Kitap Künyesi
Yazar: John Berger
Çevirmen: Cevat Çapan
Çevirmen: Müge Gürsoy Sökmen
Çevirmen: Gönül Çapan
Orijinal Adı: Here is Where We Meet
Yayın Evi: Metis Yayınları
İSBN: 9789753425902
Sayfa Sayısı: 240
Buluştuğumuz Yer Burası Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
John Berger`dan, geçen yüzyıla, göçüp gidenlere, tüm zaaflarıyla sevilenlere, yaşanmışlıklarıyla şehirlere duru, ışıltılı bir ziyaret... Lizbon, Krakow, Madrid, Cenevre, Islington ve Küçük Polonya`da, artık hayatta olmayan yakınlarıyla, annesi, babası, eski sevgilileri, öğretmenleri, ustaları, akademiden arkadaşlarıyla buluşup halleşiyor Berger. Hayata ve edebiyata dair güzel ve değerli olan ne varsa bu metnin içinden akıyor usul usul: tenin mucizesi, doğanın ve tarihin nimetleri, kibirinden feragat etmiş bir sevgi, ahlakçı olmayan bir etik ve hayatın neşesi, burukluğu ve sihriyle beslenen bir siyaset...
Buluştuğumuz Yer Burası Alıntıları - Sözleri
- Epey bir süredir günü karşılayabilmek için sabahları biraz sükûnete ihtiyaç duyuyorum. Her gün yeniden yenilmez olmaya karar vermen gerekiyor.
- Sadece beni düşün. O zaman anlarsın dayanma gücünün ne olduğunu. Ancak bir kadından öğrenebilirsin bunu, asla bir erkekten değil.
- İnsanların çoğu gerçekle yüz yüze gelemez. Bu kötü bir şey, ama böyle; çoğu dayanamaz gerçeğe.
- ... daha o zamandan yolları düşlemeye başlamıştım, oysa ödümü patlatırdı yol.
- Yatağından taşan bir akarsu gibi çağlayan bir gülüş. Dansa davet gibi geliyor kulağıma bu gülüş, yıkıntılar üzerinde dans etmeye bir davet...
- Bizi bir araya getiren aynı hüznün sözsüz kabulüydü.
- Hayatımıza giren hayatların sayısı hesap edilemez.
- Eğer ağlamak zorunda kalırsan, dedi -çünkü bazen başka bir şey yapmak elinden gelmez- eğer ağlamak zorunda kalırsan, asla o anda değil, daha sonra ağla! Bunu unutma. Ancak yanında seni sevenler varsa, yalnız seni sevenlerin yanındaysan, işte o zaman talihli sayılırsın, çünkü hiçbir zaman fazla seveni yoktur insanın - eğer seni sevenlerin yanındaysan, o zaman o anda ağlayabilirsin. Yoksa hep daha sonra ağla.
- -Çoğunun sıkıntısı umutluluk. Bizde umutluluk, yaşayanlardaki bunalım kadar yaygın. -Umutluluğu siz hastalık olarak mı görüyorsunuz? -Son evrelerindeki belirtilerinden biri hayata yeniden katılma isteği, bu da bizim için ölümcül bir şey.
- Bir şey için çağrıdır Hiçlik. Başka türlü olamaz. Var olan da yalnızca o çağrıdır, yalın bir çağrı çığlığı. Bir özlem.
- Kendimize acımıyorduk. Bende en ufak bir kendine acıma sezmiş olsaydı bunu hemen kesip atardı. Bana gelince, onun kendinden emin oluşunu severdim, kendine acımayla bir arada olmaz bu özellik. Bizimkisi dolunaydaki bir köpeğin çılgın uluması gibi bir hüzündü.
- Epey bir süredir günü karşılayabilmek için sabahları biraz sükûnete ihtiyaç duyuyorum. Her gün yeniden yenilmez olmaya karar vermen gerekiyor.
- Kelimelerin bir anlamı yok artık. Her şey süreklilik içinde.
- “Bilmek, kendimi daha özgür hissetmek sorunuydu.” .
- "Epey bir süredir günü karşılayabilmek için sabahları biraz sükunete ihtiyaç duyuyorum. Her gün yeniden yenilmez olmaya karar vermen gerekiyor."
Buluştuğumuz Yer Burası İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Şehirler, meyveler, ölüler, diriler, anılar... Son zamanlarda okuyup da bu kadar keyif aldığım bir kitap olmamıştı. Sanki 2 günlük bir rüyaydı benim için, bir gezintiydi ama bulutların üzerinde. Çok farklı, çok özgün, çok tarz. Ve bana kalırsa fazla iyi gerçekten. Şehir tasvirlerini zaten çok severim Berger da adeta döktürmüşken beğenmemem imkansızdı. Sizi göklere çıkartacak, anılar ve hayal aleminde oradan oraya gezdirecek bir eser. Muazzam. (Beyza Yavuzcan)
John Berber'in Görme Biçimleri ardından okuduğum ilk romanıydı. Aslında roman denebilir mi bilemiyorum, farklı şehirlerde artık hayatta olmayan sevdikleriyle konuşan Berger, aynı zamanda bulunduğu yerleri anlatıyor ve bilgiler paylaşıyor. Bazı yerlerde yavaşlasa da ben akışını çok sevdim. Çok değerli bir yazardan okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. (Virata)
Kitabın Yazarı John Berger Kimdir?
1926'da Londra'da doğdu. İngilizce yazan en etkili sanat eleştirmenlerinden biri olan Berger, ayrıca senaryo yazarı, romancı ve belgesel yazarı olarak da tanınıyor.
İlk romanı 1958'de yayımlanan "Zamanımızın Bir Ressamı"dır. Romanı "G." İle 1972 yılında Booker ödülünü almıştır.
Metis Yayınları yazarın klasikleşmiş yapıtı Görme Biçimleri'nin (1986) yanı sıra, Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı (1988), Düğüne (1997), Alain Tanner ile birlikte yazdığı 2000 Yılında 25 Yaşına Basacak Olan Yunus (1997), Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar (1999) ve Fotokopiler (1999) adlı kitaplarıyla, özellikle görsellik üzerine denemelerini bir araya getiren O Ana Adanmış (1988) adlı seçkisini yayımlamıştır. Berger'ın son romanı Kral ise 2001 yılında Müge Gürsoy Sökmen çevirisiyle yayımlandı.
John Berger Kitapları - Eserleri
- Görme Biçimleri
- Hoşbeş
- Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü
- A'dan X'e
- Uçuşan Etekler
- Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar
- Bir Fotoğrafı Anlamak
- Sanatla Direniş
- Düğüne
- Portreler
- G.
- Yedinci Adam
- Duman
- Buluştuğumuz Yer Burası
- Bento'nun Eskiz Defteri
- Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı
- Kıymetini Bil Herşeyin
- Hayvanlara Niçin Bakarız?
- Kral
- O Ana Adanmış
- Manzaralar
- Fotokopiler
- Domuz Toprak
- Gökyüzü Mavi Siyah - Bütün Şiirleri
- Sanat ve Devrim
- İstanbul’dan Gelen Telefon
- Bir Zamanlar Europa'da
- Leylak ve Bayrak
- Görme Duyusu
- Şiirin Saati
- Zamanımızın Bir Ressamı
- Clive’ın Koğuşu
- Bologna'nın Kırmızı Tenteleri
- 2000 Yılında 25 Yaşına Basacak Olan Yunus
John Berger Alıntıları - Sözleri
- Delilik, benliğe kapatılmış devrimci özgürlüktür. (Görme Duyusu)
- Bir yalan hakikat sayılırsa, gerçek hakikat sahte olanı doğrudan teatral bir ha kikate çevirir. (Görme Duyusu)
- Sevilen insan sokaktan geçerken ya da yüzünü yıkarken görülen insanla aynı değildir. (O Ana Adanmış)
- Ölülere yakılan ağıtlar ölmekle kaybettikleri umutlaradır aslında. (Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü)
- Geleceği görmek için geriye gidiyorum. (Bir Fotoğrafı Anlamak)
- Fotoğraflar belirli bir durumda hayata geçirilen insansal bir seçimin tanığıdır. (Bir Fotoğrafı Anlamak)
- “Zorunluluk hem tragedya hem de komedya üretir. Öptüğünüz ya da kafanızı çarptığınız şeydir.” (Sanatla Direniş)
- Soyut sanata gelinceye kadar insan bedeni her anıtsal heykele konu olmuştur. Dolayısıyla, sembolizmle yüklenmiş ve idealize etmenin birçok değişik biçimine girmiştir. Oysa bugün, insan bedeni tek ve kaçınılmaz konu değildir. Bugün bir sanatçı, bedene özgü nitelikler ilgisini çektiğinden ötürü insan bedenini seçebilir. (Sanat ve Devrim)
- Vedalaşmayla buluşma ne kadar da yakındır birbirine! (O Ana Adanmış)
- Kapitalist üretim tarzı kadar sürekli ve kapsayıcı bir biçimde geleneği parçalayan, geçmişi gereksiz kılan ve yadsıyan başka hiçbir şey yoktur. Brecht’in dediği gibi “Radikal olan, komünizm değil kapitalizmdir.” (O Ana Adanmış)
- Bugün resim yapmak, yaygın bir ihtiyaca cevap veren bir direniş eylemidir ve umutlanmayı teşvik edebilir. (Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar)
- NASIL OLUYOR DA hâlâ yaşıyorum? (Kıymetini Bil Herşeyin)
- Hikayelerimizin bizi ele geçirme tehlikesi olduğunu bilsek, başka türlü yazar mıydık acaba? Sanmıyorum. (Hoşbeş)
- 'Solcu'ların bazı teorileri kolaylıkla aşırı basit olarak eleştirilebilir. Mühendis-sanatçı, sanatçı türlerinden yalnızca biridir, filozof-sanatçılar da vardır. Sanat eseriyle makine ürünü de kesin olarak aynı şeyler değildir. Gene de, makineyi gözlerinde bu denli büyütmüş olmaları, bağlantıları içinde görülürse kolayca anlaşılabilir; sanayileşme fikri lirik bir güç kazanmıştı, çünkü, sanki bu fikir sayesinde tarihin bütün bir evresi, acılarıyla, sıkıntılarıyla yaşanacak yerde atılabilecekti. Aynı liriklik Lenin'in ünlü, 'komünizm demek, elektrik enerjisi artı Sovyetler demektir' sloganında da alttan alta saklıdır. (Sanat ve Devrim)
- Kalbin gecikmelere tahammülü yoktur, inancını yitirmişçesine perişan olur. (Kıymetini Bil Herşeyin)
- Yorulunca sessizliği ararız, ama sessizlikten de korkarız, boş tiyatrolardan korkan oyuncular gibi. (Düğüne)
- "Bir resim cansızsa, bunun nedeni ressamın modeline bir işbirliğinin başlaması için yeteri kadar yaklaşmaya cesaret edememesidir." (Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar)
- Kelimeler konuşan kişiyi ayakta tutarlar, düşüşler ancak konuşmaların yokluğunda ortaya çıkar. (Şiirin Saati)
- Roland Barthes fotoğrafla ölüm arasındaki gizli anlaşmayı keskin bir dille ifade etti; her ikisi de zamanı durdurur, her ikisi de öldürücü bir darbe indirir. Senin sorun başka türlü. Geçmiş ve gelecek donar da, şimdiki zaman sonsuza dek sürerse ne olur? Saatsiz bir mutfağın sessizliğinde neler yaşanır? (Bir Fotoğrafı Anlamak)
- Çıplak doğan kalbimin ilk kundağı ninnilerdi. Ardından kendi kendine şiir giydi giysi diye. Bir gömlek gibi taşıdım sırtımda okuduğum şiirleri. Yarım yüzyıl yaşadım böyle Sandalye sırtındaki gömleğimden karşılaşana dek o sözsüzlükte. Öğrendim ki bu gece yıllar boyu kalbimin ezberlediği bekleyişimmiş seni. (Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin