Kitap Künyesi
Yazar: Ian McEwan
Çevirmen: Duygu Akın
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
İSBN: 9789750827136
Sayfa Sayısı: 372
--reklam--
Bir Parmak Bal Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
1970'ler, İngiltere. Cambridge mezunu Serena Frome, MI5'ta memur olarak işe alınır. Fakat bir süre sonra, Serena'nın edebiyat merakına güvenen patronları, onu Soğuk Savaş'ın kültürel cephesinde savaşması için görevlendirirler:"Bir Parmak Bal" adındaki operasyonun amacı, Sovyetler Birliği ve diğer sosyalist ülkelere karşı tavır alan, geleceği parlak genç bir İngiliz yazar adayı keşfetmek, sonra da ona burs sağlayıp yükselmesini sağlamaktır. Yazar böylece farkında olmadan İngiliz istihbaratına hizmet etmiş olacaktır.
Serena Frome'un bulduğu yazarın adı Tom Haley'dir. Serena, sıradışı öykülerini okuyup etkilendiği bu genç adama gittikçe daha fazla kapılır. Bir süre sonra aralarındaki ilişki aşka dönüşünce işler Serena için karmakarışık hale gelecektir.Yaşayan en önemli ve en çok okunan İngiliz romancılardan biri olan Ian McEwan, Bir Parmak Bal'da, hem edebiyat-siyaset ilişkisi üzerine önemli sorular soruyor hem de elden bırakılamayan bir aşk ve casusluk öyküsü anlatıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Bir Parmak Bal Alıntıları - Sözleri
- Lucy bana defalarca geçmişin sırtımızda bir yük olduğunu, artık her şeyi yerle bir etmenin vakti geldiğini söylemişti. Pek çok kişi onun gibi düşünüyordu.
- "Konuşmamak kimi zaman bir zorluğu aşmanın en iyi yoludur. Bana göre kişisel "gerçekler" ve yüzleşme hevesi pek çok dostluğu ve evliliği büyük zarara uğratıyor ve mahvediyor."
- "Bir kadın olarak? O günlerde çevremizde kimse böyle konuşmazdı. Hiçbir kadın "bir kadın olarak" bir şey yapmazdı."
- "Kadın karakterleri olmayan romanlar kupkuru çöl gibiydi."
- "Kimse açıkça dile getirmiyordu ama kişinin geçmişi önemli olmayı sürdürüyordu..."
- Genç ve çekici olmam onun için önemliyse bile bunu tüm açıklığıyla kesfetmem epey zamanımı aldı. Aynalar artık farklı bir hikaye anlattığı için söyleyip rahatlayabilirim: Gerçekten de güzeldim o zamanlar.
- "Ekim sonu, beraberinde, saatleri eski haline döndürme, ikindilerimizin üstünü kapatan o karanlık kapağı sıkıştırma ve milletin ruhunu daha da daraltma yolundaki yıllık âdetleri getirdi."
- "Raftan bir kitap çekip alıyordunuz ve karşınızda yaratılmış, insanla doldurulmuş, içinde yaşadığınız dünya kadar bariz bir dünya buluyordunuz."
--reklam--
Bir Parmak Bal İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ian McEwan, Bir Parmak Bal’da, soğuk savaşın kültürel düzeyde nasıl yürütüldüğü ve edebiyat ile siyaset ilişkisi üzerine bir kurgu oluşturmuş.İngiltere’nin gizli servislerinden MI5’ta memur olarak çalışan Serena Frome,soğuk savaşın kültürel cephesinde savaşacağı bir projede görevlendirilir.Amaç yazarların farkında olmadan devlet çıkarları doğrultusunda yazmasını sağlamaktır. Casusluk, aşk ilişkileri de birbirine geçer romanda.Değişik, düşündürücü bir konusu olmasına karşın, sevemediğim bir Ian McEwan kitabı oldu, Bir Parmak Bal. (Özlem Akbaş)
Siyasetin edebiyat ile ilişkisi, soğuk savaş yıllarında epey tartışma konusu olmuştu. Günümüzde de devam ediyor bu tartışma aslında... Romanda batı propogandasına hizmet edebilecek yetenekli yazarların keşfi ve bu yazarlara yapılacak maddi yardım ve tanıtımlar, MI5' ın " Bir Parmak Bal " projesi ile hayata geçirilirken, ortaya beklenmedik gelişmeler çıkıyor. Oyun içinde oyun denebilecek bir tepki, kitabın bitişini/ başlangıcını benzersiz kılıyor. 1950 lerden beri edebiyatın temel taşları olan yazarları tanımak isteyenler için önerilecek iyi bir kitap aynı zamanda... (Hatice Çakır)
--reklam--
Bir Parmak Bal PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ian McEwan - Bir Parmak Bal kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bir Parmak Bal PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ian McEwan Kimdir?
İngiltere’nin Aldershot kasabasında doğan McEwan çocukluğunun büyük bir kısmını subay olan İskoç babası David McEwan’ın atandığı Doğu Asya, Almanya ve Kuzey Afrika’da geçirdi. Woolverstone Hall School, University of Sussex ve University of East Anglia’da öğrenip gören yazar, Malcolm Bradbury’nin öncülük ettiği “Yaratıcı Yazarlık Kursu”nun ilk mezunlarından biri oldu.
İki kere evlenen McEwan’ın ikinci eşi olan Annalena McAfee The Guardian’ın eleştiri bölümünün eski editörlerindendir. 1999 yılında ilk eşi olan Penny Allen vesayeti tıpkı 15 yaşındaki abisi gibi babaları McEwan’a verilen 13 yaşındaki küçük oğulları ile birlikte kaçtı.[1]
2004’ün Mart ve Nisan aylarında - Britanya Devleti, yazarı Amerika’nın First Lady’si Laura Bush’la yemek yemeye davet ettikten hemen sonra - McEwan’ın Amerika Birleşik Devletleri’ne girişi uygun vizeye sahip olmadığı için reddedildi.[2] Britanya basınında yapılan yayınların arkasından McEwan Birleşik Devletler’e “Sizi hala kabul etmek istemiyoruz ama dışarıda olmanız pek çok uygunsuz yayına sebep oluyor” açıklaması ile kabul edildi.[3] Daha sonra Birleşik Devletler kendisine bir özür mektubu yolladı.[4]
Royal Society of Literature, Royal Society of Arts, American Academy of Arts and Science McEwan’ın üye olduğu bazı gruplardır. 1999 yılında Hamburg’da Alfred Toepher Vakfı tarafından Shakespeare Ödülü’ne layık görüldü. Ayrıca British Humanist Association’ın seçkin destekçilerinden olan McEwan 2000 senesinde İngiliz Şövalyelik Ödülü ile ödüllendirildi.
Ian McEwan, 2002 yılında II. Dünya Savaşı sırasında başka bir aileye evlat olarak verilen bir erkek kardeşe sahip olduğunu öğrendi ve bu hikâye 2007 yılında kamuoyu tarafından duyuldu.[5] McEwan’dan 6 yaş büyük olan ve aynı anne babaya sahip olan duvar ustası David Sharpe, McEwan’ın ebeveynlerinin evlenmeden önce yaşadıkları yasak aşkın meyvesi olarak dünyaya geldi. McEwan’ın annesi aşığıyla ilk kocası savaşta öldükten sonra evlenebildi. Ian ise bu nikahtan birkaç sene sonra dünyaya geldi.
McEwan’ın yayınlanan ilk eseri 1976 yılında Somerset Maugham Ödülü’nü kazandığı kısa hikâyelerinden oluşan İlk Aşk, Son Törenler (First Love, Last Rites, 1975) isimli kitabıdır. Bu kitabı iki ilk roman sayılabilecek The Cement Garden (1978) ve Yabancı Kucak (The Comfort of Strangers, 1981) isimli eserler takip etti. Bu iki roman McEwan’ın edebiyat dünyasında “Ian Macabre” olarak anılmasına sebep oldu.
1997’den yayınlanan ve erotomani hastalığına yakalanmış bir insanı konu alan Sonsuz Aşk (Enduring Love) isimli romanı Man Booker Ödülü aday listesinde yer alamamasına rağmen pekçokları tarafından bir başyapıt olarak nitelendirildi. McEwan Booker Ödülü’nü 1998 yılında Amsterdam’da Düello (Amsterdam) isimli romanı ile aldı. Bir sonraki romanı Kefaret (Atonoment, 2002) de çok büyük beğeni kazandı. Time Dergisi eseri 2002 yılının en iyi romanı ilan etti ve roman Booker Ödülü aday listesine girdi.
2005 yılında yayınlanan romanı Cumartesi’de (Saturday, 2005) başarılı bir beyin cerrahının bir cumartesi günü yaşadıklarını işledi. Romanın ana karakteri olan Cerrah Henry Perowne’un evi Londra’nın merkezinde ünlü bir meydandadır. McEwan da Oxford’dan Londra’ya geri taşındıktan sonra aynı meydanda bulunan evinde yaşamaktadır. “Cumartesi” James Tait Black Memorial Prize ile ödüllendirildi. An itibarı ile son kitabı olan On Chesil Beach, 2007 senesinde çıktı ve aynı sene Booker Ödülü adaylarından biri oldu.
McEwan ayrıca pek çok film senaryosuna, bir adet sahnelenmiş oyuna ve bir oratoryaya imzasını atmıştır. 2007 Ağustos’unda “For You” isimli operanın metinlerini yazmaya başlayan McEwan’ın bu eseri Michael Berkeley tarafından bestelenecek ve 2008 yılı içinde icra edilecektir.2006 yılı sonunda, McEwan’ın büyük beğeni kazanan romanı Kefaret’i Lucilla Andrews’ın otobiyografisi “No Time for Romance”’den yaptığı intihalle yazdığı iddia edildi. Yazar masumiyetini The Guardian’da savundu, Andrews’un çalışmasından Kefaret’i yazdıktan sonra haberi olduğunu söyledi. McEwan, Amerikalı büyük yazar Thomas Pynchon’ın da içinde bulunduğu pek çok önemli yazar tarafından da savunuldu.
İlk romanı The Cement Garden’ın orijinalliği hakkında da yorumlar yapılan McEwan’ı son olarak Claire Henderson-Davis “On Chesil Beach”’de annesinin ismini kullanıp ebeveynlerinin hayat öykülerini anlatmakla suçladı. McEwan bütün bu suçlamaları da reddetmektedir.
--reklam--
Ian McEwan Kitapları - Eserleri
- Çocuk Yasası
- Fındık Kabuğu
- Kefaret
- Sahilde
- Yabancı Kucak
- Sonsuz Aşk
- Amsterdam'da Düello
- Benim Gibi Makineler
- Hamamböceği
- Beton Bahçe
- Cumartesi
- Kayıp
- Masumiyet ya da Özel İlişki
- Beton Bahçe - İlk Aşk, Son Ayin
- Siyah Köpekler
- Bir Parmak Bal
- Düş Yolcusu
- Solar
- İlk Aşk, Son Törenler
- İlişkiler
--reklam--
Ian McEwan Alıntıları - Sözleri
- “Babamı ben öldürmedim, ama işini kolaylaştırdığımı hissettim zaman zaman.” (Beton Bahçe)
- Can sıkıntısıyla, mutluluk arasında fazla bir mesafe yoktur; insan, sevincin sahillerinden bakar can sıkıntısına.. (Fındık Kabuğu)
- Oğlan olsun kız olsun, bir insan için en alçaltıcı şey, iyi bir eğitimden ve düzgün bir işte çalışma onurundan mahkum edilmekti... (Çocuk Yasası)
- "Hayal görmek hakkında hayal kuruyordun." (Düş Yolcusu)
- Bazen bir haksızlık üzerine fazla kafa yoran insanlarda öç hırsı bir tür yükümlülük duygusuyla karışır. (Amsterdam'da Düello)
- Dünyanın böyle ayrıntılarla, böylesine minik insani zaaflarla dolu olması onu boğuyordu.. (Çocuk Yasası)
- Önemsenmeyen şimdiki zaman döne döne uzaklaşıyor bizden .. (Fındık Kabuğu)
- Beden yalan söyleyemez , ama zihin başka bir ülkedir . (Fındık Kabuğu)
- "Herşeyi derinden hissediyorum. Söyleyebileceklerimden daha fazla." (Benim Gibi Makineler)
- Sürekli olması gereken,hiçbir zaman üzerinden atamadığın bir sevgi nasıl her zaman merhametli olabilir ki?Bu bir ısı,bir sıcaklık,Joe ve seni yakabilir.Seni yakıp kül edebilir. (Sonsuz Aşk)
- ... Kendimizi şimdiki zamanı yaşamak için özgür kılamazken, başkalarını özgürleştirmek üzerine düşünmek istiyorduk. Onların mutsuzlukları hakkında düşünmek istiyorduk. Kendi sefilliğimizi örtbas etmek için, onlarınkini kullanıyorduk. Bizim sefilliğimiz de, hayatın bize sunduğu basit güzellikleri kabul edemeyişimiz ve onlardan mutlu olamayışımızdı... (Siyah Köpekler)
- “Kendini eylemle uyuşturuyordu.” (Kayıp)
- Biz ışıktan kaçan varlıklarız. Biz karanlığı anlar ve severiz. Hamamböceği (Hamamböceği)
- Latince ‘hamamböceği’. (Hamamböceği)
- “Kabul edilemeyen şey ırkçı olmaktır.” (Amsterdam'da Düello)
- Hayat, hayat kurtarmaktan öte bir şey olmalı. (Cumartesi)
- Ağlamaları arasında Julie’yle Sue anlaşılmaz şeyler söylüyordu, belki kendi kendilerine, belki birbirlerine. Ben de onlar gibi kendimi bırakabilmeyi istedim, ama biri beni seyrediyor gibi hissettim. Gidip aynada kendime bakmak istedim. (Beton Bahçe)
- Kendimizi içinde bulunduğumuz ana bırakamıyorduk. Onun yerine başka insanları özgür bırakmayı düşünmek istiyorduk. Onların mutsuzluğunu düşünmek istiyorduk. Kendimizinkini gizlemek için onların sefilliğini kullandık. Ve bizim sefilliğimiz,yaşamın bize sunuğu basit, güzel şeyleri kabul edip onlara sahip olmaktan mutluluk duymayı beceremediğimizdendi. (Siyah Köpekler)
- Karşılıklı anlayışlarının derinliğini ve birbirlerini bu kadar iyi tanımalarına karşın hâlâ böylesine olağanüstü bir tutku yaşayabilmelerini kutladılar. (Yabancı Kucak)
- Can sıkıntısıyla mutluluk arasında fazla bir mesafe yoktur; insan, sevincin sahillerinden bakar can sıkıntısına. (Fındık Kabuğu)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin