'yi, Jön Türkleri iyi bilip değerlendirmemiz gerekir.
- Müslüman'la yahudiyi aynı kefeye koyan bir zihniyetten ne beklenir ki? Onlar için Kudüs, ha müslümanın olmuş, ha yahudinin ne fark eder ki?
- "Niçin bilmem, dirilerin verilmiş Dizginleri bir ölünün eline? ... Baba demiş: 'oğlum satar bu malı; Vakfedeyim kalsın daim soyumda. Çalışmasın soyumun hiçbir dalı Yaşasınlar hep nimette, doyumda' Bu fikirden doğmuş bütün vakıflar" ... Ne var ki devletin bile dokunamadığı bu büyük hazineye (vakıflara) konmak isteyince, bu şekilde sudan bahaneler uydurulacak ve vakıflara el konacaktır.
- 22 Şubat 1926 tarihli bir kanunla, vakıfların satılabileceğini ilan ettiler. Peki vakıflar satılınca ne oldu? Pek tabiidir ki müslümanlar, vakıfların dokunulmazlığı vardır, inancında oldukları için satılan vakıfları almaya yanaşmadılar. Böyle olunca da, çok cüz'i paralar karşılığında müslüman vakıfları gayrımüslimlere satıldı. Maalesef müslüman vakıfları böyle bir muameleye tabi tutulmasına rağmen, Rum, Ermeni, Yahudi vb. din mensuplarının vakıflarına dokunulmadı.
- Hilafet konferansı için 1919'da, Gandi'nin başkanlığında, İngilizlere karşı müslüman ve hinduları bir araya getiren büyük bir protesto gösterisi yapıldı. Fakat Jön Türkler, Halife'yi makamından indirip Hilafet'i kaldırınca, İngiltere'ye karşı olan bu hareket kendiliğinden çözülmüş oldu.
- Köprülü Mehmed Paşa zamanında (1657) meydana gelen karışıklıktan istifade eden Patrikhane, Hıristiyan gençleri yeniçeri kılığına sokarak isyan maksadıyla müslümanlara saldırtmıştır. Hatta İstanbul Patriki, Eflak Voyvodası ile iş birliği yaparak ihtilal hazırlıkları bile yapmış ve bu faaliyetlerinden dolayı da suçu sabit görülen Patrik III. Parthnios idam edilmiştir. ... Patrikhane vasıtasiyle başlatılan bütün isyan hareketleri, aslında Hıristiyanlar için bazı haklar istemek gayesiyle değil, eski Bizans'ı ihya etmeye mütevakkıftı.
- Tanzimat hareketinden sonra, Patrikhane'de de durumlar değişti; Tanzimat ve Islahat fermanlarının sağladığı imkânlar ile Patrikhane, dinî bir kuruluş olmaktan çıkarak Hıristiyan Avrupa dünyasının siyasî bir organı hâline geldi.
- Gayrımüslim milletvekillerinin oylarıyla, Müslümanların Halifesi hal'ediliyor! Ne güzel bir meşrutiyet değil mi?
- Vakıflar amaçları itibariyle, sırf Allah rızasını kazanmaya yönelik, umumun menfaatine karşılıksız olarak sunulan, hukuki statüleri hiç bir makam tarafından değiştirilemeyen ve de süreklilik arzeden müesseseler olarak tanımlanabilir.
- "Siz Allah'a (O'nun ahkâmının tatbikatına) yardım ederseniz, O da size yardım eder, ve gittiğiniz yolda ayaklarınızı sabit kılar (sürçmekten, yanlış adım atmaktan korur)".
- Milletin mazisiyle olan ilişkileri tamamen koparıldı. Çünkü artık kimse babası ve dedesinin yazdıklarını okuyamıyor, onların tarihi hakkında en ufak bir bilgi sahibi olamıyor.
- "Bugün uykuda olan 'İslam birliği siyaseti', bir uyanacak olursa, İslam'ın vurucu espirisi üzerinde hesaplanamayacak derecede büyük bir psikolojik tesir yapacağı bilinmektedir."
- Harf devrimi kanunu yayınlanıp, Arap harfleri yasaklanınca, millet yeni harfleri bilmediğinden, top yekün bir cehalet dönemine girilmiş oldu. Artık ortada okuma-yazması olmayan milyonlarca cahil orduları geziniyor, hiç kimse diğerinin yazdıklarını anlamıyordu. Yasak olduğu için dedesinin yazısını okuyamıyor, Latinceyi bilmediğinden de yeni(!) yazıyı okuyamıyordu millet...
Bir Garip Tarih İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İhsan hoca tarihin bilinmeyen, anlatılmayan gerçeklerini belgelere dayandırarak kısa kısa anlatmış.. Kitap genel olarak bir-çok meseleye değinmiş ama benim ilgimi çeken bazı başlıklar oldu.. Bunlardan bazıları ; İttihad ve Terakki'nin aslında Sultan II. Abdülhamid'e düşman olup onu devirmesi , iktidarı gaspetmiş olmalarıdır. "Istibdad'ı yıkıp hürriyet getireceğiz dediler ; devlet terörünü getirdiler, Meşrutiyeti getireceğiz dediler; zulümü getirdiler." Tüm söylemleri halkın gözünü boyamak hakikatte islam düşmanlığı yapmakta olmalarıdır.. Lozan Konferansında Patrikhane meselesinin bizim aleyhimize olup , İsmet Inönü'nün taviz üstüne taviz vermesi sonuncunda Patrikhane'nin başımıza bela olarak kalmasına sebebiyet vermesidir.. Hilafetin Kaldırılması , aslında meselenin ayan-beyan islama düşman olmalarıdır. Ve hilafetin kaldırılmasında Vasıf Bey'in büyük rolü olması. Vasıf Bey ve arkadaşlarının asıl niyetleri Hz. Peygamber'in dinine karşı olmaları kendi dinlerini (demokrasi , cumhuriyetçilik) istemeleri.. Hilafetin kaldırımlasıyla Kuran ve sünnet saf dışı bırakılmıstır. Medreselerin kapatılmasıyla dinsiz bir nesil meydana getirmişlerdir.. Ve en önemli ve en büyük devrimleri olan Harf İnkılabı (!) ; Bir milletin bir anda cahil bırakılmasıdır.. Dertleri harf değil, dertleri türkçenin kolay okunup okunmaması da değil. Dertleri halkı islam kültüründen tamamen uzaklaştırmak, islama dair hiç bir iz bırakmamak için yapılan bir devrimdir. Kitabı okuyunca şoklar yaşayabilirsiniz (!) Çünkü bize evvelden beri yozlaştırılmış, tahrif edilmiş bir tarihi anlattılar!.. Şimdi ise doğru olan tarihi okuduğumuzda bunu da mı (? )yapmışlar bunu da mı (?) diyoruz. O yüzden bizim dinimiz olan İslam'ın kitabı (Kuran-ı Kerim) ilk ayeti OKU ! diyor. Kuran ve sünnet ışığında araştırdıkça doğru gerçekleri bulacağız insAllah.. Dip not; Hasan Hüseyin Ceyla'nın - Cumhuriyet Dönemi Din ve Devlet İlişkileri kitabın da daha çok detaylara yer verilmiştir, okuyabilirsiniz... (Ayfer Akdeniz)
Bu kitap şimdiye kadar doğru olduğunu bildiğimiz şeylerin aslında doğrusunu öyle olmadığını ortaya koyuyor. Kitabı okurken neden böyle bilmiyorduk diye içinizden sık sık geçirebilirsiniz. Kitap kısa olmasına rağmen ele aldığını konular açısından önemli ve değerli bir kitap İhsan Hoca 2. Abdülhamit'in dönemi tahttan indirilmesi, Lozan anlaşması, harf inkılabı, halifeliğin kaldırılması ve saltanatın kaldırılması gibi bir çok konuya değiniyor. Ve konular hakkında verdiği belgeler ve belgelerle ilgili değerlendirmler kişinin farklı bir bakış açısıyla bakmasını sağlıyor. Kitabın dili genel olarak akıcı ve sade olmasının yanında verilen belgelerin olduğu gibi yansıtılabilmesi için Osmanlı Türkçesi'nin kullanıldığı yerlerde anlaşılması zorlaşabiliyor. Gerçek tarihe meraklı biri için kitap kısa ve güzel bir başlangıç niteliğinde olabilir... (Şeوin)
Bir Garip Tarih: Bir Garip Tarih - İhsan Süreyya Sırma !!! Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bu yazı bu kitabın bir özeti mahiyetindedir. Dua eder, dua bekleriz.. Teşkil edilen Meclis-i Mebusan’ın üyelerinin çoğu gayrı müslimdi. Abdülhamid’in hal fetvasını Elmalılı Hamdi Yazır’ın yazmış olduğu fetva, Şeyhülislam Ziyauddin Efendiye zorla imzalattırılmıştır. Sultan 2.Abdulhamid; Ermeni, Rum ve Yahudi milletvekillerinin oylarıyla hal edilmiştir. Sultan Reşad Mevlevi tarikatına mensup bir dervişti. Toynbee, medeniyetler, yaratıcıküçük toplumların hareketlerinden oluşur; bu toplumun yaratıcılık özelliklerinin kaybolmasıyla da çözülür gider. Bunu Batı’nın evreleri tamamlanmış olmasına rağmen hala yıkılmayacağını iddia eder. Aslında batının çöküşü kitabına bir reddiye mahiyeti taşır. Oswald Spengler( Batı’nın Çöküşü kitabının yazarı), bütün medeniyetler birer biyolojik organizma gibidirler: Doğarlar, gelişirler, olgunlaşırlar, gerilerler ve nihayet ölürler. İşte bütün bu evreleri tamamlamış olan batı da yıkılacaktır. Toynbee diyor ki; “Bugün uykuda olan İslam birliği siyaseti, bir uyanacak olursa, İslam’ın vurucu esprisi üzerinde hesaplanamayacak derecede büyük bir psikolojik tesir yapacağı bilinmektedir. Aynı zamanda Toynbee Lozan görüşmeleri esnasında Türkiye’ye gelip Ankara’da görüşmeler yapmıştır. Lozan görüşmelerine Türkiye’den Rıza Nur, İnönü, Celal Bayar, Yahya Kemal Beyatlı gibi isimler katılmıştır. Lozan antlaşmasına, İngiliz heyeti içerisinde, Hintli Müslümanlardan olup, Kuran-ı Kerim’i ingilizceye tercüme etmiş olan, Yusuf Ali de iştirak etmiştir. (SANIRIM AKİF EMRE'NİN BU ADAM HAKKINDA BİR YAZISI VARDI.) Saruhan milletvekili Vasıf Bey, Mecliste 1340 senesi bütçesi konuşulurken, Hilafetin ilgası teklifini getirdi. Hilafet bütçesinden bahsederken hilafetin ve ona ayrılan bütçenin gereksizliğinden bahsetti.(Tam metin kitapta mevcut.)( Ayrıca din anlayışları da bir garip azizim ayriyeten 1947 CHP din kurultayına da bakılırsa aynı görüşler farklı ağızlardan tekrar edilmekte…- İsmail kara, Cumhuriyet Türkiyesinde bir mesele olarak İslam- (kısacası din anlayışları sadece manevi..) Vakıflar bakanlığı ilk defa Selçuklular devrinde kurulmuştur, Osmanlılarda da aynı şekilde devam ederken cumhuriyet devrinde Başbakanlığa bağlı bir müdürlük haline çevrildi(3 Mart 1920)ve müteakip tarihlerde vakıflar tamamen devlete bağlanarak mallarına el konularak çarçur edildi. 3 Mart 1924 tarihinde hilafetle beraber vakıflar da kaldırıldı. Nitekim 22 Şubat 1926 tarihli bir kanunla, vakıfların satılabileceğini ilan ettiler. Fakat bu Müslüman vakıflarına böyle yapıldı gayrı Müslimlerin vakıflarına dokunulmadı.(İslam ansiklopedisi, vakıf maddesi). Ama bu vakıflara karşı, karşı hareketler Tanzimat devriyle başladı ve Devlet vakıflara yavaş yavaş el koymaya başladı. (Ahmet Mücahit)
Kitabın Yazarı İhsan Süreyya Sırma Kimdir?
Prof. Dr. İhsan Süreyya SIRMA, 10 Temmuz 1944 yılında, Siirtin Pervari ilçesinde doğdu. İlk öğrenimini Pervaride yaptıktan sonra; Orta ve lise öğrenimini Siirtte tamamladı. 1962 yılında girdiği Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesini, 1966 yılında bitirdi. Üniversite öğrenimi sırasında, bir müddet Batmanda, Türk Petrollerinde işçi, bir müddet de Diyanet İşleri Başkanlığında memur olarak çalıştı.
Üniversite mezuniyetinden sonra, orta öğrenimini yapmış olduğu Siirt Lisesine öğretmen olarak atandı. 1967 baharında, devlet doktora burs sınavını kazanarak, İslâm Tarihi dalında doktora yapmak üzere Fransaya gitti. Aslında o, İngilizceden sınavı kazanıp İngilterede doktora yapması gerekirken, yetkililer, bilinmez bir sebepten dolayı onu Fransaya gönderdiler. Bundan dolayı bir senesini Fransızca öğrenimine harcadı. Pariste, College de Franceda Prof. Dr. Jacques Berquele başladığı doktora öğreniminin yan çalışmaları içerisinde, Arapça öğrenimi için 1969-1970 ders yılında Tunusta bulundu; ve Zeytuna Üniversitesinde, Arapçanın yanı sıra, Büyük sosyolog Fadıl b. Aşurun derslerine devam etti.
1973 mayısında, İslâmî İlimler dalında doktor olarak Türkiyeye döndü. 1973-74 ders yılında Erzurum Yüksek İslam Enstitüsünde İslam Tarihi hocalığı yaptı. 1974 yılında Atatürk Üniversitesi İslâmî İlimler Fakültesinde İslam Tarihi Doktoru olarak göreve başladı. 1980 yılında Doçent, 1989 yılında Profesör oldu. 1993 yılında naklen Sakarya Üniversitesine geçti; ve 1995 yılına kadar bu Üniversitenin İlahiyat Fakültesinde İslam Tarihi öğretim üyeliği yaptı; ve aynı yıl zorla bu üniversiteden emekli edildi. 1995-1997 yılları arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanlığı görevinde bulundu.
İslam Tarihi dalında 30 kitabı, ve 200ü aşkın ilmî makalesi yayınlandı. Ulusal, ve uluslar arası bir çok konferansa katılarak tebliğler sundu; Zaman, Yeni Devir, Milli Gazete, Yeni Şafak gibi gazete; ve İslâm Mecmuası, Yeni Dünya, Bilgi ve Hikmet, Tarih Dergisi, Tarih Enstitüsü Dergisi, Tarih ve Toplum gibi değişik dergilerde, tarihle ilgili makaleler yazdı. Kanal 7de dört seneyi aşkın bir süreyle Seyahatnâme adı altında tarih programları yaptı. Kendi alanındaki araştırmalarını takip edip sürdürecek derecede Fransızca, İngilizce, Arapça, ve Farsça bilmektedir. İhsan Süreyya Sırma evli olup, üç çocuk babasıdır.
İhsan Süreyya Sırma Kitapları - Eserleri
- İslami Tebliğin Mekke Dönemi ve İşkence
- İslam Öncesi Mekke Dönemi ve Hz. Muhammed
- İslami Tebliğin Medine Dönemi ve Cihad
- Emeviler Dönemi
- İslami Tebliğin Örnek Halifeler Dönemi
- Nehirlerin Dili
- Abbasiler Dönemi
- Nasıl Sömürüldük
- Peygamberler Tarihi
- Ah Endülüs
- Müslümanların Tarihi (1. Cilt)
- Sömürü Ajanı İngiliz Misyonerleri
- Pakia Mektupları
- 2. Abdülhamid`in İslam Birliği Siyaseti
- İşte Önderimiz Hz. Muhammed
- Tarih Şuuru
- Tanzimat'ın Götürdükleri
- Müslümanların Tarihi (2. Cilt)
- Dağların Sırrı
- Müslümanların Tarihi (3. Cilt)
- Müslümanlarda Yanlış Din Anlayışları
- İslam ve Tarih
- Haçlı Seferleri
- Müslümanların Tarihi (4. Cilt)
- Medine Vesikası Işığında Yahudi Meselesi
- Müslümanların Tarihi (5 Cilt Takım)
- Bir Garip Tarih
- Ezan Ya Da Ebedi Kurtuluşa Çağrı
- Müslümanların Tarihi 5. Cilt
- Neler Sordular
- Yalan Dünyayı Adımlarken
- Sömürü Ajanı Amerikan Misyonerleri
- Belgelerle 2. Abdülhamid Dönemi
- Selahaddin Eyyûbî
- Hz.Muhammed
- Halname
- Çin Müslümanları ve Çin'e Seyahat
- Alaturka Demokrasi Alaturka Laiklik
- Seyahatname-i Süreyya
- Osmanlı Devletinin Yıkılışında Yemen İsyanları
- Sen Geldin
- Ano Yemen'dir
- Müslümanların Tarihi'ne Giriş
- Türkiye'de Yanlış Din Anlayışı
- II. Abdülhamid'in İslam Birliği Siyaseti
- Viyana Günleri
İhsan Süreyya Sırma Alıntıları - Sözleri
- Allah, Tûr'a çağırdığı Peygamberi Mûsâ'ya "ayakkabılarını çıkar! Çünkü sen mukaddes Tuvâ vadisindesin!" buyurmuştu... (Seyahatname-i Süreyya)
- Fransızca'da bir atasözü var: Öğretmek ikinci defa öğrenmektir. (Neler Sordular)
- Seven sevdiğine sevdiğini söylesin. (Hz.Muhammed)
- Ne yazık ki Müslümanlar onun içtihadını unutup davranışını gözardı ettiler ve hayatlarını sultanları alkışlamakla geçirdiler. Bir dönem “Padişahım çok yaşa!" dediler, bir başka dönem de “Bizi kim, nasıl ve hangi rejimle yönetirse yönetsin; bize düşen itaat etmektir!” zihniyetinin öncüleri oldular. Böylece Müslümanları zalim yöneticelere ve Batı uşaklarına kul ettiler. Sonuçta da Müslümanlar, asırlar boyu kul oldukları sultanlar ve yöneticiler tarafından sömürüldüler, sömürüldüler... (Müslümanların Tarihi (4. Cilt))
- Hira üniversiten, Sevr dağı akademin, Hicret menzillerine, ilim ile sen geldin (Sen Geldin)
- Şu göğe doğru yükselen ince uzun yapılar nedir? -şoför : minare .dedi. Prof.yine sordu: ne için kullanılır bu minareler? -şoför: ezan okumaya. Dedi. Miyahara sordu: ezan ne için okunur? -şoför: namaz bildirmek için dedi . Prof: Namaz Müslümanlığın şartlarından biri ,bunu mazeretsiz terk eden müslümanlar ehli sünnet imamlarından üçüne göre de müebbed hapisle cezalandırılırlar,değilmi şoför efendi? Diye sordu. -şoför gayri memnun bir tavırla : bilmiyorum.dedi. Prof: affedersinüz sizi müslüman sanmıştım da.! Deyince şoför parladı. : tabii Müslümanım babam dört defa Hacca gitti; her sene kurban keseriz ,ama namaz kılmam ,bazen de içerim.Allah affeder be kafanı takma abi yeter ki için temiz olsun !Ehli sünnet dedin ya ; çocuklarımızı da sünnet ederiz tabi ,hem de en pahalı salonlarda ,en pahalı içkilerle ...profesör sustu.. (Pakia Mektupları)
- "Evet, gerçekten ortakların çoğu, birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanan ve sâlih ameller yapanlar bunların dışındadır. Ama onlar da ne kadar azdır!" dedi. Dâvûd, kendisini imtihân ettiğimizi sanarak Rabbinden bağışlanma diledi ve rüku ederek yere kapandı; tövbe etti. (Peygamberler Tarihi)
- insanların değil, insanları yaratanın emirlerine bağlanmayı kendimize ilke edindiğimiz gün, adımımızı kurtuluş dünyasının kapısından içeri atmış sayılırız. (Türkiye'de Yanlış Din Anlayışı)
- Müslümanların tarihinde öylesi dönemler var ki, İslam ile ilgisi bulunmamaktadır, ihanet dolu olaylar olduğu gibi, bizlere kahraman olarak tanıtılan mücrimler ve hainler de mevcut bu tarihte. (Neler Sordular)
- İnsan kendisini zenginleşmiş (bir makama gelmiş, imza yetkisine sahip olmuş, saltanatı eline geçirmiş) görünce sapıtır. Alak suresi 6-7 (Müslümanların Tarihi (5 Cilt Takım))
- Yoktur bu vücudun i'tibârı, Hakk âyinedir cihan ğubâri. (Sömürü Ajanı İngiliz Misyonerleri)
- Adem'in şahsında Allah'a secde etmeyip isyan ettiğinden, melekler arasında olmasına rağmen şeytanlaşıvermiştir. O halde melek ve şeyta n olmak; insan olmak veya olmamak, Allah'a karşı takınılan tavra bağlıdır. (İslam Öncesi Mekke Dönemi ve Hz. Muhammed)
- Urbain’in iddialarına göre Müslümanlar hen Hristiyan Hacılarına, hem de Kudüs’teki mukim olan Hristiyanlara zulmediyorlardı ki bu, Hristiyan yazarlarının da kabul ettikleri gibi bir iftiraydı (Haçlı Seferleri)
- İslâm ordusunun içinde münafıklar da vardı. Dilleriyle imân ettiklerini söyleyip, İslâm düşmanlığı yapanlar... İslâm toplumunun kanser kaynağı tipler!... Bunlar, namaz da kılarlar, hatta kıldırırlar, oruç da tutarlar, Hacc'a giderler; hatta ve hatta cihada bile katılırlar. Kur'an okurlar!.. Ne var ki bunlar, İslâm'a savaş açmış devletlerin emrinde olan Allah düşmanlarıdırlar... (İşte Önderimiz Hz. Muhammed)
- "Dünya insanları üzdüğü kadar sevindirmez. Yani az sevindirir, çok üzer." (Emeviler Dönemi)
- Bütün tarih boyunca ve günümüzde, ne zaman ki Müslümanlar birbirleriyle uğraşmışlar; bundan yararlananlar düşmanlar olmuş ve fırsattan istifade ederek savaş açmış ve de galip gelmişlerdir. (Abbasiler Dönemi)
- "La" sı olmayanın, "illa" ile gerçekleştirilecek bir inkılabı yoktur. (Nasıl Sömürüldük)
- Haydi Filistin'de çocuk katleden Siyonist'e hesap sormaya! Haydi Eba Gurayb hapishanesinde masum kadınların ırzına geçen işgalci Amerikalının igrenç ihtirasını durdurmaya! (Ezan Ya Da Ebedi Kurtuluşa Çağrı)
- Aslında Islahat Fermanı , gayr-i Müslimlere hak ve imtiyazları verme fermanıdır . (Tanzimat'ın Götürdükleri)
- Dünya da bir gün yaşayacaksak, şahsiyetli yaşayalım o günü! (Pakia Mektupları)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin