Kitap Künyesi
Yazar: Mehmed Göktaş
Yayın Evi: İstişare Yayınları
İSBN: 9786054127009
Sayfa Sayısı: 96
--reklam--
Cihad-Zikir Ayrılmazlığı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Hangi Firavun emrinde çalışan binlerce köleyi “al senin olsun” diye Musalara verir? Yerrüzünde firavunlar ve firavun tiynetliler hiç bir zaman eksik olmayacağına göre... Ciyad ne büyük nimet... Ne büyük bir hakikat? Firavunları devirmeye gidenlere Allah Azze ve Celle tarafından verilen talimata bakınız: “Beni zikretmede gevşek davranmayın!”
--reklam--
Cihad-Zikir Ayrılmazlığı Alıntıları - Sözleri
- Dünyada insanların zayıf ve zavallı durumlarından yararlanmaya kalkacak firavun yapılı insanlar hiçbir zaman eksik olmayacağına göre... Cihad ne büyük bir gerçek, ne büyük bir nimet!
- Bu dünyada bir müslüman için kafirlerin düdüğüyle yatıp kalkmak zilletinden daha büyük bir zillet olamaz. Eğer Müslümanlar olarak Allah Teala'nın hor ve hakir kıldığı ve hayvanlardan da aşağı durumdaki bir kafirin, hangi seviyede olursa olsun müslümanlara emretme mevkiinde bulunmasından içerimiz kan ağlamıyorsa, bu durum bize giran gelmi yorsa, bizi dilhûn etmiyorsa, uykularımızı kaçırmıyorsa imanımızı iyi bir kontrolden geçirmek zorundayız.
- Sosyal bir açıdan baktığımızda aklımızdan çıkmaması gereken en önemli kıstas şudur; Müslümanlar üzerinde gayri müslimlerin velayet hakkı yoktur. Hiçbir kafir, müslümanlara amir olma, emretme hakkına sahip değildir. Hiçbir müslümana da böyle bir pozisyonda bulunma ruhsatı, cevazı verilmemiştir.
- Çünkü herşeyin Muhammedî olanı geçerlidir. Hayatın bütün safhalarının Muhammedî olanı geçerlidir.
- Hangi İslam topluluğu vardır ki cihadı terkettiğinden dolayı diğer toplulukların içerisinde yücelmiş olsun?
- Sıcak yatakları dost edinenler bütün cephelerde savaşı kaybetmeye mahkumdur.
- Hem bizim dışımızdakilerin "teslim olun" teklifiyle bizim "cizye veriniz" teklifimiz de birbirinden çok farklıdır. Küfrün "teslim olunuz" teklifinin arkasında esaret ve ölüm vardır. Ama İslam’ın "cizye veriniz" teklifinin arkasında değil ölüm, esaret bile yoktur. Çünkü cizye, İslam devleti sınırları içerisindeki başka dinden olan kişilerden onların canlarını, mallarını, namuslarını ve dinlerini koruma karşılığında alınan himaye ücretidir. Sadece İslam devleti sınırları içerisinde "zimmi" kimliği ile girip onlarla birlikte şereflice yaşama hakkı vardır.
- Her kim de Allah’ın buyrukları dışında buyruk kabul ederse, dünya hayatının düzenlenmesinde kendisi hakkında kurallar koyma yetkisine sahip olduğuna inanırsa, o buyruk sahibini, kural koyanı kendisine ilah edinmiş demektir. İsterse aynı zamanda Allah’ın varlığına birliğine inanıyor olsun.
- Allah Teala da bizi zikretsin diye durmadan O’nu zikretmeye değmez mi? Kendisi Allah tarafından anılan bir insanın diğer insanlar arasındaki yerini düşününüz. Bu bir yücelik, bir mükemmellik hem de en büyük mükemmellik değil midir? Bir insan ki bundan başka, ismi melekler arasında dolaşıyor, melekler ondan söz ediyorlar, bu ne büyük şeref ve mutluluk, bu ne büyük güç ve kuvvet, bu ne büyük bir ayrıcalık!
- Bir müslüman sadece kendi bünyesini ilgilendiren ibadetleri yerine getiriyor, etrafındaki kötülüklere karşı, zulüm ve haksızlıklara karşı susuyorsa, orada zalimler hakim demektir.
- Hangi Firavun emrinde çalışan binlerce köleyi “al senin olsun” diye Musalara verir? Yeryüzünde Fir'avunlar ve Fir'avun tiynetliler hiç bir zaman eksik olmayacağına göre... Cihad ne büyük nimet... Ne büyük bir hakikat? Fir'avunları devirmeye gidenlere Allah azze ve celle tarafın-dan verilen talimata bakınız: “Beni zikretmede gevşek davranmayın!”
- Allah için çevresinde bir şeyler yapmak isteyenler,Allah adına kıpırdamak isteyenler bilmelidir ki,en büyük düşmanlarından birisi de sıcak yataklarıdır.Sıcak yatakları dost edinenler bütün cephelerde savaşı kaybetmeye mahkûmdurlar.
- Bir müslüman sadece kendi bünyesini ilgilendiren ibadetleri yerine getiriyor,etrafındaki kötülüklere karşı,zulüm ve haksızlıklara karşı susuyorsa,orada zalimler hakim demektir.
--reklam--
Cihad-Zikir Ayrılmazlığı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
--reklam--
Cihad-Zikir Ayrılmazlığı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mehmed Göktaş - Cihad-Zikir Ayrılmazlığı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Cihad-Zikir Ayrılmazlığı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mehmed Göktaş Kimdir?
1952 yılında Kayseri'nin merkez Kınardı kasabasında doğdu. Orta öğrenimini Kayseri İmam-Hatip Lisesinde yaptıktan sonra 1978 yılında Erzurum İslami İlimler Fakültesinden mezun oldu. On yıldan fazla çeşitli ilçelerde müftü olarak görev yaptı. 1989 başlarında görevinden ayrıldı ve şu anda çalışmalarını serbest olarak sürdürmekte. Haftalık Selam Gazetesinde yazdı.10'un üzerinde kitabı yayımlandı.Halen Doğru Haber gazetesinde ve İnzar dergisinde yazmakta aynı zamanda Doğru Haber Gazetesi Genel Yayın yönetmenidir. Kendisi 4 çocuk babasıdır.
--reklam--
Mehmed Göktaş Kitapları - Eserleri
- Örtünme Çağrısı
- Namaz Gözaydınlığım
- Gençlerle Tevhid Dersleri
- İslam'ın Genç Davetçilerine
- Mekke'de Müslüman Olmak
- Yeniden Doğmak
- Nasıl Bir Rasul'e İnanıyoruz
- Cihad-Zikir Ayrılmazlığı
- Allah İle Güçlenmek
- Devletsiz İslam
- Haftalar Şahid Olsun
- Sakal Risalesi
- Kema Salleyte
- İslami Hareketlerin Takva Sorunu
- Ey İlahlığa Yeltenenler
--reklam--
Mehmed Göktaş Alıntıları - Sözleri
- Mağlup iken de izzetli ve onurlu olunabilir, mahkum iken de, eller zincirliyken de izzetli olunabilir, güçsüz ve çaresizkende izzetli olunabilir, fakru içerisindeyken de haysiyetli olunabilir. Secdeye yattığında üzerine ölmüş devenin işkembesi konulan Kişi o esnada azizdi ve izzetinden hiçbir şey kaybetmemişti. Ve onun bu hali sevenlerinin başını önüne eğdirmemişti, bir daha el içine çıkamaz etmemişti. Allah için bizde sizden izzetli olmanızı, onurlu olmanızı istiyoruz. Sizden yüksek yüksek okul binaları, yurtlar, vakıflar, dernekler istemiyoruz! Sadece ve sadece şu Aziz İslam Dini'ni eğip bükmemenizi, bulandırmamanızı istiyoruz. Ha, şunu da bilin! Sizden şımarıkça şovlar, kafa tutmalar istemiyoruz, boyunuzdan büyük laflar etmenizi de istemiyoruz. Vakar istiyoruz, asalet istiyoruz, ciddiyet istiyoruz. Çok mu zor acaba izzetli ve onurlu olabilmek, izzetli ve onurlu kalabilmek? (Mekke'de Müslüman Olmak)
- Genç dawetçi! Zikirle öylesine meczolmalısın ki, kalbinde, beyninde, bütün hücrelerinde we özellikle gözlerinde tecelli eden ilahi feyz, karşındaki insanlara yansıyıwersin. Seni gören, seni dinleyen Allah'ı hatırlasın.. (İslam'ın Genç Davetçilerine)
- Bir takım dünyevi işlerimiz vardır ki onları vekaleten yürütemeyiz. Kimse kimsenin yerine üniversite imtihanına, hatta daha küçük çapta bir imtihana girebilir mi? İmanın imtihanı da işte böyle vekaleten verilemez. Müslümanlara reva görülen bunca zülüm karşısında, birilerinin bizim adımıza tavır gösterdiğine ve bunun bizim için de geçerli ve yeterli olduğuna inanıyorsak yanılıyoruz! (Mekke'de Müslüman Olmak)
- Allah için çevresinde bir şeyler yapmak isteyenler,Allah adına kıpırdamak isteyenler bilmelidir ki,en büyük düşmanlarından birisi de sıcak yataklarıdır.Sıcak yatakları dost edinenler bütün cephelerde savaşı kaybetmeye mahkûmdurlar. (Cihad-Zikir Ayrılmazlığı)
- Bir alimin en önemli görevi, içerisinde bulunduğu topluma gerçek güç ve kuvvet sahibinin kim olduğunu, kime dayanılması ve güvenilmesi gerektiğini net bir şekilde göstermek olmalı değil midir? (Allah İle Güçlenmek)
- Şu korkunç gerçeğe dikkatleri çekmek istiyorum. Bugün yeryüzünde diliyle kelimei tevhidi söylediği halde namaz kılmayan milyonlarca insan yaşamaktadır. Kelimei tevhidi okuduğu halde namazlarını kılmayan bu insanlar cehenneme gideceklerdir. Belki yeryüzünde bu durumda olan milyonlarca insandan kim bilir kaç nesil daha bulunmuş, yaşamış, gelmiş geçmiştir. (Devletsiz İslam)
- Müseylemetül Kezzab bir gün taraftarlarıyla oturmaktadır. Daha önce Müslüman olan ve Resulullah Aleyhisselam'ı iyice tanıyan birisi de vardır yanında Talhatün Nemri. Müseyleme ona döner ve sorar: - Doğru söyle, Muhammed'in durumu ve benim durumum nedir? Talhatün Nemri der ki: - "Allah'a yemin ederim ki Muhammed Allah'ın Resulüdür, O'na Allah vahiy göndermektedir. Yine Allah'a yemin ederim ki sen yalancısın, Allah sana vahiy göndermemektedir. Fakat olsun, değil mi ki sen bizim kabiledensin? Bizim kabilenin yalancı peygamberi, bizim için Mudar oğullarının sahih peygamberinden daha sevimlidir!" der. Bu hastalığın insanı nerelere savurabileceğini iyice görelim. Sizi bilmem de ben çok işitmişimdir "Bizim gavurumuz, falanların müslümanından daha iyidir" küfür sözlerini. Hemde hiç beklemediğimiz kişilerden. Tekrar sözün başına dönelim ve bilelim ki bu korkunç hastalık Mekke'de Müslüman olanlarda, yani bir davanın ilklerinde hiç bulunmuyor, imanının imtihanını verenlere öyle kolay kolay sirayet edemiyor. (Mekke'de Müslüman Olmak)
- Benim gönlüm sana düşmüştü...Ama sen misafir edemedin onu. Ve işte kalktı gidiyor. (Yeniden Doğmak)
- Dünyada insanların zayıf ve zavallı durumlarından yararlanmaya kalkacak firavun yapılı insanlar hiçbir zaman eksik olmayacağına göre... Cihad ne büyük bir gerçek, ne büyük bir nimet! (Cihad-Zikir Ayrılmazlığı)
- — Demek öyle ha! — Siz yeryüzünün EFENDİSİ'siniz, diğer insanlar da size KÖLE olarak yaratıldı öyle mi? — Demek asıl olan SİZ'siniz, diğer bütün insanlar dolgu malzemesi olarak bulunmaktalar, figüran olarak bulunmaktadır öyle mi? — Demek sizi görenler, sizinle karşılaşanlar hep böyle toparlanırlar, kendilerine çeki-düzen verirler, ellerini ovuştururlar ha! — Demek siz hep böyle oturursunuz, başkaları sizin karşınızda el pençe ayakta dikilip dururlar ha? — Demek siz hep böyle dik durursunuz, kasılırsınız, karşınızdakiler eğilirler, bükülürler, kıvranıp dururlar ha! — Demek böyle talimatlar verirsiniz, emirler yağdırırsınız, ellerinizi kollarınızı sağa sola sallarsınız, bir tek işaretle insanları dört bir yana sevk edersiniz, toparlarsınız, dağıtırsınız ha? — Ötekiler de koşuştururlar, telaşlanırlar, paniklerler öyle mi? — Hep böyle hesap soran siz olursunuz, surat asan siz olursunuz ha! — Demek siz hep böyle sakin ve soğukkanlı olursunuz, karşınızdakiler titrerler, telaşlanırlar, heyecanlanırlar, koşuştururlar, şaşırırlar, elleri ayakları birbirine dolaşır öyle mi? — Demek siz hep böyle yargılarsınız, sorgularsınız, hesap sorarsınız ha! — Demek böyle ceza veren, mükâfat veren, takdir eden, "aferin" diyen, değerlendiren, ölçen, biçen hep siz olursunuz ha! — Demek böyle siz öfkelenirsiniz, kükrersiniz ha! — "Neden, niçin, nasıl?" sorularını hep siz sorarsınız, "efendim, şey, özür dilerim" sözlerini karşınızdakiler kullanır öyle mi? — Sizin başlarınız, kaşlarınız hep böyle asık olur, dik olur, karşınızdakiler süklüm büklüm dururlar ha! — Demek dünyanın ortası sizin ayağınızı bastığınız yer, ha! — Demek bu dünya sizin etrafınızda döner, saatler sizin için çalışır, güneş ve ay sizin için doğarlar, batarlar öyle mi? — Demek böyle, alan sizsiniz, veren sizsiniz, indiren sizsiniz, bindiren sizsiniz öyle mi? — Her şeyi siz düşünürsünüz, siz ayarlarsınız, siz planlarsınız demek ha! — Kararlar alırsınız, kararlar verirsiniz ha! Her zaman sizin dediğiniz olur öyle mi? — Asarsınız, kesersiniz, ipe verirsiniz, ipten alırsınız, kurtarırsınız, mahvedersiniz ha! *** — Peki, bütün bunları nasıl elde ettiniz Allah aşkına? — Nasıl oldu da böyle oldunuz, gerçekten çok merak ediyoruz? — Analarınızdan doğarken mi böyle doğdunuz, yoksa sonradan mı kazandınız bütün bu özellikleri? — Bütün bunların tabii hakkınız olduğuna mı inanıyorsunuz? — Söyleyin Allah aşkına, siz KİM'siniz, NECİ'siniz? — Diğer insanlardan farkınız, ayrıcalığınız nedir sizin? — Siz, ey İLÂH'lığa yeltenenler, RAB'lığa kalkışanlar! — Lütfen ayaklarınızı yere basın, kendinize gelin! — Aynen sizin gibi insanların bulunduğu bir dünyada yaşadığınızı hatırlayın! FİR'AVUN'laşmaktan, NEMRUD'laşmaktan vazgeçin! — Kâinatın ahengini, fıtratın ahengini ve dengesini bozmayın, çarpıtmayın! — Yeryüzünde fesat çıkarmayın, azıp tuğyan etmeyin! — Unutmayın ki, Allah Teâlâ sizin burunlarınızı sürtecek kullarını bir gün mutlaka sizin üzerinize gönderecektir. (Ey İlahlığa Yeltenenler)
- Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.. [Hz.Muhammed(s.a.v)][Buhari] (İslam'ın Genç Davetçilerine)
- İslami ilimler adına birilerinden bir şeyler alacağımız zaman, o kişide arayacağımız en önemli husus, Rasûlullah'a (s.a.v) özel bir muhabbetinin bulunup bulunmadığıdır. (Nasıl Bir Rasul'e İnanıyoruz)
- Mağlup iken de izzetli olunabilir, mahkum iken de, eller zincirliyken de izzetli olunabilir, güçsüz ve çaresizken de izzetli olunabilir, fakru zaruret içerisindeyken de haysiyetli olunabilir. (Mekke'de Müslüman Olmak)
- Ümitsizlik yenilgiyi baştan ve peşinen kabullenmektir. (İslam'ın Genç Davetçilerine)
- Bizler uyuyan insanlarsak veya verdiğimiz uğraş uyumakla eşdeğer ise, vahdet oluştursak ne yazar, tefrikaya düşsek ne yazar, örgütlü ve organizeli olsak ne yazar, başıboş ve salapati olsak ne yazar? Kıpırdayan insanları vahdet halinde olup olmamaları önemlidir, ayağa kalkıp yola koyulan insanların örgütlü olup olmamaları önemlidir. (Mekke'de Müslüman Olmak)
- Bir müslüman sadece kendi bünyesini ilgilendiren ibadetleri yerine getiriyor,etrafındaki kötülüklere karşı,zulüm ve haksızlıklara karşı susuyorsa,orada zalimler hakim demektir. (Cihad-Zikir Ayrılmazlığı)
- “Ey Peygamber! Zevcelerine, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle, dış elbiselerinden (cilbablarından) üzerlerine giyinsinler! Onların (özgür ve iffetli olarak) tanınması ve eziyet görmemesi için en uygun olan budur. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.” (33/59) (Örtünme Çağrısı)
- Çok ilginçtir, şu anda bu toplumlarda (küfür toplumları) milyonlarca insan AİDS’e yakalandığı ve bu hastalıktan öldüğü hâlde ve bu hastalığın da çok büyük oranda fuhuş ve ahlaksızlık yoluyla yayıldığı bilindiği hâlde alınan tedbirler arasında Fuhşiyata Son Verme diye bir madde ve düşünce asla bulunmamaktadır. (Örtünme Çağrısı)
- Rasûlullah’ın (s.a.v) de buyurduğu gibi; bildiklerimizle amel ettiğimiz takdirde Allah bize bilmediklerimizi de öğretecektir. (İslam'ın Genç Davetçilerine)
- Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhisselam, Mekke'de zulme haksızlığa uğrayanları korumak için oluşturulan HİLFU'L FUDÛL cemiyetine katıldığı, hatta peygamberliğinden sonra da bunu hayırla yâd ettiği, böyle bir şey oluşturulduğunda yine katılıcağını belirttiği bilinmektedir. (Nasıl Bir Rasul'e İnanıyoruz)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin