Kitap Künyesi

Yazar: A. Mümtaz İdil

Yayın Evi: Etkin Yayınevi

İSBN: 9789756391006

Sayfa Sayısı: 150

--reklam--

Dehşetin Kanlı Gölgesi Caligula Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"Tanrılar Tanrısı Jüpiter adına yemin ediyorum ki, seni imparatorlar listesinden sileceğim ve tarih senin gibi bir musibetin yaşadığını asla bilemeyecek!"

Chaerea kanlı bıçağını üzerindeki beyaz harmanisine sildikten sonra, yerde can çekişmekte olan Caligula'ya baktı. Yaşamının son dört yılını cehenneme çeviren bu adamın can çekişmesi ona garip bir zevk veriyordu. Özellikle de son bir yılda yaşamı kâbusa dönmüştü. Tırnaklarının ucuna kadar kin doluydu. Bunu tanımlaması, şiddetini ölçmesi mümkün değildi. "Yüce Sezar, " diye mırıldandı. "Biz Romalılar sana haksızlık etmişiz!" Dehlizin nemli ve pis havasını taze kır havası koklar gibi derin derin soludu. Çevresinde toplanan diğer imparatorluk muhafızlarına bakıp, başıyla işaret verdi. Aralarında Konsül Conelius Sabinus 'un da bulunduğu yaklaşık on kişi hançerini ve kılıcını çekmiş, yerde harmanisinin arkasına gizlenerek kendini korumaya çalışan adama rastgele saplıyordu.

--reklam--

Dehşetin Kanlı Gölgesi Caligula Alıntıları - Sözleri

  • En büyük düşmanı yalnızlıktı ve buna dayanamıyordu.
  • Ben burada oturacak kadar zalim yaratılışta değilim. Bu koltuk, yüzyıllardır kanla yıkanır ve kanla durulanır. Hiçbir kırmızı renk bu koltuğa yapışmaz ama hep kanlıdır. Ben bu koltukta oturmuyorum Gaius.
  • Yaşatmak ise tanrısal bir güçtür. İnsan kendisini ancak yaşatmayı bildiği anda Tanrı gibi görür. Öldürmek herkes için en kolay yoldur.
  • Ölüm eğer bizi orada bekliyorsa, korkmamalı ve üzerine gitmeliyiz. Aksi halde, o bizi nerede olsak bulur!
  • İnsanoğlunun en büyük zaafı olan acımayı ortadan kaldırıyorum sevgili kardeşim.
  • Yüreğime işlenen kin ve nefret duygusundan beni kurtar, beni normal bir insan haline getir.
  • Savaşmak yalnızca kendinle olmaz! Hem kendinle hem de çevrenle savaşmayı öğrenmelisin!"
  • Caligula'nın en çok ho­şuna giden şey de buydu zaten: Kendisine benzeyen bir çocuğunun olması.
  • En korkunç tarafı gözleriydi. Yuvalarına gömülmüş gibi görünen gözlerinde her an bir dehşet pırıltısı vardı ve doğrudan gözlerine bakan herkes bir an sonra başka tarafa bakma ihtiyacı duyardı. Bu gözlere birkaç saniyeden fazla bakabilmek çok zordu. Şakak kemikleri iki yandan ağır darbe yemiş de içeri göçmüş gibi çukurdu. Bu da yüzünde "kuru kafa" etkisi bırakıyordu. Geniş alnı, iri dişleri, çökmüş şakakları ve avurtlarıyla bir iskeleti andırıyordu.
  • Diyorum ki, eğer biri sana ihanet etmişse, senin buna yapabileceğin bir şey kalmamıştır. İhanet eden, görevini yapmıştır. Oysa, ihanet edeceğini bildiğin insanları daha önceden ortadan kaldırırsan, ihaneti de ortadan kaldırmış olursun. Ne dersin, haksız mı­yım sevgili koruyucum?"
  • Bir süre sonra Senato dan bir karar çıkarttı. Karar çok komik ve şaşırtıcıydı: Caligula, kendisine bakılmasını istemiyordu. Kendisine dikkatle bakan birini gördüğü anda oracıkta idam ettireceğini söylüyordu. Senato üyeleri seslerini çıkarmadılar.
  • Caligula dans eden çifte ulaştığında, çift iki yana açılarak imparatora yol verdiler. Üzerlerine alınmamışlardı. İmparatorun yanlarından veya aralarından geçip gideceğini bekliyorlardı. Ama imparator herkesin şaşkın bakışları altında Marcus'u bir kenara iterek kadını kollarının arasına aldı. Herkesin ve kocasının gözü önünde kadınla sevişmeye başladı. Bir eli kadının kalçalarını sıkıştırırken, diğer eliyle göğüslerini okşuyordu. Kadın başına gelenin ne olduğunu anlayamamıştı. İmparatorun kolları arasındaydı ama imparator dans etmiyor, kendisini okşuyordu. Caligula zavallı kadının ve Marcus'un şaşkın bakışları altında kadını yere yatırdı ve herkesin gözü önünde onunla birlikte oldu.
  • ..karanlık onun için hep bir kurtuluş, yalnızlığın bir simgesi ve huzur olmuştu.
  • Romada imparator soyundan gelenlerin cezası infaz olunurken işkence uygulanmazdı. En acısız biçimde ölmeleri için cellada talimat verilir ve gerisi onun insafına bırakılırdı. Ölüm de genellikle mahkumun en habersiz olduğu anda ve aniden gelirdi.
  • Aklını kaybetmekten çok korkuyordu ve zaman zaman bunun eşiğine geldiğini hissediyordu.

--reklam--

Dehşetin Kanlı Gölgesi Caligula İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Roma'nın Zırdeli İmparatoru Caligula: M.S. 37-41 arasında kısa bir dönem tahtta kalmasına karşın, Roma’nın en zalim İmparatoru olmuştur. Asıl ismi Gaius Julius olan Caligula, küçüklüğünde, babası Germanicus'un Germenia’daki seferi sırasında ortalıkta gezdiği için askerler, ona “küçük asker botu” anlamına gelen Caligula ismini takmışlardır. Ancak Caligula bu isimden hep nefret etmiştir. İmparator Tiberius, evlatlığı olan Caligula'nın babasını ve bir kız kardeşi hariç bütün kardeşleri ve annesini entrikalar ile öldürtmüştür. Caligula, Tiberius’a karşı olan tüm kinini ve öfkesini içinde taşımış, buna karşın ona çok iyi davranmıştır. Tiberius, tahta çıkacak başka yakını olmadığından onu varis ilan etmiştir. Böylelikle 37 yılında ölünce, Caligula imparator olmuştur. Tiberius'tan bıkan halk onu sevgi gösterileri ile karşılamıştır. Gerçekten de Caligula halkın sevgisine karşılık vererek 7 ay boyunca imparatorluğu güzel yönetmiştir. Ancak Caligula, 7. ayda çok ağır bir hastalığa yakalanmıştır. Yatakta geçen uzun sürede hastalık, Caligula'nın zihnine etki etmiş ve delilik emareleri baş göstermiştir. Caligula, öncelikle tüm yakınında bulunanları vahşice öldürtmüştür. Bir tek amcası Claudius’u, peltek olduğu için çok güldürdüğünden öldürtmemiştir. İtalya’daki Baiae ile Puetoli arasındaki 3.5 km’lik boğaza tahta köprü yaptırmış ve atı Incitatus ile karşıya geçmiş, sonra da köprüyü tekrar yıktırmıştır. Caligula'nın aynı zamanda atı Incitatus'u bir rahip olarak adlandırdığı ve yaşaması için içinde mermer bir ahır, altından bir yemlik bulunan bir ev ve mücevherlerle süslü gerdanlık taktığı ve sonra Senato'ya konsül yapma sözü verdiği iddia edilir. 39 yılında senatörlerin bir kısmını ölüme mahkum etmiş, ölüme mahkum edilmeyenler ise Caligula’nın savaş arabasının yanında uzun bir zaman boyunca koşmaya zorlanmıştır. 40 yılında Caligula, İngiltere'ye büyük bir ordu ile sefere çıkmıştır. Ancak İngiltere sahilindeki kabukları çok sevmiş ve seferi bırakıp tüm askerlere bunları toplatıp Roma'ya geri dönmüştür. Gladyatör gösterilerinde canı sıkılınca, gösteriyi izleyen halkı askerlerine parçalatmıştır. Sarayda askerleri zorla senatör eşlerine tecavüz ettirmiş ve kız kardeşi ile ensest ilişki yaşamıştır. Sarayında bir genelev açmış ve sosyal etkinlikler sırasında Senato üyelerinin karılarını, kocaları onlar ayrılırken sadece arkalarından bakabildikleri halde kendi yatak odasına götürme alışkanlığı edinmişti. Ardından karılarıyla yaptığı cinsel eylemleri kocalarının yanında herkesin duyabileceği şekilde anlatıyordu. Caligula üç kız kardeşinden en güzeli olarak hitap ettiği ve aynı zamanda ensest ilişkisinin olduğu kardeşi Drusilla'nın ölmesinden sonra akli dengesini iyice yitirmiş ve bunun üzerine kız kardeşini tanrıça ilan etmiştir. Hatta Roma'daki kadınlara bundan sonra Drusilla için dua etmesini emretmiştir. Tüm bu manyaklıklardan bıkan halk, muhafız komutanına ve kalan senatörlere ondan kurtulmak için yalvarmıştır. Nihayetinde, Caligula’nın zulmüne tepki gösterenlerin başında gelen muhafız komutanı Cassius Charea, MS. 41 yılında sarayda bulunan Caligula, karısı ve kızını öldürmüştür. Öncelikle şunu eklemeliyim, kitap roman havasında anlatılıyor. Aynı zamanda yazar yazdıklarının kaynakçasını belirtmemiş. Kitabı okuduktan sonra anlatılan bilgilere inanmayan olursa eğer kendi imkanları doğrultusunda Caligula'yı araştırması gerekecektir. Ayrıca izlemek isteyenler için Netflix'de Caligula'yı anlatan güzel bir yapım var. Şiddetle tavsiye ederim. "O, bir gün konsüllere verdiği bir ziyafet esnasında hiç yoktan gülmeye başlamış ve: "Bir sözümle şurada hepinizi boğdurmak elimde olduğunu düşünüyorum da ona gülüyorum” demişti." (gonderi/100537198) (Derviş Bey)

Acıdan haz duyan ve kendi ile savaşan imparator Caligula: Caligula 3. Roma imparatorudur. Roma tarihinde adının silinmesini isteyen, ondan korkan babası Germanicus bile Caligula'nın iz bırakmasını engelleyememiș. Acımasız, şizofren (Robert Graves yazmıştı), ahlaksız, alkolik, başına buyruk biri olarak anılıyor ise de matematik tutkusu ile vergi sistemini geliştirmiş imparatordur. Caligula zamanında işkence hakim olsa da sanat oldukça gelişmiş ki özellikle tiyatrodan bahsediyor yazar, sınırlarının genişlemesi de mümkün olmuştur. Ne olursa olsun kendi keyfi keder hareket etse de Roma zayıflamamıștır. Caligula neden ahlaksız? Caligula'nın kendini en iyi hissettiği an kızı Julia'nın doğumu ile olmuş. Ve onun kendisine benzetmesini arzulamıștır. Benzemiş de anlatıldığına göre. Bir gün kızının boğazını sıkmış ve bundan oldukça haz duyduğunu da belirtmiş yazar. Ben pek inanmadım ama üstada bırakmak lazım. Caligula hayvanlardan sadece atlardan etkilenmiş. Kendinden güçlü bulduğu için etkilenildiği yazıyor kitapta. En sevdiği atın ismi ise '' Inkiatus '' tur. Hatta atı senato üyesi yapmak istemiş fakat kabul edilmemiştir. Bir diğer önemli olay üvey kiz kardeşine aşık olmasıdır. Anneleri ortak olan Drusilla'ya aşıktır. Drusilla'nın ölümü ile de delirdiği de söylenir. Daha sonra öbür kız kardeşleri de evlenen Caligula onları çevreye satmıștır. Caligula'nın anlamsız kan dökmesine muhafız komutanı onu koruyan ve Caligula'nın çok güvendiği Chaerea 'dır. Hipodrom' da kargaşa çıkararak komutanın kılıç darbeleri ile ölmesi tam bir trajedidir. Daha sonra karısı öldürülmüş ama kızı Julia işkence edilerek öldürmüştür. Ve ölümünden sonra ise tahta Neron geçecek intikamını alacaktır. Tarih bu kadar gizemli işte. Acımasız ama akıllı imparatorun yüzyıllar sonra tarihe adını yazdırması başarıdır. Kaldı i ki hükümdar olduğu süre boyunca sınırları genişletmeyi başarmıştır. Yine de cehennemi boyladığını düşünüyorum. Çok günahsız, keyfe keder can almanın sonucu odur. İyi okumalar dilerim tarih severlerin oldukça ilgisi çeken bir imparator. Toprağın bol olsun (Nisan T.)

60°: Orta dərəcədə maraqlı idi. Bənzər mövzuda yazılmış Camusun "Caligula"sını daha çox üstün tutaram. Bu kitab bir az(!) sıxıcı gəldi (müqayisədə). Yenə də maraqlı idi. (Gülnar B.)

--reklam--

Dehşetin Kanlı Gölgesi Caligula PDF indirme linki var mı?

--reklam--

A. Mümtaz İdil - Dehşetin Kanlı Gölgesi Caligula kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dehşetin Kanlı Gölgesi Caligula PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı A. Mümtaz İdil Kimdir?

İlk ve orta öğrenimini Zonguldak’ta tamamladı. 1974’te Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne “misafir öğrenci” olarak devam etti. Prof. Dr. Cem Eroğul ve Prof. Dr. Mete Tunçay’ın öğrencisi oldu. Hacettepe Ü. Felsefe Bölümü’nde İoanna Kuçuradi ve Oruç Aruoba’nın öğrencisi oldu. A.Ü.Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi bölümünde iki yıl yüksek lisans eğitimi gördü. Prof. Dr. İnci San ve Prof. Dr. Cahit Kavcar’ın öğrencisi oldu.

1992 yılında Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğünde Genel Müdür Yardımcısı oldu. Bir yıl sonra aynı bölümün Genel Müdürlüğüne geçti ve bir yıl bu görevi yürüttü. Daha sonra yeniden gazeteciliğe döndü. Sırasıyla Siyah Beyaz gazetesinde Yazı İşleri Müdürlüğü, Günaydın Gazetesi’nde Ankara İstihbarat Şefliği, Akşam gazetesinde köşe yazarlığı yaptı.1998 yılında yeniden Kültür Bakanlığına Basın Müşaviri olarak döndü. Aynı yılın sonunda Çorum İl Kültür Müdürlüğü'ne sürüldü ve 2002 yılında Müsteşar Yardımcısı olarak Ankara'ya döndü, 2003 yılında emekli oldu.

1977 yılında Dönemeç dergisinde edebiyat hayatına atılan Mümtaz İdil'in bugüne kadar Türk Dili, Sanat Olayı, Yarın, Bilim ve Sanat, Dönemeç, Varlık, Gösteri, Cumhuriyet Kitap Eki, Türkiye Yazıları gibi periyodik yayınlarda binden fazla makalesi yayınlandı. Akşam, Günaydın, Siyah Beyaz gazetelerinde köşe yazarlığı da yapan İdil, Başkent Üniversitesi yayın organı Bütün Dünya dergisinin "sürekli yazarları" arasında yer alıyor. İdil profesyonel gazeteciliğe 1984 yılında ANKA Ajansı'nda dış politika muhabiri olarak başladı. Daha sonra aynı ajansta Ekonomi bölüm şefliği görevini üstlenen İdil, İngilizce yayınlan Anka Review dergisi editörlüğünü de yaptı. Anka Ekonomik Bültenin editörlüğünü de üstlendi. 2009'dan bu yana yürütmekte olduğu OdaTV Ankara temsilciliği görevini sürdüren İdil, aynı zamanda Gaziantep Haberler, Dağarcık gibi gazete ve dergilerin de Ankara temsilciliğini de yürütüyor. A.Mümtaz İdil, Etkin Yayınevi, Öteki Yayınevi, Ka Kitap gibi yayın kuruluşlarının yönetim kurulunda yer alıyor ve Ankara temsilciliği görevinde bulunuyor. Mümtaz İdil ayrıca Halkın Dostları adlı İnternet sitesinin de imtiyaz sahibi ve genel yayın yönetmenliğini sürdürüyor.

Kitapları

-Atak Oyunun İki Dehası: Alekhin-Tal (1.Baskı Beta Yayınları, 1985, 2. Baskı Broy Yayınları, 2010)

-Bir Sevgi'nin Öyküsü: Sevgi Soysal (1. Baskı Kavram Yayınları, 1986, 2. Baskı Kültür Bakanlığı Yayınlarrı, 1997)

-Caligula (Etkin Yayınları, 1, Baskı Mayıs 2003, 7. Baskı 2013)

-Rasputin (Etkin Yayınları, 1. Bskı Mayıs 2003, 8. Baskı 2013)

-Spartacus (Etkin Yayınları, Son Baskı Ekim 2013)

-Dostoyevski (Etkin Yayınları Son Baskı Nisan 2014)

-Gerçeklik ve Roman (Akademi Kitabevi 1984, Araştırma İnceleme 1. Ödülü, Dayanışma Yayınları 1. Baskı Nisan 1983)

-Sovyet Romanı (Yarın Yayınları, 1984)

-100 Soruda Satranç (ANKA Yayınları, 1.Baskı 2011, 2. Baskı 2013)

-Pinokyolar Ülkesinde Filler Kral Olur (Ka Kitap, 1. Baskı Şubat 2016)

-Saygın Kel Adamın Ölümü (Ka Kitap, 1. Baskı Şubat 2015, 2. Baskı Şubat 2015)

-Şeytanla Çorba İçenin Kaşığı Uzun Olur (Destek Yayınları, 1. Baskı Haziran 2016)

Çevirileri

-Budala, F.M.Dostoyevski (2 cilt) (Rusça, 1. Baskı 1995, 2. Baskı, Eylül 2016)

-Meçhul Bir Kadından Mektup, Stefan Zweig (Ruşça) (1. Baskı Tez Yayınlar, 1999, 2. Baskı Bencekitap, 2008)

-Delikanlı, F.M.Dostoyevski (3 Cilt, Rusça, 1. Baskı 1996)

-Foma, M.Gorki (Evrensel Yayınları)

-Çocukluğum, M.Gorki (Evrensel Yayınları)

-Ekmeğimi Kazanırken, M.Gorki (Evrensel Yayınları)

-Benim Üniversitelerim, M.Gorki (Evrensel Yayınları)

-Kumarbaz, F.M.Dostoyevski (1. Baskı Ocak 2016)

-Yeraltından Notlar (F.M.Dostoyevski, 1. Baskı Ocak 20016)

-Büyük Adamlar (Rusça, Grigory Petrov, Etkin Yayınevi, 1. Baskı Mayıs 2014)

--reklam--

A. Mümtaz İdil Kitapları - Eserleri

  • Çılgın Keşiş - Rasputin
  • Dehşetin Kanlı Gölgesi Caligula
  • Pinokyolar Ülkesinde Filler Kral Olur
  • Saygın Kel Adamın Ölümü
  • Öteki Dostoyevski
  • Bir Sevgi'nin Öyküsü
  • Gerçeklik ve Roman
  • Şeytanla Çorba İçenin Kaşığı Uzun Olur
  • Sovyet Romanı
  • Gerçekçi Romanın Ustası - Balzac

--reklam--

A. Mümtaz İdil Alıntıları - Sözleri

  • Savaşmak yalnızca kendinle olmaz! Hem kendinle hem de çevrenle savaşmayı öğrenmelisin!" (Dehşetin Kanlı Gölgesi Caligula)
  • Bir süre sonra Senato dan bir karar çıkarttı. Karar çok komik ve şaşırtıcıydı: Caligula, kendisine bakılmasını istemiyordu. Kendisine dikkatle bakan birini gördüğü anda oracıkta idam ettireceğini söylüyordu. Senato üyeleri seslerini çıkarmadılar. (Dehşetin Kanlı Gölgesi Caligula)
  • Gerçeğe bağli roman yazmaya gerçeğin salt yansı­tılmasıyla başlayan ilk romancılar, bunun yeterince gerçeği yansıtmadığının farkına vardıkları andan sonra bir kahraman tipi üzerinde durmaya başlamışlardır. Kahramanların ikinci bir kişinin ağzından anlatılması ise neredeyse gelenek halindedir. Böylelikle gerçeğin akta­rımını bir başka kişiye bırakmakla romancı aradan çekilmekte, aynı zamanda da söylemek istediklerinin hiç olmazsa bir bölümünü bu yolla söyleyebilmektedirler. (Gerçeklik ve Roman)
  • Geride bıraktığın yıllara şöyle bir bak! Sevdiğin ve istediğin şeyleri yapmakta ne kadar geç kaldığını anlayacaksın. (Çılgın Keşiş - Rasputin)
  • Dostoyevski'nin çoğu olumsuz roman kahramanlarından oluşturduğu dünya günümüzün Türkiye'sinde geçiyor gibidir. (Pinokyolar Ülkesinde Filler Kral Olur)
  • İlk öykü kitabı Tutkulu Perçem'den, yarım kalan son romanı Hoşgeldin Ölüm'e kadar Sevgi Soysal; kadınıyla, erkeğiyle, zayıfıyla, güçlüsüyle, baskısıyla, işkencesiyle gerçek anlamda "hayatı" geniş bir kesiti ile kısa yaşamına sığdırmayı başarabilmiştir. (Bir Sevgi'nin Öyküsü)
  • Romancı dil ustası ol­mak zorundadır. Bir yazar ancak dil ustalığına ulaştık­tan sonra romancı olabilir. Bu ustalığa erişmemiş bir roman yazarı dili yetkin kullanamamasından dolayı eleştirilebilir, ama dili sanatsal bir gereklilik olarak us­taca kullanan bir yazar da, salt dil ustalığı nedeniyle göklere çıkarılamaz. Yani, başka bir deyişle üslup, romanın anlatım dilini, bakış açısını, ayrıntı se­çimini; kısacası yazarın dünyayı kavrayışındaki yöntemin tümünü kapsayan daha büyük bir alandır ... O, kelimeleri birbirine ustaca ekleye­rek, yaşamı şu veya bu biçimde yansıtacak bir olguyu sürekli kılan bir yazın mimarıdır. Ve işte bu andan son­ra ortaya çıkan yapıtın sanatsal değeri, dünyayı kavrayışı, içerik ve biçim bütünlüğü, bireyselliği veya toplum­sanığı ve benzeri özellikleri roman sanatı içinde değer­lendirilebilir. Yine bu andan sonra, yani anlatıcı bir dil ustası olarak dünyayı kavrayışını ele verdikten sonra; is­ter nihilistçe yazsın, ister bireyci yazsın, isterse toplum­cu yazsın, bir roman olarak ele alınmak ve titizlikle hak ettiği yere oturtulmak zorundadır. (Gerçeklik ve Roman)
  • Endişem bir şey bildiğimden değil yaşlı adam. Endişem insanlara güvensizliğim. (Pinokyolar Ülkesinde Filler Kral Olur)
  • "Neden bu kadar sevindin ki?Yarın yine ağlamaya başlarsın." (Öteki Dostoyevski)
  • "Her şeyi deneyerek bulamazsınız." (Saygın Kel Adamın Ölümü)
  • “Cinsellik yaşamın ana damarlarından biridir ufaklık “ diye devam etti. (Çılgın Keşiş - Rasputin)
  • Ağaçlardan vişne, elma koparmayı, olmamış erikleri yemeyi, otların üzerine uzanıp da hangi yıldızın bana göz kırptığını bulmayı... çelik çomak oynamayı, okuldan kaytarmayı, kalemle yazıp silgiyle silmeyi, tebeşir tozunu, sabun kokusunu, kuzinenin üzerine yapışan patatesleri, yandım Allah diye zıplayan kestaneleri. .. Ama en çok da sevgiyi özledim. (Şeytanla Çorba İçenin Kaşığı Uzun Olur)
  • Zulüm her çağda şiddetinden bir dirhem bile kaybetmeden sürmüş gelmiş, (Saygın Kel Adamın Ölümü)
  • "Onursuz ve alçakça bir zaferle yaşamaktansa," diye yazıyordu Bruno, "Onurlu ve şerefli bir ölüm çok daha iyi!" (Pinokyolar Ülkesinde Filler Kral Olur)
  • Ben burada oturacak kadar zalim yaratılışta değilim. Bu koltuk, yüzyıllardır kanla yıkanır ve kanla durulanır. Hiçbir kırmızı renk bu koltuğa yapışmaz ama hep kanlıdır. Ben bu koltukta oturmuyorum Gaius. (Dehşetin Kanlı Gölgesi Caligula)
  • Romada imparator soyundan gelenlerin cezası infaz olunurken işkence uygulanmazdı. En acısız biçimde ölmeleri için cellada talimat verilir ve gerisi onun insafına bırakılırdı. Ölüm de genellikle mahkumun en habersiz olduğu anda ve aniden gelirdi. (Dehşetin Kanlı Gölgesi Caligula)
  • Aklını kaybetmekten çok korkuyordu ve zaman zaman bunun eşiğine geldiğini hissediyordu. (Dehşetin Kanlı Gölgesi Caligula)
  • “Şimdi roman diye ortaya atılan düzmece kitaplara bak. Örgüsü sağlam, dili sağlam, konusu sağlam... evet bunlara hiçbir diyeceğim yok. İyi ama ruh nerede dostum! Bütün bu yazılanlarda ruh yok ruh!” (Öteki Dostoyevski)
  • "Ben basit bir insanım, ne maharetliyim ne de gösterişli." (Öteki Dostoyevski)
  • " Ama unutmayın ki imparatorluklar halkını mutlu etmek için değil, ancak sınırlarını genişletmek için diktikleri çarmıhlarla düzeni sağlayabilirler." (Saygın Kel Adamın Ölümü)