Kitap Künyesi
Yazar: Sigmund Freud
Çevirmen: Elif Yıldırım
Yayın Evi: Oda Yayınları
İSBN: 9789753854337
Sayfa Sayısı: 85
--reklam--
Bir Yanılsamanın Geleceği Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bütün çağlarda “Medeniyetin getirdiği bütün kısıtlamaların bu şekilde ortadan kaldırılması durumunda ancak tek bir kişi hiçbir kısıtlamaya bağlı kalmaksızın mutlu kılınabilir ki bu kişi de bütün güç vasıtalarını elinde bulunduran bir Tiran, bir Diktatör olacaktır,” diyor. Sigmund Freud “Bir Yanılsamanın Geleceği”nde.
--reklam--
Bir Yanılsamanın Geleceği Alıntıları - Sözleri
- Eğer komşunu öldürmemenin tek nedeni tanrının bunu yasaklamış olması ve şimdiki veya sonraki yaşamda bu nedenle seni ağır bir biçimde cezalandıracağı korkusu ise ,tanrı diye birşey olmadığını ve onun gazabından korkman gerekmediğini öğrendiğin zaman komşunu hiç duraksamadan öldürürsün .ancak dünyevi yaptırımlarla bunu yapman engellenebilir.işte bu nedenle , ya bu tehlikeli kitleler en ağır biçimde baskı altına alınmalı ve bir entellektüel uyanış olasılığından dikkatle uzak tutulmalı ya da uygarlık ve din arasındaki ilişki Temel bir revizyondan geçmelidir.
- Çocuk, babasından ona duyduğu özlem ve hayranlık derecesinde korkar
- Yanılsama,hata ile aynı şey değildir.
- Hiç kuşkusuz doğa bizden herhangi bir içgüdüsel kısıtlama isteminde bulunmaz,bizi dilediğimizi yapmada serbest bırakır.ama bizi kısıtlamak için kendisinin özellikle etkili yöntemleri vardır :bizi Yok eder.
- Frengi hastalığının aşırı cinsel faaliyetin sonucu olduğu biçimindeki inancı hataydı.bu hatalara yanılsama adını vermek çok doğru olmaz. öte yanda kolomb’un hindistana ulaşan yeni bir deniz yolu bulduğunu sanması bir yanılsamaydı.
- İnsanların tutkuları karşısında mantıksal tartışmalar yapmanın yararı yoktur.
- İnsanlar genellikle içinde bulundukları durumu naif bir biçimde sanki içeriği hakkında bir değerlendirme yapma yeteneğinden yoksunmuşçasına yaşarlar.şimdiki durumun,gelecek hakkında bir yargıda bulunmamıza yarayacak gözlem noktaları sağlayabilmesi için insanların şimdiki durumla aralarına mesafe koymaları,yani şimdiki durumun geçmiş olması,gerekir.
- İnanmalıyız çünkü atalarımız da inanmıştı.
- " İnsanın kendi gücünden başka dayanacak bir şeyi olmadığını bilmesi."
- Dinsel doktrinlerin doludizgin hüküm sürdüğü dönemde insanların genellikle daha mutlu oldukları kuşkuludur,daha ahlaklı olmadıklarıysa kesindir.
- Mantığın terazisinden başka yargı ölçütü yoktur.
- "Doğa, göründüğü kadarıyla bizi soğukkanlılıkla, zalimce, amansızca ve olasıdır ki tam da bizim doyum sağlamamıza yol açmış şeyler aracılığıyla yok eder."
- "Yaşam, tıpkı genel olarak insanlık için olduğu gibi birey için de katlanılması güçtür."
- Dünyadaki yaşamı izleyen ölümden sonraki yaşam, belki de bu dünyada elimizden kaçırmış olduğumuz tüm mükemmellikleri getirecektir...
- Eleştirmenler evren karşısında insanın duyduğu önemsizlikle güçsüzlük duygusunu kabul eden herkesi “aşırı dindar”olarak tanımlamakta ısrar ederler,oysa dinsel tavrın özünü oluşturan şey ,bu önemsizlik ve güçsüzlük duygusu değil bunu izleyen aşama ,bunlara çare bulmaya çalışan tepki aşamasıdır.koca dünyada insanların oynadığı küçük rolü alçakgönüllülükle kabul edip daha aşırıya kaçmayan bir kişi, umulunanın aksine işte böyle bir kişi sözcüğün gerçek anlamıyla dinsizdir.
--reklam--
Bir Yanılsamanın Geleceği İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Sigmund Feud.. Sayın Freud bu eserinde uygarlık ve din arasında ters orantının izahını psikolojik açıdan değerlendirmek istemeye çalışmış..Yanılsamalar yanılsamalar...şüpheler şüpheler.. olasılıklar olasılıklar...Zaman kaybı bir eser olduğunu söyleyemeceğim; ancak her olumsuzluğun altında da din yanılsaması olabilir ihtimâli olduğunu dayatmaya çalışması biraz profesyonellikten uzaklaştırıyor yazarı..Gerçek mana da din doğru algılandığında hem akla hem mantığa hem de kalbe hitap edip onları aynı doğrultuda yön verebilecek bir güç olduğunu savunan biri olarak Freud' un kadercilik ve körü körüne boyun eğmek olarak algı oluşturması herhalde dönemindeki yanlış din anlayışıyla izah edilebilir..Doğaya karşı kuvvet elde etmek için evvelen kendi öz benliğini keşfetmesi kâfîdir kanaatimizce.. Sadece çıkarımlar üzerinden hareket etmek ve herhangi bir sonuca ulaştırmayacak acabalarla beyin fırtınası yapmak isterim diyecek herkese tavsiye edilebilir.. (ƒαтмα)
Eser aslında freudun din konusundaki eleştirel sorgulamalarından oluşan ve yer yer kendisine cevap niteliğindeki fikirleri de kitaba alıp bunlara birebir cevap verdiği bir kitap olmuş. 1927 yılında yayımlanan bu eserde yazar çekingenliğini de dile getirmiş. Din konusunda insanların ne kadar ileri uçlarda gidecebileceğini tarihin tozlu sayfalarından öğrenen yazar, bu akıbetlerin başına gelmesinden korka korka bu eseri yayılıyor. Medeniyet nedir? Medeniyeti neler oluşturur? Din nedir? Din ve bilim neden hep karşı karşıya? Bu soruların kısa kısa cevap ve mantık dayanakları tek tek sunuluyor. Eser doğaya karşı medeniyeti oluşturan insanoğlunun bu medeniyet içindeki dinin yerini sorguya açıyor açıkçası. Yazar burda hem yobazlığın tehlikelerini hem de dinsiz bir sistemde din yerine geçebilecek bir sistemin olumsuzluklarından bahsederek insanı ortada bırakma eğilimi güdüyor sanki. Bunu okura bırakmak gerek. Evet sorgulanmaya ihtiyacı olan bir din varsa bu medeniyetin yıkımıyla son bulacak bir sorgulanma olmamalıdır. Bu din olgusunun mantık çatışmasına dönüşmeden yaratılacak bir sistemin insanoğlunun daha iyi bir dünya düzeni için çalışmasına önayak olmalıdır. (Nedim Kardaş)
Yanılsamanın psikolojik süreci: Beşeri ilişkilerde yaşanılan bazı çatışma anında halk arasında dillendirilen bir tabir vardır; insan ol. Toplum, dinsel doktrinler ve tarihsel süreçlerle yarattığı kalıpları insanın özüne pelesenk eder. İnsanı adeta yoğurur ve bir şekle sokar. Bu kabın içerisinde sıkışan insan, kendi öz gerçekliğiyle çatıştığı anda "iyi insan ol" gibi uzaktan öğüt verici ve umut timsali şeyler aşılar gibi gözüken bir ideal ortaya sürer. Olayın ironik tarafı ise, tarihsel öğretiler, günümüz ve geleceğin tahmin mertebesinde yürütülecek akıl sonucunda, insanlık tarihinin "iyi insan" kalıbını hiçbir zaman bulamamış olmasıdır. Hiç yaşamadığımız fakat içten içe hayalimizi süsleyen ütopik bir umudun peşinde olmaya bizleri sürükler. Freud'un bu eseri içerik olarak okuduğum bağlamda beni düşünceye sürükleyen bazı detayları paylaşmak istiyorum. Uygarlık dediğimiz standartlar topluluğu aslında insanın doğasını frenleyen bir güçtür. İnsan vahşidir ve hazlarını yaşamayı seven bir varlıktır. Bir nevi uygarlığı keşfetmemiz, bir kurallar bütününde yaşıyor olmamız insan doğasına yapılmış bir darbedir. Çünkü uygarlık bireye belirli miktarda yoksunluğu zorla kabul ettirir ve kendi şartlarıyla yaşamaya mecbur bırakır. Bu noktada Freud'un insanın narsist bir canlı olduğu teorisi devreye giriyor. İnsanın, hazları ve doyum noktasında yaşadığı bu yoksunluk insanı doğaya yabancılaştırsa da, uygarlığı insanın vahşi tarafını doğadan çekip çıkartan, insan doğasını örseleyen ve dizginleyen bir kurtarıcı yapmaktadır. Freud'a göre ilk aşkımız annemizdir ve zaman içerisinde daha güçlü korunma ihtiyacı arayışına gireriz, bunun çözümüde baba figürüdür. Dinsel öğretiler arzularımızın birleşimidir. Bir yandan uygarlık tarafından örselenen arzularımızla savaş halindeyken, diğer tarafta dinsel öğretilerin insanın vahşi duygularına hitap etmesi ve soyut doyuruculuğu ile tatmin olma yolunu seçiyoruz. Uygarlığın koruyup kollayan, güçlü baba figürü ise Tanrıdır. Bu noktada, "insan olmak" tabiri tarihimizin ve yaşam sürdüğümüz medeniyetin bir parçası değildir. Bu sadece insanın kendi doğasındaki doyumsuzluğuyla savaştığı esnada, saf aklın kabul etmek istemediği bir çığlıktır. Adeta zihnimizde yaşayan yeşermeyi bekleyen bir tohumdur. Medeniyet gelişmeleri, aklın önünde hareket eder ve haliyle insan aklı geriden gelir. Tarihsel materyalizmin yüzeysel açılımı budur. Günümüz uygarlığı, dinsel öğretileri ve koruyucu baba figürü Tanrı, 21.yy'de bununla çelişmektedir. Özgün aklın dar kaba sığmayan, birey özgürlüğü anlayışı, bu öğretileri aklın gelişmişliğinin gerisine bırakmıştır. Bu bakış açısı benim şahsi görüşümdür. Freud'un da bu perspektiften yaklaştığını düşünüyorum. Freud dinin uygarlık gelişiminde büyük bir payının olduğunu söylese de, buna antitez geliştirmeyeceğim ama eğer insana tarihsel süreçte bir yol arkadaşı olmuşsa da, günümüz itibariyle insanlığın yanına yakışmayan, geçmişte önümüzü aydınlattığı varsayılan bu arkadaş, şuan sade bir pranga ve dipsiz bir karanlık olduğunu söyleyebilirim. Freud, bahsettiğimiz özgün aklın modern dünya karşısında insan nevrozuna ve uygarlığa yaptığı eleştirilere psikolojik bir temel eklemiş. Ben ise sadece dikkatimi çeken noktalara parmak bastım. (Anıl)
--reklam--
Bir Yanılsamanın Geleceği PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Sigmund Freud - Bir Yanılsamanın Geleceği kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bir Yanılsamanın Geleceği PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Sigmund Freud Kimdir?
Sigmund Freud ( nüfus kaydında Sigismund Scholomo Freud) (d. 6 Mayıs 1856, Příbor, Moravya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu (bugün Çek Cumhuriyeti) - ö. 23 Eylül 1939, Londra, Birleşik Krallık), psikanaliz öğretisini geliştirmiş olan Yahudi kökenli Avusturyalı nörolog. Kişiliğin 5 farklı dönemden geçerek geliştiğini öne süren Psikoanalitik Kuram'ın kurucusudur...
Orta seviye bir Yahudi yün tüccarının, kırk yaşındayken, kendisinden yirmi yaş küçük bir kadınla yaptığı ikinci evliliğinden dünyaya geldi. Ekonomik bunalımdan dolayı ailesi Viyana'ya yerleşmek zorunda kaldıklarında, Freud henüz 4 yaşındaydı. 1938 yılına kadar burada yaşadı.
Lisede Latince, Fransızca ve İngilizce öğrenirken kendi çabalarıyla da İbranice, İspanyolca ve İtalyanca öğrendi. Başarılı bir öğrenciydi. Başlangıçta istemediği halde Goethe'nın yapıtlarından etkilenerek tıp okumaya karar verdi.
Üniversite yıllarında Yahudi düşmanlığıyla karşılaştı, okuldaki arkadaş çevresinden dışlandı. 1876 yılında fizyolojist Brücke'nin laboratuvarına girdi, burada anatomopatoloji ve insan sinir sistemi üzerine araştırmalar yaptı. 1881'de tıp öğrenimini bitirdi. 1883'te dönemin ünlü beyin anatomisi ve nöropatoloji uzmanı Dr. Theodor Meynert'in yönetiminde psikaytri kliniğinde asistan olarak çalışmaya başladı. 1884'de kokain üzerine bir inceleme yapmakla görevlendirildi. 1884'te kokainin analjezik özelliklerini keşfetti, anestezik niteliklerini ise sezinledi. (Yaşamım ve Psikanalız adlı yapıtında kokainin anestezik niteliklerini aslında bildiğini, yalnız tıp çalışmalarını bıraktığından dolayı bunların başkaları tarafından ortaya çıkarıldığını ileri sürer.)
Aldığı bir bursla 1885'te Paris'e gitti, Salpêtriê Hastanesi'nde, Jean Martin Charcot'nun yanında staja başladı. Burada histerinin belirtilerini, hipnotizma ve telkinin etkilerini gözlemledi. Charcot'dan çok etkilendi. (Yaşamım ve Psikanaliz 'de Charcot'ya ne kadar düşkün olduğu görülür) Charcot'nun konferanslarını Almancaya çevirdi ve 1886'da yayımladı.
1886'da Paris'ten ayrılarak Berlin'e gitti. Burada çocuk nöropatolojisiyle ilgilendi. Viyana'ya dönerek özel hekimliğe başladı. 1886 ekim ayında 4 yıldır nişanlı olduğu Martha Bernays ile evlendi. Sinir hastalıkları ve histeri şikayetiyle kendisine başvuranlar üzerinde dönemin ünlü tedavi yöntemlerini, elektroterapi ve hipnotizmayı uyguladı. 1887'de Dr. Bernheim'in Telkin ve Telkinin Tedavideki Uygulamaları Üstüne adlı kitabını çevirdi.
Elizabet von R. adındaki bir kadın hasta kendisini serbest çağrışım yöntemine zorlayınca hipnozdan vazgeçti. 1892 - 1895 yılları arasında Charcot'nun Salı Günü Dersleri adlı kitabının çevirisini, savunma psikonevrozları üzerine bir makaleyi ve saplantılar ve fobiler üzerine başka bir makaleyi Breuer ile ortaklaşa hazırladı. Ancak tıp çevrelerince Histeri Üzerine İncelemeler hoş karşılanmadı. Bu yapıtta psikanalizin temel ilkelerine rastlanır.
1896 yılında babasının ölümü üzerine derin bir bunalıma girdi ve sistematik olarak kendini çözümlemeye başladı. Yine aynı yıl Breuer'le nevrozların cinsel açıdan açıklanması konusunda ters düşerek yollarını ayırdı. Histerinin cinsel etiyolojisi üzerine verdiği bir konferans skandala yol açtı. Bu dönemde W. Fliess'le yazışmaları, özçözümleme süreci, hayatı üzerinde önemli etkiler yarattı. (Bu yazışmaları Freud'un ölümünden sonra eşi ve kızı tarafından kamuoyuna duyurulmuştur. Freud psikanalize özel hayatını karıştırmak istemediğinden, kişisel kayıtlar bırakmamış, birçok yazışma ve mektubunu ölümünden önce yakmıştır.) Hayatının 10 yıl süren bu döneminde, Freud hem yandaş, hem öğrenci bakımından yalnız kaldı. Kendini hastaların tedavisine ve psikanalizin yaratılmasına yoğunlaştırdı. Bu sürecin sonucu olarak 1897'de Oedipus Kompleksi, 1900'de Düşlerin Yorumu (iki cilt) adlı eserler ortaya çıktı.
1908'te Viyana Psikanaliz Derneği kuruldu. Bu olay, Freud için bir dönüm noktasıydı, Yaşamım ve Psikanaliz kitabında buna büyük yer verdi. Ancak bu tarihten önce bile Freud'un çevresinde çözümlemenin giderek kurumlaştığı görülür. 1902'den sonra "Çarşamba Günleri Psikoloji Derneği", adı altında başta P. Federn, O. Rank, W. Stekel ve Alfred Adler olmak üzere, Freud'un ilk yandaşları bir araya toplandılar. 1904'de E. Bleuer'le yazışmaya başladı. 1907'de Bleuer'in asistanı Carl Gustav Jung tarafından ziyaret edilir. Jung aynı yıl Zürih'te Freud Derneği'ni kurdu. Bu Freud için büyük bir başarıydı, zira psikanaliz artık ülke sınırlarının dışına çıkmıştı. Takip eden yıllarda Jung, 1. Psikanaliz Kongresi'ne katıldı ve psikanaliz üzerine konferanslar vermek üzere Freud ile birlikte ABD'ye yolculuk etti. Freud, 1910 - 1920 yıllarında Psikanaliz Üzerine, Bir Paranoya Vakası Özyaşam Öyküsü Üzerine Psikoanalitik Gözlemler: Başkan Screber, Totem ve Tabu, Narsizmin İncelenmesine Giriş, Yas ve Melankoli adlı eserleri yayımladı.
1923'de kendisine üstçene ve damak kanseri tanısı kondu. İzleyen yıllarda 33 kez ameliyat oldu. Sürekli protez takması gerektiğinden dolayı uzun yıllar konuşma ve yemek yeme sıkıntısı çekti. 1938'de Naziler'in Viyana'ya girmesiyle birlikte en küçük çocuğu Anna ile birlikte Avusturya'yı terk etmek zorunda kalarak Londra'ya yerleşti. Ölümüne dek tedavi ve çalışmalarına burada devam etti.
Freud, prensipleri gereği kişisel hiçbir özel belge, anı defteri, mektup bırakmamış, hepsini yakmıştır. Bu nedenle, Freud'a dair ilk ve en kapsamlı bilgiler ilk olarak yakın dostu İngiliz psikaytr Ernest Jones'un 1953'te yayımlanan üç ciltlik Sigmund Freud'un Yaşamı ve Yapıtları adlı kitabıyla ortaya çıkarıldı.
Eserleri [değiştir]
Zur Psychopathologie des Alltagslebens (Günlük Yaşamın Psikopatolojisi)
Die Traumdeutung (Düşlerin Yorumu)
Über Psychoanalyse (Psikanaliz Üzerine Beş Ders)
Totem und Tabu (Totem ve Tabu)
Zur Einführung des Narzissmus (Narsisizmin İncelenmesine Giriş)
Unbehagen in der Kultur (Uygarlığın Huzursuzluğu)
Jenseits des Lustprinzips Das Ich und das Es (Haz İlkesinin Ötesinde Ben ve İd)
Der Mann Moses und die monotheistische Religion (Musa ve Tektanrıcılık)
Cinsellik Kuramı Üzerine Üç Deneme, 1905
Der Witz und seine Beziehung zum Unbewussten, Nükte ve Bilinçdışı'yla İlişkisi, 1905
Psikanalizin Tarihçesi, 1914
Psikanalize Giriş Dersleri, 1917
Yaşamım ve Psikanaliz, 1925
Tutukluk, Semtom ve Korku, 1926
Bir Yanılsamanın Geleceği, 1927
Kültür İçindeki Huzursuzluk, 1930
Psikanaliz ve Uygulama,
Psikanaliz Üzerine,
Olgu öyküleri
Histeri ile Mücadele
--reklam--
Sigmund Freud Kitapları - Eserleri
- Kitle Psikolojisi
- Psikanaliz Üzerine Beş Konferans ve Psikanalize Toplu Bakış
- Uygarlık Toplum ve Din
- Amatör Psikanalizi
- Sevgi ve Cinsellik Üzerine
- Olgu Öyküleri 1
- Olgu Öyküleri 2
- Totem ve Tabu
- Psikanaliz Üzerine
- Nevrozlar - Psikanalize Giriş 2
- Cinsellik Üzerine
- Rüyaların Yorumu
- Kokain
- Bir Yanılsamanın Geleceği, Neden Savaş
- Grup Psikolojisi ve Ego Analizi
- Haz İlkesinin Ötesinde
- Psikoloji Kanalize Ederek Psikanaliz Kuramı
- Arzu Dürtü ve Çatışmaları Açığa Çıkarma
- Bilinçaltı
- Ruh Çözümlemesine Giriş Konferansları
- Günlük Yaşamın Psikopatolojisi
- Uygarlığın Huzursuzluğu
- Cinsiyet ve Psikanaliz
- Kültürdeki Huzursuzluk
- Niçin Savaş?
- Yaşamım ve Psikanaliz
- Seçme Yazılar
- Terapi
- Endişe
- Rüya Yorumları 1
- Rüya Yorumları 2
- Psikanaliz ve Uygulama
- Psikanalize Giriş Dersleri
- Ket Vurma
- Musa ve Tektanrıcılık
- Psikopatoloji Üzerine
- Kendi Kendine Psikanaliz
- Narsizm Üzerine ve Schreber Vakası
- Mutluluk Dediğimiz Şey
- Davranış Bozuklukları ve Tedavisi
- Çocukta Fobinin Analizi
- Yanılgılar ve Düşler Üzerine
- Bir Çocukluk Nevrozu Hikayesi
- Bir Genç Kızın Günlüğü
- Freud - Jung Mektuplaşmaları
- Psikanalize Giriş
- Espriler ve Bilinçdışı ile İlişkileri
- Dinin Kökenleri
- İsteri Üzerine Araştırmalar
- Psikanalitik Hastalık Öğretisi Hakkında Yazılar
- Metapsikoloji 1
- Metapsikoloji 2
- Metapsikoloji 3
- Metapsikoloji 4
- Psikanalize Giriş
- Psikanalize Giriş
- Cinsel Yasaklar Ve Normaldışı Davranışlar
- Sanat ve Sanatçılar Üzerine Notlar
- Bir Histeri Vakası Analizi
- Psikanalize Yeni Giriş Dersleri
- Psikanaliz Açısından Edebiyat
- Kültürel Cinsel Ahlak ve Modern Sinirlilik
- Sanat ve Edebiyat
- Aşkın Psikolojisi
- Histeri Üzerine Çalışmalar
- Metapsikoloji Haz İlkesinin Ötesinde Ego ve İd ve Diğer Çalışmaları
- Ruh Çözümlemesine Yeni Giriş Konferansları
- Ruh Çözümlemesinin Tarihi
- Freud'un Mektupları
- Psikanaliz Üzerine
- Bakirelik Tabusu
- Otobiyografi
- Psikanaliz Üzerine Vakalar
- Bilinçsizlik ve Psikanaliz
- Siz Deli Misiniz?
- Einstein’a Mektup
- Psikanaliz
- Eşeysellik Kuramı Üzerine Üç Deneme
- Savaş ve Ölüm Üzerine
- Bir Yanılsamanın Geleceği
- Yas ve Melankoli
- Rüya Psikolojisi
- Leonardo da Vinci
- Bastırma ve Bastırılanın Geri Dönüşü
- İçgüdüler ve Baskılama
- Espri Sanatı
- Din
- Takıntı Üzerine
- Bilinçsiz-Olan
- Anksiyete Üzerine
- Psikanalizin Ana Hatlari
- Totem ve Tabu - 2.Cilt
- Kadın Cinselliği Üzerine
- Ego ve Id
- Bilinç Dışı
- Bilinçaltını Keşfetmek
- Sevgi Məktubları
- Her İnsan Gördüğü Rüyanın Tabiridir
- Aforizmalar
- Sanrı ve Düş
- Tutukluk Semptom ve Kaygı
- Ruhsal Kimlik
- Doğuştan Gelen Sapkın Eğilimler
- Dora
- Kendini Koruma İçgüdüsü
- Psikanalitik İlerlemenin Önündeki Engeller
- Psikanaliz ve Telepati
- Cinsel İstismar - Psikoloji Serisi
- Ensest
- Yasaklar ve Normal Dışı İstekler
- Gizemli
- Düşüncelerin Sınırsız Gücü
- Kadın Eşcinselliği
- Totem ve Tabu Barbarlar ile Nevrotik Kişiliklerin Zihinsel Yaşantılarındaki Benzerlikler (Cep Boy)
- Arzular ve Çatışmalar
- Sexualleben
- Введение в психоанализ
- Sanat ve Psikanaliz
- Erkeklerin Cinsel İçgüdüsü
- Ketlenmeler, Belirtiler ve Anksiyete
- Ego ve Kimlik
- Libido ve Narsisizm
- Cinsiyetler Ayrımı
- Mədəniyyətin sancıları
- Totem ve Tabu
- Aşkın Psikolojisi
--reklam--
Sigmund Freud Alıntıları - Sözleri
- Devletlerin, bireyleri kötülükten alıkoymasının, kötülük yapmayı ortadan kaldırmak amacından değil, onu tıpkı tuz ve tütün gibi tekeline almak amacından doğduğu düşüncesine kesin bir biçimde inanılabilir. (Cinsiyet ve Psikanaliz)
- Kadınlar, özellikle de güzelseler, nesne seçimlerinde kendilerine dayatılan toplumsal kısıtlamaların bedeli olan belli bir kendiyle yetinme geliştirirler. Kesin konuşmak gerekirse bu türden kadınların erkeklerin kendilerine yönelik sevgileriyle kıyaslanabilecek yoğunlukta sevdikleri tek şey yalnızca kendileridir. Gereksinimleri de sevme değil ama sevilme doğrultusundadır ve bu koşulu yerine getiren erkek onların onayını kazanan kişi olur. (Metapsikoloji Haz İlkesinin Ötesinde Ego ve İd ve Diğer Çalışmaları)
- Bastırma bireysel çalışır; bastırılmış olanın her bir türevi kendine özgü bir yazgıya sahip olabilir; biçim değişikliğinin fazlası yada azı başarının sonucunu tamamıyla değiştirebilir (Bastırma ve Bastırılanın Geri Dönüşü)
- Biz ölümün yaşamın tek amacı olduğunu iddia etmiyoruz; ölüm kadar yaşamın da olduğu gerçeğini gözardı etmiyoruz. (Ruh Çözümlemesine Yeni Giriş Konferansları)
- Bilinçaltında "hayır" sözcüğü olmadığını, zıtlıkların bir araya geldiğini biliyoruz. Reddetme ancak bastırma sürecinde ortaya çıkıyor. (Bir Çocukluk Nevrozu Hikayesi)
- Psikanaliz bize baba kompleksi ile Tanrı inancı arasında yakın bir ilişkinin bulunduğunu ;bize kişisel bir Tanrı'nın psikolojik yönden yüceltilmiş bir babadan başka bir şey olmadığını göstermiştir ve her geçen gün genç bireylerin babalarının otoritelerinden kurtulduklarında dinsel inançlarını nasıl kaybettiklerine dair yeni kanıtlar sunmaktadır. (...) (Leonardo da Vinci)
- Mutlu kişiler düş kurmaz, bunu ancak yeterince doyuma ulaşmamış kişiler yapar. Doyuma kavuşturulmamış, düşlemlemenin itici güçleridir ve her düş belli bir isteğe doyum sağlama çabası ve böyle bir doyumu ondan esirgeyen gerçek'i değiştirme girişimidir. (Sanat ve Sanatçılar Üzerine Notlar)
- Olgunluk hazzı erteleyebilme kabiliyetidir. (Aforizmalar)
- fakat bekâret bir tabunun, dinsel olarak tarif edilebilecek bir yasağın konusu haline gelmiştir. (Bakirelik Tabusu)
- Temelde kırıcı olan bir düşünce belli bir yoğunluk seviyesine ulaşır ulaşmaz çekişme aktifleşir ve bu kesinlikle bastırmaya yol açar. (Bilinç Dışı)
- Çocukluk çağında hiçbir gereksinimin bir babanın korumasına karşı duyulan gereksinimin kadar güçlü olabileceğini sanmıyorum (Kültürdeki Huzursuzluk)
- Birbirleriyle uzlaşması zor çelişkilere düşüyorsunuz.. (Bir Yanılsamanın Geleceği, Neden Savaş)
- "Efsaneye göre insan denilen varlık, kadın ve erkek olarak iki parçaya bölünmüştür; o zamandan beri aşk yoluyla birleşmeye çalışmaktadır" (Cinsellik Üzerine)
- "Tam da hastalanacak zamanı bulmuştur büyük anne. Hastamız, sevdiğini, böylesine özlemişken..." (Psikanaliz ve Uygulama)
- Ve her zaman öylesine güçsüz kalırdım ki, içimi yakıp kavuran tutkuları dışa vuramazdım. Dolayısıyla hep baskıladım kendimi, sanırım bu da halimden belli oluyor. (Yaşamım ve Psikanaliz)
- İd'de içgüdüye düşen rolü ego da algı oynamaktadır. Ego tutkuları ihtiva eden id'in tersine, mantık ve sağduyu olarak adlandırılabilecek olan şeyi temsil etmektedir. (Ego ve Id)
- herkes kendi hayatı üstünde hak sahibidir...' (Mutluluk Dediğimiz Şey)
- Ama sorarım size, insanlar ellerine geçirdikleri bir şeyi ne zaman karmakarışık, ne zaman eciş bücüş bir duruma sokmamıştır? (Kendi Kendine Psikanaliz)
- Sanki bilinçli olanın direnci, kökensel bastırılmış olandan uzaklaştırılmalarını sağlayan bir işlev görür. (Bastırma ve Bastırılanın Geri Dönüşü)
- "Doğa, göründüğü kadarıyla bizi soğukkanlılıkla, zalimce, amansızca ve olasıdır ki tam da bizim doyum sağlamamıza yol açmış şeyler aracılığıyla yok eder." (Bir Yanılsamanın Geleceği)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin