Kitap Künyesi
Yazar: Henry James
Çevirmen: Gülümser Ağırer
Orijinal Adı: Daisy Miller
Yayın Evi: İletişim Yayıncılık
İSBN: 9789750516368
Sayfa Sayısı: 152
--reklam--
Daisy Miller Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Gülümser Ağırer çevirisi,
Henry James'in önsözü,
Carol Onmann'ın sonsözleriyle.
Yazar ve dönem kronolojisiyle.
Romanlarında toplumun dayatmalarını tanımayan ve sırrı çözülemeyen Amerikalı kadın figürünü yakından inceleyen Henry James, bu konuyu ilk defa 1878 tarihli Daisy Miller'da eşsiz bir incelikle resmetmiştir.Ailesiyle birlikte Avrupa'da seyahat eden Daisy Miller, etrafındakileri hayrete düşürmektedir. Frederick Winterbourne onu çözmekte herkesten çok zorlanır: Bu genç kız görgüden habersiz midir, yoksa bilerek mi bu kuralları altüst etmektedir? Cenevre Gölü'nden Roma'nın sokaklarına uzanan hikâye, bir gece yarısı Kolezyum'da doruğa ulaşır: İtalyan bir gençle yakınlık kuran Daisy, kendisini ödemekten kaçtığı bedellerce kıstırılmış bulacaktır. James'in edebiyat çevrelerinde adını duyurmasını sağlayan bu kısa romanı, genç kızlara kötü örnek olduğu gerekçesiyle çok da eleştirilmiştir."Öyle ince bir zekâya sahipti ki, onu hiçbir fikrin bozması mümkün değildi. James romanlarını yazarken, kendi görüşünü kaleme alan değme Fransız eleştirmene benzer; bir başka parazit fikrin esamisi bile okunmaz."
-T.S. ELIOT-
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Daisy Miller Alıntıları - Sözleri
- Daisy, gönlünden geçeni yapar. Çünkü başta türlü davranmayı bilmemektedir.
- “Hiçbir zaman bir erkeğin beni kontrol etmesine ya da yaptığım herhangi bir şeye karışmasına müsaade etmedim. “
- Dalgın olduğumun farkında bile değilim.
- "Hiçbir zaman bir erkeğin beni kontrol etmesine ya da yaptığım herhangi bir şeye karışmasına müsaade etmedim."
- Ne olursa olsun , insanın yüzünü kızartacak kadar kötüler işte ; şu kısacık hayatta bu kadarı yeter de artar zaten .
- "Bir gün doğru yöne doğru da gideceğiz en nihayetinde."
- Zavallı kızın tek suçu cahil olması.
- Size sırt çevirecekler. Bunun anlamını biliyor musunuz?
- “Hiçbir zaman bir erkeğin beni kontrol etmesine ya da yaptığım herhangi bir şeye karışmasına müsade etmedim.”
- "Hiçbir zaman bir erkeğin beni kontrol etmesine ya da yaptığım herhangi bir şeye karışmasına müsaade etmedim."
- Size sırt çevirecekler. Bunun anlamını biliyor musunuz?
- Akıllı davranmayı değil, samimi davranmayı tercih ederim.
- “Beni bir ayine ya da cenazeye götürüyormuş gibisiniz. Ağzınız kulaklarınıza varmış hali buysa, ağzınızla kulaklarınız birbirine çok yakın olmalılar.”
- Erkekler daima ayrıcalıklıdır !
- "şimdiye kadar hiçbir erkeğin yaptığım şeye karışmasına izin vermedim." "Sanırım hata etmişsiniz.Bazen bir erkeği dinlemelisiniz."
--reklam--
Daisy Miller İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Henry James'ten okuduğum ilk kitap. Tam bir İngiliz edebiyatı. Kısacık ve inanılmaz akıp gidiyor. Bir oturuşta okunabilir. İletişim baskısını tercih etmenizi öneririm. Yazarın kendi önsözüyle ve Carol Ohmann'ın doyurucu sonsözüyle çok keyif aldım. Jane Austen gibi İngiliz edebiyatı okumaktan hoşlanıyorsanız tavsiye ederim. (Ceren Çetinkaya)
Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilen ama ödüle sahip olamayan Henry James’in romanlarında çoğunlukla kadına ve kadınların iç dünyalarına göndermelerde bulunduğu görülmektedir. Daisy Miller; yazıldığı dönemin ve hatta günümüz erkek aklının kalıplarına sığmayan, istediğiyle flörtleşen, istediği zaman istediği kişiyle gezen, dikkatleri üzerine çeken, üslubuna ve usturubuna baskı uygulanmaya çalışılan, ama kendi kişiliğinden vazgeçmeyen, coşkulu bir karakterdir. Aslında yazarımızın sahip olduğu arkadaşlarından birisi, Amerikalı bir anneyle tanışmıştır. Anne; doğal ve özgür davranışlarıyla dikkat çekmek, göz önünde bulunmak isteyen kızından bahsetmiştir. Bu durumun Henry James’e açılması sonucu yazma isteği uyanmış ve daisy miller kaleme alınmıştır. İlk etapta editöre atılan bu kısa öykü, hiçbir yorum yapılmadan yazara aynı şekilde geri dönmüştür. Editör bu öyküyü “Amerikan kızların aşağılanması” olarak algılamıştır. Ama sonrasında eser bir şekilde değer görmüştür. Hatta o dönemde Boston’da korsan baskıları bile çıkmıştır. Aslına bakarsak, hikâyenin temelinde yatan şey; kuruluk, monotonluk, saflık… Hoşgörünün kaybolmadan akıp gitmesidir. (N’)
Ahlak bekçisi Avrupa toplumuna karışmaya gelmiş, ancak karışacak bir toplum bulamamış; Amerikalı kimliğiyle hep bir yerlerde sırıtmış olan Daisy Miller’ın hikayesi. Daisy’nin hem Amerikalı hem de kadın olması, toplumun negatif tepkisini üzerine çekmesine daha fazla olanak sağlamıştır. Amerikalı bir kız, kültürü yok; toplum içinde, Avrupa toplumu içinde, nasıl davranması gerektiğini bilmiyor. Erkeklerle konuşuyor, yaşı gereği onlarla eğlenip, ilişkiler kuruyor. Erkekler ise ondan diğerlerine yaptıkları gibi ‘naif, hanımefendi ‘ kelimelerini kullanarak değil ‘güzel, flörtöz’ kelimeleriyle bahsediyor. Kültürünü, dini inançlarıyla bir tutmuş her toplumda olduğu gibi birinin başına gelen bir hastalık, işlediği günahların sonucu olarak biliniyor. Yani Daisy’nin hasta olmasının tek sebebi; erkeklerle gezmesi, özgürlüğüne düşkün olması, uyarılara rağmen kendini bir kalıba sokmayı reddedip kimliğini gittiği her yere götürmesiydi. Daisy Miller’ı, edebiyatta modern kadına ulaşmaya başladığımızı gösteren ufak bir sembol olarak kabul ettim ben. Kadın bedenlerimizde ahlak, din algısıyla ve toplum baskısıyla bastırılan insanlığımızı su yüzüne çıkarmaya başlıyoruz Daisy karakteriyle. İyi okumalar. (Giz Umsu)
--reklam--
Daisy Miller PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Henry James - Daisy Miller kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Daisy Miller PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Henry James Kimdir?
1843'te New York'ta doğdu. Babası dönemin önde gelen dinbilimci ve filozoflarındandı; ağabeyi William da tanınmış bir filozoftu. New York'ta başladığı eğitimine Londra, Paris ve Cenevre'de devam etti. 1862'de Harvard'da Hukuk Fakültesi'ne girdi. 1865'ten itibaren dergi ve gazetelerde kısa hikayeler yazmaya başladı. 1875'te bir seneliğine Paris'e taşındı, burada Flaubert, Turgenyev ve dönemin ünlü yazarlarıyla tanıştı. Ertesi yıl Londra'ya geçti, 1915'te İngiliz vatandaşı oldu ve 1916'da öldü. Kısa hikayeler, oyunlar, eleştiriler, seyahat kitapları ve özyaşam öyküsü dışında yirmi roman yazdı.
19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında edebiyat eleştirileri, romanlar ve kısa hikâyeleri ile ünlendi. Ana tema olarak insan bilincini işleyen James, hayatın çoğunu Avrupa'da geçirdikten sonra, ölümünden kısa bir süre önce İngiliz vatandaşı oldu. Psikoloji biliminin kurucularından sayılan William James'in kardeşidir. The Ambassadors, Daisy Miller, The Turn of the Screw ve Portrait of a Lady gibi klasik eserleri bulunmaktadır. Eserlerinden Bir Kadının Portresi'nin sinema uyarlamasında ünlü aktrist Nicole Kidman başrolü oynamıştır. Romanlarında çoğunlukla kadına ve kadınların iç dünyalarına göndermelerde bulunmuştur. Eserlerinde resim kullanmayı sevmez.
--reklam--
Henry James Kitapları - Eserleri
- Yürek Burgusu
- Daisy Miller
- Bir Hanımefendinin Portresi
- Son Derece Tuhaf Bir Durum
- Geçmişin İzi
- Ustanın Dersi
- Washington Meydanı
- Kısa Romanlar Uzun Öyküler
- Dostlarımızın Dostları
- Güvercinin Kanatları
- Aspern' in Mektupları
- Pandora
- Ormandaki Canavar
- Tutkun Seyyah
- Halıdaki Motif
- Bir Başyapıtın Öyküsü
- Amerikalı
- Hayalet Hikayeleri
- Güven
- Kurgu Sanatı
- Tutku
- Portreler
- The Ambassadors
- Altın Kase
- Londra Kuşatması
- Yürek Burgusu - Ormandaki Canavar - Daisy Miller
- The Jolly Corner
- Poynton’daki Ganimetler
- A Bundle of Letters
--reklam--
Henry James Alıntıları - Sözleri
- "Yitirecek bir şeyim olduğunu sanmıyorum, ancak, kuşkusuz, kazanacak bir şeyim var" dedi Newman (Amerikalı)
- Fransızca bilir misin evladım? (Son Derece Tuhaf Bir Durum)
- "Beni muhtemelen, asla anlamayacaksın; zaten anlasan da bu neyi değiştirir ki?" (Pandora)
- -sahte tanrılara tapınmanın hüzünlü, acınacak bir görüntüsü olmayın. (Ustanın Dersi)
- "....Bir insanı on yıl önce olduğu yere geri götürmek çok korkunç...." (Ormandaki Canavar)
- Nasıl böyle kötü , böyle acımasız olabilirsin ? Ben ne yaptım ki sana ? Neden rahat bırakmıyorsun beni ? Her şeyi bozacağından korkuyorum, çünkü sen elinin değdiği her şeyi bozarsın ! (Washington Meydanı)
- İnsan inandığı tanrıyı savunmaz: İnsanın tanrısı, kendi içinde bir savunmadır zaten. (Aspern' in Mektupları)
- Hoşnutsuzluğunu iki üç dilde akıcı olarak anlatabilir; işte entelektüellik budur. Ben İngilizce dışında küfredemediğim için, bana tam anlamıyla veryansın ediyor. (Amerikalı)
- “Ruhun ölümsüz bir şey olduğuna hiç inanmıyorum. Yok edilebileceğine inanıyorum. “ (Bir Hanımefendinin Portresi)
- Kitap yazmak, eğer biri büyük bir dâhi değilse - hatta olsa bile - zenginliğe giden son yoldur. (Aspern' in Mektupları)
- İlk belirtilerini gösteren olağanüstü olaylara karşı tavır takınmak için olağanüstü olmam gerekiyordu. (Yürek Burgusu)
- Bazen takip edemeyeceğimiz yollara sapıyoruz. .... ~... (Geçmişin İzi)
- "En iyi şeyi yapmış olmanın verdiği his - sanatçının gerçek hayatı olan ve yokluğunun sanatçının ölümü olduğu hissi; doğanın entelektüel çalgısında gizlediği harika bir müzik parçasını çıkarma ve onu çalınması gerektiği gibi çalma hissi." (Ustanın Dersi)
- "Nasıl da acımasız geçiyor zaman, değil mi? Kendi kendine mi geçiyor; fark edilmeden, ölçülüp biçilmeden? (Tutkun Seyyah)
- Sen öyle benden bir parçasın ki; kendi içinde bulunan ancak benim varlığımın sonucu olan bir şey gibi. (Ormandaki Canavar)
- Newman, düşündüğü gibi, kendini suyun akışına bırakmaya karar vermişti, akıntıya kapılınca çığlık atmayacaktı. (Amerikalı)
- Bir kadının güzelliğini ayrıntılarıyla anlatmaya ya da çürütmeye kalkışmanın temelinde bir kabalık hatta felsefeye ters düşen bir şeyler vardır ve bir erkek sonuçta çeşitli hatların toplamının bütünü oluşturmadığını farkedince tam anlamıyla layığını bulur. (Bir Başyapıtın Öyküsü)
- Onunla birlikteyken her şey çok yolunda ama ondan uzaktayken sanki canlıların dünyasından dışlanmışım gibi hissediyorum kendimi. (Bir Başyapıtın Öyküsü)
- Hiçbir mutluluk coşkusu, içindeki iyi bir insanın aldatılmış olduğu duygusunu gideremeyecekti. (Amerikalı)
- “Demek insan hayran olsa da ihtiyatı elden bırakmamalı.” (Halıdaki Motif)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin