Kitap Künyesi
Yazar: James Frey
Çevirmen: Mehmet Karaosmanoğlu
Yayın Evi: Artemis Yayınevi
İSBN: 9789758733873
Sayfa Sayısı: 610
--reklam--
Bir Milyon Küçük Parça Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
James Frey, madde ve alkol bağımlılığı için tedaviye başladığında bağımlılıklarını artık neredeyse ölümcül derecede uçlara sürüklemişti. Vücudunu o kadar hor kullanmıştı ki, tedavi birimindeki doktorlar hâlâ yaşıyor olmasına bile hayret ediyordu. Kitapta bu dönemin sonrasında süren detoks ve geri çekilme işkenceleri, kimyasal bir şeyler alma dürtüsü, William S. Burroughs'un gözleri faltaşı gibi açtıran anlatım gücünü hatırlatırcasına, canlılıkla ve doğrudan aktarılıyor.James o ana kadar yaşadığı hayatın sonuçlarıyla yüzleşmek ve eğer varsa, geleceğiyle ilgili kararları alabilmek için kendi mücadele yolunu bulmak zorunda. Guguk Kuşu filminin enerjisi ve gücüyle anlatılan bu savaş Bir Milyon Küçük Parça'nın özünü oluşturuyor: Genç bir erkeğin iradesi ile her an onu cezbeden madde bağımlılığı arasındaki rekabet ve bu genç adamın yüreğine bakarak bulduğu sebepler için kendi ayakları üzerinde durarak hayatta kalma savaşı...
"Frey'in kitabı daha en baştan diğerlerinden ayrılıyor, anlatıcısı kısa, paragraf girintisi olmayan satırlar ve neredeyse hiç noktalama işareti kullanılmamış cümlelerle lafını anlatıyor, dobra diliyle bahsedilen konunun dehşetinin adeta altını çiziyor -bir yıkımın telgraf çekercesine parça parça anlatımı."
The New York Times Book Review
"Adamın kendi başını yakış öyküsünü, kıyamet gününü hard-core bir dille anlatıyor."
New York Post
"James Frey, korkunç derecede dürüst ve komik ama aynı zamanda kendinden emin ve ölçülü."
Gus Van Sant
--reklam--
Bir Milyon Küçük Parça Alıntıları - Sözleri
- "Kendime ve başkalarına getirdiğim yıkım ve zarar geliyor aklıma."
- "Nasılsın?" "- Off bu sorudan öyle bıktım ki..!"
- "Her zaman için en büyük hatam olmuştur." "-Olanları unutamamam, çünkü unutamıyorum.!"
- "Kendini nasıl hissediyorsun?" "Berbat." "Ne bakımdan?" "Her bakımdan"
- Yargılama yok, gösteriş yok. Sadece umut var.
- Ağlayan insanlar güçlü insanlardır.
- Iyileşmeyecek yaraların acısı ancak yalnız çekilir.
- "Saçma şeyler de doğru olabilir"
- Akıllı, güçlü, gururlu ol; onurlu, şerefli bir yaşam sür ve dayan...
- "İçim yanıyor, içim alev almış sanki...!"
--reklam--
Bir Milyon Küçük Parça İncelemesi - Şahsi Yorumlar
James Frey'in gerçek hikayesini nefes almadan okudum diyebilirim. Bağımlılıkla mücadele sürecini tüm gerçekliği ile gözler önüne sererek bağımlıların neler hissettiğini anlamamızı sağlıyor. Konusunun en iyilerinden biri niteliğindeki bu kitap yeterli tanıtım yapılamadığı için az sayıda okurla buluşabilmiş olmalı. Elimdeki kitabı okumasını sağladığım aile ve arkadaş çevremin de beğenisini aldı. James Frey'e benden tam puan. (Rezzan)
Bu kitapta beni çeken ilk şey yazarın kendi hayatını yazması ve öyle mutlu, aşk dolu bir roman olmamasıydı. İkincisi ise daha önce alkolik ve uyuşturucu bağımlısı birinin bu denli ayrıntılı bir şekilde neler hissettiğini ve neler yaşadığını daha önce hiç okumamış olmamdı. James Frey’i hepimiz Endgame serisinin yazarı olarak biliyoruz peki ama bundan önce o kimdi? James, yaklaşık 13 yaşından beri alkol kullanıyor ve uyuşturucu bağımlısı. Bir gün nereye gittiğini bilmediği bir uçakta; ön dişleri kırılmış, burnu kırık, gözleri şişmiş ve kelimenin tam anlamıyla ölümüne dövülmüş bir şekilde yarı baygın yatıyor. Bu büyük olaydan sonra bir kliğine gidip bu yaşantısından kurtulmak istiyor. Anne, babası ve kardeşi ona sürekli destek oluyor fakat James’in içinde öyle büyük bir öfke var ki anne ve babasını ne zaman göre onlardan nefret ediyor. Onları seviyor ama yine de onlardan nefret etmekten kendini alamıyor. Klinikte geçirdiği günlerin çoğunu çok etkilenerek okudum. James, bağımlı olduğu için ilk günler onun için çok zor geçiyor. Geçirdiği nöbetler okumak Jems’in kendisi kadar beni de korkuttu. Bu nöbetlerin birinde James artık ölmeye karar veriyor ve klinikten ayrılmaya çalışıyor. Onu durduran kişi orada daha yeni tanıştığı Leonard oluyor. (My Friend Leonard adında bu arkadaşı için yazdığı bir kitap var, onu da okumak istiyorum.) James, Leonard’a , 24 saat dayanmak için söz veriyor. Eğer 24 saatin sonunda hala kendini berbat hissederse gitmesine izin vermesini istiyor Bu konuda anlaştıktan 24 sonra James tamamen değişiyor. Klinikte kalıp savaşmaya devam ediyor. Ailesi ile yüzleşiyor, onlara bağımlı olduğu zamanlarını ve her yaşında neler yaptığını neler denediğini ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. Bunları okumak benim için büyük bir şok oldu. Bir insanın bu kadar çok şey yapacağını tahmin edemezdim. Daha sonra bunlardan pişman olup özür dilemesi ama diğer yaşlarda aynılarını tekrar yapması çok sinirimi bozdu. Aynı şekilde bir rahibe içini döküp, yaşadığı sarsıcı bir olayı anlattıktan sonra o rahibin bir şey dememesi de aynı şekilde saçma geldi. Her ne kadar yaşanmış bir hikaye olsa da insan biraz destek bekliyor. Kitabın ilerleyişi her bölümde yaşanılan ve ortaya çıkan gerçekler sizi kitaba daha da çok bağlıyor. Kardeşi hakkında yazdıkları şey beni çok ama çok etkiledi. Orada ağladım. Ve kardeşinden bahsediş şekli çok enfes bir şeydi. Annesi ve babası ile bir sarılma anı var arkadaşlar…Bir kızı gördüğünde ağzından dökülen kelimeler var arkadaşlar... Ben öyle güzel bir şey okumadım. Leonard karakteri ise James’e yol gösteren bir baba figürüydü. (Kitabı okursanız bu göndermeyi anlayacaksınız.) Dilinden çok az bahsedersem eğer okuyacak İngilizce kitap arıyorsanız bu kitabı kesinlikle öneririm. 400 kusur sayfa olması sizi korkutmasın. Kitabın yarısı boşluklu bir şekilde yazılmış diyaloglardan oluşuyor. E-kitap formatında indirip kitabı incelerseniz ne dediğimi anlayacaksınız. Ve çoğu kelime, cümleler basit yazılmış. Olduğu gibi yani. Yan ya da mecaz anlam yok. Rahatlıkla okursunuz. Benim için olumsuz yanlarına gelecek olursam, kolay okunuyor fakat o kadar çok aynı cümle, aynı an tekrar edildi ki çok sıkıldım. Bazı yerlerde sırf yazmak için yazdığını düşündüm. Çoğu yer kendi özeli olarak kalabilirdi diye de düşünmüyor değilim. Bazen de o kadar çok şey aynı anda oluyor ki diyorum acaba “gerçekten de yaşamış mısınız James bey bunları?” Son olarak, kitabın sonu ve her bir karaktere daha sonradan neler olduğu yazılması iyi düşünülmüş. Bende zaten hepsinin neler yaptığını çok merak ediyordum. Trajik bir yaşam hikâyesi okumak istiyorsanız, hemen okuyun bu kitabı. Orijinal dilinde okumanızı tavsiye ederim. (Aysenur)
--reklam--
Bir Milyon Küçük Parça PDF indirme linki var mı?
--reklam--
James Frey - Bir Milyon Küçük Parça kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bir Milyon Küçük Parça PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı James Frey Kimdir?
Amerikan yazar ve 'Ben Dört Numara' filminin beyaz berdeye uyarlanmasını sağlayan yapım şirketinin kurucusu ve CEO'su James Christopher Frey, 12 Eylül 1969'da doğdu.1992'de, Granville, Ohio'da bulunan Denison Üniversitesi'nden mezun oldu. Yazarlık kariyerine başlamadan önce Chicago Sanat Enstitüsü'nde okurken, bir kaç işte çalıştı. Sonra Los Angeles'a taşınıp metin yazarlığı, yönetmenlik ve yapımcılık yaptı.
1996 yılının bahar ayında, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı yüzünden Minnesota'da gördüğü rehabilitasyon sürecisini anlattığı kitabı A Million Little Pieces'ı yazmaya başladı.Kitapları dünya genelinde 31 farklı dile çevrildi.
--reklam--
James Frey Kitapları - Eserleri
- Endgame: Çağrı
- Endgame: Gök Anahtarı
- Endgame: Oyun Kuralları
- Bir Milyon Küçük Parça
- A Million Little Pieces
--reklam--
James Frey Alıntıları - Sözleri
- Göz önünde saklan. En iyi yol budur. Hep göz önünde saklan. (Endgame: Çağrı)
- “Umutlanamazsın. Umut katildir. Umut ölümdür.” (Endgame: Gök Anahtarı)
- "İçim yanıyor, içim alev almış sanki...!" (A Million Little Pieces)
- Hiçliğin cehennemindeyiz. (Endgame: Oyun Kuralları)
- Ağlayan insanlar güçlü insanlardır. (A Million Little Pieces)
- Sonuçta onlar da insandı. Hiçbir eğitim, insanın yüreğindeki korkuyu silemezdi. (Endgame: Gök Anahtarı)
- Uyan! Kendini sevgi dolu saatlere ver. (Endgame: Oyun Kuralları)
- "Bunu durdurmak için güçlü olmalıyım" diye düşündü. "Bir daha zayıflık göstermeyeceğim." (Endgame: Gök Anahtarı)
- Şok, harika bir dürüstlük serumu. (Endgame: Oyun Kuralları)
- "Her zaman için en büyük hatam olmuştur." "-Olanları unutamamam, çünkü unutamıyorum.!" (A Million Little Pieces)
- “Çünkü bana kendimi iyi hissettiriyorsun.” (Endgame: Çağrı)
- "Kendime ve başkalarına getirdiğim yıkım ve zarar geliyor aklıma." (Bir Milyon Küçük Parça)
- Akıllı, güçlü, gururlu ol; onurlu, şerefli bir yaşam sür ve dayan... (A Million Little Pieces)
- Delikanlının duygusal olduğu kadar psikolojik sorunları olduğunu da biliyordu. (Endgame: Oyun Kuralları)
- Akıllı, güçlü, gururlu ol; onurlu, şerefli bir yaşam sür ve dayan... (Bir Milyon Küçük Parça)
- “Göz önünde saklan. En iyi yol budur. Hep göz önünde saklan.” (Endgame: Çağrı)
- "Ahtapotla dans etmek için her yolu denersin.." super ya :/ (Endgame: Gök Anahtarı)
- "Nasılsın?" "- Off bu sorudan öyle bıktım ki..!" (A Million Little Pieces)
- “İstersen benden nefret et ama bil ki ben senden asla nefret etmem. Ve bil ki gerekirse senin için savaşırım.” (Endgame: Çağrı)
- Normal olmayı… ya da normalmişim gibi rol yapmayı özlüyorum. (Endgame: Oyun Kuralları)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin