Kitap Künyesi
Yazar: İsmail Güzelsoy
Yayın Evi: Doğan Kitap
İSBN: 9786050942897
Sayfa Sayısı: 256
--reklam--
Çıt Yok Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Benimle göz göze gelmemeliydin. Gözlerimin hafızasına bakmamalıydın. Orada yaralı hayatların kahırlı masalını görmemeliydin. Ne sorarsam sorayım aynı cevabı veriyorsun: Katil kim? Bu kıyım çağında, “Katil kim?” demek, “Katil ben değilim” diye kendine yalancı tanıklık etmekten başka ne ki? Bir katil yaratalım ve onu yenelim istiyorsun.Zehirli sözlerden kurtul. Benimle bak kendine. Gözlerime tanık ol. Mademki bir kez baktın, gör o zaman.
İkinci savaş zamanı… İstanbul’u dehşete sürükleyen cinayetler… Cinayetlerini mutlak sessizlikle işleyen bir katil… “Ölü olmaktan ne zaman sıkılır insan?” diye soran bir çocuk… “Bazı oyunları kaybetmek için oynarız” diyen bir horoz dövüşçüsü...
İsmail Güzelsoy’un romanı Çıt Yok gizemli bir hafiye romanı gibi sürükleyici, varoluşun en temel sorularını cesurca dile getiren bir metin kadar derin.
--reklam--
Çıt Yok Alıntıları - Sözleri
- " Her insanın bir tavan arası vardır."
- "..Kelimelerin tek başına hiçbir değeri yoktu, onların gerçek değeri kimin, nasıl kullandığına bağlıydı..."
- Çok sevdiğin biri ölüverir ,ölümün aslında zannettiğin şey olmadığını farkedersin. Aşık olursun ve aşkın kitaplarda anlatılan gülünç bir tutkudan çok daha sarsıcı bir şey olduğunu anlarsın.
- Bradbury, Wilkinson and Co. Ltd. şirketi tarafından basılan Türk banknotları, 1941 senesi, 17 Nisan günü batırılan Yorkshire isimli bu geminin yüküydü. 1 Türk Lirası’nın 1,38 Amerikan Doları olduğu senelerde Pire halkı bir yandan limandaki ateşi söndürmeye çalışırken, bir yandan da bu değerli paraları topluyordu. Almanlar tarafından bombalanan gemide bir Türk subayının bulunduğu hiçbir zaman halka açıklanmayacaktı.
- "Dünyayı, onu sevdiğimiz birine tarif ederken yaşarız aslında. Bütün sanatlar, güzellikleri anlatan her şey bu oyunun çeşitlemeleridir yalnızca. "
- "Cehennem hatırlamaktan ibaretti."
- İnsan insanın kalbini niye sökerdi ki? Aldığı kalp ne işine yarardı?
- Çözülen her sır bir hayal kırıklığıdır.
- Ölüm karşı konulmaz bir hatırlayıştı. Hatırlayış ise günah...
- Kendimizi yargılarken bizi kim savunacak peki?
- Insanlar duyguları taklit edebiliyor artık. Onu geç, düşünmek bile taklit edilebilir bir şey haline geldi son zamanlarda.
- Çok sevdiğin bir ölüverir, ölümün aslında zannettiğin şey olmadığını fark edersin. Aşık olursun ve aşkın kitaplarda anlatılan gülünç bir tutkudan çok daha sarsıcı bir şey olduğunu anlarsın.
- Bir insanın düşebileceği en kötü yer başkalarının dilidir.
- Kelimelerin tek başına hiçbir değeri yoktu, onların gerçek değeri kimin nasıl kullandığına bağlıydı.
- Aşk deliliğin tam tersiymiş. Deliler kendilerini iki kişi zannederken âşıklar iki kişiyi tek bir varlık zannedermiş.
--reklam--
Çıt Yok İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Çıt Yok", acaba bir daha bu yazarı okur muyum? diye düşündürdü beni. Buna benzer hisleri bir de Sezgin Kaymaz'da hissediyorum. Oysa oldukça güzel başlamıştı Çıt Yok: Eyüp Vampiri acımasızca insanları öldürüyor ve 1941 senesi istanbulunda herkes korku içerisinde yaşıyor. Önce etkileyici ölüm sahneleriyle başlıyoruz. İlk bölüm bence kitabın en iyi kısmı. Art arda gelen bölümlerde öykümüz dallanıp budaklanıyor, birbiriyle alakasız görünen yerlere ulaşıyor ve sonra yazar bütün bu farklı öyküleri bir şekilde birleştiriyor. Baş karakterimiz Sohrab ve torunu İskender arasında sayfalar boyu süren sohbet benim açımdan bir işkenceydi. Gerçekten çok sıkıldım. Sohrab ve torunu arasındaki bölüme geldiğimizde bence kitaptaki fantastik ögeler arttı ve gerçeklik hissi zedelendi. Herşey fazla roman kokuyor. Sohrab ve torunu arasındaki upuzun sohbet ve öyküler kadar örneğin Sohrab'ı takip eden gölgenin kim olduğu ya da Konsolos karakterinin kitaptaki yeri ve onunla ilgili yaşanan olayların gereksizliği ve kitabın sonunda bunun çözülmesi vb bir çok bence sorunlu ya da yazarın üslubunun tarzının bana hitap etmediği yerler var. İsmail Güzelsoy'la Çıt Yok üzerine 2012 yılında yapılmış bir röportaj var, okurken çok şaşırdım, çünkü bence yazarın burada anlattığı şeyler, altını çizdiği şeyler samimiyetine tek kelime edemesek de, aslında kitaptan daha gerçek bir hava yaratıyor, beni etkilemesindeki sebeplerden birisi de bir yazarın iç dünyasını ve kendi eserini bu şekilde anlatabilmesi oldu. Kendi adıma o dünyayı ve söylediği şeyleri kitapta hissedemedim, ama samimiyetini takdir ediyorum, değerli buluyorum. Kitabı okumayı düşünenlere kesinlikle bu röportajı okumalarını öneririm: https://www.okuryazar.tv/ismail-guzelsoy-cit-yok/ Sonuç: İsmail Güzelsoy'u yanlış kitapla okumaya başlamış olabilirim. Bir şekilde okumam gerek gibi hissediyorum. Kitabın ortaya koyduğu dünyanın kendine özgülüğünü kabul etmekle birlikte bir sürü ufak öykünün her ne kadar sonuçta birbirine bağlansa da kitabın başlarında ortaya çıkan enerjiyi sürdüremediğini, öykünün odak noktalarını çoğaltarak ya da sürekli başka yerlere başka öykülere aktararak sıkıntılı bir durum yarattığını söylemem gerek. Buna rağmen bir kitabını daha deneyeceğimi düşünüyorum yazarın. (CemCBG)
Yazarın da söylediği gibi her oyun kazanmak için oynanmaz. Kazanma hırsıyla oynarken oyunun güzelliğini yitiririz çünkü. Bu kitabı okurken de kulağa küpe etmeli bunu, yani "ne olacak şimdi"den ziyade anlatılan her hikayenin güzelliğine bırakmalı insan kendini. Yaşlı bir adamdan da küçük bi çocuktan da, bi katilden de bi aşıktan da pek çok şey öğreniyor insan. (Bahar Acar)
Bazı yerleri kafa karıştırıcı olsa da sizi sürekli bir sonraki sayfayı okumaya teşvik ediyor. Sürükleyici oluşu, monotonluktan uzak oluşu mükemmel, herkes okumalı. (Ertuğrul Kaya)
--reklam--
Çıt Yok PDF indirme linki var mı?
--reklam--
İsmail Güzelsoy - Çıt Yok kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Çıt Yok PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı İsmail Güzelsoy Kimdir?
1963’te, Iğdır’da doğdu. 9 yaşında ailesiyle İstanbul, Gaziosmanpaşa’ya taşındıktan sonra tek başına tekrar Iğdır’a dönerek ilkokulu orada bitirdi. Ortaokul yıllarında Karagümrük’e taşındı, aynı dönemde Cağaloğlu’nda mücellithane ve matbaalarda çalıştı. Liseyi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi, İletişim Fakültesi’nde eğitim gördü. Üçüncü yılında, dönemin eğitim koşullarına uyum sağlayamayacağına karar verip İsveç’e gitti, orada İsveç edebiyatı üzerine çalıştı. 1987 yılında yeniden İstanbul’a gelerek İsveççe ve İngilizce rehberliğe başladı. Rehberlik yaptığı yıllarda çeşitli dergi ve gazetelerde öykü, makale ve röportajlar yayımladı. Anadolu’da rehberlik yaparken karşılaştığı olay, insan ve kültürel dokunun esiniyle, sonraki yıllarda yazacağı romanların omurgasını oluşturan notlar, öyküler biriktirdi. 1999 yılından itibaren, gezileri sırasında biriktirdiği notları elden geçirip kurgusal bir bütünlük içinde bunları yeniden biçimlendirmeye karar verdi. Bugün yayımladığı romanların büyük bölümü o dönem çalışmalarının bir ürünüdür. İlk kitabı Seni Seziyorum’daki öyküler de bu defterlerde biriken notların işlenmesinden ortaya çıkmıştır. Bu ilk kitaptan sonra romanlarını yayımlamaya başladı. Genelde birbirine göndermeleri olan, farklı okumalara olanak tanıyan, çok katmanlı romanların çoğu rehberlik zamanında yaptığı çalışmaların yeniden ele alınışıyla biçimlenmiştir. İsmail Güzelsoy ayrıca rehberlik yıllarında, bir rehberin gezi sırasında anlattıklarını derleyerek iki ciltlik İstanbul’un Gezi Rehberi’ni yayımlamıştır. Kitab-ı Mukadder, Ruh Hastası, Sincap, Rukas, İyi Yolculuklar, Değil Efendi’nin Renk ve Korku Meselleri, Çıt Yok, Saf, Değmez, Gölge ve Hatırla isimli romanları vardır.
--reklam--
İsmail Güzelsoy Kitapları - Eserleri
- Değmez
- Gölge
- Hatırla
- Öksüz Ağaçların Çobanı
- Kıpırdamıyoruz
- Süslü Hatıralar Sahnesi
- Sincap
- Değil Efendi'nin Renk ve Korku Meselleri
- Çıt Yok
- Rukas
- İyi Yolculuklar
- Saf
- Ruh Hastası
- Seni Seziyorum / Kitab-ı Mukadder
- İstanbul'un Gezi Rehberi .
- İstanbul'un Gezi Rehberi
--reklam--
İsmail Güzelsoy Alıntıları - Sözleri
- Rüyada yaşanan hiçbir acı hayattaki kadar ağır olmuyor. (Gölge)
- İnsanın söyleyeceği son şiirdir ağlamak. (Değmez)
- Bir gönül dostu, bir yaren, arkadaş, sevgili bilmeden yaşar gidersen yıldızları yan yana dizerek, bu dünyaya düşmenin açtığı yarayı unutursun. Benim yaralarım hiç iyileşmedi, ya onlar bana alıştı ya ben onları bir süreliğine unuttum. (Gölge)
- Bir insana sarılma ihtiyacı duyduğun oldu mu hiç? Bu çok susamaya benzeyen birinin yaşadığı karşı konulmaz bir duyguya benzer.. (Rukas)
- Her zaman kaybedecektik ama yine de kalkıp sokakta dans edecek gücü bulacaktık kendimizde. Çünkü sokaklarda dans etmediğimiz zaman oraya kan akıyor, ateş yağıyordu. (Hatırla)
- Güzel bir rüyan var diye hayatını uykuda geçiremezsin. (Değmez)
- İnsanın en büyük laneti, yaşadığı zamanların güzelliğini onları kaybedince anlıyor oluşudur. Karşımıza bir bilge çıksa ve bize o anda yaşadığımız şeyin saf mutluluk olduğunu söyleseydi ya! Ah bir de ona inanacak kadar saf olabilseydik. (Gölge)
- Dedim, “Ruhuma yuvalık edemeyecek kadar yaralandı bedenim. Bunca derin yara birleşince bir ölüm eder artık, siz gidin, beni beklemeyin." (Hatırla)
- Hayat... geometrisi sağlam bir kaostur. (Rukas)
- "Ah hafıza, dünyanın en ağır yüküsün sen. Kaybettiklerimizi hatırlayabilmemiz ne güze lanetimizdir. " (Sincap)
- Hüner kendiliğinden gelmez. (Rukas)
- "... Sorularını gerecek çarmıh bulamayınca o gün Gövdemde bir çarmıh gördün ...." (Sincap)
- Sana her şeyimi vermek istemiştim. Sevmeyi tarif ediyorum, farkındasın değil mi? (Öksüz Ağaçların Çobanı)
- Binlerce suçsuz aydın hukuksuz bir şekilde aşağılandı, baskı altında tutuldu, öldürüldü, onur kırıcı davranışlara, işkenceye maruz kaldı, hapislerde yattı, takibe alındı, hiçbir şey yazıp çizemeyecek hale geldi, yurdundan sürüldü ve susturuldu. Bugüne kadar kimse bu insanlardan özür dilemedi. (Sincap)
- "'Neden bazı insanlar içimize işler bizim' diye düşündü." (Değil Efendi'nin Renk ve Korku Meselleri)
- Liderler neden çatık kaşlı olur biliyor musun? Yonetilenlere sucluluk duygusu vermek icin. (Ruh Hastası)
- Hareket etmeyen bir nesnenin güzelliği yalnızca ona bakanın ışığıdır.  (Hatırla)
- İnsafsız olmazsan insafa muhtaç olursun. (Kıpırdamıyoruz)
- "Başa dönmek, geçilen yolu beyhude kılmaz." (Hatırla)
- Biz de silinip gidiyoruz işte. Birbirimizi o kadar tutkuyla sevmemize rağmen. (Öksüz Ağaçların Çobanı)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin