Kitap Künyesi
Yazar: Jack London
Çevirmen: Osman Çakmakçı
Tasarımcı: Adnan Elmasoğlu
Orijinal Adı: The Road
Yayın Evi: Alfa Yayınları
İSBN: 9786051711850
Sayfa Sayısı: 206
Demiryolu Serserileri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Demiryolu Serserileri, London’ın bir berduş olarak sokaklarda yaşadığı döneme ışık tutan otobiyografik öykülerden oluşuyor. Yük vagonlarında yaşamını sürdüren ve Amerika’yı bir ucundan diğer ucuna dek kateden evsizlerin arasına karışan London, deneyimlerini hikâyeleştirerek çıkıyor okurun karşısına. Arka planında Amerika’daki ekonomik bunalımın da bulunduğu bu öyküler, tren yollarında yaşayan insanların kötü şartlar altında hayatta kalma mücadelesini yazarın karmaşık olmaktan uzak diliyle aktarmakta.
“En güzel hikâyeler her zaman bir enkazla başlar.”
Demiryolu Serserileri Alıntıları - Sözleri
- Köpeğe kemik atmakla iyilik yapılmış sayılmaz. Gerçek iyilik, köpek kadar açken kemiği köpekle paylaşmaktır...
- Donuk bir ruh, ne fenalık ne ahlak izi, hissiz ve inatçı.
- Cehennemde krallık ,cennette hizmeçilikten iyidir.
- Ya işte böyle! Demiryolu serserilerinin bütün hayatlarının toz pembe geçmediğine inanın!
- Bir serseri oldum çünkü bu hayat benim içimdeydi ve kanımda beni rahat bırakmayan bir yolculuk yapma tutkusu vardı.
- Bütün topluluklar içinde belli bir oranda kaytancılar, yeteneksizler, vasat insanlar ve kurnaz tipler bulunur.
- Korku veren bir nicelikte bir kalabalığın ortasında bulunmaktansa, tek başına daha iyi sadaka toplayabilecektir.
- Yoldaki hayat her zaman eğlenceli değildir.
- İnsan hayatlarının tozpembe geçmediğinden emin olun.
- İnsan hayatlarının tozpembe geçmediğinden emin olun...
- Haklarına saygı gösterilmesi gibi gülünç bir fikre kapılmış yirmi yaşlarında bir melez anımsıyorum. Çok haklı olmasının ona hiçbir yardımı dokunmamıştı.
- Suyun başlı başına bir özelliği vardı: sıcaktı. Sabah “kahve” adını alıyor; öğlen “çorba” rütbesine yükseliyor ve akşam “çay” olarak kılık değiştiriyordu.
- Asıl yardımseverlik, en az köpek kadar aç olduğun bir zamanda o kemiği onunla paylaşmaktır
- ... dişisine kötü davranan tek hayvan insanoğludur.
- O gözlerde, bana baktıklarında, denizin açık güneşini gördüm.
Demiryolu Serserileri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Haftalık bir kaç pen yada centle geçinen insanların olduğu, sokaklarda yaşayıp kuytu köşe bulduğu için şanslı olduğunu sanan insanlar, diğer yandan bir çok kişi ile bir oda adı verilen 3 5 metrekarelik duvarlar arasında yaşayan insanların sokaktakilerden daha şanslı olduğu, kazandıkları centlerin temel yaşam malzemelerine bile yetmediği, sadece çalışıp uğraşırken sonrasında hastalıklarla genç yaşta ölen insanların olduğu ve bunların tümü dünyanın "Güneş Batmayan ülke" lakaplı İngiltere'nin başkentinin doğu yakasında gerçekleşirken romandan çok Londra için yazılmış bir sosyoloji el kitabı desek yanlış olmaz. Duydukları karşısında kayıtsız kalmayıp, kılık değiştirerek doğu yakasına giden London, olanlar karşısında şok olur. Onlarla aç kalıp, yenileyecek yiyecekleri yiyen, aö karnını doyurmak için türlü iş arayan, bazende gördüğü manzaralardan dolayı dayamayıp kıyafetlerine sakladığı centlerle orada bulunan insanlara kahve ve kahvaltı ısmarlayarak daha da detaylı öğrenip kitabına aktaran yazarımız, ülkede olağanüstü ses getirmiş. Herkes bu yaşanılanları yazarın aklından geçirdiği bir tasarlama olduğunu düşünürken, Büyük Britanya' da zor şartlarda yaşayan insanların varlığına ilgi duyulmuştur. Not: Romandan çok araştırmacı bir toplumsal anlatım olan kitapta birçok cinayet, dava, zamanın adaletsizliği, insanların çırpınışlarını da aktarır ayrıca. Keyifli okumalar #alıntı "Efendim!, Gücü yüksekliği ve otoriteyi temsil eden bir kelime, altta olan adamın üsttekinin işlerini biraz kolaylaştırmak ve yükünü hafifletmek için söylediği bir söz ; diğer bir deyişle dilencilik... " (Senem)
Otobiyografik bir eser olan Demiryolu Serserileri'ndeki kahramanın adı da Jack'tir. Her ne kadar yazarın gerçek adı Jack olmasa da kitaplarında her zaman Jack London ismini kullanmıştır. Bu yüzden bu kitapta geçen kahraman da yazarın bizzat kendisidir. Henüz meşhur bir yazar olmadan önceki hayatından kesitleri bize burada aktarmaktadır. Kitabın sonlarına doğru yazarlığa doğru geçiş yaptığından, sık sık kitap okuduğundan ,kütüphaneye gittiğinden de bahsetmektedir. (şule eş)
Kitabın Yazarı Jack London Kimdir?
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.
Jack London Kitapları - Eserleri
- Beyaz Diş
- John Barleycorn
- Martin Eden
- Demir Ökçe
- Ay Vadisi
- Demiryolu Serserileri
- Vahşetin Çağrısı
- Deniz Kurdu
- Uçurum İnsanları
- Alın Teri
- Şampiyon
- Dehşet Ülkesi
- Güneşin Oğlu
- Yanan Günışığı
- Kız, Kar ve Kan
- Düş Ülkelerine Yolculuk
- Sevginin Katıksızı
- Tanrılar ve Köpekler
- Suikast Bürosu
- Kurt Dölü
- Denizin Çağrısı
- Midas'ın Müritleri
- Yıldız Gezgini
- Ölüme Boyun Eğmeyen Adam
- Ataların Tanrısı
- Beyaz Sessizlik
- Can Yoldaşı
- Devrim
- Dönek
- Gece Doğan
- Halk Avcısı
- İnsanın Sadakati
- Meksikalı
- San Fransisco'nun Güneyi
- Sınıf Farkı
- Makaloa Hasırı Üzerinde
- Bana Göre Hayatın Anlamı
- Hawaii Öyküleri
- Büyük Serüven
- Kurt Kanı
- Yakalanış
- Öyküler
- Uzak Diyarlarda
- Bir Kuzey Macerası
- Gece Geçen Serseriler
- Gemide İsyan
- Geleceğin Hikayeleri
- Beyaz Cehennem
- Büyük Evin Küçük Hanımefendisi
- Beyaz Diş - Madam Bovary
- Şafak Kızı
- Beyaz Diş - Esrarlı Ada
- Yumruk
- Buzun Çocukları
- Bin Düzine Yumurta
- Adem'den Önce
- Oyun
- Ateş Yakmak
- Acemi Gece
- Vahşetin Çağrısı (Çizgi Roman)
- Kumarbazlar Cenneti
- Vahşetin Çağrısı - Beyaz Diş
- Ateş Yakmak
- Hayatın Kanunu
- Demir Yolu Çocukları
- Kızıl Veba
- Büyük Sorgu
- Mapuhi’nin Evi
- Ölümcül Dalgalar
- Kadın Denen Mucize
- İlk Savaş, İlk Zafer
- İnsanlığın Sürüklenişi
- Kepaze
- Çinago
- Bütün Dünyanın Düşmanı
- Alice Ruhunu Açınca
- Kahekili’nin Kemikleri
- Dağ Adamı
- Bir Dilim Biftek
- Kırmızı
- Tek Özgürlüğüm
- Güneşe Doğru
- Lost Face And Other Stories
- Theft
- Tom Pomplun
- Kaval Kemikleri
Jack London Alıntıları - Sözleri
- “Sanki kendimin dışında durmuş da kuşkuyla kendime bakıyor gibiydim.” (Deniz Kurdu)
- Henüz çıldırmadım ama çıldırmaya başladığım zaman beni görün;))) (Büyük Evin Küçük Hanımefendisi)
- Yaşlılık zamanlarımızda dine ihtiyaç duyarız Alice. Din bizi yumuşatır, diğer insanların zayıflıklarına, özellikle de nerede sabah orada akşam hovardalık ettikleri ve ne yaptıklarını bilmedikleri gençlik zamanlarında gösterdikleri zayıflıklara karşı daha hoşgörülü ve affedici olmamızı sağlar. (Alice Ruhunu Açınca)
- Ömrüm boyunca gövdemle hayvan gibi çalıştım ve ne kadar çok çalıştıysam çukurun dibine o kadar fazla yaklaştım. (Tom Pomplun)
- °• İnsan her zaman hayattan talep ettiğinin daha azını alır . (Uçurum İnsanları)
- Dünyaya egemen olan kanunu iyi biliyordu: zayıflar ezilir, güçlülere itaat edilirdi. (Beyaz Diş)
- “Bana o gözleriyle bir dakika içinde, bin yılda kitaplarda okuyabileceğimden daha çok şey söylüyordu.” (Büyük Sorgu)
- Bundan şu çıkıyordu ki bir kişi dostluğun d'sini bile bilmez ama soylu biri olabilir! (Uzak Diyarlarda)
- İnsanlar neden şarap içer, at biner, aktristleri tutar, papaz ya da kitap kurdu olur? Öyle isterler de ondan. İşte sana cevap. Hepimiz, elimizdeyse, hoşlandığımız şeyleri yapmak isteriz, elde edelim etmeyelim, istediğimiz şeylerin peşinden koşarız. (Sevginin Katıksızı)
- Güneş her sabah doğar. (Makaloa Hasırı Üzerinde)
- Korkak olduğu için, zorbalığı da korkaklığıyla uyumluydu. (Can Yoldaşı)
- Derler ki, bu aşk hayattan bile daha kıymetliymiş, aşık olanlar böyle söyler. Bir kadın ya da erkek, birini dünyadaki herkesten daha fazla severse, o zaman aşık olduğunu anlar. Böyle denir ama kelimelerle açıklamak fazlasıyla zor. Sadece bilirsin işte, o kadar. (Kadın Denen Mucize)
- “Kalbimde sana duyduğum hisler yıldızlar kadar parlak ve çok, bunu ifade edebilecek bir dil yok. Sana nasıl anlatabilirim ki? Oradalar... Görüyor musun?" (Kadın Denen Mucize)
- Tekdüzelikten uzak olması belki de serseri yaşantısının en güzel yanıdır. Topluluklar hâlinde yaşayan serserilerin ülkesinde, yaşamın yüzü sık sık biçim değistirir. (Demir Yolu Çocukları)
- Yaşamaktan mutluyum, kendi akıl ve gücümden mutluyum, işleri yapmaktan mutluyum, kendim için yapmaktan. Bundan başka yaşamak için bir neden olabilir mi? Kendimden ve yaptığım işlerden keyif almayacaksam, neden yaşayayım? (Buzun Çocukları)
- “Aramızda küçük bir tartışma yaşadık ve yapabileceğimiz en iyi şey, bunun bu kadarla kalmasını sağlamak.” (Vahşetin Çağrısı (Çizgi Roman))
- Kötü olan iyi olanı bozar, her şey birlikte iltihaplanır. (Uçurum İnsanları)
- Bugün n'oluyor, ilkokuldan sonra ortaokul, lise, sonra üniversite, sonra ya memur oluyoruz ya doktor moktor, bildiğimiz serüvenleri de sadece kitaplardan öğreniyoruz. (İlk Savaş, İlk Zafer)
- Hayat hayal kırıklıklarıyla dolu ve öyle olmalı zaten. En tatlı et kıtlıktan sonra gelen ve en yumuşak yatak da zor bir avdan sonra yatılandır. (İnsanın Sadakati)
- Kazanılacak bir oyun gibi gördükleri şeyi yıllarca oynayan insanları izledim. Sonunda kaybettiler... (Dönek)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin