Kitap Künyesi
Yazar: Özcan Erdoğan
Yayın Evi: İkaros Yayınları
İSBN: 9789944061155
Sayfa Sayısı: 796
--reklam--
Dahiler ve Aşkları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Dâhiler ve Aşkları; sanat, edebiyat, bilim ve düşün tarihinin önde gelen dâhilerinin yaşadığı aşkları, eserleri paralelinde ortaya koyan, ansiklopedik ölçekte bir biyografi kitabı. Dâhiler ve Aşkları; sanat, edebiyat, bilim ve düşün tarihinin önde gelen dâhilerinin yaşadığı aşkları, eserleri paralelinde ortaya koyan, ansiklopedik ölçekte bir biyografi kitabı. Gerek ülkemizde, gerekse dünyada -toplam olarak- bu kapsamda oluşturulmuş nadir eserlerden biri olma özelliği de taşıyan bu önemli kitap; içinde yer alan dâhilere, yaptıkları çalışmalar ve ilgi alanları açısından, oldukça yakın değerli yazar ve şairlerimizin yoğun çabalarıyla ortaya çıktı.
Kitapta yer alan yazarlar ve kaleme aldıkları dâhiler:
Louis Aragon, Honore de Balzac, Charles Pierre Baudelaire, Ludwig van Beethoven, Yahya Kemal Beyatlı, Bertolt Brecht, Charles Bukowski, Charlie Chaplin, Madame Curie, Frédéric François Chopin, Salvador Dali, Dante Alighieri, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski, Albert Einstein, Furuğ Ferruhzad, Sigmund Freud, Che Guevara, Johann Wolfgang von Goethe, Vincent van Gogh, Nâzım Hikmet, Victor Hugo, Franz Kafka, Frida Kahlo, Rosa Lüxemburg, Karl Marx, Arthur Miller & Marilyn Monroe, Wolfgang Amadeus Mozart, Friedrich Wilhelm Nietzsche, Pablo Picasso, Sylvia Plath, Edgar Allan Poe, Elvis Presley, Aleksandr Sergeyeviç Puşkin, Rainer Maria Rilke, Arthur Rimbaud & Paul Verlaine, Auguste Rodin & Camille Claudel, Mevlânâ Celâleddin-i Rumi, Sappho, Jean Paul Sartre & Simone de Beauvoir, William Shakespeare, Lev Nikolayeviç Tolstoy, Oscar Wilde, Virginia Woolf, Leonardo da Vinci, Sergei Yesenin & İsadora Duncan.
--reklam--
Dahiler ve Aşkları Alıntıları - Sözleri
- “Sevgi deme buna; çünkü sevgi gökyüzüne kaçtı, terleyen şehvet onun yeryüzündeki yerini alalı beri.”
- Dünya boşunalığa gebe kalmıştır ve zulmü doğurmuştur.
- Geride sadece bir kül olduğumda Yorgun gözlerim günlere kapandığında Anımsayacak mı kalbin, sorsana Dünya ne derse desin, Ben onun aşkına sahibim.
- "Çocukken bir kıvılcım gibi çıtırdadım. Büyüyünce tepeden tırnağa alev kesildim. Ben bir devrimin kızıyım, buna hiç şüphe yok, bir de atalarımın taptığı ihtiyar ateş tanrısının."
- “Sana büyük bir sır söyleyeceğim Zaman sensin”.
- “Sevdiğim ışıldasın kara yazı üstünde.”
- Abe şair, bizim de bir çift sözümüz var «aşka dair.» O meretten biz de çakarız biraz.. deli çığlıklar atıp avaz avaz burnumun dibinden gelip geçti de yaz, ben, bir demet mor menekşe olsun getiremedim sana! Ne haltedek, dostların karnı açtı kıydık menekşe parasına!
- Aşk, otoritenin, hiyerarşinin ve kurumların dışında aşktır. Aşk özgürlük varsa yaşanır.
- Resim yapmak, “ateşin yüreğine bakmak”tı ve Vincent ona baktı; yine de, ona göre "en zoru kadınları anlamak"tı.
- “Aşksız olma ki ölü olmayasın. Aşkla öl ki diri kalasın.” -Mevlana
- İnsandan bağımsız düzenlenmiş bir dünyada insan arzularını ne kadar yaşayabilir?
- Hüznü mutluluk diye sunan bir hile, her gönlün yazgısı, belki de bitmez bir çiledir aşk. Her şeye rağmen yine de sığınak bulduğu her kim ise yeni bir tanrı, yeni bir tanrıçadır aşk.
- “İnsanın bir kadına aşık olup da onu kaybetmesinden çok daha acınası bir durum vardır ki o da insanın o kadını kazanıp onun ne kadar yüzeysel olduğunu anlamasıdır.”
- Ölmekten korkuyorum, ölüm unutturur.
- "Bizimki de ne ilerleme! Ortaçağda olsa beni yakarlardı, bugünlerde kitaplarımı yakmakla tatmin oluyorlar."
--reklam--
Dahiler ve Aşkları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap,kitap değil dedikodu kazanı mübarek :)) bi ara dedim kimseyi iyi anmayacağız heralde ama sonuçta yaşanılanlar insani hisler anlamak gerek :)) Burdan hepsinin ruhlarını saygıyla anıyorum.. Kitabımız,müzik,resim,edebiyat,siyaset alanlarında dünya çapında üne kavuşmuş 40 dahinin aşk hayatlarını,aşklarının eserlerine,çalışmalarına dair müthiş bilgiler edineceginiz bir kültür bombası..:) Beni yine tabii ki en çok etkileyen kadın yazarlar olsa da kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ederim..:) (Romanokur...فروغ)
AŞK BİR İNTİHAR MI YOKSA DİRİLİŞ Mİ?: Aşk nedir? Sanıyorum ki yeryüzünde çok sayıda farklı cevabı olan tek soru budur. Öyle ki bu soruya hepimizin vereceği bir cevap muhakkak ki vardır. Bizler bu soruyu ya olması gerektiğine inandığımız şekliyle ya da yaşadığımız tecrübelerden ve gözlemlerden yola çıkarak kendi düşünce ve duygularımızı harmanlayarak yanıtlarız. Tek soru, milyonlarca cevap. Bunca farklılığa rağmen biraradalığımız, çeşitliliklerimiz, benzer duygularda buluşmalarımız bizi biz yapan, insanlığımıza değer katan şeylerdendir elbette ki. İnsanların duygularını geliştiren de farklılıklardır bir bakıma. Fazlasıyla farklı, fazlasıyla önemli pek çok dehanın aşk hayatlarını içine alan, başarı, gelişim, arayış ve yokoluş gibi hayatlarının kırılma noktalarını da anlatan mini biyografilerinden oluşan bu kitap çok sayıda araştırmacı ve yazarın kaleminden çıkmış kolektif bir eserdir. Her ne kadar hacimli oluşu ilk etapta göz korkutsa da, içerik bakımından zenginliği ve anlaşılır dili ile bu kitap keyifli bir okuma yolculuğu sunuyor herkese. İlk başta sorduğum soruyu kitapta geçen dehaların yaşamlarına bakarak birkaç örnekle cevaplamak, daha doğrusu yorumlamak istiyorum. Zira bu soruya hiçbir zaman nesnel bir cevap verilemez kanımca. Aşk nedir? Bir intihar mıdır yoksa diriliş mi? Kimilerine göre aşk, bağımlılıktır. Aşığına sonuna kadar sadık olmak, ona olan bağlılığını takıntılı halde bağımlılığa dönüştürmek, kendi yaşamının, sevgilinin yaşamına bağlı olduğuna inanmak ve öyle sevmektir. Tıpkı Louis Aragon gibi. Kimilerine göre aşk, anne ve baba arayışıdır. Hayatında anne ya da baba figürünü tam olarak yakalayamayan kişiler, kendilerine bir ebeveyn sıcaklığı, koruyuculuğu, sahiplenişi ve hepsinden önemlisi koşulsuz sevgisini veren aşıklarına sıkı sıkıya bağlanırlar. Aslında çoğu zaman içten içe aradıkları şeyin bir anna ya da baba olduğunu, yaşadıkları ilişkinin iki cinsin aşkından daha farklı bir sevgi türü olduğunu bilseler de bu durumun içinden çıkmaları kolay olmaz. Tıpkı Balzac gibi. Kimilerine göre aşk, ezici şehvettir. Onlar için aşk aşağılık şehvet duygularının somutlaşmış halidir. Bu kişiler karşı cinsin varlık sebebinin, şehvet ve arzunun en doyumsuz haliyle yaşanması olduğunu savunur. Bir yandan bu ilişki türünü aşağılarken öte yandan aşıklarına karşı öfkeli ve kopmaz bir bağ ile bağlanırlar. Saygı duydukları erişilmez kişileri elde ettikleri anda tüm güzel duyguları kaybeder ve hem karşıdan hem de kendinden kaçış başlar. Bu tür insanlar çalkantılı ve çelişkili iç çekişmelerini ömür boyu yanlarında taşırlar. Tıpkı Baudelaire gibi. Kimilerine göre aşk, huzurlu bir aile yaşamıdır. Bu kişiler düzenli ve dingin bir aile için yanıp tutuşur, sevince de merhametle bağlanır. Fakat asla aşklarına karşılık bulamaz ve buna rağmen kimseyi suçlamaz. Yıllar boyu karşılıklı aşkı arayıp durur. Tıpkı Beethoven gibi. Kimilerine göre aşk, belirsizliktir. Bu insanlar bazen aşık oldukları kişinin üstün vasıflarından, bazen de kendi hayatında sahip olduğu nüfuzu ya da itibarı kaybetmekten korkar da aşkını yarı yolda bırakır. Ya ne istediğine karar verememiştir ya da aşkı yaşayacak kadar cesur değildir. Bu korkulu ve belirsiz ruh halleri sebebiyle aşkın sonuna kadar gidemezler. Tıpkı Nazım Hikmet'in güzel annesi Celile Hanım'a aşık olan Yahya Kemal gibi. Benim saygı duymakta en çok zorlandığım ilişki ve davranış türü budur. Her duygu kendi içinde belli bir değere sahiptir. Nefret, sevgi, merhamet, hırs, öfke, gurur, korku, cesaret. Hepsinin belli seviyede anlaşılabilirliği vardır ve hepsi de belli seviyeden sonra yargılanabilir. Üstelik bu yargılamalar hiçbir zaman nesnel de değildir mutlak da. Benim bu duygular içerisinde bir noktaya kadar anlayabilsem de bir noktadan sonra saygı duyamadığım tek duygu sanıyorum ki korkaklıktır. Elbette insanların her daim kendi açılarından haklı oldukları pek çok yön vardır fakat kaçış, korku, verilen sözlerin tutulmaması benim malesef ki anlayamadığım durumlardır. Hele de bu haller cesur bir insanın aşkına sahip kişide bulunuyorsa saygı duymak bir kat daha zorlaşıyor benim için. Tabi burada bahsettiğim saygı kelimesi günümüzde içi boşaltılan saygı kelimesi ile aynı manada değil. Benim için bir fikir ya da bir davranış, eğer bende hayranlık uyandırıyorsa, beni farklı açıdan bakmaya sevk ediyorsa ya da bana yeni bir şeyler öğretiyorsa saygıyı da hak ediyordur. Bu yüzden Yahya Kemal'in kaçışı saygı konusunda beni zorlayan bir davranıştır diyerek devam etmek istiyorum. Kimilerine göre aşk, biz olabilmektir. Her anı paylaşabilen, en büyük zorluklara birlikte göğüs geren, her türlü haksızlığa beraber direnebilen, yeryüzünün adaletsizlikleri karşısında aynı inat ve kararlılıkta buluşabilen, aynı amaçlar uğruna tek beden olmayı başaran ve tabiki birbirini çok seven, hayran olunası aşıklar da vardır. Tıpkı Marie ve Pierre Curie çifti gibi. Kimilerine göre aşk, acıdır. Onlar ömrü boyunca tek bir gerçek aşk ile yaşar. Aşığı için çektiği acıları kutsal sayar. Yaşamdaki en büyük değeri aşk acısına atfeder. Tüm sanatını veya yaşamını bu acı ile yoğurarak en değerli seviyeye taşır. Acı onlar için bir amaç, bir esin kaynağıdır. Bunun nedeni, belki acıyı hem yaşam ile hem de ölüm ile özdeşleştirmektir, belki de aşk acısının verimli bir yaratım gücüne sahip olmasıdır. İşte bu sebeple bu insanlar aşkın en çok acısına aşıktır. Tıpkı Dante gibi. Kimilerine göre aşk, mecburiyettir. Onlar farklı sevgileri tek bir bedende toplayıp adına aşk derler. Sonsuzluğu onsuzlukta yitireceğini sanar ve öyle bağlanırlar. Aşığından gelen her acıya, eziyete, işkenceye sırf yitirilmiş, belki de hiç var olmamış sevgilerini hapsettikleri için katlanırlar. Hatalıdır bu insanların aşk tanımları bana göre. Gerçekleri içten içe görür, bu aşkın kendi benliğine uymadığını bilir, toplum kabullerine olan tüm isyanına rağmen yine aynı toplumun kalıpları ile öz benliği arasında gitgeller yaşar ve bunlara yine aşk uğruna katlanır. Fakat gün gelip direnci tükendiğinde de gidişleri her şeyden daha vurucu olur. Tıpkı "Yaralarım aşktandır" diyen Furuğ Ferruhzad gibi. Kimilerine göre aşk, hayattır. Onlar yaşama olan, fikirlerine olan, vatanına olan, insanlara olan sevgisini aşığının benliğinde toplar. Sevginin her çeşidini aşkı ile yoğurur. Kendi benliğinin tamamını aşığının benliğine katar da öyle sever. Onlar aşkın kendisine aşıktır. Tıpkı mavi gözlü dev Nazım Hikmet gibi. Kimilerine göre aşk, bireysel hazlardır. Onlar hayatındaki kişiyi defalarca aldatmaktan çekinmezler. Cinsel hazları, kendine olan hayranlığın getirdiği haklar olarak görürler. İlişkilerini bencilce, sorumsuzca, düşüncesizce yaşarlar. Yaralamaktan çekinmezler ve asla saygı duyulmayacak bir aşk yaşamını tercih ederler. Tıpkı Victor Hugo gibi. Kimilerine göre aşk, amaca giden yolda bir araçtır. Sadakat, bağlılık ve saygı haricinde pek çok anlam içerir onların aşkı. Onlar hayat amacı ile aşkı birleştirerek tek bir olgu haline getirirler. Bu olgu ile yaratımlar sergilerler. Aşkı ya da aşığını ilham kaynağı olarak görürler. Saygı duydukları en önemli şey kendi yarattıkları ürünlerdir ve aşk bu ürünlerin ham maddesidir onlar için. Tıpkı Picasso'da olduğu gibi. Kimilerine göre aşk, fedadır, yıkımdır, pişmanlıktır. Onlar aşkın yıpratıcılığı ile savaşırken bütün hasarı kendi içine, benliğine ve yaşamına yöneltip kendini yok eder. Aşkın en zor çeşidi de budur bence. Çünkü sonrasında gelen pişmanlık duygusu telafisi bazen imkansız durumların yaratımı ve öz benliğindeki yıkımı onarmak mümkün değildir. Kendinden, kendi ellerinle yitirdiklerine yeniden sahip olamamanın hırsı ve öfkesi baş edilmesi en zor duygulardandır. Onlar yaşamlarını feda edenlerdir. Tıpkı Düşünen Adam heykelinin yaratıcısı Rodin'in meslektaşı, sevgilisi ve en büyük rakibi olan Camille Claudel gibi. Kimilerine göre ise aşk, savaştır. Sevdiklerini ve sevenlerini kaybetmek uğruna toplum tarafından onaylanmayan bir aşkın peşinde, aşığının ve toplumun yarattığı acıya rağmen aşkından vazgeçmeyenlerdir onlar. Kabul görmeyen ve dışlanan aşkını, aşığına ihanet etmemek için, kendini yok etmek pahasına yaşayacak kadar cesurdurlar. Tıpkı Oscar Wilde gibi. Görüldüğü gibi bahsettiğim bu dahiler bizlere bazı aşk türlerinin örneklerini sunuyorlar. Kitapta onların dışında pek çok kıymetli isim daha var. Salvador Dali, Chopin, Dostoyevski, Tolstoy, Freud, Vincent van Gogh, Frida Kahlo, Sylvia Plath, Karl Marx, Nietzsche, de Beauvoir ve Sartre, Mozart, Kafka ve Che Guevara bunlardan bir kısmı. Hepsi de kendilerinden bahsedilmesini fazlasıyla hak eden güçlü isimler olmasına rağmen ben bu kadarla kalmak istiyorum. Başta da dediğim gibi aşkı hepimiz farklı şekilde yorumluyoruz. Bu yüzden ben de bu dehaların aşk yaşamlarını okurken kendimce yorumlar oluşturup kategorize etmeye çalıştım. Biliyorum ki farklı kişiler kendi okumalarından daha farklı yorumlar çıkaracaktır. Ben onları okurken belki de haddim olmayarak kimileri ile empati kurdum, kimilerine karşı sempati, kimilerine acıma, kimilerine sevgi, kimilerine saygı, kimilerine nefret, kimilerine öfke, kimilerine tiksinti, kimilerine acıma, kimilerine aşağılama duyguları geçti yüreğimden. Duygusal dünyamda bunlar dönerken zihnim kendini gösterdi ve mantıksal yorumlarım neyse ki ağır bastı. Her ne kadar dahi de olsalar, müthiş eserlerin yaratıcıları da olsalar en nihayetinde onlar da bizim gibi insan ırkına mensuplar ve hepimizin mayası aynı. Hepimiz tüm insani duyguları içimizde barındırıyoruz. Kişiliğimizi şekillendirirken geçmiş yaşantımız en büyük kaynağımız oluyor. Bugün bizi biz yapan şey dünümüzdür. Dün yaşadığımız olaylar, dün kurduğumuz ilişkiler, dün okuduğumuz kitaplar, günden güne zihnimizde değişen ve şekillenen düşünceler bugün bizi var eden şeylerdir ve tabi aynı zamanda onları da. Bu yüzden topluma mal olmuş bu kıymetli insanlar sanatları, bilimleri, edebiyatları, düşünceleri kısacası ortaya koydukları eserleri ile anılmayı ve değerlendirilmeyi sonuna kadar hakediyorlar. Zira istisnasız her insanın özel yaşamı yalnızca kendisini ve ilişki kurduğu insanları bağlar. Son olarak başlıkta sorduğum soruya bir de kendimce cevap vererek incelememi bitirmek istiyorum. Bana göre aşk, Bağlılıktır ama asla bağımlılık değil, Merhamettir ama asla acımak değil, Saygıdır ama asla tapınmak değil. Bana göre aşk, Kimi zaman fedakarca sevebilmek, kimi zaman karşındakinin özverisinde kendi değerini görebilmektir. Bana göre aşk, Ne intihardır ne de diriliştir Yaşadığın birliktelikten emin olabilmektir. Huzurlu, saygılı ve neşeli aşklar hepinizin olsun... (Ecem)
“Erkekle kadının aşkı olsun,genel anlamda insanların insanlara aşkı olsun,ruhsal özgürlükten koptuğu sürece,ölümsüzlük ve sonsuzluk fikrinden uzaklaştığı sürece inançsız bir aşk olarak kalacaktır.Gerçek aşk,sonsuzluğun kanıtlanmasıdır.” Arka Planda okunabilecek müzik,edebiyat,siyaset,sanat ve bilim alanlarında ünlü elli dahinin hayatlarından önemli kesitler sunan ve en önemlisi sıradan ve sıradışı aşklarını konu edinen eser.Louis Aragon’dan,Homer’e de Balzac,Yahya Kemal Beyatlı,Vincent van Gogh,Pablo Picasso,Mevlâna Celaleddin_i Rumî,Leonardo da Vinci,Sappo ve daha bir çok dahi.Bu dahilerin dahi olmasına sebep olan elbette nedenler vardı ya da bi kaçı doğuştan dahiydi,fakat şu bir gerçekti ki dahilikleri hayatlarını öyle ya da böyle çok etkilemişti.Şimdi de biz okuyucuları etkilemeye devam ediyorlar.Okurken kitabın bir diğer adı olabilecek Aragon’un “Mutlu aşk yoktur “dizeleriyle doğrulanırsınız bi yandan,bir yandan “Aşksız olma ki ölü olmayasın.Aşkla öl ki diri kalasın”diyerek rehber olur Mevlâna.Diğer yandan Oscar Wilde’ın mahkeme şu savunmasıyla “Bu sevgi,sadece bu yüzyılda yanlış anlaşılmıştır.O denli yanlış anlaşılmıştır ki, ‘adının geçmesine cüret edilemeyen aşk’ olarak tanımlanabilmiştir.”boyun bükeriz ve Salvador Dali’nin aşkı Gala’yla ortaya çıkan dehasını buluruz,sanatı için aşkı ve kadınları asla vazgeçilmez olarak görmeyen Picasso’yu ve diğerlerini. Tüm bu isimlerin daha çok trajik olan aşklarıyla buluşuruz kitapta. (R Hazan Orhan)
--reklam--
Dahiler ve Aşkları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Özcan Erdoğan - Dahiler ve Aşkları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dahiler ve Aşkları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Özcan Erdoğan Kimdir?
1974te Tuncelide doğdu. Üniversite yıllarında kartpostal ve fanzinler çıkarttı. 1995te İstanbula yerleşti. Bir grup arkadaşıyla İmlasız dergisini çıkardı. İkaros Yayınları ve Karşı Yayınları'nın genel yayın yönetmenliğini ve Şiir Penceresi sitesinin editörlüğünü sürdürüyor. 1999dan bu yana şiir, şiir üzerine yazı ve söyleşileri Altamira, Haliç Edebiyat, Yaba Edebiyat, Budala, Kavram Karmaşa, Üç Nokta, Ağır Ol Bay Düzyazı, Gösteri, Varlık, Edebiyat ve Eleştiri, Bahçe, Başka, Öteki-siz, Düşlük, Kül, Heves, E, Yom Sanat, Cumhuriyet Kitap, İmlasız, Bireylikler gibi dergilerde yayımlandı. Oldukça kapsamlı ve kolektif bir çalışmanın ürünü olan Dâhiler ve Aşkları(2008)ile Tarihi Liderler ve Aşkları (2010) ve ayrıca Horozu Düşen Hayat (2009)adlı şiir kitabı İkaros Yayınları'ndan çıktı.
--reklam--
Özcan Erdoğan Kitapları - Eserleri
- Dahiler ve Aşkları
- Tarihi Liderler ve Aşkları
- Horozu Düşen Hayat
- Aşk Hakkında Düşünceler
--reklam--
Özcan Erdoğan Alıntıları - Sözleri
- Abe şair, bizim de bir çift sözümüz var «aşka dair.» O meretten biz de çakarız biraz.. deli çığlıklar atıp avaz avaz burnumun dibinden gelip geçti de yaz, ben, bir demet mor menekşe olsun getiremedim sana! Ne haltedek, dostların karnı açtı kıydık menekşe parasına! (Dahiler ve Aşkları)
- Nice aşk yitirdim ben. (Aşk Hakkında Düşünceler)
- Başardın beklemeyi sen, kimsenin bekleyemediğince. (Aşk Hakkında Düşünceler)
- Kaderin amansız oluşu değildir sorun çünkü insan bir şeyi inatla isterse, onu elde eder. Korkunç olan, istediğimiz şeyi elde ettikten sonra ondan bıkmamızdır. (Aşk Hakkında Düşünceler)
- “Sana büyük bir sır söyleyeceğim Zaman sensin”. (Dahiler ve Aşkları)
- Başımı kaldıran da eğen de aynı . (Aşk Hakkında Düşünceler)
- Arzu olmalı ; yoksa bir insan diğerini neden istesin ki? (Aşk Hakkında Düşünceler)
- “Kadına daha başlarda bu kadar çok değer verilmesinin nedeni onu ele geçirmekte çekilen güçlüğün psikolojik bir etkisidir.” diyordu Bertrand Russell. (Tarihi Liderler ve Aşkları)
- “Aşksız olma ki ölü olmayasın. Aşkla öl ki diri kalasın.” -Mevlana (Dahiler ve Aşkları)
- "Kleopatra' nın aşkını törpüleyecek en önemli şey bir erkeğin zayıflığıydı. " (Tarihi Liderler ve Aşkları)
- Tarih bize yıllar, yenilgiler, yengiler, devletler ilkeler üzerinden öğretilir hep. İnsansızdır tarih. Savaşlar olur, yürüyüşler, devrimler… acılar çekilir, yok oluşlar, kayboluşlar, travmalar yaşanır; hastalıklar, haksızlıklar, ihanetler, bağlılıklar… (Tarihi Liderler ve Aşkları)
- Ölmekten korkuyorum, ölüm unutturur. (Dahiler ve Aşkları)
- ''Dünya, eşitlik talebine rağmen sürekli erkeklik üretmektedir. Eşitlik erkeklik ideolojisinin izin verdiği ölçüde yaşanmaktadır. Bu da kadın erkek arasındaki aşk ilişkisini geriletmekte ya da belirsizleştirmektedir. Aşk ilişkileri, üretilen erkekliğin izin verdiği ölçüde yaşanmaktadır.'' (Tarihi Liderler ve Aşkları)
- Aşkıma aşk gerekir, umut aşktadır. (Aşk Hakkında Düşünceler)
- Bilim insanları, gerçekte aşkın 1_2 sene civarında olduğunu düşünmektedirler. (Aşk Hakkında Düşünceler)
- Sevgide tutku yoktur. Ağır başlıdır sevgi, bilgedir. Sevecendir. Görmüş geçirmiştir. Kavga çıkarsa da gözden çıkarmaz, yıkıcı olmayı hele hiç göze almaz. Aşk ise tepeden tırnağa tutkudur. Her bir baş eğiş bir başkaldırmadır. Engel tanımaz .! (Aşk Hakkında Düşünceler)
- O artık eskiden olduğu gibi değildir, başka birisidir. (Aşk Hakkında Düşünceler)
- Hüznü mutluluk diye sunan bir hile, her gönlün yazgısı, belki de bitmez bir çiledir aşk. Her şeye rağmen yine de sığınak bulduğu her kim ise yeni bir tanrı, yeni bir tanrıçadır aşk. (Dahiler ve Aşkları)
- Dünya boşunalığa gebe kalmıştır ve zulmü doğurmuştur. (Dahiler ve Aşkları)
- Aşk, otoritenin, hiyerarşinin ve kurumların dışında aşktır. Aşk özgürlük varsa yaşanır. (Dahiler ve Aşkları)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin