Kitap Künyesi

Yazar: Sezai Karakoç

Yayın Evi: Diriliş Yayınları

İSBN: 9789123441679

Sayfa Sayısı: 224

Çağ ve İlham 2 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bu kitaptaki yazılar, Eylül-Ekim 1974-Şubat 1976 tarihleri arasında Sezai Karakoç imzasıyla aylık Diriliş Dergisi ve 6 Mayıs 1967-11 Ekim 1976 tarihleri arasında Diriliş Pazartesi-Perşembe Günlüğü'nde Diriliş imzasıyla yayınlanan başyazılardan oluşmuştur.

Çağ ve İlham 2 Alıntıları - Sözleri

  • Ümitsizlik, çare değil, ölümdür .
  • Yalancı umutlara paydos!
  • İnsanın değişmesi demek, bakış açısının değişmesi demek.
  • “Hepimiz merhamete muhtacız, merhamet ruhuna muhtacız.”
  • Puta tapıcılık bir afyon gibi çağımızda da kitlelerin ruhunu sarmış vaziyette. Liderlere tapma şeklinde.
  • Bünyeye girmiş yabancı düşünce ve inançları atma aktivitesi gösteremeyen ruh veya toplum ruhu, bir gün ansızın küt diye devrilir.
  • İçten içe yanmış bir şahsiyetin birdendire alev alması için bir kibrit yeter.
  • “Gerçek aydın kitabın peşindedir, kitap kılıklı kitabelere takılıp kalan değil.”
  • Şeytana uyan insan, Tanrı'ya doğru'yu değil, Tanrı'ya karşı'yı seçmiştir. Ne kötü bir seçiş.
  • “Güneşin doğmasını sabırsızlıkla bekleyen insan, uykuda kalkmaktan korkuyorsa, bütün geceyi uykusuz geçirmeye göze almalıdır.”
  • Ümitsizlik, çare değil, ölümdür.
  • Allah'a teslim olmak demek, başka birşeye teslim olmamak demektir. O'na boyun eğmek, başka hiç bir şeye boyun eğmemek demektir.
  • Güneşin doğmasını sabırsızlıkla bekleyen insan, uykuda kalmaktan korkuyorsa, bütün geceyi uykusuz geçirmeyi göze almalıdır.
  • " Özgürlük, başıboşluk değil, tam tersine ruhun disipline kavuşması sonucunda elde edilen varoluş yüceliğidir."
  • Başkaldırma için başkaldırma değil, Allah'a başkaldıranlara, O'nun ve bu düzenin kurallarına ve asıl bu kuralların ruhuna başkaldıranlara başkaldırma kutsaldır.

Çağ ve İlham 2 İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Eser diriliş yayınlarından çıkmış, Sezai KARAKOÇ’un Eylül –Ekim1974-Şubat 1976 tarihleri arasında aylık diriliş dergisinde ve 1967-1976 tarihleri arasındaki Diriliş Pazertesi- Perşembe günlüğünde yayınlanan başyazılardan oluşmuştur. Kitabın başından sonuna kadar hemen hemen her bölümde Müslümanların yeniden dirilişine vurgu yapmış, batının insanlık adına sunabileceği hiç bir şeyin kalmadığını geleceğin İslam Medeniyeti ne ait olduğunu anlatmış. ‘GELECEK ZAMANIN KARŞISINDA’ ADLI BÖLÜMDE ŞU ÇARPICI DÜŞÜNCELER BULUNMAKTADIR: İNSANIN DEĞİŞMESİ DEMEK BAKIŞ AÇISININ DEĞİŞMESİ DEMEKTİR. BUDA ÜÇ PERSPEKTİFLİ BİR YÖNELİŞTİR. BİRİNCİSİ ALLAHA BAKIŞI, İKİNCİSİ KENDİNE BAKIŞI, ÜÇÜNCÜSÜ DE EŞYAYA BAKIŞIDIR. EŞYAYA VEYA KENDİNE KÖLE OLMAMAK VE YARATICIYI UNUTMAMAKLA GERÇEK İNSAN OLMA ÖZELLİĞİ KORUNABİLİR. BİREY SÜREKLİ OLARAK BU RUH DİRİLİŞİNİ YENİLEMEK VE TAZELEMEK ZORUNDADIR. EŞYAYA VE TABİATA KÖLE OLAN KUL KESİLEN İNSANIN RUHU GERÇEKTE BAĞIMSIZLIĞINI VE HÜRLÜĞÜNÜ KAYBETMİŞTİR. HÜRRİYETİNİ VE BAĞIMSIZLIĞINI KAYBETMİŞ İNSAN RUHU İSE ÖLÜME YÜZ TUTMUŞ OLACAKTIR. Özgürlük başıboşluk değil, tam tersine ruhun disipline kavuşması sonucunda elde edilen varoluş yüceliğidir. Bu da en yüksek düzeyine insanın Allaha doğru yönelmesi, Allah önünde kendi benliğinden kurtulması, sürekli olarak kendini Allahın önünde ve gözetiminde görme ve bilmesiyle erişilir. Yani Allah yoluna en iyi uyan ruh en hür ruhtur.(s.21) İslam bölgesi batının en çok hışmına uğradığı bölgedir. O derecede büyük bir saldırı ve işgal vardır ki; hiçbir ümit yokmuşçasına bir manzarayla karşı karşıyayız. Ancak İslam yeni fışkırışlar yapabilecek kadar genç ve yeni zamanı oluşturacak din ve dünya görüşüdür. Bunu tarih doğrulamaktadır. Böyle bir zamanda Müslüman kalmak için geleneğe bağlı kalmak yetmemektedir. Adeta artık çok şuurlu, çok bilinçli, çok kahraman olarak Müslüman olabilir ve daha önemlisi kalabilirsiniz.(s.32) Dünya ve insanlık uygarlığının öz yönünden oluşmasında, bir diriliş çağrısı, bir diriliş topluluğu, ilk hücre, ilk çekirdeği meydana getirecektir. İşte peygamberlerin de çevresinde böyle bir topluluk oluşunca hakikat medeniyeti gerçekleşmeye yüz tutmuştur. Havariler, ashab bu topluluğun tarihi adlarıdır. Tasavvuf geleneğindeki ‘kırklar’ sembolü de bu topluluğu adlandıran bir imajdır. Kırk tür bitki, bir kır, kırk ayrı ağaç bir bahçe demektir. Kırk bahçe bir ormanı oluşturur.(s.48-49) ‘Değişim’ adlı bölüm de insanın ve toplumun değişmesini bir süreç meselesi olduğu belirtilmiş. Bunun için insan ruhunu çöl olmaktan çıkarıp bahçe haline getirdikten sonra kaynak sularının fışkırmasını ve yağmurların boşalmasını bekleyebilir. Bu bölümlerin dışında, izin, devriliş, diriliş ruhuna dönüş, ölmeyen millet ruhu, biçimcilikten özlüğe, gerçek akım, ses ve öfke, diriliş sevgi devrimidir gibi bölümler kitapta bulunmaktadır Kitap kırk yıl önce yazılmış makalelerden oluşmuş ancak günümüzü de aşan mesajlar içermektedir. Yazıldığı dönemin bazı özel durum ve motifleri de kitapta mevcut. Örneğin günümüzde artık Marksizm diye bir şey kalmamıştır. Kitaptaki marksizme karşı olan vurgular güncelliğini yitirmiş durumdadır. Yine kitapta anlatılan fikirler, kitabın daha iyi anlaşılması açısından güzel örneklerle veya kıssalarla desteklenmemiştir. Bu kadar müslümanların dirilişine vurgu yapan bir kitapta ayet ve hadislerden alıntı yapılmaması kitap için ayrı bir handikap olarak değerlendirilebir. (Mehmet MERAL, https://www.kitaptahlili.com/index.php?option=com_content&view=article&id=64:ca-ve-lham-2-sevgi-devrimi&catid=36:kitap-tantm&Itemid=55) (Araf)

Çağa çatan üstad Sezai Karakoç'un fikirlerinden bir demet. 1974-1976 yılları arasında Diriliş dergisinde yazdığı 44 yazıdan oluşuyor kitap. Daha çok günümüz müslümanlığının durumu ve geleceğe yönelik yazılar var. Bazı yazılar gerçekten ağır anlamak biraz zor. Yavaş ilerleyen kısımlar var ama kitabın geneli öyle değil. Beğendiğim birçok yazı var ama bilhassa Teslimiyet ve Başkaldırı yazısı bu kitaptaki favori yazı oldu benim için. (Salih)

Çağ ve İlham'ın ikinci cildi 'Sevgi Devrimi' kitabı Diriliş üstadı Sezai Karakoç'un kaleminden 1974-1976 tarihleri arasında Diriliş Dergisi ve 1976 senesinde Diriliş Pazartesi-Perşembe Günlüğü'nde, Diriliş imzasıyla yayınlanmış 44 başyazıdan oluşuyor. Kitaplaşmış haliyle okumak belki de bir şans ama dergide yayınlandığı vakitlerde okumak gelecek yeni sayının heyecanıyla beklemek çok başka olurdu mutlaka. Bir solukta bitebilecek bir kitap değil, her sayfası üzerine düşünülüp özümsenmesi gereken cümlelerle dolu. Karakoç'un Diriliş'i aşılama çabasını şiirler de dahil her eserinde görmek mümkün. Asrı Saadet'ten Ortaçağ'a oradan da günümüze insanoğlunu anlama çabasını fiilerini açıklayan bir eser. Doğu'dan olduğu kadar Batı'dan, İslâm âlimlerinden olduğu kadar Batı' lı filozoflardan, sanatçılardan bu dünya görüşüne nasıl bir bakış sahibi olunduğunu da açıklamış Karakoç. Eserlerinde özellikle durduğu bazu kavramlar oluyor üstadın. Sevgi Devrimi'nde de; zaman, değişim, dönüşüm, merhamet, insan, zafer, bilinç kavramlarını tenkitle düşünerek açıklamış ve bizim de bu düşünceleri geliştirmemiz için açık kapı bırakmış. Eğer okumadıysanız Sezai Karakoç'un İslâm' ın Dirlişi İnsanlığın Dirilişi kitaplarını okuduktan sonra Çağ ve İlham'ın okunmasını tavsiye ederim çünkü; önce dava bellenmeli. Üstadın Diriliş'e olan bakış açısının özümsenmesi, üzerine düşünülmesi ardından da diğer hususlara geçilmesi daha uygun olacaktır görüşündeyim. (Nur Yaylalı)

Kitabın Yazarı Sezai Karakoç Kimdir?

Rivayetlere göre babası Yasin Efendi'nin Muhammed Sezai adını verdiği, ancak ismi nüfus kayıtlarına yanlışlıkla Ahmet Sezai olarak geçirilen Karakoç, 1933'te Ergani'de dünyaya geldi.

İlkokul ve ortaokulu Diyarbakır ve Maraş'ta parasız yatılı okuduktan sonra, lise öğrenimini Gaziantep'te tamamladı.

Ahmet Sezai Karakoç, liseyi bitirdikten sonra çok istediği felsefe bölümünde okumak üzere İstanbul'a geldi, ancak bu bölüme kayıt yaptırdığı halde, maddi zorluklar nedeniyle girdiği sınavını kazandığı Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne burslu öğrenci olarak yerleşti ve 1955'te Mülkiye'den mezun oldu.

Karakoç, 1959-1965 yılları arasında Maliye Müfettiş Yardımcılığı ve Gelirler Kontrolörlüğü görevlerinde bulundu, vatani görevini yedek subay olarak yaptı, 1973'te memurluk görevinden ayrıldı ve ayrıca 1967 yılında ''İslamın Dirilişi'' adlı kitabından dolayı yargılandı.

Sezai Karakoç Kitapları - Eserleri

  • İslam
  • Yitik Cennet
  • Gün Doğmadan
  • Monna Rosa - Şiirler 1
  • Samanyolunda Ziyafet
  • Düşünceler 1 - Kavramlar

  • Düşünceler 2 - Kurumlar
  • Diriliş Muştusu
  • Ruhun Dirilişi
  • Diriliş Neslinin Amentüsü
  • Mevlana
  • Hızırla Kırk Saat - Şiirler III
  • Şiirler II - Şahdamar - Körfez - Sesler

  • Taha'nın Kitabı - Gül Muştusu - Şiirler IV
  • Ayinler / Çeşmeler - Şiirler VI
  • Leyla ile Mecnun - Şiirler VII
  • Ateş Dansı - Şiirler VIII
  • İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü
  • Edebiyat Yazıları 1
  • Edebiyat Yazıları 2

  • Edebiyat Yazıları 3
  • Çıkış Yolu 1
  • Çıkış Yolu 2
  • Çıkış Yolu 3
  • Zamana Adanmış Sözler
  • Yunus Emre
  • Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 1

  • Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 2
  • Unutuş ve Hatırlayış
  • Tarihin Yol Ağzında -İki Röportaj
  • Piyesler 1
  • Meydan Ortaya Çıktığında - Hikayeler 1
  • Mehmed Akif
  • Makamda

  • Kıyamet Aşısı
  • İslamın Şiir Anıtlarından
  • İnsanlığın Dirilişi
  • Portreler - Hikayeler II
  • Gündönümü
  • Dirilişin Çevresinde
  • Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 1

  • Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 2
  • Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 3
  • Armağan
  • Batı Şiirlerinden
  • Çağ ve İlham 1
  • Çağ ve İlham 2
  • Çağ ve İlham 3

  • Çağ ve İlham 4
  • Alınyazısı Saati - Şiirler IX
  • İslamın Dirilişi
  • Çağdaş Batı Düşüncesinden
  • Günlük Yazılar 2 - Sütun
  • Ölümden Sonra Kalkış
  • Varolma Savaşı 1

  • Günlük Yazılar 1 - Farklar
  • Günlük Yazılar 3 - Sûr
  • Günlük Yazılar 4 - Gün Saati
  • Üç Kaside
  • Körfez
  • Mağara ve Işık
  • Sesler

Sezai Karakoç Alıntıları - Sözleri

  • Ben günah kadar beyazım, o tövbe kadar kara... (Monna Rosa - Şiirler 1)
  • "İnsan öldükten sonra nasıl dirilecekse, ölmeden önce de dirilebilir." (Günlük Yazılar 2 - Sütun)
  • İçimde Nuh'un en yeni tufanı Dünyaya ayak basıyorum yeniden.. (Körfez)
  • Bir gün öleceğim düşüncesi ve ondan ötesinin muamması, şuurumu alt üst ediyor, kökünden sarsıyor... (Çağdaş Batı Düşüncesinden)
  • "Siz bilmezsiniz, size anlatmak da istemem. " (Gün Doğmadan)
  • Divan Edebiyatını tanımayan, divanları okumamış bulunan kişilerin Osmanlı tarihini de hakkiyle bildikleri söylenemez.. (Edebiyat Yazıları 3)

  • Özgürlük isteyenler, özgürlüğü yok edecek, bağımsızlık! diye bağıranlar, esaretin en koyusuna gömecek öğreti ve güçlerin fedaisi kılınıp cepheye, ölünceye kadar savaş! cephesine sürülüyorlar. (Çağ ve İlham 3)
  • Selam, gönlü gamlarla dolu olan sana. Selam, tahammül edilmez çileleri yüklenmiş olana! (Armağan)
  • Anlatacaktım ölümlerini bir sonbahar eşliğinde Bir kış güneşliğinde Fakat baktım bu ölüm değil diriliştir Tabiatı aşan bir bildiriştir Ne güz ne sarı renk bu göçü anlatır Bu kan rengi bu kıpkızıl öçü anlatır Görünüşte kırmızı gerçekte yeşil Görünüşte öç hakikatte değil Faninin sonsuzla barışması Affın mağfiretle yarışması Yaprağın düşüşü değil bu toprağa (Ölümden Sonra Kalkış)
  • Namık Kemal’in, bütün batıcılığına ve tanzimatçılığına rağmen, yazılarında kimi kez İslâm birliğinden bahsetmesi ve genellikle İslama karşı saygılı görünmesi hususu oldu. (Edebiyat Yazıları 3)
  • Kaç aç varsa hepsi ben Kaç hasta varsa hepsi ben Kaç liman önlerinde dönen İşsiz hamal hepsi ben Kaç aşktan ters yüz edilmiş Aşık varsa hepsi ben Bütün çiçeklerle donanıp Bütün insanlarla ölen ... (Körfez)
  • Umutsuzluk geleceği, umursamazlık geçmişi unutturur. (Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 3)
  • Bu dünya, kışların geçmesi gibi geçer. Ve öbür dünya, yazların gelmesi gibi gelir. İnsanlar, sararıp toprağa karışan,çöl otları gibi ölürler... (İslam)

  • İslam dünyası, medeniyet açısından ölüm sularında yüzüyor… (Düşünceler 1 - Kavramlar)
  • İnkar tutsaklık, inanç özgürlüktür. (Diriliş Neslinin Amentüsü)
  • “Derdim vardır inilerim.” (Yunus Emre)
  • Oku okuyabildiğin kadar ölüm dersinden (Taha'nın Kitabı - Gül Muştusu - Şiirler IV)
  • Tarif edilmez güllerin yankısı gözlerin (Şiirler II - Şahdamar - Körfez - Sesler)
  • İdealini yitirmiş ruh, yetersiz beslenen bir vücut gibi, giderek pörsür, solar ve ölür. (Çağ ve İlham 3)
  • Ne olup ne bitiyor Gün nereye gidiyor (Alınyazısı Saati - Şiirler IX)