Kitap Künyesi

Yazar: Craig Silvey

Çevirmen: Nilgün Birgül

Orijinal Adı: Rhubarb

Yayın Evi: Martı Kitabevi

İSBN: 9786053481782

Sayfa Sayısı: 400

--reklam--

Çemberin Dışındakiler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Gözler Karanlığa da Alışır...

İnsan kendi yarasını saramaz, dost bir elin dokunuşuyla iyileşir ancak...

Geçirdiği kazadan sonra gözlerini karanlığa açan Eleanor'un zorluklarla dolu hayatı, bir gece duyduğu çello sesinin izini sürmesiyle değişir. Çelloya can veren, kendisi gibi kırgın bir gençtir.

Hayatın kıyısında kalıp kendi kabuklarına çekilen bu iki genç, zorlukların üstesinden birlikte gelmeye çabalarken, kendilerini ve başka yaşamları keşfetme fırsatı yakalar. Aşk ile kaybedişin, dostluk ile yalnızlığın romanı olan Çemberin Dışındakiler, hayatta daima bir çıkış yolunun olduğunu özgün ve şiirsel bir anlatımla fısıldıyor...

"Tanrı'nın Unutulan Çocukları'yla çok sayıda ödül kazanan Craig Silvey, yine çok farklı ve dokunaklı bir hikâyeyle karşımıza çıkıyor."

-Sydney Morning Herald-

"Hüzünlü ve neşeli, cesur ve dokunaklı bir kitap."

-The West Australian-

"Mizahi ve derinlemesine yazılan, kimi kez hüzünlendirip çoğu kez neşelendirmeyi başaran bu roman kesinlikle okunmalı."

-Melbourne Weekly-

"Çemberin Dışındakiler, hayatın kenarında kalmış insanların iç dünyasını anlamaya dair zekice yazılmış bir roman."

-The Bulletin-

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Çemberin Dışındakiler Alıntıları - Sözleri

  • Asla kimse güvenilir değildir.
  • Yapbozun iki parçası gibi uydular birbirlerine. İkisi de birbirine bulaşıcıydı.
  • Ewan güldü çünkü bu anlatılanlar saçmaydı, Jim güldü çünkü acı çekiyordu.
  • Yengecin uyku sorunu vardı. Ona sürekli yuvayı hatırlatan şey uykularını kaçırıyor, ne zaman kabuğuna çekilse okyanus sesi bir türlü ona rahat vermiyordu.
  • Kahretsin Zoltan, zaman nereye gitti ?
  • Ona görmeyi öğretmek için bir köre ihtiyacı olduğunu biliyordu.
  • Bir şeyi yitirirsen ( yitirmekle ilgili her şeyi biliyordu) onun yarattığı boşluğu doldurmanın en iyi yolu bir şey elde etmektir.
  • Ucuz dantel perdelerin arasından gümüş renkli ay ışığı sızıyor. Pencere kapalı, içerideki tutsak hava sıcak. Kuru ve boğucu.

--reklam--

Çemberin Dışındakiler İncelemesi - Şahsi Yorumlar

"Her günü başladığı gibi bitiriyordu. Her yeni güne ise bir önceki gibi başlıyordu." Kitabın aldığı puandan ve yapılan çok fazla olumsuz elestiri yüzünden okumayı düşünmüyordum ama iyi ki başlamışım. Yazarın 'Tanrının unutulan çocukları' isimli kitabını da okumuş ve akıcı ve güzel bulmuştum yani yazarın biraz dilini tanıyorum. Fakat bu kitabı okurken aynı yazar ele almamış gibi hissettim. Anlatış şekli gercekten çok kopuk. Aslında güzel şeylerden bahsediyor ama tüm cümleleri kısa kısa kurmaya yemin etmiş gibi. Nedense okurken ' Rüya için ağıt' filmini izlermişim gibi hissediyorum. Biraz hüzünlü ve melankolik bir anlayışı var. Verilen örnekler, benzetilenler biraz o yönde ama bu çok hoşuma gitti. Kitap kendini gerçekten hızlı okutuyor. Zaten yazıları büyük büyük ama biliyorum ki elimde sürünebilir yaşantımdan dolayı. Her neyse hadi konuya dönelim. Kitabın ana karakterine nazaran ben Jim'e aşık olmuş olabilirim. Farklı kafaları yaşayan insanlar harikadır. Tanıdığım ilk hemofiliden mazur karakter. Hemofilinin ne kadar illet bir hastalık olduğunu güzel anlatmış. Özellikle bir alıntısı var ki beni çok etkiledi; "Jim'e hayatı asıl zindan eden kendi kanıydı. Hayat kurtaran kanın, onun hayatını alacak olması Jim'i neredeyse güldürüyordu." Evet gerçekten Jim'e çok ama çok üzüldüm. Hele ki kan aldığı kişiden HİV kaparak 23 yaşında ölmesi beni daha fazla üzdü. Genel olarak kitaba inceleme girmeyi düşünmüyordum ama Jim'i hatırlamak için ona borçluyum bunu. Bir diğer gizemli karakterimiz var ki o da Ewen. Tam olarak bu karakteri çözemedim, çok içine kapanık ve esrarengiz birisi. Tam olarak ana karakterle nasıl bir bağlantısı var merak ediyorum. Evet sona bıraktım ama asıl ana karaktere dönecek olursak kendisi kör. Yağmurdan nefret etmesi ve herkesin Elly aşkım demesi kendisini sevmeme sebep oldu. Ara ara köpeği Warner üzerinden de okuyoruz kitabı. Şuan tek merak ettiğim Ewen ile olan ilişkileri. Yazarın üslubunu gerçekten beğenmediğimi tekrar dile getirmek istiyorum. Olaylar karman çorban ve hızla ele alınmış, net ifade edilmemiş. Özellikle karakter konuşmaları kesme işareti ile ayrılmamış metnin içinde yer almış sadece, kitapta yazım hataları da göze çok çarpıyor bunlar bir okuyucu gerçekten rahatsız eden durumlar. Genel olarak güzel ilerliyor, insanların sevmeme sebebi üslup olabilir ama okunmayacak kadar kötü de değil, ben henüz başlardayım bu şekilde ilerlerse güzel akar. °°°° Saat 12.24 ve ben uykusuzluktan delirmiş şekilde kitabı bitirmeyi başardım. Öncelikle kitaba verdiğim puanı Elenor, Jim, Theo ve Frank için verdim. Elenor'un karakter ve görüntü profilini başarılı bir şekilde ele alındığını düşünüyorum. Yani kitabı bitirirken Elenor'u tanıyorsunuz ve özgün bir karakter olması, körlüğü kötü bulmaması, başarılı bir şekilde hayatına devam etmesi, düşünce tarzı, çok büyük bir eksikliği olduğu halde bunu dert etmemesi çok başarılıydı. Jim aşkım hakkında bir şey anlatmak istemiyorum, ölüm şekli bile çok muazzamdı. Hayalkırıklığına uğradığım tek şey yazarın Jim'den sürekli bahsetmemesi, ben tüm cümlelerde ismi geçsin istedim o kadar ki farklıydı benim için ama toplasan 4-5 sayfa anlatmıştır koskoca kitapta :( Frank... Aslında biraz kaba bir karakter ama bu karakteri sevmemin sebebi vefası, sadakati ve karısına olan aşkı... Ölmüş olan karısını yaşıyor gibi benimsemesi beni çok etkiledi. Ve elenor'un sürekli eşinin nasıl olduğunu sorması (öldüğünü bildiği halde) tam elenorluk sevimli hareketlerdi. Ve son karakter Theo.. şimdi bu karakteri de çok fazla görmedik kitapta bunun sebebi sağlam bir karakter olması, iyi bir karakter olması, ve güçlü bir karakter olması. Peki kitapta çoğunlukla kimi okuduk? Kendine güveni olmayan, geçmişi hakkında çok az bilgiye sahip olduğumuz,, kitabı bitirirken bile tam olarak tanımadığımız gerçekten büyük özgüven eksikliğine sahip Ewan'ı... Her neyse Theo'dan devam edeceğim. Kendisi üvey karakter olduğu için çok fazla dışlanmış ama yine de insanları seviyor olması ve olaylara esprili bir şekilde yaklaşımı naifti. Evet karakterler çok tatlı ama kitabı sevdim mi? Maalesef ki hayır. Yazar'ın anlatım tarzı evet bir yere kadar hoştu ama sonra rahatsız etmeye başladı beni. Çünkü bir olay yaşanırsa o olayı düzgünce anlatman gerekir. Maalesef ki yazar olayı anlatmak yerine karakterini duygularını betimlemiş komple. Bu çok kafa karışıklığı yarattı bende. Ne olduğunu hiç anlayamadım. Bu yüzden kitabı sevemedim. Ve biraz gereksiz uzatılmış durumlar vardı. Ve kitabı okurken sürekli ( Sanki ABD' de tek alternatif tıp İşgınmış gibi sanki hiç ilaç yokmuş gibi) ışgın ! Işgın ! Işgın! Bitkisinden bahsediliyor. En alakasız durumlarda bile ( rüyalarda, kalp kırıklarında, hayal kırıklığında...) Işgın geçiyor. Ha birde sürekli azgın opossumlara denk geliyoruz. Ve bu iki kelime çok çok çok fazla geçiyor... Son olarak kitapta sevdiğim diğer şey Köpek ve Yengeç'in gözünden olaylara bakmak oldu. Özellikle Yengeç'in okyanusa olan özlemi çok hoştu. En çok yengeç'i sevdim. İncelemem çok uzun oldu, muhtemelen çoğu kişi de okumaz her neyse zaten kendim için yazıyorum diyerek uyumaya gidiyorum... (Ethnq)

Kitabın daha ilk sayfalarında hiçbir karakteri tanımadan öyle bir anlatımın içine düştüm ki, ben ne okuyorum acaba şu an, bu yazar ne anlatmaya çalışıyor gibi sorular doldu zihnime. Çok karmaşık ve anlaşılmaz bir giriş kısmı vardı. Bu anlaşılmazlık ve karmaşıklık kitabın çoğunda devam etti, dolayısıyla kitaptan gram zevk alamadım. İlk 200 sayfa, birkaç sayfası hariç, hayatımda okuduğum açık ara en kötü kitap dedirtti ve defalarca acaba yarıda bıraksam mı diye düşündüm durdum. 200 - 300 arası daha bir normal ve beklenen yapıya girdi sayılır, bu da bazı bölümlerde yüzümde ufak çaplı bir tebessüme ve okuma isteğimde ufak çaplı bir artışa sebebiyet verdi. 300den sonrası ise yine başlangıçta olduğu gibi karışık, sıkıcı, boğucu ve anlaşılmazdı. Kısaca özetlersem; yazar, çok tatlı ve eğlenceli olabilecek böyle bir konuyu absürtleştirme çabasına girip açıkça berbat etmiş. Hayatımda okuduğum en kötü kitaplar listesinde kesinlikle tepeye oynuyor, çok üzgünüm. (Alper Yazır)

--reklam--

Çemberin Dışındakiler PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Craig Silvey - Çemberin Dışındakiler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Çemberin Dışındakiler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Craig Silvey Kimdir?

Craig Silvey, 1982 yılında Batı Avustralya'da dünyaya gelmiştir. Roman yazarı ve müzisyendir.Çocuk öyküleri türlerinde eserler yazmıştır.

Craig Silvey, tarafından kaleme alınan "Tanrı'nın Unutulan Çocukları" büyük bir okuyucu kitlesine ulaşmıştır. Maskeli Kahraman ve Çemberin Dışındakiler, yazarın diğer kitaplarıdır.

--reklam--

Craig Silvey Kitapları - Eserleri

  • Tanrı'nın Unutulan Çocukları
  • Çemberin Dışındakiler
  • Maskeli Kahraman

--reklam--

Craig Silvey Alıntıları - Sözleri

  • “Ancak dünyanın geri kalanı uyurken uyanık olmanın büyüleyici bir tarafı vardı. Sanki onların bilmediği bir şeyi biliyormuşum gibi.„ (Tanrı'nın Unutulan Çocukları)
  • Hani biriyle karşılaşırsın ve bütün hayatın boyunca onu tanıdığını hissedersin ya? Öyleydi işte. (Tanrı'nın Unutulan Çocukları)
  • Yapbozun iki parçası gibi uydular birbirlerine. İkisi de birbirine bulaşıcıydı. (Çemberin Dışındakiler)
  • Yengecin uyku sorunu vardı. Ona sürekli yuvayı hatırlatan şey uykularını kaçırıyor, ne zaman kabuğuna çekilse okyanus sesi bir türlü ona rahat vermiyordu. (Çemberin Dışındakiler)
  • ''Ama zaten Tanrı da bence gerçekte bu, Charlie. İçimde, diğer her şeyden daha güçlü ve daha dayanıklı olan şey. Dua etmek de ona güvenmek, ona inanmak, kendimden dayanıklı olmayı istemek anlamına geliyor. Ve yapabileceğin tek şey de bu.'' (Tanrı'nın Unutulan Çocukları)
  • “Kaybedecek ne kadar çok şeyin varsa, savaştığında o kadar cesursun demektir.„ (Tanrı'nın Unutulan Çocukları)
  • Bir şeyi yitirirsen ( yitirmekle ilgili her şeyi biliyordu) onun yarattığı boşluğu doldurmanın en iyi yolu bir şey elde etmektir. (Çemberin Dışındakiler)
  • Kahretsin Zoltan, zaman nereye gitti ? (Çemberin Dışındakiler)
  • "... Bu aptallık. Bir hiç uğruna bu kadar çok çalıştım!" "Ah, bu konuda yalnız değilsin, küçük bey. Buna hayat denir." (Tanrı'nın Unutulan Çocukları)
  • ''... Bu bana çok üzücü geliyordu. Hayal bile edemiyordum. Sana bu kadar yakın olan birini kaybetmek, umutlarını bağladığın birini kaybetmek.'' (Tanrı'nın Unutulan Çocukları)
  • ''Bu nasıl bir dünyaydı böyle? Her zaman böyle miydi, yoksa son bir kaç günde gerçekten çivisi mi çıkmıştı? Her zaman bu kadar adaletsiz miydi? Dengeyi bozan neydi? Anlamıyordum. Nasıl bir dünya güzel kızların dövülüp asılmasına izin verirdi?... Nasıl bir dünya birisi akıllıca sözler ettiği için onu yumruklardı?'' (Tanrı'nın Unutulan Çocukları)
  • Ucuz dantel perdelerin arasından gümüş renkli ay ışığı sızıyor. Pencere kapalı, içerideki tutsak hava sıcak. Kuru ve boğucu. (Çemberin Dışındakiler)
  • "Hani biriyle karşılaşırsın ve bütün hayatın boyunca onu tanıdığını hissedersin ya? Öyleydi işte." (Tanrı'nın Unutulan Çocukları)
  • “Asıl önemlisi dünyan sarsıldığında nasıl davrandığın ve etrafında neleri ne kadar görebildiğindir.„ (Tanrı'nın Unutulan Çocukları)
  • Asla kimse güvenilir değildir. (Çemberin Dışındakiler)
  • Ona görmeyi öğretmek için bir köre ihtiyacı olduğunu biliyordu. (Çemberin Dışındakiler)
  • Ewan güldü çünkü bu anlatılanlar saçmaydı, Jim güldü çünkü acı çekiyordu. (Çemberin Dışındakiler)
  • "Anne babaları öldüren, çocukları öksüz bırakan, kriket toplarını tekmeleyen ve sivri dişlerini gösteren bir dünya. Dörtte üçünün susuzluğunu asla gideremediği, sularla kaplı olan bir dünya. " (Tanrı'nın Unutulan Çocukları)