Kitap Künyesi

Yazar: Aziz Nesin

Yayın Evi: Nesin Yayınevi

İSBN: 9786059569170

Sayfa Sayısı: 223

Bir Sürgünün Anıları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"Biz geçiyoruz.

- Geliyor, geliyor!.. diye sesler duyuldu.

Artık kim geliyor, kimi bekliyorlar bilemem... Tam Halkevi önüne gelince bir alkış da bize tuttular. Biz, alkışın da verdiği kuvvet ve coşkuyla, ortada ben, sağımda solumda iki candarma, uygun adımla boydan boya asfaltı geçtik, köprü başına geldik... Kalçadan adım çıkarmaktan yorulmuşum. Sıkıntıdan mı, coşkunluktan mı, sırtımdan kuyruk sokumuma doğru terlerin sızdığını duyumsadım.

Candarmalardan biri,

- İyi geçtik... dedi.

Öbürü:

- İyi geçtik... diye tekrarladı.

Sonradan, o gün Bursa`da, Halkevlerinin kuruluşunun bilmem kaçıncı yılının kutlandığını öğrendim. Bursalılar toplanmışlar, Ankara`dan gelecek büyük birini bekliyorlarmış, gelmemiş. İsterse gelsin. Ankara`dan o gelmediyse, İstanbul`dan ben geldim.

Bursa`ya girişim, pek anlı şanlı oldu doğrusu."

Bir Sürgünün Anıları Alıntıları - Sözleri

  • Gülümsemek utanmayı gizleyen en iyi maskedir.
  • Türkiye'de ekmek parası kazanmak zordur, ama zengin olmak çok kolay...
  • Düşünmek, sevmek, gülmek.İşte hepsi bu.
  • Bir kızımız olsun Adı da Gülsün... Bu gözyaşlarımız, Yaşam boyu gülsünler diye çocuklarımız.
  • Çaydanlıktaki suyun kaynamaya yakınken çıkardığı o acılı, iniltili ses hoşuma gidiyordu. Sudaki bu inilti, az sonraki kaynayıp taşmanın habercisiydi; tıpkı ezilen toplumlarda olduğu gibi...
  • Uzun savunmamın özeti şuydu: “Bir düşüncenin ulusal çıkarlara aykırı yada uygun olduğu, o düşüncenin ortaya atıldığı dönemde herkesçe kolaylıkla anlaşılmaz. Bir düşüncenin topluma yararlı mı, zararlı mı olduğunun herkesçe kesinlikle anlaşılması için üzerinden zaman geçmesi gerekir. Sizler, Amerikan yardımının Türkiye’ye yararlı olduğu düşüncesindesiniz. Ben, yardım adı altında yurdumun sömürülebileceği düşüncesindeyim. Hangi düşüncenin doğru olduğunu zaman gösterecektir. Ancak zamanın doğruluğunu, yanlışlığını, yararını, zararını ortaya koyacağı bir düşünceden ötürü mahkûm edilmemem gerekir.”
  • Türkiye’de ekmek parası kazanmak zordur, ama zengin olmak çok kolay...!
  • Düşünmek, sevmek, gülmek... İşte hepsi bu... İnsan için gerisi yalan dolan...
  • Güçlüysek rüyalar saçmadır, ama güçsüzsek saçma rüyanın etkisindeyizdir; fallar, şarkılar, niyetler, herşey başka bir anlam kazanır bizim için.
  • Eşe dosta akıl vermek bize özgü. Akıl vermeye bayılırız. Karşımıza biri çıksın da, aman şuna iyi bir akıl verelim diye yolları gözleriz. Akıl vermeden yana bizim kadar cömert insan var mı?
  • Bildiğim bütün küfürleri sayıp döktükten sonra, yeni küfürler icadına başladım. Kime, neye, neden sövdüğüm belli değil...
  • Güçlüysek rüyalar saçmadır, ama güçsüzsek saçma rüyanın etkisindeyizdir; fallar, şarkılar, niyetler, her şey başka bir anlam kazanır bizim için.
  • Benim seninle konuşmaklığım, meraklı bir kitabı okumak gibidir.

Bir Sürgünün Anıları İncelemesi - Şahsi Yorumlar

O dönemde yaşamış, düşünce suçlusu olarak görülmüş onlarca yazarımız var. Maalesef bunlardan biri de Aziz Nesin. Harika mizacı ve o mütevaziliğiyle ele almış eserini. Mütevazilik diyorum çünkü kitaba başlarken bile ön sözde o nazik tavrıyla belirtiyor bunu; "Anlatamadıklarım, anlattıklarımdan çoktur. 'Bakın, ben sürgünde neler çektim.' Demek istemiyorum. Bunu söylemekte, düşünmekte ayıp. Doğrusu tarihimizde o denli çok çekenler, sürgünler var ki, benimki, onların çektikleri yanında turist gezisi gibi kalır." Turist gezisi dediği de günlerce aç kalmak, soğuktan donacak noktaya gelmek, hastalanmak, yalnızlık çekmek, dışlanmak, yok sayılmak ve binlercesi. Üstelik yine aynı mütevazilikle de son veriyor kitaba. Elimde 1982 7.basımı var. Ortaköy'de çok tatlı küçük bir sahaftan almıştım. Yolunuz düşerse kumpircilerin hemen arkasında 2.sırada ki dükkan. Tatlış bir amcaydı ismi hatrımda yok. O önermişti iyi ki de önermiş. Çektiği sancılardan bile tatlı bir mizah cıkarmış Usta. Gülmemek, gülümsememek imkansız kitapta. Ben çok sevdim, sizinde seveceğinize eminim. Son olarakta onun sözleriyle son veriyorum yorumuma; "Düşünmek, sevmek, gülmek... ıste hepsi bu... İnsan için gerisi yalan dolan..." (Kübra)

"Anadolu'yu otomobille, yaya, tirenle, uçakla gezenler çok olmuştur. Ama benim gibi gezen var mı bilmem ki... Ben Anadolu'yu ellerimde kelepçe, süngülü ve tüfekli candarmalarla dolaştım bir uçtan bir uca..." - Aziz Nesin - ÖNCESİ : SİPER ET KENDİNİ DE DURSUN BU HAYASIZCA AKIN Yıl 1948.. "malum hükümet" iktidarda.. ve Türkiye'yi küçük "amerika" (daha da küçük yazmak isterdim ama malum font izin vermiyor) yapacağız sloganları yeri göğü inletiyorken ,zamanın cumhuriyet gazetesinde şu başlıkla bir haber yer alır: AMERİKA'NIN SINIRLARI TÜRKİYE' DEN GEÇER (??!?!?!?!?!!!) SABAHATTİN ALİ ve AZİZ NESİN o sıralarda beraber kapanan Marko Paşa adlı derginin ismini değiştirmiş ve MALUM PAŞA 'ya çevirmişlerdir..gene basının ve muhalif yazar çizerlerin üstünde muazzam bir baskı vardır..bu habere katlanamaz AZİZ NESİN ve hemen söz konusu habere karşı bir karşıt bildiri hazırlar NEREYE GİDİYORUZ başlığıyla.. uzun müddettir cıkardıkları Marko Paşa isimli dergi dolayısıyla o zaman kendini "ileri demokrasi" bekçisi olarak adlandıran hükümetin eline böylece kendisini mahkum ettirecek bahaneyi vermiş olur..matbaası basılır..hemen gözaltına alınır daha sonra serbest bırakılır.. bitmemiştir zulüm..söz konusu bildiriyle halkı kin ve nefrete (?!?!) teşvik ettiği gerekçesiyle derhal hakkında dava açılır ve bildiriyi 2 kişinin okuduğu yönünde şahitler gösterilerek hakkında tam 22 -yazıyla yirmi iki - sene hapsi istenir..hemde daha sonraki dönemlerde anti-demokratik bulunurak kaldırılacak olan 161. madde istemi ile...suçu çok büyüktür Aziz Nesin 'in.. emperyalizme DUR! demiştir.. birde gene trajikomik bir ayrıntı: davaya bakan askeri savcı da bir dönem okul arkadaşıdır kendisinin.. olaylara geri dönersek düzmece bir tezgahla şahitlikleri alınan söz konusu 2 kişi sonradan şahitlikten vazgeçerde büyük usta sürgünle yırtar.. SONRASI : Bursa ilinde bir ÖTEKİ "ADAM" Sonrasında bahse konu olanlar bu kitabın konusudur.. yokluğu, parasızlığı ,açlığı, iki küçük çocuğuyla bir başına bıraktığı karısını , halkın kendisine karşı takındığı tutumu hep karşısına alır, olanlara göğüs gerer Bursa' da da..bu kitabı okumaya her yürek dayanmaz.. açlığı ve parasızlığı da komik bir dille anlatır kitabında .. sizi de hem ağlatır hem güldürür.. "ipeklisi var giyemezsin şeftalisi var yiyemezsin cepte para nanay dön şinanay şinanay" hacmen çok hafif ama içerdiği anlam bakımından KURŞUN gibi ağır bir kitaptır..ben bu kitabı 9 yaşımda kütüphanemizde kapağına bakıp gülümseyerek almıştım elime.. ilk basımıydı..2 jandarma erinin arasında minicik bir adam.elleri kelepçeli ..askeri adımlarla yürüyorlar..(merak edenler için o anlarında hikayesi var kitabın girişinde) kısacası hem gülüp hem ağlamak istiyorum diyenler için MUADİLİ OLMAYAN BİR ESERDİR bu kitap..elimden gelseydi tüm VİCDANSIZLARA KILIÇ ZORUYLA OKUTURDUM..kritiği sonlandırırken kendisini bu yazdıklarımla beraber bir kez daha saygı ile anıyorum..senin gibiler olmasaydı n'olurdu halimiz? huzur içinde yat MEHMET NUSRET NESİN... (Tuco Herrera)

KIL OLDUM ABİ...: Lise yıllarım, abimin beni yönlendirdiği kitapları okumakla geçti. yazar/aziz-nesin de onlardan biridir. (Diğeri de yine çok değerli bir yazar. Onu başka bir incelemede anlatmak isterim.) Aziz Nesin'in kitaplarını kahkahalarla okurdum. Ama nereden bilirdim ki lisede beni güldüren adam, üniversitede ağlatacak. Evet ben Aziz Nesin diyince hep güldüm, ta ki 1993 yılına kadar. Üniversite yıllarım ise unutamadığım ve yaşadığım sürece de unutamayacağım çok acı iki olayla geçti. UĞUR MUMCU SUİKASTİ İlki, sadece yazdığı doğrular birilerini rahatsız ettiği için hala faili bulunmamış (Aslında belli de biz de yedik diyelim) olan Uğur Mumcu suikastidir. Uğur Mumcu'yu tanımayan genç arkadaşlara kısa bir şekilde tanıtmak isterim. yazar/ugur-mumcu gazeteci, araştırmacı ve yazardır. 24 Ocak 1993'te Ankara'da evinin önünde, arabasına konulan bombanın patlaması sonucu suikasta kurban giderek yaşamını yitirmiştir. Suikasti yapanlara kıl olmaktan başka bir şey gelmedi elimden. MADIMAK KATLİAMI İkincisi ise ülkemizin yüz karası olan Madımak Katliamı. 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nin, bazı örümcek kafalı kimselerin kışkırtmaları sonucu yakılması. Aziz Nesin, bu katliamdan sağ kurtulan kişilerden biridir. Her ne kadar öldürmek için uğraşmışlarsa da başarılı olamamışlardır. Aziz Nesin'in ateistliği bahane edilerek birçok cana kıyılmıştır. Acı olan ise yapılanlar yanlarına kar kaldı, tıpkı Uğur Mumcu suikasti gibi. Aziz Nesin bu acı olaydan 2 yıl sonra geçirdiği kalp krizi sonucu öldü. Madımak katliamını yapanlara kıl olmaktan başka bir şey gelmedi elimden. BİR SÜRGÜNÜN ANILARI Aziz Nesin'in Bursa’da geçirdiği aylar insanın içini acıtıyor. Hani deriz ya YOK ARTIK, öyle bir durum işte Aziz Nesin'in sürgün günleri. İnsan yaşadıklarını nasıl bu şekilde alaya alır, güldürür, sonra da kafamıza balyoz gibi indirir? Aziz Nesin yapar. Hem de öyle bir yapar ki, okurken hem güldürür hem ağlatır, sonrasında ise düşündürür... Peki Aziz Nesin'in, okurken güldüren aynı zamanda ağlatan kitap/bir-surgunun-anilari--8464 kitabını yazmasına sebep olan olaylar nasıl başladı? O bile bir komedi. Daha doğrusu Aziz Nesin'in dilinden anlatılırsa komediden başka bir şey çıkmıyor. MARKOPAŞA MACERASI yazar/sabahattin-ali'yle yazar/aziz-nesin kafa kafaya verip bir yola çıkmaya karar verirler. yazar/rifat-ilgaz ve çizer Mustafa Mim Uykusuz'un da aralarına katılmasıyla MARKOPAŞA macerası başlar. Aslında çıkarılacak olan bir mizah dergisidir. Ama amaçları sadece güldürmek değil, güldürürken de düzenin haksızlıklarına karşı çıkmaktır. Dergi daha ilk sayısında veto yer. Hiçbir bayi satmayı göze alamaz. Aziz Nesin de ilk sayıyı İstanbul sokaklarında dolaşarak satar. Sonrasında da zaten peşpeşe gelen kapatma kararları başlar. Her kapatma kararından sonra yeni bir adla çıkarılır (merhumpaşa, malumpaşa, yedi-sekiz hasan paşa, hür markopaşa, bizim paşa gibi isimlerle). O zamanlar en fazla satış yapan gazetenin tirajı 50 bini geçmezken, Markopaşa her hafta baskı sayısını artırarak 60 - 70 bine kadar çıkarır. Ne yazıkki her muhalifin başına gelen Markopaşa'nın da başına gelir. Yapılan baskılar ve tehditler sonucunda dergiyi basacak matbaa bulamazlar. Bulduklarında ise başlarına gelmeyen kalmaz. Aziz Nesin'in ilk defa evi aranır. O zamana kadar Emniyet Müdürlüğünün nerede olduğunu dahi bilmeyen Aziz Nesin bu sayede öğrenmiş olur. Her muhalif yazar gibi onu da memleketi satmakla suçlarlar. 17 gün süren tutukluk günleri başlar. Bunun 6 günü ise ekmeksiz ve susuz geçen günlerdir. Hapisten çıktıktan sonra yine kaldığı yerden devam eder muhalifliğine. O zamanın en çok okunan Cumhuriyet gazetesinde çıkan bir habere muhalif olarak kaleme aldığı NEREYE GİDİYORUZ yazısı sebebiyle tutuklanır. Acı olan ise yazının henüz bir tarafının basılması. Anlayacağınız yazı henüz baskıdayken tutuklanır. Savcının 22 yıl istemine karşılık, yazı dağıtılmadığı için, yani yayım eylemi gerçekleşmediği için 10 ay hapis ve Bursa’da 4 ay 10 gün sürgün yer. Komik olan, ceza yediği 161. maddenin fıkrasının sonrasında kaldırılmış olması. Aziz Nesin'in ceza aldığı 161. maddenin fıkraları, antidemokratik görülerek kaldırılmıştır. Bu da aldığı cezanın ne kadar saçma olduğunu gösterir. "Amerika, Türkiye’ye girmesin, bizi sömürmesin, yardım maskesi altında bizi soymasın dediğim için, milli menfaatlere aykırı yayın yapmış oluyordum." 148 SÜRGÜN GÜNLERİ Aziz Nesin, 10 ay hapis yattıktan sonra sürgün için Bursa'ya gelir. Parasızlıktan, soğuktan ve açlıktan çok çeker. Yıllarca yanından ayırmadığı lime lime olmuş battaniyesini satmak için bit pazarını araması, bulamadığı için sevinmesi mi dersiniz...Açlıktan altın dişini satması mı dersiniz... Sürgün olduğunu bilmeyen dostlarının önce yaklaşması öğrendikten sonra yanından kaçması mı dersiniz... Fişlenirler korkusuyla iş bile vermekten korkanlar mı dersiniz... Kendisine hayran olan, ama sırf vaziyetler nazik diye gazetesinde olmadık hakaretler yazan gazete sahibi mi dersiniz...Her şeyi yaşar. Buna rağmen yine de kimsenin önünde eğilmez. Aziz Nesin, gazetelerde iş bulamayınca çok değişik işler yapar. Bir süre yağlıboya ile yastık yüzlerine resimler yapar. Daha sonra İngilizce dersi vermek ister. Ancak bir kitapçının önerisiyle eski Türkçe ve Kuran dersi vermeye başlar. Aziz Nesin böylece her sabah Ulucami’de sekiz öğrencisine Kuran öğretir. Öğrenci ve velileri memnun olurlar önceleri bu hocadan. Sonra hocanın Bursa sürgünü Aziz Nesin olduğu anlaşılınca çocuklar bir daha derse gelmezler. Bunun yanında değerli dostları da vardır. Biri de Müvellit Tabip’dir. Müvellit Tabip’in evinde şiir sohbetleri yapılır. Osmanlıca konuşan nazik bir Bursa beyefendisidir. Evindeki şiir sohbetlerinde söylenen her beyit için bir kadeh rakı içilir. Aziz Nesin, Müvellit Tabip için, "Yemeğini yemedik ama rakısını çok içtik." der. En vefalı dostu ise, karısını karşısına almak pahasına hiçbir yardımını esirgemeyen eski bir okul arkadaşıdır. Öyle ki karısının "Ya o ya ben" demesine rağmen dostluğunu sürdürür. Bursa’da olup da kaplıcalara gitmemek olur mu? Olmaz tabi. Arkadaşı bir gün kaplıcaya götürür. O ise hazır sıcak su bulmuşken çamaşırlarını yıkamanın derdindedir. Okurken kahkalarla güldüğüm son cümlesinde ise gözyaşlarına boğulduğum bölümdür bu kaplıca hikayesi. "Bikez bitirsem çamaşır yıkamayı, havuza dalacağım. Ha babam, ha babam... Tepe gibi çamaşır..." 137 Sonrası hem komedi, hem hüzün, hem gözyaşı. Okumalı. Okumalı ki gerçekleri öğrenmeli, Türkiye'nin yakın tarihini bilmeli. TAVSİYE Ben Türk yazar okumam diyerek övünen bazı genç dostlarımız var. Onlara tavsiyem, önce kendi topraklarımızın insanını tanıyın, hikayelerini öğrenin. Sonra yine istediğiniz kadar yabancı yazar okuyun. Aziz Nesin ile başlayabilirsiniz mesela. İçinde bol bol kahkaha var. Yok ben hüzünlenmek istiyorum derseniz onu da gayet güzel yapıyor. Bu arada düşünmenizi de sağlıyor. TEŞEKKÜR Tek amacı Aziz Nesin’i tanıtmak olan, hatta kendi kitabı olsa ancak bu kadar över ve insanları okumaya teşvik eder dediğim Nordavind' ya beni de bu kitapla tanıştırdığı için teşekkür ederim. SON SÖZ Üniversite yıllarımda Tarkan, 'Kıl Oldum Abi' parçası ile hep kulaklarımda çınladı. Kafelerde çaldığı için, kendisine kıl ola ola parçayı çok kez dinlemek zorunda kaldım. Oysa ne doğru söylemiş. Aziz Nesin'e ve daha bir çok aydınımıza acılar yaşatanlara KIL OLDUM ABİ... (Sultannn)

Kitabın Yazarı Aziz Nesin Kimdir?

20 Aralık 1915’te İstanbul’da doğdu. İki yıl Darüşşafaka Lisesinde öğrenim gördü. Kuleli Askeri Lisesini bitirdi. Kara Harp Okulu ve Askeri Fen Okulundan mezun oldu. Üsteğmen rütbesindeyken "görev ve yetkisini kötüye kullanmak" suçlamasıyla yargılanıp ordudan uzaklaştırıldı. Bir süre bakkallık yaptı. Ardından gazeteciliğe başladı. Yedigün, Karagöz ve Tan Gazetesinde çalıştı. Cumhuriyet adlı bir magazin dergisi yayınladı. Sabahattin Ali ile birlikte, Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Alibaba mizah dergilerini çıkardı. 1951de bir kitapçı dükkanı, ardından bir fotoğraf stüdyosu açtı. 1954ten itibaren Akbaba mizah dergisinde takma isimlerle mizah öyküleri yazdı. Yazın yaşamı boyunda 100ün üzerinde takma isim kullandı. Kemal Tahirle birlikte Düşün Yayınevi’ni kurdu.Yeni Gazete, Akşam ve Taninde köşe yazıları yazdı. Yazarlığı, Öncü, Yeni Tanin ve "Ustura" isimli bir mizah eki de hazırladığı Günaydın gazetesinde sürdürdü. 1962de Zübük isimli mizah dergisini çıkardı. 1963te yayınevinin yanmasının ardından sadece yazmaya başladı. 1972de Çatalcada kimsesiz çocukların eğitimini gerçekleştirmeyi amaçlayan Nesin Vakfını kurdu. Kitaplarının tüm gelirini bu vakfa bağışladı. 1976-1980 arasında her dalda edebiyat ödülleri veren Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığını çıkardı. 1979da seçildiği Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanlığı görevini yıllarca sürdürdü. Sadece Türk edebiyatının değil dünya mizah edebiyatının da sayılı isimleri arasında yer alan Aziz Nesin, düşünceleri ve yazıları nedeniyle siyasi iktidarlardan sürekli baskı gördü, tutuklandı, yargılandı, sürgün edildi, cezaevlerinde kaldı. 6 Temmuz 1995 tarihinde yaşamını yitirdi. Öykülerinde Türk toplumunu ayrıntılarıyla yansıtır. Anlatımında halk edebiyatının ana öğelerinden yararlanır. Yer yer masal temasıyla ve mizah aracılığıyla günlük olayları, toplumsal aksaklıkları eleştirir. Türk edebiyatında çağdaş mizah yazarlığı tekniklerini geliştiren, genç mizah yazarlarının doğmasına yolaçan yazardır.

Aziz Nesin Kitapları - Eserleri

  • Zübük
  • Şimdiki Çocuklar Harika
  • Ölmüş Eşek
  • Nazik Alet
  • Gözüne Gözlük
  • Biz Adam Olmayız

  • Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
  • Yol
  • Yokuşun Başı
  • Yokuş Yukarı
  • Sizin Memlekette Eşek Yok mu
  • Tatlı Betüş
  • İt Kuyruğu

  • Koltuk
  • Toros Canavarı
  • Pırtlatan Bal
  • Geriye Kalan
  • Memleketin Birinde
  • Havadan Sudan
  • Gıdıgıdı

  • Aferin
  • Surname
  • Merhaba
  • Az Gittik Uz Gittik
  • Ben de Çocuktum
  • Yüz Liraya Bir Deli
  • Yedek Parça

  • Aşkım Dinimdir
  • Sivas Acısı
  • Fil Hamdi
  • Zübüklüğün Sonu Yok
  • Adamı Zorla Deli Ederler
  • Anıtı Dikilen Sinek
  • Kördöğüşü

  • Bir Sürgünün Anıları
  • İstanbul'un Halleri
  • Yurt Gezileri
  • İhtilali Nasıl Yaptık
  • Hayvan Deyip de Geçme
  • Deliler Boşandı
  • Şehirden İndim Köye

  • Memurlar Memurlar
  • Gerçeğin Masalı
  • Bay Düdük
  • Hoptirinam
  • Gol Kralı
  • Bu Yurdu Bize Verenler
  • Mahmut ile Nigar

  • Ah Biz Ödlek Aydınlar
  • İnsanlar Uyanıyor
  • Tek Yol
  • Leyla ile Mecnun
  • Gözünüz Aydın Efendim
  • Bir Tutam Aydınlık
  • Nutuk Makinesi

  • Hangi Parti Kazanacak
  • Ah Biz Eşekler
  • Yeşil Renkli Namus Gazı
  • İnsanlar Konuşa Konuşa
  • Büyük Grev
  • Benim Delilerim
  • Nah Kalkınırız

  • Poliste
  • Damda Deli Var
  • Şimdi Avrupa
  • Sosyalizm Geliyor Savulun
  • Rüyalarım Ziyan Olmasın
  • Kalpazanlık Bile Yapılamıyor
  • Okuma Güncesi

  • En Masumlar İçerde
  • Rıfat Bey Neden Kaşınıyor
  • Mahallenin Kısmeti
  • Yetmiş Yaşım Merhaba
  • Bütün Oyunları - 1
  • Bütün Oyunları 2
  • Halimiz Hal Değil

  • Borçlu Olduklarımız
  • Aziz Nesin - Ali Nesin Mektuplaşmaları
  • Aziz Nesin'den Sıra Dışı
  • % Kaç Aptalız
  • Yazarlık, Edebiyat ve Dil Üstüne
  • Aşk Şiirleri
  • Birlikte Yaşadıklarım Birlikte Öldüklerim

  • Çuvala Doldurulmuş Kediler
  • Kalem Yapın Beni Kalem!...
  • Eğitim Üstüne
  • Batı'ya Giden Yoldayız
  • Bir Koltuk Nasıl Devrilir
  • Vatan Sağolsun
  • Seyyahatname

  • Türkiye Şarkısı Nazım
  • Okuduğum Kitaplar
  • Korkudan Korkmak
  • Salkım Salkım Asılacak Adamlar
  • Üçü Birden
  • Bütün Şiirleri 1
  • Kazan Töreni

  • Bütün Şiirleri 2
  • Seviye On Ölüme Beş Kala - Kendini Yakalamak
  • Hayvanlar Takımı
  • Maçinli Kız İçin Ev
  • Sondan Başa
  • Sora Sora Cennet Bulunur
  • Uyusana Tosunum

  • Aziz Nesin'den Çocuklara En Güzel Öyküler
  • Hazret-i Dangalak
  • Aziz Nesin'in Güncesi Mum Hala
  • Mum Hala 1
  • Aziz Nesin'den Darbeler Kitabı
  • Sanat Yazıları
  • Gülmekten Öldüren Öyküler-1

  • Gülmekten Öldüren Öyküler 2
  • Alamanya Alamanya Bizden Aptal Bulaman Ya
  • Mum Hala 2
  • Soruşturmada
  • Aziz Nesin'in Anıları: Böyle Gelmiş Böyle Gitmez
  • Herkesin İşi Gücü Var
  • Suçlanan ve Aklanan Yazılar

  • Arkadaşım Badem Ağacı
  • Bir Dokun Bin Dinle
  • Cumhuriyet Dönemi Türk Mizahı
  • Unutulmayan Rüyalar
  • Bekârlık Sultanlıktır
  • Irak ve Mısır
  • Taşlamalar

  • Çocuklara En Güzel Masallar
  • Aziz Dede'den Masallar
  • Nasrettin Hoca Gülütler
  • Okullar İçin Kısa Oyunlar
  • Sporcu Milletiz Vesselam
  • Bursaname - Aziz Nesin'in Bursası
  • Laiklik, Dincilik ve Atatürkçülük

  • Bayan Aynur ile Bay Buyur
  • Bilmem Ne Adası
  • Bir Vicdan Davası
  • Onursal Doktor Olamamanın Büyük Onuru
  • Bulgaristan'da Türkler Türkiye'de Kürtler
  • Aşk Öyküleri
  • Aydınlar Üstüne

  • Büyüklere Masallar 1
  • Büyüklere Masallar 2
  • Türkiye Toplumu ve Demokrasi
  • Bütün Oyunları - 3
  • Bütün Oyunları 4
  • Aziz Nesin - Klaus Liebe Harkort Mektuplaşmaları
  • Aziz Nesin - Saliha Scheinhardt Mektuplaşmaları

  • Aziz Nesin - Tahsin Saraç Mektuplaşmaları
  • Tut Elimden Rovni
  • Erkek Sabahat
  • Çiçu
  • Hadi Öldürsene Canikom
  • Dört Kitap Tek Ciltte
  • Ölümü Hak Eden Ölümsüz Aziz Nesin Cilt: 1

  • Ölümü Hak Eden Ölümsüz Aziz Nesin Cilt: 2
  • Azizname
  • Saçkıran
  • Gübre Kralı
  • Şiirin Tam Zamanıdır
  • Biraz Gelir misiniz?
  • Bir Aşk Var Bir De Ölüm

  • Hoşça Kalın
  • Bişey Yap Met
  • Qum Qalalar
  • Hekayələr
  • Azîz Nesin - Meral Çelen Mektuplaşmaları
  • Gülmece Öyküleri 9
  • Bizim Memleket

  • Gülmece Öyküleri 5
  • Gülmece Öyküleri 2
  • Memleketin Birinde - Hoptirinam
  • Deniz Aslanı
  • Baba Mirası
  • Berber Nonoş
  • Gülmece Öyküleri 3

  • Üç Kitap Birarada
  • Nutuk Makinası, Az Gittik Uz Gittik
  • Gülmece Öyküleri 8
  • Aziz Nesin Bütün Kitapları
  • Kendini Yakalamak
  • Boyalı Tilki Masalı
  • İstanbul'dan Ne Haber

  • Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 2
  • Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 1
  • Seçilmiş Satırlar
  • Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 3
  • Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 4
  • Sosyalizm Geliyor Savulun

Aziz Nesin Alıntıları - Sözleri

  • İslamlıktan sonra da .. şimdi de kız çocukları pek makbul sayılmıyor, başlık parasını saymazsan. Müslümanlarca … (Bay Düdük)
  • Sen insanların zahirine değil zamirine bak. (Toros Canavarı)
  • Yoksular yaşamları boyunca yalnız bir kez kolaylık görürler, o da öldükten sonra; cenazeleri hemen kalkar, çabucak. (Ben de Çocuktum)
  • Muayeneye giren çocuğu, içi kül dolu bir kaba yellendirirlermiş. Yel ne denli çok kül kaldırırsa o denli iyi, o denli yiğitlik sayılıyor. Yel hiç kül kaldırmazsa, çok kötü..." Mangalda kül bırakmaz" sözü, sonradan bir alay sözü olarak kullanılmış olsa bile, kabadayılığı, yiğitliği anlatmak için söylenir. (Yokuşun Başı)
  • Sen artık bu kitapta: noktaları , virgülleri , satırları taşımıyorsun.. Sen artık bu kitapta : koşmuyor , bağırmıyor , alnını kaşımıyorsun.. Sen artık bu kitapta yaşamıyorsun. (Aşk Şiirleri)
  • Ayağını sıcak tut, başını serin, Kendine bir iş bul, düşünme derin. (Nasrettin Hoca Gülütler)

  • Önce bir sayımdöküm yapmalıyım Neleri götüreceğim Geri dönüp alamam Kendimden hiç bırakmamalıyım geride Gölgemi de gölgesizliğimi de Söyleyemediklerim yazamadıklarım Verilemeyen yanıtlarım Benimle olmalı üzünçlerim acılarım Utançlarım gözyaşlarım Söyletilmeyen şarkılarım Hiç bir kötülüğüm kalmamalı arkamda Aldatmaları sevdiğim kadınların Kurnazlıkları çıkarcıkları küçük küçük Zaman zaman kurnazlıklarım Düşlerimi hiç mi hiç bırakamam En değerli varlıklarım Hele sonsuz tasalarım ki yaşama sığmayan Ve hiç sönmeyen harlı tutkularım Ne kalır benden geriye Hiç O hiçi de kendimle almalıyım (Seviye On Ölüme Beş Kala - Kendini Yakalamak)
  • Aslında Sayın Başkan Hoobert iyi insandı. Sayın Başkan iyiydi ama, ne yazık ki çevresindekiler kötüydü. Nedense bu iyi başkanların çevresini de hep kötü kişiler alıyordu. (Kalpazanlık Bile Yapılamıyor)
  • Yabancı bir kentte insanın yalnızlığı daha bir katmerleniyor. (Sizin Memlekette Eşek Yok mu)
  • "Zenginlik sermaye birikimidir; uygarlık kültür birikimidir.Bizde böyle birikimler olmadığı için de , toplumumuz tutarsızdır. Ulusal zenginliğin , uygarlığın birikim demek olduğu bizde , daha 19. yüzyıl sonunda anlaşılmıştır.Ama bu bir TERS anlamadır.Bizde bu birikim , devlet gücüyle zengin yetiştirmek diye anlaşılmıştır.TERS işleyen mantık şudur: 'Yurdun kalkınması için zenginlik gerekir. Bizde kendiliğinden zengin yetişmediğine göre , devlet yardımıyla zengin yetiştirmeli , sermaye birikimi saglanmalıdır.' ...Devlet zengin yetiştirmeye kalkarsa kimleri seçer? Elbet kendisini devlet yapanları, kendinden olanları... " (Suçlanan ve Aklanan Yazılar)
  • Bakınız, neden olmaz, izah edeyim. Affedersiniz, ismiâliniz Beyfendi? Ulvi Bey... Müşerref olduk efendim. Benim adım Şâzi. Çok memnun oldum. Evet... ne diyorduk? Ol­maz.. Katiyen olmaz. Çünkü efendim, herşeyden önce bir maarif plânımız yok. Bendiniz uzun yıllar maarifte hizmet ettiğimden bu işleri gayet iyi bili­rim. Plânsız, programsız hiçbir iş olmaz efendim. Affedersiniz Beyfendi, ismiâlinizi öğrenebilir miyim? Ulvi Bey... Çok güzel, memnun oldum. Benim adım da Şâzi... Çünkü efendim bizde herşeyden ön­ ce bir tedrisat sistemi yok. Onun içindir ki, biri… (Kördöğüşü)
  • Bu pis burjuvaların Allah bin türlü belalarını versin!.. (Aziz Nesin'in Güncesi Mum Hala)
  • "Sarılmak neden güzeldir bilir misin? Çünkü sağ tarafta kalp yoktur, ve orası hep boştur. Sarılınca, sağ yanını onun kalbi doldurur..." | (Ah Biz Eşekler)

  • Amerikada otuzaltı gazeteye birden yazan bir başyazar, — Sizde, dedi, bir başyazar, kaç gazeteye yazar? — Bizde, dedim, her gazetenin ayrı bir başyazarı vardır, ama, hepsi de aynı şeyleri yazar!.. — Ayrı ayrı insanlar nasıl aynı şeyi yazarlar? — Bizde ayrı gayrı yoktur. Birlik, beraberlik falan... İşte öyle... — Sizde demokrasi var mı? — Az bişey vardı, ama son zamanlarda yedek parçası kalmadığından kullanamıyoruz? (Yedek Parça)
  • İnsan, sevebilir miyim diye düşünüyorsa sevemeyecek demektir. İyi ki sevide düşünce yok;yoksa kimse kimseyi sevmezdi. (Aşkım Dinimdir)
  • Gece yatakta bir elimi attığım zaman, elimin tuttuğu yalnızlık... Korkudan öbür elimi atıyorum, kendimi tutuyorum, soğuk, ıslak, titreşik... (Çiçu)
  • "Ben ölmüşüm baba, neden bana hiç demediniz?" (Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz)
  • “İster altından olsun, ister demirden, kafes kafestir!” (Memleketin Birinde)
  • Sizin sevdiğiniz her şeyi ben de severim. (Gol Kralı)
  • İnsanın kendini olduğundan başka göstermek için harcadığı çabalar onu gülünç yapar. Hele bu para konusunda ise gülünçlüğün derecesi daha da artar. (Aziz Nesin'den Çocuklara En Güzel Öyküler)