Kitap Künyesi
Yazar: Nuriye Çeleğen
Yayın Evi: Timaş Yayınları
İSBN: 9786050832396
Sayfa Sayısı: 256
--reklam--
Dedem Hz. Muhammed (asm) Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kapının açılışından bilirdim. Kokusuyla gelirdi. Toprak odamız gül kokardı. Gülümserdi. Işıl ışıl bakardı. Şefkat dolu bir ses ruhumu tutardı. Nasıl da sevinir, sevgiyle kanatlanırdım.
“Küçük adam nerede?”
Bu sesi her duyduğumda birden büyürdü çocuk yüreğim. Büyürdü de Medine’ye sığmazdı.
Koşarak atılırdım kucağına. Kucak, çocuk için ne muhkem bir sığınaktı. Dedemin kollarında güçlenirdim. Gül ile karanfil kokusu birbirine karışırdı…
Aşk, “Mim!” dedi.
Tüm varlık aşkla “Mim”lendi.
Esmanın bilinme seyri “Kenz-i Aşk”a yüklendi.
Dedem Hazreti Muhammed (asm), Âlemlerin Efendisi olarak yaratılan Hz. Muhammed’i (asm) anlatma gayesiyle kaleme alınan Kenz-i Aşk dizisinin son halkası.
Onlar Peygamberimizin “benim iki reyhanımdır” dediği sevgili torunları, canın parçası Hz. Fatıma annemiz ile velayetin kapısı Hz. Ali’nin evlatları, Hz. Hasan ve Hüseyin efendilerimiz…
Dedem Hazreti Muhammed (asm), Peygamberimizin ilk çocuklukları işte bu risalet ve velayet ırmaklarının kıyısında geçen iki mübarek gözün bakışı ile anlatıldığı bir siyer-roman.
Nuriye Çeleğen, Âlemlerin Efendisini, çocuk dünyasının hayret ve haşyet yüklü saf bakışı ile kalplerimize yaklaştırma gayretiyle kaleme aldı; Dedem Hazreti Muhammed (asm)…
--reklam--
Dedem Hz. Muhammed (asm) Alıntıları - Sözleri
- "Biriniz kalkıp namaza durduğunda Rabbiyle konuşuyor. O halde onunla nasıl konuştuğunu iyi düşünsün."
- Nefis sıkılınca yüz kızarırdı, buna hayâ denirdi. Yüzü kızarmayan kadının nefsi sıkılmıyor demekti.
- “Allah’ı seven Hüseyin’i sever.”
- Kimilerinden dünya, kimilerinden cennet razı olurdu.
- Hırpalanan çocuk büyüyünce de hırpalanırdı. Azarlanan çocuk büyüyünce de azar işitirdi. Yıllar çok çabuk geçerdi. Küçükken itibar edilmeyen bir çocuk, on yıl sonra gençliğe adım attığında, çevre ona çocukken yapılan itibarsız davranışları unutmazdı
- Çocuğun içinde yaramazlık da vardı. Çocuk elbette büyükler gibi olamazdı, ama nedense büyükler kendileri gibi olmamızı isterlerdi. Çocuğun yaramazlığını anlamayan büyükler de aslında çocuklar için yaramaz değil miydi?
- Anne babanın öfkesi en çok çocukları hırpalardı.
- Eşine merhamet eden, ona hürmet ederdi. Eşini nefsi ile sevenin merhameti olmazdı, sevgisi de biterdi. Eşini kalbi ile seven, merhamet ederdi, sevgisi de daim olurdu.
- Çocuğa Allah ve Resulü'nün sevgisi öğretilirse çocuğun sevgi dili açılırdı. Bu sevgi öğretilmezse çocuklar sevgi sorunu yaşardı.
- Dil konuştuğunu düşünür, kalp düşündüğünü severdi.
- Anneyi üzmeyen, merhametli baba, çocuklarına güven duygusu verirdi. Baba, anneyi üzünce çocuk çaresizliği hissedip hayata karşı ilk yenilgiyi yaşardı. En sevilen üzülürken bir şey yapmamak çocuğu acı ile yıkardı.
- Dünyanın ağlanacak bir yer olmadığını anlardık.
- "Yedi yaşına kadar çocuğunla oyna, on beş yaşına kadar onunla dost ol, on beş yaşından sonra onunla istişare et,"
- Sevilen olgunlaşırdı, sevilmeyen şımarırdı. Sevilen görüldüğünü bilirdi. Şımarıklık çocuğun görün beni, sevin beni, demesiydi.
--reklam--
Dedem Hz. Muhammed (asm) İncelemesi - Şahsi Yorumlar
DEDEM HZ. MUHAMMED (asm ): Herkese hayırlı geceler Hz. Hasan (ra) Hz. Hüseyin (r a) dilinden Hz. Muhammed(asm ) yaşadıkları çocukluktan itibaren gençliklerine kadar anlatırlar. Hz. Fatima annemizin ve Hz. Ali (r a) ev halini yaşamlarını , o dönemde çektikleri sıkıntıları her şeyi öyle güzel Şiirsel bir dille anlatılıyor ki okurken gözlerim doldu, çok satırın altını çizdim ders niteliğinde not ettiklerim çok oldu. Hz. Muhammed (asm) torunlarını sevişi, çoçuklar hakında buyurdukları , kızına olan sevgisi beni çok çok etkiledi okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum. Bir daha açıp okucağınız not ettiklerinizi açıp açıp okuyup düşüneceğiniz bir kitap. (Ayse araz)
Bu kitabı okurken: Annesinin yüzünü bile hatırlamayan bir evlat olarak şu cümlenin altını çizdim: “Anne, göz aydınlığı idi. Ona yönelince çocuk, ışık doğardı. Yolu aydınlanırdı. Anne; kucağına doğulan, kucağında huzur bulunandı. Anne çocuk için Cennet’ten uzanmış bir salıncaktı.” 31 yıllık bir eş olarak şu cümlenin altını çizdim: “Eşini nefsi ile sevenin merhameti olmazdı, sevgisi de biterdi. Eşini kalbi ile seven, merhamet ederdi, sevgisi de daim olurdu. Annem ile babam arasında şefkat vardı. Şefkat fedakârlık ederdi, aşk talep ederdi.” “Acaba erkek Ali’leştikçe mi Fatıma’laşır kadın; yoksa kadın Fatıma’laştıkça mı Ali’leşir erkek?” Üç çocuk sahibi bir baba olarak şu cümlenin altını çizdim: “Hiçbir şey anne baba arasındaki muhabbet kadar çocukları rahatlatmazdı. Çocuğu en çok muhabbet sakinleştirirdi, terbiye ederdi. Çocuğun huy toprağında saklı kötü huylarını anne babanın kavgası ortaya çıkarırdı. Onlar kavga ettikçe çocukların kötü huyları da ortaya dökülürdü. Çocuk çekirdekti; ebeveyn toprak. Bundandır ki çocukluk, insanın hayat yakasından hiç düşmezdi.” “Kelimelerin de kalbi vardı, incinir, incitirdi. Bir çocuğu en çok anne babanın birbirlerine söylediği tatsız sözler incitirdi.” Taze bir dede olarak şu cümlenin altını çizdim: “Dede kucağa alandı. Dede hep torunu bağrına basandı, sırtında gezdirendi. Dedelik torunun dedenin bedeninde gezindiği kadardı. Dede, merhametin insan oluşuydu. Dedelik, babalığın kalfa olmaktan çıkıp usta olmasıydı.” “Hayat çocukla güzeldi. Dede için çocuk, torundu. Torun hayat ağacının budanmasıydı. Hayatın yeniden filiz vermesi, meyveye durmasıydı. Kurumuş topraklara suyun yürümesi, meyvesiz ağacın yeşillenmesiydi. Hayatın sonbaharında bir teselli gibi yaşanmasıydı.” Mü’min bir kul olarak şu cümlenin altını çizdim: İnsan, kul olduğu kadar mı huzurlu olurdu? Yoksa kul olmayanı Allah, kul oluncaya dek huzursuz mu kılardı. 27 yıllık bir öğretmen olarak şu cümlenin altını çizdim: “Sevgi ile kalp tutulursa söz ile de itaat ettirilirdi. Kalbi tutmayanın sözüne itiraz edilirdi.” 14 yıldır bir anaokulu ve kreş işleteni olarak şu cümlelerin altını çizdim: “Çocuk oynarken gülerdi dünya. Bunca temiz kalp bir araya gelir de gülmez miydi dünya.” “Çocuğun yaramazlığını anlamayan büyükler de aslında çocuklar için yaramaz değil miydi?” “Sabrı öğrenmeyen çocuk hayatı nasıl taşısındı. Çocuğun sabrı da anne babanın sabrı kadardı.” “Çocuk hayatta iki şeyi unutmazdı: Sevenleri ve sevmeyenleri. İlgisizlikle yalnız bırakılmayı da asla unutmazdı. Çocuk her şeyi affederdi, ilgisizliği ve sevgisizliği affetmezdi.” “Sevilen olgunlaşırdı, sevilmeyen şımarırdı. Sevilen görüldüğünü bilirdi. Şımarıklık çocuğun görün beni, sevin beni demesiydi.” “Yüzüne kızılan çocuğun edep örtüsü açılırdı.” “Çocuk acıyı yaşamasın istenirdi. Oysa çocuk acıyı yaşamdan nasıl hayatın yüzlerini öğrenirdi? Çocuk büyüklerden daha çok, mutluluk kadar acıyı da kabullenirdi.” 45 yıllık iyi bir okur olarak bu kitabı, önce babalara, sonra annelere, anne baba adaylarına, öğretmenlere ve tabi torun nasıl sevilir arayışında olan tüm dedelere tavsiye ediyorum. İmkânım olsaydı tüm anaokulu öğretmenlerine hediye etmek isterdim. Tabi yazarın bundan önce yayınlanmış okuduğum iki kitabını da burada zikretmeliyim. Hazreti Fatıma’nın dilinden anlatılan Babam Hazreti Muhammed ve Amine annemiz ve Halime annemizin dilinden anlatılan Oğlum Hazreti Muhammed kitaplarını da ismini zikrettiğim tüm guruplara tavsiye derim. “Dedemin olduğu dönem çocuk asrı idi. Dedem, insanlara çocuğun nasıl sevileceğini, nasıl terbiye edileceğini öğretti. Kendilerini büyük gören büyüklere, büyüklüğün çocuk sevgisinde olduğunu gösterdi. Çocuğa çok değer verdi İnsan kendine verilen değer kadar başka insanlara değer verirdi. Çocuğa değer vermek, insanlara değer vermekti.” “Dedem çocuğu terbiye etmeye kalkmadı. Zaten çocuk terbiyeli doğardı. O, çocuğun nasıl terbiyesiz edilmeyeceğini öğretti.” (Sait Köşk)
--reklam--
Dedem Hz. Muhammed (asm) PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Nuriye Çeleğen - Dedem Hz. Muhammed (asm) kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dedem Hz. Muhammed (asm) PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Nuriye Çeleğen Kimdir?
Yazar Nuriye Çeleğen, Kahramanmaraş ilinde dünyaya gelmiştir. Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türkoloji bölümünü başarı ile bitirmiştir. Daha sonra İslami Türk edebiyatı bölümünde master tahsilini yapan yazar Edebiyat öğretmenliği yapmaktadır. Yazarın yayımlanmış çok kitabı bulunmaktadır.
--reklam--
Nuriye Çeleğen Kitapları - Eserleri
- Aşk-ı Sükun
- İffet-i Kalp
- Hay Sultan
- Örtüde Yetmiş Esma
- Babam Hazreti Muhammed (A.S.M.)
- Aşk-ı Hüzün
- Peygamberimiz Kadınlara Nasıl Davranırdı?
- Peygamberimiz Çocuklara Nasıl Davranırdı?
- Oğlum Hz. Muhammed
- Dedem Hz. Muhammed (asm)
- Peygamberimiz Nasıl Bir Babaydı?
- Sünnet Pedagojisinde Ergenlik
- Peygamberimiz Gençlere Nasıl Davranırdı
- Neden Örtünüyorum?
- Kadın Nasıl Mutlu Olur?
- Alfya
- Bir Ayrılık Bir Gurbet
- Said Nursi'nin Gözüyle Kadın
- Yürek Fısıltıları
- Bediüzzamanı Gören Hanımlar
- Hanımların Gözüyle Bediüzzaman
- Bediüzzamanca Bakışlar
- Peygamberimizin Gençlerle İletişimi
--reklam--
Nuriye Çeleğen Alıntıları - Sözleri
- Rahatsız olmadan giydiğimiz,"Bu beni örtüyor mu ? yoksa "Gösteriyor mu?" diye sorgulamadığımız her kıyafet , SİZ şefkat sultanını ağlattığı gibi bizleri de çok ağlatacak. (Örtüde Yetmiş Esma)
- Hz. Aişe, Peygamberimizle yeni evlenmişti. Eşinin kendisini sevip sevmediğini merak etmekteydi. Ya da kendisini ne kadar ve nasıl sevdiğini… Aişe bu düşüncesini peygamberle konuşmadan edemedi. “Ey Allah’ın Resulü, beni seviyor musun?” “Evet, ya Aişe tabii seviyorum!” Aişe dahasını da merak ediyordu. Acaba nasıl seviyordu? Hemen sordu. “Beni nasıl seviyorsun?” Peygamberimiz sevgi şeklini tanımladı eşine: “Kördüğüm gibi.” Bu cevap Hz. Aişe’yi çok sevindirdi. Çünkü kördüğüm açılmazdı. Açılmayan, bitmeyen sırlı bir sevgi demekti. Alacağı cevap onu çok mutlu ettiği için, Hz. Aişe kadınca bir ihtiyaçla sık sık sorardı: “Ey Allah’ın Resulü, kördüğüm ne âlemde?” Peygamberimiz, Aişe’yi memnun eden cevabı verdi her defasında: “İlk günkü gibi...” Sevmekte de eşsizdi O... (Peygamberimiz Kadınlara Nasıl Davranırdı?)
- "Rabbim yetiş imdadıma. " diye yalvardım ta yüreğimden sökülüp gelen bir dua ile (Peygamberimiz Gençlere Nasıl Davranırdı)
- Toprak, insandaki negatif enerjiyi çekerdi. Hele de ilkbaharda. Toprakta oyun, çocukların negatif enerjisini çekip, onların rahatlamasını sağlardı. Çocuk toprağa düşünce mevsim ilkbahar olurdu. (Peygamberimiz Çocuklara Nasıl Davranırdı?)
- Ey Allah’ın Resûlü! Kur’ân Sana indirildiği halde ben mi Sana okuyacağım?” Peygamberimiz buyurdu: “Evet, başkasından dinlemek benim hoşuma gider. (Sünnet Pedagojisinde Ergenlik)
- Benliğin bir özelliği de kendi ile zıtlașanı ve kendini eleştireni düşman görmesiydi. Kim olursa olsun düşman ilan ederdi. (Peygamberimiz Gençlere Nasıl Davranırdı)
- Dünyayı empoze edip, gençleri krize sokmanın adına şimdi "ergenlik" diyoruz. (Peygamberimiz Gençlere Nasıl Davranırdı)
- Göz, Arş’la bağını yaşla anlatır. (Babam Hazreti Muhammed (A.S.M.))
- "Sevgisi kalbe ulaşıp aşk kimyasına erenlere bu dünyada hep ayrılık vardı." (Aşk-ı Sükun)
- “Sen sabretsen de zaman sabretmez” İnsan da sabırsızlığı zamandan kapmıştı. (Oğlum Hz. Muhammed)
- Dualar gözlerden yaş olup aktı damla damla... Umutlar tekrar gelebilmek için havalandı... (Alfya)
- İnsan ne garip şeydi. Ceset anda kayıtlı iken o bir solukta maziye giderdi de hemen gerisin geriye dönerdi. (Aşk-ı Hüzün)
- Her sabah, taze bir umudun kapısıdır. (Aşk-ı Hüzün)
- Gözyaşı düşen bir âmine melekler âmin derdi. (Babam Hazreti Muhammed (A.S.M.))
- Kadın; KALBİNDE yaşadığı kadar örtüsü MUHKEM, NEFSİNDE yaşadığı kadar da örtüsü YUFKA oluyor. (Neden Örtünüyorum?)
- Ve dedi ki: “Canım kudret elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki; Allah Resulünün ocağında da üç gündür ateş yanmamıştır ey Fatıma! Gözümün nuru kızım, ben sana bir şeyler öğreteyim de sen onlara devam et. Bana da Cebrail öğretti. Ya Evveliyn! Ya Zel Kuvvetil Metin! Ya Erhamel Mesakiyn! Ya Erhamer Rahimiyn!” (Peygamberimiz Nasıl Bir Babaydı?)
- "Emanet olarak verilen ve sırlanması istenen güzellik, ben güzelim edaları ile etrafa saçıldı." (Örtüde Yetmiş Esma)
- Uhud savaşının o birinci panik anında Peygamberin koru- masında ilk başta yalnız bir kadın vardı. Peygamber, müşrikler karşısinda tek bir kadınla kalmıştı. Bu kadın Hz. Nesibe'ydi. (Peygamberimiz Kadınlara Nasıl Davranırdı?)
- Peygamberimiz yaşa değil, gayrete önem verirdi. Kim daha çok çalışırsa, kim daha çok öğrenirse onu öne geçirirdi. Yaşlının yaşla olan imtiyazı saygı ve hürmet için geçerliydi; fakat görev almakta geçerli değildi. (Sünnet Pedagojisinde Ergenlik)
- Gençlerin belki de en önemli yanları tepkiye direnmeleriydi. Evet, gençler kendileriyle zıtlaşılan bir davranışta, davranışın yanlışlığını bile bile direnirler. Çünkü gençler, gençliğin ilk dönemlerinde kendilerini etrafa kabul ettirme gayreti içinde olurlar. Bu da benliğin en güçlü direnç noktasıdır. Kendisiyle zıtlaşılan gençte benlik duygusu güçlenir. Böyle gençler güven duygusunu da kaybederler. Güven duygusunu kaybeden gençte karakter zayıflığı görülür. Karakter zayıflığı da günaha karşı gencin direnememesini netice verdiği için, kötü davranışlar da bu gençlerde daha çok görülür. (Peygamberimiz Gençlere Nasıl Davranırdı)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin