Kitap Künyesi

Yazar: Irvin D. Yalom

Çevirmen: Gökhan Kotiloğlu

Yayın Evi: Prestij Yayınları

İSBN: 9789756435267

Sayfa Sayısı: 349

Cinsel Terapi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Cinsel Bozuklukların Tedavisi, klinik uzmanları ve hastaları için büyük bir bilgelikle ve empatiyle yazılmış bir başucu eseridir. Hem yolun başındaki klinik uzmanlara, hem de tecrübeli terapistlere hitap etmeyi başaran bu kitap, işe yararlılığı kanıtlanmış tavsiyeler ve vaka örnekleriyle dolu. Her bir bölüm, cinsel sorunların tedavisinde elde ettiği tecrübeleri sunan, tecrübeli terapist yazarlar tarafından ele alınmıştır. Okuyucu, bu kitapta cinsel bozukluklara sahip hastaların tedavi süreci boyunca raslanılan özel sorunların ortadan kaldırılmasına yönelik terapötik yöntemlerle ilgili doyurucu bilgiler bulacaktır.

"Nihayet! İster fiziksel, ister de psikolojik olsun cinsel bozukluklarla ilgili sorunların hemen hemen hepsine yer veren çarpıcı bir eser. Yazarların üslubu gerçekten etkileyici ve doyurucu, çok sayıda vaka örneği yer alıyor, empati ve anlamam derecesi sıra dışı. Psikologların, jinekologların, aile hekimlerinin ve tecrübeli-tecrübesiz tüm psikiyatrların bu kitaptan çok yararlanacağını düşünüyorum."

- Dr. Avodah K. Offit, Seks Terapisti

Cinsel Terapi Alıntıları - Sözleri

  • Sorun cinselliği karmaşık ve tehlikeli olarak görülmesinde bu görev sosyologlar, analistler jinekologlar, psikologlar ve yazarlar tarafından üstlenilmiş; olaya bilimsel bir ilgi ve sonsuz bir gayretkeşlikle yaklaşıyorlar.
  • "Cinsellik akıl ile vücudun birleşme noktasıdır. Aşk, bağlılık, güven, ihtiyaç, istek, heyecan, aile konuları, kültürel değerler ve dini inançlar gibi anlam, değer ve duygusal farklılıklar içerir. Bizi insan yapan her şey aslında cinselliğin psikolojik boyutunun bir parçasıdır."
  • terapist olarak bizlere, başkalarının yaralarını iyileştirmeden önce kendi yaralarımızı bilmemiz gerektiğini, alçak gönüllü olmamız gerektiğini gösterir.
  • Bazen bir sorunun cevabını bilmemenin bilmekten daha önemli olduğunu anladım.
  • Bir terapistin belki de en önemli işlevi insanların kişisel, ailesel ve kültürel mitleriyle savaşmaktır. (Bu mitler insanları özgürleştirmek ve potansiyelleştirmek yerine onları bağlar ve daraltır.)
  • Biz insanlar; duygularımızı, düşüncelerimizi ve deneyimlerimizi cümlelere döktüğümüzde daha çok özgürlük ve rahatlık hissi kazanırız.
  • "Cinsellik akıl ile vücudun birleşme noktasıdır. Aşk, bağlılık, güven, ihtiyaç, istek, heyecan, aile konuları, kültürel değerler ve dini inançlar gibi anlam, değer ve duygusal farklılıklar içerir. Bizi insan yapan her şey aslında cinselliğin psikolojik boyutunun bir parçasıdır."
  • Ne zaman ben bir şey söylerken sizi susturursam, sizden çok değerli bir şey çalmış olurum.
  • ...ayrıca insanlar kompleks canlılardır. Hepimiz çelişkili hareketlerde bulunuruz. Bir şey söyler başka bir şey yaparız. Problemi başkasına yükleyerek kendi problemlerimizi reddederiz. Bizi korkutan şeyleri önler ve bastırırız. Kendimizde sevmediğimiz şeylerden uzaklaşır, onların yerlerini değiştirir ve onları çarpıtırız.
  • Biz insanlar; duygularımızı, düşüncelerimizi ve deneyimlerimizi cümlelere döktüğümüzde daha çok özgürlük ve rahatlık hissi kazanırız
  • Eğer kişilikte, cinsellik gibi yeni gelişen bir kavram kendi haline bırakılırsa, önemli olan aile desteğinden yoksun kalır. Bu durumda, cinsel duygular tamamen deneyime ve gelişime açık olmak yerine utanç ve yabancılaşma duygularına dönüşür ve hatta bir şekilde önlenilmeye çalışılır.

Cinsel Terapi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

"Terapi" adıyla yayımlanan birçok gereksiz kitaptan farklı olarak, bir uzman bir psikoterapist olarak Yalom'un kaleminden çıkan kitap, hem terapistlere hem de danışanlara yardımcı oluyor. Eğer piyasada satılan bütün cinsellik kitaplarını okursak, hem kafamız karışır hem de aynı yerde tepinir dururuz. Ancak bu kitapta işler çok farklı ilerliyor. "Cinsellik hakkında konuşmak ve düşünmek" isimli ilk bölümde, herkesin deneyimlediği ancak hiç kimsenin konuşmadığı bir kültürel nevroz olarak cinselliği ele alıyor Yalom. Çocuk 20 yaşına gelene kadar cinselliğin pis kötü iğrenç ve bekaretin de korunması gereken bir zırh olduğunu öğreniyor. Hem de hayatta en güvendiği insanlardan... Anne baba öğretmen ya da rol model olan diğer insanlardan... Bir gün çocuk, evleniyor ve yıllarca zihnine kazınan tabu (ki bence nevrozdur) bir anda mükemmel bir şey olarak karşısına çıkıyor. Bu müthiş çelişki, insanı deli eder... Konuşulmayan ve sadece kafada kurgulanan bir şey olan cinsellik, ne kadar faydalı olur? Bir kıyafeti satın almak için bile 2 3 kişi ile fikir tartışırken insan böylesine hayati bir meseleyi nasıl olur da yalnızca kendisiyle konuşarak bir yere varabilir. Kendisi ile konuşmayıp porno izlemek/okumak ile bir yere de varılmadığına göre, cinselliğin yönlendiği şekil düşündüğümüzden daha zararlı olabiliyor. Bölüm sonunda Yalom, insanın cinselliği ile ilgili üç tip soru soruyor. 1- Cinselliğin Aile/Kültürel Arka Planı 2- Ergenlik Çağı 3- Yetişkinlik. Bu 3 farklı tipin altında sorduğu sorularla belki de ilk kez kişinin kendi deneyimlerini derinlemesine ve doğru bir şekilde düşünmesine vesile oluyor. Akabinde verilen Danışan hikayeleri ile kişi "yalnız" olmadığını anlıyor ve rahatlıyor.. İkinci bölümde, cinsel psikolojinin temelini kavramak için bilinmesi gereken dört alandan bahsediliyor. * sinir sistemi * ürogenital sistem * dolaşım sistemi * endokrin sistem Bu dört sistemin cinsellik alanındaki önemine kısaca değiniliyor. Sonrasında cinsel fonkiyonları etkileyen ilaçların listesine yer veriliyor. Mesela yoldan geçen insana verilen Prozac, orgazm olamamaya, sertleşememeye sebep oluyormuş. Bu sebeple bu liste, kitap bittikten çok sonra bile anında ulaşabileceğimiz bir yerde olmalıdır diye düşünüyorum. Bölümün devamında, Masters&Johnson'un cinsellikteki dört adımına yer veriliyor. Bu bölüm, ağır tıbbi terimler ile klinik tedavi bilgileri içerdiği için, bir çok kişi tarafından atlanacaktır ancak okuyan arkadaşların özenle okumasını tavsiye ederim. Kitabın diğer bölümlerinde de birtakım cinsel bozukluklar ve onların tedavileri hakkında açıklayıcı bilgiler ve deneyimlerden söz ediliyor. Cinsellik konusuyla profesyonel olarak ilgilenen herkesin baş ucu kitabı olacağına inandığım kitabın, aynı türde yazılan diğer kitaplardan üç dört karat daha yukarıda olduğuna yürekten inanıyorum. (yy)

Kitabın Yazarı Irvin D. Yalom Kimdir?

Yahudi asıllı Amerikalı psikanalist, psikiyatrist, psikoterapist ve yazar.

Profesör unvanına sahip olan Yalom, Standford Üniversitesi'nden emekliye ayrılmış olup, alanında oldukça zengin bir yapıya sahip, bilimsel kitapların ve romanların sahibidir. Yalom, varoluşçu psikoterapinin en önemli yaşayan temsilcilerinden biridir. Aynı zamanda Uluslararası Sigmund Freud – Psikoterapi 2009 ödülünün de sahibidir.

Washington, DC'de dünyaya gelen Yalom'un Yahudi kökenli ailesi, I. Dünya Savaşı'nın bitmesinden kısa bir süre sonra Polonya sınırlarına yakın bir Rus kasabası olan Celtz'ten ABD'ye göç etmiştir.

ABD'nin en etkili psikanalistlerinden biri olarak kabul edilen Yalom'un, kendine akıl hocası olarak kabul ettiği kişi Jerome D. Frank'dı. Yalom, psikanalistler içinde sürekli olarak kritize edilen psikanalizin geliştirilmesinde öncülük yapmış ve aynı zamanda psikanalizdeki uzun ama etkileyici yeni rehabilitasyon yöntemleriyle insanın psikolojik rahatsızlıklarını yeniden ve daha iyi anlamayı sağlarken, uyguladığı yöntemlere has içeriklerle dolu yazdığı romanlar onun edebiyat dünyasında da yer edinmesine yardımcı olmuştur.

Irvin David Yalom, toplum bilimci ve yazar Marily Yalom ile evlidir. Bu evlilikten dört çocukları olmuştur. Kaliforniya, Palo Alto'da yaşamaktadır. Yazdıklarında kullandığı genel metafor psikanalitiktir ve felsefeyle de iç içedir. Grup terapilerinde uyguladığı varoluşçu yöntem, klasik bir yöntem olsa da Yalom, bunun günümüz psikanalizinde deforme olmasını engelleyen çok daha sonuç alıcı bulgularla devam ettirmiştir.

Irvin D. Yalom Kitapları - Eserleri

  • Nietzsche Ağladığında
  • Spinoza Problemi
  • Divan
  • Her Gün Biraz Daha Yakın
  • Bağışlanan Terapi
  • Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri

  • Bugünü Yaşama Arzusu
  • Annem ve Hayatın Anlamı
  • Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek
  • Varoluşçu Psikoterapi
  • Depresyon Terapisi
  • Günübirlik Hayatlar
  • Anksiyete Terapisi

  • Okul-Çağı Çocuklarının Terapisi
  • Ergen Terapisi
  • Okul-Öncesi Çocuklarının Terapisi
  • Evlilik Terapisi
  • Yeme Bozuklukları Terapisi
  • Alkolizm Terapisi
  • Cinsel Terapi

  • Grup Psikoterapisinin Teori ve Pratiği
  • Kısa Süreli Grup Terapileri
  • Ölüm Korkusunu Yenmek
  • Şizofreni Terapisi
  • Psikoterapi Seti
  • Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu Terapisi
  • Din ve Psikiyatri

  • Bir Psikiyatristin Anıları
  • Yalom Seçkisi
  • Psixoterapiya Vergisi
  • Çocuk Terapisi
  • Çift Terapisi
  • A Matter of Death and Life

Irvin D. Yalom Alıntıları - Sözleri

  • "Bir sürü soru soruyorsun, ama tek bir cevabı var: Kendi başıma yaptım." (Ölüm Korkusunu Yenmek)
  • Hepimiz aynı korkuyla, ölümlülük yarasıyla, varoluşun özündeki kurtla karşı karşıyayız. (Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek)
  • “Bir şeyin korkutucu, değersiz, arzu edilesi ya da beş para etmez olduğuna karar veren zihindir, dolayısıyla değiştirilmesi gereken şey sadece ve sadece zihindir. ” (Spinoza Problemi)
  • Ölmek hayatın bir parçası. Onu kaçırmak, o gerçekleşirken uyumak, hayatın büyük maceralarından birini kaçırmaktır. (Annem ve Hayatın Anlamı)
  • Çocukken tanıdığı insanlara benziyorlardı. Basit ama düşünceliydiler. Birbirleriyle mutlu ve huzurluydular. (Spinoza Problemi)
  • Öfkeliyim , çünkü buradaki herkesten daha iyiyim ve kimse bunu fark etmiyor. Daha zekiyim, daha hızlıyım, daha iyiyim ve lanet olsun kimse beni takdir etmiyor. (Varoluşçu Psikoterapi)

  • Bir daha hiç incinmemenin yolunu bulmuştum; eğer kimsenin benim için önemli olmasına izin vermezsem bir daha asla kayıp yaşamazdım. (Annem ve Hayatın Anlamı)
  • Hepimizinki günü birlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın. Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın... ______ Marcus Aurelius Düşünceler (Günübirlik Hayatlar)
  • .... "Ölüm her zaman bir şok etkisi yaratır." ______ Gözünü açıp kapıyorsun ve bir bakıyorsun ki hayat bitmiş. İşte bu kadar. Saklanacak yer yok. Güvenlik diye bir şey yok. Geçicilik ... yaşam geçici ... Bunu biliyordum zaten ... Herkes bilmez mi? Ama üstüne pek düşünmemiştim. Düşünmek de istememiştim. .... Ölümün kalıcılığını düşünüyorum. Sonsuza kadar ölü olmayı düşünüyorum. Nedense bu düşünce, yani sonsuza kadar ölü olma düşüncesi, bir türlü aklımdan çıkmıyor. (Günübirlik Hayatlar)
  • Stresin hem bağışıklık sistemini hem de hormonal dengeyi etkileyerek hastalığa direnci azalttığına dair çok sayıda bulgu vardır. (Varoluşçu Psikoterapi)
  • Her insan kendisini diğer insanlardan daha çok sevdiği halde neden kendi fikrine diğer insanlarınkinden daha az önem verir? (Günübirlik Hayatlar)
  • "ilk gençlik yıllarında," der Schopenhauer, "önümüzdeki hayat üzerine düşünürken, tiyatro salonundaki yerini perde açılmadan önce almış, oyunun başlamasını sabırsızlıkla bekleyen, heyecanlı çocuklar gibiyizdir. İleride neler olup biteceğini bilmememiz düpedüz bir lütuftur. Şayet olacakları önceden görebilsek, o çocuklar gözümüze mahkum olmuş tutuklular gibi görünürdü; ölüme değil de hayata mahkum olmuş, ama hükümlerinin ne anlama geldiğinden o ana dek tamamen bihaber tutuklular gibi." (Din ve Psikiyatri)
  • Din ve kültür bazen insanları o kadar güçlü motive edebilir ki, bu, psikoterapistleri sadece şaşırtabilir. Bizler, olasılığı çok çok küçük hava felaketlerine ilişkin korkuları nedeniyle bizden yardım almaya gelenlerin en azından uçağa binmelerini sağlayacak, bu fobileri yok etme amaçlı yollar geliştirmeye çalışırken, adamlarını kesin bir ölüm için uçaklarına gönderen Kamikaze komutanlarına korkuyla karışık saygı duyarak bakıyoruz. Biz, bazı İslamcı liderlerin canlı bombalarına öldükleri anda cennete gideceklerine dair verdikleri motivasyonu, panik ataktan öleceğini düşünen agorofobikleri bir otobüse bindirmeye çalışırken sağlayamadığımız için de üzgünüz. (Anksiyete Terapisi)

  • “Sözünden dönmene ya da kendine olan güvenini yitirmene neden olabilecek hiçbir şeyi avantaj sayma.” ( Marcus Aurelius|Düşünceler) (Günübirlik Hayatlar)
  • 10 dakikalık içten gülüş ağrı kesici etki yapar (Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu Terapisi)
  • Gen çalışmaları doğuştan gelen farklılıkların anksiyete bozuklukları geliştirmedeki etkilerini kanıtlayabilirler, ancak öyle görünüyor ki genler ana nedenler olmaktan çok yatkınlığa neden olan faktörler olarak kalacaklar. (Anksiyete Terapisi)
  • Kâh dilden dökülür, kâh kalem yazar. En hazin sözler “Keşke” ile başlar. (Divan)
  • Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır. (Nietzsche Ağladığında)
  • Dinlemek yaratıcı bir iştir, terapist zihni ölçerken çarpıtır.. (Annem ve Hayatın Anlamı)
  • 1.Kendim için yarattığım dünyayı sadece ben değiştirebilirim. 2. Değişmek tehlikeli değildir. 3. Gerçekten istediğim şeye ulaşmak için değişmek zorundayım . 4. Değişebilirim. Bunu yapabilirim. (Yalom Seçkisi)