Kitap Künyesi
Yazar: Doğan Aksan
Yayın Evi: Bilgi Yayınevi
İSBN: 9789752200357
Sayfa Sayısı: 184
--reklam--
Dil,Şu Büyülü Düzen Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Şu konuştuğumuz dil, yeryüzünde çeşitli toplumların yararlandığı diller, neresinden bakarsanız bakın, büyülü, olağanüstü şaşılacak bir düzenin varlığını ortaya koymaktadır; insana özgü, onun olağanüstü yaradılışına bağlı bir düzenin...
Bu kitap bir yandan dilbilim konularını herkese seslenecek biçimde ele almaya, bir yandan da dilbilim, filoloji öğrencilerine, bu alanlarda çalışanlara ve dile ilgi duyan, dile meraklı kimselere yararlı olmaya yönelmiştir. Bu nedenle, her konudaki bütün yanların değil, bazı ana kaynakların gösterilmesi yoluna gidilmiş, okurun, çoğunluğu yabancı bir yığın akım ve araştırmacı adıyla karşı karşıya kalmadan başlıca çalışma konularına ve ana kavramlara ulaşması yeğlenmiştir.
"Dil, Şu Büyülü Düzen..." okurlara, bugüne kadar dilin ortaya çıkan yönlerinden önemli bir bölümünü sunmaktadır.
--reklam--
Dil,Şu Büyülü Düzen Alıntıları - Sözleri
- "Acaba insanlar, konuşma yeteneğinden yoksun olarak bir arada yaşasalardı, dünyada dil diye bir gerçek bulunmasaydı, yaşamları bugünkünden ne kadar farklı, ne kadar değişik olurdu? Gökteki kuş sürülerinden, denizdeki balık sürülerinden, yerdeki karıncalardan, kovandaki arılardan ne farkları kalırdı? Hiç kuşkusuz, bir toplum olarak değil, bir sürü halinde yaşayacaklardı... "
- “Beyin kavramla onu söze dönüştüren gösterge arasındaki bağlantıyı büyük bir hızla sağlayabildiği gibi çağrışım anımsama gibi işlemleri de büyük bir çabuklukla yerine getirme mükemmeliyetine sahiptir.”
--reklam--
Dil,Şu Büyülü Düzen İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Prof. Dr Doğan Aksan'ın bu kitabı dil nedir sorusunun cevabını türkçe ve diğer dilleri bir çok açıdan örneklerle karşılaştırarak bulmaya çalışırken, bir yandan da bu sorunun insan nedir sorusunu yanıtlama gayretinin bir parçası olduğunu gösteriyor. Kitap on bölümden oluşuyor. İlk bölümde dilbilimin doğuşunu ve gelişmesini kısaca öğreniyoruz. Ardından iletişim ve hayvanlarda dil var mı sorusunu yanıtlamaya çalışıyoruz. Bildirmek, haber vermek, iletmek insan dilinin özelliklerinden birisi ve hayvanlarda da aynı faydayı sağlıyor; ancak hayvanlarda dil, kültür aracı değil. Hayvanlar bu anlamda doğada varlıklarının parçası olan sesler, iletişimlerle yaşarken insanın, diliyle zamanı kavramak ve onun üzerine düşünmek gibi sayısız özelliği var. Aksan kitabının en büyük kısmını dilde dizge (sistem) kavramına ayırıyor. Bu bölümde sesin, bürünün(prozodi- konuşurken yapılan tonlama ve vurgular), biçim ve sözvarlığı dizgelerinin tanımları yapılıyor, örnekler veriliyor; sözdizimi bölümünde tümceler, sözcelerin kurulması hakkında bir çok bilgi veriliyor. Bu bölümde bol bol Noam Chomsky'nin adının geçtiğini görüyoruz; çünkü düşünürün evrensel dilbilgisi çalışmalarından yola çıkarak bütün diller için geçerli bir takım dilbilgisi ilkeleri olup olmadığını soruşturuyor Aksan, aynı doğrultuda zaman içerisinde ortaya çıkan değerlilik dilbilgisi, bağımlılık dilbilgisi gibi çalışmalardan söz ediyor. Yazarın bu konudaki görüşü ise; evrensel dilbilgisi gibi bütün dilleri kapsayacak bir çalışmanın nesnel ve bilimsel sonuçlara ulaşabilmesi ve evrensel dil ilkeleri ortaya koyabilmesi için pek çok dilin yapısının incelenmesi gerektiği; şiir dilinin, yazın dilinin coşku verici anlatımların, günlük konuşmalarda geçen aktarmalı kullanımların bu çalışmalar tarafından göz önüne alınmadığı ve bu yüzden saptama ve ilke oluşturmada eksik kalındığı; insanların tümceleri, sözceleri bazen bambaşka anlamlarda, konuşma ve söyleme bağlamına göre dile getirdiği gerçeğinin göz önüne alınmadığı yönünde. Ayrıca Aksan sözdizimi ve dilin çeşitli yönleri üzerinde yargılara varabilmek için dilbilim, tıp alanının çeşitli dalları, mantık ve sosyal bilimlerin çeşitli alanlarıyla iç içe çeşitli alanlararası çalışmaların yapılması gerektiğini söylüyor. Kitabın sonlarına doğru dil ediniminden söz ediyor yazar, burada çocukların dili nasıl öğrendiği üzerine bir çok bilgi veriliyor. Ses ve sesleme aygıtı olarak fiziki bir donanımla dünyaya gelen bebekler insanlarla kurdukları iletişim içerisinde öncelikle reflekse dayalı sesler çıkarabiliyorlar, bu da ihtiyaçtan kaynaklı oluyor.6-8. hafta arasında ilk mırıldanma sesleri duyuluyor, ağlamalara farklı mırıldanma ve sesler eşlik ediyor. Bir sonraki evrede ilk heceler duyuluyor. 15 ayrı ülkede yapılan incelemelerde 8-12 aylık bebeklerin hepsinde, dil ayrımı olmaksızın, ilk önce /b/ ve /m/ seslerinin en çok çıkarılan sesler olduğu saptanmış. Bu iki sesi /p/ sesi izliyormuş. /t/ ve /d/ seslerinin netleştiği dönem ise 12 -15. aylar arası. Ayrıca bebeklerin 10 aylıkken 169'dan fazla sözcüğü anlayabildiği, "dil edinimi süresince yanlış kullanılan sözcüklerin dilin türetme ve kavramlaştırma eğilimlerinden, hazır kalıplardan yararlanarak yeni kuruluşlara yöneldiği" görülmüş, meselâ; istasyon yerine "tren havaalanı", "ayakkabı ayağımı sıktı" yerine "ayakkabı ayağımı ısırdı", pirzola için "saplı et", ilk kez duş altına giren çocuğun sıcak su için " sıcak yağmur" demesi gibi. Herkese iyi okumalar. (CemCBG)
Dil, Düşünme ve Beyin ilişkisi: Kitap Doğan Aksan hocamızın “dil bilimi” ve Türk dilinin genel işleyişi, örnekler eşliğinde güzel bir üslupla anlatılmaya çalışılmıştır.Dil ve düşünme arasında nasıl bir bağlantı olduğu ve insanın doğadaki varlıkları “dile geçirme” mekanizması ve beynimizin bunları nasıl kavrama dönüştürdüğü diğer dillerle karşılaştırmalı olarak ortaya konmaya çalışılmıştır. Başlıklardan bazıları: • Dil ve Düşünme •Beynin işleyişi •Dilin kuruluşu •Anlamlandırma •Dil Edinimi •Çocukların Dil edinimi •Dil ve Kültür İlişkisi (Selami Çam)
--reklam--
Dil,Şu Büyülü Düzen PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Doğan Aksan - Dil,Şu Büyülü Düzen kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dil,Şu Büyülü Düzen PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Doğan Aksan Kimdir?
Doğan Naci Aksan (1929, İzmir - 12 Mayıs 2010, Ankara), Türk dilbilimci, eğitimci.
Aksan, İzmir'de doğmuş Ankara Yenişehir Mimar Kemal İlkokulu'nda öğrenci olmuş, Elâzığ'da, Mezre Orta Okulunda orta öğrenimini sürdürmüş, 1948'de Ankara Atatürk Lisesi'nden sonra Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nden (DTCF) 1952 yılında mezun olmuş ve aynı yıl DTCF'de akademik kariyerine asistan olarak başlamıştır. 1972 yılında DTCF dilbilim profesörü olmuştur. Aktif eğitimcilik ve öğretim üyeliği yaşamını 1996 yılında emekli olarak tamamlamıştır.
Türkiye'de dilbilimin kurucusudur. Aksan, akademik kariyeri dışında Türk Dil Kurumu'nda Dilbilim ve Dilbilgisi Kolu Başkanlığı gibi görevlerde de bulunmuştur. Türk Anlambiliminin önemli temsilcilerindendir.
Türkiye Bilimler Akademisi'nin 1998 Yılı Hizmet Ödülü'nü de almıştır. Prof. Dr. Doğan Aksan, uzun süreli hastalığının ardından 12 Mayıs 2010 tarihinde, 81 yaşında Ankara'da ölmüştür.
--reklam--
Doğan Aksan Kitapları - Eserleri
- Türkçenin Gücü
- Türkçenin Zenginlikleri İncelikleri
- Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını
- Şiir Dili ve Türk Şiir Dili
- Her Yönüyle Dil
- Türkçenin Sözvarlığı
- Türkçeye Yansıyan Türk Kültürü
- Dil,Şu Büyülü Düzen
- Anlambilim
- En Eski Türkçenin İzlerinde
- Türkçenin Bağımsızlık Savaşımı
- Halk Şiirimizin Gücü
- Yaşayınca...
- Cumhuriyet Döneminden Bugüne Örneklerle Şiir Çözümlemeleri
- Nazım Hikmet Şiirinin Gücü
- Yunus Emre Şiirinin Gücü
- Anadilimizin Söz Denizinde
- Sözcük Türleri
- Halk Şiirimizin Gücü
- Dilbilim ve Türkçe Yazıları
--reklam--
Doğan Aksan Alıntıları - Sözleri
- Weiserberg'in görüşüne göre dil, dünyayı söze dönüştürme olayıdır (Anlambilim)
- "Üstâd elinde serteser âheng olur lisân" (Dil, üstadın elinde, baştan başa ahenk olur) (Cumhuriyet Döneminden Bugüne Örneklerle Şiir Çözümlemeleri)
- Kavram alanı ya da anlam alanı terimi,bir dilde eşanlamlı sayılan,birbirine yakın ve birbiriyle anlamca sıkı ilişkili sözcüklerin oluşturduğu kabul edilen alandır.Örneğin bugünkü Türkiye Türkçesinde öfkelenmek, sinirlenmek, kızmak, hiddetlenmek, hırslanmak, köpürmek, feveran etmek, hatta belirli bir kullanımında giyinmek eylemleriyle kan başına sıçramak, tepesi atmak, ifrit olmak, barut kesilmek eylemleri aynı kavram alanı içindedir. (Türkçenin Zenginlikleri İncelikleri)
- Yenisey yazıtlarında görülen sözcükler, Orhun yazıtlarındaki sözvarlığı, Türkçenin hemen o dönemde oluşmuş bir dil olmadığını, çeşitli gelişmeler ve anlam olaylarıyla çok daha eskiye, birkaç bin yıl öncesine uzanan gelişmiş bir dil niteliği taşıdığını göstermektedir. Kısıtlı metinler olmalarına karşın yazıtlar, Türkçenin soyutlama gücünü ortaya koymakta, kimi Avrupalı bilginlerin görüşlerinin tersine, çok eski ve gelişmiş bir dilin ürünlerini sergilemektedir. (En Eski Türkçenin İzlerinde)
- İslamiyetin benimsenmesinden sonra Arapça sözcükler dile yerleşmeye başlamış, Karahanlı dönemindeki Kutadgu Bilig'de yabancı öğelerin oranı %1-2 iken, 2 yüzyıl sonra yazılan Atebetü'l-Hakayık'ta bu oran %20-26'ya çıkmıştır. Eski Anadolu Türkçesinde, başlangıçta düşük olan sayı (Sultan Veled'de ve Yunus Emre'de %13, Yunus Emre Divanı'nın kimi yerlerinde %22) giderek yükselmiştir. Farsçanın, özellikle yazın yoluyla etkisi ve aydınların, daha önce değindiğimiz tutumu Osmanlıca döneminde yabancı öğelerin oranını birdenbire yükseltmiştir. Kendi sayımlarımıza göre Divan şairlerinden Baki'de %65, Nefi'de %60, Nabi'de %54 oranında yabancı sözcük bulunmaktadır. Tanzimat döneminin şair ve yazarlarından Namık Kemal'de %62, Şemsettin Sami'de %64, Ahmet Mithat'ta %57, daha sonraları, Türkçülük akımının temsilcisi Ziya Gökalp'te %55'tir. (Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını)
- "Şiir sesle anlam arasında uzun bir kararsızlıktır." (Şiir Dili ve Türk Şiir Dili)
- seni söyleyen şarkılar gibi sevdim, aşkların üflediği patlak balonlar gibi.. boynuna ince bir zincir bağlanmış tek kanatlı bir melek gibi sevdim seni.. (Nazım Hikmet Şiirinin Gücü)
- Hint-Avrupa dillerinde yeşil,mavi,gri,sarı gibi adların hepsinin 'parlamak, ışık vermek' anlamındaki ghel- ortak köküne dayandığını görülür. Buna karşılık Türkçenin elimizdeki en eski belgelerinde, değişik anlatım yollarından adlandırmalara gidildiği görülür: Yaş'tan türeyen yaşıl(yeşil), 'sema' anlamına gelen kök (mavi), boz,sarıg(sarı), kızıl,ak ve eş anlamlısı ürüñ,koñur (kestane, kızıl kahverengi...) (Türkçenin Zenginlikleri İncelikleri)
- Yandım zalim Erzurum... (Halk Şiirimizin Gücü)
- "Sandım ki güzelliğin cihanda Bir saltanatın güzelliğiydi" (Cumhuriyet Döneminden Bugüne Örneklerle Şiir Çözümlemeleri)
- Sa'dî "Evinde kötü huylu kadın olan erkeğin cehennemi bu dünyadadır. " (Yaşayınca...)
- kalemtraş için düzgeç (Denizli, Aydın) gerdanlık için gıdıklık (Çankırı, Tokat, Sivas) kevgir için aşsüzen (Kars, Ağrı) lokma, ekmek parçası için banım ve banak (Denizli, Aydın, Afyon, Burdur...) mimoza için altıntop ( Lefkoşe, Kıbrıs) pişman için ütümen (Konya) hafıza için güdüyeri (Bursa) ve anak (Balıkesir, Adana) tamam, tamamen için bitev (Kars, Van) (Türkçenin Gücü)
- Sa'dî, Gülistan adlı yapıtında Lokman Hekim'in bir soruya verdiği yanıtta değinir: Edebi kimden öğrendin? Yanıtı şudur: Edepsizlerden. (Yaşayınca...)
- Diller; işlendikçe felsefe, hukuk, bilim, teknik alanlarında çeşitli çalışmalar yayımlandıkça, bir eğitim-öğretim dili niteliği kazandıkça gelişir. Genel kavram adı verilen bitki, canlı, omurgalılar, memeliler...gibi sözcüklere, değer yargısı, önsezi, sağduyu, güven, bağımsızlık... gibi soyut kavramlara ulaşır; bir soyutlama (abstraction) ürünü sözcük ve terimlere sahip olur. (Türkçenin Zenginlikleri İncelikleri)
- Bizce, Köktürklerde ve başka Türk kavimlerinde, ölenlerin anısına yazıtlar dikmek ya da mezar taşlarına, ölenin yaşamı ve başarılarını yansıtan metinler yazmanın çok eski bir gelenek olduğu kesindir. Böyle olunca, bunları yazanlar kadar, okuyan, okuyabilen bir kitlenin de bulunması ve bu yazının çeşitli Türk boy ve uluslarınca kullanılmış olması gerekmektedir. Dolayısıyla, Köktürklerden önce bu alfabenin olmadığı yolundaki bir düşünce de kabul edilemez. (En Eski Türkçenin İzlerinde)
- “Araştırmalar, Türkiye Türkçesinde türetmede görev alan biçimbirimlerin sayısının 100’ü geçtiğini göstermektedir. Türkçenin bu özelliği ona her türlü kavramı , her yeni kavramı karşılayabilme olanağı sağlanmaktadır.” (Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını)
- Burada, dikkati çeken bir gelişmeye de değinmek gerekiyor: Atatürk döneminde, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 18 Temmuz 1932 tarihli yazısıyla bütün ülkede ezanın Türkçe sözlerle okunmasına başlanmıştı (bkz. Turan, 1981: 22). metni şu sözlerden oluşuyordu: 'Tanrı uludur (4 kez)/ Tanrıdan başka yoktur tapacak (2 kez)/ Tanrının elçisidir Muhammet (2 kez)/ Haydin namaza (2 kez)/ Haydin felaha (2 kez)/ Namaz uykudan hayırlıdır/ Tanrı uludur (2 kez)/ Tanrıdan başka yoktur tapacak/' (Türkçenin Bağımsızlık Savaşımı)
- Televizyonu tivi, IMF'yi ayemef diye okuyan, HBB'yi eyçbibi diye sesleten kimselerin tutumu da ana dilimizin zararınadır. (Türkçenin Gücü)
- İkinci Dünya Savaşı' ndan sonra İngilizcenin bütün dünyada görülen yaygın etkisi , ana dil bilincinden yoksun kimselerin özensiz dil kullanımları, eğitim-öğretimde İngilizceye verilen ağırlık ve bu dille öğretim, Türkçenin sözcük ve terim düzeyindeki söz varlığında olumsuz gelişmelere neden olmuştur. (Türkçenin Zenginlikleri İncelikleri)
- En büyük başarı, bütün dış etkilere, olumsuz koşullara karşın, kendisine uyan yolu seçerek bu yolda kararlılıkla yürüyebilmektedir . (Yaşayınca...)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin