Kitap Künyesi
Yazar: Dücane Cündioğlu
Yayın Evi: Kapı Yayınları
İSBN: 9786054322404
Sayfa Sayısı: 300
--reklam--
Bir Mabed Bekçisi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ömrü boyunca harbi değil, muharebeyi kazanmayı hedeflemiş bendenizin harbin kaybedilmesinden ötürü hissesine düşen ızdırabın, yârinin içine atıldığı o büyükçe ateş ormanını söndürebilmek için ağzıyla su taşıyan küçük serçenin ızdırabından daha az olmadığı itirafını, bir buruk vedâ yazısının sonuna iliştirilmesi gereken ve ne yazık ki bir türlü dinmek bilmeyen mevsimsiz yağmurlar yüzünden mürekkebi akmış bir pusula hâlinde, dîvanesi olduğum o metruk yolun kenarcağızına, önleyemediğim bir hüzün ve sarartmayı beceremediğim bir utanç içinde terkediyorum.
Hüve’l-Bakî
--reklam--
Bir Mabed Bekçisi Alıntıları - Sözleri
- -Nurullah Ataç’a ithafen- “Nesir yok artık. Beyaz sayfaları kirleten kelime leşleri. Mabedin enkazı üzerinde hora tepen binlerce deli ve başlarında başsız bir heyulâ: Ataç”
- Ne var ki bu genç adam yalnızlık duygusundan hiç sıyrılamayacak, kendisini hep ayrı, aykırı hissedecek(…)
- Rüzgarda unutulmuş bir mum gibi hisseder hep kendisini; fânussuz, yani kimsesiz, yani çaresiz…
- Sen domuzları mukaddes kitaplarla beslemeye kalktın! | CM-Çöl
- “Çöken cemiyetin enkazı altında ezilmemek için bir gladyatör kalpsizliğiyle döğüşebilmek lâzım”
- Sanatın elmas tasmalı kalpazanları, şâirin veya nebînin sesini hiç boğabilirler mi, acaba bu sesin, bu haykırışın muhataplarına ulaşmasına engel olabilirler mi? Aslâ! O hâlde şâirler seslerini yükseltmekten geri durmamalıdırlar
- Kristof Kolomb’un önüne Amerika’yı çıkaran kader; benim karşıma da Dosto’yu çıkarmıştı, Dosto’yu yani sonsuzu. Bu girdaplar ve zirveler dünyasında, tek başıma dolaşacak yaşta değildim. Kıyıdan seyrettim ummanı. | CM, “Dosto ve Biz”, Hisar, XIX/129
- Resmi makamlar ehliyetsizliği, gafleti, zevksizliği temsil ediyorlardı. Namuslu bir adamın vazifesi devlet zoruyla mekteplere ve beyinlere sokulan o şenî kelimelere kapısını kapatmaktı. | CM, Jurnal II, (25 Aralık 1966), s. 130
- “Cemil Meriç bugüne değin hep methiyeler çerçevesinde ele alınmış, düşünmenin, düşüncenin konusu ise hiç olmamıştı. Bir fikir adamına sakız çiğnemek yakışmaz. Bilineni bildirmek, tanınanı tanıtmak onun görevi değildir. Bilindiği, tanındığı zannedilen Cemil Meriç’i, gerçekte hiç bilinmediği, tanınmadığı için yazdım.”
- 29Ekim 1942. Elazığ’dayım. Arkamda kirli, korkulu, karanlık yirmibeş sene. Attilâ’nın atlılarından daha zalim yıllar rüyalarımın hepsini çiğnemiş. | CM, Jurnal I, (11 Eylül 1963), s.230
- (…) tohumda çınarı, damlada okyanusu görmeyi denemeliyiz.
- Mabede giremeyen adam, pencereden içeriye boşuna bakma. Kalbi var kitapların, mıncıklayınca senin oldular sanıyorsun. Bir genelev sermayesi değil ki onlar. Konuşmaz seninle kitap. Uğrunda kaç gün aç kaldın? Hangi zillete katlandın? Bütün canlı hayaletlerden uzak, bir mağarada yaşayabilir misin? | CM ~ Fildişi Kule’den
- Bırakın herkes kendine uyan yeri seçsin!
- Her yazı adı ile doğar; insanlar gibi. | CM- Jurnal II - s.167
- “Sanat halk içindir” tekerlemesi, “köylü efendimizdir” gibi bir klişe. Puşkin “mabedimden çekil” diyor sürüye; “sen tekmeden ve küfürden anlarsın.” | CM ~ Fildişi Kule’den
--reklam--
Bir Mabed Bekçisi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Dücane Cündioğlu son derece hayran olduğum bir düşünür. Türkiye’nin en önemli düşünürlerinden bir tanesi hatta benim için. Bu kitabında Cemil Meriç’ten alıntılar yaparak hayatına, kalemine, sevdiklerine, eleştirdiklerine değinmiş. Cemil Meriç ile ilgili pek çok meseleyi belki de bu kitabı okumasaydım öğrenemezdim. [ öğrenemezdim belki çok iddialı oldu ama dikkatimi çekmezdi desem yanlış olmaz. Artık siz hangisini tercih ederseni. :)] Örneğin kıymetli fikir insanı Meriç, roman konusunda önce çok sevecen yaklaşırken sonrasında romana karşı ciddi eleştirilerde bulunmuş. Jurnal I kitabında “ROMAN BİZİ BAŞKALARININ MACERALARINA ORTAK EDEN, HAYATIMIZI GENİŞLETEN, DEĞİŞTİREN BİR DOST.” ifadelerini kullanmışken bu ifadeler yerini “ROMAN İTİBARDADIR; ÇÜNKÜ CAHİLİZ, CİDDİ DEĞİLİZ. ROMAN İTİBARDADIR; ÇÜNKÜ MESULİYETİMİZ YOKTUR.” ifadelerine evrilmiştir. Meriç sıkı bir Balzac hayranıdır. Çok ciddi araştırmalara ve çevirilere imza atmış bir kalemdir ayrıca. Kitap bölüm bölüm ilerleyen ve gerçekten ilgilisini asla sıkmayan bir kitap olmuş. Cemil Meriç’e olan bir merakınız varsa büyük ölçüde soru işaretlerinize cevap niteliğinde. Bu vesileyle Dücane hocaya bir kez daha kalemine sağlık diyorum. Okuyacak olanlara da iyi okumalar diliyorum. Sevgiyle kalın :) (G)
Yazarı eserinden daha iyi anlatan bir şey yoktur. Yazarımız bunu söyledikten sonra Cemil meriç'i kendi yazılarından ve eserlerden değerlendirip bu eseri ortaya koymuştur. Cemil Meriç''e ilgisi olan arkadaşların kesinlikle okuması gerektiği ve benim çok şey bulduğum ve çok beğendiğim yaklaşık 19 sayfa özet ve tahlil yaptığım ilk kitap. 1. bölümde yazar Cemil meriç'in fikir hayatına ilişkin kayıtlar değerlendirme tanıtma, kendisini nasıl takdim ettiği ve nasıl tanındığını ilişkin yazılar bulunmaktadır. 2. bölümde yazar Cemil meriç'in Türklük ve Ziya gökalp'e karşı ciddi eleştirilerini göreceksiniz 3. bölümde Cemil meriç'in Hilmi Ziya ülker'e yönelik eleştirileri ve İbn'i haldun hakkında görüşleri ve araştırmaları 4. bölümde Osmanlı tasavvuru etrafında ele alınmıştır. (çağrı keser)
--reklam--
Bir Mabed Bekçisi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Dücane Cündioğlu - Bir Mabed Bekçisi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bir Mabed Bekçisi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Dücane Cündioğlu Kimdir?
1962 yılında İstanbul Üsküdar'da doğdu. 2 Nisan 1980 tarihinde başladığı yazı hayatına çeşitli dergi ve gazetelerde makaleler yazarak devam etti. 1981 yılında Kur’an ilimlerini temel uğraş alanı olarak seçti. Yorumbilim'in (İlm-i Tefsir) yanı sıra uzun yıllar Tarih, Dilbilim (İlm-i Belâğat), Düşüncebilim (İlm-i Mantık) ve Felsefe dersleri verdi. Şubat 1998’ten 2011'e kadar Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. 5 Şubat 2011 tarihinde 'Son Günah' adlı son yazısı ile gazetedeki yazılarına son verdi. 1993 yılında Elmalılı Hamdi Yazır’ın 'Hak Dini Kur’an Dili: Kur’ân ve Meâlini' hazırlayıp notlandırdı.
--reklam--
Dücane Cündioğlu Kitapları - Eserleri
- Hz. İnsan
- Göz İzi
- Ölümün Dört Rengi
- Cenab-ı Aşk
- Motto
- Düşünce Düşlenir
- Daire'ye Dair
- Hakikat ve Hurafe
- Kur'an'ı Anlama'nın Anlamı
- Sanat ve Felsefe
- Sinema ve Felsefe
- Mimarlık ve Felsefe
- Akif'e Dair
- Söz'ün Özü
- Keşf-i Kadim
- Anlamın Buharlaşması Ve Kur'an
- Felsefenin Türkçesi
- Anlam'ın Tarihi
- Kur'an Çevirilerinin Dünyası
- Bir Mabed Bekçisi
- Arasokakların Tarihi
- Philo Sophia Loren
- Bir Mabed Savaşçısı
- Başörtü Risalesi
- Bir Kur'an Şairi
- Bir Mabed İşçisi
- Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset
- Türkçe Kur'an ve Cumhuriyet İdeolojisi
- Mehmet Akif'in Kur'an Tercümeleri
- Kur'an ve Dil'e Dair
- Bir Siyasi Proje Olarak Türkçe İbadet
- Tarih ve Siyaset'e Dair
- Bir Mabed İşçisi
- Bir Mabed Bekçisi
- Bir Mabed Savaşçısı
--reklam--
Dücane Cündioğlu Alıntıları - Sözleri
- Ne var ki bu genç adam yalnızlık duygusundan hiç sıyrılamayacak, kendisini hep ayrı, aykırı hissedecek(…) (Bir Mabed Bekçisi)
- -Nurullah Ataç’a ithafen- “Nesir yok artık. Beyaz sayfaları kirleten kelime leşleri. Mabedin enkazı üzerinde hora tepen binlerce deli ve başlarında başsız bir heyulâ: Ataç” (Bir Mabed Bekçisi)
- Bil ki Kur’an, Arap Dili ve Arap Dili’nin üslub ve belâğatıyla nazil olmuştur. O nazil olduğunda Arapların hepsi Kur’an’ı anlıyorlardı ve onun bütün ayrı ayrı kelime ve terkiblerindeki mânâları biliyorlardı. Kur’an, tevhid’i ve dinî vecibeleri hâdiselere uygun olarak beyan etmek maksadıyla cümle cümle, ayet ayet inzâl ediliyordu...(İbn Haldun, 438) (Kur'an'ı Anlama'nın Anlamı)
- Eller karıncalanmış. Karıncalar kanlanmış. Kabalar kalabalıklaşmış. Kalabalıklar kabalaşmış... (Hakikat ve Hurafe)
- Rüzgarda unutulmuş bir mum gibi hisseder hep kendisini; fânussuz, yani kimsesiz, yani çaresiz… (Bir Mabed Bekçisi)
- "İmam-ı Azam hazretleri ,"Kur'an'ı doğru okuyamayanlar için Kur'an'ın tercümesiyle namaz câiz olur " demiştir." (Türkçe Kur'an ve Cumhuriyet İdeolojisi)
- Modernleşme/Dünyevileşme projesinin dindarlık anlayışı, Maûn Sûresi'nde kendisine veyl olunan o gafletin ve riyakârlığın eşlik ettiği öte dünyada hesaba çekilme bilincinden yoksun, gösteriş meraklısı ortakkoşucuların dindarlık anlayışının aynısıdır. (Philo Sophia Loren)
- Dindar bilinç düşünmeyi bilmez, gücünün de zaaflarının da kökeni budur: düşünmemek, sadece inanmak. (Söz'ün Özü)
- Ülkemizde ne yazık ki fikirlere değil, sloganlara rağbet etmek daha revaçta. Slogan atmak daha cazip, daha kârlı, daha masrafsız bir yol; üstelik etkileyici de. Düşünen değil, etkilenen insanlar... Tartışan değil, saldıran hasımlar... Öğretmeye veya öğrenmeye talip olmak yerine aldâtmaya veya aldatılmaya müheyya aydınlar... (Keşf-i Kadim)
- Sizin anlayacağınız, aşılacak çok tepe var ve fakat henüz talib yok! (Kur'an Çevirilerinin Dünyası)
- ' daha insancıl, daha adil bir düzen istedim. Direndim, insanları daha mutlu görebilmek için. Yaşam da bu değil mi zaten ? Ben de yaşadım insan gibi. ' (Arasokakların Tarihi)
- Sanatın en başından itibaren yasayla, düzenle, genel ahlakla, hatta toplumla başının belada olmasının en temel nedeni bu serazadlığı değilse nedir? (Sanat ve Felsefe)
- Kimse sana sende olmayanı veremez; bu nedenle sen sende olanı bulmalı, bulman gerekeni sen kendinde aramalısın. (Cenab-ı Aşk)
- Yarım kalmışlık yaşamın özüdür, telafi edilemez. İtiraf etmek çok zor ama ne yazık ki böyle: tüm varlığımızla yinelenemez ve yenilenemez bir çevrimin içindeyiz. (Ölümün Dört Rengi)
- Hakikatte ise sevgi elbette yaşamın özüdür... (Sinema ve Felsefe)
- “Sanat halk içindir” tekerlemesi, “köylü efendimizdir” gibi bir klişe. Puşkin “mabedimden çekil” diyor sürüye; “sen tekmeden ve küfürden anlarsın.” | CM ~ Fildişi Kule’den (Bir Mabed Bekçisi)
- Şiirin arkasında kalmak başka, şiirin arkasına saklanmak daha başka. (Akif'e Dair)
- ... "kimi gülistan da gonca gül olur" imiş; kimi gonca güle har [diken] olur gider" imiş... (Daire'ye Dair)
- Yoksula, yetime, esire seve seve yedirirler; "Size sadece Allah rızası için yediriyoruz, sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür beklemiyoruz. Çünkü biz, o suratsız kara günde Rabbimizin azabından korkarız" derler (İnsan: 8- 1 0) (Söz'ün Özü)
- İnsan insanı insanda tanır. (Hz. İnsan)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin