Kitap Künyesi

Yazar: Murathan Mungan

Yayın Evi: Metis Yayıncılık

İSBN: 9786053162360

Sayfa Sayısı: 216

Devam Ağacı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Devam Ağacı, Murathan Mungan’ın çeşitli tarihlerde farklı mekânlarda yaptığı dokuz konuşmanın metinlerini bir araya getiriyor. Mungan’ın genel olarak hayatta ve sanatta kendine dert edindiği meselelere, temel ölçütlerine, yazı dünyasının temalarına ilişkin aydınlatıcı ipuçları taşıyan, sosyolojik bir kadraja alınmış metinler bunlar.

Devam Ağacı metinleri okura kendi dünyasını oluşturabilmiş yaratıcı bir sanatçının yoluna devam ederkenki ısrarını gösteriyor; yıllara yayılmış hassasiyetlerin, dikkatlerin üzerinden geçiyor, bazen de bunların altını çiziyor.

Devam Ağacı Alıntıları - Sözleri

  • "Benim lise yıllarımda öğrenciler fen ve edebiyat sınıfları diye ikiye ayrılırdı. Fen bölümünü seçen öğrencilerin o zamanki tanımıyla 'müspet ilimlerde' daha başarılı olacağına, dolayısıyla ileride daha sağlam bir gelecekleri olduğuna inanılır, edebiyat bölümünü seçen öğrencilere ise her zaman dillendirilmese bile azıcık kuşku ve güvensizlikle bakılırdı. O yılların öğrencilerinin edebiyatın toplum algısındaki konumuyla eğitim katında tanışma biçimiydi bu. Gündelik dilde karşı taraftakini aşağılamak için kullanılan 'edebiyat yapmak', 'edebiyat parçalamak' gibi sözleri 'tiyatro yapmak', 'soytarılık etmek', 'dansöz gibi kıvırmak' gibi nitelendirmelerle zenginleştirip toplum katında yeteneğin, becerinin, hünerin aşağılanma türlerine örnek olarak gösterebiliriz."
  • Pek çok kişi yürüdüğü yolu hala aynı yol sanır. Oysa yol çoktan değişmiş ya da yıllar içinde yol onu değiştirmiştir
  • "Eskiden cehaletin tek türüyle savaşılırdı. Şimdi kendi içinde çeşitlenerek çok kollu bir canavara dönüştü. Hemen her alanda görülen sıradanlığın, vasatlığın iktidarı cehalete güç ve özgüven kazandırdı. Yazılı kültür aşamasını tamamlamadan görsel kültür aşamasının dört koldan bombardımanına maruz kalan bir toplumda yaşıyor ve ısrarla edebiyatı yaşatmaya, yapıt vermeye devam ediyoruz. Bugün pek çok kişi sosyal medyayı izliyor ya da içinde yer alıyor,nelerin nasıl yazıldığını görüyor, biliyor. Örneğin, Twitter'da yalnızca 140 karakterden oluşan dümdüz bir cümleyi doğru anlamakta zorlanan pek çok insanın 140 sayfalık bir kitaptan ne anlamış olabileceğinin kaygısını taşıyarak yazmayı sürdürüyoruz. Verdiğim çeşitli düzeyde örneklerle dil kaybı diye anlatmaya çalıştığım bu durumun yalnızca bir dil kaybı değil, bir hayat kaybı olduğunu anlatmaya çalışıyorum."
  • Müzik benim arka bahçem
  • Bazı travmalar birikmiş hayal kırıklıklarıdır
  • …galiba halkımızın hayatta en az önem verdiği kayıplar dil kayıplarıdır. Bütün yaşamını en fazla iki yüz-üç yüz sözcükle idare ettiği için, dil zaten insan ilişkilerinde baştan kayıp bir kıta sahanlığıdır; dolayısıyla ülke insanı var olan sınırlı dil malzemesinin eksilmesinden, bozulmasından, kaybından da ciddi bir rahatsızlık duymaz. Basmakalıp sözler, sığ klişeler, günün moda deyişleri, hikmetli olduğunu vehmettiği özlü ve cakalı sözlerle günü kurtarır, ömrü idare eder. "Lafın gelişi," diye başladığı sözlerin çoğu zaten laf olsun diye söylenmiş sözlerdir. Bu lafların gelişleri olmadığı gibi gidişleri de yoktur. Gündelik iletişimin büyük bölümü yanlış anlamalarla, "aramızda yanlış anlaşma oldu" gibi tutarsız mazeret cümleleriyle geçer. Üstelik lafı yanlış anlayan da her zaman karşı taraftır. O her seferinde doğru anlattığından emindir. Kendinden yana kuşkusu yoktur. Dilini bilmez, ama sayısız küfür ve hakaret çeşidine sahiptir. Bir de yaralama, cinayet davalarında hep cezai indirim almasına yarayan "tahrik indirimli" sözler dağarcığı vardır. Hakkıyla bilmediği bir dilden bu kadar tahrik olan başka bir millet var mıdır, onu da bilmiyorum.
  • Çocukluk kendi başına çetin bir coğrafyadır
  • Allah geriye kalan diğer fanilerin yardımcısı olsun!
  • Çünkü artık herkesin sosyal medyanın gazıyla çoğalttığı kendine göre fikirleri var. İnternetten, oradan buradan kırpıştırdığı slogan cümleler, fiyakalı sözler, sığ aforizmalar herkese yetiyor, günü kurtarıyor.
  • “Her çeşit inanç ve din varoluş sancıları için ağrı kesicidir.”
  • Depremden korkuyoruz, ama içimizde uyuklayan vahşetten korkmuyoruz
  • Twitter'da yalnızca 140 karakterden oluşan dümdüz bir cümleyi doğru anlamakta zorlanan pek çok insanın 140 sayfalık bir kitaptan ne anlamış olabileceğinin kaygısını taşıyarak yazmayı sürdürüyoruz.
  • Hayalleri olmayanların gerçekleri de güdük kalır.
  • "Bugün hala bu konuyu dillendirmekte pek çok kişi kekemelik çekse de Türkiye zaten çoktan bölünmüş bir ülkedir.Belli kesimlerde bir paranoya haline gelmiş" bölünme korkusu", aslında mevcut hali telaffuz etme, dile getirme korkusundan başka bir şey değildir.O gün de değildi, bugün de değil. Hala Türkiye'nin batısı ile doğusunun belleği aynı değil, yaşadıklarıyla hatırladıkları aynı değil, vicdan sızıları, ruh yaraları aynı değil.Yaşar Kemal, Fikret Otyam, Ahmed Arif ve benzerleri bizde bu anlamda bir farkındalık, bir bilinç uyandırdı."

Devam Ağacı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Devam Ağacı: Yaptığı söyleşilerdeki konuşmaları derleyen Murathan Mungan yine yapmış yapacağını.. Her gün hap niyetine bir parçasını okuduğum eserden bir metin paylaşıyorum. O kadar haklı ki.. "Gündelik iletişimin büyük bölümü yanlış anlaşılmalarla, "aramızda yanlış anlaşılma oldu" gibi tutarsız mazeret cümleleriyle geçer. Üstelik lafı yanlış anlayan da her zaman karşı taraftır. O her seferinde doğru anlattığından emindir. Kendinden yana kuşkusu yoktur. Dilini bilmez, ama sayısız küfür ve hakaret çeşidine sahiptir. Bir de yaralama, cinayet davalarında hep cezai indirim almasına yarayan "tahrik indirimi" sözler dağarcığı vardır. Hakkıyla bilmediği bir dilden bu kadar tahrik olan başka bir millet var mıdır, onu da bilmiyorum. Dünyadaki bütün milletleri tanıdığımı söyleyemem elbet ama, bildiklerim içinde kendi dilini bu kadar sevmeyen, bu kadar bilmeyen, kendi dilinde bu kadar saygısız bir millet daha tanımadığımı rahatlıkla söyleyebilirim." Okuyun, okutun lütfen. Keyifli okumalar dilerim. (Seldali)

Çeşitli konferanslarından esintiyle yazılmış bir kitap. Kitabın bir bölümünde sürekli diğer kitaplarından bahsetmesi, ilk defa bir Murathan Mungan kitabı okuyan biri olarak beni inanılmaz bunalttı. Kendisini solcu olarak belirtse de kürtlerin kendi dilinde eğitim alması gerektiği ve ülkenin aslında bölünmüş bir ülke olduğunu söylemesi ve bunun gibi bazı şeyler sadece solcu değil milli değerlerden yoksun bir solcu olduğunu düşündürttü,incelemeye bunu yazmamdan anlıyorum ki beni rahatsız etti. Konular arasında pürüzsüz bir geçiş sağlasa da konuları gereksiz uzatması da kitaba bir eksi değer katıyor. Fakat olaylara farklı bir düzlemden bakan biri olması kitabı her şeye rağmen okutuyor. (Elif)

En sevdiğim yazardır benim #murathanmungan . Yine harika bir kitap yapmış. Çeşitli platformlarda yaptığı konuşmalardan oluşuyor kitap. Temelinde dil var. Acıların beşiği olan bu coğrafyada derdini bir şekilde (yanlışlarla dolu tabiki) anlatabildiğini sandığı için insanlar acıları eş geçiyorlar aslında. Siyasetin, bilimin ,sinemanın , müziğin en önemli unsuru dil. Onu nasıl kullanacağını bilmeden ortaya çıkanların hiç de geleceğe kalır yanı olmadığını belirtiyor. Kendini doğru,gerçek ve anlaşılır ifade etmenin önemini vurguluyor her cümlesinde. Kadin ezilmişliğinden, cinsel ayrımcılığa, her konunun ifade etme şeklinin yanlışlığından, eğitimin öneminden dem vuruyor. Ne kadar size hitap eder bilemiyorum ama içinde okunması gereken kitaplar listesi çıkartabilirsiniz. Aklına,eline, kalemine sağlık #MurathanMungan (Doğuş Demirhindi)

Kitabın Yazarı Murathan Mungan Kimdir?

Murathan Mungan, 21 Nisan 1955'te İstanbul'da doğdu.

Çocukluğu ve ilk gençlik yılları, memleketi olan Mardin'de geçti. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'nü bitirdi. Aynı bölümde master'ını tamamladı.

Ankara'da Devlet Tiyatroları'nda ve Istanbul'da Şehir Tiyatroları'nda 'Dramaturg' olarak çalıştı. 1987'de günlük gazete olarak yayımlanan Söz gazetesinde,'Kültür-Sanat Sayfası' editörlüğü yaptı.

1988'ten beri serbest yazar olarak çalışmakta ve halen Istanbul'da yaşamaktadır.

1991'de Remzi Kitabevi'ne 'Çilek' amblemli kırk kitaplık özel bir koleksiyon dizisi hazırlayarak bu diziyi yönetti.

Mungan, çeşitli dergi ve gazetelerde şiirler, öyküler, metinler, deneme, eleştiri ve incelemeler yayımlayarak adını duyurdu.

İlk kitabı 1980'de yayımlandı. Aynı zamanda ilk oyunuydu bu:Mahmud ile Yezida.

Şehir Tiyatroları'nda çalışırken, 'Gençlik Günleri' adını verdiği daha sonra her yıl tekrarlanacak olan kapsamlı bir şenliğin yöneticiliğini yaptı; programlar sundu, yönetti.

Murathan Mungan'ın sahnelenen ilk oyunu, Orhan Veli'nin şiirlerinden kurgulayarak oyunlaştırdığı Bir Garip Orhan Veli'dir. İlk kez 1981'de sahnelenen bu oyun, yirmi küsur yıl boyunca sahnelendi ve 1993'te kitap olarak basıldı.

Yazarın Mezopotamya Üçlemesi adını verdiği ve üç oyundan oluşan üçlemesinin ilk oyunu Mahmud ile Yezida yurtiçinde ve yurtdışında birçok topluluk tarafından sahnelendikten sonra, profesyonel olarak ilk kez 1993'te Ankara Devlet Tiyatroları tarafından oynandı. Üçlemenin ikinci halkası olan Taziye ise, ilk olarak 1984'te Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından sahnelenmiştir. 1992'de, halkanın üçüncü oyunu olan Geyikler Lanetler' in tamamlanmasıyla birlikte, Metis Yayınları, üçlemeyi oluşturan bu oyunları, üç ayrı kitap olarak aynı anda yayımlamıştır. 1994'te bu üç oyun bir yıl boyunca Devlet Tiyatroları tarihinde ilk kez olmak üzere arka arkaya Antalya Devlet Tiyatroları tarafından sahnelenmiş, gene aynı yıl Istanbul Uluslararası Tiyatro Festivali'nde, üç oyun ardı ardına tam 'on bir saat süren bir gösteri' olarak iki kez tekrarlanmıştır. 1999 yılında Ankara Devlet Tiyatroları yapımı Geyikler Lanetler, aynı yıl Berlin'de, uluslararası bir tiyatro şenliği olan 'Theater der Welt'e çağrılmış ve Schaubühne'de gösterilmiştir. Aynı oyun 2003 yılında Yunanistan'da Selanik Devlet Tiyatrosu'nda sahnelenmiştir.

Geyikler Lanetler oyununa kaynaklık eden yazarın Cenk Hikayelerikitabındaki 'Kasım ile Nasır' adlı öyküsü, 1994'te İtalya'da 'La Mamma Umbria'da sahnelenmiştir. Aynı öykü 2004'te farklı bir yorumla Diyarbakır Sanat Merkezi tarafından sahnelenmiştir. Gene aynı kitapta yer alan 'Şahmeran'ın Bacakları' adlı uzun hikayesi, çeşitli topluluklar tarafından sahneye uyarlanmıştır.

Yazarın Lal Masallar adlı öykü kitabındaki 'Muradhan ile Selvihan ya da Bir Billur Köşk Masalı' adlı öyküsü, 1987'de, ilkin Fransa'da, Lulu Menase yönetiminde Théater Des Arts de Cergy-Pontoıse'da, ardından Nurhan Karadağ yönetiminde Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü Sahnesi'nde sahnelenmiştir. Aynı öykü, Amerika'da Penguen Books'un 'Dünya Hikayeleri Antolojisi'ne seçilmiştir. Bosna-Hersek'te yayımlanan Türk öykücülerini içeren bir seçkideyse bu öykünün Boşnakça çevirisi yer almıştır.

Yazarın gene Cenk Hikayeleri kitabında yer alan'Binali ile Temir' adlı bir diğer öyküsü, 1991'de Ankara Deneme Sahnesi tarafından, 1999'da ise Adana Tiyatro Atölyesi tarafından sahnelenmiştir.

2000'de yazarın bir öyküsü daha sahneye aktarılmış, bu kez de Beşinci Sokak Tiyatrosu, 'Dumrul ile Azrail'i, İstanbul Festivali'nden sonra, dünyanın önemli tiyatro festivallerinde, Avusturya, Almanya ve Tunus'un yanı sıra Hollanda'nın çeşitli kentlerinde sahnelemiştir.

2003 yılında Kopenhag'daki 'Bette Nansen Theater'da, yazarın 'Sayfadaki Gibi'adlı kısa oyunu, bazı Doğulu yazarları bir araya getiren ortak bir proje olan 'Bin Bir Gece' içinde yer almış, aynı oyun 2005 yılında İngiltere'de '1001 Nights now' adıyla Nottingham Playhouse'da sahnelemiştir.

Murathan Mungan 1989'da, İngiliz yazar Nell Dunn'ın 'Steamin' adlı oyununu 'Kadınlar Hamamı' sahneye koymuştur.

Mungan'ın döneminde Ankara İl Radyosu'nca seslendirilen iki tane de radyo oyunu vardır: Dört Kişilik Bahçe ve Öümburnu.

Mungan bir tanesi filme alınan üç tane de film senaryosu yazmıştır. 1984'te Atıf Yılmaz tarafından filme alınan Dağınık Yatak'ın yanı sıra Dört Kişilik Bahçe ve Başkasının Hayatı adlı iki senaryosu daha vardır. Bu üç senaryo 1997'de üç ayrı kitap olarak aynı anda yayımlanmıştır.

Gazete ve dergilerde İlk yazıları 1975'de yayımlanan Mungan, yirmi yıllık yazı serüveninin çeşitli ürünlerinden yaptığı bir derlemeyi kırkıncı yaşı nedeniyle Murathan'95 adlı bir kitapta toplamıştır.

Bu kitapla birlikte başlayan özel toplama kitapları, şiirlerinden kendinin yaptığı özel bir seçmeyi içeren numaralanmış tek baskı olarak yayımlanmış Doğduğum Yüzyıla Veda ile sürmüş, bunu,13+1'de şiirlerini, 7 mühür'de kimi öykülerini bir kutu içinde bir araya getirdiği toplamlar ve Türk şiirinde şimdiden bir 'kült kitap' olmuş olan Yaz Geçer'in onuncu yılı nedeniyle yapılan büyük boy özel baskı izlemiştir. Ellinci yaşı için hazırladığı ve yalnızca 2005'te yayımlanıp baskısı bir kez daha tekrarlanmayacak Elli Parça kitabı da bu özel kitaplardandır.

Beş bölümden oluşan ve her bölümü ayrı bir yazar tarafından kaleme alınan bir Bülent Erkmen projesi olarak 2004'te yayımlanan 5 peşe romanında da yer almıştır.

Murathan Mungan, bu arada yabancı yazarların öykülerinden ve yazılarından oluşan çeşitli seçkiler yayımlamayı sürdürmektedir. İlk öykü seçkisi Ressamın Sözleşmesi'ni, daha sonra Çocuklar ve Büyükleri, Yazıhane, Yabancı Hayvanlar, Erkeklerin Hikayeleri ve Kadınlığın 21 Hikayesi adlı öykü ve yazı seçkileri izlemiştir.

Bütünüyle özyaşamöyküsel bir malzemeden yola çıkan ilk anlatı kitabı Paranın Cinleri'ni 1997'de yayımlamıştır.

Şiir ve öykü arası bir dil ve kıvam tutturduğu yazınsal metinlerini bir araya topladığı Metinler Kitabı ise, 1998'de yayımlanmıştır.

Mungan'ın kimi şiirlerinin Kürtçeye çevirisinden yapılan bir toplam Li Rojhilate Dile Min (Kalbimin Doğusunda) adıyla 1996'da yayımlanmıştır.

Mungan, bugüne değin çoğu 'Yeni Türkü' topluluğu tarafından seslendirilmiş olan şarkı sözleri yazmıştır. Yazdığı şarkıların Türkiye'nin önemli şarkıcıları, toplulukları tarafından yeniden seslendirilmesiyle oluşan ve 'tribute' sayılabilecek Söz vermiş şarkılar adlı 'cover' albümü 2004'te yayınlanmıştır.

2006'da bugüne dek yazdığı tüm şarkı sözlerini gene aynı ad altında bir araya getirerek kitaplaştırmıştır.

Yazıları, şiirleri ve kimi kitapları bugüne değin İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İsveççe, Norveççe, Yunanca, Fince, Boşnakça, Bulgarca, Farsça, Kürtçe ve Hollanda diline çevrilerek çeşitli dergi, gazete ve antolojilerde yayımlanmıştır.

Murathan Mungan, 1985'ten bu yana İstanbul'da yaşamaktadır.

İlk kitapları farklı yayınevleri tarafından yayımlandıktan sonra, 1986'da Remzi Kitabevi'ne, 1992'de de Metis Yayınları'na geçmiştir. Halen aynı yayınevindedir.

Murathan Mungan Kitapları - Eserleri

  • Aşkın Cep Defteri
  • 227 Sayfa
  • Bazı Yazlar Uzaktan Geçer
  • Başkasının Hayatı
  • Yüksek Topuklar
  • Üç Aynalı Kırk Oda

  • Paranın Cinleri
  • Kaf Dağının Önü
  • Kadından Kentler
  • Yaz Geçer
  • Şairin Romanı
  • Mahmud ile Yezida
  • Lal Masallar

  • Kırk Oda
  • Bir Garip Orhan Veli
  • Tuğla
  • Meskalin 60 Draje
  • Kibrit Çöpleri
  • Erkekler İçin Divan
  • Elli Parça

  • Çador
  • Eldivenler, Hikâyeler
  • Mırıldandıklarım
  • Geyikler Lanetler
  • Cenk Hikayeleri
  • Eski 45'likler
  • 189 Sayfa

  • Mutfak
  • Doğu Sarayı
  • Doğduğum Yüzyıla Veda
  • Yedi Kapılı Kırk Oda
  • İskambil Destesi
  • Kullanılmış Biletler
  • Başkalarının Gecesi

  • Dağ
  • Stüdyo Kayıtları
  • Dağınık Yatak
  • Dört Kişilik Bahçe
  • Metal
  • Oda, Poster ve Şeylerin Kederi
  • Son İstanbul

  • Timsah Sokak Şiirleri
  • Mezopotamya Üçlemesi
  • Kum Saati
  • Omayra
  • Yazıhane
  • Eteğimdeki Taşlar
  • Soğuk Büfe

  • Güne Söylediklerim
  • Gelecek
  • Harita Metod Defteri
  • Metinler Kitabı
  • Söz Vermiş Şarkılar
  • Yaz Sinemaları
  • Balgifa Mar - Yılan Yastığı

  • Mürekkep Balığı
  • Solak Defterler
  • Bir Kutu Daha
  • Hayat Atölyesi
  • İkinci Hayvan
  • Oyunlar, İntiharlar, Şarkılar
  • Küre

  • Sahtiyan
  • Taziye
  • Kağıt Taş Kumaş
  • Aşk İçin Ne Yazdıysam
  • Dokuz Anahtarlı Kırk Oda
  • Li Rojhilatê Dilê Min - Kalbimin Doğusunda
  • 7 Mühür

  • Şahmeran'ın Bacakları
  • Ulak ile Sadrazam
  • Makas
  • Kağıttan Kaplanlar Masalı
  • Aynalı Pastane
  • Kapan Metin
  • Dumrul ile Azrail

  • Osmanlı'ya Dair Hikayat
  • Murathan'95
  • Çağ Geçitleri
  • Hamamname
  • Aile Albümü
  • Ressamın Sözleşmesi
  • Kum Saati

  • Devam Ağacı
  • Erkekler Yalnızlıklar

Murathan Mungan Alıntıları - Sözleri

  • ben çoktan geldim, o varmış mıdır? (Bazı Yazlar Uzaktan Geçer)
  • İnsan dediğin kainatın her söylediğinin pek azını duyar, birazını sezer, sezdiğininse çoğunu anlamaz. Alıp da o sözü dünyadaki yerine koyamaz. (Hamamname)
  • ve son bir uyarı sana: Ait olmadığın her iki dünyadan da Bir sentez yapmaya kalkma makas değiştirmez son trenler (Metal)
  • Kalbi katildir bazılarının Kimseyi öldürmeseler de... (Solak Defterler)
  • Güzellik, başlı başına bir faşizmdi; Dünyanın en adaletsiz dağıtılan şeylerinden biriydi. (Murathan'95)
  • Durup Baktığında Azalmış zaman demlenmiş kıymet Günde kimi gördün, elde neyi sevdin Ne kaldı sende, neye geçit verdin (Çağ Geçitleri)

  • "Kentlerde,kasabalarda,her yerde,yazarlar yalnız kişilerdir.Her yerde ve her zaman,öyle olmuşlardır." (Yazıhane)
  • “Yitirerek kazanırsın. Kazanmanın başka yolu yoktur.” (Makas)
  • Dünya bir kaybetme yeridir. Her birinin zamanı diğerinin elinde tükenmiştir. (Dokuz Anahtarlı Kırk Oda)
  • Sanki yaşamım durmuş, ancak anımsadıklarımla yaşamamı sürdürebiliyordum. Parçalanmış bir dünya karşısında yüreğimin duyduğu korkuları hiçbir yere sığdıramıyordum. Hiç kimseye anlatamıyordum. Nesnelerin büyütülmüş dünyasında yaşıyordum. (Kırk Oda)
  • ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum her zaman yalnızdım, bunu biliyorum (Timsah Sokak Şiirleri)
  • kimsenin kimsesi yok ki herkesin elmasında kendi diş izleri... (Oda, Poster ve Şeylerin Kederi)
  • "İnsan bilmediği şeye el uzatmamalı, el uzatıyorsa bilmeyi göze almalı, bilmeyi göze almak zordur İlyas." (Şahmeran'ın Bacakları)

  • Konuşamıyordum, hiç kimseyle konuşmamıştım. Hiçbir şeyimi, hiç kimseyle... (Son İstanbul)
  • yaşarken ve yazarken yarım kalmış şiirler yarım kaldılar (Mırıldandıklarım)
  • "Ben,mimarlığın gündelik hayatın içinde bir güzellik değeri olarak, bizi ağlatacak kadar hayatımıza sızmasını istiyorum. Sonuçta, hepimiz evlerden çocukluğumuzu geri isteriz." (Soğuk Büfe)
  • "Hafızayı diri tutan adalettir. " (Hayat Atölyesi)
  • "Gelecek", ümidimiz, sanımız olabilir, ama gerçeğimiz olamaz. (Küre)
  • her ülkenin anaları vardır. bunlar ki esirgeyendir, koruyandır. dağlardır. mardin kal'asının alnına düşen leke, -dağlardan izinsiz, nurdan murakıp- güneşten hükümsüz dört kanadını salıp dört yöne ve arsız dönüp duran dev bir çelik aygıt bakıp utancından ışımayan geceye kini usul bir mayın gibi bırakıp çekilirse, yanlıştır hüzün. yanlıştır yas. (Balgifa Mar - Yılan Yastığı)
  • Hayat, bazılarına mutsuz olmakla, duygusuz olmak arasında bir tercih hakkı tanır, daha fazlasını değil. (Yüksek Topuklar)