Kitap Künyesi
Yazar: Şükrü Erbaş
Çevirmen: Yaqob Tilermeni
Çevirmen: Dîlber Hêma
Editör: Lal Laleş
Tasarımcı: Şener Özmen
Yayın Evi: Lis Yayınevi
İSBN: 9799756179016
Sayfa Sayısı: 63
--reklam--
Cam û Kevîr - Cam ile Taş Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Başlamak için en uygun sözcükler; suyun sertliği ve Doğu...
"Orada esmer ve uzun adamlar Evleri onarmak için Dağlara başladılar" sa o, mağlupların Türkçe'siyle, geçikmiş bir halkın erkenci çocuklarını gidiyordur. Kürtçe bir halkın sır katibi olarak, haram suların izinden uzun gidiyordur. Hiç bir şairin güne başlamayı ve bitirmeyi dağlar kadar bilemediğini bildiği halde şiirlerine yenilmeyen, bir şair olarak müjdeli bir hevesle Kürtçe'ye iyilik almaya gidiyordur.
Her kitabından sonra kadim bir halk "tez görüşelim" diye peşi sıra efsunlu şiirler döküyorsa kıyam kıymet vaktidir. Özetlenemezi özetlersem suyun sertliğidir onun şiirleri. Şiirleri ondan çıkar ama şimdi kadim bir dilin, Kürtçe'nin emanetindedir.
Bitirmek için en kadim sözcükleri; Doğu ve suyun sertliği...
Sezai Sarıoğlu
--reklam--
Cam û Kevîr - Cam ile Taş Alıntıları - Sözleri
- bir gün bir kötü haber birimizden kalanın diline gelecek ilk sözü arayacağı ilk insanı ilk gece yapacağı her şeyi seviyorum.
- "Tu yê mem û zîn Ez ê ferhad û şîrîn Tu yê cegerxwîn û sî û sê gule Ez ê nazim, cahît û turgut Tu yê keça konê reş a ku çavên wê erdhej Ez ê dûrika surmelî beg" "Sen mem u zin'i Ben ferhat ile şirin'i Sen cigerhun'u otuz üç kurşun'u Ben nâzım'ı, cahit'i, turgut'u Sen gözleri deprem kızını kara çadırın Ben sürmeli bey ağıdını"
- Hayalin gerçeğe değdiği yeri seviyorum...
- Babamdan yapılmış bir korkuydu dünya. Ben o zamanlar yalnızlığı gece sanırdım.
- Evlerdesin Dışarılar hüzün Eşyalar ayakta Senden ayrılanı seviyorum Sana kavuşanı seviyorum
- Gece ışıklarından topladığın o evler esrarını seviyorum. Susmanın da bir dili var elbet teri yastığına sızan rüyanı seviyorum. Uyandığın sabahlardan başka bağım yok dünyayla odalara ömür veren gövdeni seviyorum. ..."
- “Bizden büyük tanrısı yok yalnızlığın Getirdiğin hevesi götürdüğün inkârı seviyorum.”
- Uzun cümlelerle konuşuyor kalabalık Bir sözcüğe sığdırdığın dünyayı seviyorum
- herkes türküsünü elbet kendi sesiyle söyler insanın dili boynuna kement olur mu?
- Susup kaldığınız olmadı hiç. Arkanızı döndüğünüz, yoktu.
- Beni uzaklaştırmaya çalışırken aklından geçenleri seviyorum Kalbinden gövdene yürüyen utangaç karıncayı seviyorum
- “uyandığın sabahlardan başka bağım yok dünyayla”
- Bizden büyük tanrısı yok yalnızlığın Getirdiğin hevesi, götürdüğün imkânı seviyorum.
- Ka em ê çawa veqetînin stêrkan Wê kî destûra derbasbûne bide bê Wê kî veqetîna bêtarîf bide roje Wê kî fêri çivîkan bike kî fêrî baranê?..
--reklam--
Cam û Kevîr - Cam ile Taş İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kekeme özgürlüğünü seviyorum. Susuşundaki hıncı seviyorum. Kalbinde ürperen kışı seviyorum. Ellerindeki bilge zamanı denizi yağmurdan korumaya çalışan çocukluğunu seviyorum. Alnın masamızda dört mevsime ufuk dudaklarında titreyen zamanı seviyorum. Yürüyorsun ya kalabalık dönüp bir daha bakıyor kendine boyunda çiçeklenen yedi rengi seviyorum. Her damlası ayrı bir hayat, ne bilsin yüzüne düşmeyen gözlerindeki yaşı seviyorum. Beni uzaklaştırmaya çalışırken aklından geçenleri seviyorum. Kalbinden gövdene yürüyen utangaç karıncayı seviyorum. Ses nasıl menevişleniyor susunca ağzında ağzından gelecek her sevinci, her azabı seviyorum. Gece ışıklarından topladığın o evler esrarını seviyorum. Susmanın da bir dili var elbet teri yastığına sızan rüyanı seviyorum. Uyandığın sabahlardan başka bağım yok dünyayla odalara ömür veren gövdeni seviyorum. Yürümediğin sokaklar nasıl da göz göz bekleyişteki o mucizeyi seviyorum. Serçe parmağındaki lekedir yerim,kalabalığın uyumuna inat hayalin gerçeğe değdiği yeri seviyorum. Ölümdür en büyük zaman, bilmez takvim gezenler bir iç çekişte yanan hayatı seviyorum. Bizden büyük tanrısı yok yalnızlığın Getirdiğin hevesi götürdüğün imkânı seviyorum. Evlerdesin Dışarılar hüzün Eşyalar ayakta Senden ayrılanı seviyorum Sana kavuşanı seviyorum. Uzun cümlelerle konuşuyor kalabalık Bir sözcüğe sığdırdığın dünyayı seviyorum. O gölgenin taş dibinde bir çürüme bilinci Hükmüm yok bahçende diyorum Üstüme elediğin şefkati seviyorum. Dişlerinin arasında bir İshak Kuş'u Eğiyorum ya başımı Çaresizliğime tuttuğun aynayı seviyorum. Bir gün bir kötü haber birimizden Kalanın diline gelecek ilk sözü Arayacağı ilk insanı İlk gece yapacağı her şeyi seviyorum... (Eylem Aksoy)
KOŞARADIM: Gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim Ne bir ortak sevinciniz kaldı sizi çoğaltacak Ne bir içten dostunuz var acınızı alacak Unuttunuz nicedir paylaşmanın mutluluğunu; Toprağı rüzgârı denizi göğü O her zaman bir insanla anlamlı Tükenmez bir hazine gibi kendini sunan doğayı Unuttunuz, gömülüp günlük çıkarların Ve ucuz korkuların kör kuyularına Daraldıkça daraldı dünyaya açılan pencereniz. Fırlayıp ilk ışıklarıyla günün dağınık yataklardan Koşaradım gidiyorsunuz işinize değişmeyen yollardan Kurulmuş saatler gibi günboyu çalışıp tekdüze Uzayan gölgelerle koşaradım dönüyorsunuz evinize. Ne kadar uzaksa bir felaket sizden o kadar mutlusunuz Unuttunuz başkalarının acısını duymayı Küçük çıkarların büyük kurnazları Alışverişe döndü tüm ilişkileriniz, hesaplı, planlı Sevgileriniz ayaküstü, ilgileriniz koşaradım Unuttunuz konuşmayı kendinizi vererek Düşünmeden bir başka şeyi, içten yalın dürüst Dışa vurmayı duygularınızı Unuttunuz, neydi bir ince söze yakışan en güzel davranış. Gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim -Ki bu en büyük kötülüktür size- Yıkanmıyor bir kez olsun yüreğiniz yağmurlarla Denizler boşuna devinip duruyor bir çarşaf gibi Gerip ufkunuza mavisini, çiçekler her bahar Uyanışın türküsünü söylüyor da görmüyorsunuz. Sizin adınıza dünyanın pek çok yerinde İnsanlar dövüşüyor ellerinde yürekleri birer ülke Anlamıyorsunuz inançlarını bir kez düşünmüyorsunuz. Ömrünüzü güzelleştirecek bir şey almadan hayattan Bir şeyler bırakmadan ardınızda gelecek adına Koşaradım tükeniyorsunuz insan kardeşlerim Koşaradım Duymadan bir gün olsun dünyayı iliklerinizde.. (Sinan Car)
Eşikler şairi Üstat Şükrü Erbaş'ın muazzam dizeleriyle yine bizi mest ettiği eser, cam ile taş adına yakışır şiirler ve deyişlerden oluşuyor. Okunmalı. (Mustafa ÖNLÜ)
--reklam--
Cam û Kevîr - Cam ile Taş PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Şükrü Erbaş - Cam û Kevîr - Cam ile Taş kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Cam û Kevîr - Cam ile Taş PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Şükrü Erbaş Kimdir?
7 Eylül 1953 tarihinde, Yozgat'ta dünyaya geldi. Annesi, Lalezar Hanım; babası Doğan Erbaş'tır. İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı.
Ankara'da Gazi Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilimler Bölümü'nden 1978'de mezun oldu. Toprak Mahsulleri Ofisi'nde memurluk ve yöneticilik yaptı, bu kurumdan emekli oldu.
1984 yılında başladığı edebiyat hayatının ilk yıllarında, Yarın dergisinde kurul üyesi olarak yer aldı. Edebiyatçılar Derneği'nde 1993-1995 yılları arasında genel sekreterlik, 1998-1999 yılları arasında başkanlık yaptı. İlk şiiri 1978 yılında, Varlık Dergisi'nde yayımlanan sanatçı; "Yolculuk" adlı şiir kitabıyla, 1987'de Ceyhun Atuf Kansu şiir ödülüne layık görüldü. Şiir dışında deneme ve antoloji dallarında da eser veren Erbaş, halen PEN Yazarlar Derneği üyesidir.
Yarın dergisi yazı kurulunda görev yaptı (1984). Edebiyatçılar Derneği'nde yöneticilik görevinde bulundu (1993-1999). Şair, halen Antalya'da yaşamaktadır.
Şükrü Erbaş, ilk şiirini Varlık dergisinde, 1978 yılında yayınlandı. "Yolculuk" adlı şiir kitabıyla, 1987 Ceyhun Atuf Kansu şiir ödülüne değer görüldü. Ayrıca, "Dicle Üstü Ay Bulanık" şiir kitabıyla1996 Orhon Murat Arıburnu şiir ödülünü, "Üç Nokta Beş Harf" şiir kitabıyla 2002 Ahmed Arif şiir ödülünü ve "Gölge Masalı" adlı şiir kitabı ile de 2005 Ömer Asım Aksoy şiir ödülünü kazandı.
Şiir, edebiyat ve yaşam üzerine denemeler yazdı. Denemelerini "İnsanın Acısını İnsan Alır" (1995) ve "Bir Gün Ölümden Önce" (1999) adlı kitaplarında toplayan Şükrü Erbaş'ın, "Gülün Sesi Gül Kokar" (1998) adlı düzyazılarından oluşan bir kitabı da vardır.
--reklam--
Şükrü Erbaş Kitapları - Eserleri
- Bağbozumu Şarkıları
- Bütün Şiirleri 1
- Bütün Şiirleri 2
- Şairlerden Kürt Sorununa Çözüm Önerileri
- Çekilme Suları
- Unutma Defteri
- Bir Çınlama Boşlukta
- Bütün Şiirleri 3
- Pervane
- Gülün Sesi Gül Kokar
- Aykırı Yaşamak
- Eşik Burcu
- İnsanın Acısını İnsan Alır
- Kül Uzun Sürer / Derin Kesik
- Üç Nokta Beş Harf / Yalnızlık Heceleri
- Yolculuk / Kimliksiz Değişim
- Bütün Mevsimler Güz / Dicle Üstü Ay Bulanık
- Sarkacın Kalbi
- Sonsuzun Uçları
- Cam û Kevîr - Cam ile Taş
- Bir Gün Ölümden Önce
- Gölge Masalı
- Yaşıyoruz Sessizce
- Kum ile Su
- Kuş Uçar Kanat Ağlar
- Küçük Acılar
- Yolculuk
- Kimliksiz Değişim
- Dicle Üstü Ay Bulanık
- Bütün Mevsimler Güz
- Kül Uzun Sürer
- Derin Kesik
- Üç Nokta Beş Harf
- Yalnızlık Heceleri
- Toplu Şiirler 1
- Seçilmiş Şiirler
- Eşikler Kirpikler
- Otların Uğultusu Altında
- Çekilme Suları
- Çırpınıp İçinde Döndüğüm Dünya
- Bütün Şiirleri 4
- Toplu Şiirler 2
- İnsan Bir Eksik Sözdür
--reklam--
Şükrü Erbaş Alıntıları - Sözleri
- Dünyayı hafife almak kendi ağırlığını, şiiri hafife almak sözün ağırlığını bilmemektir. (Gülün Sesi Gül Kokar)
- Sahi yaşlılık, bir derin iç çekiş, yanılmış bir çocukluk olmasın Ömür Hanım? (Dicle Üstü Ay Bulanık)
- Ne, biliyor musun gönül yorgunluğu? Kendinden soğuyorsun. Sözünden soğuyorsun. Geçmişinden soğuyorsun. İnandıklarından soğuyorsun. Baktığın yüzlerden soğuyorsun. İçine bile bakmıyorsun artık. Dünya, inandığın o yitik cennet değil... (Çırpınıp İçinde Döndüğüm Dünya)
- ".. Sevmeyi özledim biliyor musunuz ? Kayıtsız şartsız bir gülüşü ..."~~°° (Bir Gün Ölümden Önce)
- Durmadan dinleyip anlamadan konuşuyoruz Hepimiz ayrı ayrı kendi kıyılarında Öyle kolay anlaşıyoruz ki… (Kum ile Su)
- "Yüzünü camlardan toplayıp dönmüştün uzun yolculuğundan. (Sonsuzun Uçları)
- Sesini öperim çocuk Yüreğinin, kirpiklerinden sızan O dilsiz ince türküsünü Öyle mahzun durma ne olur. (Kimliksiz Değişim)
- Yapilacak iş elbette yılmak değil, bilgi sahibi olmak. Hemen bir yığın kitap getirip okumaya, adam olmaya çalışacağım. (Gülün Sesi Gül Kokar)
- Kimse düşlerine yetişemez ve kimse geçemez gerçeğini bir adım bile; bu yüzden sıkıntı verir zaman, kısa kalır, sonsuz olur, insanın küçücük ömrü karşısında. (Dicle Üstü Ay Bulanık)
- Yüreğimin kanatları terli bir kumru Uçup Uçup kirpiğinin ucuna konuyorum... (Bütün Mevsimler Güz)
- Ölüm... Hepimiz senin için yaşıyoruz… (Otların Uğultusu Altında)
- Yazmasaydım Borçlu ölürdüm aşka. (Derin Kesik)
- kiminin kültürü yoksun ahlaktan kimi de ahlaktan yoksun kültüründe. (Çekilme Suları)
- 'İçim dışım uzaklık. kimseye anı olmadan geçtim.' (Yalnızlık Heceleri)
- Hiçbir sevgi tutsaklıkta yeşermez. (Bir Gün Ölümden Önce)
- İnsan bütün hayatını, sonunda yalnız kalmak için yaşıyor sanırım. (Çırpınıp İçinde Döndüğüm Dünya)
- Bir kapı önündeyim Girsem suç Gitsem ayaz (Kül Uzun Sürer)
- Canı cehenneme başkasının yangınıyla evini ısıtıp yemeğini pişirenin. (Kum ile Su)
- Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne cepler de tren tarifesi, ne de turna katarı gökte. "İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!" (Eşikler Kirpikler)
- Gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim Ne bir ortak sevinciniz kaldı sizi çoğaltacak Ne bir içten dostunuz var acınızı alacak Unuttunuz nicedir paylaşmanın mutluluğunu; Toprağı rüzgârı denizi göğü O her zaman bir insanla anlamlı Tükenmez bir hazine gibi kendini sunan doğayı Unuttunuz, gömülüp günlük çıkarların Ve ucuz korkuların kör kuyularına Daraldıkça daraldı dünyaya açılan pencereniz. Fırlayıp ilk ışıklarıyla günün dağınık yataklardan Koşaradım gidiyorsunuz işinize değişmeyen yollardan. Kurulmuş saatler gibi gün boyu çalışıp tekdüze Uzayan gölgelerle koşaradım dönüyorsunuz evinize Ne kadar uzaksa bir felaket sizden o kadar mutlusunuz Unuttunuz başkalarının acısını duymayı Küçük çıkarların büyük kurnazları Alışverişe döndü tüm ilişkileriniz, hesaplı, planlı Sevgileriniz ayaküstü, ilgileriniz koşaradım Unuttunuz konuşmayı kendinizi vererek Düşünmeden bir başka şeyi, içten yalın dürüst Dışa vurmayı duygularınızı Unuttunuz, neydi bir ince söze yakışan en güzel davranış. Gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim -Ki bu en büyük kötülüktür size- Yıkanmıyor bir kez olsun yüreğiniz yağmurlarla Denizler boşuna devinip duruyor bir çarşaf gibi Gerip ufkunuza mavisini, çiçekler her bahar Uyanışın türküsünü söylüyor da görmüyorsunuz Sizin adınıza dünyanın pek çok yerinde İnsanlar dövüşüyor ellerinde yürekleri birer ülke Anlamıyorsunuz inançlarını bir kez düşünmüyorsunuz. Ömrünüzü güzelleştirecek bir şey almadan hayattan Bir şeyler bırakmadan ardınızda gelecek adına Koşaradım tükeniyorsunuz insan kardeşlerim Koşaradım Duymadan bir gün olsun dünyayı iliklerinizde.. (Bütün Şiirleri 1)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin