Kitap Künyesi
Yazar: Giovanni Papini
Çevirmen: Sinem Carnabuci
Orijinal Adı: Un uomo finito
Yayın Evi: Monokl Yayınları
İSBN: 9786055159443
Sayfa Sayısı: 276
--reklam--
Bitik Adam Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Herkesin sadece yemek yemek ve para kazanmakla, eğlenmek ve emir vermekle ilgilendiği bir dünyada ara sıra birisinin çıkıp şeylerin görünümünü tazelemesi, olağan şeylerin olağanüstülüğünü, banallikteki gizemi, çöpteki güzelliği hissettirmesi gerekir. Fikir ve gelenek kölelerinden, asalak ve yapmacık ukalalardan, eski efsaneleri anlatan vaazcılardan, ahlaki ve mistik hapishanelerin tutsaklarından, tüm eski sosyal normların ve tüm ortak noktaların inatçı papağanlarından oluşan çok geniş ve çok güçlü bir katmanın ortasında, bir gece uyandırıcısına, bir saf zekâ gardiyanına, kaslı bir kazmacıya; meydan ışıklarına, yeniden kazanılmış özgürlük ağaçlarına, gelecekteki yapılara yer açmak adına yakan ve yıkan iyi niyetli bir yangıncıya gerek duyulur.
İtalya'da benim tükenmiş, güçten düşmüş, bitik bir adam olduğum söylentileri dolaşıyor, öyle mi? Gerçekten de benim bir saman alevi olduğumu ve son küllerimin de bahar esintisiyle uçup gittiğini mi söylüyorlar?
Yavaş olun, çocuklar! Durun biraz, rica ederim. Bitmek de neymiş! Daha başlamadım bile. Yapmış olduğum ne zaman! her şeyi bir ön söz, bir giriş, erkene alınmış bir kaynakça, bir duyuru, bir ilan ve hatta isterseniz, içindekinin daha iyi bir şekilde olgunlaşmasını sağlayacak bir şıra ve köpük taşması olarak hayal edin. En iyisi şimdi başlıyor: Ben daha bugün doğuyorum.
Saman alevi sevinç ateşiydi, yapay bir ateşti, kızların rüzgâr gülüydü, gülünecek, eğlendirici şeylerdi ama bugün kendimi hiçbir zaman söndürülemeyecek ve dünyayı ateşe verecek bir yangını başlatıyormuş gibi hissediyorum!
--reklam--
Bitik Adam Alıntıları - Sözleri
- Çocukluğumdan beri kendimi, nedendir bilmem, korkunç derecede yalnız ve farklı hissettim.
- İnsanlar! Sizinle yakınlaştım ama yine de sizi sevmiyorum. Sizi sevemem. Beni sinirlendiriyorsunuz, sizi itici buluyorum.
- Okumak, benim için en büyük mutluluk ve en güvendiğim avuntum olmuştu.
- Benim de bir kalbim vardı. Söyleyecek bir şeylerim olduğunu hissediyor ve konuşmak, içimi dökmek istiyordum.
- Okumak, benim için en büyük mutluluk ve en güvendiğim avuntum olmuştu.
- Özgürlüğe ihtiyacım var, yalnız kalmaya ihtiyacım var, tüm utançlarım ve üzüntülerim üzerine kendi başıma uzun uzun düşünmeye ihtiyacım var.
- Var olana duyduğum nefret yüzünden kendimi hayallere bırakıyordum; insanlara duyduğum nefret yüzünden doğanın yalnızlığını ve bitkilerin sessiz dostluğunu arıyordum.
- Tamamıyla güzel bir hayatın bana haram olduğunu düşünüyordum: Ben yalnız, ben aşksız, ben şanssızdım.
- Tüm acılarımı, tüm umutlarımı ve tüm zayıflıklarımı soğuk gözlerinizin önünde ortaya döküyorum. Ne acıma ne de hoşgörü, ne övgü ne de avuntu istiyorum, istediğim tek şey hayatınızın üç, dört saatidir. Ve beni dinledikten sonra yine de, fikirlerime inat, benim gerçekten de bitik bir adam olduğuma inanmayı hala sürdürecekseniz şayet, en azından benim çok şeye başlamak istediğim için bittiğimi ve her şey olmak istediğim için artık hiçbir şey olmadığımı kabullenmeniz gerekecek.
- Sadece okumakla kalmazdım: Hayal eder, tekrar tekrar düşünür, kafamda yeniden canlandırır, tahminlerde bulunurdum. Bütün o kitapların benim için bir kutsallığı vardı, okuduğum her şeyi çok ciddiye alırdım.
- Sadece bilmek artık bana yetmiyordu, harekete geçmek istiyordum. Yazmak beni tam anlamıyla mutlu etmiyordu; arzularımı şeylere ve ruhlara kazımak istiyordum.
- Herkesin sadece yemek yemek ve para kazanmakla, eğlenmek ve emir vermekle ilgilendiği bir dünyada ara sıra birisinin çıkıp şeylerin görünümünü tazelemesi, olağan şeylerin olağanüstülüğünü, banallikteki gizemi, çöpteki güzelliği hissettirmesi gerekir.
- ..düşünce asla durmaz. Kapatılan son sayfa yeni bir oyunun başlangıcından başka bir şey değildir ve çıkılan her zirve başka uçuşlar için kullanılan bir tramplendir.
- Kendilerini sadece ve bütünüyle ruh olarak hisseden ve bu yobaz tapınıştan incinen ve kendilerini kirlenmiş hisseden ruhlar da yok mudur?
- Akıldan başka gücüm, ölülerden başka dostum, kitaplardan başka zevkim yok.
--reklam--
Bitik Adam İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Her Yerde Olmak İsteyenin,Hiçbir Yerde Olamayışı: Kitabın sonlarında Papini gençleri çok iyi kavradığını belli ediyor, biraz rahatsız oldum açıkçası. Gençler inceleme yazıları yazıyor ve kendilerini dünyanın en iyi eleştirmeni zannediyorlar, sıfırdan bir yaratımları olmadığı halde bu eleştiri yazılarını müthiş eserler sanıyorlar. Bunlardan biri de benim ve evet, sıfırdan üretimim neredeyse hiç yok ve evet bu kesinlikle eleştiri yazısı yazmaktan daha zor. Virginia Woolf ancak 40 yaşında kendi kalemini bulabildiğini söylüyor, bu da orijinal olamayanın, okuduğu yazarlara bağımlı olanın, bir tek ben olmadığını gösteriyor. Daha 3 ay önceki yazdıklarımı dahi beğenmiyorsam, gerçekten de gelişim aşamalarının en başındayımdır. Kibri barındırmayan özgüvenin mümkün olmadığını düşünüyorum, bu yüzden kibirli olmaya devam edeceğim ve umut ediyorum 25'imden önce orijinal olmayı başaracağım. Yıllar boyunca bir leke gibi yapışıyor üzerimize başyapıtlar, bu eserlerin yeni yazarlara yararı olduğu kadar zararı olması gerçekten çok garip. Sanıyorum, entelektüel olma çabası içerisinde olan bir gencin yapmakta en çok zorlandığı şey, hem binlerce kitabı okuyup hem de onları okurken, düşünmeyi unutmamak.Okunması gereken binlerce kitabın olması, düşünürken, yazarken daha önemli şeyler yapabileceği vesvesesini veriyor insana, okumaya başlıyorsun bu vesveseyle ve bu sefer de düşünmeyi unutacağından korkuyorsun, cidden çok zor bu fikir üretme işi. Bilgi üzerinden üretime sahip olmak için ne kadar bilgiye sahip olman gerektiğini bilemiyorsun ve sürekli okumaya alışınca da kitap okumak, üretim için bir araç iken eskiden, amaç haline geliyor, yapabildiğin tek şey bu oluyor. Bu resmen kaş yapayım derken göz çıkartmak, aşırı fazla kitap okuyan insanlar hakikate en aç olan insanlar olmalarına rağmen kendi hakikatlerini yaratmaktan aciz kalıyorlar. 2. bahsetmek istediğim şey ise yazarın herkes tarafından beğeniliyor ve akıllı görülüyor olmasına rağmen kendi akılsızlığını yalnızca kendisinin görebiliyor olduğunu söylemesi. Yazar gençlik döneminde daldan dala atlamış,her konuda bilgiye sahip olmaya çalışmış ancak bunun sonucunda derin bir yüzeyselliğe sahip olmuş :). Papini diğer insanlara kıyasla çok daha bilgili, çok daha akıllı olsa da yüzeyselliği konusunda çok haklı olduğunu düşünüyorum. Her şeyi bilmek istemek, her şeyden sıkılmaya neden oluyor, genel olarak bir şey istemek sıkılmaya neden oluyor. Ben şurada inceleme yazıyorum ve incelemelerimin beğeni toplaması bende inceleme yazmak, ünlü olmak konusunda ciddi bir sabırsızlık yaratıyor. Sürekli bakasım geliyor hesabıma, ne kadar beğeni almışım,kaç kişi takip etmiş diye. Heyecan ve arzu aynı aşık olmak gibi, aşık olduğun zamanda bu aşk aşırı yoğun duygular yaşatır sende, bu güzel bir şeymiş gibi dursa da aslen fazlasıyla yorucu bir şeydir.İnsan uç noktalarda fazla yaşayamaz ve normal haline dönmek ister. Ben de şurada yazdığım yazıları,aldığım umursamazca atılmış beğenileri daha az ciddiye almak istiyorum ki günün sonunda Papini gibi herkes beni beğenirken, kendimi aptal ve yüzeysel hissetmeyeyim. Livaneli gibi dışarıdan söylenen şeyler ile kendiniz hakkında düşüncelerinizi oluşturuyorsanız,bu ün, bu beğeniler sizin kendiniz hakkında görüşlerinizi olumsuz bile olsa olumlu yönde değiştirmenize neden olacaktır. Yok Papini gibi, ben gibi iseniz o halde, gelen giden insanların övgüleri sizde hiç bir tesir bırakmayacaktır ve onların sizi beğeniyor oluşları ile sizin kendinizi beğenmiyor oluşunuz birbirleri ile çeliştiği için hiç kimseye karşı yakınlık hissedemiyor olacaksınız. Gelen giden onlarca insan olsa da, 1k hesabınızda 100 tane "Merhaba", "Selam", "Nasılsın" gibi mesajlar olsa da kimseye sempati ve sevgi duyamayacaksınız. Bunun da nedenini az önce söyledim, anlaşılamadığın hissi yoğun bir yalnızlık hissi doğurur ancak dünyada çok fazla insan olması bu bitiklikten bizi uzaklaştırabilir,bu kadar çok insan olması hiç kimsenin eşsiz olmaması sonucunu doğuruyor. Kendini bitik hissettikten sonra sevebileceğin birinin olması çok güzel bir his. Ayrıca bu tarz otobiyografik metinlerin yalnızca okur açısından değil yazar açısında da çok faydalı olduğunu düşünüyorum, okur açısından faydalı çünkü yazarın olaylar ve yaşantısı hakkındaki düşüncelerini öğrenme fırsatımız oluyor, yazar açısından faydalı çünkü bir eser ortaya koyabilmek adına yaşamını gözden geçirme şansı elde ediyor ve çağında ünlü ise okurlardan geri dönüş alıyor, bu sayede hayatındaki yaşanmışlıklara pek çok farklı açıdan bakabiliyor . Yazarken daha öncesinde kendisine dair fark etmediği pek çok şey gözüne çarpacaktır. Her insanın karanlık tarafı vardır,yazarlarda bu alan daha da geniştir ve yazdığı vakit bu alan paylaşıldığı için büyük bir katarsis yaşanacaktır. Tolstoy'un İtiraflarım kitabından sonra çok daha ileri bir noktaya kendisini taşımış olduğu ortadadır. Bir de yazarın, yazarlıktan ya da direkt üreten insanlardan şaklaban olarak söz ettiği bir yer var.Kast ettiği şey okurlara bir eser sunulduğu vakit,eserin okura eğlence malzemesi olduğu ve aslında kendisinin de bir eğlendirici olduğu ve bunu keyifle yaptığı ise katılıyorum. Dostoyevski insanlık için çok önemli bir şaklabanlık yapmıştır,Papini incelemem için benim şaklabanım olmuştur ve şu anda benim incelememi okuyacak olan insanlara bir şey sunarken,bir şey sunmaya çalıştığımın bilincinde olduğum için ben de onların şaklabanı oluyorum,birileri incelememe yorum yapacak olursa o zaman da o benim şaklabanım olur. Bunu aşmanın tek yolu Kafka gibi eserlerini yayınlatmayıp ,aynı zamanda tamamen ulaşılamaz hale getirme isteği içerisinde olmaktır. Ancak Kafka'nın kitaplarını seven ve muhtemelen tüm kitaplarını inceleyecek biri olarak Kafka bizim şaklabanımız olmasa daha mı iyi olurdu,diye de düşünmeden edemiyorum. Şunu da belirtmek gerekir,bu denli büyük insanların toplumun eline düşmesi bence hak ettikleri konumda olamamalarına neden oluyor. Örneğin Suç ve Ceza'nın her iki kişiden biri tarafından okunuyor oluşu fazlasıyla anormal.Eğer gerçekten Dostoyevski büyük bir yazar ise hitap ettiği insanlar da kendisi kadar olmasa da kavrayış olarak büyük insanlar olmalıdır. Bu gibi eserlerin bu kadar okunması benim adıma üzücü. (Polycephaly)
Giovanni Papini ile bu üçüncü buluşmam oldu. Klasik olarak söyleyecek olursam, "üç kitap, bir yazar" demem gerekir ama Papini her kitabında beni ters köşe yaptı ve "üç kitap, üç yazar" demek şart oldu. "Kaçan Ayna" okuduğum ilk kitabıydı, etkileyici tarzı ve bakış açıları ile okumaya devam edeceğim yazar olarak not ettim ajandama. Sonrasında ise GOG ile tamamen başka bir yazar çıktı karşıma, dünyaya, kişilere ve olaylara onun penceresinden bakmak, bulunduğunuz tepenin daha yukarısında bir zirveden bakmak gibiydi olup bitenlere. Bitik Adam ise, Thomas Bernhard'ın aynı adlı eserini okuduğum günlerde listeme aldığım ama artarda aynı adlı eser okumamak gibi bir düşünce ile okumayı ötelediğim bir kitap oldu. Papini, bu kitabında merkeze tamamen kendini ve bu merkezin etrafına da toplumu koyarak, bir parça kara mizahla itiraflar ve yerinde vurgularla, kendi gelişimi ve felsefesini ifade etmiş. Kendi diliyle bunu şu şekilde anlatıyor Papini; "Bu bir sanat eseri değil, kendime ve başkalarına yapılan bir itiraftır. Burada duygusal bir mizantropisti ve birçok kişiye öylesine itici gelmeyi, Tanrı nasip ettiyse, başarmış olan bir sövgücüyü tanımayı öğreneceksiniz. Ruhumu sizin ellerinize teslim ediyor, dokümanları ve savunmaları sayfa sayfa önünüze seriyorum. Bunun üzerinden ve bununla yargılanmak istiyorum. Ben sizlerle, sizin yanınızda yapmaya, çalışmaya devam edeceğim fakat hayatımın bir dönemi kapandı ve bu elli bölümlük, karmaşık iç döküşümün göz önünde bulundurulmasını istiyorum." Kitabın adını "Bitik Adam" koymuşsa da burada var olan ironiyi de şu satırlarla ifade ediyor; "Ve beni dinledikten sonra yine de, fikirlerime inat, benim gerçekten de bitik bir adam olduğuma inanmayı hala sürdürecekseniz şayet, en azından benim çok şeye başlamak istediğim için bittiğimi ve her şey olmak istediğim için artık hiçbir şey olmadığımı kabullenmeniz gerekecek." Her şey olmak isterken artık hiçbir şey olmamak, olamama nedeninin ise isteğin kendisi olması, üzerinde düşünülmesi gereken konular elbette. Papini de bunu yapmış ve yazmış. İnsanın iç dünyası ve kişi ile toplum arasında düşünsel temelde var olanlara ilgi duyan okuyuculara Bitik Adam'ı okumalarını tavsiye ediyorum. Bu bir roman değil geniş zamanlarda altı çizilerek okunası bir manifesto. Son sözü yine Papini'ye bırakıyorum. Çünkü ben "Bitik Adam" değilim diye neredeyse isyan eden haykırış ama bir o kadar da umut dolu, aydınlığa ve geleceğe inançla sesleniyor; " İtalya'da benim tükenmiş, güçten düşmüş, bitik bir adam olduğum söylentileri dolaşıyor, öyle mi? Gerçekten de benim bir saman alevi olduğumu ve son küllerimin de bahar esintisiyle uçup gittiğini mi söylüyorlar? Yavaş olun, çocuklar! Durun biraz, rica ederim. Bitmek de neymiş! Daha başlamadım bile. Yapmış olduğum -ne zaman- her şeyi bir ön söz, bir giriş, erkene alınmış bir kaynakça, bir duyuru, bir ilan ve hatta isterseniz, içindekinin daha iyi bir şekilde olgunlaşmasını sağlayacak bir şıra ve köpük taşması olarak hayal edin. En iyisi şimdi başlıyor: Ben daha bugün doğuyorum. Saman alevi sevinç ateşiydi, yapay bir ateşti, kızların rüzgar gülüydü, gülünecek, eğlendirici şeylerdi ama bugün kendimi hiçbir zaman söndürülemeyecek ve dünyayı ateşe verecek bir yangını başlatıyormuş gibi hissediyorum!" Bu coşkuya sahip olan insanların dünyamızda çoğalması dileğimle, iyi okumalar diliyorum. (Hasan Ekrem)
BEN İLK DEFA BİR KİTABA SARILMAK İSTEDİM ve ilk defa bir kitaba sarılıp ağladım. İnceleme Videosu: https://www.youtube.com/watch?v=_fQ6ZhAo8uo&t=32s Bu dünyaya yalnız gelmiş insanlar var. Doğuştan yalnız olanlar var "yalnızlık" kelimesinin yüzlerce kitapla bile anlatılmayacağını bilen insanlar... Tanrı bile terk ediyor onları, arkadaşları yok dostları yok. Bu dünyaya yalnız geliyor onlar, tek başlarına büyüyorlar. Yaşıtları dışarılarda top peşinde koşarken, onlar bir köşede tek başına bekliyor. Belki çirkin olduklarından, belki sakat olduklarından belki de sadece yalnız doğduklarından... Kimisi kitapları keşfediyor. Bağrına basıyor onları, kendisinden hayattan çok sevmeye başlıyor. Gerçekliği, yaşantısı, hayalleri, hayatı ve her şeyi ama her şeyi kitaplar oluyor! "Benim için gerçeklik okulda, sokakta evde olan değil, kitaplarda, yaşadığımı daha çok hissettiğim yerde yazandı." Yaşadığını kitaplarda hissediyor o insanlar. Yaşamayı bile nefes almayı bile... Kitaplara sığınıyorlar onlar. Çünkü okumak, "...okumak,benim için en büyük mutluluk ve en güvendiğim avuntum olmuştu." En büyük mutluluk okumak oluyor ve de en güzel dostları, yalnızlığını unutturan filozof arkadaşları "ölülerden başka dostu..." olmuyor onların. Aklını kullanarak bir şeyler yapmak istiyor. Yalnız kaldığı her saniye için nefret doluyor içerisine... Nefret, insanlığa, çirkinliğine,kötülüklere ve yalnızlığına nefret! Kimse kimseye bu sözü söyletmesin,kimse kimseye! "Kimsenin beni sevmediğini ve sevemeyeceğini düşünüyordum." Sevmediler de... Sevilmediler, yalnızlığa mahkum doğmuşlardı ve yalnız büyüdüler. Doğumları gibi ölümleri de yalnız olacaktı. Ölümleri de... Sonra da nefretleri büyüdükçe yalnızlıklarını sarmalamaya başlayıp "...nefret beni yalnızlığa mahkum etmişti." Sonra okumaya devam etti, durmadan okudu ve bir gün Tanrı'yı öldürdü. Sığınacağı bir Tanrı'sı bile kalmamıştı. Koca dünyada ve yığın yığın insanların arasında bir başına kalmıştı. Yalnız... "Hayat yaşamaya değer mi?" Değer miydi gerçekten? Tüm o insanların arasında, tüm o dış görünüşe bakan, tüm o sahtekarlıklarla çevrilmiş hayatlarını yaşayan, boğucu dört duvarın arasında nefes almadan yaşayan insanların arasında, değer miydi hayat yaşamaya? Siz insanlar! "Küçük bir dünyada birbirlerini yutan küçük canlılar." Sizler yalnız bırakıyorsunuz onları. İnsanlık ise, "İnsanlık, sadece ona tapan ya da onu korkutan kişiden etkilenen bir kadındır." Hayatlarının bazı kısımlarında da sanatı keşfediyorlar. Bütün o iğrençliklerin, kötülüklerin içerisinde doğan SANATI... Çünkü, "Yalnızca sanat mucizeler yaratabilirdi." Ve yalnızca sanat kurtarabilirdi onları mutsuzluktan. Peki, yalnızlığa mahkum o insanlar kim mi diyorsunuz? BİTİK ADAM mı sizce onlar? Onlar,"Akıldan başka gücüm, ölülerden başka dostum, kitaplardan başka zevkim yok." diyenlerdir. Onlar,yalnız doğmuş, yalnız yaşamış ve yalnız ölecek olanlardır. Onlar Bitik değildir.Ha, hala BİTİK diyorsanız da onlar,sadece yeni bir yaşama başlamak için kendilerini bitirmişlerdir. Anlatacaklarım bitmiyor, anlatmak istiyorum aynı Giovanni'nin yaptığı gibi. O da yazmak istemişti o da içindekileri "kusmak" istemişti. Ama ne sayfalar yeter yazmama, ne de günler... Sizlerden isteğim ne biliyor musunuz? Bir gün onlardan birisi ile karşılaştığınızda onlara sarılın. Bu dünyada onlar gibi nice yalnız olduğunu hatırlatın onlara. Bu üzerimizdeki koskoca gökyüzü gibi, sayısız yıldızlar gibi olduklarımızı anlatın onlara. Bir gün kendileri gibi bir yıldız bulabileceklerini anlatın. Sevebilme, aşık olabilme ihtimalini anlatın... Son olarak bana bu kitabı hediye eden smyrna32 'e teşekkür ederim. Okumak isteyen herkese iyi okumalar. (Ömer Gezen)
--reklam--
Bitik Adam PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Giovanni Papini - Bitik Adam kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bitik Adam PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Giovanni Papini Kimdir?
Giovanni Papini, İtalyan yazarı (Floransa 1881 - 1956). Kendi kendini yetiştirdi, ateşli, kırıcı ve aykırı düşünceli bir polemikçiydi. Birçok öneli topluluk ve dergi kurdu: Leonardo (1903-1907), L'Anini a (1911), La Voce (1912), Lacerba (1913-1914). Birçok çelişik teoriyi benimseyip bıraktıktan sonra, gösterişli bir şekilde Katolikliğe geçti. Ama kendi düşünce tarzına ters düşen nazariye veya insanlara karşı kavgacı tutumunu değiştirmedi.
--reklam--
Giovanni Papini Kitapları - Eserleri
- Gog
- Kaçan Ayna
- Bitik Adam
- Düşsel Konçerto Cilt 1
- Düşsel Konçerto Cilt 2
--reklam--
Giovanni Papini Alıntıları - Sözleri
- Yeniden karşılaşmalara, utkulara, yükselişlere, unutmalara umut bağlayan yarın olmasaydı, insanlar yaşamaya razı olmazlardı. Yarının uzak kokusu olmasa, bugünün kara ekmeğini yemezlerdi. (Kaçan Ayna)
- ..düşünce asla durmaz. Kapatılan son sayfa yeni bir oyunun başlangıcından başka bir şey değildir ve çıkılan her zirve başka uçuşlar için kullanılan bir tramplendir. (Bitik Adam)
- Eğer siz daha zeki olmazsanız, birbirimizi asla tam olarak anlayamayız. (Düşsel Konçerto Cilt 2)
- Sadece odamda değil bütün evrende, hiçliğin ortasında tamamen yalnızmışım gibi hissediyordum. (Düşsel Konçerto Cilt 1)
- Yüce ruhların dilinde uyku ahmaklığın ve hatanın, uyanış ise zaferin ve gerçekliğin eş anlamlısıdır. (Düşsel Konçerto Cilt 2)
- Tamamıyla güzel bir hayatın bana haram olduğunu düşünüyordum: Ben yalnız, ben aşksız, ben şanssızdım. (Bitik Adam)
- Bazı akşam, şehirlerde itişip kakışan insan sürülerinden nefretim beni o kadar boğuyor ki, yeryüzünü kesin olarak bunlardan kurtarmak için bir çare var mıdır diye araştırmaya kalkışıyorum. (Gog)
- Nasıl oluyor da insan, vücudunun her tarafını, parmaklarının uçlarına kadar kapatıyor da en mühimi olan yüzünü açık bırakıyor? Azamızı hicabımızdan veya utancımızdan kapatıyorsak, çoğu zaman en az güzel ve en az muntazam olan suratımızı gizlemiyoruz. (Gog)
- - Ben öğrenmek isteyen bir cahilim. (Gog)
- İnsanlar; yaşamınızın tümü, sizin kendi kendinizi lanetlemek için tasarladığınız korkunç bir oyundur;sizin bu kaçan aynaya doğru koşuşunuza yalnızca şeytanlar güler. (Kaçan Ayna)
- "Gülümsedi gibi geldi bana, ama insanlar hiçbir şey anlamadıkları zaman hep gülümserler..." (Kaçan Ayna)
- Ben sıradan bir insanım, her ne pahasına olursa olsun sıradan olmayan bir hayat, kesinlikle sıra dışı bir hayat yaşamak isteyen korkunç derecede sıradan bir insanım. (Düşsel Konçerto Cilt 1)
- Yanlış bir gezegene gelmiş olmamdan korkuyorum. Burası bana çok dar geliyor. Benim için istediğim kadar yer yok. (Gog)
- "Çocukluğumdan beri kendimi, nedendir bilmem, korkunç derecede yalnız ve farklı hissettim." (Gog)
- Ama iyice düşündüm. Dünyanın hiçbir yerinde, şu anda, erkek veya dişi, görmek istediğim, özlediğim kimse yok. (Gog)
- "...kim seni, benim seni sevdiğim kadar sevecek ki?" (Düşsel Konçerto Cilt 1)
- Bambaşka bir yaşam düşlüyorum Ölmemek için öleceğim. (Kaçan Ayna)
- Her şeyi içinde barındırır ruh; geçmişin hatırasını da, başkalarından en çok saklananları da. (Düşsel Konçerto Cilt 1)
- Şeytan'dan daha bağışlayıcı bir varlık hiç tanımadım. (Düşsel Konçerto Cilt 1)
- “ İnanılmaz bir sezgi durumu yüzünden sakin hayatımı altüst eden bendim. “ (Düşsel Konçerto Cilt 2)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin