Kitap Künyesi
Yazar: Şükrü Erbaş
Yayın Evi: Kırmızı Kedi Yayınları
İSBN: 9786059908092
Sayfa Sayısı: 252
--reklam--
Çekilme Suları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Git. Kapan. Yeterince yol biriktirdin. Küçük kasabalardan akşamların var. Sabah indiğin şehirlerin buğulu kalbi senin. Her çaresizlikten binlerce dalgınlık edindin. Bir gölge bilgisi olduysan, ışıkları unutma. Hayal için, acı verdiğin kadınların kirpikleri yeter. Güzel pişmanlıkların var. Sevinçlerini azımsama. Kaç çocuk, hayatına boşluk olarak ekledi seni. Kaç hayattan yalnızlığın var, ömrünü büyütecek. Ne kadar acı verirse versin, seni doğuran bir kalabalığın oldu. Dersini tenha çalıştın. İncinmek için kimse gerekmiyor sana. Zehir yüzüğün göğüs kafesinde. Yılan ıslıkları kılavuzun olsun. Git. Yanlışı olmayandan koru kendini. Dağ kovuklarının rüyasını uyu. Gecenin sahibi korku değil her zaman. Üstünü örtecek bir yurtsuz bulunur elbet. Mahşerini sev. Onu sen kurdun. Taş bile yalnız kendisi değil. Git. Kapan. Gör, yalnızlığın yatışmaz kalabalığını..."
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Çekilme Suları Alıntıları - Sözleri
- İnsan inanır.. Yalnız olduğu için inanır.. Onuru kırıldığı için inanır.. Acı çektiği için inanır... Yaşamak ölümden büyük olduğu için inanır.. İnsan kalbi sonsuz bir mucize olduğu için inanır. "İnsanın acısını İnsan aldığı için inanır. "
- Şiirimiz de kalbimiz gibi aceleciydi.
- "Birine şöyle demek çok güzeldir: Seni hep seveceğim. Ama insan gerçekten bir de böyle yaparsa." Evet, sanırım aşk, hep böyle yapacağımızı sandığınız, ama hiçbir zaman yapamadığımız akıldışı yaşantısı insanın.
- Acı, insana dışardan dayatılmış, onu kötürüm eden bir olgudur ama gülmek insanın kendisinin yarattığı bir yaşama büyüsüdür.
- kiminin kültürü yoksun ahlaktan kimi de ahlaktan yoksun kültüründe.
- Kaç ayrılık terbiye eder seni, ey gölgesiz kalabalık…
- İnanmak hâlà güçtür. Ancak, insan inanır. Yalnız olduğu için inanır. Onuru kırıldığı için inanir. Haklı olduğu için inanır. Çaresizlik küçük düşürüldüğü için inanır. Acı çektiği için inanır. Sevmek istediği için inanır. Yaşamak ölümden büyük olduğu için inanır. İnsan kalbi sonsuz bir mucize olduğu için inanır. Her şey geleceğe ertelendiği için inanır. 'insanın acısını insan aldığı' için inanir.
- Şair yağmurdan söz etmez ,yağmur yağdırır
- İnsan inanır.. Yalnız olduğu için inanır.. Onuru kırıldığı için inanır.. Acı çektiği için inanır... Yaşamak ölümden büyük olduğu için inanır.. İnsan kalbi sonsuz bir mucize olduğu için inanır. "İnsanın acısını İnsan aldığı için inanır. "
- Kendi uzaklığı için, insanın insanlara sunduğu bir özürdür.
- Akşam oldu. Kadın denizden çıktı. Sarı bir zamana kapandı kapılar. Akşam oldu ... Sen olmasanda..
- Bu bir avuç insan , su gibi çıplak , rüzgâr gibi hilesiz , güneş gibi adil , ne söyler kayıtsızlığın cumhuriyetinde? Neden söyler ? Nelerin rağmına söyler ? Yoksulluktan , dışlanmaktan , fiziki şiddetten , çaresizlikten ruhu büzüşmüş , bedeni ezikliğin haritası, öfkesi kabuk bağlamış , dili ağzında kül , var olması baştan sona devletin suç tarifi olan ‘öteki’ kalabalık , kendilerine söylenen hayat dolu , barış dolu , onur dolu , iyilik dolu , gelecek dolu sözleri nasıl anlarlar ? Güvensizliğin bu uzun , çorak coğrafyasında insan kime nasıl inanır ?
- Bilmediğimiz bir acı hiçbir yere sığdırmaz bizi ..
- Ben, duvar diplerini giyineceğim Kimseye kapısından yakın olmayacağım Ağzımı kuyulara vereceğim Beni kim beklemiyorsa ona gideceğim Otların ıssız mevsimini seveceğim Bir yağmur hükmü olacağım Mutluluğu pişmanlığı bir bileceğim Sitemlerinizden eksileceğim Kum sahiplerine suları göstereceğim Kimin uzağı varsa kalbi var diyeceğim Kirpilerin sevgisini soracağım size Kılavuzum yalnızlık olacak Ömrümü hiçbir yakınlıkla örtmeyeceğim Babamı bende yaşatmayacağım Güven duygunuzdan tiksineceğim Çocuklarımdan çekileceğim Hayalden başka gerçeğim olmayacak Sevginizle yatışmayacağım Bir tek alın çizgisine eğileceğim Zaman hep sizi çoğaltacak Bir harf bile etmeyecek kalbimden geçenler Beni sevmeyeceksiniz bileceğim Işıkları tarif edeceksiniz durmadan Düzgün cümlelerinize yenileceğim Sevincin yoksulluğunu göstereceğim size Ayrılığın özgürlüğünü öğreteceğim Aralık kapılarda fotoğrafınızı alacağım… Kirpiklerimden çırpıp kalabalığın zamanını Ey buğusuz taşlar Size geleceğim…
- Mahşerini sev onu sen kurdun...
--reklam--
Çekilme Suları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Şükrü Erbaş’ın bu kitabı, ‘İnsanın Acısını İnsan Alır’ deneme yazısının devamı gibidir. Kitabın üzerinde bulunan ‘Bütün yazıları 1’ ve ‘Bütün yazıları 2’ şeklindeki ayrıntıdan da fark edebilirsiniz. Kitap; günlük hayattan tutun, savaş, barış, sevgi, özgürlük, eşitlik, siyaset, şiir şairler ve yazarlar adına ber konunun üzerinde durmuş. Bu yazıları okurken, Şükrü Erbaş’ın düşüncelerine katılmamak mümkün değil. Çünkü bütün insanlığın adına ancak bu kadar güzel konuşulabilir ve ancak bir insan bütün insanların derdini kendisine bu kadar dert edinebilir diyorsunuz. Genellikle kendisini şiir yazıyor diye biliyoruz. Ve sevenleri de bilir, şiirlerinde ki o insanın içine işleyişi ve duyguyu. Düşünün ki bu duyguyu ve düşünceyi deneme yazılarını da aktarmış. Öyle bir deneme yazısı ki okurken sıkılmıyorsunuz ve aynı zamanda sizlere farklı bir bakış açısı da katıyor. Henüz tanışmamış olabilirsiniz belki, alıntılarım ve bu inceleme tanışmanıza vesile olur umarım.Keyifli okumalar diliyorum.. (Tuğba)
Şükrü Erbaş kalemi ruhu çok başka... Şiirlerini fazlasıyla severim iş yazıya dönünce yine bir şiir tarzında, tadında bir üslupla yazılmış.. zaten kendiside "aslında şiir yolundan devam edecektim, şiir'in üstüne kuma getirmemek için yazı yazmak istemedim(şiir e haksızlık edeceğini düşünmüş belli ki) fakat bunu kendi tarzımın dışına çıkmadan yapabileceğimi önerdiler iyi ki dinlemişim onları diye düşüncesini belirten bir makalesini okumuştum.. Kitap şiir tadında cümlelerle dolu düşüncelerini yansıtmış... Kitapta bir çok şairin ismi geçiyor... Gülten Akın mesela.. Onun kadar şiirlerinde kadını kadının bu coğrafya'da yaşadığı sıkıntıyı acıları sancıları dizelere döken başka şair bilmem diyor ... Edip Cansever'den bahsediyor... Onun şiirlerinin en temel izlerinden birinin yalnızlık olduğu ve bazı şairlerin acısının yüzünden okunduğunu dile getirmiş.. Daha bir çok konu var... ülkenin halini yine şiirsel bir üslupla dile getirmiş.. ülkede demokrasinin hiç olmadığını... Şiir nedir diye sorarsanız... Bir uzaklaşma sanatı şiir herkesi yanına alarak uzaklaşma... demiş. Keyifle okudum Yüreğine sağlık güzel Adam .. (Gülce Gülce)
Daha çok şiirleriyle ön plana çıksa da yazılarıyla da varolan bir aydın Şükrü Erbaş! Yazılarında genellikle yaşanmışlıklarından yola çıkar. Ters giden şeyleri yazının temasına alır ve ardından çözümlerle gelir karşımıza... Edebiyat ve politika, yazılarının ana teması olarak göze çarpar. Şiirin, romanın nasıl olması gerektiği hakkında ince eleyip sık dokurken; eleştiriler yapmaktan da kendini alıkoyamaz. "Çekilme Suları" adlı kitabı, Çekilme Suları ve Sarkacın Kalbi kitaplarının birleşiminden ortaya çıkıyor. Erbaş, bu kitabında temel yol planını edebiyat ve politika üzerine çizmiş. Sözünü ve eleştirilerini sakınmamış, çok farklı siyasi söylemler içerisine girmiş. Solcu ve muhalif olduğunu ve bu konuda yazmadan duramadığını belirtmiş. Onun zihninde yanan o parlak lambası, tamamen değiştirmek üzerine kurulu. Değiştirmekten vazgeçemiyor, kimse okumayacak bile olsa değiştirme bilinciyle yazıyor Çekilme Suları'nda... Sanata dair ne varsa elini atıyor ve düşüncelerini paylaşıyor. Erbaş'ın ta 20 yıl önce söylediklerinin ve eleştirdiklerinin halen güncelliğini koruduğunu da görüyoruz. Bı kitabına sıklıkla politikaya girdiği ve şair/yazar tanıtımını fazla yaptığı için diğer eserleri kadar fazla ısınamadığımı belirtmeliyim. O'na göre insan yenilince, kederlenince daha da güçleniyor ve yarınlar için inanmaktan, umut etmekten vazgeçmiyor. Günümüz insanının röntgenini çeken Erbaş, ötekileştirmekten fazlasıyla şikayetçi ve bu anlamda toplumdaki korku ve şiddetin tüm benliğimizi ele geçirdiğinin fazlasıyla farkında... İnsanın biyolojik ve sosyal bir varlık olmasında, biyolojik ana rahmi ve kültürel ana rahminin etkisi olduğunu vurguluyor; kültürel ana rahmi, tüm benliğimizi ve şu an olduğumuz kişiyi oluşturuyor. Onun düşüncelerinde sanatın normalle işi olmaz, sanat bir reddetme ve müdahaledir. Sanatla tüm gerçekliği yıkarak yeniden kurarsınız. Ülkemiz insanı ve toplumunun, geçmişten günümüze geçtiği narsistik ve bencil düzeni evreler. İnsan Hakları Derneği özünde, ülkemizdeki STK'lerin nasıl olması gerektiğini açıklar. İnsanlar, çeviri denen mucizeyle başka dillerle arasında olan duvarı yıkar ve dünyalarını genişletir. Mizahın, korku ve baskının panzehiri olduğunu anlatır. Kadının toplumsal rolü konusunda muazzam eleştiriler yapar, oldukça haklıdır! Bayrak eleştirisiyle bir çırpıda olup biteni gözümüzün içine sokar. Yazar ve edebiyat örgütlerinin düşünce özgürlüğü önündeki tüm engelleri kaldırmalarını ister. Devlet; ona göre güç, baskı ve korku ile hayatımızı camdan hapishanelere dönüştürmüştür. Tanrı, devlet ve paranın süzgecinden geçen toplumumuzun, günden güne nasıl karanlık bir hal aldığını ve çürüdüğünü ifade eder. Devletin ve siyasetin bu tutumuyla, toplu olarak intihara sürüklendiğimizin altını çizer. (Batuhan Babaoğlu)
--reklam--
Çekilme Suları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Şükrü Erbaş - Çekilme Suları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Çekilme Suları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Şükrü Erbaş Kimdir?
7 Eylül 1953 tarihinde, Yozgat'ta dünyaya geldi. Annesi, Lalezar Hanım; babası Doğan Erbaş'tır. İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı.
Ankara'da Gazi Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilimler Bölümü'nden 1978'de mezun oldu. Toprak Mahsulleri Ofisi'nde memurluk ve yöneticilik yaptı, bu kurumdan emekli oldu.
1984 yılında başladığı edebiyat hayatının ilk yıllarında, Yarın dergisinde kurul üyesi olarak yer aldı. Edebiyatçılar Derneği'nde 1993-1995 yılları arasında genel sekreterlik, 1998-1999 yılları arasında başkanlık yaptı. İlk şiiri 1978 yılında, Varlık Dergisi'nde yayımlanan sanatçı; "Yolculuk" adlı şiir kitabıyla, 1987'de Ceyhun Atuf Kansu şiir ödülüne layık görüldü. Şiir dışında deneme ve antoloji dallarında da eser veren Erbaş, halen PEN Yazarlar Derneği üyesidir.
Yarın dergisi yazı kurulunda görev yaptı (1984). Edebiyatçılar Derneği'nde yöneticilik görevinde bulundu (1993-1999). Şair, halen Antalya'da yaşamaktadır.
Şükrü Erbaş, ilk şiirini Varlık dergisinde, 1978 yılında yayınlandı. "Yolculuk" adlı şiir kitabıyla, 1987 Ceyhun Atuf Kansu şiir ödülüne değer görüldü. Ayrıca, "Dicle Üstü Ay Bulanık" şiir kitabıyla1996 Orhon Murat Arıburnu şiir ödülünü, "Üç Nokta Beş Harf" şiir kitabıyla 2002 Ahmed Arif şiir ödülünü ve "Gölge Masalı" adlı şiir kitabı ile de 2005 Ömer Asım Aksoy şiir ödülünü kazandı.
Şiir, edebiyat ve yaşam üzerine denemeler yazdı. Denemelerini "İnsanın Acısını İnsan Alır" (1995) ve "Bir Gün Ölümden Önce" (1999) adlı kitaplarında toplayan Şükrü Erbaş'ın, "Gülün Sesi Gül Kokar" (1998) adlı düzyazılarından oluşan bir kitabı da vardır.
--reklam--
Şükrü Erbaş Kitapları - Eserleri
- Bağbozumu Şarkıları
- Bütün Şiirleri 1
- Bütün Şiirleri 2
- Şairlerden Kürt Sorununa Çözüm Önerileri
- Çekilme Suları
- Unutma Defteri
- Bir Çınlama Boşlukta
- Bütün Şiirleri 3
- Pervane
- Gülün Sesi Gül Kokar
- Aykırı Yaşamak
- Eşik Burcu
- İnsanın Acısını İnsan Alır
- Kül Uzun Sürer / Derin Kesik
- Üç Nokta Beş Harf / Yalnızlık Heceleri
- Yolculuk / Kimliksiz Değişim
- Bütün Mevsimler Güz / Dicle Üstü Ay Bulanık
- Sarkacın Kalbi
- Sonsuzun Uçları
- Cam û Kevîr - Cam ile Taş
- Bir Gün Ölümden Önce
- Gölge Masalı
- Yaşıyoruz Sessizce
- Kum ile Su
- Kuş Uçar Kanat Ağlar
- Küçük Acılar
- Yolculuk
- Kimliksiz Değişim
- Dicle Üstü Ay Bulanık
- Bütün Mevsimler Güz
- Kül Uzun Sürer
- Derin Kesik
- Üç Nokta Beş Harf
- Yalnızlık Heceleri
- Toplu Şiirler 1
- Seçilmiş Şiirler
- Eşikler Kirpikler
- Otların Uğultusu Altında
- Çekilme Suları
- Çırpınıp İçinde Döndüğüm Dünya
- Bütün Şiirleri 4
- Toplu Şiirler 2
- İnsan Bir Eksik Sözdür
--reklam--
Şükrü Erbaş Alıntıları - Sözleri
- Dünyayı hafife almak kendi ağırlığını, şiiri hafife almak sözün ağırlığını bilmemektir. (Gülün Sesi Gül Kokar)
- Sahi yaşlılık, bir derin iç çekiş, yanılmış bir çocukluk olmasın Ömür Hanım? (Dicle Üstü Ay Bulanık)
- Ne, biliyor musun gönül yorgunluğu? Kendinden soğuyorsun. Sözünden soğuyorsun. Geçmişinden soğuyorsun. İnandıklarından soğuyorsun. Baktığın yüzlerden soğuyorsun. İçine bile bakmıyorsun artık. Dünya, inandığın o yitik cennet değil... (Çırpınıp İçinde Döndüğüm Dünya)
- ".. Sevmeyi özledim biliyor musunuz ? Kayıtsız şartsız bir gülüşü ..."~~°° (Bir Gün Ölümden Önce)
- Durmadan dinleyip anlamadan konuşuyoruz Hepimiz ayrı ayrı kendi kıyılarında Öyle kolay anlaşıyoruz ki… (Kum ile Su)
- "Yüzünü camlardan toplayıp dönmüştün uzun yolculuğundan. (Sonsuzun Uçları)
- Sesini öperim çocuk Yüreğinin, kirpiklerinden sızan O dilsiz ince türküsünü Öyle mahzun durma ne olur. (Kimliksiz Değişim)
- Yapilacak iş elbette yılmak değil, bilgi sahibi olmak. Hemen bir yığın kitap getirip okumaya, adam olmaya çalışacağım. (Gülün Sesi Gül Kokar)
- Kimse düşlerine yetişemez ve kimse geçemez gerçeğini bir adım bile; bu yüzden sıkıntı verir zaman, kısa kalır, sonsuz olur, insanın küçücük ömrü karşısında. (Dicle Üstü Ay Bulanık)
- Yüreğimin kanatları terli bir kumru Uçup Uçup kirpiğinin ucuna konuyorum... (Bütün Mevsimler Güz)
- Ölüm... Hepimiz senin için yaşıyoruz… (Otların Uğultusu Altında)
- Yazmasaydım Borçlu ölürdüm aşka. (Derin Kesik)
- kiminin kültürü yoksun ahlaktan kimi de ahlaktan yoksun kültüründe. (Çekilme Suları)
- 'İçim dışım uzaklık. kimseye anı olmadan geçtim.' (Yalnızlık Heceleri)
- Hiçbir sevgi tutsaklıkta yeşermez. (Bir Gün Ölümden Önce)
- İnsan bütün hayatını, sonunda yalnız kalmak için yaşıyor sanırım. (Çırpınıp İçinde Döndüğüm Dünya)
- Bir kapı önündeyim Girsem suç Gitsem ayaz (Kül Uzun Sürer)
- Canı cehenneme başkasının yangınıyla evini ısıtıp yemeğini pişirenin. (Kum ile Su)
- Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne cepler de tren tarifesi, ne de turna katarı gökte. "İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!" (Eşikler Kirpikler)
- Gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim Ne bir ortak sevinciniz kaldı sizi çoğaltacak Ne bir içten dostunuz var acınızı alacak Unuttunuz nicedir paylaşmanın mutluluğunu; Toprağı rüzgârı denizi göğü O her zaman bir insanla anlamlı Tükenmez bir hazine gibi kendini sunan doğayı Unuttunuz, gömülüp günlük çıkarların Ve ucuz korkuların kör kuyularına Daraldıkça daraldı dünyaya açılan pencereniz. Fırlayıp ilk ışıklarıyla günün dağınık yataklardan Koşaradım gidiyorsunuz işinize değişmeyen yollardan. Kurulmuş saatler gibi gün boyu çalışıp tekdüze Uzayan gölgelerle koşaradım dönüyorsunuz evinize Ne kadar uzaksa bir felaket sizden o kadar mutlusunuz Unuttunuz başkalarının acısını duymayı Küçük çıkarların büyük kurnazları Alışverişe döndü tüm ilişkileriniz, hesaplı, planlı Sevgileriniz ayaküstü, ilgileriniz koşaradım Unuttunuz konuşmayı kendinizi vererek Düşünmeden bir başka şeyi, içten yalın dürüst Dışa vurmayı duygularınızı Unuttunuz, neydi bir ince söze yakışan en güzel davranış. Gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim -Ki bu en büyük kötülüktür size- Yıkanmıyor bir kez olsun yüreğiniz yağmurlarla Denizler boşuna devinip duruyor bir çarşaf gibi Gerip ufkunuza mavisini, çiçekler her bahar Uyanışın türküsünü söylüyor da görmüyorsunuz Sizin adınıza dünyanın pek çok yerinde İnsanlar dövüşüyor ellerinde yürekleri birer ülke Anlamıyorsunuz inançlarını bir kez düşünmüyorsunuz. Ömrünüzü güzelleştirecek bir şey almadan hayattan Bir şeyler bırakmadan ardınızda gelecek adına Koşaradım tükeniyorsunuz insan kardeşlerim Koşaradım Duymadan bir gün olsun dünyayı iliklerinizde.. (Bütün Şiirleri 1)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin