Kitap Künyesi
Yazar: Cevdet Said
Orijinal Adı: Hatta Yuğayyiru Ma bi Enfüsihim Bahsün Fi Sünenti Tağyiri'n-Nefs Ve'-mücterma'
Yayın Evi: İnsan Yayınları
İSBN: 2789785875161
Sayfa Sayısı: 152
--reklam--
Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İnsanın ve toplumun sorunları nelerdir?
Bu soruya batı bilimleri açısından bakıldığında insana "kendi dışından" tesbit edilen ve adına "gelişme" denen hedeflere varabilmek için öncelikle insanın ve toplumun tanınması gerekir. Tanıma ve bilme, kontrol etme ve denetleme için vazgeçilmez bir balangıç aşamasıdır. Batıda psikoloji "insan"ı, sosyoloji de "toplum"u denetlemek ve belli hedeflere yönlendirmek amacıyla geliştirilmiş ve fakat bugün insana acı vermekten başka pratik değeri kalmamış bilimler olarak faaliyetlerine devam etmektedirler.
Cevdet Said ise bu kitabında başka kalkış noktalarından hareket ederek ve başka amaçlar güderek insanın ve toplumun "değişme" sorunlarını araştırmaktadır. Vardığı sonuç çarpıcıdır: İnsan ve toplum, "gelişme" denen sonu belirsiz tarihsel maceranın aracı değil, aksine kendi tarihini kendisi yapabilecek gücün ve imkanın kaynağıdır.
--reklam--
Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları Alıntıları - Sözleri
- Nasıl her ağacın belli bir meyvesi varsa, her fikrin davranışa dönüşen belli bir sonucu vardır.
- “Nefsinde olanı değistirme gücüne sahip olan, toplumu da değiştirme gücüne sahiptir.”
- Yaşantılarını karanlıklar içinde sürdürenlere ışık huzursuzluk verir, onların gözlerini rahatsız eder.
- ..Müslümanların karşı karşıya bulunduğu problemlerin en büyüklerinden biri, insanların (Müslümanların) kendilerini düşünüş itibariyle hâlâ sahabe döneminde yaşayanlar gibi olduklarını vehmetmeleridir.
- ...dünyadaki muhasebe toplumsal, ahiretteki muhasebe ise bireyseldir.
- İşte bu yüzdendir ki nefsinde olanı değiştirme gücüne sahip olan, toplumu da değiştirme gücüne sahiptir.
- İnsan ne kadar büyük olursa olsun, insan olmanın kendisini bağladığı sınırları aşamaz. Kaldı ki yanlışa düşmek insanın değerinden bir şey eksiltmez. Hatasız olmak onun harcı değildir ve her Ademoğlu yanılabilir.
- İnsanın yüklendiği emanet ve sorumluluk toplumsal olarak dünyada, bireysel olarak âhirette sonuçlarını gösterir.
- Müslüman dünyanın genç kuşağı, İslam uğruna malını ve canını fedaya hazır ancak ne var ki; içlerinde yıllarını kapsamlı araştırmalar yapmaya, bir konuyu kotarmak ya da aydınlatmaya adamak isteyenler pek nadir.
- İnsanın nefsine ettiği en büyük zulüm kendisi, toplum ve evren arasındaki kısaca âfâk ve enfüs arasındaki egemenlik ilişkisini görememesidir.
--reklam--
Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitapta, müslüman birey _müslüman toplum ve müslümanlık felsefesi üzerine ayetler üzerinden bir ayrıştırma söz konusu. Islamiyetin anlattığının ayrı yaşayan bireyin ayrı yaşayan toplumların apayrı oluşu islamiyeti ayristirmiyor, din tek bir din sonucuna doğru adım adım ilerliyorsunuz . Kitap sonu cümlemm; Allahım keder ve üzüntüden ,tembellik ve acizlikten sana sığınırım ! (R.Köse)
"And olsun nefse ve onu düzenleyene ki, nefse fücurunu da takvasını da ilham etmiş" (şems 7-8) Nefse yerleşen fikirler kökleştiğinde, eyleme de bilinçli ve otomatik bir şekilde hakim olur. Olumlu fikirler yerleşeceği gibi olumsuz fikirler de yerleşir hatta yerleşen fikirlerin olumlu olanları çok daha azdır. Bu fikirleri olumlu düzeyde yerleştirme gücünü Allah insana (bir görev olarak) yüklemiştir. "Onlar nefslerinde olanı değiştirmedikçe Allah bir kavmin durumunu değiştirmez." (Ra'd 11) Nefste olanı değiştirmek insanın görevidir. Bu görev ayette bahsi geçen "YASA" ya çıkar. Bu yasadan kitabın 5. Bölümünden itibaren anlıyoruz ki kasıt "Kanun ve Sünnettir". Bu öyle bir "YASA" ki tüm insanlığı, siyahı-beyazı, mü'mini-kâfiri içine alan toplumsal düzeyde genel bir yasadır. Genel yasalarla olaylara bakış açısı geliştirilirse "Tarihsel olaylar, geçmiş asırların tecrübeleri, kavimlerin değişim yasaları" dan faydalanılarak islami problemler çözülebilir. Bu yasaları bilmek bizi ayette bahsi geçen "Nefslerinde olanı değiştirmek"e (psikolojik değişim yasası) götürecek. #1 Ya değişimin mümkünatını kabul edip genel yasalarla problemlere hükmedilecek. #2 yahut problemlerin böyle yasalara boyun falan eğmediğini söyleyerek tüm çabalar boş, yetersiz, işe yaramaz görülerek müslümanlar kendilerine içinden çıkılmaz bir acizlik atfedecek. İyiki okudum dediğim kitaplar arasında yerini almış bulunmakta kitap. Cevdet Said'i 2017 yılında tevafuk karşılaştığım bir konferansı vesilesiyle tanıdım. Konferansını beraber dinlediğimiz arkadaşımla aramızda Cevdet Said'in fikirleri hala tartışma konusudur. Genel olarak Cevdet Said'in fikir dünyasını oluşturan tutumu; çatışmaya, silahlanmaya karşı tututumudur. Müslüman alemi silahla cihat kadar kalemle cihadı önemsememiştir. Olayların görünen zahiri planının arkasında onları doğuran daha büyük problemler var. Ama müslümanlar hamasetle hareket ediyor, bu kolay olandır. Eylemlerin arkasında sağlam bir bilinç, şuur temellendirilmediği takdirde inançla eylem arasında hep bir dengesizlik olacaktır. Ancak şuurla gelen eylemler bizleri değişime götürüp meyvelerini verecek, inançla eylem de uyuma kavuşacak.Bu şuur ise elde etmesi uzun vadede olacak sabır ve sebat isteyen çabayla-araştırmayla mümkün. Bu çaba ciddiyetle sürdürülebilir. Bu çabaya karşı kayıtsızlığımız, olumsuz tavrımız bizleri değişimden alıkoymakta. Dünyaya dair, Müslümanlara dair, kendinize dair, zaaflarınıza ve gücünüze dair bi çok şeyi sorgulatacak. İster katılın ister katılmayın, katılmadığınız yerde Cevdet Said'in " Düşünceden korkanlar" hitabıyla karşılaşabilirsiniz. Kitabı Epey teyakkuz halinde okumakla birlikte (çünkü manipülatif etkiye karşı yazarın düşünce dünyasına kapılmadan bir seyir sürdürmeye çalıştım) en çok alıntı yaptığım eser oldu muhtemelen.Söylemlerinin tartışmaya sebep olduğunun farkında biri olarak kitabı genelden özele doğru, ilk başta bir bütün halinde daha sonrasında parçalara ayırarak bir çok yönüyle anlatma(yer yer düştüğü tekrarlar bilinçli) ve anlaşılmaya çalışması yönünde ciddi bir çaba içerisinde olduğunu hissettim. Bu hissi şu ifadeler somutlaştıracak nitelikte sanırım; "Sana artık nereden yaklaşabilirim bilemiyorum." Bitirirken enfes ifadeler... "Kuşkusuz ki, tarihe doğru bir biçimde bakabilme melekesini kazanıp onu olması gerektiği yere koyduğumuz zaman, şahsiyetlerin yanılgıları, bu şahsiyet kim olursa olsun, bizi bağlamayacaktır. ... Yanılmak bir ayıp, bir kusur değildir. Ayıp olan onun doğrularını alıp onlarla kendisinin ulaşmak istediği sınırlara ulaşmamaktır. Bu kural benim yazdıklarıma ve bundan sonra yazacaklarıma da uygulanabilir..." (Šahika)
Bu böyle olmuştur; çünkü Allah, bir topluluğa lutfettiği nimetini, onlar kendilerini değiştirmedikçe değiştirmez ve Allah her şeyi işitip bilmektedir. (Enfal 53) Cevdet Said, kitabının ana konusunu ve adını bu ayetten hareketle oluşturmuştur. Kitapla alakalı değerlendirmelerde öncelikle bu kitabın 1984 yılında dilimize çevrildiği göz önüne alınmalıdır. Zira bu kitap muhtemelen daha önce yazılmış olmalıdır. Psikoloji ve sosyoloji ilimlerinin 1950’lerden sonra geliştiği akılda tutulduğunda bu kitabın önemi bir kez daha ortaya çıkacaktır. Kitabın giriş bölümü insanı adeta çarpıyor. İlk paragrafla birlikte etki alanına giriyorsunuz. Cevdet Said şöyle diyor: “Müslüman Dünyanın genç kuşağı, İslam uğruna malını ve canını fedaya hazır; ne var ki, içlerinde yıllarını kapsamlı araştırmalar yapmaya, bir konuyu kotarmak ya da aydınlatmaya adamak isteyenler pek nadir. Sözgelimi Müslüman’ın inancıyla davranışları arasındaki aykırılık problemi de ele alınması gerekli konulardan. Bunun gibi ortaya atılan nice sorunun doyurucu karşılığı yok. Anlaşılıyor ki, bir durumdan diğerine geçişi mümkün kılacak değişimi gerçekleştirmek için bu tür sorunlara nesnel karşılıklar bulmaktan başka yol yok. Bu ise durmadan öğrenmek ve araştırmalar yapmakla mümkün görünüyor.(s. 11)” Giriş bölümü bu kadar güzel olunca insan ister istemez büyük bir beklenti içine giriyor. Sonraki bölümlerde bu beklentinize maalesef tam bir kaşılık bulduğunuzu söyleyemem. Yer yer İbn Haldun’dan alıntılar yapmış olması zenginleştirmiş. İbn Teymiyye ve Seyyid Kutub’a dair yaptığı atıflar ise oldukça sınırlı kalmış. Ayrıca konularda zihni dağılmayı önlemekte zorlanıyorsunuz. Bir bütünlükten ve sistematiklikten maalesef uzak. Zaman zaman tamam artık konu rayına girdi buradan akıp gidecek diyorsunuz ancak bir bakıyorsunuz yine dağılmış bir şekilde başka konularda buluyorsunuz kendinizi. Bu noktalarda sıkıntı yaşayabilirsiniz okurken, ancak yine de kitapta tartışılan konulan getirilen örnekler ve bizatihi bu konunun gündeme gelmiş olmasının öneminin önüne bu eksiklikler geçemiyor. Cevdet Said’in tekrarla ifade ettiği gibi Müslüman toplumların geri kalmasının önündeki engelleri kaldırmak istiyorsak öncelikle toplumsal yasalar iyi öğrenilmelidir. Toplumun değişimi içinde sosyolojiyi bilmek önem arz eder. Fakat o ayetin ilk kısmını da göz önüne alarak bu değişimin olabilmesinin yolunun bireyden geçtiğini bunun için de bireyi anlamak gerektiğini psikoloji ilmine hakim olup bireyi inşa edip ondaki problemleri çözüp oradan toplumun inşasının mümkün olacağını vurgular. Yine ona göre bizim bu konudaki engellerimizden birisi de bu alandaki ilmin bizi rahatsız eden taraflarının olmasıdır. Batıda ortaya konulmuş bu ilmi tahsil ederken bile Müslümanlar zorlanmaktadırlar. Bilimle aramızdaki engellerin de onun tarafından göz önüne serilmiş olması ve bu konuyu “Kitabın mükemmel ve tüm kutsal niteliklere sahip olduğunu peşinen kabul etmemiz gerekir ancak bu kitabın kendisiyle onurlanmayanı onurlandıracağı anlamına da gelmez. Kitap ve sünnet bir yerden sonra yarar sağlamıyor değildir; ilmi yitirmesinden dolayı onlardan yararlanmayan müslümandır. Ancak bundan sonra dahabüyük bir problem çıkmaktadır karşımıza: O da, bunun Müslüman tarafından itiraf edilmesi… Günah işlediğini bilmeyen ondan nasıl tövbe edebilir ki? (s. 111)” şeklinde bağlamış olması bile bu kitabı baştan sona okumaya değer diye düşünüyorum. (Fuzuli)
--reklam--
Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Cevdet Said - Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Cevdet Said Kimdir?
Suriyeli düşünür , yazar. ülkemizde, "toplumsal ve bireysel değişimin yasaları"; "islami mücadelede şiddet sorunu" ve "islami harekette güç, irade ve eylem" isimli kitaplarıyla tanınan, 1931 doğumlu suriyeli yazar, mütefekkir.1
1931 yılında Suriye'nin Golan bölgesindeki Bi'ri Acem köyünde doğdu. Adigelerin Abzeh kabilesinin Tsey sülalesine mensup bir ailenin çocuğudur. Ezher Üniversitesi'nin orta bölümünü okudu. Ardından aynı üniversitenin Arap Dili ve Edebiyatı Fakültesi'nden mezun oldu. Sürekli fikrî meselelerle meşgul olmakta, 50'li yılların sonlarından itibaren başlattığı yazma, araştırma inceleme ve konferans verme faaliyetlerini sürdürmektedir. Düşüncelerinde özellikle İslâmâ şuurun yeniden tashîh edilmesi/düzeltilmesi, şiddetin reddi, 'değişim' kavramı, âfâkî ve enfüsî âyetlerin araştırılması, diyalog, anlaşma, uzmanlaşma, birlikte yaşam gibi konular üzerinde yoğunlaşmasının yanı sıra çağdaş Arap ve İslâm âleminin yaşadığı düşünsel sorunlar üzerinde çalışmakta. İslam dünyasının felsefi ve kültürel değerlerini yeniden dirilterek öze dönmeyi amaçlamaktadır. Çağdaş düşünce özgürlüğünün en başta gelen savunucularındandır.
Düşünceleri ve kitapları gerek dünyada gerek ülkemizde büyük yankılar uyandırmaktadır. Türkiye'de daha çok "Bireysel ve Toplumsal Değişimin Yasaları" isimli kitabıyla bilinen Suriyeli düşünür Cevdet Said, şiddet karşıtlığı ve Kur'an ayetlerine getirdiği farklı yorumlarla dikkat çeken bir isim. Said'in şiddet karşıtı fikirleri "ılımlı İslam" fikrini savunan çevreler tarafından da son zamanlarda sık sık referans olarak gösteriliyor.
--reklam--
Cevdet Said Kitapları - Eserleri
- Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları
- Güç İrade ve Eylem
- İslam'dan Neden Korkuyorlar
- Ademoğlunun İlk Mezhebi
- Ademin Oğlu Habil Gibi Ol
- Düşüncede Yenilenme
- Oku: Kerem Sahibi Yaratan Rabbinin Adıyla
- Değişim Rüzgarları
- Bir Çıkış Yolu
- Din ve Hukuk
- Şiddet Erdemi Öldürür
- Dirilişin Şartları
- İslami Mücadelede Şiddet Sorunu
- Yaşayan Kur'an Olmak
- Makaleler
- İslâmi Mücadelede Bilginin Gücü
- İslam Dünyasının Krizleri
--reklam--
Cevdet Said Alıntıları - Sözleri
- Müslümanlar ilk çıktıklarında taşıdıkları "ahlâka" geri dönerlerse daha önce yayıldıkları hızın aynısıyla yayılırlar. Çünkü bu boş dünyanın, onların medeniyet ruhunun önünde durmaya gücü yetmeyecektir. _Marmaduke Pickthall (İslam'dan Neden Korkuyorlar)
- İnsanları dene; sonuçta kâinatın düzeniyle ilgili sahih itikadı yitirmenin, kişiyi nasıl umutsuz kıldığını, acziyetle, tembellikle, kötümserlikle, kederle üzüntüyle damgalanmış bir tutuma dönüştürdüğünü göreceksin. Sözgelimi umutsuzluk içinde kıvranan bir kimsenin yüzüne bakın, ne kadar kötüdür, ne kadar asıktır, ne denli çıfıttır! Başarısız bir insanın yüzüne bakın, ne kadar gergindir. Bir de bunların karşısında başarılı, ümitvar ve iyimser bir kimsenin yüzüne bakın, ne kadar parlaktır. Adeta gözlerinin içi gülmekte, etrafa ışık saçmaktadır. Umutsuzluk, “değişim” imkanını ya uzak bir ihtimal ya da imkansız görür. Böyle bir durumda 'değişimin' olağanüstü bir olgu ya da mucize olmadığını nasıl anlayabileceksin? Çözüm imkanının ortaya çıkmasından önce, yalnızca çözüm kavramının kendisi bile, insanın hayatında bir dirilişe, bir uyanışa ve bir dinamizme vesile olacaktır; bu duygu, sorunların çözümü konusunda, insanı öylesine motive eder, öylesine yönlendirir, öylesine bir harekete geçirir ki, artık onu durdurmak imkansızdır. Umutsuzluk artık onun yoluna çıkıp eylemden alıkoyamaz. Çünkü umutsuzluk kötümserliği, karamsarlığı doğurur, girişim gücünü tümden yok eder. Kimi zaman umutsuzluk duygusu kişide, bir nevi patlama meydana getirir. Evet, umutsuzluğa düşen kimse kendini paramparça ettiği gibi, başkalarının kişiliğini de darmadağın eder. (Ademin Oğlu Habil Gibi Ol)
- İnancını idrak etmek yerine güce teslim olduğun sürece, yıkılmaya mahkumsun. (Düşüncede Yenilenme)
- Huzur ve barışa davet eden yazarlarında ifade ettiği gibi biz, genel manada cihadı tehlike görmüyoruz Bilakis cihadın kıyamete kadar geçerli olduğunu düşünüyoruz. Ancak şu da var ki biz, Müslümanın, kendisini muhatap alan ilahi buyrukların ne zaman uygulama alanına aktarılacağını iyi tespit etmesi gerektiğine dikkat çekmek istiyoruz. (İslami Mücadelede Şiddet Sorunu)
- Demek ki bizi cehennemden aydınlığa, zulumattan nura, bilgisizliğin, savaşın, kinlerin, öfkelerin, nefretlerin, çirkinliklerin ve sürekli değişen korkuların boğduğu ortamlardan bizi aydınlığa çıkaracak yegane şey, acı azap imiş. (Bir Çıkış Yolu)
- Rabbimiz, bilginlerin anlamaktan aciz kaldığı şeyleri çocuklara kavrattığın için sana hamd-u senalar olsun. (Değişim Rüzgarları)
- Allah insanın ruhunun yozlaştirmasina da arindirmasina da izin verir ve gidişata hukmetmesine de. (Düşüncede Yenilenme)
- İşte bu yüzdendir ki nefsinde olanı değiştirme gücüne sahip olan, toplumu da değiştirme gücüne sahiptir. (Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları)
- Utanılacak hususlardan biri de, biz müslümanların hatasını savunmak uğruna her türlü bahaneyi uydurup kılımız kıpırdamaksızın hep bir şamaroğlanı ya da kurbanlık koç aramaya koyulmamızdır. Yani, hatayı hep başkasında aramamızdır. (Güç İrade ve Eylem)
- Müslüman ''Elimden hiç bir şey gelmiyor'' derken aynı anda hem doğru hem de yalan söylemektedir. Doğru söylüyor, çünkü gücünün çok üstünde olan meselelere karşı acizliğini itiraf ediyor. Gerçekten de gerçekleştirmek istediği eylemi yerine getiremeyecek durumda. Ancak yalanı gerçekten yalan değil. Çünkü kimse imkanı dahilinde yapabileceği eylemle yapamayacağı eylem arasında bir bağlantı kuramamış ve bugün için imkan dahilinde olan eylemi pratiğe yansıttığı takdirde, yarınlarda imkansız gibi görülenlerin üstesinden gelebileceğini düşünmemiştir. (Güç İrade ve Eylem)
- Şüphesiz yaratılışın nasıl başladığını bilmeyen, şu anda gizli olan geleceği düşünüp hayal edemez. (Oku: Kerem Sahibi Yaratan Rabbinin Adıyla)
- Okur-yazar olmayan insan, kendisine güç veren atardamarı kesilip alınmış gibidir. (Oku: Kerem Sahibi Yaratan Rabbinin Adıyla)
- “Nefsinde olanı değistirme gücüne sahip olan, toplumu da değiştirme gücüne sahiptir.” (Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları)
- Tarih sadece geçmiş değil, aynı zamanda gelecektir. (Oku: Kerem Sahibi Yaratan Rabbinin Adıyla)
- Tek kurtuluş yolu cihaddır, cihad ise bir değişim ve birikim gerektirir, her ikisi de imanlı bir komutaya muhtaçtır. Komuta ise ancak hakeden topluma verilir. Bu zincirlemeden ancak "Ümmet komutaya muhtaç, komuta da ümmete muhtaçtır" demek suretiyle kurtulabiliriz. (Güç İrade ve Eylem)
- Bazan kelamın (sözün) hepsinin yanlış anlaşılması söz konusudur. Çünkü kelam bizatihi hakikat değildir. Sözgelimi ateş kelimesi, kendisiyle konuşan kimseyi yakıcı değildir. Zira ateşin gerçekliği, ancak başka bir mekanda, yani hayatın kendisinde | mevcuttur. (Ademin Oğlu Habil Gibi Ol)
- Aklın özellikleri, fikir ve zikirdir. Mahlukatı kendi hizmetine sunmak için fikir, Hâlik'a şükretmek için zikir. (Güç İrade ve Eylem)
- "Çözüm yolu anlamaktır. Çözüm, insanı ve tarihi sağlam bir idrakle "anlamamız dır." Cevdet SAİD // İslam'dan Neden Korkuyorlar, sh,55 - Beyan Yayınları (İslam'dan Neden Korkuyorlar)
- İnsanın hayattan daha sevgili bir değeri yoksa, o hayata hayat demek çok zordur. Demek ki, insanın uğrunda maruz kalacağı her türlü musibete aldırış etmeyeceği bir “yüce değeri" olması lazım. (Ademoğlunun İlk Mezhebi)
- "Bilgi nurdur/aydınlıktır." (Bir Çıkış Yolu)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin