Kitap Künyesi

Yazar: Ray Bradbury

Çevirmen: Ümit Kayalıoğlu

Yayın Evi: İthaki Yayınları

İSBN: 9786053757269

Sayfa Sayısı: 136

Cadılar Bayramı Ağacı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Özel günler için yazılmış, hem çocukların hem de yetişkinlerin okuyabileceği bazı benzersiz öyküler vardır; Charles Dickens'ın Bir Noel Şarkısı örneğin. Ya da Ray Bradbury'nin ürkütücü romanı Cadılar Bayramı Ağacı.

Sekiz erkek çocuğu Cadılar Bayramı gecesinde kasabanın kıyısındaki perili evde toplanmışlardı. Ancak arkadaşları Balbağı beklenmedik bir şekilde ortadan kaybolduğunda onu bulmak zorunda olduklarını biliyorlardı. Onlara yardım edebilecek tek kişi ise uzun boylu ve gizemli biri adamdı. İşte bu adamın anlatacağı geçmişe dair hikâyelerle çocuklar, uzak diyarlardaki sonbahar manzaralarında esen siyah rüzgâra binip yılın bu karanlık döneminde başka yerlerde bu bayramın nasıl kutlandığına şahit olacaklardı.

Sonbahar Ülkesi ve Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana gibi korku edebiyatı başyapıtlarının yazarı Ray Bradbury'den Cadılar Bayramı ve tarihi üzerine yazılmış tüyler ürperten bir klasik.

"Cadılar Bayramı'nın ne olduğunu öğrenmek ya da tekinsiz bir maceranın parçası olmak istiyorsanız bu gizemli yolculuğa çıkın. Zira Ray Bradbury'den daha iyi bir rehber bulmazsınız."

Boston Globe

"Bradbury'yi okuyana kadar, bir kitabın size böyle şeyler hissettirebileceğini bilmiyordum."

Joe Hill

Cadılar Bayramı Ağacı Alıntıları - Sözleri

  • Güneş sonbaharda öldü ve soğuk kışta gömüldü.
  • Of, vay canına, bir dakika oluyor kahkahalar atıyorum, bir sonraki dakika korkuyorum…”
  • Yıldızlara ulaştığınız zaman, çocuğum, evet, bütün korkular gidecek ve Ölüm’ün kendisi de ölecek.
  • Güneş asla geri gelmeyecek! Kış sonsuza kadar devam edecek! Bu kez güneş gerçekten öldü.
  • Kurtları kovabilirlerdi ama anıları hayır, hayaletleri hayır.
  • Güneş sonbaharda öldü, soğuk kışta gömüldü.
  • Göz kapaklarının arkasında, gecenin geç saatlerinde, anı hayaletleri seslendiler, böylece maymun adamlar uyandı, ateşe ince dallar attı, titredi, ağladı. Kurtları kovabilirlerdi ama anıları hayır, hayaletleri hayır.
  • Yıldızlara ulaştığınız zaman çocuğum evet, bütün korkular gidecek ve ölümün kendisi de ölecek.
  • Karanlık, karanlığın içine geçti.
  • Ölüm onların hayatlarının tam ortasındaydı, kursağıydı, ışığı, ruhu ve bedeniydi!
  • Ölüler diyarı için bir cenaze armağını gibi paketlenmek hiç de eğlenceli değil.
  • "Bir süpürge tarafından saldırıya uğranınca yapılacak tek bir şey vardır. Sıkı tutunmak"
  • Gece ve gündüz. Yaz ve kış. Tohumlama ve hasat zamanı. Yaşam ve ölüm.
  • Mısırlılar, onları sonsuza kadar dayanacak biçimde inşa ettiler. On bin yıl için plan yaptılar. Mezarlar, çocuklar, mezarlar. Gömütler. Mumyalar. Kemikler. Ölüm, ölüm. Ölüm onların hayatlarının tam ortasındaydı, kursağıydı, ışığıydı, ruhu ve bedeniydi!
  • Ağaçtaki balkabakları sadece balkabağı değillerdi. Her birinin üzerinde oyulmuş birer yüz vardı.

Cadılar Bayramı Ağacı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Cadılar Bayramı Ağacı, Cadılar Bayramı'nın anlamına ve tarihine odaklanan, mitolojik bilgilere değinen kolay okunan kısa bir hikayeydi. Fakat anlatım tarzı benim içeriğe odaklanmamı engelledi. Şiirsel ifadesi ve betimlemeleri sebebiyle konudan uzaklaştığım, dikkatimi toparlamakta zorlandığım bir okuma süreci geçirdim. Karanlık Kitaplık serisinde yer alan bu kitapta; korkutucu öğelerden ziyade masalsı unsurlar ön plana çıkmakta. Cadılar Bayramı için bir araya gelen 8 çocuk, arkadaşları Balbağı'nı beklemek üzere şehrin sınırındaki Perili Eve giderler. Ancak Balbağı gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur. Perili Evin arka tarafında balkabaklarının asılı olduğu bir ağaçla karşılaşırlar. İşte burada ortaya çıkan Bay Kefenyığını onlara Cadılar Bayramı'nı anlamak ve arkadaşlarını bulmak istiyorlarsa, kendisi ile birlikte bir yolculuğa çıkmaları gerektiğini söyler. Karanlık çağlardan günümüze; Mısır'dan,İngiltere, Fransa ve Meksika'ya uzanan; mumyalar, hayaletler, iskeletler,cadılar ve büyücülerle dolu bu yolculuk ile Cadılar Bayramı'nın tarihi gözler önüne serilecektir. Ray Bradbury'nın ifade şekline alışkın olan ve şiirsel betimlemeleri seven kişiler ilgilenebilirler. "Her gece bir Cadılar Bayramı'dır,her gece, her bir gece sizler şehirler ve kasabalar yapıp içinde saklanarak biraz dinleninceye, biraz soluk alıncaya kadar, karanlık ve korkutucudur." (Aylin Büyüksavaş)

Kitap çok akıcı ve sürükleyici. 8 arkadaşın kaybolan arkadaşlarını arama maceraları cadılar gününün tarihsel anlatımı üzerinden öykülendirilmiş.Kısa sürede biteceği için keyifle okunacak bir kitap. Tavsiye ederim. Ümit Kayalıoğlu ‘ na değerli çevirisi için teşekkürler. (Memo)

Orijinal adı “The Halloween Tree” olan kitap, Cadılar Bayramı’nı ve bayramın kökenini oluşturan Samhain Kelt festivalini konu alıyor. #laflayalım Cadılar Bayramı, yani “Halloween” All Hallow’s Eve (Azizler Günü’nün arifesi) kavramının kısaltmasıdır. Samhain ise geleneksel olarak her yıl 31 Ekim'den 1 Kasım'a kadar kutlanılan, Kış mevsiminin gelmesini işaretleyen ve Azizler Günü ile birlikte Cadılar Bayramı'nın kökenini oluşturan bir Kelt festivalidir. ‍️Yani Samhain, “popüler inancın aksine “ölülerin tanrısı için bir kutlama değil, hasat mevsiminin sonunun ve kışın başlangıcının kutlanmasıdır.” Ve birçok açıdan Cadılar Bayramı’ndan farklıdır. En basiti Samhain kutsal bir festivalken, Cadılar Bayramı insanların eğlendiği bir bayramdır. #hakkında Kitap, Cadılar Bayramı döneminde perili bir evde arkadaşlarını kaybeden sekiz kişilik bir arkadaş grubunu ve yaşadıklarını anlatıyor. Çocukların kaybolan arkadaşlarını bulmalarına yardım etmek için karşılarına eski söylenceleri tekrar gün yüzüne çıkaran Carapace Clavicle Moundshroud adında gizemli bir adam ortaya çıkıyor. Çocuklar bu adamın anlatacağı geçmişe dair hikayelerle uzak diyarlarda yılın bu dönemindeki kutlamalara şahit olacaklardır. #karanlıkkitaplık serisinin 24. kitabı olan eseri çevirmeni, farklı bilimkurgu ve korku romanlarını da dilimize kazandıran #ümitkayalıoğlu kitap/cadilar-bayrami-agaci--185688 (Meltem Bige)

Kitabın Yazarı Ray Bradbury Kimdir?

Raymond Douglas Bradbury, 22 Ağustos 1920 tarihinde, Waukegan, Illinois, ABD.’de dünyaya geldi. İsveç göçmeni bir anne ve telefon hatları çekerek geçimini sağlayan bir babanın oğlu olan Bradbury, gençlik yıllarının çoğunu Waukegan’da bulunan Carnegie Kütüphanesi’nde geçirdi.

Kütüphaneleri çok seven yazar, her gün saatlerini orada geçirirken, bir yandan da ileriki yıllarda yazacağı romanların temellerini atıyordu. 1934 yılında, henüz 13 yaşındayken, ailesinin Los Angeles’a taşınması nedeniyle Waukegan’dan kopan Bradbury, Los Angeles Lisesi’ne kayıt oldu ve 1938 yılında bu okulu başarıyla bitirdi. Çok iyi bir öğrenci olmasına rağmen üniversiteye kayıt olmayan Bradbury, bunun yerine gazete satmayı tercih etti.

..."Beni kütüphane yetiştirdi. Kolej ya da üniversite gibi kavramlara inanmıyorum. Kütüphaneleri seviyorum çünkü çoğu öğrenci üniversiteleri karşılayacak maddi olanaklara sahip değil. Liseden mezun olduğumda depresyonun kenarındaydım ve hiç param yoktu; ben de 10 yıl boyunca haftanın 3 günü kütüphaneye giderek kendimi geliştirdim."...

Flash Gordon ve Buck Rogers gibi erken dönem bilimkurgu kahramanlarından büyük oranda etkilenen Bradbury, 1938 yılından itibaren yazdığı öyküleri fanzinlere satarak para kazanmaya başlamıştı. Los Angeles Bilimkurgu Cemiyeti’ne katılan yazar, Robert A. Heinlein, Fredric Brown ve Jack Williamson gibi ustalarda orada tanıştı.

1938 yılında Imagination! Adlı fan dergisinde Hollerbochen’s Dilemma adını taşıyan ilk öyküsünü yayınlamayı başaran Bradbury, 1939 yılında ise Futuria Fantasia adını taşına bir dergiyi yayınlamaya başladı. Sadece 4 sayı çıkan ve her biri 100’er kopya olarak hazırlanan Futuria Fantasia kısa ömürlü olduysa da, yazarın önünü açması açısından faydası tartışılmazdı.

Bradbury 1941 yılında Pendulum adlı kısa hikayesini Super Science Stories dergisine 15 dolar karşılığında satmayı başardı; bu yazarın edebi yeteneği sayesinde kazandığı ilk paraydı. İki yıl içerisinde tam zamanlı bir yazarak olarak çalışmaya başlayıp bütün diğer işlerini bırakan Bradbury, 1947 yılında ise kısa hikayelerin toplamından oluşan ilk romanı olan Dark Carnival’ı piyacasa çıkarttı.

400’ün üzerinde kısa hikaye ve novella yazan, 50’nin üzerinde antoloji kitabında öyküleri yayınlanan, 20’den fazla tiyatro oyunu, onlarca çocuk edebiyatı, kurgu-dışı hikaye ve t.v. senaryosu kaleme almış olan Bradbury, çağımızın en üretken yazarlarından birisidir. Hayranları tarafından bir bilimkurgu yazarı olarak tanımlansa da bu tanımlamaya katılmayan Bradbury, bu konuda şu açıklamayı yapmıştır;

..."Öncelikle, ben bilimkurgu yazmıyorum. Yazdığım tek bilimkurgu kitabı var; o da Fahrenheit 451. Çünkü o kitap gerçeğe dayanılarak yazıldı. Bilimkurgu gerçeğin tasviridir, fantazi ise değildir. Fahrenheit 451 dışında bilimkurgu alanında verdiğim eser yoktur."...

1947 yılında Marguerite McClure ile evlenen Bradbury, bu evlilikten 4 kız çocuğu sahibi oldu. Los Angelas’da yaşayan yazar, hikayelerini kaleme almaya devam etti. Onlarca eseri çizgiroman, tv dizisi ve sinema filmi olarak uyarlanmış olan yazarın üzerine bir de belgesel çalışması yapılmıştır; Ray Bradbury; Story of a Writer.

Ray Bradbury, 5 Haziran 2012 tarihinde 92 yaşında Los Angeles, Kaliforniya, ABD'de ölmüştür.

Ray Bradbury Kitapları - Eserleri

  • Fahrenheit 451
  • Eve Dönüş
  • Şimdi ve Daima
  • Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana
  • Deliler Mezarlığı
  • Sonbahar Ülkesi

  • Yakma Zevki
  • Yazın Sanatı ve Yaratıcı Yazarlık
  • Karahindiba Şarabı
  • Ateş ve Buz
  • Fahrenheit 451
  • Güneşin Altın Elmaları
  • Son Yaya

  • Cadılar Bayramı Ağacı
  • Ertelenen Aşk
  • Resimli Adam
  • Mars Yıllıkları
  • Dünyalıların Gelişi
  • The Velt
  • A Medicine for Melancholy and Other Stories

  • Gök Gürültüsünün Sesi
  • Papa ile Papağan
  • Death Is a Lonely Business
  • Topraktan Dönenler

Ray Bradbury Alıntıları - Sözleri

  • "Sıkıntı şu ki, insanların bize sadece bir noktaya kadar inanmasını sağlamalıyız! Eğer bize haddinden fazla inanırlarsa; çekiçlerini dövmeye, kazıklarını bilemeye, çarmıhlarını kurmaya ve aynalarını asmaya başlarlar. İki ucu boklu değnek. Savaştığımızı belli etmeden nasıl savaşacağız? Fazla net olmadan nasıl aşikâr olacağız? Gereğince gömüldüğümüzü fakat ölü olmadığımızı mı söyleyeceğiz?" (Topraktan Dönenler)
  • ”Neşelen, yeğenim. Aslında senin için her şey çok daha renkli. Bizim dünyamız ölü bir dünya. Her yer mezar taşı grisi. Hayat yaşayanlara güzeldir, her bir anı altın kadar değerli!” (Eve Dönüş)
  • İnce buzda paten yapmak en iyisidir, hafifçe. Durursaniz, dikkatinizin ağırlığı kabuğu kirabilir. Kabuğun içine batarsiniz, öylesine derin, öylesine uzak derinliklerde bogulursunuz ki, bütün geçmiş orada mezar taşı mermerlerine kazılı durmaktadır. Buzlu su damarlarınıza şırınga edilecektir. Aynanın kenarında mıhlanmışsanız, orada, bakışlarınızı Zaman'ın duzeltmelerinden ayıramadan, sonsuza dek orada kalırsınız. (Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana)
  • Bu gece neredesin? Tuzlu bir denizin kenarında, çamur çukurlarının,buharın ve sessizliğin yanında. Güneş batıyor burada. (Eve Dönüş)
  • Gün batımı kaybolduğu için sevilir. Çiçekler solduğu için sevilir. Bahçedeki köpekler ve mutfaktaki kediler, yakında gitmeleri gerektiği için sevilir. Başka sebepler de vardır tabii, ama sabah sefalarının ve öğleden sonra gülücüklerinin kalbinde bir veda vaadi yatar. Yaşlı bir köpeğin gri burnunda hoşça kal yazar. Eski dostların yorgun yüzlerinden, dönüşü olmayan uzun yolculuklar okunur. (Topraktan Dönenler)
  • Kurtları kovabilirlerdi ama anıları hayır, hayaletleri hayır. (Cadılar Bayramı Ağacı)

  • "Hayvan koleksiyonu ile hayvanat bahçesi arasındaki fark ne?" (Deliler Mezarlığı)
  • "Güneşin doğmasına çok uzun bir yol vardır, şafak da epey uzaktır, o yüzden hayatının bütün aptalca şeylerini toplarsın, o denli iyi tanıdığın ve şimdi o denli ölü olan kişilerle yapılmış olan aptal hoş şeyleri." (Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana)
  • Onlar sadece kendilerine göre alışıldık olan bir akıl hastalığına tahammül gösteriyorlardı... (Mars Yıllıkları)
  • "Bir ses bir defa çıkarıldı mı bir daha asla kaybolmaz," diye açıkladı Small. "Hepsi elektrik bulutları halinde saklanmıştır, yerlerini tespit edebilirsek, unutulup gitmiş savaşların gürültüsüne, uzun yaz mevsimlerinin insana miskinlik veren tınısına, tabiatın sonbaharın geldiğini haber veren o hüzünlü sesine bir dokunuşla yeniden erişebiliriz." (Şimdi ve Daima)
  • “Çünkü sen onları gerçekten bir kez bile okumadan, Bay Poe'nun bütün kitaplarını yaktın. Onları yakmak ihtiyacında olan insanların sözü üzerine tümünü yaktın. Eğer onları okumuş olsaydın, biraz önce bu kata indiğimizde ne yapmayı planladığımı hemen anlardın. Cahillik öldürücüdür Bay Garrett.” (Mars Yıllıkları)
  • Ve bu şekilde koştular. Yıldız ışığında üç hayvan gibi. Siyah bir su samuru. Bir kedi. Bir tavşan. Ben, diye düşündü Will, ben tavşanım. Ve rengi beyazdı ve çok korkuyordu. (Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana)
  • "Büyüyünce ne olacaksın Bob?" "Yazar..." "Kararlısın demek... Ama, unutma ki yazar olmak kolay iş değil... Çok uğraşmak gerek..." "Biliyorum. Ama şansımı deneyeceğim. Çok okuyorum." (Ertelenen Aşk)

  • "Ne yapabilirim? Berbat ve boş bir hayatı telafi etmek için yapabileceğim bir şey var mı şimdi?" (Resimli Adam)
  • Temmuz sıcağına yürek ferahlatan bir serinlik, kış soğuna insanların iliklerini ısıtan bir sıcaklı veriyordu sanki... (Ertelenen Aşk)
  • "Şunu açıkca söyleyeyim. İnsanlar her gün psikolojik açıdan ölüyor. Bazı parçaları yoruluyor. Ve bu yorgun parça tüm kişiyi öldürmeye çalışıyor". (Sonbahar Ülkesi)
  • Bütün bunlar kocaman bir yanlışlık (Ertelenen Aşk)
  • "İnsanlar hep yarın yaşamaktan söz ediyordu, yarın ölmekten değil." (Ateş ve Buz)
  • En azından maskeyi görmen gerekir ki darben ardındaki yüze ulaşsın. (Topraktan Dönenler)
  • Eğer şevk, zevk, sevgi, eğlence olmadan yazıyorsan yarım bir yazarsındır. Yani bir gözün piyasada, bir kulağın avangart zümrelerdeyken kendin olamıyorsun demektir. Hatta kendini bile tanımıyorsun. Çünkü bir yazarın hissetmesi gereken en önemli şey heyecandır. Duygu ve heves dolu olmalıdır. Böyle bir enerjisi yoksa gitsin şeftali toplasın ya da çukur kazsın daha iyi. Allah bilir sağlığı için daha iyi olacaktır. (Yazın Sanatı ve Yaratıcı Yazarlık)