Kitap Künyesi
Yazar: İsmet Özel
Yayın Evi: Şule Yayınları
İSBN: 9789756446744
Sayfa Sayısı: 165
--reklam--
Çenebazlık Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İsmet Özel, ufunetini sözle almak isteyenlerin bir irtifası olduğunu söylüyor Çenebazlık’ta. İşte böyleleri için şiir, başka şeylere yeğ tutulandır. Ona göre Modern Türk Şiiri savunulmaya değerdir ve Türk şiiri, özünde Türklük şuurunun anlamını barındırdığı için Türkiye üzerine oyun oynayanların alamadıkları tek kaledir. Bu yüzden de Türk şiiri, Türkiye için her zamankinden çok bir hayatiyeti ifade etmektedir. Biz bu şiiri kokusundan tanırız. Okur da bir burna sahip olmalı ki, onu tanıyıp etrafından kötü kokuları uzak tutsun. Çünkü “biz çevremizden kötü kokuları uzaklaştırınca, yakınımıza melekler gelecek. Çünkü melekler kötü kokudan uzak kalırlar. O yüzden de şiir kokusunu alırsanız, meleklerin desteğini talep ediyorsunuz demektir.
Biz İstiklal Harbimizi şiir kokusuyla kazandık. Bundan sonra da bir şey kazanmaya adaysak, yine şiirden alacağımız gücün büyük yardımı olacak.
--reklam--
Çenebazlık Alıntıları - Sözleri
- İşte şiir bu manada kayıplarımızı telafi eden, yani bizim insanlık durumumuz ile insanlık durumumuzun tasavvuru arasındaki bağı kurmaya yardımcı olan bir alan. Bir uğraşı alanı. Novalis şöyle demişti: Şiir, aklın açtığı yaraları onarır.
- "Kur'an-ı Kerim'de: "Biz emaneti dağlara teklif ettik onlar kabul etmedi, ama nankör ve cahil olan insan kabul etti." der. Benim cehaletimde oradan geliyor zaten."
- Ölümü arzu etmedikçe işleri hal yoluna koymanın, bir çaresine bakmanın peşini bırakamayız.
- Bir şeyi anlatabilme gücünü göstermenin yolu ikna edici ifadelerden geçiyor olsaydı şöyle diyecektim: Dünyaya ne halimiz varsa görelim diye gelmedik; dünyaya gelişimiz halimizin ne olduğunu öğrenelim diyedir. Şiirle halimin ne olduğunu merak ettiğim için meşgul oldum.
- Ufuneti sözle almak isteyenler katında şiir müreccahtır.
- "İnsan mısralarda, şiirlerde hiç kimsenin elinden alamayacağı bir 'yurt' edinir."
- "Dünyaya ne halimiz varsa görelim diye gelmedik; dünyaya gelişimiz halimizin ne olduğunu öğrenelim diyedir."
- "Ortak kelimelerimiz yok, ortak endişelerimiz inşallah vardır."
- "...Orhan Veli'ye geldi. Hepinizin bildiği iki mısra: 'Neler yapmadık şu vatan için/Kimimiz öldük kimimiz nutuk söyledik'. Bu iki mısrada ne var, herkes söyler sanıyorsunuz; maalesef Türkiye'deki hastalıklarımızdan birisi de bu. Kenan Evren'in Picasso'nun yaptıklarına bakıp; 'Ne olacak bunları ben de yaparım' demesi gibi."
- Dil varlığın evi imiş! Hah, evin haline bak!
- Dünyaya ne halimiz varsa görelim diye gelmedik ; dünyaya gelişimiz halimizin ne olduğunu öğrenelim diyedir. Şiirle halimin ne oldugunu merak ettiğim için meşgul oldum.
- Bence bir toplumda yaşamayı hak etmenin ölçüsü, o topluma ne verildiğidir.
- Biz Türkiye'de yaşayan insanlar olarak öyle yalan yanlış seylere inandırılmış, öyle kabul edilemez şeyleri kabul etmişiz ki, insanlara kendileri hakkında ya da birlikte yaşadıkları insanlar hakkında ne söylersen söyle söylediğin şeyler asla mantıklı gelmez.
- Kafirle çatışmayı göze alan Müslümana Türk denir. Bizim insanların Müslümanlığına hiçbir diyecegimiz yok Ehl-i kıbleyı tekfir etmeyiz. Herkes Müslüman olabilir. Ama herkes Türk olamaz.
- Kuran-ı Kerim'de "Biz emaneti dağlara tekIif ettik onlar kabul etmedi ama nankör ve cahil olan insan kabul etti" der. Benim cehaletim de oradan geliyor zaten..
--reklam--
Çenebazlık İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Hani bazı günler rüyalarımızda koşarız bir yere yetişmek için, tüm çabamızla kaçar, hızlıca uzaklaşmaya çalışırız bulunduğumuz yerden ama dönüp baktığımızda hiç yol almamış, alamamış olduğumuz yerde kalmış olarak buluruz kendimizi işte benim de İsmet Özel yolculuğum buna benziyor her kitap bittiğinde tıpkı böyle hissediyorum gitmiş olmam lazım diyorum ama daha yeni adım attığımı farkediyorum. Ama yine de adım atmaktan kendimi alamıyorum. İsmet Özel okurken tekrara düşmekten, iki ileri bir geri yapmaktan kurtulamıyorum, sayfayı not al esra, sayfayı katla esra, kitabın bu pasajını sonra tekrar oku esra ki tüm bu saydıklarım benim için, üşengeç kategorisine rahatlıkla dahil edilebilecek biri için, çok katlanılacak şeyler olmasa gerek ama bunu ben istedim, bu hâle ben dönüştüm, rahatsız mıyım, asla. Gelelim kitabımıza, kitabı ben şûle yayınlarından okuduğum için iki parça hâlinde okumuş oldum. Tiyo yayınları şiir okuma kılavuzu her iki kitabı da (şûle yayınları şiir okuma kılavu ve çenebazlık) içinde barındırıyor. Kitapta sık bir şekilde şairin şiir tanımlarına rastlıyoruz, dahası şiire yüklenen vazifeye. Şairin farklı açlardan yaptığı tanımlar dikkate değer ki kendisi de şiiri tanımlamadan şiir yazılmaması gerektiğini ifade ediyor. Tanımlar dallı budaklı her biri şiirin farklı bir yönüne götürüyor bizi, ayakları yere basmayan yani bir hayat belirtisi taşımayan şiir, şiir olmuyor. Şiirin tanımlarını, oluşum sürecini yani şiire dair yazılanları okurken şair acaba konuyu çok mu abarttı diye ara ara beni yoklayan şüphe kitap ilerledikçe memnun kalınmış bir iknaya bırakıyor kendini, bu ilginç bir deneyim oluyor doğrusu. Şiirin oluşumu, tanımlar derken şair bizi şiir vasıtasıyla bir noktaya ulaştırmaya çalışıyor aslında, şiirde yada şiir yazmakta maksat ne? Onda neyi aramalıyız? Varmak istediğimiz yer neresi? Kendimiz kalarak kendimizi bilerek inanmak mı acaba? Şairin bu sorulara cevaplarını kitapta bulacaksınız hem de onun uzun uzun anlatımıyla hatta bir yerde karmaşıklığı farketmiş olacak ki şöyle sesleniyor okuruna: "Anlatabiliyor muyum? Anlatamıyorum. Anlayın ama siz." Ben de dağınık anlattım hoş tam olarak ne anlatmaya çalıştım bilmiyorum ama siz bu şairi okuyun, sabırsızlıktan uzak kalmaya çalışarak okuyun. (esra k.)
--reklam--
Çenebazlık PDF indirme linki var mı?
--reklam--
İsmet Özel - Çenebazlık kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Çenebazlık PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı İsmet Özel Kimdir?
1944 yılında Söke 'li bir polis memurunun altıncı çocuğu olarak Kayseri'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kastamonu, Çankırı ve Ankara'da yaptı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde bir süre okuduktan sonra Hacettepe Üniversitesi'ne geçerek Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi (1977). Ataol Behramoğlu ile birlikte Halkın Dostları dergisini çıkardı. Devlet Konservatuarı'nda Fransızca okutmanı olarak çalıştı. İstiklal Marşı Derneği kurucusudur. Evlidir. Dört çocuğu vardır.
--reklam--
İsmet Özel Kitapları - Eserleri
- Tavşanın Randevusu
- Waldo Sen Neden Burada Değilsin?
- Bir Yusuf Masalı
- Henry Sen Neden Buradasın 1
- İrtica Elden Gidiyor
- Henry Sen Neden Buradasın 2
- Surat Asmak Hakkımız
- Tahrir Vazifeleri
- Toparlanın Gitmiyoruz 1
- Erbain
- Taşları Yemek Yasak
- Bakanlar Ve Görenler
- Üç Mesele
- Kırk Hadis
- Şiir Okuma Kılavuzu
- Zor Zamanda Konuşmak
- İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir
- Neyi Kaybettiğini Hatırla
- Kalın Türk
- Of Not Being A Jew
- Faydasız Randevu
- Çatlıycak Kadar Aşki
- Ve'l-Asr
- Sorulunca Söylenen
- Desem Öldürürler Demesem Öldüm
- Küfrün İhsanı Olmaz
- Cuma Mektupları 1
- Faydasız Yazılar
- Tehdit Değil Teklif
- Cuma Mektupları 2
- Cuma Mektupları 3
- Cuma Mektupları 4
- Cuma Mektupları 5
- Cuma Mektupları 6
- Cuma Mektupları 7
- Cuma Mektupları 8
- Cuma Mektupları 9
- Evet İsyan
- Cinayetler Kitabı
- Geceleyin Bir Koşu
- Şiir Resitali
- Celladıma Gülümserken Çektirdiğim Son Resmin Arkasındaki Satırlar
- Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 2
- Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 1
- Bilinç Bile İlginç
- Allah'ın Emri Zaid / Plus Peygamberin Kavli
- Bileşenleriyle Basit
- Siper Beden
- Karz-ı Hasen
- Neredeyizim
- Başbaş Başbaşa Başabaş
- Evet Mi, Hayır Mı?
- Muvazzaf
- Toparlanın Gitmiyoruz 2
- Toparlanın Gitmiyoruz 3
- Ebruli Külah
- Evlenseydik Boşanacaktık
- Türk Olamadıysan Oldun Amerikalı
- Hayatın Manası Versus Manalı Bir Hayat
- Çenebazlık
- Dil ile İkrar
- Tok Kurda Puslu Hava
- Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar
- Şiir Kitabı
- Başını Örten Kızlar Felsefe Bilmelidir
- Tahrir Vazifeleri 2
- Tahrir Vazifeleri 4
- Tahrir Vazifeleri 3
- Tahrir Vazifeleri 5
- Tahrir Vazifeleri 6
- Tahrir Vazifeleri 7
- Tahrir Vazifeleri 8
- Tahrir Vazifeleri 9
- Tahrir Vazifeleri 10
- Cuma mektupları 10
- Tahrir Vazifeleri 11
- Tahrir Vazifeleri 12
- Türküm Doğruyum İntikamım Ülkemdir
- Bir Vefa Daha
- Pergelin Yazmaz Sivri Ucu
- İslamla Damgalanmış Varoluş
- Tekne Kazıntısı
--reklam--
İsmet Özel Alıntıları - Sözleri
- Biz Türkiye'de yaşayan insanlar olarak öyle yalan yanlış seylere inandırılmış, öyle kabul edilemez şeyleri kabul etmişiz ki, insanlara kendileri hakkında ya da birlikte yaşadıkları insanlar hakkında ne söylersen söyle söylediğin şeyler asla mantıklı gelmez. (Çenebazlık)
- Türkiye, bir imparatorluk ihdas etme üstünlüğü gösterdiğimiz için değil, dar-ül İslam olması, dar-ül İslam vasfı kazanması sebebiyle vatanımızdı. (Cuma Mektupları 6)
- ölümle ölüme yaraşan bağı nasıl kurabiliriz? (Tahrir Vazifeleri 3)
- Taarruz bombalarının tahrip gücü kadar gürültüsü de önemlidir. Çünkü düşman yalnızca öldürülerek veya mevzileri yıkılarak püskürtülmez, aynı zamanda düşmanı, başına büyük bir felâket geleceğine inandırmak da gereklidir. Bu yüzden toplumda hâkimiyet tesis etmeye yönelmiş her hareketin, yürürlüğe koyduğu işler kadar kopardığı gürültü de önemlidir. Nitekim son birkaç yılda Müslümanlara karşı haçlı ve Siyonist seferberlik düzenlemiş odakların kopardıkları gürültü bir hesap sonucudur. Diyelim ki, tesettüre uyan öğrencileri üniversiteye almayacaklar. Bunu idarî tedbirlerle sessiz sedasız uygulamaya koyabilecekleri halde, bu konuda bir kamuoyu husule getirmek üzere, basın organlarının büyük bir şamata çıkarması istenmiştir. Bir gürültü koparan siyasî hareket, taarruza geçmeye hazırlanmış ve belki de taarruzu fiilen başlatmış demektir. Taarruza geçen kuvvet, büyük ve geniş taleplerle insanların önüne çıkar. Onun düsturu şudur: Çok çok istemeliyim ki, az az versinler. Bu tutumun beynelmilel arenada en iyi uygulayıcısı İsrail olmuştur. İsrail, henüz üzerinde devlet olmaya çalıştığı toprakların kendi hakkı olup olmadığı tartışma konusu iken, daha geniş topraklara ihtiyacı olduğunu dile getirmiştir. Yani her zaman çok çok istemiş ve alabildiği az miktarı yanına kâr bilmiştir. Böylece ilk yerleştiği toprakları tartışma konusu olmaktan çıkarılmış ve işgal ettiği topraklar görüşmelere esas alınır olmuştur. Türkiye'deki İslâm düşmanları çok çok neyi istiyorlar ve az az neye razı olacaklar? Onların çok çok istedikleri, Müslümanların Türkiye'de hiçbir sosyal varlık gösterememeleridir. Yani tek parti, tek şef döneminde olduğu gibi, Müslümanlar kendi memleketlerinde sürgün muamelesi görmelidirler. Ticarî hayatta geri plana itilmeli, iyi eğitim veren mekteplere sokulmamalı ve bürokraside yükselme sınırları pek düşük tutulmalıdır. Bu en geniş taleplerin tam tamına gerçekleşmeyeceğini bildiklerinden, kopardıkları gürültüyle bir tek siyasî sonuca razıdırlar. O da, Müslümanların bağımsız bir siyasî alternatif olarak ortaya çıkmamaları ve gözleri yılarak kimliği Müslüman olmayan siyasî organizasyonların şemsiyesi altında olmayı nimet bilmeleridir. (İrtica Elden Gidiyor)
- İnsanın gereğinden çok şeyi fark ediyor olması, esas olan şeyi fark etmekten mahrum kalması anlamına da gelebilir. (Kırk Hadis)
- İnsanlar artık aya , güneşe Lât ve Menât putuna tapmıyorlar ama devlet adamlarına , piyasaya , makinalara, teşkilatlara, teorilere tapıyorlar. Yeni putları mukaddes kılabilmek için kitaplı dinleri terkediyorlar. Bu tarz putperestliğin Doğu'da ve Batı'da birbirinden farkı yok. (Üç Mesele)
- Bugün yaşama biçimi olarak dünya çapında yaygın bir batılılaşma var. Mutfaklar yemek hazırlama laboratuvarı, televizyonlu yaşama alanları bir kamu toplantısının dinlenme anı gibi, yatak odalarımıza değil koğuşlara gidiyoruz. Çalışma ve eğitim hayatımız mekanik ölçüleri hiçbir zaman aşamıyor. (Bakanlar Ve Görenler)
- Daha doğrusu bir ordu ilgili olduğu toplumun bir ürünü olduğu oranda gerçektir. Ordunun gerçekliğinin gösterilebilir iki dayanağı var: Bir toplum kendi savaş gücünü ne oranda yeniden üretebiliyor? Bir toplum kendi değerlerine ne oranda sahip çıkıyor? Savaş gücünü yeniden üretebilmenin toplumun sermaye gücüyle olduğu kadar nitelikli insan potansiyeliyle doğrudan ilgisi var. ABD Pearl Harbour baskınında bombalanan gemilerini bir yıl içinde yeniden inşa etti. Bunun için malî güce elbet sahipti, ama yeniden üretim için gerekli uzmanlığı da ithal etmek zorunda değildi. Bir toplumun kendi değerlerine sahip çıkmasının iki parlak örneği Almanya ve Japonya'dır. Her iki dünya savaşından yenik çıkmış Almanya'nın ve son savaştan sonra ordusuzluğa mahkûm edilmiş Japonya'nın bugün beymelmilel sahada hâlâ belli bir belirleyici güç sahibi olmalarının her iki toplumun da kendi değerlerinden vazgeçmeyişlerinden başka bir açıklaması yoktur. (Cuma Mektupları 3)
- Neyi öğrenmek istiyorsak zihnimizi onu öğrenmeye müsait duruma getirmek zorundayız. Bazı şeyleri bütün çabalarımıza rağmen bir türlü öğrenemiyorsak, bunun sebebini zihnimizin düştüğü elverişsiz durumdan başka bir şeye bağlamayalım. Âmiyâne bir ifadeye başvurarak şöyle diyebiliriz: Ancak işimize gelen şeyler aklımıza yatar veya aklımız ancak işimize gelen şeylere yatar. Dünyaya isteklerimiz doğrultusunda bakarız. Zihnimizin dış dünyayla ilişkisinde bütün mesele "irade" (istem) meselesinden ibaret değildir. Bir de zihin kilitleri meselesi var. Nelerin işimize geldiğini tanımamız açısından bazı bölgelerde zihnimiz kilitlenmiştir. Bazen menfaatimizi zihnimizin kilitleri sayesinde koruyabiliriz. Bazen de zihnimizdeki kilitleri kırmak menfaatimizi korumanın kaçınılmaz gerek-sartı olur. Zihnimizdeki kilitlerin hangilerinden güç almanın vakti ne zamandır? Hangi zihin kilitlerimizi ve ne vakit kırmalıyız? (Henry Sen Neden Buradasın 1)
- İslâm’a yerküre üzerinde hangi varoluş tarzı yakışıyorsa Türkler o tarzı tecessüm ettirmekle bir kavim karakteri edinmişlerdir. Türk’ü İslâm’dan, İslâm’ı Türk’ten ayırın geriye ne Türk kalır, ne İslâm. Amerikalıyı paradan, parayı Amerikalıdan ayırın geriye ne Amerikalı kalır, ne para. (Pergelin Yazmaz Sivri Ucu)
- gitti deriz ölenler için yalnız yaşayanların işidir yola çıkmak, yolu kat etmek. (Bir Yusuf Masalı)
- İnsanlar içlerinde yaşattıkları bir mükemmelliğin özlemini duyarak hep varolan şartları beğenmediler. (Bileşenleriyle Basit)
- tam düşecekken tutunduğum tuğlayı kendime rabb bellemeyeceğim razı değilim beni tanımayan tarihe beni sinesine sarmayan tabiattan rıza dilenmeyeceğim. (İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir)
- Çin, Mısır, Aztek, Yunan, Roma ve İslam medeniyetlerinin kendilerine özgü teknolojileri elbette vardı; ama insan hayatının devamını böylesine yaygın ve karmaşık mekanik süreçlerin işleyiş şartına bağlayan bir başka medeniyet bilmiyoruz. (Tahrir Vazifeleri 7)
- "Bana göre insanın tarifi: "Geç kalmış yaratıktır." Neye geç kalmıştır? Her şeye." (Tahrir Vazifeleri 12)
- kalbe gizlice batan kıymık geçecek. (Şiir Resitali)
- İnanıştaki doğruluk inanılan "şey"in doğruluğuna delil olur. Görürüz ki inancı arayan onu yalnızca inananda bulabilir, inandıranda değil. (Tahrir Vazifeleri 7)
- Canının kıymetini bilmek insanın kendi nefsini en rahat edeceği, azami derecede zevk alma ortamında bulunmak anlamına gelseydi batı medeniyetinin hakimiyet kurmasıyla biçimlenen dünya şartları haklılık kazanmış olurdu. (Tahrir Vazifeleri 9)
- Oysa salaklar hayati kalin cizgilerle cevrelemekten hoslanir (Henry Sen Neden Buradasın 2)
- "İslâmi hareket sözkonusu olduğunda Türkiye'ye dünyanın herhangi bir yerine verdiğimden daha çok önem veriyorum." (Cuma Mektupları 1)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin