Kitap Künyesi
Yazar: Nezihe Meriç
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
İSBN: 9789750810312
Sayfa Sayısı: 114
--reklam--
Çisenti Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"... Ağlama sakın. Vakitli bir ölümdür. Ruhum için dua edersin. Sakın korkma. Ne mutlu bana, tek başına, yapayalnız değilim. Ölenle ölünmez. Yaşamak güzeldir. Ne olursa olsun, yaşamanın ipini sıkı tutacaksın. Ama zor, ama kolay. Bak, dünya insanlarla dolu. Hepsi bir yolunu bulmuş yaşamaktadır. Yaşayacaksın. (....)
İnsanlara verilen en büyük nimet budur. Akıldır. Hep aklını kullanacaksın."
Nezihe Meriç'in son kitabı Çisenti "Öyküler yazmıyorum, öyküler yaşıyorum" diyen yazarın öykücülüğünde yepyeni bir dönemeç. Birbirinden farklı ama birbiriyle ilintili on dokuz öyküden oluşan Çisenti gerek kahramanları gerekse anlatımı ile çok farklı bir öykü şöleni sunuyor. Kısa bir öyküde uzun bir romanın tadını ve dopdolu yaşanmış hayat(lar)ın izini bulabilirsiniz.
--reklam--
Çisenti Alıntıları - Sözleri
- Zaman zaman içinde, zaman hazan içinde, hazan oldum olası hüzün içinde.
- Hani bir zamanlar, Yeşim küçükken, Boğaziçi'nde. Hani yalı daha sağlamken, hani onlar daha hayattayken.
- Deniz denizdir. Suyun gizi, suyun sonsuzluğudur.
- "Bir sokağa saparsın birden dünyan değişir."
- Senin gözlerin, Boğaziçi rengi, dedem öyle der.
- Kadın, umut adına önüne yılan çıksa sarılacak. Çaresi çareyi bulmak.
- "İnsanlara verilen en büyük nimet budur. Akıldır. Hep aklını kullanacaksın."
- "K'ar zemünü asumanı bes ferah/ kerd eztengi dilemra şah şah"
- Gece uykusu kaçanlar, bir türlü uyku tutturamayanlar, 'sabahı sabahladım' derler. Geceyi nasıl geçirip, sabaha nasıl erişeceğini bilemez insan. Yatar. Olmaz; bir türlü yerleşemez yatağa. Sağa döner olmaz, sola döner olmaz, gene sağa, gene ... Döner durur. Düşünceler bile baştan başlayıp, sonuna dek sürdürülemez. Bölük pörçük, oradan oraya atlayarak dolaşır durur.
- Deniz denizdir. Suyun gizi, suyun sonsuzluğudur.
- İnsanlar gülmüyor. Gülümsemiyorlar bile. Terör, kötülük, acı, kan, şiddet, hırs, para para kara para kara, ölümler, ziyan kadınlar, öldürenler, bebeler, küçük çocuklar, yokluk, yoksulluk, kavga, pislik, hastalık/lar, açlık, fuhuş, işsizlik, ziyan adamlar, isyan, başkaldırı, yürüyüşler, korku, korkusuzluktan korkma, utanmazlık, ha ha ha, dans, müzik, neşe, sarhoşlar, çılgın eğlenceler... Kusanlar...
- Yine de başarısızsanız, her şey olduğu gibi kalmışsa ve üstelik toplum gene sizi ezmiş, değeriniz bilinmemiş ve hakkınız gene çiğnenmişse, sakın kötümserliğe kapılıp kahrolmayın. Bütün yenilgilerden sonra da, elinizde bir tek zafer olanağı kalmıştır: Kahrolmamak. Hiç olmazsa, "Yine de kahrolmadım ya!" diyebilirsiniz. Kendinizden bu kadarcık bir zaferi esirgemeyin. Sonra, bu küçücük zaferler birleşir, bir büyük zafere dönüşür. Dünyayı hep kahrolmayanlar değiştirmiştir. Onlar olmasaydı, kim bilir daha ne çok şeye kahrolacaktınız.
- Deniz denizdir. Suyun gizi, suyun sonsuzluğudur.
--reklam--
Çisenti İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Son yıllarda bu ikinci kez #nezihemeriç okumam yanilmiyorsam..Yine bir öykü kitabıyla başlamak istedim.Yasamiyla , yazdıklarıyla eleştirilere tutulan ses #nezihemeric Birbirinden farklı, birbiriyle ilişkili tam on dokuz öykü var. Kısa öykülerin gücü var aslında.. Kısacık anlatımlarla , koca bir dünyayı sigdirisi var.. Galiba ben de böyle öykülerin sevdalısıyım. Şiirsel anlatım ve akiciligiyla çağdaş oykuculugun öncülerinden olan yazar, yine kadınların iç dünyasını aktarıyor okuyucuya.Hem de nasıl bir aktarim!!.Kabına sığmayan, çare arayan, ancak adımını bilinmeze atan onca yüreğin geri de donemedikleri bu çaresizlik üzerinden de gelenek ve göreneklerin karşılığında beliren yanlışlar , iç yankilari, serzenisler , suskunluklar , çaresizliklerle birlikte.. Ben en çok sokak olmayı sevdim diyebilirim, tüm öykülerde..Çünkü; betimlemelerle ilerleyen sokaklar yani basimda, adeta belirginlesti.. Özellikle çocuk kitaplarında öncü olan yazarın diğer bir yönü de samimi anlatımının yanında , gözlem yeteneği Kahramanlarını tanımak isteyen okuyuculara.. Kitapla.. (Beyhan)
Kitabı mail üzerinden biryudumkitap uygulamasıyla tanıdım. Mailde yazan hikayenin bir kısmıydı ama ben okuyunca yine çok merak ettim ve ilk fırsatta aldım. Kitap ders çalıştığım için elimde neredeyse bir ay sürünse de kitabı bugün bitirebildim. Ve hikayelerin içerikleri beni etkiledi. (Fatmanur Coşkun)
Nasıl öykü yazarım veya nasıl öykü yazılır üzerine bir öykü kitabı olmuş sanki. Kitaba sinmekte biraz zorlandım fakat bu son vakitler okuduğum kitaplardan kaynaklı üsluba alışamama da olabilir. Dili basit, kafası karışık, aklında ve yüreğinde verdiği savaş kağıt üzerine dökülmüş. Onun için kaybeden ve galip yok. Hepsi kendi. Kadın öykücülerin yeri bende her zaman farklı. (Seda)
--reklam--
Kitabın Yazarı Nezihe Meriç Kimdir?
Nezihe Meriç, Nezim, (d. 1925, Gemlik - ö. 18 Ağustos 2009, İstanbul), Türk yazar.
Türk edebiyatının önemli kadın öykücülerinden birisidir. 1970'li yıllardaki siyasî savrulmaları öyküleştirmiş, kadın ve çocuk sorunlarına eğilmiş bir yazardır.
1925'te Gemlik'te dünyaya geldi. Çocukluğu Anadolu'nun değişik kentlernide geçti. Orta öğrenimini 1943'te Eskişehir Lisesinde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde okudu. Mezun olmadan, 1945te öğrenimini yarıda bıraktı. Öğrenimi sırasında Verda Ün'den piyano dersleri almış olan Meriç, onbir sene boyunca (1945-1956) Heybeliada İlkokulunda müzik öğretmenliği görevinde bulundu. 1956 yılında yazar Salim Şengil ile evlendi.
1952 1972 yılları arasında Şengilin çıkardığı Dost dergisi ve Dost Yayınlarını yönetti. bu evlilikten Aslı adında bir kızı oldu. Nezihe Meriç'in ilk yazısı olan Ümit İstanbul Dergisi'nde 15 Şubat 1945te N. Ufuk imzasıyla, ilk öyküsü Bir Şey ise Seçilmiş Hikayeler Dergisi'nde yayımlandı. Korsan Çıkmazı ile 1962 Türk Dil Kurumu, Bir Kara Derin Kuyu ile 1990 Sait Faik Armağanı, Yandırma ile 1998 Sedat Simavi Edebiyat Ödülünü, 2007de ise Mersin Kenti Edebiyat Ödülünü aldı. Kanser tedavisi görmekte olan Meriç, 18 Ağustos 2009'da İstanbul, Etiler'deki evinde hayatını kaybetti. Cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi.
--reklam--
Nezihe Meriç Kitapları - Eserleri
- Dumanaltı
- Toplu Öyküler 1
- Bozbulanık
- Çisenti
- Oradan da Geçti Kara Leylekler
- Gülün İçinde Bülbül Sesi Var
--reklam--
- Korsan Çıkmazı
- Küçük Bir Kız Tanıyorum On Bir Yaşında
- Küçük Bir Kız Tanıyorum Dokuz Yaşında
- Küçük Bir Kız Tanıyorum Sekiz Yaşında
- Küçük Bir Kız Tanıyorum On Yaşında
- Püf Noktası
- Küçük Bir Kız Tanıyorum Yedi Yaşında
--reklam--
- Küçük Bir Kız Tanıyorum Altı Yaşında
- Aix-Londra-İstanbul Mektupları
- Zor Yokuşu
- Alagün Çocukları
- Çın Sabahta
- Dur Dünya Çocukları Bekle
- Çavlanın İçinde Sessizce
--reklam--
- Alacaceren
- Yandırma
- Ahmet Adında Bir Çocuk
- Topal Koşma
- Küçük Bir Kız Tanıyorum On İki Yaşında
- Toplu Öyküleri 2
- Boşlukta Mavi
--reklam--
- Bir Kara Derin Kuyu
- Sular Aydınlanıyordu - Sevdican
- Menekşeli Bilinç
- Kimse Hikâyeyle Aramda Geçenleri Anlamıyordu
--reklam--
Nezihe Meriç Alıntıları - Sözleri
- Fikir ayrılığı başka iyi ya da kötü insan olmak başka. Değil mi? (Zor Yokuşu)
- “Ofsayt efendim ofsayt! Kendini hiçbir şeye karşı sorumlu duymamak durumudur bu bizimki. Anadan, babadan, dostluk, arkadaşlık kavramlarından, yani, aileden, toplumdan, insanlardan çözülmek, körü körüne bir Allah’a inanış içinde yaşamak, toplumun bütün kurumlarının çürük olduğunu öğrenmek… Daha sayayım mı? Yaşamak için ekmek kadar, su kadar gerekli olan, inanmak, güvenmek, çalışmak gücünü bulamamak… Gündelik olayların, dedikoduların içinde yuvarlanmak…" (Bozbulanık)
- Yeniden başlamak! Bütün iş burada işte. Yeniden başlanamaz. Çünkü insanoğlunun kaderinde yoktur bu. Hayatı ona verilmiştir; büyük bir oyun. İstediği gibi oynayabilir. Yanlışlar ve doğrularla. Ama bozmak, bozup yeniden başlamak yoktur bu işte. Üstelik önceden haber de verilmemiştir. Kendi rızasıyla başlayamayışı gibi... (Topal Koşma)
- Kendi var kendisi için. (Yandırma)
- “Ben hayal ettim, yazdım, siz okuyorsunuz. Karşılıklı bir emek alışverişi... Bir anlamda buluşuyoruz.” (Oradan da Geçti Kara Leylekler)
- Yıllar, birçok şeyi beraber götürerek, dönmemecesine geçip gitmiştir bir kez. Yeniden de kurulamaz... (Topal Koşma)
--reklam--
- Kim solcu? Ben tabii. Ben solcuyum. (Zor Yokuşu)
- Ham duygularımı, yaşamamın zorlukları içinde, nasıl da usumdan yarattığım güneşlerde olgunlaştırdım ben. Bu güneşlerimi ortalara çıkarmalıyım demiştim işin başında. İyi demişim. Hep kullanılmış duyguların, hep kullanılmışlıkların içinde çevremdekiler. Beni tüketen bu oluyor. (Toplu Öyküler 1)
- Hiç kimseye tahammül edemedim, önüme gelene aksilendim. İçimde kaybolan bir şey var. Ağlasam bir hoş, ağlamasam bir hoş... (Püf Noktası)
- N'oldu bizim insanımıza? (Gülün İçinde Bülbül Sesi Var)
- Acemi biri, "Kapıyı çarptı. Çıktı." der. Yanlış. Kapıyı çarpıp çıkan biri, bir süre sonra döner... (Menekşeli Bilinç)
- İnsanlar gülmüyor. Gülümsemiyorlar bile. Terör, kötülük, acı, kan, şiddet, hırs, para para kara para kara, ölümler, ziyan kadınlar, öldürenler, bebeler, küçük çocuklar, yokluk, yoksulluk, kavga, pislik, hastalık/lar, açlık, fuhuş, işsizlik, ziyan adamlar, isyan, başkaldırı, yürüyüşler, korku, korkusuzluktan korkma, utanmazlık, ha ha ha, dans, müzik, neşe, sarhoşlar, çılgın eğlenceler... Kusanlar... (Çisenti)
- "Yazık oldu. Hayatı bu kadar anlamamalıydık..." (Bozbulanık)
--reklam--
- Bir söz vardır: İnsanın ağzı torba değil ki büzesin, denir. İnsanlar ileri geri konuşur dururlar. Doğru, iyi, yerinde konuşmak, yaşamayı güzelleştirir. Ne var ki, bu herkesin harcı değildir. Bunu yapabilenler de bilge kişilerdir. (Dur Dünya Çocukları Bekle)
- AH SİZLER! EĞİTİLMELİSİNİZ, EĞİTİLMELİ! (Zor Yokuşu)
- Ham duygularımı, yaşamamın zorlukları içinde, nasıl da usumdan yarattığım güneşlerde olgunlaştırdım ben.. (Menekşeli Bilinç)
- Yaşadığımız şu günleri anlamaya çalışmak, beni çok yordu. Yazmak giderek büsbütün zorlaşıyor benim için. (Bir Kara Derin Kuyu)
- Gece uykusu kaçanlar, bir türlü uyku tutturamayanlar, 'sabahı sabahladım' derler. Geceyi nasıl geçirip, sabaha nasıl erişeceğini bilemez insan. Yatar. Olmaz; bir türlü yerleşemez yatağa. Sağa döner olmaz, sola döner olmaz, gene sağa, gene ... Döner durur. Düşünceler bile baştan başlayıp, sonuna dek sürdürülemez. Bölük pörçük, oradan oraya atlayarak dolaşır durur. (Çisenti)
- Ben bu yaşa kadar, hiç kimseyle kavga etmedim. Kimseyle, öyle yüzyüze, telefonla olsun, mektupla olsun, bağırıp çağırmadım. Önüme kalabalık edenler, saygının, sevginin değerini bilmeyenler çıkınca, vazgeçiverdim onlardan; nasıl olsa işe yaramazlar diye düşündüm. Ayrıca kırdıklarım, gücendiklerim oldu. Olmaz mı? Oldu da, ben gene sustum. Beni kıracak durumu yaratabildiklerine göre, artık, dediydim, dediydin demenin ne anlamı var ki. Susmanın, susabilmenin güzelliğini neyle değişebilir insan. (Çavlanın İçinde Sessizce)
- "Canına yandığımın dünyası!" (Dur Dünya Çocukları Bekle)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin