Kitap Künyesi

Yazar: Jacques Derrida

Çevirmen: Melih Başaran

Yayın Evi: Kabalcı Yayınevi

İSBN: 9789759971038

Sayfa Sayısı: 94

--reklam--

Çile Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Çile, İsim Hariç, Khora, bu üç denemenin her biri bağımsız bir kitap oluşturur ve birbirinden ayrı olarak okunabilir. Bunları eşzamanlı olarak yayımlamak uygun görüldüyse, bunun nedeni her birinin tekil kökenine karşın aynı izleğin içlerinden geçiyor olmasıdır. Bir tür İsim Üzerine Deneme oluştururlar - üç bölümlü veya üç zamanlı. Bu aynı zamanda üç kurmacadır da. Bu kurmacaların kahramanlarının sessizce birbirlerine hitap ettikleri işaretleri izleyerek isim sorusunun çınladığı işitilebilir, orada, çağrının, isteğin veya vaadin kıyısında tereddüt ettiği yerde, yanıttan önce veya sonra.

Çile, esas olarak yanıt, ödev, sorumluluk etiği gibi kavramlardan söz eder. Derrida'ya göre gündelik mübadelelerimizdeki ritüellerin dayattığı davranma biçimleri veya yanıtlar tam da belirli bir ritüel kurala dayandığı için, yani yalnızca ödev gereği olduğu için dostluk ve nezaket alanından uzaklaşır. Derrida bunun yanı sıra ona göre her daim gizde olan giz kavramını da tartışıyor.

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Çile Alıntıları - Sözleri

  • "lster saygı gösterilsin ister gösterilmesin, giz kayıtsız bir şekilde orada, uzakta, erişilemeyecek bir mesafede durur. Bu yüzden, istensin istenmesin, bilinsin bilinmesin, gize saygı göstermemezlik edilemez."
  • "En büyük kazanç ile en büyük yoksunluğu birbirinden ayırmak olanaksızdır."
  • ...edebiyat (öteki şeyler arasında) «örnek» oluşturur: Daima başka bir şey(dir), kendinden başka bir şey söyler, yapar; zaten kendisi de yalnızca budur: kendinden başka bir şey. Örneğin veya her şeyden önce: felsefe.
  • " İsim: bununla neyi çağırırız? isim ismiyle ne anlıyo­ruz? Ve bir isim verildiği zaman ne oluyor? Bu durumda ne veriliyor? Bir şey sunulmamakta, bir şey verilmemektedir, ancak bununla birlikte Plotinus'un iyi hakkında söylediği gibi, sahip olunmayan bir şeyi verme anlamına gelen bir şey meydana gelmektedir. "
  • " Hiçbir yanıtın asla sıyrılamayacağı kendini beğenmiş küstahlık, yalnızca ötekinin söylemine göre kendini ayarlama, onu konumlandırma, anlama ve böylece ötekine ve öteki önünde yanıt vererek onun çerçevesini belirleme iddiasından ileri gelmez. Yanıt veren kişi, bunca hafiflik veya küstahlıkla ötekine ve öteki önünde yanıt verebildiğini varsayı­yorsa, bunu önce kendisi ve tüm yapmış, söylemiş ya da yazmış oldukları konusunda yanıt vermeye [répondre de; sorumlu olmaya] muktedir olduğunu düşündüğü için yapar. Sorumlu olma burada, bütün yapılmış, söylenmiş veya yazılmış olanı bilmeyi, bunları anlamlı ve tutarlı bir sentezde toplamayı (türü, yeri ya da tarihi, gidimli formu, bağlamsal stratejisi ne olursa olsun), bunları tek ve aynı mühürle imzalamayı varsayar. "
  • "Kibar sessizlik en küstah silah ve en keskin alay haline gelebilir."
  • 'Dostluğa' ya da 'nezakete' ilişkin bir davranış, yalnızca bir ritüel kuralının yerine getirilmesinden ibaretse, bu ne dostane ne de nazik bir davranış olacaktır.
  • "Aynı anda özgür bırakmalı ve rehin almalıdır: Çifte darbe..."
  • " Dil, nasıl bir doğaya sahiptir? "
  • " Kendi kendime, yanıt vermemek daha iyi, daha adil, daha uygun, hatta daha ahlaki, ötekine daha saygılı ve eleştirel, aşırı eleştirel, özellikle de dogmalara ve varsayımlara olabildiğince az boyun eğmeyi gerektiren «yapıçözümsel» düşüncenin buyruğu önünde daha sorumlu diyeceğim. Ancak, eğer tüm bu iyi nedenleri izleyecek olursam ve eğer bu yanıt olmayanın yine en iyi yanıt olduğuna inanarak, yanıt vermemeye karar verecek olursam, işte o zaman daha beter tehlikelere doğru gidiyorumdur. "
  • " (...) Saf ahlaklılık, bilinçli ya da bilinçsiz tüm hesaplamaları, tüm hedefleri, tüm iade etme ve yeniden sahiplenme tasarılarını aşmalıdır. Ödevin, en azından borç olarak ödevin ötesine geçilmesi gerektiğini, bize, belki bir şey dayatmaksızın bu aynı duygu söyler: ödev hiçbir şeye borçlu olamaz, hiçbir şeyle yükümlü olmaması gerekir. "
  • " Eleştirel olan ile eleştirel olmayan şüphesiz özdeş değildir, ama belki de temelde aynı kalırlar. Her koşulda ikisi de söz konusu sürece katılırlar. "
  • Giz vardır. Ancak kendini gizlemez. Saklı olanla, karanlıkla, gecesel olanla, görünmezle, gizlenebilirle, hatta genel olarak tezahür olmamışla heterojendir; örtüsü açılabilir bir şey değildir. Açınlandığına inanıldığı an bile dokunulmamış bir şekilde kalır. Şifresi çözülemez bir kod içinde ya da mutlak bir örtünün ardında saklandığı için değil, basitçe örtme/örtüsünü açma, gizleme/açınlama, gece/ gündüz, unutma/hatırlama, yeryüzü/gökyüzü, vb. oyununu aştığı içindir bu.
  • Edebi bir yapıtın sansüre uğradığı her durumda demokrasi tehlike altındadır; bunda herkes hemfikirdir.
  • Dostluğa ya da nezakete ilişkin bir davranış, yalnızca bir ritüel kuralının yerine getirilmesinden ibaretse, bu ne dostane ne de nazik bir davranış olacaktır.

--reklam--

Çile İncelemesi - Şahsi Yorumlar

--reklam--

Çile PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Jacques Derrida - Çile kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Çile PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Jacques Derrida Kimdir?

1960 başlarından beri çok sayıda yapıt üretmiş Fransız filozofu Jacques Derrida, şaşırtıcı bir tempo ile yazmaya devam etmekte, İngiliz yazarı Geoffrey Bennington'un dediği gibi, yazılarında bulunan "felsefe geleneğinin büyük isimlerine denk zenginlik", batı dünyasında çeşitli tartışmalara yol açmaktadır.

Derrida, 15 Temmuz 1930'da Cezayir'in banliyösü El-Biar'da, yazlık bir evde, Yahudi bir anne-babanın ikinci oğlu olarak dünyaya geldi (asıl adı Jackie Derrida idi; Paris'te ilk kitabını yayımladığı sıralarda "Jacques" adını almıştır). Çocukluğu ve orta eğitimi sırasında El-Biar'ı hiç terk etmedi. İkinci Dünya Savaşı'nın ve Yahudi düşmanlığının kötü izler bırakan etkilerini burada yaşamış (bu yüzden okuldan atılmış, başka bir okula gitmek zorunda kalmıştır) ve buradaki eğitimi sırasında Gide, Camus, Valery, Nietzsche, Rousseaui Bergson, Sartre gibi büyük edebiyat ve felsefe yazarları ile ilk olarak tanışmıştır. Derrida, o sıralarda, çok erken yaşta bütün Gide'yi okuduğunu, Dünya Nimetleri'ni, sanki İncil gibi ezbere bildiğini söylemektedir.

Derrida, 1957'de mezun olduktan sonra bir burs kazanır ve özel olarak Harvard Üniversitesi'ne, Husserl'in yayımlanmamış mikrofilmlerini incelemek üzere gider. Orada Joyce okur. 1960-1964 yılları arasında, Sorbonne'da S. Bachelard ve P. Ricoeur'un asistanlığını yaparak genel felsefe ve mantık dersleri verir.

1968'de Derrida, Mayıs 68 hareketlerinin bazı yönlerine karşı çekimser kalır. Halbuki ENS'de ilk toplantıyı o düzenlemiştir. 1983'de "College İnternational de philosophie" kurulur. Derrida, kurulun ilk başkanı seçilir. Nelson Mandela için adlı yazarlar komitesinde yer alır. "Sosyal Bilimler Yüksek Araştırmalar Okulu"nda araştırmalar yöneticiliğine seçilir.

--reklam--

Jacques Derrida Kitapları - Eserleri

  • Bağışlamak
  • Platon'un Eczanesi
  • Marx'ın Hayaletleri
  • Çile
  • Khora
  • İsim Hariç
  • İslam ve Batı Üzerine Bir Konuşma
  • Gramatoloji
  • Göstergebilim ve Gramatoloji
  • Marx ve Mahdumları
  • Yazı ve Fark
  • Öteki Hedef
  • Din
  • Şiir Nedir?
  • Yapıbozum ve Pragmatizm
  • Önemsizin Arkeolojisi
  • Edebiyat Edimleri
  • Nietzschelerin Şöleni
  • Davet - Konukseverlik Üstüne
  • Bağışlama ve Kozmopolitizm
  • Teoriden Sonra Hayat
  • Otobiyografiler
  • Gün Doğmadan
  • Mahmuzlar

--reklam--

Jacques Derrida Alıntıları - Sözleri

  • " Hiçbir yanıtın asla sıyrılamayacağı kendini beğenmiş küstahlık, yalnızca ötekinin söylemine göre kendini ayarlama, onu konumlandırma, anlama ve böylece ötekine ve öteki önünde yanıt vererek onun çerçevesini belirleme iddiasından ileri gelmez. Yanıt veren kişi, bunca hafiflik veya küstahlıkla ötekine ve öteki önünde yanıt verebildiğini varsayı­yorsa, bunu önce kendisi ve tüm yapmış, söylemiş ya da yazmış oldukları konusunda yanıt vermeye [répondre de; sorumlu olmaya] muktedir olduğunu düşündüğü için yapar. Sorumlu olma burada, bütün yapılmış, söylenmiş veya yazılmış olanı bilmeyi, bunları anlamlı ve tutarlı bir sentezde toplamayı (türü, yeri ya da tarihi, gidimli formu, bağlamsal stratejisi ne olursa olsun), bunları tek ve aynı mühürle imzalamayı varsayar. " (Çile)
  • Kazasız- belasız hiçbir şiir yoktur, yara gibi açılmayan bir şiir olmaz, aynı zamanda yaralamayan şiir de yoktur. (Şiir Nedir?)
  • "Dünyamızın, yüce Varlığın bizden çok üstün zekâlara okusunlar diye verdiği ve onların da orada onun tapılası bilgeliğinin sonsuz sayı ve çeşitlilikteki özelliklerini doruktan dibe inceledikleri bir kitap olduğunu varsaymak, bana daha filozofça görünüyor." (Gramatoloji)
  • "Okuduktan hemen sonra kendimiz üzerinde düşünümde bulunursak bize, bu okumanın üretmiş olduğu fikirlerin dışında başka hiçbir şeyin bilincinde değilmişiz gibi gelecektir. Her harfi algılayışımızın, istençsiz biçimde göz kapaklarımızı kapattığımız her seferinde karanlığı algılayışımızdan daha çok algılanmış olduğu düşünülmeyecektir.Ancak harflerin algılanışının bilincinde olmadan sözcüklerin, sonuç olarak da fikirlerin bilincinde olmayacağımız düşüncesine vardığımızda, bu görünüş bize empoze edilemez." (Önemsizin Arkeolojisi)
  • Dostluğa ya da nezakete ilişkin bir davranış, yalnızca bir ritüel kuralının yerine getirilmesinden ibaretse, bu ne dostane ne de nazik bir davranış olacaktır. (Çile)
  • Rüya ne biridir ne de diğeridir, ikisinin arasındadır. Felsefe yalnızca anne'sine, sütanne'sine, toplama yeri'ne veya iz taşıyıcı'sına benzeyen hakkında felsefi bir şekilde konuşamaz. Bu haliyle yalnızca babadan ve oğuldan söz eder, sanki baba onu tek başına doğuruyormuş gibi. (Khora)
  • " Khöra anakroniktir, o, varlıktaki anakroni«dir,» daha doğrusu, varlığın anakronisidir. Varlığı anakronikleştirir. " (Khora)
  • "Birlikte yaşama" bir slogan değildir. Yaşamdaki imtihanların üstesinden gelmek için Kur'an'ın temel dersidir. (İslam ve Batı Üzerine Bir Konuşma)
  • Yaratılmış bütün insanlar, akıl bahşedilmiş bütün sınırlı varlıklar, eşit oranda 'yeryüzü yüzeyinin ortak mülkiyeti'ni taşımaktadırlar. Böylelikle, ilkece hiç kimse, sözü edilen yüzeyi (bu sıfatla bir yüzey alan olarak), meşru bir biçimde kendisine tahsis edemez ve bir başkasının kullanım hakkını gasp edemez. (Bağışlama ve Kozmopolitizm)
  • "Duanın duasını etmek gerekir." (İsim Hariç)
  • Suç çok ağır olduğunda, radikal kötülük ya da insani olan çizgisini aştığında, canavarca olduğunda, artık bağışlama söz konu­su olamaz, zira bağışlama, deyim yerindeyse, insani olanın ölçüleri dâhilinde, insanlar arasında kalmak zorundadır. (Bağışlamak)
  • Metonimi, türden dışarı doğru, bir türden diğerine doğru bir geçişe, varlık türleri sorusundan söylem türleri sorusuna geçişe dayanır. (Khora)
  • "Öyleyse aşırılık, fark, kalan, kesinlikle aynı şeyi gösteren sözcüklerdir; ancak kullanımlarındaki zihinsel bakışlar aynı değildir." (Önemsizin Arkeolojisi)
  • Ayrıca dini, yozlaşan bir güç istenci'nin ifadesi ve belirtisi, her tür olumlayıcı istenci, onu içten içe zehirleyen bir duyguya hapsetmek isteyen hastalıklı bir istencin tezahürü olarak da anlayabiliriz: aslında hınç olan bir duygu, yani her tür canlılığa ve aşma'ya karşı öç alma tutkusu ve ölümüne bir kavga. (Din)
  • “Hala Cezayirli olan yanımı, içimde olan ve hala Cezayirli olamam sebep olan diğer yanımı şevkle bağrıma basıyorum.” (İslam ve Batı Üzerine Bir Konuşma)
  • "Üslup (style) sorusunda, her zaman sivri uçlu bir nesnenin sınaması ya da rahatsız ediciliği vardır. Kimi zaman bu nesne, yalnızca bir telek ya da bir stylus(kemik) olabilir. Bu tür nesneler, konu ya da matris adına felsefenin yöneldiği şeye karşı hain bir saldırıda kullanılabilir, ister istemez darbesi oraya izini bırakan, darbesi oraya bir damga ya da biçim kazıyan bir saldırıda. Ancak bunlar, bu tür bir saldırı tehdidine karşı koruma olarak da kullanılabilir, onu uzakta tutmak, onu geri püskürtmek için - örtülerin ve yelkenlerin (des voiles) arkasında, uçuşurken, onun gücü önünde eğildiğinde ya da geri çekildiğinde. Yine de bırakalım bu kılıf, eril ve dişil arasında dalgalansın. Her hâlükârda dilimiz, bize bu tür bir haz vaat eder, en azından dillendirmememiz koşuluyla." (Nietzschelerin Şöleni)
  • Hegel de, Marx da insan toplumlarının evriminin sonsuz olmayıp, insanlığın en derin ve en temel gereksinimlerini karşılayabilecek bir toplum biçimi kurabildiğinde son bulacağına inanmaktaydı. Her iki düşünür de bir "Tarih'in sonu" fikri ortaya atmışlardı; Hegel'e göre, liberal devletti bu, Marx'a göreyse komünist toplum. (Marx'ın Hayaletleri)
  • Demek ki, anlam var olunca imler de var olur, sadece imler. (Ancak imlerle düşünürüz.) (Gramatoloji)
  • "Dâhi" insan, "yeni bir yol dener... Böylece orijinal olmak için yüzyıl önce gelişimine yardım etmiş olacağı bir dilin tahrip edilmesine katkıda bulunmak zorunda kalır. Bu tür yazarlar eleştirilebilseler de, yine de üstün yeteneklerinin başarıya layık olması gerekir. Hatalarını tekrarlamadaki kolaylık, vasat yetenekleri olan insanları, kendilerinin aynı saygınlık mertebesini elde etmeleri gerektiğine kısa zamanda ikna eder. İnce ve kinayeli fikirlerin zorlama antitezlerin, aldatıcı paradoksların, önemsiz kıvırmaların, abes ifedelerin, yeni moda sözcüklerin ve kısacası anlama yetileri kötü metafizikle baştan çıkarılan kişilerin jargonunun saltanatı o zaman başlar. Halk, alkış tutar; önemsiz ve gülünç yazılar, günübirlik şeyler şaşırtıcı biçimde çoğalır... " (Önemsizin Arkeolojisi)
  • "Sözü teslim etmek, bırakmak, diğerine vermek şu demektir: sizin yeriniz var, yer alınız, geliniz." (Khora)