Kitap Künyesi
Yazar: Joseph Roth
Çevirmen: İlknur İgan
Orijinal Adı: Beichte eines Mörders, 1936
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750736100
Sayfa Sayısı: 156
--reklam--
Bir Katilin İtirafları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
1930’lu yıllar, Paris. Quatre Vents Sokağı’nda Rus mültecilerin uğrak yeri olan bir Rus restoranı: Tari-Bari. Ve müdavimler arasında dikkat çeken, “katil” lakaplı bir adam: Semyon Semyonoviç Golubçik. Bir gece, Golubçik hayatını anlatmaya başlar. Sahiden de birilerini öldürmüştür: “Bu benim lakabım, ama bir yandan pek o kadar yakıştırma da sayılmaz. Uzun yıllar önce bir adam öldürdüm, o zamanlar bir de bir kadını öldürdüğümü sanıyordum.”
Hiç bitmeyecekmiş gibi sonsuzluğa uzanan bir gecede, bir adamın yaşam yazgısına tanıklık eder Tari-Bari müdavimleri. Çarlık Rusya’ sının yaşam koşullarında bir prensin evlilik dışı oğlunun, babası ve toplum tarafından kabul görmek için verdiği hırslı mücadele, bu mücadele uğruna sürüklendiği gizli teşkilat casusluğu, hastalık derecesinde bir tutkuyla bağlandığı bir kadınla tümden içinden çıkılamaz hale gelen bir ihtiras, intikam ve nefret girdabı…
Roth, güçlü psikolojik betimlemeleriyle ördüğü romanıyla, bireysel yazgının toplumsal olandan bağımsız düşünülemeyeceğini çarpıcı bir anlatımla göz önüne sererken “iyi” ve “kötü” gibi değerlerin de ne denli sorgulanabilir olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
--reklam--
Bir Katilin İtirafları Alıntıları - Sözleri
- Bilir misiniz sevgili dostum, doğanın en lütufkâr olduğu zaman bize küçük bir kusur bağışladığı zamandır. Dünyaya kusursuz olarak gelmiş olsaydım muhtemelen hiçbir şey öğrenemeyecektim.
- Hayat denilen şey nerede biter dostlarım, oyun denilen şey nerede başlar?
- Hiçbir bedensel tepki vermedim, kıskançlık bile hissetmedim, en azından sevdiği bir insanın elinden alındığını, dahası sevdiği insanın buna sevinerek izin verdiğini seyretmek zorunda kalan herkesin muhtemelen hissetmiş olması gereken alışılmış şekliyle.
- Ona baktığımda bir müzik dinliyormuş gibi oluyordum.
- Mutluluk ile acının ayrımını yapabilecek gerçek yetiyi insan yaşlılıkta kazanır. O zaman da artık acıdan kaçınıp mutluluğun tadını çıkaramayacak kadar güçsüz düşmüş oluruz.
- Dünyaya kusursuz olarak gelmiş olsaydım muhtemelen hiçbir şey öğrenemeyecektim.
- İşte dostlarım, insan doğası bu kadar acımasız. Kötü biri olduğumuzu fark ettikten sonra bile kötü olmaya devam ediyoruz. İnsanız biz, insan! Kötü ve iyi! İyi ve kötü! İnsandan başka bir şey değiliz.
- ...ona baktığımda bir müzik dinliyormuş gibi oluyordum...
- ''Dünyayı bir ölçüde değiştirmiş olan bütün büyük,değerli veya rezil eylemler bizim hiç haberdar olmadığımız birtakım son derece önemsiz olayların sonuçlarıdır.''
- ''Casusluk ve ispiyonculuk şeytanı var kesinlikle.''
- ''İşte dostların insan doğası böyle. Kötü biri olduğumuzu fark ettikten sonra bile kötü olmaya devam ediyoruz. İnsanız biz, insan! Kötü ve iyi! İyi ve kötü! İnsandan başka bir şey değiliz.''
- ''Ah dostlarım, Kendini düşmanlığını ilan etmiş birine teslim etmek, bir kadına onu sevdiğinizi belli etmekten daha iyidir.''
- ''Bana görmüş geçirmişler arasında dosta da düşmana da yöneltilen o uğursuz ve boş gülümsemeyle baktılar.''
- ''Aşık olduğunuz ilk kadın. O size her şeyi yaptırabilir.''
- Acı da aynı sevinç gibi huzur verir bize. İnsan mutluluğu acıdan ayırt edemez neredeyse. Mutluluk ile acının ayrımını yapabilecek gerçek yetiyi insan yaşlılıkta kazanır. O zaman da artık acıdan kaçınıp mutluluğun tadını çıkaramayacak kadar güçsüz düşmüş oluruz.
--reklam--
Bir Katilin İtirafları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitaba bayıldım. Ba yıl dım. Eğer Zweig seviyorsanız bu kitabı da kesinlikle seveceksiniz demektir. Tam Zweig tarzı bir kitap. Ara ara sıkıldığım “of nolur ne olacaksa olsun sıkılmaya başladım” dediğim yerler oldu. Ara ara da “Of nolur ne olacaksa olsun meraktan çatlayacağım” dediğim yerler oldu. Kitap zaten çok kısa olduğu için kısa sürede okunabilecek bir kitap ayrıca çok hızlı ilerliyor buda daha keyifli ve akıcı bir okuma yapmanızı sağlıyor. Eğer bu kitabı alıp almama konusunda kararsızsanız bence düşünmeyin, alın ve okuyun derim. Hepinize iyi okumalar dilerim. Bu arada unutmadan bu kitabın ayrıntılı bir incelemesini ve yorumunu bloğumda paylaşmayı düşünüyorum. Buraya link ekleyeyim siz bloğuma bir göz atın yine de; https://www.demetkarahan.com (demet karahan)
Okuması keyifli, uzun olmayan bir kitap. Golubçik adlı karakterimizin itirafı konu edinilmiş, güçlü psikolojik betimlemeler bulunmakta eserde. Joseph Roth'un okuduğum ilk kitabı oldu ve bu yazarın başka kitaplarını da okumayı düşünüyorum. (just a needless)
Bir Katilin İtirafları: Bir şehre gitmiş ve konakladığınız binanın karşısında bulunan restorana giren çıkanlar sürekli gözünüze çarpıyorsa, belli bir süre sonra hem bina hem de oradakiler tanıdık gelebiliyor. Bir de o mekanın siz de daimi müşterisi olduğunuzda bu aşinalıklar daha da artıyor. Hikayemiz de burada başlıyor. O Rus restoranında bulunanlardan biri her daim müşteriyken, sonradan olaya dahil olup anlatıcı konumunda olan kişi de, bazı şeyleri ilk kez orada, "o gece" duyar. Fransız restoranında yemek zamanının tekdüzeliğine karşın, Rus restoranının geniş zaman kavramıyla müşteriyi kucaklaması, misafir müşterinin de bazı şeyleri öğrenmesine yol açar. Zamanın birinde, sürekli gözüne çarpan bir kişi hakkında duyduğu "o bir katil" cümlesi de, kitabın temelini oluşturur. Joseph Roth, Bir Katilin İtirafları adlı kitabıyla okuyucuyu 1920'lerin Moskova ve Paris'inde yolculuğa çıkartıyor. Hikaye Avrupa'da bir Rus restoranında başlıyor. İkili anlatıcı ile aktarım yapılırken, itirafların anlatımı yine birinci ağızdan yapılır. Esas anlatıcı da iç anlatıcının durduğu yerleri doldurmak haricinde genel havayı da aksettiriyor. Kitapta "Bir Katilin İtirafları" anlatılıyor. İç olayları anlatan ve katil olarak atfedilen kişi de, "bir kişiyi öldürdüm ve …" diyerek durumu kabullenir. Nasıl olduğunu anlatmaya başlamadan önce hikayesinin sıradan gelebileceğini de belirterek restoranda bulunan az sayıdaki meraklı kişileri de uyarır. Gerçekten de sıradan mı yoksa ilgi çekici mi, o da okundukça anlaşılıyor. Kitap baştan merak uyandırıyor; bu da okuyucu için avantaj sağlayabiliyor. Bu doğrultuda katilin nasıl katil olduğunu öğrenmek için sayfalar art arda okunur. Anlatımda kişilerin özelliklerinden, kılık kıyafetlerine, çevre ve binaların duruma kadar çeşitli bilgiler de veriliyor. Lakin aksiyonu yüksek kovalamacalı bir polisiye değil. Bunun yerine iç dünyasında bu kovalamacayı yaşayan bir kişinin hayatında yaşadığı geçişleri okuyoruz. Golobçik yani "katil", o restoranda "o gece" sadece bir hikaye de anlatmıyor. "Kıskançlık, nefret, tutku ve intikam hırsı" ile iç içe geçen yaşantısına, bizleri de konuk ediyor. Kendince kıskançlık, nefret, tutku ve intikam hırsını ön planda anlatsa da, bunların bireysel bir tatminsizlik sonucu mu yoksa toplumsal bir durumun dışa vurulması mı sorusu da ortaya çıkıyor? Golobçik, bu duyguları içinde yaşasa da zamanla bu duygularını dışarıya da yansıtır. Tutkunun, kıskançlığın, nefretin ve intikamın insanı sürüklediği son aşamaya kadar giden bir hikaye. Kitap ilk olarak 1936 yılında yayımlanmış. Hem anlatım hem de çeviri akıcı olduğu için okuyucu kasan bir durum söz konusu değil. Golobçik'in "o gece" anlattığı hikaye de gerçeklerle hayal; özlü sözlerle benzetmeler peşi sıra gelir. [Bu kitabı okumaya başladığım daha ilk sayfalarda anlatılan o Rus restoran, ben de bir benzerlik yaşattı. Yaşamadığım zaman diliminde, lakin kitaplardan gördüğüm bir benzerlik. İstanbul, Taksim, Gümüşsuyu'nda bulunan "Beyaz Rusların Lokantası" bu çağrışımı yaptı. Bu zaman diliminde o lokanta hala faaliyette olsa bile, eskiden karşısındaki bina da Japonya (80-90'lı yıllar) hemen sağ karşı çaprazında da Almanya konsolosluğu varken, bitişik nizam binalarıyla o anlatılan zamana beni götürdü. Bir akşam vakti Arnavut kaldırımlı o loş caddeler belki de buralarda da olaylara farklı gözlerle bakan insanların yoğun telaşını yaşamıştı….Galiba bununla ilgili bir şeyler de yazılmıştı ama şimdi aklıma gelmedi.] Bu kitabı 14 Ocak 2021 tarihinde okudum. Bu yazı ise 15 Ocak 2021 tarihinde 1000Kitap sitesine eklendi. Tavsiye ederim. (S. Ali)
--reklam--
Bir Katilin İtirafları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Joseph Roth - Bir Katilin İtirafları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bir Katilin İtirafları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Joseph Roth Kimdir?
Joseph Roth, Avusturya-Macaristan Monarşisine bağlı ve nüfusunun ağırlığı Yahudi olan Galiçya'da Lemberg yakınlarındaki Brody kasabasında doğdu.
Viyana ve Lemberg'de edebiyat ve felsefe öğrenimi gördü.
I. Dünya Savaşı'na katıldı. Avusturya-Macaristan'ın çöküşü Roth'un hayatında belirleyici bir rol oynadı.
1918 yılından itibaren Viyana'da, sonra Berlin'de muhabirlik yaptı. Neue Berliner Zeitung, Berliner Börsen-Courier Frankfurter Zeitung gibi gazetelerde çalıştı. 1928'de karısı şizofreniye yakalandı ve hem maddi hem psikolojik bir kriz yaşadı.
Joseph Roth, önce Viyana'ya gitti, sonra bütün Avrupa'yı dolaştı. 1933 yılında Fransa'ya yerleşti. 1936-1938 arasında yine yazar olan Irmgard Keun ile birlikte yaşadı. 1939'da Paris'te yoksulluk ve borç içinde öldü.
Mezarı Güney Fransa'da Delirium Tremens'dedir.
--reklam--
Joseph Roth Kitapları - Eserleri
- Aziz Ayyaşın Efsanesi
- İsyan
- Bir Katilin İtirafları
- Savoy Otel
- Örümcek Ağı
- Eyüp
- Sonsuz Kaçış
- Radetzky Marşı
- Hileli Tartı
- İmparator Mezarlığı
- 1002. Gece Öyküsü
- Hayat Bir Bekleme Salonu
- Yahudiler Yollarda
- Kör Ayna
- Toplu Hikayeler
--reklam--
Joseph Roth Alıntıları - Sözleri
- insanlar öyle bir yapıya sahiptir ki kendilerine tesadüfen ve geçici bir şansın kazandırdığı şeylere sürekli sahip olmazlarsa her şeye öfke duyarlar .. (Aziz Ayyaşın Efsanesi)
- ...insanoğlu hiç1şeye mucizeye alıştığı kadar kolay alışmaz, hele ki 1, 2, 3 kez başına geldiyse. Evet! İnsanlar öyle 1mizaca sahiptir ki, kendilerine rastlantısal ve geçici 1talibin vaat ettiği şeylere sürekli sahip olamazlarsa öfke duyarlar... (Aziz Ayyaşın Efsanesi)
- Bir dünyanın batmakta olduğunu görüyordu ve bu onun dünyasıydı. (Radetzky Marşı)
- Şüphesiz yazarın malzemesi ‘hayat’, fakat dilde tomurcuklanan ve filizlenen hayat. (Hayat Bir Bekleme Salonu)
- ... son yıllarda aynalardan neden korktuğunu anladı. ~Çünkü, insanın perişanlığını kendi gözleriyle görmesi hoş 1şey değildi.~ Ve yüzüne bakmak zorunda olmadığı sürece, ya yüzü yokmuş ya da eskisine, sefalete düşmeden öncekine sahipmiş gibiydi... (Aziz Ayyaşın Efsanesi)
- Yahudiler Rusya'da da bir 'ulusal azınlık'tı, ancak kendilerine kötü davranılan, yaşamları zorlaştırılan bir azınlık. (Yahudiler Yollarda)
- İnsanların durumu hiç de iyi değil. Tanrı yazgısı, diye düşünüyorlar. Fakat bu durumlarından onlar da sorumlu. Yüzlerce yılın gelenekleriyle yaşadılar bugüne dek. Çevrelerini saran örümcek ağını elleriyle kendileri ördü. (Savoy Otel)
- ‘…gençliğin kız kardeşi, hazzın habercisi merak.’ (Eyüp)
- İnsanlar unutur. Korkuyu ve endişeyi unuturlar; yaşamak isterler, her şeye alışırlar, yaşamak isterler! Çok basit! Muhteşem olan şeyleri de unuturlar, olağanüstü şeyleri de sıradan şeyleri de unuttukları kadar hızlı unuturlar! (Hayat Bir Bekleme Salonu)
- ...Özel 1eyleme imza atması için seçmişti onu kader... (Radetzky Marşı)
- Ulus düşü Avrupa'nın doğusunda yaşayan Yahudiler arasında çok yaygındır. Atalarının diline ve kültürüne olan bağlılıkları çok güçlü olmasa da kan bağlantıları ve irade güçleri onların 'Yahudi ulusu' düşünün peşinden gitmeleri için yeterlidir. (Yahudiler Yollarda)
- Gazeteler nankördür. Unuturlar.Unuttururlar. (Örümcek Ağı)
- İstasyondaysan dünyanın hiçbir yeri artık uzak değildir. (Hayat Bir Bekleme Salonu)
- "Normal geri zekâlıların yaşadığı bir dünyadan ziyade akıl hastalarının yaşadığı bir dünyayı yeğlerim ben." (s.52) (Hayat Bir Bekleme Salonu)
- ...Hayat düşüncelerden daha hızlı gelip geçiyor gibiydi. Henüz 1karar veremeden, yaşlı 1adam olmuştu... (Radetzky Marşı)
- Hümanizm kelimesi hâlâ mevcut. Şu anlama geliyor: ‘İnsaniyet’. Ama sadece ansiklopedide mevcut. (Hayat Bir Bekleme Salonu)
- İyileştirilmeyecek insanları tedavi edemezsiniz. Kendi kendini mutlaka öldürmek isteyen birini de kurtaramazsınız. (Kör Ayna)
- "İnsanın bir amacının olması lazım değil mi?" (Sonsuz Kaçış)
- Bir belediyeye dilekçe yazmak ona acı veriyordu. (Hileli Tartı)
- Kimileri kendilerindeki ufacık bir hakikati fark etmeden ölüp gidiyor. Belki öteki dünyada fark edecekler bu hakikati. Bazılarına ise aslında ne olduklarını kavramak bu dünyada henüz bahşedilmiş bir şey. Birdenbire farkına varıyorlar ve şiddetle irkiliyorlar. (Hayat Bir Bekleme Salonu)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin