Kitap Künyesi
Yazar: Emile Zola
Çevirmen: Kıymet Zeyrek
Yayın Evi: Sel Yayıncılık
İSBN: 9789755708980
Sayfa Sayısı: 71
Deneysel Roman Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Émile Zola’nın 1880’de kaleme aldığı Deneysel Roman, deneysel tıbbın yöntemselliğinin edebiyata uygulandığı bir natüralist manifesto. İyi bir romanın niteliklerini bir bilim insanı titizliğiyle ele alıp açıklayan ve olguların dışında hiçbir otorite tanımayan Zola, geliştirdiği perspektifle çağdaşlarına fark atıyor…
“Öncelikle sorulması gereken soru şudur: Şu ana kadar yalnızca gözlem yöntemi kullanılmış olan edebiyatta deneyleme mümkün müdür?”
(Tanıtım bülteninden)
Deneysel Roman Alıntıları - Sözleri
- Deneyci, doğanın sorgu yargıcıdır. Biz romancılar ise insanların ve tutkuların sorgu yargıcıyız.
- "Güce de ahlaka da sahip olan bizleriz."
- "Doğruya varmak için daha uzun süre yanlışı kullanmak mecburiyetindeyiz."
- Öncelikle sorulması gereken soru şudur: şu ana kadar yalnızca gözlem yöntemi kullanılmış olan edebiyatta deneyleme mümkün müdür?
- Bu nedenle,dogal hadiselerin varlik sartlarinda, cansiz cisimler icin oldugu gibi canli cisimler icin de mutlak bir determinizm söz konusudur.
- “Cansiz cisimlerde oldugu gibi canli varliklarda da tüm olgularin varlik sartlari mutlak bir sekilde belirlenmistir.”
- “Deneysel düşünme tarzını skolastik tarzdan ayıran şey, ilkinin verimliliği,ikincisinin ise kısırlığıdır.Hiçbir yere varmayan mutlak doğruya sahip olduğunu zanneden skolastik düşünme biçimi tam da budur; bu anlaşılabilir bir durumdur,çünkü, kesin bir ilkeyle, her şeyin izafi olduğu doğanın dışında yer almaktadır.Tersine,hep şüphe duyan ve hiçbir konuda mutlak bir kesinliğe sahip olamayacağına inanan deneyci ise çevresindeki olaylara egemen olmayı başarır, doğa üzerindeki gücünü yaygınlaştırır.” Kitabı tolstoycular,Dostoyevskiciler beğenmemiş belli sağlam laf sokmuş adam :)
Deneysel Roman İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İnsanların bu derlemeye az puan vermesinin nedeni anlayamamış olmaları galiba.Halbu ki çok açık ve net determinizmin eski skolastik veya klasik romanlara bu çağda olacak üstünlüklerinden bahseden güzel bir yazı olmuş.Bu dönemde artık hayalperestlikten çok nedensellik ilkesiyle yazılan romanların kendini öne çıkaracağı ve bunlara “deneysel roman” adı verileceği öne sürülmüş.Yazar çok net söylemiş “Kısacası bizler, bir tutkunun sosyal bir çevrede nasıl işlediğini deney yoluyla gösteren ahlakçı deneycileriz.” Ahlak kısmına kesinlikle katılmıyorum tamamen subjektif bir yargı olduğundan fakat gayet açık bir şekilde kendi yargılarını bir bir sıralamış. (Mustafa Kenan Hürmüzlü)
Kitabın Yazarı Emile Zola Kimdir?
Émile François Zola (2 Nisan 1840 – 29 Eylül 1902), Fransada natüralizm akımının öncüsü olan ünlü bir yazardır. Zolanın edebiyat dışındaki şöhreti ise, Dreyfus Davasında takındığı aydın tavrından kaynaklanmaktadır. 1897 yılında Fransız ordusunda Yahudi olması nedeniyle askeri yargının duyarsızlığına kurban giden yüzbaşı Dreyfus’u hükümetin bütün baskılarına rağmen savunan ve Fransa devlet başkanına hitaben “İtham Ediyorum” makalesini yayınlayan Zola, baskılardan dolayı Fransayı terkedip bir süre Londrada yaşamak zorunda kaldı. Çabaları sonucunda Dreyfus Davasının yeniden görülüp adaletin yerini bulması sonucu yurduna döndü. Émile Zola, 1902 sonbaharında,kaldığı otelin yatak odasında duman zehirlenmesinden öldü. “Nana”, “Germinal” ve “Meyhane” en tanınmış romanlarıdır.Tüm romanlarında,doğal ve gerçekçi bir tarzla,hayatın zorluklarından bahsedilir.Örneğin Nana adlı romanda yokluktan dolayı batağa sürüklenen bir genç kızın dramı,büyük bir gerçekçilik ve dramla anlatılır.
Emile Zola Kitapları - Eserleri
- Paris Yıldızı
- Nana
- Meyhane
- Yaşama Sevinci
- Therese Raquin
- Hulya
- Suçluyorum
- Bir Aşk Sayfası
- Gerçek
- Emek (1 Cilt)
- Döl Bereketi - 1
- Döl Bereketi - 2
- Apartman
- Germinal
- İtiraf
- Hayvanlaşan İnsan
- Paris'in Karnı
- Toprak 1
- Rahip Mouret'nin Günahı
- Sel
- Bir Gecelik Aşk Uğruna
- Doktor Paskal
- Para
- Plassans Papazı
- Marsilya'nın Gizemleri
- Medan Geceleri
- Aşk Bitmesin
- Toprak 2
- Emek 2. Cilt
- Deneysel Roman
- Değirmene Hücum
- Canlı Ölü
- Başyapıt
- Germinal
- Nana
- Captain Burle
- Yıkılış
- Döl Bereketi 3
- Seçilmiş Əsərləri
- Nasıl Ölünür
- Meyhane (II. Cilt)
- Rougon'ların Yükselişi
- Rougon'ların Yükselişi 2.Cilt
- Bir Aşk Sayfası 2
- Aşkların En Güzeli
- Bir Aşk Gecesi
- Beşerdeki İfrit
Emile Zola Alıntıları - Sözleri
- Bu adamlar sevmiyorlar, sevmekten âciz insanlar, bunlar! Para, iktidar, ihtiras, zevk, evet, bunlar ellerinden gelir, fakat aşk onların kârı değil! (Döl Bereketi - 1)
- Sonra, tek bir sözcükle sürükledi Pauline'i içeri: "Gel, pis çocuk." (Paris'in Karnı)
- Elindeki minik demeti, büyük bir hazla kokladı. Evet! İşte kardeşlik bağının getirdiği iyilik, bir başına mutluluk yaratan sevgi, evreni kurtararak, yeni baştan kuracak olan aşk! (Emek (1 Cilt))
- ''Bu acının tesellisi yok. Yardım istemiyorum.'' (Sel)
- "Evlendirin; eğer onlar aileleriyle böyle çekişmeye, bütün engelleri aşmaya yönelten büyük bir aşkla birbirlerini seviyorlarsa evlendirin. Mutluluğu ancak sevgi sağlar." (Emek (1 Cilt))
- Bütün ihtilaller burjuvalar için yapılıyor. (Paris'in Karnı)
- Gene hasta sandı kendini, sağlığının tamamen yerine gelmesi için son bir şeye gereksinimi vardı: Nerede arayacağını, nerede bulabileceğini bilmediği bir bütünlük gereksinimi, eksiksiz bir doyum gereksinimiydi bu. (Rahip Mouret'nin Günahı)
- Therese'nin odasındaydı ve bu içini mutlulukla doldurdu. Sonra bir anda, bir adamın cesedinin de orada olduğu, nişin oyuğundaki perdelerin tenine dediği aklına geldi. Tüyleri ürperdi, bayılacak gibiydi. Therese bu ufak tefek adamı sevmişti, Aman Tanrım! Bu mümkün müydü? Adamı öldürdüğü için kızı affedebilirdi; asıl kanını kaynatan şey , Colombel'in çıplak ayaklarının dantelli yatak örtülerinin ortasında uzanıyor oluşuydu. (Bir Gecelik Aşk Uğruna)
- ... sonunda sahidende pis bir hal alıyor bu iş. Ben peşleri sıra bir sürü çocuk sürükleyen insanlar gördüğüm zaman sarhoş bir aile görmüş gibi tiksiniyorum. Ondan hiç farkı yok, hatta daha pis. (Döl Bereketi - 1)
- -İstemiyorum! Kimse gelmesin! (Apartman)
- Boşa harcanan paradan söz edildiğini ne zaman duysa acı çekiyor, bu konuda yapılan şakaları bile anlamıyordu. (Medan Geceleri)
- Savunma artık savaşı,savaştan kirli bir şey yok bu dünyada ! (Yıkılış)
- insan güçlü olmadığı zaman akıllı olmak zorundadır. (Germinal)
- İnsan tehlikenin gözüne bakarsa ona meydan okur. Kahramanlık denen şey de budur, bundan daha gizemli ya da daha fazla bir şey değil. (Yıkılış)
- Fakat insanlar gerçekleri bildikleri halde, bunu itiraf etmek istemezler. Bu nedenle suçu daima talihe yüklüyorlar, Tanrı 'nın gazabına uğradıklarını ileri sürüyorlardı. (Meyhane)
- Kentleri ateşe verin, insanları kırıp geçirin, her şeyi kökünden kazıyın, bu çürümüş dünyadan hiçbir şey kalmadığı zaman yerine daha iyisi biter belki. (Germinal)
- İşte böyle… Tutku denen şey kaçınılmazdı… (Bir Aşk Sayfası)
- Ben sözcükleri sevmem... İnsan birini sevdi mi, yapabileceği en iyi şey onu göstermektir. (Apartman)
- "Beni olduğum gibi kabul etmelisin." (Nana)
- Evet, modern konuyu ele alıyorlar. Aydınlık renklerle boyuyorlar, fakat bayağı ve düzgün resim tarzını, herkesin yaptığı göze hoş görünür tertibi, hasılı, beri tarafta burjuvalar beğensin diye öğrenilen formülü muhafaza ediyorlar... Sonra işin kolayına bakıyorlar, tahtadan oyuncak boyar gibi çırpıştırma iş görüyorlar. Bu el çabukluğu, bu rahat iş görme tarzı başarı kazandırıyor. Halbu ki kürek cezasına layık görülmeli... Anlıyor musunuz? (Başyapıt)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin