Kitap Künyesi
Yazar: Jodi Picoult
Çevirmen: Cihat Taşçıoğlu
Orijinal Adı: Handle With Care
Yayın Evi: April Yayıncılık
İSBN: 9789756006337
Sayfa Sayısı: 587
--reklam--
Cam Çocuk Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Sürekli bir şeyler kırılır.
Bardaklar, tabaklar, verilen sözler, yürekler... Buzu kırabilirsiniz; dalgaları da; sessizlik bile bir anda paramparça olup dağılır. Zincirler kırılır; bağlılıklar, dostluklar, yeminler...
Kısacası yaşamdaki birçok şey kırılgandır. En çok da yaşamın kendisine yönelik bağ...
Kırık dökük bir hayatın içinde osteogenesis imperfecta hastalığıyla dünyaya gelen bir bebek: Cam Çocuk Willow. Sayısız kırıkları sarmaya çalışan bir anne: Charlotte. Buz gibi görünümü altında parçalanan bir baba: Sean. Kardeşinin kırıkları altında ezilen bir diğer kız: Amelia. Ve Charlotte'nin biricik arkadaşı ve doktoru: Piper. Buzun üstünde gezinen bu karakterlerin etik ve kişisel kararlarla ilgili söyleyecek çok sözü olacak.
Jodi Picoult Cam Çocuk'ta bir kez daha edebi dehasıyla son derece kaygan bir zeminde önemli ve kışkırtıcı sorulara yanıt arıyor.
"Picoult kestirilemez bir ihtişamla yazıyor. " "Picoult abartılması güç derecede iyi yazıyor. "
-Stephen King, Financial Times-
"Picoult sıcak konulara parmak basmakta üstatlaştı, hatta kahin seviyesine geldi. Bizi doğru ve yanlış üzerine düşünmeye zorlayışı karşısında afallamamak imkansız. "
-The Washington Post-
--reklam--
Cam Çocuk Alıntıları - Sözleri
- Sen dünyanın en iyi babasısın. Ama... Ama bir anne değilsin.
- Arabalar, verilen sözler, patates cipsleri. Hepsi un ufak olur... Yürekler kırılır; umutlar da öyle.
- Hiç tanımadığınız bir insanı özleyebilir misiniz?
- " Beni sevdiğini söylemen için ' Seni seviyorum ' demen gerekmez.
- Zaten hepimiz sahip olamayacağımız şeyleri istemiyor muyduk?
- Geçmişinin üstüne kaç kat boya çekersen çek, alttaki ilk fırça darbeleri her zaman gözükecekti.
- Bazen kazanırsın, bazen kaybedersin.
- Ama bellek sıva tabakası gibidir; kazıyıp aldın mı, alttan bambaşka bir resim çıkar.
--reklam--
Cam Çocuk İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İnsan.. İnsanız tabii hepimizin bir sınavı var bu dünyada. Birimiz sağlıkla, birimiz yoksullukla, diğerimiz güzellik.. çirkinlik.. anayla..evlatla..parayla sınanıyoruz. Anne olduğum için sanırım bilemedim ama evlat ile sınanmak en zor olanı olsa gerek.( Rabbım kimseye yaşatmasın. ) Çok çok özel çocuklara sahip annelere ayrı bir hayranlık ve saygı duyuyuroum. Azimleri, güçleri, sabırları, bitmez tükenmez enerjileri.. Anayız evet ama insanız beşer şaşar.. Bizlerinde yetemediği, eksik kaldığı, düştüğü kalktığı, hatalar yaptığı, savaşırken etrafındakileri kırdığı döktüğü zamanlar olmuyor mu ? Elbette oluyor.. Bir annenin,evladı için olan mücadelesinde herkesi karşına alabilme cesaretini hayranlıkla, bir kardeşin, çalkantılı hayatlarında nasıl unutulduğunu ve onun bütün duygularını hayretle, bir eşin ne kadar arada kalıp nasıl bocaladığını şaşkınlıkla okudum. Bir dostun, bir avukatın, bir hakimin söylemleri arasında aslında kaybolmuş kendimi, içime attığım, üstünü örttüğüm tüm duygularımı gün yüzüne çıkardım. Hiçbir cümlesini atlamadan hatta hafızama kazıyarak, her bir karakterin yerine kendimi koyarak, empatinin dibine vura vura, ben olsaydım, ben olsaydım diye diye kurgunun içinde kaybolarak bitirdiğim ama benim de bittiğim yine şahane bir kitap oldu benim için. Okuduğum ikinci kitabından sonra Picoult için kesinlikle empatinin kraliçesi diyorum.. Ve kitap her sayfasında bana, Sakıp Sabancı 'nın okuduğumda beni hıçkırıklara boğan cümlelerini hatırlattı durdu.. " Fabrikalar kurdum, evler yaptım, şirketler açtım. Ama engelli oğluma bir çift ayakkabı alıp onu yürütemedim. En büyük zenginlik sağlıktır. Bir gün beni anlayacaksınız. " der Sabancı.. Velhasıl "o gün geç olmasın" derim ben.. Sahip olduklarım için çok şükür.. çok şükür... (emine)
Bazen öyle bir şey olur ki hayatınız bir daha hiç eski haline dönmez.: Bizler gelecek için planlar yaparken, yukarıda bizim için yapılan planları unutuyoruz sanırım. Eğer Sizler, erken teşhisle hastalığı bilseydiniz çocuğunuzdan vazgeçer miydiniz? ya da, ne olursa olsun herşeyden çok dünyaya getirmeyi ister miydiniz? Kırık dökük bir hayatın içinde Osteogenesis İmperfecta hastalığıyla dünyaya gelen bir bebek: Cam Çocuk Willow. Sayısız kırıkları sarmaya çalışan bir anne: Charlotte. Buz gibi görünümü altında parçalanan bir baba: Sean. Kardeşinin kırıkları altında ezilen bir diğer kız: Amelia. Ve Charlotte'nin biricik arkadaşı ve doktoru: Piper. Buzun üstünde gezinen bu karakterlerin etik ve kişisel kararlarla ilgili söyleyecek çok sözü olacak. Kitap genel olarak Tıp literatüründe Osteogenesis İmperfecta olarak tanımlanan Cam Kemik hastalığına sahip bir çocuk ve ailesinin hayatını konu alıyor.Ayrıca kitapta bir dava yer alıyor ve bu dava sayesinde ailenin hayatını daha iyi anlayacak,karakterlerin verdiği ruhsal ve fiziksel mücadelesine tanık olacak ve size doğruları sorgulatacak bir çok sayfa okuyacaksınız. Yazar, Cam kemik hastalığının zorluğunu ve karakterlerin bakış açılarını kitaba güzel yansıtmış. Yaşamdaki birçok şey kırılgandır. En çok da yaşamın kendisine yönelik akit kırılgandır. Okumaya değer bir kitaptı... (İçimdekiAkvaryum)
Bir gün anne olursan yine oku diye not düşmüştüm kenarına.. ve 10 yıl sonra tekrar okudum bu vesileyle. Bir kitabın sayfasına göz yaşlarım değmişse bende yeri hep çok başka olur. Cam çocuk o bambaşka güzel yerdedir yıllardır.. (aslı ateş)
--reklam--
Cam Çocuk PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jodi Picoult - Cam Çocuk kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Cam Çocuk PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jodi Picoult Kimdir?
1966 yılında, Nesconset Long Island'da doğdu. Beş yaşındayken yazmaya başladı. Princeton Üniversitesi'nden mezun.
--reklam--
Jodi Picoult Kitapları - Eserleri
- Kız Kardeşim İçin
- Cam Çocuk
- Yapboz
- Ayrılık Vakti
- Hikayeci
- Taş Kağıt Makas
- Anlaşma
- Abra Kadabra
- Küçük Muazzam Şeyler
- Eve Dönüş Şarkısı
- Bir Daha Bak
- Ev Kuralları
- 19 Dakika
- Beim Leben meiner Schwester
- Wish You Were Here
--reklam--
Jodi Picoult Alıntıları - Sözleri
- Zekânın en büyük göstergesi, etrafınızı sizden daha bilgili insanlarla doldurabilmektir. (Eve Dönüş Şarkısı)
- Düşmek, uçmayı öğrenmenin ilk adımıdır. (Yapboz)
- Bu dünyada sevgiyi bulmak, hayata getirilişinizin bir nedeni olduğunu size hissettirecek birilerine sahip olmak öyle zordu ki. (Taş Kağıt Makas)
- Gerçek dostlarınızın kim olduğunu ancak başınıza b.ktan şeyler gelince anlıyordunuz. (Anlaşma)
- Olmadığınız biri gibi davranmak her zaman eğlencelidir. (Kız Kardeşim İçin)
- Belki de empati de tüm kullanılmayan kaslar gibi köreliyordu. (19 Dakika)
- Bu dünyada o kadar fazla acı var ki; hepimiz sabahları uyanabilmeyi nasıl başarıyoruz merak ediyorum (Taş Kağıt Makas)
- İnsanlar çığlık duyduğu zaman ters yöne koşmaya başlar. (Eve Dönüş Şarkısı)
- Geçmişinin üstüne kaç kat boya çekersen çek, alttaki ilk fırça darbeleri her zaman gözükecekti. (Cam Çocuk)
- Bazı günler kalktığımda yüzüme bir maske takıp başka biri gibi hayatımı sürdürmenin içimdeki her şeyi öldürdüğünü ona açıklayamam. (Bir Daha Bak)
- Gerçeği avuçlarınızın içine alıp bunun ne kadar kıymetli bir armağan olduğunu görebilirsiniz. (Anlaşma)
- Sen ruhundaki yarayı görmüyorsun diye ruhunun acı çekmesi beklenemez. Ruh sürekli yaralanır ama iyileşir. (Anlaşma)
- Annelik, tıpkı mitolojik kahraman Sisifos gibi boşa kürek çekmek demek. Tam bir gediği kapatıyorsun, başka bir yerden patlak veriyor. (Ev Kuralları)
- Her şeyin birbiriyle kusursuz uyum içinde olduğu durumlarda mutlaka bir kusur vardır. (Yapboz)
- Mutlu olmanın iki yolu vardı: gerçekliğinizi iyileştirin ya da beklentilerinizi azaltın. (19 Dakika)
- Sevmenin ne demek olduğunu biliyorum. Seveceğiniz insanı bulduğunuz da, kafanızda çanlar çalar ve havai fişekler patlar, söyleyecek söz bulamazsınız ve hep onu düşünürsünüz. Seveceğiniz insanı bulduğunuzu onun gözlerinin içine bakınca anlarsınız. (Ev Kuralları)
- “Hayatın boyunca, aynaya bakıp kendi yansımanı tüm berraklığıyla gördüğünü sanmak akıl almaz bir yanılgı.” (Küçük Muazzam Şeyler)
- Alice Metcalf, New England Fil Barınağı'nda çalışan bir doğabilimci ve araştırmacıydı.16 Haziran 2004 günü, saat 22.00 sularında, bir fil tarafından çiğnenmiş barınak görevlisi bir kadının vücudunun bulunduğu yerin yaklaşık bir buçuk kilometre güneyinde baygın halde bulunmuştur. Boone Heights, New Hampshire'daki Mercy United Hastanesi'ne yatırıldıktan sonra, Alice saat 23.00 civarı kendine gelmiştir. Kendisini son gören kişi, 23:45'te tansiyonunu ölçen Hemşire dir. (Ayrılık Vakti)
- Farklılıklar her zaman saygıyla karşılanmaz... (19 Dakika)
- Sen dünyanın en iyi babasısın. Ama... Ama bir anne değilsin. (Cam Çocuk)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin