Kitap Künyesi
Yazar: Alberto Manguel
Çevirmen: Saliha Nilüfer
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
İSBN: 9789750823589
Sayfa Sayısı: 157
--reklam--
Bütün İnsanlar Yalancıdır Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Gazeteci Jean-Luc Terradillos, 30 yıl önce Madrid’de intihar eden gizemli yazar Alejandro Bevilacqua’nın hayatını araştırmaya girişir. Bunun için Bevilacqua’yla, hayatının çeşitli dönemlerinde yakın ilişki kurmuş dört kişiyi seçer ve onlardan Bevilacqua’yı anlatmalarını ister. Bu dört kişi, Bevilacqua’nın sırdaşı Alberto Manguel, sevgilisi Andrea, hapishane arkadaşı Domuz ve yayıncısı Gorostiza’dır.
Terradillos bu kişilerden Bevilacqua’nın hayat hikâyesini dinledikten sonra ummadığı bir sonuca ulaşacaktır.
--reklam--
Bütün İnsanlar Yalancıdır Alıntıları - Sözleri
- Bir kahvenin icabına bakalım mı?
- Boş işler bunlar dostum!
- Doğru mu dağların sınır çizdiği ve onların ötesinde uzanan dünyada ne var ne yoksa bir yalandan ibaret olduğu?"
- Şaşkınlığımda dedim: Bütün insanlar yalancıdır.
- Özgürlük, şafak sökerken sahanda yumurta yemekti.
- Tanrı’nın biteviye ve sonsuz bir zaman icat etmiş olması ve buna mukabil insanlar içinse kısa mı kısa, üstüne üstlük içinde hayal kırıklığı ve acıdan başka bir şey barındırmayan zaman dilimlerini reva görmüş olması ona rezilce geliyordu.
- Bize benzeyen onca ayna görüntüsünün içinden hangisinin bizi tam olarak yansıttığını, hangisinin ihanet ettiğini nereden bileceğiz?
- Bilmem aşık olmak nedir bilir misiniz...Her şeyi kucaklayan gök kubbe altında, başka bir vaziyete bürünmek. Demek istediğim mutlak esaret,ellerin ve zihnin koşulsuz şartsız,geri döndürülemez biçimde teslimiyeti.
- Cennet, sizin cehennem hakkındaki bilgilerinize göre tanımlanır.
- Diyorum ki, şu önemsiz mecburiyetlerin, yavan taahhütlerin, hüsranla sonuçlanmış meşguliyetlerin biteviye akışı olmaksızın nasıl olurdu acaba hayatımız?
- Daima bir yonca yaprağı vardır. Yabani otların arasında. Toprakta eşit olsalar da. Ayrılırlar cesaretleriyle.
- Her şey bir tuzak olabilir.
- Yürüyor, yatıyor, uyuyor, kendi kendime konuşuyorum ama olabilecek mutlaka bir hissizlik içinde. Hiçbir şey.
- "... yakın birinin ölümünde daima inanılmaz bir taraf vardır. Evet ama aynı zamanda maddi ve katı bir şey de. Orada dış dünyada vuku bulan ölümler, her gün bizi sel gibi boğan yüz binlerce ölüm, muazzam isimsizlikleriyle cisimsizdir de. Arkadaşlarımızın ölümüyse mahremiyetimizden bize ait olan ve bizim de ait olduğumuz bir şeyi çekip götürür."
--reklam--
Bütün İnsanlar Yalancıdır İncelemesi - Şahsi Yorumlar
KOLAY GÖRÜNÜRDÜ AMA DEĞİLDİ: “Bize benzeyen onca ayna görüntüsünün içinden hangisinin bizi tam olarak yansıttığını, hangisinin ihanet ettiğini nereden bileceğiz? Dünyada kapladığımız küçük mü küçük noktadan bakarak hatalı imgelemler olmaksızın kendi kendimizi nasıl gözlemleyebiliriz?” (s.156) İki hafta önceydi. Tatile çıkarken yanıma almak için fazla yer kaplamayacak, çabuk bitecek, sıkmayacak, çok göze batmayacak bir kitap ararken, rafların üzerinde usulca okunmayı bekleyen diğerlerinin arasından seçtim bu kitabı. Tüm kriterlerime uyan bir şezlong kitabı gibi geldi bana. Yoksa hali hazırda okumaya devam ettiğim büyülü Güney Amerika efsanelerinden takoz gibi kalın Cortazar’ın Seksek’i ile valizimi bir kat daha ağırlaştırmayı göze alamazdım. Üstelik kalın kitaplarla görünmek insanlarda bir vurgu- çok okuyorum- hissi uyandırabilir neme lazım:) Bence has, öz kitap kurtları kitaplarını kıskanır ve milletin gözüne sokmaktan pek hoşlanmazlar. Kafelerde, orda burda ellerinde kitapla dolaşan tipleri de hiç sevmezler. Hani şu elinden kitap düşmediği halde hâlâ -de ve -da’ları doğru yerde ayrı yazamayan, mrb, slm, knk…vb. kısaltmalarla ağzını yaya yaya klavye diliyle konuşan tipleri işte! İnsanların teşhir budalası olduğu şu saçma sapan çağda yaşasaydı S. Ali, Kürk Mantolu Madonna’dan utanırdı vallahi. Her neyse dedikodu bir yana, kitabın adına gerçekçi bir sempati duyarak almıştım bu kitabı İstiklal’deki YKY’den: ‘Bütün İnsanlar Yalancıdır.’ Ben de kitap ismiyle aynı fikirdeyim amma velâkin kitabın başlıkla alakası pek yok. Bir yazarın ölümünün ardından ölmeden önce onu son olarak gören dört kişinin ağzından çıkan cümlelerle anlatılan bir öykü. Öldükten sonra sizin hakkınızda söylenenler ne kadar umrunuzdaysa öyle mi yaşarsınız acaba, yoksa bunu hiç mi hiç düşünmeden mi? Öldükten beş dakika sonra herkes için sadece bir nesne oluvermenin ağırlığına hiç değinmeden o yaşıyormuş gibi seçilmiş anlatılar. Usta bir güneyli kalem daha! Şu Arjantin’in havasından soluyan suyundan içen edebiyatçı olmuş arkadaş Borges ve şürekası resmen, denk geldi ne diyelim. Cortazar’ı evde bıraktık Alberto Manguel’le yola koyulduk. Anlatılan kişiden çok anlatıcıların hayatları ön planda. Onların hayatlarında önlerinden geçen bir tren kadar, düşen bir yaprak gibi, akan bir nehir misali iz bırakmak; herkes için olağan. Hepimiz için geçerli. İşte bu sıradanlık romanı sıradışı yapmış. Borgesvari cümleler, yormayan paragraflar, buzlu bir şişe içecek ve dalga sesleri arasında güzel gitti ama bitirmek yine eve kaldı. Şimdi de parmak arası terliklerimin sabote ettiği ayaklarımın üzerinden güneşte fazla kalmanın cezası olarak soyulan derilerimi koparırken yazdım bu satırları. Daha fazla iğrençleşmeden bitireyim. Cortazar’a dönme vakti. Evde olmak gibisi yok, oh!! kitap/butun-insanlar-yalancidir--4001 (Özlem Özmen)
Kitap arka kapakta da bahsedilen dört kişinin monolog olarak konuşmaları şeklinde gerçekleşiyor. Dürüst olmak gerekirse ben monolog okumayı seven birisi olduğum için severek okudum başlardan itibaren. Ayrıca kitabın bir ilginç özelliği, bahsedilen ve anlatımda bulunan dört kişiden birisi yazarın kendisi, yani Alberto Manguel. Ve biz de zaten kitaba ilk bölümde onun anlatımıyla başlıyoruz. Biraz fazla daldan dala atlayan - ki bunu kitapta da defalarca söylediğini okuyoruz -, bolca betimlemeli bir anlatıştı bu. Bevilacqua’nın hayatını kısmen onun anlattıkları, kısmen de kendi gözünden düşünceleriyle görüyoruz. İkinci bölümde sevgilisi Andrea anlatmaya başlıyor ve daha ilk cümlesiyle beraber Manguel'in ilk bölümde anlattığı her şeyden şüpheye düşürüyor. Andrea bütün bölüm boyunca Bevilacqua’yı kendi gözünden anlatıyor ve anlattıkları Manguel ile çok farklı. Üçüncü bölümde hapishane arkadaşı Domuz'u dinliyoruz bu kez. Bu bölümde ufak bir farklılık olarak Bevilacqua’nın hayatından çok Domuz'un hayatıyla ilgili şeyler okuyup farklı bir gerçeklikle karşılaşıyoruz. Dördüncü bölümde ise Gorostiza bir şeyler anlatıyor ama inanın ilk başta ne olduğunu bir gram anlamadım ve gerçekten yoruldum okurken, ama sonrasında öyle bir noktaya geldi ki; gerçekten bütün insanlar yalancıdır dedim biterken. Beşinci ve son bölümde sözü kendisini ilk kez duyacağımız gazeteci Terradillos alıyor ve kitabın kapanışı gerçekleşiyor. Kitap zaman zaman durağanlaşan bir yapıya girse de ben okurken keyif aldım. Herkese öneriyorum diyemem ama monologlar ve insanların aynı olaylara farklı bakışlarını ve hatta yalanlarını görmek isteyenler okuyabilir diyorum. (Alper Yazır)
Yazarın cesedi kanlar içinde bulunur. Bu olaydan tam otuz yıl sonra bir gazeteci, ölen yazarın hayatını araştırır. Olaya, yazarın o dönemdeki yakın çevresinden başlar.Yakın çevresini oluşturan dört kişi, arkadaşı, arkadaşının sevgilisi, hapishane arkadaşı Domuz ve yayıncısıdır. Aldığı bilgiler doğrultusunda anlar ki olayı herkes kendine yönelik anlatır. Tüm yaşananları dinledikten sonra gazeteci hiç düşünmediği bir sonuca ulaşır. (Neslihan Gaye Kahveci)
--reklam--
Bütün İnsanlar Yalancıdır PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Alberto Manguel - Bütün İnsanlar Yalancıdır kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bütün İnsanlar Yalancıdır PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Alberto Manguel Kimdir?
Alberto Manguel 1948'de Buenos Aires'te Arjantinli bir ana babanın çocuğu olarak doğdu. Çocukluğunu babasının diplomatik görevi nedeniyle İsrail'de geçirdi. Çek bakıcısından İngilizce ve Almanca öğrendi. Anadili İspanyolcayı, 1955'te Arjantin'e döndükten sonra öğrendi.
Öğrenciliğinde Jorge Luis Borges'e dört yıl süresince kitap okudu. Yaşamını Fransa, İtalya ve İngiltere gibi değişik ülkelerde sürdüren Manguel, 1988'den beri Kanada vatandaşı.
Yazarlığı yanında çok dilli bir çevirmen, antoloji yazarı ve yayıncı olarak uluslararası ün kazanan Manguel'in başlıca yapıtları arasında Hayali Yerler Sözlüğü (Çev. Sevin Okyay-Kutlukhan Kutlu, YKY, 2005), 1992'de McKitterick Ödülü'nü kazanan romanı News from a Foreign Country Came (Yabancı Bir Ülkeden Haberler Geldi) ve Kanada'da Kurmaca-Dışı dalında Genel Vali Edebiyat Ödülü'nü kazanan Reading Pictures: A History of Love and Hate (Resimleri Okumak: Aşk ve Nefretin Tarihi) sayılabilir.
Manguel'in Türkçeye çevrilen diğer kitapları şunlardır: Başka Ateşler: Latin Amerikalı Kadın Hikayeciler Antolojisi (Çev. Tomris Uyar, 1988); otuzdan fazla dile çevrilip uluslararası bir çoksatar olan, Times Literary Supplement tarafından Yılın En İyi Kitapları arasına seçilen ve Fransa'da Médicis Ödülü'nü kazanan Okumanın Tarihi (Çev. Füsun Elioğlu, YKY, 2001); Borges'e kitap okuduğu günlere ilişkin anılarını anlattığı Borges'in Evinde (Çev. Cem Akaş, YKY, 2002), Palmiyelerin Altında Stevenson (Çev. Cem Akaş, YKY, 2004), Okuma Günlüğü (Çev. Mehmet H. Doğan, YKY, 2007), Geceleyin Kütüphane (Çev. Dilek Şendil, YKY, 2008), Kelimeler Şehri (Çev. Esen Ezgi Taşcıoğlu, YKY, 2009).
--reklam--
Alberto Manguel Kitapları - Eserleri
- Dönüş
- Borges'in Evinde
- Okumanın Tarihi
- Ayrıntılara Aşık Adam
- Kelimeler Şehri
- Gezgin, Kule ve Kitapkurdu
- Palmiyelerin Altında Stevenson
- Bütün İnsanlar Yalancıdır
- İlyada ve Odysseia - Homeros
- Okuma Günlüğü
- Kütüphanemi Toplarken
- Tanpınar'ın İzinde Beş Şehir
- Efsanevi Yaratıklar
- Geceleyin Kütüphane
- Okumalar Okuması
- Yabancı Bir Ülkeden Haber Geldi
- Merak
- Hayali Yerler Sözlüğü
- Ulises'in Dönüşü
- Başka Ateşler
- Resimleri Okumak
--reklam--
Alberto Manguel Alıntıları - Sözleri
- Bir geri kalmışlık,bir çirkinlik.... "Geçmişin kayıpları ile malul bir kent" yani.... (Hayali Yerler Sözlüğü)
- Her okur belli bir kitaba bir miktar ölümsüzlük getirmek için vardır. Okuma bir bakıma yeniden doğum ritüelidir. (Geceleyin Kütüphane)
- Kimi okurlar Aineias destanının ikinci bölümünde biraz hayal kırıklığına uğramıştır; bunun nedeni Vergilius'un bu bölümü gereğince işleyecek zamanı bulamamasından çok, Peter Levi'nin ustaca altını çizdiği üzere, Vergilius'un "Homeros dünyasının birincil ilkesini, yani şiirin yeniklere ve ölülere aidiyetini," anlayamamasıdır. Vergilius'un şiirinde Aineias, bizzat Agustus'un mirasçılık ettiği hanedanın kurucusu ve haliyle muzaffer bir kahramandı. Oysa Homeros'ta gerçekten kazanan yoktu. (İlyada ve Odysseia - Homeros)
- Yolsuzluk, açgözlülük ve şiddet tutkusunun sebep olduğu durumlar hakkında ciddi endişeler taşımak ile kimsenin sorumlu tutulmadığı, bizi bekleyen kötü talihimize yalancıktan yanmak arasında fark vardır. Gerçekten de korkunç şeyler olmuştur ve her gün ve her gece hala daha olmaktadır, ama bunun sebebi bir öğleden sonra başımıza düşüp bizi öldürecek olan bir kazma değil, daha çok, ahlak dışı hareket eden bir sürü kadın ve erkeğin eylemidir. (Efsanevi Yaratıklar)
- Her şey bir tuzak olabilir. (Bütün İnsanlar Yalancıdır)
- Ama yenik Troyalılara düşmanlarına karşı "ölümlerinden sonra" bir zafer kazandırarak, efsaneyi gerçek tarihe benzer bir şeye dönüştüren Vergilius'tur. (İlyada ve Odysseia - Homeros)
- İspanyolca'da "bekleme" sözcüğü espera, "umut" anlamına gelen esperanza ile aynı kökten geliyor. Gide, Günlük'ünde şunu söylüyor: “Sala de espera. Ne güzel bir dil bu, beklemeyi umutla karıştırıyor!'' (Okuma Günlüğü)
- "Okumak ve yazmak bana teselli vermiyor ama uzaklaştırıyor." Dünyanın gürültüsünden uzaklaşmak Düşünecek bir yer bulmak. (Geceleyin Kütüphane)
- Çağdaş Türkiye’nin kurucusu Atatürk 1933’te yaptığı bir konuşmasında ‘’Tarih bir köprüdür.’’ demişti. ‘’Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını beklememeliyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gereklidir.’’ (Efsanevi Yaratıklar)
- Terk edilmiş kütüphaneler orada çalışmış yazarların gölgelerini barındırır ve onların dalgınlıkla geldikleri uğrak yeridir. (Geceleyin Kütüphane)
- Yüzümüz, ömrümüz boyunca değişir. Yaş, tecrübe, hisler, kazalar ve ışşığın değişimleri bize ait olduğunu düşündüğümüz özellikleri değiştirir, öyle ki, ayna durmadan şaşırtabilir bizi. (Resimleri Okumak)
- Bilmem aşık olmak nedir bilir misiniz...Her şeyi kucaklayan gök kubbe altında, başka bir vaziyete bürünmek. Demek istediğim mutlak esaret,ellerin ve zihnin koşulsuz şartsız,geri döndürülemez biçimde teslimiyeti. (Bütün İnsanlar Yalancıdır)
- Belle Epoque döneminin hoppaları, Dr.Johnson ile birlikte, suyun vücudu yumuşattığına, kirinse sağlıklı bünyeye işaret ettiğine inanıyordu. (Ayrıntılara Aşık Adam)
- Cooper eserini yarıladığında onun sürekli gecenin geç saatlerine kadar oturmasına öfkelenen karısı gizlice çalışma odasına girmiş, bütün notlarını alıp ateşe atmış. (Kütüphanemi Toplarken)
- Mutlu ve müşfik bir kadının elinden çıkmış gibiydi tabiat. (Resimleri Okumak)
- MÖ yedinci yüzyılın İyonyalıları, Nil deltasının batı uçlarında ve İkinci Katarakt'ta dükkanlar açmış girişimci tacirlerdi; bunlar arasındaki en maceracıların adları Ebu Simbel'deki devasa heykellerin bacaklarında yazılıdır. Bu kişiler Mısır'dan harika bir icadı, papirüs tomarlarını getirmiş ve Herodot'a göre Yunanlar bunlara, kendi kitapları parşömenden yapıldığından diphteria, yani "deriler" demeyi sürdürmüşlerdir. (İlyada ve Odysseia - Homeros)
- “Borges için gerçeğin çekirdeği kitaplardaydı; kitap okumakta, kitap yazmakta, kitaplar hakkında konuşmaktaydı. Binlerce yıl önce başlamış olan ve asla bitmeyeceğine inandığı bir diyalogu sürdürdüğünü, derinlerde bir yerde biliyordu. Kitaplar geçmişi yeniden kuruyordu.” (Borges'in Evinde)
- "Tek bir satırı derinlemesine ve ayrıntısıyla okuma edimi Aziz Augustinus'a göre geçmişin, bugünün ve geleceğin butün kütüphanelerini aksettirir, her sözcük geriye doğru Babil'e ve ileriye doğru kıyamet borusuna kadar çınlardı." (Gezgin, Kule ve Kitapkurdu)
- "Beni sevdin çünkü şeytan olduğumu düşündün," (Palmiyelerin Altında Stevenson)
- Kelimeler bize, bir toplum olarak dünyanın ne olduğuna inandığımızı gösterir. (Okumalar Okuması)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin