Cenneti Arayan Adam - Ziyaüddin Serdar Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap

Cenneti Arayan Adam kimin eseri? Cenneti Arayan Adam kitabının yazarı kimdir? Cenneti Arayan Adam konusu ve anafikri nedir? Cenneti Arayan Adam kitabı ne anlatıyor? Cenneti Arayan Adam PDF indirme linki var mı? Cenneti Arayan Adam kitabının yazarı Ziyaüddin Serdar kimdir? İşte Cenneti Arayan Adam kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap Künyesi

Yazar: Ziyaüddin Serdar

Çevirmen: İbrahim Kapaklıkaya

Yayın Evi: Mahya Yayınları

İSBN: 9786055222628

Sayfa Sayısı: 400

Cenneti Arayan Adam Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bu gruplardan her biri farklı bir düşünce ve otorite çizgisini temsil etmekte olup, diğer gruplarla rekabet hâlindedir. Hepsi de taraftar kazanmak için birbirleriyle yarışırlar. Dolayısıyla, arayış içinde bir genç olarak her birinin meşru hedefiydim. Bu ilgiden hoşnut olmakla birlikte, amaçsız olmamaya kararlıydım. Teklif edilen farklı İslam yorumlarını bizzat deneyimlemek, her birinin görüşlerini sorgulamak ve çağrıldığım cennetin ne tür bir cennet olduğunu keşfetmek istiyordum…

Rıza'nın beni, Haşhaşiliğin kurucusu ve lideri Hasan Sabbah'ın tarikatını kurduğu Alamut Kalesi'ne götürebileceğini öğrendiğimde, bu Haşhaşiler yuvasını ziyarete karar verdim...

Haşhaşiler de benim gibi cenneti arıyorlardı. Cenneti ellerindeki kan damlayan hançerleriyle arama eğilimleri, onları asırlar boyu nakledilen etkili bir öyküye dönüştürmüştü...

Çok ileri gitmiştim. Rıza'nın aniden frene basmasıyla, eski Chevrolet kızaklayarak durdu. “Ziya kardeşim” dedi, derin bir nefes alarak. “Senin iki problemin var: Bir korkaksın; bunca yolu Hasan Sabbah'ın cennetini görmek için geldin, ama bir tepeden aşağı inmekten korktun. Evet, biraz dikti; ama en azından deneyebilirdin. İki, ağzını kapalı tutamıyorsun.” Rıza durumu açıklamama fırsat vermedi: “Lütfen valizini al ve arabamdan in; Tahran'a kendi başına dönersin...”

Seyahatlerim beni kaçınılmaz bir sonuca götürdü: İslam'ın cenneti bir varış yeri değil, bir seyahat tarzıdır. Yaşamı durduramadığımız gibi, cenneti aramaktan da vazgeçemeyiz. Bu arayış, sürekli bir oluş sürecidir. Keşfettiğim bütün başarısız cennetler, yanlış yönlendirilmiş bir varış inancına dayanıyor...

Cenneti Arayan Adam Alıntıları - Sözleri

  • "Cehalet, bilmediklerini bildiklerini sananların ağzından çıkan sözlerdir."
  • Ne tür bir Müslüman olmak istediğime karar vermem gerekiyordu. Benim kuşağımın arzu ettiği daha iyi bir dünyaya uygun bir Müslüman nasıl olabilirdim?
  • Milyarlarca Müslüman tüm problemlerinin çözümlerinin İslam'da olduğundan emindi ; ancak bu çözümlerin ne olduğu konusunda en ufak bir mutabakatları bile yoktu.
  • Seven ben, sevilen de benim. Bir bedene girmiş iki ruhuz. O diye gördüğün benim bedenim, Bana bak onu gör ; hep aynı şeyiz.
  • Bir İslâm devriminin gerçekleştirildiği araçlar da amaçlar kadar önemlidir. Amaçların araçları meşrulaştırmasına izin veremeyiz.

Cenneti Arayan Adam İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Ziyaüddin Serdar Babamızın kovulduğu cennete biz çocuklarının nasıl geri dönebileceği sorusuya islam ülkelerine bir seyahate çıkan ama bu islam çoğrafyasının hali pürmelalini gördüğü halde hala umutlu olan bir yazar ... onun sözleriyle incelemi devam ettirelim .. Çok ileri gitmiştim. Rıza’nın aniden frene basmasıyla, eski Chevrolet kızaklayarak durdu. “Ziya kardeşim” dedi, derin bir nefes alarak. “Senin iki problemin var: Bir korkaksın; bunca yolu Hasan Sabbah’ın cennetini görmek için geldin, ama bir tepeden aşağı inmekten korktun. Evet, biraz dikti; ama en azından deneyebilirdin. İki, ağzını kapalı tutamıyorsun.” Rıza durumu açıklamama fırsat vermedi: “Lütfen valizini al ve arabamdan in; Tahran’a kendi başına dönersin...”   Seyahatlerim beni kaçınılmaz bir sonuca götürdü: İslam’ın cenneti bir varış yeri değil, bir seyahat tarzıdır. Yaşamı durduramadığımız gibi, cenneti aramaktan da vazgeçemeyiz. Bu arayış, sürekli bir oluş sürecidir. Keşfettiğim bütün başarısız cennetler, yanlış yönlendirilmiş bir varış inancına dayanıyor... (ümran ersan)

70li yılların başından 2000li yılların başına kadar islam aleminin içinde bulunduğu durumu kendine dert edinen, çözüm yolları arayan müslüman aydının iç dünyasını anlatan bir roman. Samimi bir dil kullanılmış. Kahramanımız Fas'tan Çin'e Türkiye'den Malezya'ya kadar hemen hemen bütün İslam beldelerinde bulunmuş buralardaki müslümanları gözlemlemiş İslam aleminin içinde bulunduğu hezeyanlardan çıkış yolları aramış. Özellikle yakın dönemde İslam aleminin yeniden doğuş teorilerini merak edenlere tavsiye ederim (Hasan Hüseyin Varol)

İdeolojik Cennetlerin İflası ve Arayış: Evet, bir mecazdır belki de bir metafordur o cennet. Kavuşulmak istenen o arzular ve yaşanmak istenen idealler değil mi cennet. Kim aramıyor ki cennetini. Kim mücadele etmiyor ki o uğurda. Yazar başta müslümanların daha doğrusu islamcıların o ideolijik cennetlerini ele alıyor sonra da bu yolculuk ve okumalardan sonra kendi kanaati olan cenneti dile getiriyor. Ziyaüddin Serdar İhvanı Müsliminden Hasan el Benna, Seyyid Kutub gibi isimlerden başlayıp Mevdudi, Ismail raci el Faruki gibi isimlerle devam edip 11 eylül olaylarına kadar kendi yaşamından anılarla entelektüel bir otobiyografik çalışma yapmış. Modern islam serüvenine ilgisi olanların severek okuyacağı bir kitap. Dil de oldukça edebî ve akıcı. Coğrafi olarak da olduķca kapsamlı bir gezinti kitabı olarak da bakılabilir. Seyyid Kutup ve Mevdudi ozellikle islam siyaset konusunda elestirilir. Hatta İhvani Muslimin icin devlet takintili ifadesini de kullanir. İran devrimine doğru giden süreçler ve devrimin eleştirisi. Hatta İslamcıların yakından tanıdığı teorisyen Kelim Sıddıki ile de yakından tanışan yazar onun da ciddi ve sert bir eleştirisini yapar. Devrim ve gücün aynı zamanda ideallleri nasıl dönuşturduğune şahit oluyor insan kitabı okudukça. Lise yıllarımdan beri okuyup yararlandığım İsmail raci el faruki'yi de eleştiriyor yazar. Bu tartişma yüzyüze olmuş Faruki ile. Onun bilginin islamileştirilmesi olarak bilinen meşhur eleştirisine dair eleştirileri var. Salt modern zamanda kalmayıp yer yer peygamber dönemine gider bazen de Endulus donemine gider yazar. Ortadoğu'da islamın otoriter siyasala kurban edilişi ve onun dünyada görünen kötü imajina da değinir. Salman Rüşdi'nin Şeytan Ayetleri kitabinin yayinlanmasi ile kopan kiyamete de deginiyor yazar. Güzel seviyeli eleştirileri olmakla birlikte Rüşdi için "kültürel kimliklerimizi yok eden" ifadesi duygusal ve aşırı geldi. Rüşdi her ne kadar kasıtlı da olsa sonuçta yazdigi bir roman idi. Yani kitap, Ve cevap olarak da kitapla cevap verilir ancak. Tabi yazar haklı olarak cevap verme yolunun ve kitabinin yanki duymadigindan yakınır bu da ayri bir mesele. Enteresan nokta umut olarak Türkiye islamcılığının konu edinmesi ise ihtimaldir ki 90lı yıllardaki muhalif islami kesimlerdeki arayış ve enerji olsa gerek. Kemalizm etkisi de var gerçi seküler yoğunluktan dolayı. Ama 90lı yıllardaki İslamcıların Kürt meselesine İslamî çozum diye nutuk attıkları çareleri, güç ve iktidar ellerine geçince nasil da ikiyüzlü, kibirli ve sahtekar bir kalıba girdiklerini görmek dahi bu yalancı umutu anlatma yeter sanırsam. Yazar aslında bu ideolojik cennetlerden muzdariptir zaten. Etkileyici noktalardan biri de entelektüel bir sohbet sirasinda arkadaşlarindan birisinin ben bu ümmet için yokum. Değmiyorlar o kadar çalişmamiza diye bagirmasidir. Sanirsam bu arkadaşın sitayişi ortadugunun bulunduğu bağnaz zihnin egemenligine olan isyan ve umutsuzlugun da oldukça çarpicı bir resmi idi. (Dertmend)

Cenneti Arayan Adam PDF indirme linki var mı?

Ziyaüddin Serdar - Cenneti Arayan Adam kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Cenneti Arayan Adam PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Ziyaüddin Serdar Kimdir?

1951 yılında Kuzey Pakistan'da doğdu. Çok genç yaşta, ailesiyle birlikte Londra'ya göçetti. Londra'daki City Üniversitesi'nde fizik ve iletişim bilimleri okudu.

Ziyaüddin Serdar Kitapları - Eserleri

  • Hilal Doğarken İslam'da Bilgi ve Çevrenin Geleceği
  • Mukaddes Belde Mekke
  • İslam Medeniyetinin Geleceği
  • Cenneti Arayan Adam
  • Thomas Kuhn ve Bilim Savaşları
  • İslam, Bilim ve Kültürel İlişkiler
  • Batı Irkçılığının Kaynakları
  • Gelecek
  • Postmodernizm ve Öteki Batı Kültürünün Yeni Emperyalizmi

Ziyaüddin Serdar Alıntıları - Sözleri

  • Orta Çağ tarihinin, coğrafyasının, mitinin veya efsanevi seyyahların hikâyelerinin önemi; onların deneysel doğruluğuna veya yanlışlığına değil, bunların gerçekmiş gibi algılanıp ona göre hareket edilmesi yetisine bağlıydı. (Batı Irkçılığının Kaynakları)
  • "Modernizm Batıcılığın "objektivite", bilim ve teknoloji terminolojisine bürünmüş halidir." (İslam Medeniyetinin Geleceği)
  • Milyarlarca Müslüman tüm problemlerinin çözümlerinin İslam'da olduğundan emindi ; ancak bu çözümlerin ne olduğu konusunda en ufak bir mutabakatları bile yoktu. (Cenneti Arayan Adam)
  • Sonluculuk, neyin bilim olup neyin olmadığı arasındaki ayrımın yanı sıra, bilimsel disiplinler arasındaki sınırların da değişen durumlarla birlikte değişebileceğini söylüyordu. (Thomas Kuhn ve Bilim Savaşları)
  • Batı’da bilim, kadınları sistematik olarak marjinalleştirmiştir. Kadınlar, genellikle askeri amaçlı araştırmalara ve ilerleme adına hayvanlara yapılan işkence uygulamalarına yahut da onları iş hayatından uzak tutan makinelerin geliştirilmesi çalışmalarına karıştırılmamışlardır. (İslam, Bilim ve Kültürel İlişkiler)
  • Kuhn, bilimin nesnelliğin ve hakikatin peşine düşmediğini, kabul gören inanç çerçeveleri içinde problem çözmeye çalışmaktan daha öteye gitmediğini göstermişti. (Thomas Kuhn ve Bilim Savaşları)
  • Kur'ân'ın temelini oluşturan din kavramı tek Tanrı'ya ibadet etmektir. Ancak, insanlar Tanrı'ya statik anlamda sadece dua ederek değil, nedenleri anlayıp idrak ederek kapsamlı ve dinamik bir şekilde ibadet etmelidir. (İslam Medeniyetinin Geleceği)
  • Dünyanın sürekli ve gerçek insanları Hristiyan terimleri ve geleneklerinin kültürel yaşamlarına adapte edilmesiyle yeni bir tarih anlayışının ortaya konulmasında araç olarak kullanıldı. (Batı Irkçılığının Kaynakları)
  • Sömürgeciliğin İslâm Ümmet’i üzerinde yaptığı en yıkıcı etkilerden biri, onu parçalara ayırması ve Ulus Devletler yaratmasıdır. Bağımsızlık sonrası günlerde farklı İslâm ülkeleri, özellikle bölgesel sorunlarla karşı karşıya kalmışlardır. Ümmet bilinci bu sorunları tümüyle İslâm’a ait sorunlar olarak görmemizi talep eder. Belli sahalarda bölgesel olabilmelerine karşın kökende bu problemler bütün Müslümanlara aittirler. Son derece güç çözümlerin bulunmasının bir nedeni de budur. Bu sorunları bölgesel açıdan çözümlemeye çalışmanın sonucu verimsiz olacaktır, zira önemli bölgesel sınırların dışına taşmaktadır. Bu yüzden bölgesel çaptaki hareketler, çoğunlukla başarısız bulunmuş ve sonuçlarının cesaret kırıcı olması kaçınılmaz hale gelmiştir. Bölgesel açıdan ele alınan çözümler, farklı Müslüman ulusları birbirinden ayıran farklılıkları güçlendirirler. Dünya üzerindeki Müslüman kişiliği bu bölünmüş çözümleri benimsemekte zorluk çekmektedir. Çünkü Ümmetin ortak rızasına gösterdiği güveni bunlara gösteremez. Ümmetin özellikleri ve İslâm’ın bilinci nasıl ki yalnızca bazı bölümlerde değil tümünde bulunuyorsa, Ümmetin bölümlerine ait problemlerin de tümüyle Ümmet tarafından üstesinden gelinmelidir. Şöyle ki, Filipin’li Müslümanların sorunları; Hindistan’daki Müslümanların karşılaştığı toplumsal kargaşalar, Filistinlilerin özgürlük sorunu, hep birlikte tüm ümmetin sorunlarıdır. Çözümleri bölgesel olamaz; Ümmet seviyesinde çözümlenmelidirler. Hz. Muhammed (s.a.v) ümmeti bir insan vücuduna benzetmiş, bir uzvu incinirse tüm vücudun zarar göreceğini söylemiştir. (İslam Medeniyetinin Geleceği)
  • Bir gerçeğin bir değere dönüşmesini veya bir değerin gerçeğe dönüşmesini belirleyen şey, onun hangi amaca hizmet ettiğidir. (İslam, Bilim ve Kültürel İlişkiler)
  • Popper, Kuhn’un “normal bilim”ini bilim ve uygarlığın düşmanı olarak tanımladı. Bütün bu tartışmalar ve Kuhn’un cevapları, daha sonra Criticism and the Growth of Knowledge (Eleştiri ve Bilginin Artışı, 1970) adlı kitapta yayımlandı. (Thomas Kuhn ve Bilim Savaşları)
  • Müslümanların her zaman geriye baktıklarını, hiç kimsenin geleceğe doğru bakma zahmetine girmediğini farkettim. (İslam Medeniyetinin Geleceği)
  • Eski Yunan bilimi. Roma eğitiminin ve aydın yaşamının temeli idi. Tüm bu külliyat, Yaşlı Pliny (ö. M.S. 79)’nin eserlerinde toplanmıştır. Pliny'nin Historia Naturalias adlı eseri Orta Çağ boyunca sembol bir eser idi (geniş haşiyeli nüshası, Kristof Kolomb’un kütüphanesinde bulunmaktadır). Pliny, bilinen dünyayı 13 kitapta incelemiş; (Batı Irkçılığının Kaynakları)
  • Haçlılar, Kudüs’e ulaştığında, Tyre Başpiskoposu William Historia Rerum in Partihus Transıiıarins Gestarum (12. asır)’da şunu yazıyordu: “Karşılaştıkları her düşmanı, hiçbir ayrıma tabi tutmaksızın yere serdiler. Her taraf kan gölüne dönmüştü, her yerde parçalanmış kafa kümeleri vardı, katledilenlerin cesetlerini çiğnemeden bir yerden bir yere yürümek imkânsızdı. (Batı Irkçılığının Kaynakları)
  • 0ksidant (batı), kapitalist Batı ile Komünist Doğu’nun kültürel ve bölgesel kaynağının bir ürünüdür.6 Batıcılık Müslümanlar arasında tehlikeli alçaklık kompleksi hissi oluşturan bir dünya görüşünü temsil eder. “West is Best” (Batı en iyisidir) “Gelin Batıyı her yönüyle benimseyelim” gibi sloganlar ürettiler. Buna bağlı olarak da Müslümanlar gelişmeyi yalnızca “a la occident” (batıya ait) olarak görmeye doğal, geleneksel ve kültürel olan herşeyi küçümseyip Batının değerlerine talip olmaya başladılar. Batıcılığın kardeşi olan bir yıkıcı gösterge de modernizmdir. Modernizm Batıcılığın “objektiVite”, bilim ve teknoloji terminolojisine bürünmüş halidir. Tüm modernizm deneylerimiz başarısızlıkla sonuçlanmıştır”. Modernizmin İslâm Alemi ile ilgili bugünkü planları, İslâm sistemini koruyucu tabakasından mahrum etmek ve Batıcılığın saldırısına maruz bırakmak üzere yapılmaktadır. İslâm geleceğinin nihaî sonucu açıkça görülmektedir. (İslam Medeniyetinin Geleceği)
  • Bir İslâm devriminin gerçekleştirildiği araçlar da amaçlar kadar önemlidir. Amaçların araçları meşrulaştırmasına izin veremeyiz. (Cenneti Arayan Adam)
  • Batı Avrupa’nın modern şeklini alması, Haçlı Seferleri’nin etkisi altında olmuştur. Haçlı döneminin belki de en etkili mirası, Batı düşüncesinde katı dinî geleneksellikle tekdüze hayât arasında kurduğu çözülmesi güç bağdır. Gelenekten kopmak sapıklık, farklı olmak ise afaroz edilmeyi gerektiren bir durum idi. Avrupa veya ötesinde, güvenilir tek vatandaş, Roma Kilisesi'nin emirlerine uygun yaşayan insandı. Bunun ötesindeki bölgeler, vahşiliğin hakim olduğu yerdir. (Batı Irkçılığının Kaynakları)
  • 1976’da Londra’da yapılan ve büyük övgülere layık görülen İslâm Dünyası Festivali’nin organizatörü Paul Kehler, yerinde bir noktaya şöyle işaret etmiştir:23 “Doğal bir öze sahip oluşundan dolayı İslâm medeniyetinin geleneksel ve yaşayan gücü, gezegenimizin geleceğinde başka hiçbir medeniyetin oynamayacağı bir role sahiptir. İslâm dünyası ile Batı’ nın karşı karşıya gelmesi gerçekten ciddi ve önemli bir karşılaşmadır. Doğru bir yolda teşvik edilmesi halinde Batı’nın ruhsal ve ahlâkî yaşamında bir uyanış sağlayabilir ve İslâm dünyasına, bunu modern toplum ve medeniyetin her safhasında etken hale getirebilmesi için yeni bir güven kazandırabilir. Batı insanı, oldukça dar görüşlüdür. Karşılaştığı diğer kültürler ve insanlar ile ilişki kurmak konusunda adeta tamamıyla yetersizdir. Kendisini koskoca bir dünyanın merkezinde görerek bundan biraz kibirlenmektedir. Özgür olduğunu hayal ederek, dünyanın geri kalan bölümüne şöyle çağrılarda bulunmaktadır: “Kendinizi kurtarın. Geleneklerinizden sıyrılın. Bizim gibi olun. Modern insan olun.” Modern insanlar olarak bizlerin atalarımızın bilgisinden yoksun olabileceğimizi, farklı kanunlara uygun olarak tamamıyla farklı hareket edebileceğimizi savunan bu efsaneye karşı çıkılmalıdır. Batı insanı, halihazırda güvencesizdir. Muazzam bilim vé teknoloji beklentilerinin yanlış olduğu ispatlanmıştır. Batı insanı, ekolojik kriz denilen ve Batı insanını ruhsal, duygusal ve içdünya seviyesinde etkileyen kâhinleri, Batı’nın kopuşunu görmüş ve kişinin tamamıyla koptuğu, insanlara olan güvenini yitirdiği ve tüm yaşamının (doğumundan ölümüne kadar) adeta bir kâbusa dönüştüğü bir toplum tahayyül etmişlerdir. (İslam Medeniyetinin Geleceği)
  • Kuhn, bilim adamlarının ne tür deneyler yapacaklarını, hangi soruları soracaklarını ve hangi sorunları önemli sayacaklarını belirleyen şeyin paradigma olduğunu ileri sürer. Belirli bir paradigma olmazsa, bilim adamları “olguları” bir araya bile getiremez: “Bir paradigmanın ya da paradigma adayının olmadığı yerde, belli bir bilimin gelişmesini sağlayabilecek bütün olgular eşit derecede önemli görünür.Sonuçta,ilk aşamada olgu toplama, olguları ilk aşamayı izleyen bilimsel gelişmenin anlaşılır kıldığı şekilde toplamaya nazaran daha rastgele bir uğraştır.” Paradigmadaki bir değişim, araştırmanın temel kavramlarını değiştirir ve eskilerine hiç mi hiç uymayan yeni kanıt standartları, yeni araştırma teknikleri ve yeni kuram düzlemlerinin önünü açar. (Thomas Kuhn ve Bilim Savaşları)
  • Bir önceki yüzyılda, Kara Veba salgınının neden olduğu, nüfusun önemli ölçüde azalması Avrupa toplumlarında yükselmekte olan yeni insanlara boş ve geniş araziler bıraktı. (Batı Irkçılığının Kaynakları)