Kitap Künyesi
Yazar: Tahsin Yücel
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750707575
Sayfa Sayısı: 256
--reklam--
Dil Devrimi ve Sonuçları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Gerçekten de, dilimizin özleştirilmesine karşı çıkan kişilerin görüşlerini ayrıntılarıyla inceleyip dilbilimsel verilerle, tarihsel ve güncel olgularla karşılaştırdıktan sonra, genel bir yargıya varmak gerekirse, söyleyebileceğimiz ilk şey, bunların dilbilimsel verileri hiç mi hiç önemsemedikleri, önemsemek şöyle dursun, neredeyse yok saydıkları, böylece tutarlı sonuçlara götürecek yolları önceden kapattıklarıdır. Tahsin Yücel’in, Dil Devrimi adıyla ilk kez yayınlandığı 1968 yılından bu yana büyük ilgi toplamış, bir kılavuz kitap özelliği kazanmış yapıtı Dil Devrimi ve Sonuçları, uzunca bir süre sonra yeniden okur önünde. Elinizdeki kitap, dilimiz ve dil devrimimiz üzerine yapılan tartışmalara dünya çapında bir dilcinin katkısı. Yücel’in 2000 yılında Cumhuriyet gazetesi tarafından okurlara armağan edilen küçük kitabı Türkçenin Kurtuluş Savaşı ile birlikte.
--reklam--
Dil Devrimi ve Sonuçları Alıntıları - Sözleri
- "Dinin, bilgeliğin, gerçeğin yolu yeniden bulunmak isteniyorsa, sıfırdan yola çıkmak, yeni bir dil yaratmak gerekir..."
- Hiçbir yazar yapıtının güncelliğini yitirmesini,unutulup gitmesini istemez;tam tersine,unutulmasın,ilk yayınlanışında yarattığı küçük ya da büyük ilgi aylası her geçen gün biraz daha genişlesin ister.
- Öyle ya,bir yönetim düzeni yıkılarak yerine başka bir düzen getirildiği zaman,bireyler bu yeni düzen içerisinde isteyerek ya da istemeyerek,güç ya da kolay,iyi ya da kötü,ama ne olursa olsun yaşayabilirler;buna karşılık,bir birey,bir küçük topluluk ya da bir kurumun dil düzleminde yapacağı değişiklikler aynı biçimde,aynı kolaylıkla toplumsallaştırılamaz.Kurum,topluluk ya da birey dilediği gibi yapar değişikliği ama iki adım ötede,başkaları eski biçimleri gene eskisi gibi kullanabilirler.
- Bir kişinin bir sözü kendi bildiği,kendi dilediği gibi yazmasını hani neredeyse bir başkaldırma,yurda karşı bir suç sayacaklar da işleyenin susturulmasını,kazığa atılmasını,belki de ipe çekilmesini isteyecekler.
- Dilde değişen, insanların dilde değiştirebildikleri,yalnızca adlandırmalardır,her zaman da bilinçli olarak yapılır ama dilin temel dizgesi hiçbir zaman değişmez.
- Bir bakıma toplumun bütün bireylerince paylaşılmış bir gömüdür dil.
- Çocukta bilincin uyanışı dilin öğrenilmesiyle aynı zamana rastlar,çocuğu birey olarak yavaş yavaş dil katar topluma.
- Hazin ile acıklı’yı bir arada kullanmak sözümüze daha fazla bir anlatım gücü,daha derin bir anlam katmadığı gibi, sözcük çokluğu da her zaman bir anlatım gücünün,bir düşünme yeteneğinin belirtisi değildir.
- Kimileri dünde kalmış,bir türlü bugüne gelememişlerdir.
- Ne var ki, bir dilden başka bir dile yapılan aktarma,doyurucu olmak içiniyeniden düşünülmeyi gerektirir ve özel bir topluluk içinde dilin ilk edinilişinin getirdiği güçlü baskıdan sıyrılmak zorunlu olarak kişisel bir çaba ister.
- Hiçbir yeni sözcük öyle bir çırpıda,TDK önerdi ya da ünlü bir yazar yazılarında kullandı diye benimsenmemiştir.Her birey kendi gereksinimlerini,kendi yönelimlerini izler bu konuda.
- Konuşan bireylerin ayrımsız dış gerçek yığınında yaptıkları bölümlemeyle yarattıkları ara dünyanın,kendine özgü anlamlar evreninin aracı olduğu gibi aynasıdır da dil.
- Sözcüklerin anlamı hiçbir zaman kesinlikle belirlenmiş değildir,bir kesinlik kazanırsa ancak özel kullanımında,yer aldığı bağlamda kazanır.
- Toplumun dili üzerinde tek elden bir denetim ya da yönetim olanaksızdır.Kişi ancak kendi sözlerini denetim altında tutabilir.
--reklam--
Dil Devrimi ve Sonuçları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Hiçbir yazar yapıtının güncelliğini yitirmesini, unutulup gitmesini istemez; tam tersine, unutulmasın, ilk yayımlanışında yarattığı küçük ya da büyük ilgi aylası her geçen gün biraz daha genişlesin ister.Çabasının değerine inanmış bir yazarın başka türlü düşünmesi de beklenemez.Benim duygularımı sorarsanız, şu sırada bunun tam tersi:bu küçük denemeyi, büyük ölçüde değiştirilmiş ve geliştirilmiş bir biçimde de olsa on üç yıldan sonra yeniden yayımlamak, böylece, hiç değilse ele aldığı konu bakımından, güncelliğini koruduğunu varsaymış olmak, anlatılması zor bir hüzün uyandırıyor içimde.Ne yalan söylemeli, büyük Atatürk'ün doğumunun yüzüncü yılında, bu gençlik çalışması çoktan unutulmuş gitmiş, güncelliği savunduğu doğruların tartışılmaz kesinliğinde bir toz gibi erimiş olsun isterdim." syf 15 Tahsin Yücel, Dil Devrimi Ve Sonuçları kitabının ön sözünde hayalkırıklığı dolu böyle bir serzenişte bulunmuş.Ne demek istediğini kitabı okudukça anlıyorsunuz.Dil Devrimi, dilde sadeleştirme çalışmaları etrafında dönen tartışmaları ustaca, kaynaklarını da belirterek gözler önüne seriyor Tahsin Yücel.Kitabın sonlarında bir genç yazarın (artık genç sayılmaz bence️) kitabından alıntı yaparak, kullandığı dilin yanlışlarını da göstermiş.Ben okur okumaz anladım kim olduğunu.Siz de okuyun, bulabilecek misiniz bakalım... Yine kitabın sonlarında Attilâ İlhan'ın Cumhuriyet'te yayımlanan ( Dil devrimini eleştiren) dört yazısına karşılık olarak kaleme aldığı yazılar oldukça ilgimi çekti. Çok severek ve bilgi dolarak okudum Dil Devrimi Ve Sonuçları'nı.Okuyun derim.️ (Özlem Akbaş)
Türkçe ve Osmanlıca çekişmesi, Dil Devrimi, bu devrimi destekleyenler ve desteklemeyenler... Dile meraklı olanların severek ve sıkılmadan okuyabileceği güzel bir deneme. Kitabı okuduktan sonra kullandığımız sözcüklere daha farklı bakacağımıza eminim... (Burçin KAŞTAN)
--reklam--
Dil Devrimi ve Sonuçları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Tahsin Yücel - Dil Devrimi ve Sonuçları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dil Devrimi ve Sonuçları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Tahsin Yücel Kimdir?
Hayatı Kunduracı olan Ahment Yücel'le Nuriye Münevver Hanım'ın oğludur. İlköğrenimini Elbistan Gazi Paşa İlkokulu'nda tamamladıktan sonra 1945'te İstanbul'a gelmiştir. 1953'te Galatasaray Lisesi'ni, 1960'da da İÜEF Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi.
Fakülteyi bitirdikten sonra, İstanbul'da kalmayı tercih etti ve 1969'da doktorluk, 1972'de doçentlik, 1978'de de profesörlük ünvanlarını aldı. 2000 yılında emekliliğe ayrıldı.
Tahsin Yücel, çalışmalarına öykücülükle başladı. İlk öyküsü olan ¨Dert Çok, Hemdert Yok!¨, bir derlemede (Yeni Hikâyeler 1950) yayımlandı. Daha sonraları Varlık, Seçilmiş Hikâyeler, Yeryüzü, Beraber ve Mavi gibi dergilerde öyküleri yayımlanmaya devam etti. Bu dönemlerde; kullandığı yalın dil, kullandığı modern sözcükler, Anadolu insanına yaklaşımındaki tutarlılık ve anlatımındaki ustalık dikkat çekti. Behçet Necatigil gibi isimlerden yorumlar aldı.
Uçan Daireler, Haney Yaşamalı ve Düşlerin Ölümü adlı öykü kitaplarını yayımlayarak kariyerine devam eden Yücel, bu kitaplarda kendi geçmişinden bazı öğeler kullandı. Bunları ele alırken oldukça karamsardı; ancak daha sonraları bunu dönemin akımlarından etkilenerek yaptığını belirtmiştir. Bu kitaplarla daha çok tanınmaya başladı.
1970'li yıllara gelindiğinde, öncelikle "Yaşadıktan Sonra" ve "Dönüşüm" kitaplarıyla, daha sonra da "Vatandaş ve Ben" ve "Öteki" kitaplarıyla tarzında bir değişiklik gözlemlendi; daha derin kişilikler yaratıp, ¨çevreyle¨ daha az ilgilenmeye başladı. Bu kitaplarıyla karışık yorumlar alan Yücel, kariyerine Komşular adlı kitabıyla devam etti. Bu kitabın konusu, diğerlerinden farklı olarak, insanların politika hakkındaki görüşlerinin eleştirisiydi Fethi Naci, bu kitabındaki bir öyküsünü bir başyapıt olarak değerlendirdi.
Tahsin Yücel aynı zamanda bir romancıdır. Romanları (Peygamberin Son Beş Günü, Mutfak Çıkmazı, Bıyık Söylencesi) genel anlamda, halka karşı ironik eleştiriler barındırır. Bunlardan Peygamberin Son Beş Günü fazla solcu bulunduğundan dolayı politik anlamda da eleştiriler almıştır. Öykü ve roman dışındaki eserlerine bakıldığında, Yazın, Gene Yazın ve Tartışmalar adlarında iki deneme kitabı görülür. Bunlardan ilki, genellikle kendi hayatından alıntılar içerirken, ikincisi, dilsel konuları alan polemikleri konu alır. Aynı zamanda, Türkiye'ye göstergebilimi tanıttığı çalışmaları da vardır. Yurtiçi ve yurtdışında ses getiren yazınsal incelemelerinin yanı sıra, hatrı sayılır çevirileri de vardır. Öykülerinden bazıları, İsveççe ve Fransızca'ya çevrilmiştir.
--reklam--
Tahsin Yücel Kitapları - Eserleri
- Kumru ile Kumru
- Gökdelen
- Peygamberin Son Beş Günü
- Yalan
- Mutfak Çıkmazı
- Bıyık Söylencesi
- Sonuncu
- Vatandaş
- Komşular
- Golyan Devrimi
- La Fontaine Masalları
- Haney Yaşamalı
- Salaklık Üstüne Deneme
- Aykırı Öyküler
- Gün Ne Günü?
- Kimim Ben?
- Anadolu Masalları
- Dil Devrimi ve Sonuçları
- Yazın, Gene Yazın
- Yazın ve Yaşam
- Kendine Doğru Yolculuk
- Yüz ve Söz
- Ben ve Öteki
- Yapısalcılık
- Göstergeler
- Eleştiri Kuramları
- Alıntılar
- Yazının Sınırları
- Tartışmalar
- Dönüşüm
- Türkçenin Kurtuluş Savaşı
- Ayna
- Görünmez Adam - Tahsin Yücel Kitabı
- Anlatı Yerlemleri
- İnsan Yazdığı Şeydir
- Uçan Daireler
- Söylemlerin İçinden
- Anadolu Masalları
- Peygamberin Son Beş Günü
- Düşlerin Ölümü
- Meyvecilik Bilgisi
- İnsanlık Güldürüsü'de Yüzler ve Bildiriler
- Yapısalcılık
--reklam--
Tahsin Yücel Alıntıları - Sözleri
- “ İnsanların insanlara sonradan taktıkları adların kağıt üstündeki adlardan çok daha güçlü ve çok daha uzun ömürlü olduğunu anlattı ona. Kağıt üstündeki ad kağıt üstündedir diye daha güçlü ve kapsamlı sanılırdı, ama yasal bir addı yalnızca, insanların taktığı ya da benimsediği adsa kişinin tüm yaşamıyla özdeşleşirdi. “ (Bıyık Söylencesi)
- Gül bakalım, gül gülebildiğince! Hiç çekinme, bu gülmeler ne kızdırır, ne de şaşırtır beni. Bilirim, başka türlüsü beklenmez sizlerden: her zaman, her yerde böylesiniz: olduğu gibi görmek istemezsiniz hiçbir şeyi, kendi küçük dünyanıza sığmadı mı her şeyi gülünç bulursunuz. (Vatandaş)
- “Birim dolar, kural serbest pazar olduktan sonra, İzmir’e pasaportla gitsek kıyamet mi kopardı?” denilebilir. Yakındır, ağızdan dolma dâhilerimiz oraya da gelirler. Fikir Adamı 23.8.1994 (Alıntılar)
- Yoksullukta çok yaşamıştı Divitoğlu, ama bu boşlukta yaşayamıyordu. (Mutfak Çıkmazı)
- "Türkiye özgür bir ülke, bir demokrasi cenneti," dedi: "Her şeyini satabilir, donunu bile." (Gökdelen)
- “Su, ne tadın, ne rengin, ne kokun var, anlatılamazsın, tadılırsın yalnız, anlaşılamazsın. Yaşam için zorunlu değilsin, yaşamsın. Duyularla açıklanması olanaksız bir hazla işlersin içimize. Tüm güçler de seninle birlikte varlığımıza dolar. Senin yüceliğin sonucu, yüreğimizin tüm kurumuş pınarları yeniden gürülder içimizde.” (Kimim Ben?)
--reklam--
- Şu gökyüzünün altında hiçbir şey yeni olmadığına göre, en iyisi okurlara "güzel ve anlamlı alıntı demetleri" sunmaktı. (Golyan Devrimi)
- “.., bir yandan, bilgi ve ölçüyü yadsımak pahasına, herkes ülke tarihini kendi paşa gönlüne göre yazmaya kalkıyor, bir yandan da belleksiz bir toplum olduğumuz söyleniyor. Bilgiye bu denli kararlı bir biçimde sırt çevirenler insanda bellek mi bırakır?” (Salaklık Üstüne Deneme)
- İnsanlar kafamı çok karıştırdı: yeryüzünde işim ne, bilemiyorum, şu yaşadığımız yaşama bir anlam veremiyorum, insanların çoğu davranışlarına akıl erdirmekte güçlük çekiyorum. (Yalan)
- Hep dönmüş kendi çevresinde, yaşamı boyunca yaptığı gibi (Peygamberin Son Beş Günü)
- “Türkiye özgür bir ülke, bir demokrasi cenneti,” dedi: “Her şeyini satabilir, donunu bile.” (Gökdelen)
- "Uçmak için kuş olmak gerekmiyor Küçük sevinçler olsun yeter" (Alıntılar)
- Hz. Ali ne güzel söylemiş ; "Kalbiniz üç şeyin evi olsun, İmanın, ümidin, aşkın... (Alıntılar)
--reklam--
- dilimde ve düşüncemde çağıma tutsak etme beni, ama ondan çok da uzak düşürme. (Yazın, Gene Yazın)
- Hiçbir yeni sözcük öyle bir çırpıda,TDK önerdi ya da ünlü bir yazar yazılarında kullandı diye benimsenmemiştir.Her birey kendi gereksinimlerini,kendi yönelimlerini izler bu konuda. (Dil Devrimi ve Sonuçları)
- -Neden kitap okuyorsun? -Olduğum yerden başka yerde olmak için. (Kumru ile Kumru)
- "Dünyaya gelen çocuk sayılmaz bir kalabalıktır, yaşam erkenden tek bir bireye, ortaya çıkan ve ölen kişiye indirger onu." (Mutfak Çıkmazı)
- Adına yaraşır bir romanı, bir öyküyü ya da bir şiiri bitirdiğimizde düş ve düşünce dağarcığımıza bir şeyler eklenir ister istemez, kendimize ve dünyaya ilişkin duygu ve bilgilerimize yeni öğeler eklenir. (Kimim Ben?)
- Kesintisiz bir borç benimki: Yalnızca ödenir, hiçbir zaman tükenmez. (Görünmez Adam - Tahsin Yücel Kitabı)
- Bilgiye bu denli kararlı bir biçimde sırt çevirenler insanda bellek mi bırakır ? (Salaklık Üstüne Deneme)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin