Kitap Künyesi

Yazar: Cengiz Aytmatov

Çevirmen: Muhammet Mertek

Orijinal Adı: Kindheit İn Kirgisien

Yayın Evi: da Yayıncılık

İSBN: 9789756571217

Sayfa Sayısı: 135

Çocukluğum Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

İyi bir edebiyatçı ve çevirmen olan Frederic Heitzer, yıllar önce bana çocukluk anılarımı ileride bir kitap haline getirebilmem için bir kasete kaydetmemi tavsiye etmişti. İşte böylece vatanım Kırgızistan'da geçen çocukluk anılarımın Almanca olarak anlatıldığı bu küçük kitap ortaya çıkmış oldu.

İlginçtir, dikkatli okuyucularım tarafından diğer eserlerimde ve bilhassa son dönemlerde yazdığım eserlerde sıkça geçen çocukluk zamanlarıma ait gözlemler, olaylar ve karakterler daha çok ilgi görmüştü.

Bu düşünce ile birlikte bana göre ilk hayat tecrübemin başladığı, kaderimde önemli rol oynayan iki süreç gelişti. İlk süreçte, anılarımda da anlattığım gibi, beni büyüten ninem Ayrımkan büyük rol oynadı. Zira kendisi bana, yani biricik torununa göre büyük bir yazar ve yorumcu, hatta orijinal bir masal gibiydi. Diğer bir süreçte İkinci Dünya Savaşı'nın başlaması ile sonuçlanan duygu yüklü çocukluğum. Artık hayat gerçeğinin acımasız bir yönünü kavramış oluyordum. Bütün bu yaşadıklarımı anılarımda anlatmaya çalıştım.

İşte çocukluk anılarımın anlatıldığı bu kitap, ruhumda yeşeren yeni ümit ve beklentilerle Türkçe olarak İstanbul'da yayımlanmak üzere... Öyle zannediyor ve ümit ediyorum ki, en az Almanca basımı kadar Türk okuyucularımın da ilgisini çeken bir kitap olacak. Zira bundan kısa bir süre önce Dortmund kentindeki büyük bir salonda yapılan toplantıda artık kendileri için ikinci ana dil olan Almanca'ya son derece hakim vefalı Türk okuyucularının ilgisi böyle bir inancı taşımama neden oldu. Diğer kitaplarımın yanı sıra Çocukluğum adlı kitabım da o zamanlar satışa çıkarılmıştı. Böyle bir ayırım yapmak ne kadar mümkün bilemiyorum ama benim hem edebi hem de sosyal sorumluluklarım açısından özel hayatımda ilk olarak bire bir, canlı bir tercüme ile Kırgızcadan Türkçeye ve diğer dostlarım için de Almanca olarak bir konuşma yaptım.

Bu konuşma Kırgızca, Türkçe ve Almancanın olağanüstü bir sentezi olmuştu. Bir kez daha çok saygıdeğer ve kıymetli okuyucularım, yakınlarım ve aynı zaman dilimini paylaştığım dostlarım için anılarımın yaşayacağına olan inancım pekişti.

(Arka Kapak)

Çocukluğum Alıntıları - Sözleri

  • “Kel kelimesi, “bana gel!” anlamına gelir. Kelin ise ‘sonradan gelen’dir. Başka bir aileden bir erkekle evlenen kadına ‘Kelin’ deriz.”
  • 1942-43 kışı savaşın en zor zamanıydı. Bu dönemde ben ve neslim hayal bile edilmeyecek zorluklar çektik.
  • Bu seyahatin en kalıcı izlenimini Aral Gölü vermişti bana. O zamanlar bu göl bozkırların ortasında şarıldayan masmavi bir denizdi. Hayatımda gördüğüm ilk denizdir Aral Gölü. Dalgaları hemen hemen demiryoluna vuruyordu. Gerçekten bir harikaydı.
  • (Sovyetler'de) Hangi teşkilatta olursa olsun, her parti sekreteri, her türlü eser ve yazarla ilgili bir karara varma, buna göre de direktif verme hakkına sahipti.
  • İyi bir edebiyatçı ve çevirmen olan Friedrich Hitzer yıllar önce bana, “çocukluk anılarımı ileride bir kitap haline getirebilmek için bir kasete kaydetmeme tavsiye etmişti. İşte böylece vatanım Kırgızistan'da geçen çocukluk anılarımın Almanca olarak anlatıldığı bu küçük kitap ortaya çıkmış oldu. (…) İlginçtir, dikkatli okuyucularım tarafından diğer eserlerimde ve bilhassa son dönemlerde yazdığım eserlerde sıkça geçen çocukluk zamanlarıma ait gözlemler, olaylar ve karakterler daha çok ilgi görmüştü. Bu konuşma Kırgızca, Türkçe ve Almancanın olağanüstü bir sentezi olmuştu.”
  • Riskulbek amcam zeki ve bilgiliydi. Bana Cengiz isminin verilmesini o teklif etmiş. Belli ki tarihi çok iyi biliyordu. Çocuklara ünlü şahsiyetlerin ismini vermek geleneğine bağlı biriydi. Amcam Riskulbek de aynen babam Törekul gibi hayatını kaybetti. (...) 1937 güzünün bitimine doğru, bir gün üç polis gelip onu alıp götürdü. Riskulbek'i artık bir daha göremedik. Söylentilere göre Buryat'ta bir toplama kampında ölmüş.
  • Çocukluk ve gençlik yıllarında Kırgız folklorü ile içli dışlı olmayı kaderime borçluyum. Bölgemize ait değişik ayin, örf ve adetlere dayanan bir gelenektir folklor. Bütün bunları vaktiyle heyecanlı ve eğlendiriciydi. Çok daha sonraları bu halk geleneğini kavrayabildim. Şiirini, felsefesini, insanların inanışlarını, ümitlerini, gayretlerini ve çevreyle olan ilişkilerini...
  • Vagonda hummalı bir hareket vardı. İnsanlar birbirlerini sıkıştırıyor, yolcular koşturuyordu. Bu arada tren hareket etti ve yürümeye başladı. Babam uzun müddet gücünün yettiği kadar pencerenin yanısıra koştu, bize el salladı, salladı... Ben ranzanın üst tarafındaydım. Her şeyi anlamıştım. En azından hissetmiştim, birbirimizi bir daha göremeyecektik.
  • Öğretmen Duyşen adlı hikayeyi yazdığımda Arcagul'daki okulumuzu ve öğretmen olarak geçirdiğim kısa zamanı iyi hatırlıyordum. O zamanki duygularımı olayın zamanını değiştirerek o hikayede yazmıştım. Arcagul'daki çocuklara 1943 kışında ders vermiştim. Hikayedeki olay ise 20'li yıllarda geçiyor. Bu da bir başka dönem bir başka dramdı.

Çocukluğum İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Çocukluğum, Cengiz Aytmatov'un çocukluk ve ilk gençlik anılarının yer aldığı bir kitap. Alman yazar Hitzer tarafından Aytmatov ile yapılan söyleşiler sonucunda ortaya çıkmış bir kitaptır. Türkiye’de 2002 yılında neşredilmiştir. Almanya, Aytmatov’un çok özel bir okur kitlesinin olduğu ülkelerden birisidir. Zaten uzun yıllar Brüksel’de bulunan Aytmatov, Alman edebiyat çevresi ile de sıkı bir ilişki içindeydi. Önsözünde şöyle anlatıyor kitabın hikâyesini: “İyi bir edebiyatçı ve çevirmen olan Friedrich Hitzer yıllar önce bana, “çocukluk anılarımı ileride bir kitap haline getirebilmek için bir kasete kaydetmeme tavsiye etmişti. İşte böylece vatanım Kırgızistan'da geçen çocukluk anılarımın Almanca olarak anlatıldığı bu küçük kitap ortaya çıkmış oldu. (…) İlginçtir, dikkatli okuyucularım tarafından diğer eserlerimde ve bilhassa son dönemlerde yazdığım eserlerde sıkça geçen çocukluk zamanlarıma ait gözlemler, olaylar ve karakterler daha çok ilgi görmüştü. Bu konuşma Kırgızca, Türkçe ve Almancanın olağanüstü bir sentezi olmuştu.” diye ifade ediyor. Çocukluğunu anlattığı bu kitapta neler var? Evet, Aytmatov'un çocukluk anıları var demiştik. Mesela büyükannesi yani babaannesi Ayımhan ve halaları Ayımkul, Karakız ve Kulaym amcası Riskulbek ile geçen çocukluk hatıralarından bahsediyor. Cengiz’in babası ve kendilerinin kardeşleri olan Törekul’un yokluğunu aratmamak için ellerinden geleni yapmış ve onlara sahip çıkmışlardır. Ancak katil rejim, peşlerini yine bırakmamış ve o zamanlar 25 yaşlarında olan amcası Riskulbek’i de defalarca alıp sorguya götürmüş ve en sonunda bir gün tamamen yok etmişlerdi. Onun bir çalışma kampında öldüğünü duymuşlardı sonra. Ona Cengiz adını veren kişi, açası Riskulbek’miş, “iyi bir tarih bilgisi vardı.” diyor onun için. Köydeki hatıralarından söz ediyor epeyce. Çünkü babasının katledilmesinden sonra Şeker’e geri dönüyorlar ve burada tam bir Kırgız köy hayatı yaşıyorlar. Özellikle babaannesi ve Karakız halası ona pek çok masal anlatıyor; efsaneler, türküler… Çocukluktaki ilk eğitimini bir bakıma bu ikisinden aldığından bahsediyor ve onlarla ilgili pek çok hatırasını anlatıyor. Özellikle beş yaşlarındayken, yaylada dişinin ağrıması ve bir şamanın müdahalesi sonucunda ağrının dinmesi, onun halen anlam veremediği fantastik bir hikaye olarak anlatılıyor kitapta. Kendisi Moskova'da ilkokula gittiği için Rusçayı biliyor. Bir başka hatırada bahsediyor: “Kolhoz’daki bir aygır ölüyor ve parti bunu soruşturmak için müfettiş gönderiyor. Tabii köylüler hem korkuyor hem de Rusça bilmiyorlar. Müfettiş de Kırgız dilini bilmiyor ve bu sırada küçük Cengiz'i çağırıyorlar. O Rusça biliyor diye tabii ancak o da önce biraz çekiniyor falan ama sonra anlatıyor ve böylece atın aslında zararlı bitkiler yediğini ve bu zehirli otlar yüzünden öldüğünü tercüme ediyor. Bu şekilde rapor tutuluyor ve böylece küçük Cengiz'in Rusça konuşması köyleri çok mutlu ediyor. Onunla gurur duyuyorlar… Babası Törekul ile ilgili pek çok hatırasını anlatıyor kitapta. Moskova'ya yaptıkları seyahat, Aral Gölünü ilk defa görmesi, orada geçen dönem ve ayrılıkları çok etkilemiştir. Babasının trajedisi çok önemlidir. Cengiz Aytmatov yıllar sonra, kocaman bir adam olduğunda bile babasının bulunan mezarının başında hüngür hüngür ağlamıştır. Annesi ise ondan hiç haber alamamıştır, ölümüne de inanmak istememiştir zaten. Kitapta kurtlarla karşılaştığı bir hatırasından bahsediyor. Orada çok etkilenmiş ama korkmamış. Kurtlar çok hoşuna gitmiş. Onları yakından görmüş. Sonra ineklerini çalan bir hırsızı öldürmek için, eline tüfek alıp yola çıktığından bahsediyor. Ama onu bir ihtiyar yoldan döndürüyor. “Belki de hayatımı değiştirmiş; gidiyorum çünkü bulsaydım öldürebilirdim.” diyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında insanlara ölüm haberi verdiği kara kâğıtlardan bahsediyor. Sonra bir arkadaşını anlatıyor. İlk öğretmen hikâyesine kaynaklık eden Seytali Bekmambetov. Seytali onun çocukluk arkadaşı ve o yıllarda kör topal öğretmenlik yapıyor o civarda. Hatta o da derslere girmiş bir ara ve orada yardımcı olmuş ona bir dönem. Yine bir başka hatırası, eşeklerle ilgili gülünç bir hatıra… O veterinerlik okuyor. Bir gün kasabada uygulamalı bir derste bir eşeğin başında, eşekleri anlatırken bazı köylüleri bunu görüyor ve ailesine, “sizin Cengiz hani büyük adam olacaktı? Gitmiş eşek uzmanı olmuş” diyorlar. Halası çok bozuluyor önce ama sonra işin aslını öğreniyor tabii. Gerçek İsmail başlıklı anısında, Yüz Yüze hikayesindeki İsmail'in Şeker köyünden gerçek bir kişi olduğunu anlatıyor. Sonra Cemile’den bahsediyor. Tabii onların da gerçek bir hikaye olduğunu hatta bu Cemile hikayesine önce “Melodi” adını koyacağını söylüyor. Sonra değiştirmiş. Kitabın son bölümünde ise fotoğraflar var ve aile fotoğrafları ile kitap bitiyor. Onun bebeklik ve çocukluk fotoğrafları da var bu albümde… (Mehmet Y.)

Kitabın Yazarı Cengiz Aytmatov Kimdir?

Cengiz Aytmatov, (Kırgızca: Чыңгыз Айтматов (Çıňğız Aytmatov), Rusça: Чингиз Торекулович Айтматов) (d. 12 Aralık 1928, Kırgızistan - ö. 10 Haziran 2008, Almanya).

Ünlü Kırgız Türkü edebiyatçı, gazeteci, çevirmen ve siyasetçi. 12 Aralık 1928 tarihinde Kuzeybatı Kırgızistan'daki Talas eyaletinin Şeker köyünde doğdu. Babası Torekul Aytmatov, Sovyet Kırgızistanı'nda seçkin devlet adamı idi, ancak 1937'de tutuklandı ve 1938'de kurşuna dizildi. Tatar kızı olan annesi Nagima Hamziyevna Abdulvaliyeva tiyatro aktrisiydi. Adı, Cengiz Han'dan esinlenerek konulmuştur.

Gençliği sıkıntılı bir döneme denk gelmişti. O dönemde zaten yeni yerleşmeye başlayan siyasî sistemle, bir de savaşla mücadele etmek zorundaydı. Çok genç yaşta çalışmaya başladı; çünkü II. Dünya Savaşının SSCB üzerindeki etkileri gençleri de etkiliyordu, yetişkinler savaşta olduklarından, gençlere büyük iş düşüyordu. On dört yaşında köyündeki sekreterliğe girdi. Burada tarım makinelerinin sayımı, vergi tahsildarlığı gibi işlerde çalıştı. Köyünden, Kazakistan'a giderek Cambul Veterinerlik Teknik Okulu'nda okudu. Daha sonra şimdiki Kırgızistan'ın başkenti olan Bişkek'e giderek burada Frunze Tarım Enstitüsü'nde öğrenimine devam etti. Ardından Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü'ne geçti ve 1956 ile 1958 yılları arasında Moskova'da okudu. Yazmaya bu yıllarda Pravda gazetesinde başladı. Yazdığı eserleriyle üne kavuştu ve 1957 yılında Sovyet Yazarlar Birliği'ne üye kabul edildi. 1963'te Lenin Ödülü'nü aldı. Eserleri yüz elliyi aşkın dile tercüme edildi. 1990-1994 yıllarında Sovyetler Birliği'ni ve Rusya Federasyonu'nu, sonra ise 2008 yılına kadar Kırgızistan Cumhuriyeti'ni büyükelçi olarak temsil etti.

Aytmatov, Gün Olur Asra Bedel romanının film çekimleri için gittiği Rusya'nın Tataristan Cumhuriyeti'nin başkenti Kazan'da 16 Mayıs 2008'de rahatsızlandı ve böbrek yetmezliği teşhisiyle tedavi için Almanya'ya getirildi. Almanya'nın Nürnberg kentindeki Klinikum Nord'da tedavi gören Cengiz Aytmatov, komaya girdi.10 Haziran 2008 tarihinde Nürnberg'de hayatını yitirdi.

Cengiz Aytmatov Kitapları - Eserleri

  • Beyaz Gemi
  • Toprak Ana
  • Gün Olur Asra Bedel
  • Cemile
  • İlk Öğretmenim
  • Cemile - Sultanmurat

  • Elveda Gülsarı
  • Yıldırım Sesli Manasçı - Yüzyüze - Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek
  • Dişi Kurdun Rüyaları
  • Çocukluğum
  • Ebedi Gelin
  • Kızıl Elma - Oğulla Buluşma - Beyaz Yağmur - Asker Çocuğu - Deve Gözü
  • Cengiz Han'a Küsen Bulut

  • Sultanmurat
  • Selvi Boylum Al Yazmalım
  • Kassandra Damgası
  • Elveda Gülsarı / Yüzyüze / Cemile / Oğulla Görüşme / Askerin Oğlu
  • Şafak Sancısı
  • Sokrat'ı Anma Gecesi
  • Al Yazmalım, Selvi Boylum - Erken Gelen Turnalar - Fuji Yama - Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek

  • Beyaz Gemi - Toprak Ana - Deve Gözü - İlk Öğretmenim
  • Kızıl Elma - Oğulla Buluşma - Beyaz Yağmur - Asker Çocuğu
  • Yüz Yüze / Oğulla Görüşme / Deve Gözü / Askerin Oğlu
  • Fuji-Yama
  • Yıldırım Sesli Manasçı - Kızıl Elma - Beyaz Yağmur - Baydamtal Irmağı’nda
  • İlk Turnalar - Fuji Yama
  • Kader Ağı (Kıyamat)

  • Cemile - Deve Gözü - Selvi Boylum
  • Deve Gözü
  • Yüzyüze
  • Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek
  • Kızıl Elma - Oğulla Buluşma
  • Yıldırım Sesli Manasçı - Asker Çocuğu - Beyaz Yağmur
  • Cemile - Öğretmen Duyşen

  • Hekayələr
  • Kuz Başındaki Avcının Çığlığı
  • Bütün Eserleri: 2
  • Cengiz Aytmatov Uluslararası Bilgi Şöleni Bildirileri
  • Time to Speak
  • Seçilmiş Əsərləri
  • Yüz Yüze - Oğulla Görüşme

  • Gülsarı / Yüz Yüze

Cengiz Aytmatov Alıntıları - Sözleri

  • Bir erkek, bir adam ol oğlum.Nerede olursan ol, erkek ol, mert bir erkek olarak kal! (Kızıl Elma - Oğulla Buluşma - Beyaz Yağmur - Asker Çocuğu)
  • İnsana korku veren bazı sözler vardır. "Artık hiçbir zaman!" gibi. Böyle sözlerden sonra söyleyecek bir şey kalmaz. (Elveda Gülsarı / Yüzyüze / Cemile / Oğulla Görüşme / Askerin Oğlu)
  • Biraz daha; birkaç dakika daha yaşatmak istiyordu onu gönlünde. (Kızıl Elma - Oğulla Buluşma)
  • Gün gelir, ağacın kendisi değil, gövdesi bile işe yarar. (Yüz Yüze / Oğulla Görüşme / Deve Gözü / Askerin Oğlu)
  • Gözünün bütün yaşlarını dökerek ağlamak istiyordu, ağlayamıyordu. (Yıldırım Sesli Manasçı - Yüzyüze - Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek)
  • “Yalnız çalışmak için mi yaşar insan?” (İlk Turnalar - Fuji Yama)

  • 20. yüzyıl insanlığın iki büyük dünya savaşına ve türlü kan döküşlere, nükleer felaket ve depremlere, uzayı ele geçirme ve bilimsel teknik uçuşlara tanıklık etmekle kalmadı. Bununla birlikte nice bin yılların, nesillerinin eleğinden geçip seçilmiş manevi zenginliğin, en önemlisi inanç değerlerinin düşmesine; hayatı çürümekten, bozulmaktan koruyangelen yüce sevgi duygusunun basitleşmesine, yok edici edep dışı davranışların mizahı haline gelip zayıf düşmesine yol açtı. Bence bu, insanlık için nükleer savaştan sonra en tehlikeli beladır. (Kuz Başındaki Avcının Çığlığı)
  • "Seviyordu ama özlemiyordu , yanındayım diyordu ama uzaktaydı ; sadece sözler vardı , kendisi yoktu." (Selvi Boylum Al Yazmalım)
  • Talih vardır güldürür, talih vardır öldürür. (Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek)
  • Hayatım boyunca hep seni özledim, seni düşündüm ben. Bu kadar çok beklettiğim için özür dilerim. (Kızıl Elma - Oğulla Buluşma)
  • Demek ki, düşünmemek unutmak demek değilmiş. (Elveda Gülsarı)
  • İnsanoğlu ömründe bir kerecik olsun vicdanıyla baş başa kalmak, yaşamın hay-huyundan uzak durmak istiyor, … (Al Yazmalım, Selvi Boylum - Erken Gelen Turnalar - Fuji Yama - Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek)
  • "Uzun zamandan beri seviyorum seni.. Bilmediğim zamanlardan beri seni sevmiş, seni beklemişim ben. Ve işte geldin, seni beklediğimi biliyormuş gibi geldin! (Cemile)

  • İnsan kalbi böyledir: Onu kolayca dondurabilirsiniz ama çok zor eritir, çok zor ısıtırsınız. (Kızıl Elma - Oğulla Buluşma)
  • Sanki sevginden utanç duyuyor gibisin! (Kızıl Elma - Oğulla Buluşma)
  • İnsanın kahpeliği sınır tanımaz. (Ebedi Gelin)
  • Aşk, yaratılışın hediyesi, sonsuzluğun gizli enerjisidir. (Ebedi Gelin)
  • İnsanlar ne diye böyle yaparlar, bilmem ki! İyiliğe karşılık hep kötülük, hep kötülük. Sonra yaptıklarından utansalar, pişman olsalar bari! O da yok.... (Beyaz Gemi - Toprak Ana - Deve Gözü - İlk Öğretmenim)
  • İnsanın sağlığı yerindeyse, eli kolu tutuyorsa çalışmaktan daha iyi ne var yeryüzünde? (Beyaz Gemi - Toprak Ana - Deve Gözü - İlk Öğretmenim)
  • “Öyle bir bakıyordu ki sanki hem acı çekiyor hem de hayranlık duyuyordu Cemile’ye ve mutlulukla acıyı aynı anda yaşıyordu bakışlarında.” (Cemile - Öğretmen Duyşen)