Kitap Künyesi
Yazar: Demet Altınyeleklioğlu
Yayın Evi: Artemis Yayıncılık
İSBN: 9786054377244
Sayfa Sayısı: 765
--reklam--
Cariyenin Kızı Mihrimah Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Üç kıtaya yayılan bir imparatorluk, sayısız entrikanın döndüğü bir saray, güç ve tutkunun kızı bir güzel, üç kalp ve bir aşk.
Osmanlı Sarayı'nın muhteşem atmosferinde, kudretle, aşkla kuşatılmış bir hayattı onunki. Çevresinde korkunç ölüm oyunları örülüyor, gölgelere sinmiş suikastçiler fırsat kolluyordu. Yaşamak için öldürmek zorunda kalmayı kabullenemeyen masum bir kalp ve çaresiz, telaşlı çırpınışları Osmanlı'nın unutulmaz dönemlerinden birinin saklı kılavuzuna dönüşecekti. Mihrimah'ı, elle tutulur hiçbir özelliği olmayan bir adamla evlenmeye zorlayan korkunç sır, annesi Hürrem'le arasındaki anlaşmada gizliydi. O güçte bir annenin, o tutkuda bir babanın kızı, Hafza'nın torunu, Sinan'ın açmazı, Rüstem'in gelini olmanın aykırı bir bedeli vardı. Artık ne Barbaros Hayreddin Paşa'nın kadırgaları, ne de Mimar Sinan'ın göğe astığı kubbeler güldürebilirdi kırgın prensesin yüzünü. Gözlerine çöreklenen tuhaf derinliğin esiri Mihrimah, kalbinden geriye kalan koca boşluğu, adını tarihe kazıyarak dolduracak ve...
...Hürrem-Mihrimah işbirliği, Cihan Devleti'nin kaderini değiştirecekti.
--reklam--
Cariyenin Kızı Mihrimah Alıntıları - Sözleri
- "Sevda denilen şey, katlanmasını bilmektir."
- "Bir taht uğruna ölen üç şehzade."
- "Büyük aşkların acıları da büyük oluyor."
- "Bir tatlı söz, bir gülümseme, bir bakış yetmez mi?"
- "Hayat böyle işte, mutlulukla keder, hayatla ölüm yanyana..."
- "Padişah kızı da olsan nafile. Bahtın kötüyse, yüzün gülmez."
- "Olmayacak duaya amin denmeyeceğini öğrenmeli Mihrimah. Kaderini ona çizdiği yolda yürümeli. Kalbinin patikalarında değil."
- Kılıcın yazdığını, adalet, kanun, nizam korumadıktan sonra fethin ne kıymeti kalır?
- "Sultan kızlar da güzelim," diye tekrarladı. "Ülkeyi yöneten adamı yönetir."
- ''Sultan kızlar da güzelim,ülkeyi yöneten adamı yönetir.''
- Nereden çıktı şimdi bu yürek çarpıntısı? Herkes sana bakıyor. Neden sen sadece onun gözlerini gördün?
- göğe kubbe kuran adam ?
- "Meğer günü güne ekleyerek bir sürü dert yapışıyormuş insanın yakasına, Keşke büyümeseydim, Keşke günü güne eklemeseydim..."
- TUTKUSU HÜRREM, GÜCÜ SÜLEYMAN, MASUMİYETİ İSE ESARETİYDİ.
- ''Dinlemeyi bileceksin.Susmayı öğreneceksin.Karar verdin mi dönüp arkana bakmayacaksın.''
--reklam--
Cariyenin Kızı Mihrimah İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kaderin Kötüyse Sultan Kızı Olsan Neye Yarar ?: Herkese Merhabalar, Sanıyorum Haziran ayında başladığım ve yarısına kadar geldikten sonra, merak ettiğim başka bir kitabı okuyup geri döneyim derken unuttuğum kitabı bir kaç gün önce elime alıp bitirdim. Yine bir Demet Altınyeliklioğlu klasiği olmuş. tarihi olaylar temel alınarak, yazılan novella tarzı öyküler olarak bakıyorum. Aslında ana temel aynı ama karakterlerin günlük yaşamları vs. pek tabi kurgu :) Şimdi gelip bunlar tarihi saptırıyor gibi söylemde bulunacaklar vardır kesin, zaten bu kitapların tarihi olduğu gibi anlatmak gibi bir misyonu yok. Onun için bir sürü profesör ve araştırmacının yazdığı kitaplara yönelmesi gerektiğini hatırlamak isterim. :) Sultanlar serisinde bu defa ki durağımız, Mihrimah Sultan oldu. Annesi Hürrem ve Babası Kanuni Sultan Süleyman olan bir kızın tamda olması gerektiği gibi, biraz mağrur, biraz bilmiş bir kız olarak karşımızı çıkıyor. Ancak kitap ilerledikçe ilk defa gönlüne düşen aşk tomurcuğunun ne yazık ki hüsran ile sonuçlanmasına çok üzüldüm. Alaiyeli İsmail diye bir karakter yazmış yazar ama hani yaklaşık 400 sayfa bulunup, habersiz başına gelenler ve Mihrimah'ın olanları bilmemesi vs . bana biraz yavan geldi. Mihrimah, ilk aşkının kıvılcımları ile uğraşırken annesi Hürrem ise minik kızı için babası yaşında Rüstem Paşa ile evlilik planları yaparak kızını farklı bir yola sürüklüyor. Mihrimah başta bir sürü oyun ve plan yapsa da sonunda ailesinin yaşaması ve iktidar için, annesinin dediği yolda ilerlemeye karar veriyor. Kitapta kızcağızın aşık olduğu veya evlendiği adama bakarsak hepsi yaşlı nasıl bir kaderdir ki bu sultan olsan da mutlu olacaksın diye bir şey yok. :) Diğer bir aşk hikayesi de Mimar Sinan'da ona aşık ki onun için yaptıklarını düşünürsek başta sinir olsam da sonra kavuşamayan bu ikilinin hüzünlü aşkı da beni üzdü. Mihrimah'ın da hiç sevmediği o Rüstem ile evliliği onun kadar beni de okurken çok irite etti. Kitaptan uzun uzadıya anlatmayacağım zaten okurken kendimi Muhteşem Yüzyıl dizisini izlerken ki duygularda buldum. O dizi gibi yazar karakterleri kurgulamış yani aklımda okurken Mihrimah, Pelin Karahan, Rüstem Paşa ise Ozan Güven olarak canlandı. :) Bilinen bir hikaye ve hayat öyküsünün hikaye olarak kurgulanmış yeniden yazımı zaten, hızlıca okunan ve sıkmayan bir eser olmuş. Mihrimah'ın zamanla kavuştuğu olgunluk, Annesini dize getiren tek kişi olması, Babasının gözdesi olması, evlendikten sonra ise devlet işlerinde yaptığı kritik hamleler'in hepsi ile ilk sayfadan son sayfaya bir karakter değişimi gördük ki ben okurken çok eğlendim. Bazı yerlerde ise tarihi ne kadar biliyor olsak ta yine gözyaşlarım istemsizce aktı... Bazı olayların uzun uzun anlatılıp bir çırpıda sonuçlanması, bazı tekrar sahneler yüzünden 10 puan veremedim... Puanım 8 :) (Berke Ünal)
Sultan olmanın bedelini mutsuz mutsuz bir ömür ile ödeyen Mihrimah Sultanın hikayesi. Taht oyununda aşksız bir ömre mahkum edilmiş Osmanlının deniz gözlü başak saçlı sultanın hikayesi. Kurgusu yüksek ama dizi tadında okunabilir bir kitap. Keyifli okumalar dilerim. (Renkliyelpazem)
--reklam--
Cariyenin Kızı Mihrimah PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Demet Altınyeleklioğlu - Cariyenin Kızı Mihrimah kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Cariyenin Kızı Mihrimah PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Demet Altınyeleklioğlu Kimdir?
13 Şubat 1955 doğumlu Türk yazar ve TRT prodüktörü. Daha çok tarihi kurgu türünde eser vermiştir; TRT televizyonlarında yüzlerce programın yapımcılığını üstlenmiştir. Altınyeleklioğlu, kendisi de bir yazar olan Ceyhan Altınyeleklioğlu ile evlidir.
Hayatı
13 Şubat 1955 yılında Ankara' da doğmuştur. TED Ankara Koleji'nin 1971 mezunlarındandır. 1975 yılında Ankara Üniversitesi / Siyasal Bilgiler Fakültesi, Basın Yayın Yüksek Okulu'nu bitirdi. 1978 yılında Hacettepe Üniversitesi'nde Eğitim İletişimleri konusunda yüksek lisans yaptı. 1980 yılından itibaren TRT Televizyonu'da çalışmaya başladı. Bu tarihten itibaren sayısız programın yapımcılığını üstlendi. Çeşitli kademelerde yöneticilik yaptı. Yazarlığı ve prodüktörlüğünün yanı sıra çevirmenlik de yapmakta olan Altınyeleklioğlu'nun çevirileri arasında Philippa Gregory gibi tanınmış yazarların eserleri bulunmaktadır.
İlk romanı Moskof Cariye Hürrem 2009 yılında yayınlandı. Bu romanıyla büyük bir okur kitlesi edindi. Popüler edebiyatta ve TV dizilerinde Osmanlı Sultanları akımının başlamasını tetikleyen Moskof Cariye Hürrem, aylarca çoksatanlar listesinde yer aldı. Ardından Alkışlarla Lamia (2010), Cariyenin Kızı Mihrimah (2010), Cariyenin Gelini Nurbanu (2011), Altın Cariye Safiye (2011), Pargalı ve Hatice (2011), Kara Kraliçe Kösem (2012) romanları geldi. Bu romanlar da büyük ilgi gördü ve uzun süre çoksatanlar listesinde kaldı. Moskof Cariye Hürrem Bulgaristan’da yayınlandı. Yunanca, Rusça ve Arapça çeviri çalışmaları devam ediyor.
Alkışlarla Lamia adlı eserinde ilk romanından farklı olarak 20. yy. kadın yaşantısını işlemiştir. Türk sinemasının ilk kadın yıldızı olan Cahide Sonku'nun hayatını kendi kurgusuymuş gibi gösterdiği yönünde eleştiriler almıştır. Ancak konu kısa sürede gündem dışı kalmıştır.
Evli ve bir çocuk annesi olan Demet Altınyeleklioğlu İstanbul ve Miami’de yaşamaktadır.
--reklam--
Demet Altınyeleklioğlu Kitapları - Eserleri
- Moskof Cariye Hürrem
- Cariyenin Kızı Mihrimah
- Cariyenin Gelini Nurbanu
- Altın Cariye Safiye
- Kara Kraliçe Kösem
- Pargalı ve Hatice
- Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan
- Cem Sultan
- Gülüm
- Alkışlarla Lamia
- Sustum Anne
- Nakşidil Güneşin Kızı
- Kösem Sultan
- Roma Kulübü
- Kara Zeybek
- Nihavent Hıçkırık
--reklam--
Demet Altınyeleklioğlu Alıntıları - Sözleri
- "Sevda denilen şey, katlanmasını bilmektir." (Cariyenin Kızı Mihrimah)
- ''Cem Kabe'ye gidip hacı olunca pusulası şaştı anlaşılan. Bambaşka bir insan olduğunu yazmış son mektubunda. Gözünde ne taht varmış ne taç? Ordu, savaş filan kalmamış fikrinde. Allah'a ibadete adayacakmış kendini. Birde kurt diye bir laf ediyor ikidebir. Kızılkurt. Kurdunu öldürmüş. Ne demekse ?'' (Cem Sultan)
- Her ayrılık acıdır, öyle değil mi? (Gülüm)
- Ben kapattım kendimi dünyaya. (Sustum Anne)
- "Ya bir garip çalı bülbülünün günahı ne olabilir ki, cellat kılıcı reva görülsün?" (Pargalı ve Hatice)
- Tanrının insanlara bahşettiği en büyük zenginlikmiş akıl. (Kara Kraliçe Kösem)
--reklam--
- Bu memlekette kadın kısmının kendini hasrete alıştırmaktan başka çaresi yok. Ha bir de, kadınlar burada sevdiği adamı, aşkıyla vatan sevdası arasında tercih yapmaya zorlamaz. Kaybedeceklerini bilirler çünkü. (Roma Kulübü)
- Nereden çıktı şimdi bu yürek çarpıntısı? Herkes sana bakıyor. Neden sen sadece onun gözlerini gördün? (Cariyenin Kızı Mihrimah)
- Alexander gibi yürekli, korkusuz, pervasız ol. Fakat, Alexander gibi aklını hırsına köle etme. Koşmasını da, durmasını da bil.. (Pargalı ve Hatice)
- Birinin ayağındaki pantolondan dizi fırlamıştı dışarı. Ötekinin pantolonunun bir bacağının dizden aşağısı tamamen yırtıktı. (Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan)
- Keşke neyin doğru olduğunu da yanlışı fark ettiğim kadar kolay bulabilsem. (Roma Kulübü)
- "Ölmüş bir ruhu taşımak zordu. Çünkü o yük her gün biraz daha ağırlaşıyordu." (Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan)
- Ol güzelin sevdasıyla kor ateşteyim, Sanma ki koynunda vuslatına eriştim, Etrafında dönen bahtsız pervaneyim, Yarsız cennet dahi olur cehennemim. (Nakşidil Güneşin Kızı)
--reklam--
- Nasıl bir dünyasa yaşıyor bu insanlar? Birbiriyle acımasızca, ölesiye, öldüresiye mücadele eden insanlarla doluydu dünyaları. (Kara Kraliçe Kösem)
- "Yakanı anılara kaptırmaya başladın mı bil ki kocuyorsun." (Kara Zeybek)
- Bedenin esir fakat ruhunu köleleştirmelerine izin verme. Ruhun, Sava nehri kadar özgür, başın karşı dağlar gibi dik olsun.. (Pargalı ve Hatice)
- Olması gerekenler olmuyor, olmaması gerekenler oluyordu. (Cariyenin Gelini Nurbanu)
- Belki de anlıyordu çocuklar yalanı. Gidenin bir daha dönmeyeceğini seziyorlardı. Kim bilir. Fakat ses etmiyor, yüze vurmuyor, ama gece sessiz gözyaşlarıyla ıslatıyorlardı yastıklarını. (Sustum Anne)
- Büyük Millet Meclisi ordu kuruyordu kurmasına da, imkânlar yetmiyordu işte koca orduyu giydirmeye, kuşatmaya, silahlandırmaya, karnını doyurmaya. Millet neyi varsa yarısını orduya bağışlıyordu. 2 yumurtanın biri askerindi. Bir somunun yarısı. İki çift çorabı olan bir çiftini koşup şubeye getiriyordu. Kadınlar, gelin kızlar makineyle, elle askere bir şeyler dikiyordu yorulmadan. Akşehir'den bu tarafa at sürerken gözleriyle görmüşlerdi. Sultandağı'nın eteklerinde, çay yolunda, Şuhut Ovası'nda, İhsaniye'de. Kağnılar yürüyordu dağlarda gacır gucur. "Adamlar askere koşmuş, bu işleri yapacak kimse kalmamışsa, avrat kısmı ne güne durur?" demişti besbelli kadınlar. Genci, ihtiyarı kağnılarla ileri hatlara cephane, yiyecek, giyecek taşıyordu. Kiminin bebesi kucağındaydı, kiminin sırtında. Kimi cephane sandığını beşik yapmıştı bebesine. Kağnı yetmemişse, kalan top mermilerini omuzlamıştı gelin kızlar. (Kara Zeybek)
- "Ah demek doğru. Tanrı onların cezasını versin. Majestelerine başkaldırmak ihanettir. Hem Tanrı'ya hem Fransa'ya... Kral, Tanrı'nın seçimidir. Tanrı'nın tercihine isyan etmek günahtır. Nankör ayak takımı. Bir yığın köylü, serseri, fahişe." (Nakşidil Güneşin Kızı)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin