Kitap Künyesi
Yazar: John Fante
Çevirmen: Avi Pardo
Orijinal Adı: Dreams From Bunker Hill
Yayın Evi: Parantez Yayınları
İSBN: 9789758441495
Sayfa Sayısı: 136
--reklam--
Bunker Tepesi Düşleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Kadınlar! Hiçbir şey bilmiyordum kadınlar hakkında. Mümkün değildi onları anlamak. Bavulumu açıp eşyalarımı içine fırlatmaya başladım. Oda benimle konuşuyor, kalmam için yalvarıyordu -duvardaki Maxfield Parrish tablosu, masanın üstündeki daktilo, yatağım, harikulade yatağım, tepeye bakan pencere, düşlerim, düşüncelerimin, sözcüklerimin kaynağı; kendimin yankısı yalvarıyordu bana kalmam için. Gitmek istemiyordum ama kabullenmekten başka çarem yoktu, kırdığım potla kendimi tekmeleyip kapı dışarı etmiştim, geri dönüş yoktu. Elveda Bunker Tepesi."
John Fante, bu romanında da kahramanı Arturo Bandini'nin Bunker Tepesi'nden Hollywood'a uzanan maceralarını anlatmayı sürdürüyor.
--reklam--
Bunker Tepesi Düşleri Alıntıları - Sözleri
- "Zamanı geldi" dedi Walrus. "Bir çok şeyden söz etmenin: ayakkabılardan -ve gemilerden ve balmumundan -lahanadan -ve krallardan..."
- "Sen evli misin?" "Hayır." "Zeki adamsın."
- İnsan ilerlemeliydi hayatta.
- İnsan bir yerden başlamalıydı.
- Annem haklıydı belki de. İnancını yitirince her şeyi yitiriyordun.
- Bu sıkıcı hayatlara nasıl tahammül ediyorsunuz?
- İnancını yitirince herşeyi yitiriyordun.
- Ve öldüğümüzde Bize air herşey de ölecek; ve hayat Başka aşklarda, başka dudaklarda yanmaya devam edecek.
- ... Niceleri sevdi o neşeli görkemini, Ve güzelliğini sahte ya da gerçek bir aşkla, Ama sadece bir kişi sevdi göçebe ruhunu, Ve değişen yüzünün hüzünlerini.
- Bu sıkıcı hayatlara nasıl tahammül ediyorsunuz?
- Ne işim var burada, diye sordum kendime. Nefret ediyorum buradan, bu yalnız kentten nefret ediyorum. Neden beni istenmeyen bir öksüz gibi kendinden uzaklaştırıyordu? Yeterince acı çekmemiş miydim? Canımı dişime takıp çalışmamış mıydım? Neydi benimle alıp veremediği? O fasılasız taşralılık duygusu, başından beri taşıdığım ait olmama inancı mı?
- Ve öldüğümüzde Bize ait her şey de ölecek; ve hayat Başka aşıklarda, başka dudaklarda yanmaya devam edecek.
- Bu sıkıcı hayatlara nasıl tahammül ediyorsunuz? Hiç mi güzellik yok içinizde?
- Cesur ol. Yitirilecek hiçbir şey yok. Kazanılacaksa çok şey.
- Bana iyi davran, çünkü çok yalnızım.
--reklam--
Bunker Tepesi Düşleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bir john fante edebiyatı daha: Henüz bitirdim. Şunu söyleyebilirim ki, Charles Bukowski buram buram john fante kokuyor. John fante ise buram buram insan ruhu, insanın çiğliğini anlatıyor cümlelerinde. Her kitabında olduğu gibi, yine oldukça keyif alarak okudum Bandini’yi. (Vildan Dirim)
Bu inceleme bandini'ye olan yakınlık ve spoiler içermektedir. Kitabı okumanızi tavsiye ederim. Ben begendim ve güzeldi. Öncelikle toza soru okudum. Mest oldum bukowskiyi anladım ister istemez. Çok geçmeden elime bukowski kitabı aldım. Ekmek arası kitabını bir çırpıda okudum. Neden bu kadar sevdiğini anlamıştım veya Nasıl bu kadar etkilenebildigini kitapta açıktı. Bukowski akiciydi fante kadar değildi ve küçükte olsa bir şey eksikti. İkinci okuduğum kitap oldu fanteden ve bandini'ye çok yakın hissettim. Sanki hep yanındaydım. O yazarken kadınlara bakarken veyahut prens dük'ün güreş macindayken. Heleni kaybettiğini birkac sayfa öncesinden tahmin ettim. Üzüldüm ama böyle bitmeliydi dedim kendimce. Tatmin oldum özellikle toza soru tekrar okumaya çekinen ben için yada fante'yi tekrar okumaktan çekiniyordum. Benim için anlamlıydı. Toza sor güzel akıcı bir kitaptı. Bandinin hissiyatı aşkı kaybedisi kazanisi inceleme yazamadım. Tekrar okusam değeri gözümde düşecek gibi kaldı bende anlami yitirilmemeliydi sanki. Fakat düşündüğüm şekilde olmadı. Son olarak kendime not : hamsun,London, dostoyevski okuduğum ve gerçekten beğendiğim yazarlar kitabın sonunda geçti bir şekilde fante'yi etkilemiştir. Özellikle bende açlık kitabini çok beğendim. .Flaubert ,de maupassant, pirandello yazarlarına bir bakacağım (Oguzhan karagoz)
Fante'nin en meşhur kitabı Toza Sor'un akıllarda yer eden karakteri Arturo Bandini'nin kronolojik ve yazım tarihi olarak en son yazılmış olan kitap Bunker Tepesi Düşleri. Hatta 4. kitabı olarak değerlendirilebilir. Fakat seriden ayrı da okunabilir. (Seri olarak geçmiyor zaten) Konuya geçtiğimizde, Bandini'nin altın çağlarındayız. Yazarlık kariyerinin en görkemli (olabildiği kadar tabii) çağında, kadınlarla olan zaaf / ilişkisini konu alınmış. Yine Fante esintileri devam ediyor. Hayat büyük bir saçmalıktan ibaret felsefesi her satırda işleniyor. Los Angeles Yolu'nu sevenler bu kitabı da sevecektir ama bir Toza Sor değil tabii ki. (Evren Erarslan)
--reklam--
Bunker Tepesi Düşleri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
John Fante - Bunker Tepesi Düşleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bunker Tepesi Düşleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı John Fante Kimdir?
John Fante (d. 8 Nisan 1909 - ö. 8 Mayıs 1983) İtalyan asıllı ABD'li romancı, kısa hikâye yazarı, senarist.
Yaşamı
John Fante`nin babası duvar işçisi Nick Fante bir İtalyandı. Yüzyılın başında ABD`ye göç etti. 8 yıl sonra da oğul John dünyaya geldi. Boulder`da yetişti, Colorado Üniversitesi`ne kayıt yaptırdıysa da eğitimini tamamlayamadı, 20 yaşındayken okuldan ayrıldı. 1918`de ABD vatandaşı olan baba Nick Fante, 1929 yılında ailesini terk etti. Babanın da ayrılmasıyla aile gittikçe fakirleşti. John da Kaliforniya`ya gitti, bir balık fabrikasında çalışmaya başladı, kısa bir sonra da annesini de yanına aldırdı.
Balık fabrikasında çalışmaya başlayınca hayatı bir düzene girdi. Boş zamanlarında sürekli okuyan Fante, işçilikten arta kalan zamanlarda sürekli hikâyeler yazmaya başladı. 1933`te ilk romanıLos Angeles Yolunu bitirdi, bu kitapla birlikte aynı zamanda hep başkahraman olarak kalacak Arturo Bandini de doğuyordu. İlk kitabı yayınevlerince provokatif olduğu gerekçesiyle reddedildi. 1938yılında ilk romanı yayımlanabildi, Bahara Dek Bekle, Bandini. 1939 yılında da Charles Bukowski`nin öve öve bitiremediği Toza Sor yayımlandı.
Daha sonra Hollywood`a doğru kaymaya başlayan Bandini, ünlü yönetmenlerle (Orson Welles, Francis Ford Coppola) ahbap oldu. Yazın dünyasından yavaş yavaş uzaklaşmaya başladı, evlendi. Edebiyat dünyasına Hayat Dolu`yla geri döndü fakat eski hırçın hali biraz geride kalmış gibi görünüyordu. Hayat Dolu`nun senaryosuyla Oscar`a aday oldu. 1955`te şeker hastası olduğunu öğrendi, giderek sağlığı bozuldu, kör oldu ve iki bacağı kesildi. Son romanını karısına söyledi o yazdı : Bunker Tepesi Düşleri (1982). Ertesi yıl da öldü.
Ömrünün son yıllarında Bukowski hep Fante`nin yanında oldu. Black Sparrow Press`e baskı yaparak Fante ölmeden kitaplarının tekrar basılmasını sağladı. Ona adeta tapan Bukowski, zamanında fazla ilgi gösterilmeyen Toza Sor`un en sevdiği kitap olduğunu yineleyip durdu. Arturo Bandini serisinin tekrar popüler olmasını sağladı. 2000`de John Fante biyografisi "Full of Life: The Biography of John Fante" piyasaya çıktı. 2003`de The Fante Reader takip etti, bu kitapta da bazı öyküleri ve mektupları yer alır.
--reklam--
John Fante Kitapları - Eserleri
- Toza Sor
- Bahara Kadar Bekle, Bandini
- Los Angeles Yolu
- 1933 Berbat Bir Yıldı
- Gençliğin Şarabı
- Bunker Tepesi Düşleri
- Üzümün Kardeşliği
- Büyük Açlık
- Roma'nın Batısı
- Hayat Dolu
--reklam--
John Fante Alıntıları - Sözleri
- Yoksul bir adamdı, üç çocuğu vardı; ne makarnanın parası ödenmişti, ne de üç çocuğunun ve makarnanın içinde bulunduğu evin parası. Tanrı köpektir. (Bahara Kadar Bekle, Bandini)
- Ben kavga edemiyorum,” diye hıçkırdı. “Hiçbir zaman edemedim, insanlara vurmayı sevmiyorum (Roma'nın Batısı)
- İnancını yitirince herşeyi yitiriyordun. (Bunker Tepesi Düşleri)
- Büyük yazar, tozlu kitapçıların müdavimi, tozlu dergileri kaldırıp o güzel öyküsünün tozunu üflerdi, satın alırdı dergiyi, kendi öyküsünü, tozlanmasın diye. (Büyük Açlık)
- “O denli yaraladılar ki beni, kitaplara sığındım, içime kapandım, kasabamdan kaçtım,..” (Toza Sor)
- Neydi o kitap? Bilmiyordum, ama onun gözlerinin izlediği satırları izleyebilmek için mutlaka edinmeliydim o kitabı. (Los Angeles Yolu)
- Çünkü Nietzsche’nin kitap kapaklarındaki fotoğrafları geliyordu aklıma. O salak bıyığıyla bir bira içicisine benziyordu ve ben biracılardan nefret ederim. (Los Angeles Yolu)
- Zayıflıkların gücün olduğunda, ağlarsın. (Üzümün Kardeşliği)
- Tuzak bu. Yaparsam yanlış, yapmazsam yine yanlış. (1933 Berbat Bir Yıldı)
- Dünyadaki en büyük sorun ne biliyor musun, Dino? Aile hayatı kalmadı. (Gençliğin Şarabı)
- Cahiller, budalalar ve gerizekalılarla konuşmanın yararı yok. Zeki insan dinleyicilerinin seçimini özenle yapar. (Los Angeles Yolu)
- Genç değillerdi artık, geleceğe dair umutlarını tüketmişlerdi. (Üzümün Kardeşliği)
- Beklentim çok büyüktü belki de; tüyleri ürperten coşkulu bir idrak, yeniden doğuşun baş döndürücü ihtişamı. (Hayat Dolu)
- Ne işim var burada, diye sordum kendime. Nefret ediyorum buradan, bu yalnız kentten nefret ediyorum. Neden beni istenmeyen bir öksüz gibi kendinden uzaklaştırıyordu? Yeterince acı çekmemiş miydim? Canımı dişime takıp çalışmamış mıydım? Neydi benimle alıp veremediği? O fasılasız taşralılık duygusu, başından beri taşıdığım ait olmama inancı mı? (Bunker Tepesi Düşleri)
- Tanrım... Bir işaret ver bana. Hayat yaşamaya değer mi? Her şey yoluna girecek mi? (1933 Berbat Bir Yıldı)
- "Nefret ediyorum senden" dedi. Hissettim nefretini. Kokusunu aldım,duydum hatta, ama sırıttım yine de. (Toza Sor)
- Camilla Lopez adında bir kıza âşık oldum. Bir gece çalıştığı yere gittim ve karşımdaydı ve o günden beri o kızın güzelliğini her düşündüğümde boğulacak gibi olurum, şimdi yazarken bile. (Büyük Açlık)
- Öte hayat hipotezi varsılların yoksulları uyutmak için uydurdukları bir martavaldan ibaret. Ruhun ebediyetine itiraz ediyorum. (Los Angeles Yolu)
- Bu kadar basitti. Her şey için teşekkürler. İzni olmadan onu dünyaya getirdiğim için. Onu savaş, nefret ve bağnazlıkla dolu bir dünyaya zorladığım için. Ona sahtekarlığı, yalanı, önyargıyı ve acımasızlığı öğreten okullara gönderdiğim için. Sırtına hiçbir zaman inanmadığı bir Tanrı yüklediğim için. Bir gün mahvına sebep olabilecek araba tutkusunu aşıladığım için. Çocuk kızla tanışır ve iyi adamlar sonunda hep kazanır türünden korkakça senaryolar yazan bir baba için. Her şey için. "Güle güle, evlat. Arada sırada ara." (Roma'nın Batısı)
- Aşk her şey demek degildi. Kadınlar her şey demek değildi. Bir yazar enerjisini korumak zorundaydı. (Toza Sor)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin