Kitap Künyesi

Yazar: Holly Black

Çevirmen: Deniz Evliyagil

Orijinal Adı: The Coldest Girl in Coldtown

Yayın Evi: Artemis Yayınları

İSBN: 9786051426310

Sayfa Sayısı: 456

--reklam--

Buzkentin En Soğuk Kızı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"Kimse holly black gibi yazamıyor. Buzkent en sevdiğim fantastik roman mekânlarından biri oldu."

- John Green-

Buzkent tüyler ürperticiydi. Tana bunu herkesten iyi biliyordu. Görkemli bir kafes,

tehlikeli bir hapishaneydi. Lanetliler ve onlarla eğlenmek isteyenler için kusursuz bir mezarlıktı.

Tana'nın dünyasında Buzkent denen, duvarlarla çevrili şehirler vardı. Karantinaya alınmış canavarlarla insanların yaşadığı Buzkentler, av ve avcının bir arada olduğu kanlı bir hapishaneydi. Ve Buzkent'in kapısından bir kez içeri girince, bir daha çıkamazdınız...

Tana son derece sıradan bir partinin sabahında uyandığında, kendini cesetlerin arasında bulacaktı. Korkunç katliamdan onun dışında iki kişi daha sağ kurtulmuştu. Tana'nın sevimli eski erkek arkadaşı ve korkunç bir sır saklayan, gizemli bir genç adam. Tana; üçünün de hayatını kurtarmak için bildiği tek yolu izleyecek, doğruca Buzkent'in dehşet verici kalbine gidecekti.

"Zengin bir atmosfere ve karmaşık karakterlere sahip müthiş bir hikâye."

-VERONICA ROTH, "Uyumsuz Üçlemesi"nin yazarı-

"Karanlık bir şölen. Okurken heyecan ve tedirginlikten yerinizde duramayacağınız bir roman."

-Entertainment Weekly-

--reklam--

Buzkentin En Soğuk Kızı Alıntıları - Sözleri

  • "Her kahraman kendi hikâyesinin kötü adamıdır."
  • Her kahraman kendi hikayesinin kötü adamıdır.
  • İyi yanından bakarsak ölüm sırtüstü yatarak kolayca yapılacak birkaç şeyden biri. - Woody Allen
  • Hepimiz kendi tedavimizden kaçıyoruz. Çünkü tüm hastalıkların tedavisi ölümdür.
  • Ölümün de herkes gibi beğenileri, favorileri var. Ölümün sevdikleri ölmez.
  • Tanri sevdigi kullunu erken alir.
  • "Her kahraman kendi hikâyesinin kötü adamıdır."
  • Hepimiz kendi tedavimizden kaçıyoruz. Çünkü tüm hastalıkların tedavisi ölümdür.
  • Hiçbir şey ölümden daha güzel olamaz.
  • "Condammè à mort"
  • "Gördün, değil mi? Beni az kalsın kalbimden vuracaktı." "O zaman tamamen güvendeymişsin," dedi Gavriel. "Ne de olsa bir kalbin yok."
  • "Ölüm neden yaş ve gençlik arasında ayrım yapar diye mi soruyorsun? Dedi Gavriel sakince." Ölümün de herkes gibi kendine göre beğenileri,favorileri var. Ölümün sevdikleri ölmez."
  • "Senin çığlıkların bir başkasının aşk haykırışlarından daha tatlı gelecek bana."

--reklam--

Buzkentin En Soğuk Kızı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kitabın işlenişi, karakterler güzeldi. Elinizden bırakamayacağınız bir kitap. Fakat sonu beni pek tatmin etmedi açıkcası biraz boşluk hissi yarattı. Onun dışında beğendim tavsiye edilebilir. (yaren)

3.5/5: Yılın son kitap yorumunun bu kitap olacağını asla düşünmezdim çünkü şansa bkm kitapta 9.90 tl olduğunu gördüğüm için kitabı almıştım. (Ah ah şimdi baktım bkm'de bile 30 tl bandında bir etiket fiyatı var) Alırken haliyle konusundan haberim yoktu. Tek bildiğim kitabın fantastik olduğuydu, ayriyetten normalde bir kitabı alırken goodreads veya 1000 kitaptan kitabın yorumunu okuyan ben kitabı bu derece ucuz görünce yorum okumadan sepetime ekledim ve aldım. Bu yüzden ilk defa bir kitabı okurken hiç kimsenin yorumundan etkilenmedim. Neyse çok fazla boş yapmadan önce kitabın konusundan biraz bahsedeyim sonra yorumuma geliriz. Konusu: Tana adındaki kızımızın Amerika'sında -hoş dünyasında demek daha doğru olur- Buzkent adında şehirler var, bu şehirler vampir olanlar veya herhangi bir vampir tarafından ısırılmış insanlardan oluşuyor - vampire dönüşmek isteyen "bella swan" tiplerimizi de var buralarda onları unutmayalım- Bu kentleri devlet koruyor ve buraya giren insanlar nişana sahip olmadıkları sürece buradan çıkamıyorlar. Nişan almak için ise bu buzkentlerden herhangi birisine vampir teslim etmeleri gerekiyor. Vampir olmayı ise yazar virüs yoluyla bulaşan - ah koronadan beri neredeyse okuduğum her kitapta bir virüs konusu var- Soğuk adlı bir hastalık ile tasvir etmiş. Yanlış hatırlamıyorsam herhangi bir vampir tarafından ısırılmış insan 88 gün(?) boyunca hiçbir şekilde insan kanı içmemeli yoksa ölüp vampir olarak tekrar doğuyor. Tana, Lance adındaki arkadaşının partisine gittiğinde eski sevgilisi Aidan ile karşılaşmamak için banyoda duruyor ve içip içip küvete sızıyor. Sonrasında uyandığında ne görsün, etraf kan banyosuna dönmüş. Vampirler partiye baskın düzenlemişler ve kızımız ile eski sevgilisi dışında partide olan herkesi öldürmüşler. Bir de kızımız o evde gizemli, deli, main karakterimiz Gavriel adındaki bir vampire de rastlıyor. Kendisini ve Aidan'ı kurtarırken bir yandan da vampirişkomuza da acıyıp onu da kurtarıyorlar. Bundan sonra o kadar çok şey yaşanıyor ki kitap hakkında başka bir şeyden daha bahsetsem eminim ki spoiler olur. Spoiler olmadan tek diyebileceğim şey kitabın arka kapaktaki tanıtım bülteninde yazdığı gibi "Tana; üçünün de hayatını kurtarmak için bildiği tek yolu, izleyecek, doğruca Buzkent'in dehşet verici kalbine gidecekti." Yorumum: Kitabın konusunun gayet güzel olduğunu düşünüyorum. Klasik vampir kitapları gibi yansıtılmamıştı vampirler ki bu da benim gözümde kitaba artı puan kazandırdı. Kadın karakteri sevdim, gayet gözü pek bir kızımızdı; hele kitabın sonunda sırf kardeşi kurtulsun diye yaptığı hareket gerçekten takdire şayandı. Erkek karakteri de sevdim, deli falan olsa bile bizim kızı önemsiyordu ya; benim için geri kalan şeyler çok önemli değildi. Buraya kadar kitabı övmüş olsam bile birazcık da eleştiride bulunmak istiyorum. Şimdiiii, öncelikle ey Holly Black böyle bir kurguyu niye stand-alone yaptın?? Ayrıntılı anlatılması gereken yerleri çok hızlı geçmiş ve giriş bölümünü gerçekten uzun tutmuşsun Black'cim. Yani kitap zaten 420 sayfa mı ne sen bunun 120. sayfasında karakterleri hala Buzkent'e sokmamıştın. Başının bu kadar yavaş ilerlemesinin bir diğer sıkıntısı ise kitabın yarısında falan kitabın sonunun acayip belirsiz olmasıydı. Biliyorum, belki bazılarınız kitabın sonunu tahmin etmeyi sevmiyorsunuz ama kitabın sonu da az buçuk belli olmalı canım. Bir ara acaba karakter yatağından gerinerek kalkıp her şeyin bir rüya olduğunu falan sanacağını düşündüm -Allah'tan öyle olmadı yoksa travma falan yaşardım- Sonları da bir o kadar hızlı ilerledi. Spoiler'lı yorum girmeyi sevmeme rağmen buna spoilerlı yorum bile giremiyorum yani. Velhasıl kelam yorum olmayan yorumumu okuduğunuz için tşk ve yeni yılınız kutlu olsun<33 (Zei Aksoi)

Hic ummadigim kadar iyi bir romandi. Bitmesini istemedim. Okumaya basladigimda kitabin vampirleri icerdigini hic bilmiyordum. Kitabi bir indirimden kargo ucreti odememek icin almistim ve yillardir okunmayi bekliyordu. Bildigimiz basit vampir hikayelerinden farkli oldugunu soyleyebilirim. Kurgusunu asiri begendigim icin yazarin diger kitaplarini da ilk firsatta okuyacagim. (Burcu)

--reklam--

Buzkentin En Soğuk Kızı PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Holly Black - Buzkentin En Soğuk Kızı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Buzkentin En Soğuk Kızı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Holly Black Kimdir?

Holly Black 1971 yılının Kasım ayında, New Jersey’de doğdu. Resimler ve oyuncak bebekler yapan annesi, onun hayalet ve perilerle dolu kitaplarına ilham kaynağı oldu. Holly, karanlıktan da korkuyordu. Kız kardeşi Heidi ile birlikte hayali cadı kazanları kaynatan Holly, her şeye rağmen mutlu bir çocukluk geçirdi.

Ergenlik dönemini; Zindanlar ve Ejderhalar oynayarak, punk rock dinleyerek ve geceleri geç saatlere kadar kitap okuyarak geçirdi. Bu sürede, Holly, birçok şiir, bir tiyatro oyunu ve KNIGHTS OF THE SILVER SUN adında bir roman yazdı. Aynı zamanda, özel okula giden bir ressam olan Theo Black ile tanıştı. Birlikte Filedelfiya’ya taşındılar ve üniversiteye başladılar.

Mezuniyetin ardından, oyun dergisi “d8”de geceleri çalışmaya başlayan Holly, daha sonra New York’ta bir iş buldu. d8 dergisi sayesinde, çok sevdiği yazar Steve Berman ve çizer Tony DiTerlizzi ile tanıştı. Yine bu zamanlarda, ‘TITHE: A Modern Faery Tale’ isimli, fantastik romanını yazmaya başladı.

Holly, şu anda, 1999 yılında evlendiği Theo ile birlikte, West Long Branch, New Jersey’de yaşıyor.

--reklam--

Holly Black Kitapları - Eserleri

  • Zalim Prens
  • Lanetli Kral
  • Esrarengiz Köşk
  • The Queen of Nothing
  • Buzkentin En Soğuk Kızı
  • Büyülü Taş
  • Lucinda'nın Sırrı
  • Gecenin Karanlığında
  • Yutanhoyrat'ın Gazabı
  • The Wicked King
  • Beyaz Kedi
  • Nixie'nin Şarkısı
  • Devleşen Sorunlar
  • Ejderha Kral
  • Kırmızı Eldiven
  • Kara Yürek
  • How the King of Elfhame Learned to Hate Stories
  • Zehir Yiyenler
  • The Lost Sisters
  • Ormanın En Karanlık Köşesi
  • Lucifer
  • Lucifer
  • Lucifer
  • Lucifer
  • Lucifer
  • Lucifer
  • Lucifer
  • Lucifer
  • Lucifer
  • Lucifer
  • Lucifer
  • Lucifer
  • Lucifer
  • Lucifer
  • Lucifer
  • Lucifer
  • Lucifer
  • Lucifer
  • Lucifer
  • Doll Bones
  • Tithe
  • The Spiderwick Chronicles, The Complete Series
  • A Flight of Angels
  • The Modern Faerie Tales: Tithe - Valiant - Ironside
  • Heart of the Moors

--reklam--

Holly Black Alıntıları - Sözleri

  • "Ölüm neden yaş ve gençlik arasında ayrım yapar diye mi soruyorsun? Dedi Gavriel sakince." Ölümün de herkes gibi kendine göre beğenileri,favorileri var. Ölümün sevdikleri ölmez." (Buzkentin En Soğuk Kızı)
  • I like him better than I’ve ever liked anyone and that of all the things he’s ever done to me, making me like him so much is by far the worst. (The Wicked King)
  • Villains were wonderful. They got to be cruel and selfish, to preen in front of mirrors and poison apples, and trap girls on mountains of glass. They indulged all their worst impulses, revenged themselves for the least offense, and took every last thing they wanted. And sure, they wound up in barrels studded with nails, or dancing in iron shoes heated by fire, not just dead, but disgraced and screaming. But before they got what was coming to them, they got to be the fairest in all the land. (How the King of Elfhame Learned to Hate Stories)
  • “İnsan yavrusu benzer bir yılana. İnanmak kolay değil sözünü tutacağına.” (Büyülü Taş)
  • Not a heart of stone, but a heart of fire. (How the King of Elfhame Learned to Hate Stories)
  • “Arkamdan gözyaşı dökecek kadar seviyor musun beni?” Bu sözleri boynuma sarf ediyor. Nefesini hissediyorum, ensem gıdıklanıyor, ihtiras ve huzursuzlukla karışık ürperiyorum. “Yani canın yanarsa mı?” “Yani canını yakarsam.” Tüylerim diken diken oluyor. Hoşuma gitmiyor. En azından altında kalmıyorum. “Canımı yakarsan ağlamam. Ben de senin canını yakarım.” (Zalim Prens)
  • Kiss me until I am sick of it. (The Wicked King)
  • “Bir adamın gövdesi çıkacak karşına Benim gizim bütün insanoğluna Ne zaman ki sahte ve gerçek aynı olur Çok geçmez ünüm sana da ulaşır Yukarı ve bir daha yukarı çıkacaksın Sevgili dostum, bol olsun şansın” (Esrarengiz Köşk)
  • “Whatever you do to me,” I say, too angry to stay quiet, “I can do worse to you.” “Oh,” he says, fingers tight on mine. “Do not think I forget that for a moment.” “Then why?” I demand. “You believe I planned your humiliation?” He laughs. “Me? That sounds like work.” (The Wicked King)
  • “If you’re the sickness, I suppose you can’t also be the cure.” (Lanetli Kral)
  • “You think you’ve made your story long enough for the sun to rise and catch me unawares, but you’re wrong. And it will take only a few moments to kill you, kingling.” “And you think it was sunrise I was waiting for and not my queen. (How the King of Elfhame Learned to Hate Stories)
  • “Kendi benliğinden asla kopamazsın.” (Gecenin Karanlığında)
  • İşte sana aile. Onlarla da olmuyor onları öldürerek de... (Kara Yürek)
  • You must be strong enough to strike and strike and strike again without tiring. The first lesson is to make yourself that strong. (The Wicked King)
  • Suçluluk duygusu insani delirtmez mi? Bir iltihap gibi içinizde büyür. (Beyaz Kedi)
  • Hasret zayıf tutkuları söndürür, güçlü olanları harlatır. (Beyaz Kedi)
  • "Hepsinden öte, senden nefret ediyorum çünkü aklımdan çıkmıyorsun. Sürekli. İğrenç ve engel olamıyorum." Nutkum tutuluyor. "Galiba beni vurmalısın," diyor, yüzünü uzun parmaklı tek eliyle örterek. "Benimle kafa buluyorsun," diyorum. (Zalim Prens)
  • What was she thinking? Why wasn’t she yelling? He found himself wishing that she was mad—at least that he would understand. Her quiet sadness was more frightening. It was like this was all she expected of him. (Gecenin Karanlığında)
  • Be good, but not too good. Be pretty, but not too pretty. Be honest, but not too honest. Maybe no one got lucky. Maybe it was too hard. (The Lost Sisters)
  • "Tatlı Jude. Sen benim en güzel cezamsın." (Lanetli Kral)