Kitap Künyesi

Yazar: Abbas Sayar

Yayın Evi: Ötüken Neşriyat

İSBN: 9789754374049

Sayfa Sayısı: 234

--reklam--

Çelo Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

1973, Türk Dil Kurumu ödülü almıştır. Yazarın çiftçilik yıllarında biriktirdiği resim ve sözlerin Çelo'nun hak arama mücadelesi içerisinde mezcedilişidir. Umutsuz sevgi ve zorla evlendirilme konularını işler. "Demek Abi, hökümete başvurursak bu iş olur. Demek, aranırsa arazimi alırım. Aah, bana bir atalık, bir babalık etsen de malımı mülkümü el ellerinden kurtarsan... İki dünyada da duacın olurum." Türk köylüsünü görmek istediğiniz gibi değil, olduğu gibi görmek için okunması lüzumlu bir eser.

(Arka Kapak)

--reklam--

Çelo Alıntıları - Sözleri

  • ''Demek Abi, hökümete baş vurursak bu iş olur.. Demek, aranırsa arazimi alırım. Aah,bana bir atalık, bir babalık etsen de malımı, mülkümü el ellerinden kurtarsan..''
  • Ulan, ev hasırı mısınız siz? Ulan, ocak kütüğü müsünüz?
  • Ben kimseye pabuç bırakmam, her lafa boyun vermem!

--reklam--

Çelo İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Hak yolunda!: “Namuslu şahitlik yapmaktan korkar. ''Doğru söylersem halk gücenir, yalan söylersem Hakk gücenir Hakim bey. Beni bağışla. Görmedim, bilmedim, hiç de buralarda olmadım” der. Ve alır başını kayıplara gi­der. İstemez fışkının üstüne sıçramasını. Gören gör­mediğini, bilen bilmediğini söyler. Naçar kalırsın orta yerde. Dinine, devletine bir küfür savurursun içinde. Ve o kadarla kalırsın. Bura köy yeri Çelo! Kanun sökmez bu yerde. Burada kanun kuvvettir. Burada kanun arkadır. Bura­ da kanun paradır. Bu, dediklerim yoksa belin kıya­mete dek büküktür...” Ebeveynlerini küçük yaşta kaybeden Çelo’nun yanında binbir eziyet çekerek büyüdüğü amca evini terk edip babasından kalan toprağın yarısını amcasından almak üzere köye geri dönmesinin öyküsüdür Çelo. Bir hak mücadelesidir Çelonunki! Güçlünün güçsüzü kandırmasına mani olma mücadelesidir. Yazar Sayar, köylülerin ne kadar değişken bir karaktere sahip olduğunu hissettirmiş kitap boyunca. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine bakıldığında yiyecek ve barınma ihtiyaçlarından sonra gelen kişisel gelişimin köylülerdeki toplumsal yansıması olarak tabiri caizse “oturmamış” bir erdem hakimdir köylülere. Çıkarlarını düşünmek zorunda hissederler çünkü köyde aç açıkta kalsalar bir yudum su verecek evini açacak kimse yoktur karşılık beklemeksizin. Bu uğurda yalancı şahitlik bile yaparlar mazluma karşı. Neden? O mazlum gibi olmamak için, hep güçlü kalmak için! Ya gerçekten vicdanı olanlar? Onlar köyde barınamazlar gerçeği görüp sustukları için. Göz göre göre Tanrının bildiğini kuldan sakladıkları için köklerinden, topraklarından, geçmişlerinden kopup belirsizliğe yol alırlar. Köyde kalanlar, yine kendileri gibi bu devranı döndürenler olarak kalmaya devam eder böylece. Aynı tas aynı hamam! Kin! Haset! Dedikodu! Küfür! Yalan!... Hepsini görürüz kitaptaki karakterlerde. Sadece köylüler mi? Hayır! Kaymakamından ilçedeki arzuhalciye, bankacısından ziraatçisine dek kangren olmuş bir bencillik ve yalancılık söz konusudur. Köylüyü kandıran kandıranadır ki sadece köyün delisi doğruları haykırır muhtarından herkesin yüzüne! Sadece köyün delisindedir merhamet, acıma, doğru sözlülük, açık sözlülük! Herkes yüzüne karşı “Deli” der ama bilirler bir yandan da asıl “Veli” olduğunu. Herkesin işine geldiği şekilde “akıllı” olduğu yerde “delilik” nimettir nimet! Kezik karakteri, aşkın yolunda harcanmış bir köylü kadınının simgesi. Çelo ile sadece mutlu olmak isterken gerek babası, gerek sevdiği, gerek imam nikahla kocası tarafından hep çıkarlarına alet edilmiş bir çaresiz kadın. Kadının Orta Asya’dan beri süregelen söz hakkının köylerde iyice ataerkilleşen erkekler arasında kaybolmasını vurguluyor kitap bir yandan da. Aşağılanan, dövülen, saçı uzun aklı kısa görülen, fakirlik içinde sessizce kocasına ve köylünün sözüne boyun eğen kadınlar! Oyuncak edildikçe kendini göllere atan kadınlar... Yıl: 1962. Ya şimdi? Köy edebiyatına güzel bir örnek sayılabilecek, objektif bir bakış açısıyla gerek köyü gerek erdemi çok yönlü olarak ele alan Abbas Sayar’ın bu eseri, bu türü sevenlerin severek okuyabileceği bir eser. 1973 senesinde Türk Dil Kurumu ödülünü aldığını da eklemeli. (Özlem)

Abbas Sayar okuyun: Çelo'nun amcasina karşı verdiği mucadele, amcasinin hainligi ve sonunda da amcasini vurmasi.Karmakarisik hissettim. Kendi hakki olan tarlayi almak için bunca ugrasmasi , orta yolu bulmaya çalışması ve saygi da kusursuzluk etmemesi ama nihayetinde sevdiğine ve tarlalarina kavusamamasi. Kezik sevmedigi bir adamin vicdanina teslim edilen bir kadın. Aileden, kocadan ve kayinvalideden yana yüzü gulmeyen bir kadın. Onunda sonu malesef bir dere . Koylulerin ya da toplumun ya da elalemin insan hayatına ne denli müdahale ettiğini anlatmis yazar. (Ayşe Erol)

Abbas Sayar'ın kitaplarını tavsiye ederim.Köy ve köy gerçeklerini bire bir bilenden öğrenmek için okuyun derim. Bir hak mücadelesi aslında Çelo.Anne baba ölünce gerçek dostu kalmıyor insanın.Amca kardeşinin payının da üstüne çöküyor.Çelo kâh çoban kâh uşak oluyor ama yine de yaramıyor Amca ve yengeye. Gerçeği öğrenince hakkını almak istiyor ama nerdee.Vermeyince satıp kendine yeni bir yaşam kurmak istiyor ona da izin yok.Bir yalan,kandırmaca ile avutmak istiyorlar.Kezik sevdiği kızı başkasına veriyorlar.En sonunda onu katil ediyor olaylar.. (Neslihan Koçak)

--reklam--

Çelo PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Abbas Sayar - Çelo kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Çelo PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Abbas Sayar Kimdir?

Nail Abbas Sayar, 21 Mart 1923 tarihinde Yozgat’ta doğdu. 1941’de Yozgat Lisesi’ni bitirdikten sonra 1945 yılında evlendi ve İstanbul’a yerleşti. Dört dönem İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde Türkoloji eğitimi aldı ancak eğitimini yarıda bırakarak Yozgat’a döndü. Bir süre çiftçilikle uğraştı. Yeniden İstanbul’a giderek matbaa kurdu, 1953’te Yozgat’a dönerek İstanbul’daki matbaasında 15 günde bir çıkarttığı gazeteyi Yozgat’ta yayımlamaya devam etti ve böylece şehrin Bozlak adlı ilk yerel gazetesini çıkarttı. Yozgat’ın Bozok ve İleri gazetelerinde çeşitli yazıları yayımlandı. Kısa bir süre politika ile ilgilendi. Yozgat Demokrat Parti müteşebbis heyeti kurucuları arasında yer aldı ama politikaya olan ilgisini kısa zamanda yitirdi.

11.07.1989 yılında Ayvalık Lisesi Edebiyat Öğretmeni Hanife Ender Sayar'la ikinci evliliğini yaptıktan sonra Ayvalık, Balıkesir’e yerleşti. Edebiyatın yanı sıra resim sanatı ile uğraştı. 1990’larda Ankara, Antalya, Ayvalık ve İzmir’de sergiler açtı. 04.08.1999’da yatağında uyurken, gece yarısına doğru fenalaşarak beyin kanaması geçiren Sayar, bir hafta sonra 12 Ağustos 1999 tarihinde-9 Eylül Ünv. Tıp Fakültesi-İzmir ’de hayatını kaybetti. Mezarı Yozgat’tadır.

Abbas Sayar’ın bir oğlu vardır. Yozgat’ta askeri gazinonun bulunduğu bir sokağa adı verilmiştir

Yazın Yaşamı  

Yazmaya şiir ile başladı. Toplam 6 şiir kitabı yayımladı. Bu kitaplar çok dar bir çevrenin dışına çıkmadığından bugün bilinmemektedir. Ancak daha önce yayımladığı tüm şiirleri 1992 yılında derlenip Boşluğa Takılan Ses adıyla kitaplaştırılmıştır. 1999’da ölümünden sonra derlenebilen şiirleri ise Şiirler adıyla yayımlanmıştır.

1950’lerde roman türüne geçti. İlk romanı Yılkı Atı’nı yazdıktan yaklaşık on - on beş yıl sonra 1970’de yayımladı. Yılkıya bırakılan bir atın doğadaki yaşam savaşını anlatan ve arka planda köy halkının yoksulluğu ve çaresizliğini sergileyen roman daha sonra filme uyarlanmıştır.

Yılkı Atı’nı yayımladıktan sonra ikişer yıl arayla romanlarını yayımlamayı sürdürdü. 1972’de yayımladığı Çelo, radyo oyununa (Nebahat Abla’yı Yitirdik adıyla)uyarlanmış; 1974’te yayımladığı Can Şenliği ise TV1'de dört bölümlük bir dizi film olarak gösterime sunulmuştur.

Yazarın tek öykü kitabı Yorganımı Sıkı Sar 1976’da, Dik Bayır adlı romanı 1977’de yayımlandı. Takip eden yıllarda Tarlabaşı Salkım Saçak (1987, roman), Anılarda Yumak Yumak (1990, anı-roman), Boşluğa Takılan Ses(1991, şiir), Noktalar (1991, vecizeler) adlı kitaplarını yayımladı.

Abbas Sayar’ın yapıtları köy edebiyatı kategorisinde değerlendirilir. Yapıtlarında genellikle Orta Anadolu’yu anlatır. Romanlarında Türk köylüsünün nasıl yaşadığını bilmek, öğrenmek ve yaşam koşullarını değiştirmek gerektiğini aydınlara ve politikacılara haykırır.

El Eli Yur El de Yüzü adlı romanında ise politika ile uğraştığı dönemdeki anılarından yola çıkarak; 1954-1957 seçimlerinde Zağcıoğlu köyünün genel durumu, köylünün politikacılara bakışı; politikacılarla köy halkının birbirlerinden beklentileri nibir kara mizah örneği olarak gözler önüne serer.

 

Ödülleri  

1971 - TRT Roman Başarı Ödülü, Yılkı Atı

1973 - TDK Roman Ödülü , Çelo

1975 - Madaralı Roman Ödülü , Can Şenliği

1987 - Yozgatlılar Dayanışma ve Kültür Derneği Şükran Plaketi

1992 - Yibitaş Holding - Erdoğan M. Akdağ - 50.Sanat Yılı Plaketi

1992 - Kültür Bakanlığı - Kültür Bakanı : D. Fikri Sağlar - 50.Sanat Yılı Plaketi

1992 - Yozgatlılar Kültür ve Dayanışma Derneği - 50.Sanat Yılı Plaketi

1992 - Gazeteciler Cemiyeti - Başkan : Osman Hakan Kiracı - Yozgat'ın İlk Gazetecisi Plaketi

1995 – Edebiyatçılar Derneği Onur Plaketi ve Altın Madalya Ödülü

1998 - Türkiye Yazarlar Sendikası - İzmir Kitap Fuarı 98 - Yazarlık Emeğine Saygı Plaketi

1998 - Türkiye Yazarlar Derneği Ödülü

--reklam--

Abbas Sayar Kitapları - Eserleri

  • Yılkı Atı
  • Yozgat Var Yozgatlı Yok
  • El Eli Yur, El De Yüzü
  • Şiirler
  • Dik Bayır
  • Noktalar
  • Çelo
  • Yorganımı Sıkı Sar
  • Can Şenliği
  • Anılarda Yumak Yumak
  • Tarlabaşı Salkım Saçak
  • Boşluğa Takılan Ses

--reklam--

Abbas Sayar Alıntıları - Sözleri

  • Saat oniki, saat bir Göm, gecenin koynuna dertlerini Yatağına gir.. (Şiirler)
  • Cami yaptırsak boyumuz sanki arşa ulaşacak.. (Yorganımı Sıkı Sar)
  • Bir Türk-Kürt davası akıllardan bile geçmezdi. Bizimkiler; bir Kürt kızını, bir Çerkez kızını, bir Türk kızına tercih ederlerdi. (El Eli Yur, El De Yüzü)
  • Dünya iki kapılı bir han. Hemi de geniş. Kimse sırtına vurup bir yana götüremiyor. Sevgi, gardaşlık dünyayı büyütür. Haset, fesat el ufağına döndürür. (Dik Bayır)
  • Bilmem ne ister insanlar insanlardan, Yer cömert, ağaç cömert. Gök alabildiğine kerem saçarken üstümüze Kin besler, darılır, kırılırız birbirimize. (Şiirler)
  • Bektaşi ne demiş: "Allah olmaya Allah değilsin, ama Allah'tan önce senin hükmün geçiyor dünyada.." Öyle gavur şeydir para.. Anayı babadan, kardeşi kardeşten, yari yardan ayırır. Bir defa esaretine düşmeyegör.. (Anılarda Yumak Yumak)
  • Ne olacaksa, bu dünyada zulum edenler, biraz da ettiklerinin karşılığını yine burada bulmalı... (Can Şenliği)
  • İnsan, insanda başlar ,insanda biter... (Anılarda Yumak Yumak)
  • ... Kurda kurban oluyum ...Çok aç kalır da saldırır adama..Kasabadaki dürzülerin tümü kurt.Hem de gözleri heç doymayan cinsinden..Yüreğini almayınca,yüreğinden el çekmeyen takımından. Bize göstermedikleri iğne ucu ışığı elleri uzanıp kabirlerini de delseler Tanrım onlara göstermesin. (Yorganımı Sıkı Sar)
  • Zulüm insan için var edilmiş herhal... Yoksa adı olmazdı. (Dik Bayır)
  • Elif kaşlarını çatar Gamzesi sineme batar Ak ellerin kalem tutar Yazar Elif Elif diye (Dik Bayır)
  • ‘Başkalarını kandırmak kolay iş. Emme insanın kendi kendini kandırması olmazların olmazı...’ (Yorganımı Sıkı Sar)
  • Seni de adam yerine koydum. Mayanız batsın! Suç sende değil, benim gibi hâlâ insandan umutvar olan kerhanecide... (Can Şenliği)
  • Dünya üç günlük yol gibi gözükür. Heç de öyle değil. Acısını, zulmunu bir bilinmedik güne saklar. Ahının, vahının tükendiği bir güne... (Dik Bayır)
  • Artık hükmümüze girmiyor günler (Şiirler)
  • Yurt ayrılığı, ölüm ayrılığından ağır. Namus lekesi gibi böyük, (Dik Bayır)
  • Başkalarını kandırmak kolay iş.Emme insanın kendi kendini kandırması olmazların olmazı. (Yorganımı Sıkı Sar)
  • "Ahir ömrümüzde şu yalnızlık belasiyla uğraşıp durmasak ! Birbirimize CAN ŞENLİĞİ olsak..." (Can Şenliği)
  • Bir şeyi yazarken, bir şeyi söylerken içinden ‘acaba’ diyorsan, hürriyet ve demokrasi yoktur. (Yozgat Var Yozgatlı Yok)
  • Dünya iki kapılı bir han. Hemi de geniş. Kimse sırtına vurup bir yana götüremiyor. Sevgi, gardaşlık dünyayı büyütür. Haset, fesat el ufağına döndürür. (Dik Bayır)