Kitap Künyesi
Yazar: Tufan Gündüz
Yayın Evi: Yeditepe Yayınevi
İSBN: 9786052070499
Sayfa Sayısı: 192
--reklam--
Dede Korkut Destanları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kudretli Oğuz beyleri asla yalan söylemezlerdi. Uykuları ağır olur, yanlarında kara kılıç şakırtısı olsa yine uyanmazlardı. Savaşmak, dövüşmek, avlanmak, bahadırlık göstermek âdetlerindendi. Yiğitlik yapmadan ad alamazlardı. Deli Dumrul, Azrail’e meydan okur; Basat, Tepegöz’ü devirir, Uruz babasını kurtarmak için yollara düşerdi. Bamsı Beyrek’in yüzü pe-çeli, Burla Hatun’un boyu uzun, Banı Çiçek’in kara gözleri çekikti. Dedem Korkut derler bir er vardı; Oğuz’un bilicisiydi, gaipten türlü haberler söylerdi. Ne vakit Oğuz’un içine gelse; bu dediğim kudretli yiğitlerin destanını anlatır, benden sonra alp ozanlar söylesin, gazi erenler dinlesin, derdi. Sarayda, divanda, dergâhta, mecliste ve meydanda Dede Korkut okunur, söylenir, dinlenirdi.Şimdi yine okulda, evde, kapıda, yolda, yolakta alp ozanlar okusun, gazi erenler dinlesin, kimse elinden düşürmesin, ta kıyamet oluncaya dek.
--reklam--
Dede Korkut Destanları Alıntıları - Sözleri
- Dede Korkut şöyle demiş: Allah Allah demeyince işler düzelmez.
- Günün kötü olmasın. Günün kötü olursa Allah'a yalvar. Çünkü Allah'a yalvaranlar mahrum kalmazlar.
- Söz bilirsen söz söyle, sözünden ibret alsınlar; söz bilmezsen sükût eyle, seni bir adam sansınlar.
--reklam--
Dede Korkut Destanları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Dedem Korkut derler bir er vardı; Oğuz'un bilicisiydi, gaipten türlü haberler söylerdi. Ne vakit Oğuz'un içine gelse; bu dediğim kudretli yiğitlerin destanını anlatır, benden sonra alp ozanlar söylesin, gazi erenler dinlesin derdi." Dede Korkut Destanları, milletimizin en büyük hazinelerinden birisidir. Asırlar boyunca dilden dile, kulaktan kulağa aktarılmış ve muhtemelen de Akkoyunlular zamanında yazıya geçirilmiştir. Elbette Akkoyunlu Türkmenlerinin yaptığı bu hamle sayesinde, asırlar sonra bile bu söylenceleri okuma fırsatına erişmiş olduk. "Sarayda, dergahta, mecliste ve meydanda Dede Korkut okunur, söylenir, dinlenirdi." Allah'a şükürler olsun ki, 21.yüzyılda bile bu manevî mirasımızı unutmayan; gerek neşredip, gerek okuyan evlâd-ı Oğuzhan'lar hâlâ mevcut. Naçizane kendimi de bu kategoriye dahil etmek isterim... Tabii ki kitabın yazarı Tufan Hoca'ya da teşekkür etmek gerekir, kaliteli bir kitap ortaya çıkarmış, başlangıçtaki "söz başı" kısmı bile tek başına mükemmeldi zaten. Ayrıca çok yakın bir tarihte, bilinmeyen bir nüshası bulunan 13.hikâyeyi de bu kitaba eklemiş. Kitaptan biraz bahsetmek gerekirse; 13.hikayeden müteşekkil olan bu eser, Oğuz yiğitlerinin muhtelif maceralarını anlatır; Salur Kazan, Bamsı Beyrek, Deli Dumrul, Basat, Kanturalı ve adını burada zikredemediğim birçok Oğuz yiğidi, Dedem Korkut'un aktarımıyla bize anlatılır. Her hikaye bir kurultay, toy vb toplulukla başlar ve her hikâyenin sonunda Dedem Korkut, boy boylar, soy soylar ve Ulu Tanrı'ya dua eder. Velhasıl bilmemiz, okumamız gereken bir eser, çocuklarımıza, torunlarımıza bırakılacak en güzel miras... Incelememi Dedem Korkut'un duasıyla bitirmek isterim: "Yerli kara dağların yıkılmasın, gölgesi büyük kaba ağacın kesilmesin. Ak sakallı babanın yeri uçmak olsun, ak pürçekli ananın yeri cennet olsun. Oğul ile kardeşten ayırmasın. Amin diyenler Allah'ı görsün." (Yusuf Can Örgen)
Dedem Korkut Destanı: Dede Korkut hikâyeleri; Oğuz Türklerinin anlatıcısı Dede Korkut tarafından, epik ve lirik biçimde anlatılan manzum, mensur hikâyelerdir. Hikâyeler XII. XIII ve XIV asırda geçmektedir. Hikâyelerin ana teması Türk ve İslam imgeleriyle süslüdür. Bu Türk İslam sentezine örnek verecek olursam ön Türkçeden gelen alkış kelimesi ile İslam ile dilimize geçen dua kelimesi metinlerdeki Türklük ve İslamiyet arasında ki gidiş gelişi gösteriyor. Benzer öğeler çoaltılabilir metinlerde. Türkler 8. Asırda İslamiyet’e girmeye başlar ve 10 asır da bu durum kilesel olarak devam eder. Dini hayatta ki geçiş Türk edebiyatının sözlü eserlerinde de görülmeye başlar. Gelelim bizim kitaba ve yazar Tufan hoca’ya. Yazar Dede Korkut hikâyelerini anlatırken Türk ve İslam imgelerini dengeli olarak kullanmamış, İslam kültürünü daha çok ön plana çıkararak hikâyelerin dokusunu bozmuş bana göre. Buna bir örnek vermek gerekirse Kur’an da anlatılan Hz. Yusuf kıssasını biliriz. Kısaca bahsedeyim, “Hz. Yakup’un gözleri ağlamaktan kör olur ve Mısıra sultan olan Hz. Yusuf gömleğini babası Hz. Yakup’a gönderir gözlerine sürmesini ister ve gözleri açılır.” Tufan Hoca bu hikâye’yi Bamsı Beyrek destanını anlatırken işlemiş. Aynı destanın farklı anlatımlarında ise “ Bamsı Beyrek parmağını kanatıp kanını gözüme çalsın. Oğlumsa gözüm açılır der babası.” Demem o ki Tufan Hoca oldukça fazla İslam kültür öğeleri kullanmış Dede Korkut destanlarını anlatırken. Bu yaklaşımı pek beğenmedim işin doğrusu. (Mehmet Cuma ÖZTÜRK)
--reklam--
Dede Korkut Destanları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Tufan Gündüz - Dede Korkut Destanları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dede Korkut Destanları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Tufan Gündüz Kimdir?
1987 yılında G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi Tarih Öğretmenliği bölümünü bitirdi.1996'da ''Bozulus Türkmenleri 1540-1640''adlı tezi ile doktarasını tamamladı.2006 yılında Doçent ünvanını aldı.2011 yılında Profesör oldu.Halen Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nde öğretim üyesi olarak görev yapmakta olup,XVI. ve XVII. Yüzyılda Türkmen aşiretleri,Safeviler ve Bosna-Hersek'ten Göçler üzerinde kitap ve makaleleri bulunmaktadır.
--reklam--
Tufan Gündüz Kitapları - Eserleri
- Büyük Olayların Kısa Tarihi
- Son Kızılbaş Şah İsmail
- Oğuz Kağan Destanı
- Büyük Olayların Kısa Tarihi 2
- Kur'an ve Kılıç
- Onun Yolunda Biz
- Bedel
- Dede Korkut Destanları
- Nisanın 2 Günü
- Anadolu'da Türkmen Aşiretleri
- Kızılbaşlar Osmanlılar Safeviler
- Bozkır'ın Efendileri
- Kızılbaşlar Tarihi
- Alahimanet Bosna
- Danişmendli Türkmenleri
- Osmanlı Tarihi
- Danişmendli Türkmenleri
--reklam--
Tufan Gündüz Alıntıları - Sözleri
- 17 Mayıs'ta İstanbul'u ziyaret eden ABD 6. Filosu'na ait gemiler ve burada görev yapan askerlere karşı gösteriler yapıldı. Bazı Amerikan askerlerini denize atma suçuyla çok sayıda kişi gözaltına alındı. (Büyük Olayların Kısa Tarihi 2)
- Yörük adının “yürü-mek” mastarından türetildiği ve yürüyen, sefere koşan, çadır halkı, bir yerde durmayıp devamlı yer değiştiren göçebe manasına geldiği umumiyetle kabul edilmiştir. (Anadolu'da Türkmen Aşiretleri)
- Halim Çelebi hafifçe tebessüm etti. -Biz de başka bir yol buluruz.Akmaya başladıktan sonra her su yatağını kendisi bulur,bilmez misin ? (Bedel)
- Öte yandan evlilik bahsinde Oğuz'un eşi aracılığıyla, kadının kocasının sözünü dinlemesi ve buyruğundan çıkmaması gerektiği vurgulanır, kız: "Senin küpen her nerede olursa benim kulağım orada; senin çemberin her nerede olursa benim başım orada olur." sözünü söyler. (Oğuz Kağan Destanı)
- 1828'deki Doğu Bayezid isyanını az mı dinlemişti dedesinden. Rusların geleceğini duyunca bölgedeki bütün Ermeniler silahlanıp Doğu Bayezid'i basmışlar, önlerine kim çıktıysa öldürmüşler, şehri ele geçirmişlerdi.şu kadar yüzyıl beraber yaşadıkları Türklere karşı ilk kanı da dökmüşlerdi. (Nisanın 2 Günü)
- ''Oğuz ili göçünü çekip yürümediğin yol var mı? Evini tutup oturmadığın yurt var mı?'' (Bozkır'ın Efendileri)
- Safeviye tarikatı Sünni/Şafi çizgideydi. Bu durum oğlu Şeyh Sadreddin ve halefleri zamanında devam etmişti. (Kızılbaşlar Tarihi)
- Nuh aleyhisselam yeryüzünü oğulları arasında bölüştürdüğü sırada oğlu Yafes'in payına doğu memleketleri, Türkistan ve çevresi düştü. Türklerin Olcay Han diye isimlendirdiği Yafes, göçebeydi. Yaylak ve kışlak sahaları Türkistan'daydı. Yazları İnanç Şehir yakınlarındaki Or Dağ ve Kür Dağ'da kışları ise Karakurum diye meşhur olan Karakurum yakınlarındaki Bursuk bölgesinde geçiyordu. (Oğuz Kağan Destanı)
- Amerika'nın Türkiye'ye vermeye başladığı silahların çoğu, 2. Dünya Savaşı'ndan kalmaydı.........Türkiye bu silahların bakım ve onarımı için yılda 400 milyon dolar harcar hâle geldi. (Büyük Olayların Kısa Tarihi 2)
- Venedikli bir tüccarın anlattığına göre Kızılbaşlar şahlarının yanında savaşmaktan ve ölmekten büyük haz duyuyorlardı. Öylesine büyük bir sevgi ile bağlanmışlardı ki, birinin başına bir bela gelse Allah yerine Şah'a dua ediyor, savaşta zırhsız ve belden yukarısı çıplak olarak savaşıyor ve "Şah! Şah!" diye bağırıyor, canlarını onun yolunda vermeyi kendileri için şans addediyorlardı. Hatta bazıları onu Tanrı gibi görüyor ve asla ölmeyeceğini düşünüyordu. Bu durum Şah'ın varlığında yücelen bir bağlılıktı ve Şah'ın emrinin dışına asla çıkılmıyordu. (Son Kızılbaş Şah İsmail)
- "Akmaya başladıktan sonra her su kendi yatağını bulur, bilmez misin? " (Bedel)
- Mührü "Z" şeklinde ve yarım ceviz büyüklüğünde olup, ortasında Şah İsmail'in, etrafına da On İki İmam'ın adları kazınmıştı. Gilanda iken Şii ortamda büyümüş, hükümdar olunca da Şiiliği resmi mezhep yapmış olmasına rağmen etrafı tamamen Kızılbaşlardan oluşmaktaydı. Hatai mahlasıyla Türkçe söylediği şiirlerinde Kızılbaşlığın derin tesirleri görülür. (Son Kızılbaş Şah İsmail)
- Şehzâdeye sabır gerek.Ata, baba sağ iken şehzâde hizmette gerek. (Bedel)
- Alem-Ara-yı Şah İsmail adlı eserde Taçlı Begüm'ün Şamlu Türkmenlerinden Abidin Han'ın kızı olduğunu, güzelliği, yiğitliği ve cesareti ile dikkat çektiğini, kardeşi Durmuş Han ile güreşip onu yendiğini; bu vasıflarından Şah İsmail'e bahsedilince onun evlenmek üzere talip olduğunu, fakat kızın ok ve yay ile kendisinden üstün gelecek, güreşte kendisini yenecek bir kişi ile evleneceğini söylediğini, savaşa gitmesine engel olunmadığı sürece Şah ile evlenebileceğini bildirdiğini; Şah İsmail'in de kızın şartlarını kabul ederek onunla evlendirdiğini kaydetmektedir. Burada nakledilenler Dede Korkut Hikâyeleri'nde "Kam Püre Bey Oğlu Bamsı Beyrek Boyu"nda geçen Banu Çiçek'in Beyrek ile evlenmeden önce öne sürdüğü şartlar ile benzeşmektedir. (Kızılbaşlar Osmanlılar Safeviler)
- Taht-ı âliydi orası ve baht-ı Osmanî. Taht yüceydi yüce olmasına da o tahta oturacak şehzadenin de bahtı açık olmalıydı. (Bedel)
- ..... hem bu Türkler nereyi alırlarsa imaret ederler. (Bozkır'ın Efendileri)
- ....dünya kamuoyu, İran'a ve Türkiye'ye sığınan Kürt isyancıların durumuyla meşguldü. İsyancı Kürtleri, Saddam'ın gazabından korumak için Çekiç Güç oluşturan uluslararası güçler 36. paralelin kuzeyini güvenli bölge ilan ederken Türkmenlerin yürek yakan ağıtlarını kimse duymadı. (Büyük Olayların Kısa Tarihi 2)
- Ali İsmail’em geldim seyran eyledim Zülfikar durmaz kınında günde yüz bin kan eyledim. Hatai (Son Kızılbaş Şah İsmail)
- Yörük adının "yürü-mek" mastarından türetildiği ve yürüyen, sefere koşan, çadır halkı, bir yerde durmayıp devamlı yer değiştiren göçebe manasına geldiği umumiyetle kabul edilmiştir.* *H. İnalcık, Vahit Çabuk, F. Sümer, Selahattin Çetintürk (Anadolu'da Türkmen Aşiretleri)
- 669 da Müslümanlar ilk defa İstanbul'u kuşattılar. İstanbul 674 de 2. defa kuşatıldı ve bu kuşatma 4 yıl sürdü. (Kur'an ve Kılıç)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin