Kitap Künyesi

Yazar: José Saramago

Çevirmen: Pınar Savaş

Yayın Evi: Kırmızı Kedi Yayınevi

İSBN: 9786055340629

Sayfa Sayısı: 306

Çatıdaki Pencere Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"Ölmek, varolmuş olmak ve artık olmamaktır," derdi Jose Saramago. O öldü, artık yok, ama Çatıdaki Pencere Portekiz'de ve Brezilya'da, anadilinin vatanlarında basılır basılmaz insanlar yeni kitabı elden ele dolaştırdılar ve yepyeni bir heyecanla okuduklarını belirterek şaşkınlıklarını dile getirdiler. Saramago bir kitap daha yayımlamıştı, duyarlılıklarımıza nüfuz eden, hayret ve hayranlıkla kalakalmamıza neden olan taze ve aydınlık bir kitap; ve anladık, sonunda anladık ki bu artık kesinlikle varolmayan ama paylaşmaya devam etmek isteyen yazarın ardında bıraktığı bir armağandır. Bıktırana kadar şu cümle yinelendi: Bu kitap mücevher, Saramago nasıl oluyordu da o yaşında bu bilgeliğe sahip olabiliyordu, insanları böylesine incelikle, kusursuzca ve anlatıyı uzatmadan betimleyebiliyordu? Nasıl oluyordu da sıradan ve önemsiz ama bir o kadar da evrensel durumları dile getirebilecek, bu kadar dingin bir şiddetle köhne değer yargılarına karşı gelecek kapasiteye sahip olabiliyordu?"

Çatıdaki Pencere, Jose Saramago'nun yazarlığının erken döneminde yazdığı, ama ölümünden sonra yayımlanan romanı. Eşi Pilar del Rio'nun dediği gibi, Çatıdaki Pencere Saramago'ya giriş kapısıdır ve her okur için bir keşif olacaktır. Sanki mükemmel bir halka tamamlanıyormuş gibi. Sanki ölüm yokmuş gibi.

(Arka Kapak)

Çatıdaki Pencere: Saramago'nun Yazmaya ve Yayın Dünyasına Küsmesine Neden Olan Kitap.

José Saramago Çatıdaki Pencere'yi 1940-50 yılları arasında yazdı. 1953 yılında yayıncılara teslim edilen özgün metin Portekizli yayıncılar tarafından yayımlanmadığı gibi daktiloda yazılmış sayfalarla dolu dosya kaybedildi. Otuz bir yaşında genç bir adamken kendisinden esirgenen bu yanıt yüzünden Saramago tam yirmi yıl boyunca yazmaya ara verdi. 1989 yılında Saramago İsa'ya Göre İncil kitabını tamamlamakla uğraşırken söz konusu dosya yayınevinin taşınması sırasında bulundu. Yayınevinin bu tutumu yazarın artık yok edilmesi mümkün olmayan ve onlarca yıl süren ıstıraplı bir sessizliğe gömülmesine yol açmıştı. Saramago tam da bu nedenle "zaman içinde kaybolan ve bulunan kitap"ın kendisi hayattayken basılmasına karşı çıktı. Metni masasının üzerindeki binbir evrak arasında unutup gitmesi de bu eski acıya bağlanabilir. José Saramago Çatıdaki Pencere'yi okumadı, karısı Pilar metni deri ciltle kaplatmaya götürdüğünde hiç ilgilenmedi.

Aradan 50 yıldan fazla zaman geçti, Saramago 2010 yılında bu dünyadan ayrıldı. Onun ölümünden sonra kendisinden kalan belgeleri, notları elden geçiren eşi Pilar del Rio bu kitabı da ortaya çıkardı ve Saramago'nun yaşarken izin vermediği bir şeyi yaparak yayına hazırladı.

2007 yılının Mayıs ayında Türkiye'ye de gelen ve mütevazı kişiliği, sessiz duruşuyla toplantılara katılıp kitaplarını imzalayan Saramago din ve devlet kurumlarına karşı eleştirel yaklaşımı ve İsa'ya Göre İncil romanının ülkesinde yasaklanması nedeniyle hayatının son 18 yılını Kanarya adalarında geçirmişti.

Çatıdaki Pencere kişilerin romanıdır. Kırklı yılların Lizbon'unda geçer, İkinci Dünya Savaşı bitmiştir, ama romandaki her şeyi sarıp sarmalayan bir gölgeye, sessizliğe benzeyen Salazar diktatörlüğü sürmektedir. Ancak politik bir roman değildir Çatıdaki Pencere, Saramago'ya giriş kapısıdır ve her okur için bir keşif olacaktır.

-İlknur Özdemir-

Çatıdaki Pencere Alıntıları - Sözleri

  • Kaçınılmaz gürültülerin yanı başında, bizi izleyen geçmişin sorgulayıcı sessizliği ve bizi bekleyen geleceğin alaycı sessizliği...
  • Bana kalırsa güzel kadınlar sevmek değil, sevilmek istiyorlar
  • Hala umudunuzu kaybetmediniz mi? Hala sizin kollarınıza atılacağını mı düşünüyorsunuz? Yaşanılan utanç yetmedi mi?
  • "Büyüyünce mutlu olmak isteyeceksin. Şu anda mutluluğu düşünmüyorsun ve tam da bu nedenle mutlusun. Düşününce, mutlu olmak isteyince, mutlu olamazsın. Sonsuza dek. Muhtemelen sonsuza dek... Duydun mu beni? Sonsuza dek. Mutlu olma arzun ne kadar güçlüyse, o denli mutsuz olacaksın. Mutluluk fethedilen bir şey değildir. Sana öyle olduğunu söyleyecekler. İnanma buna. Mutluluk vardır ya da yoktur."
  • Herkes senin gibi düşünürse kimse kimseyle anlaşamaz. Kurallar gereklidir. Yasalar gereklidir ..
  • Büyüyünce mutlu olmak isteyeceksin. Şu anda mutluluğu düşünmüyorsun ve tam da bu nedenle mutlusun. Düşününce, mutlu olmak isteyince, mutlu olamazsın
  • Evet zaman değişti, ama insanlar aynı...
  • "Yaralı, sürünen, kanatlarını çırpan, düşüp ölene kadar bir belirip bir kaybolan kuşlar gibiydiler."
  • Hayatla oyun oynadık ve oyun oynamanın bedelini ödedik.
  • “Büyüyünce mutlu olmak isteyeceksin. Şu anda mutluluğu düşünmüyorsun ve tam da bu nedenle mutlusun. Düşününce , mutlu olmak isteyince, mutlu olamazsın. Sonsuza dek. Mutlu olma arzun ne kadar güçlüyse, o denli mutsuz olacaksın. Mutluluk fethedilen bir şey değildir. Sana öyle olduğunu söyleyecekler inanma buna. Mutluluk vardır ya da yoktur.”
  • "Neyi istediğini ve neye sahip olduğunu bilmediğin zaman, sahip olduğunu kaybetme ve sahip olmak isteyebileceğini ıskalama riskiyle karşılaşabilirsin."
  • "Tüm ruhların da, bütün evler gibi, cephelerinin yanı sıra gizli içleri vardır." Raul Brandao
  • "Kendimi akışa bıraktım. Bu bir yere varacaktır."
  • Bunun için mi yaşıyoruz? Çocuklar doğurup savaşlara göndermek için mi? Kentler kurup yerle bir etmek için mi? Barışı arzulayıp savaşmak için mi?
  • "Bir arkadaşa sahip olmanın ne demek olduğunu bilmiyorsunuz. Onu kaybetmenin acısını, onu hatırlayınca hissedilen özlemi de bilmiyorsunuz. Hayatın size öğretemediği şeylerden biri de bu..."

Çatıdaki Pencere İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Başlangıcını merak ettirmeden memnun bırakan yarım sonlar. Saramago, bizi sanki yeni taşınan komşuymuşuz gibi bir apartmanda yaşanan hayatlara misafir ediyor. Her dairenin yaşamına ortasından dahil oluyoruz. Anlatımın sadeliği, akıcılığı, içtenliği bizi yolun sonuna merak duymaktansa yolculuğun kendisine bağlıyor. Bu yolculukta kendinizden kırıntılar bulmadan ilerlemeniz mümkün görünmüyor. Beni en derinden etkileyen kısmı bölüm 22 oldu. Bu kadar sıradan bir anlatım, sıradan hayatlar nasıl bu denli etkileyici olur? Etkisinden çıkmam zaman aldığı için kitabı elime tekrar almam da uzun sürdü. Böyle derinden etkileyebilen yazarlara hayran olmamak elde değil. (Zeynep)

Eser, Saramagonun ilkyazarlık yıllarına ait. Yayımcı bulamadığı için gururu kırılan yazar, uzun bir dönem boyunca eseri yayımlatmaya yanaşmadığı gerçeği nedeniyle eser bir Kayıp Roman niteliğini taşıyor. Birçok kez yayımlama tekliflerini reddeden yazar, henüz 20li yaşlarında yazdığı bu eser bir ukde olarak kalmıştır. Eser 40lı yılların lizbonunda geçer. 1993 yılında basımın karar verilen eser büyük bir etki yaratmıştır. Aslında eser beş farklı aile yapısı ve profilini ele alarak aralarındaki olaylar yığınından oluşmaktadır. Bu aileler aynı binada yaşayan insanlardan oluşuyor. Yazar burada, bir çatının penceresinden olayları aktarmayı sembolik olarak kullanıyor. Genç olmasına karşın eserindeki betimlemeler ve anlatımı mükemmel bir akıcılığa sahip. Yazarın bir çok eserindeki derin ironi ve alay bu eserinde yok. Gençliğin verdiği heyecanla henüz oluşmamış asıl anlatım biçiminden kaynaklandığını düşünüyorum. Eser basit gibi görünmekle beraber derin anlamları barındıran bir hayat felsefesi oluşturma çabasının ürünü gibi. Eser için söylenecek çok var, çünkü belli bir konu üzerinde değil bir çok konu üzerinde kurulmuş. Bu eser bir bakıma Saramagoculuğun başlangıç noktası sayılacak kalitede. (Nedim Kardaş)

Yirmili yaşlardaki Saramago'nun yazdığı ilk ama yaşarken donemin koşulları nedeniyle yayınlanmayan ve sonrasında da Saramago'nun yayınlanmasına izin vermediği, büyük bir yazarın doğduğunu müjdeleyen harika bir kitap. (Aykut Ayan)